PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Risale-i Kudsiyyede Seyr-u Sülük



MAHMUDHOCA
05.02.2007, 22:26
Ebu Hureyre (ra) dan rivayete göre, Resulullah (sav):

-“Her insan İslam fıtratı üzere doğrulur (yaratılır) buyurdu.”

Bu Hadis-i Şeriften anlaşıldığına göre İslam fıtratı üzerine yaratılmıştır. Fakat bilfiil islamın meydana gelmesi peygamberlerin talim ve tebliğleriyle, onların varisleri olan ulema ve meşayihın irşadına bağlıdır. İnsan ALLAH-u Tealâ’nın dinini öğrendikten sonra, Tarikatı Aliyye aşısıyla aşılanır ve seyr-u sülük’e, yani Mevla Tealâ Hazretlerine manevi bir şekilde yürüyebilmek için tayin edilmiş vazifelere hakkıyla riayet ederse, Mevlanın falu ihsanı da ona ulaşırsa, o zaman huzuru kalple ibadet etme zevkini elde etmiş olur.

Nitekim Risale-i Kudsiyyede bu husus şu şekilde izah edilmektedir:

Sülük eder eğer çi nakşibendi:

Nakşibendi tarikatına mensup olan kişi sülük eder.

Sülük: Tasavvuf yoluna girerek, riyazetle iştigal edip ( az yemek, az içmek, az uyuyup, az konuşmak gibi manevi vazifelerle meşgul olmak suretiyle) ALLAH yolcusunun, Mevla ile kendi arasındaki perdleri aşmak için manevi bir yürüyüşle yüremesinden ibarettir.

Gece gündüz atar nefse kemendi:

(Bu kişi) Gece gündüz nefsine kement atar.

Kement: Düşmanı ve avlanırken bazı hayvanatı tutmak için uzaktan atılan, ucu ilmikli ip ki, boynuna geçtikten sonra, çekişmekle sıkışır.

Eder hem zikru fikru ercümendi:

Bu muhterem kişi zikir ve tefekkür eder.

Bu şekilde nefsini bağlamış olur. İşte zikir, tefekkür, rabıta ve murakabe gibi Tarikatı aliyyenin vazifelerine çalışmak, nefse kement atmaktır. Bu vazifeleri yaparak nefse kement atılmadığı takdirde, nefis her zaman şehavani (sevdiği) yollara dalmakla, Mevla ile kendi arasına daha nice perdeler sokar ve bu sebeple Mevla ile huzurdan (beraberlikten) geri kalmış olur.

Ercümend: Muhterem, akıllı kişi demektir.

Azimetdir değildir başka fendi:

(O Muhterem kişinin, nefsi yakalamaktaki) çaresi azimetle (ciddiyetle, azimetle) amel etmekten başka bir şey değildir.

Beytin şu kısmı da şunu anlatıyor. Burada, bu kişi gece gündüz nefse kement atmakla, acaba islam da olmayan başka bir şey mi icat ediyor? diye bir soru akla gelirse, cevap verilir ki:

Hayır! O kişinin gayesi ancak azimetle amel etmektir, ruhsatla amel etmek değildir. Çünkü insan namaz, oruç, hac gibi emirleri tutarak, Mevla'ya karşı vazifesini yapmış olur ama, bunları yapmakla ruhsatla amelden ileri geçemez.

Azimetle amel etmeyi daha ziyade açıklamak için şu izahat uygun olur:

Tarikatta olan insan, 24 saatin bir kısmını tarikat kaidesi üzere zikrullah'a, diğer bir kısmını beş vakit namazı cemaatle kılmaya, diğer bir kısmını işrak, kuşluk, evvabin, teheccüt gibi sünnet namazlara, diğer bir kısmını da uygun olan saatinde istirahatlerine ayırırlar ki:

Abdullah İbn-i Ebi Evfa (ra) dan rivayete göre, P.E (sav):

-"Alimin uykusu ibadet, nefesi tesbihtir" buyurdu.

Hadis-i Şerifin manasınca mutedil (ölçülü) şekilde yapılan istirahatler de şükrün ifasından (yerine getirilmesinden) sayılmaktadır.

Diğer saatlerini de mesleğine uygun olarak; ders okutmak, ziraat, ticaret ve ammenin (umum insanların) ihtiyacıyla uğraşmaya ayırır. Bu işler de Şer'i Şerif'in koyduğu esaslara uygun olduğu müddetçe, yine şükrün ifasından sayılır.

ALLAH-u Teala Hazretleri; bu şekilde çalışmaya devam eden kuluna, Risale-i Kudsiyye'nin bunu müteakip mısralarında belirtilen huzur-u daimiyi (devamlı kendisiyle beraber olma makamını) fazlu keremiyle ihsan eder.

Huzuri daimi üzre ibadet, Şeriatde iderler istikamet

Onlar devamlı huzur üzere ibadet etmeye ve şeriat da istikamet etmeye muvaffak olurlar.

semenulcennet
27.02.2007, 18:29
Allah razı olsun hocam paylaşımın için..

ARAL
28.07.2008, 18:30
güncelleme

**-ENES-**
01.08.2008, 12:42
allah razı olsun

HaKKaNiYeT
01.08.2008, 12:57
allah razı olsun

ARAL
15.03.2009, 22:46
güncelleme

إسماعيل
28.04.2010, 17:11
Sülük: Tasavvuf yoluna girerek, riyazetle iştigal edip ( az yemek, az içmek, az uyuyup, az konuşmak gibi manevi vazifelerle meşgul olmak suretiyle) ALLAH yolcusunun, Mevla ile kendi arasındaki perdleri aşmak için manevi bir yürüyüşle yüremesinden ibarettir.