RABITA
12.11.2007, 21:59
“ Allah’ü teâlâ kullarının fiillerini yaratandır”
işte en küçük bir şeyi bir yerden başka bir yere kaldırıp kondurmak ta bir fiildir.Bu fiil nasıl meydana geldi? Kulun kesbi ve Allah’ın halk’ı ile.
Kulun kesbi nedir ?irade-i cüziyyesini kullanması kulun kesbidir.Mevlâ’nın Halk’ı ise irade-i külliyesini kullanmasıdır. Kul kesb eder Allah yaratır.
Öyleyse büyük ve ya küçük ne bütün efal (işler) Allah-u teâlâ Hazretleri tarafından halk edilir (yaratılır).
Sen irade-i cüziyyeni sarf etsen ,Cenabı Hak irade-i külliyesini kullanmasa hiçbir şey yapamazsın.Gerek sözler yönünden olsun,gerek hareketler yönünden olsun.İnsan bir kelime söyleyemez,parmağının ucunu bile hareket ettiremez.
Şimdi sohbetimizin ayetlerine başlayalım.
“Ey iman edenler! Sabırla ve namazla (Allah’u Teâlâ’dan ) yardım isteyin.muhakkak Allah’u Teâlâ Hazretleri nin yardımı,sabredenlerle beraberdir.”
Ayetimizde Mevlâ Teâlâ iki şeyle (sabretmekle ve namaz kılmakla )benden yardım dileyin buyuruyor.
Şimdi dünya halkı sabrı da bıraktı,namazı da bıraktı.Peki maksutlarına nasıl ulaşacaklar?
Allah’u tealâ Hazretlerinin yardımından mahrum kalan Musa (a.s) ın kavminin halini hatırlayalım.Musa (a.s) ‘a muhalefet etmeleri sebebi ile Tih sahrasında 40 sene mahkum bir halde kalmışlardı.Mevlâ Teâla onlar hakkında :
Buyurdu ki : “Şüphesiz orası (Beyt-i Mukaddes arazisi) onların (o isyankar İsrail oğullarının) üzerine 40 yıl haram kılınmıştır.Orada ( bulundukları Tih sahrasında) hayret içerisinde dolaşacaklar.Artık o fasıklar kavmine acıma.” (Maide suresi 26 )
Beni İsrail güneşin altında sabahtan yola çıkıyorlar,gidiyorlar, bir yere geliyorlar,birde akşam bakıyorlar ki aynı yerdeler.Tam 40 sene! Bundan anlaşılıyor ki insan evinin yolunu bulamaz.Hatta bir odadan diğer odaya geçemez.Her an Mevlâ’nın yardımına muhtacız. Zirâ Allah Zülcelal’ den başka kimse hiçbir şeye kadir olamaz.
Bu Ayet-i Kerime de bunu teyit etmektedir.
“Eğer Allah-u Teâlâ size yardım ederse artık size galip olacak kimse yoktur.Ve eğer sizi (yalnız bırakırda) zelil ederse artık ondan sonra size yardım edecek kimdir?.” (Âli İmran suresi 160)
Herhangi bir müşkülle karşılaştığımız vakitte mutlaka o müşkülün halli için yardım istememiz lazımdır. Ne ile? Ayet-i Kerimenin mucibince ,sabretmekle,namaz kılmakla.O iş oluncaya kadar niye gecikti dememeli ,ümitsiz olmamalı,sabretmeli,namaz kılmaya devam etmelidir.O iş Allah’ın yardımıyla olur.
Şimdi bizim eksiklerimizi tamamlamak ve milleti İslam’a davet etmek gibi büyük bir davamız var. Buna ancak Allah’ın yardımıyla erebiliriz.
Bu nedenle her gün istiâne (yardım talebi )namazı kılmalıyız,Mevlâ’ya yalvarmalıyız. İtikadımız,amellerimiz,ahlakımız şeriatın emrettiği gibi olsun.
Her işte Mevlâ Tealâ Hazretlerine muhtaç olduğumuzu çok iyi bilmeliyiz.
Her işe başlarken besmele çekmeliyiz.mesela; yemek yemeye besle çekerek başladığımızda , ağza alınışında,çiğnenişinde,yutuluşunda,yemek borusunda geçişinde,mideye faydalı olup,zararlı olmayışında Rahman ve rahim olan Allah’ın adı ile başlıyorum” demek istemiş oluruz.
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adı ile başlarsak yardım olur.Efendimiz Aleyhisselam buyuruyor ki:
“Şerefli ve kıymetli her hangi bir işe Allah’ın ismi ile başlanmazsa o iş hayırsızdır.”
İslam’ın emrettiği,müsaade ettiği her iş şereflidir.Neûzü billah kumar oynayan şerefli değildir,rezalet sahibidir.Kezâ gıybet etmek,söz taşımak,yalan söylemek,fesatlık koparmak için gezmek…bunlar şerefsiz işlerdir. Şerefli ise Kur’an-ı Kerim’in emirleriyle amel etmek,ettirmek,ihlası kazanmak,kazandırmak, iyi niyet etmek ettirmektir.
Böyle, böyle tâ ki zikri kalbe yerleştirinceye kadar çalışmaktır….
işte en küçük bir şeyi bir yerden başka bir yere kaldırıp kondurmak ta bir fiildir.Bu fiil nasıl meydana geldi? Kulun kesbi ve Allah’ın halk’ı ile.
Kulun kesbi nedir ?irade-i cüziyyesini kullanması kulun kesbidir.Mevlâ’nın Halk’ı ise irade-i külliyesini kullanmasıdır. Kul kesb eder Allah yaratır.
Öyleyse büyük ve ya küçük ne bütün efal (işler) Allah-u teâlâ Hazretleri tarafından halk edilir (yaratılır).
Sen irade-i cüziyyeni sarf etsen ,Cenabı Hak irade-i külliyesini kullanmasa hiçbir şey yapamazsın.Gerek sözler yönünden olsun,gerek hareketler yönünden olsun.İnsan bir kelime söyleyemez,parmağının ucunu bile hareket ettiremez.
Şimdi sohbetimizin ayetlerine başlayalım.
“Ey iman edenler! Sabırla ve namazla (Allah’u Teâlâ’dan ) yardım isteyin.muhakkak Allah’u Teâlâ Hazretleri nin yardımı,sabredenlerle beraberdir.”
Ayetimizde Mevlâ Teâlâ iki şeyle (sabretmekle ve namaz kılmakla )benden yardım dileyin buyuruyor.
Şimdi dünya halkı sabrı da bıraktı,namazı da bıraktı.Peki maksutlarına nasıl ulaşacaklar?
Allah’u tealâ Hazretlerinin yardımından mahrum kalan Musa (a.s) ın kavminin halini hatırlayalım.Musa (a.s) ‘a muhalefet etmeleri sebebi ile Tih sahrasında 40 sene mahkum bir halde kalmışlardı.Mevlâ Teâla onlar hakkında :
Buyurdu ki : “Şüphesiz orası (Beyt-i Mukaddes arazisi) onların (o isyankar İsrail oğullarının) üzerine 40 yıl haram kılınmıştır.Orada ( bulundukları Tih sahrasında) hayret içerisinde dolaşacaklar.Artık o fasıklar kavmine acıma.” (Maide suresi 26 )
Beni İsrail güneşin altında sabahtan yola çıkıyorlar,gidiyorlar, bir yere geliyorlar,birde akşam bakıyorlar ki aynı yerdeler.Tam 40 sene! Bundan anlaşılıyor ki insan evinin yolunu bulamaz.Hatta bir odadan diğer odaya geçemez.Her an Mevlâ’nın yardımına muhtacız. Zirâ Allah Zülcelal’ den başka kimse hiçbir şeye kadir olamaz.
Bu Ayet-i Kerime de bunu teyit etmektedir.
“Eğer Allah-u Teâlâ size yardım ederse artık size galip olacak kimse yoktur.Ve eğer sizi (yalnız bırakırda) zelil ederse artık ondan sonra size yardım edecek kimdir?.” (Âli İmran suresi 160)
Herhangi bir müşkülle karşılaştığımız vakitte mutlaka o müşkülün halli için yardım istememiz lazımdır. Ne ile? Ayet-i Kerimenin mucibince ,sabretmekle,namaz kılmakla.O iş oluncaya kadar niye gecikti dememeli ,ümitsiz olmamalı,sabretmeli,namaz kılmaya devam etmelidir.O iş Allah’ın yardımıyla olur.
Şimdi bizim eksiklerimizi tamamlamak ve milleti İslam’a davet etmek gibi büyük bir davamız var. Buna ancak Allah’ın yardımıyla erebiliriz.
Bu nedenle her gün istiâne (yardım talebi )namazı kılmalıyız,Mevlâ’ya yalvarmalıyız. İtikadımız,amellerimiz,ahlakımız şeriatın emrettiği gibi olsun.
Her işte Mevlâ Tealâ Hazretlerine muhtaç olduğumuzu çok iyi bilmeliyiz.
Her işe başlarken besmele çekmeliyiz.mesela; yemek yemeye besle çekerek başladığımızda , ağza alınışında,çiğnenişinde,yutuluşunda,yemek borusunda geçişinde,mideye faydalı olup,zararlı olmayışında Rahman ve rahim olan Allah’ın adı ile başlıyorum” demek istemiş oluruz.
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adı ile başlarsak yardım olur.Efendimiz Aleyhisselam buyuruyor ki:
“Şerefli ve kıymetli her hangi bir işe Allah’ın ismi ile başlanmazsa o iş hayırsızdır.”
İslam’ın emrettiği,müsaade ettiği her iş şereflidir.Neûzü billah kumar oynayan şerefli değildir,rezalet sahibidir.Kezâ gıybet etmek,söz taşımak,yalan söylemek,fesatlık koparmak için gezmek…bunlar şerefsiz işlerdir. Şerefli ise Kur’an-ı Kerim’in emirleriyle amel etmek,ettirmek,ihlası kazanmak,kazandırmak, iyi niyet etmek ettirmektir.
Böyle, böyle tâ ki zikri kalbe yerleştirinceye kadar çalışmaktır….