PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : İşte hakiki AŞK!...



*sabahyeli*
08.02.2007, 23:36
Medine'nin kadınları hem güleryüzlü, hem de güzeldirler. Ancak Hifa Hatun başka güzeldir ve bambaşka gülümser. Öylesine sıcakkanlı ve öylesine samimidir ki kadınlar onu canları gibi severler. Oğlu, abisi, erkek kardeşi olanlar akraba olmaya kalkar, hatta bazıları beylerine ister. Onu ciddi ciddi sıkıştırır, araya hatırlıları koyup, izdivaç teklif ederler.

Hifa Hatun'un methi hızla yayılır ve çoook uzaklara gider. Bırakın
hekimleri, tüccarları, vezirler, sultanlar sıraya girer. Ancak o Necaşi gibi bir İmparatoru bile reddeder sadece ve sadece Allah'ın rızasını diler.

Ama taliplerin ardı arkası kesilmez. Kimi ayaklarına halılar serer... Kimi cevahirler döker... Yüz kızıl tüylü deveyi getirip kapısına bağlayanları mı sorarsınız, yoksa saray anahtarlarını önüne atanları mı?

Hifa Hatun bütün bunlara dönüp bakmaz bile, Efendimizin huzuruna çıkıp "Ey Allah'ın Resûlü" der, "bana cennete götürecek bir şeyler öğretsene." Doğrusu o, Peygamber Efendimiz'in (sallallahu aleyhi ve sellem) 'gündüzleri oruç tut' ya da 'geceleri namaz kıl' gibi bir tavsiyede bulunacağını sanır ama Server-i Kâinat "Önce evlenmen lâzım" buyururlar "zira bununla dininin yarısını emniyete alırsın!" Hifa, büyük bir teslimiyetle boynunu büker ve "siz kimi münasip görürseniz ben ona razıyım" der.

Mâlum, o sıradan bir hanım değildir ve onu nikahına alacak erkeğin de "özel" olması gerekir. Lâkin Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ne kimseye ümid verir, ne de kimsenin ümidini kırar. Her zamanki gibi basit ve pratik bir çare bulur "yarın sabah mescide ilk gelenle evlen" buyururlar. Bu teklifi herkesin hoşuna gider, talipler erken kalkmak için tedbirler düşünür, kendilerince hazırlık yaparlar.

Bu haberi elbette Hazret-i Suheyb de duyar ama dikkate almaz. Zira o fakir ve kimsesiz biridir. Evi yurdu yoktur ve karnını zor doyurur. Kah ağaç altlarına uzanır, kâh mescid gölgelerine kıvrılır. Uzun boyuna rağmen o kadar zayıftır ki, rüzgar sert esse ayaklarını yerden kaldırır.

Ama bakın şu işe ki o gece Allahü teâlâ bütün sahabelere derin bir uyku verir, Hifa Hatun'un talipleri gözlerine çöken ağırlığa yenilirler. Resulullah Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) her zamanki gibi imsak sökerken mescide gelir ve büyük bir merakla talihli sahabeyi bekler.

Nitekim mescidin eşiğinde bir gölge uzar ve Süheyb içeri girer.
Resulullah Efendimiz namazdan sonra Hifa Hatunu çağırtıp neticeyi bildirir. Hazret-i Hifa büyük bir teslimiyetle kabul eder.

Efendimiz güzel bir hutbe okur ve nikah akidlerini yaparlar. Sonra şanslı sahabeye döner "Ey Süheyb" buyururlar, "şimdi hanımına bir hediye al ve tut elinden evine götür."Suheyb Radıyu anh ellerini çaresizlikle iki yana açar. "İyi ama" diye mırıldanır, "benim ne bir dirhem gümüşüm, ne de sığınacak evim var."

Hifa Hatun kocasının boynunu büktürmez, ona içinde on bin dirhem gümüş olan süslü bir heybe gönderir ve "filanca yerdeki köşkümü sana hediye ettim" der. Alemlerin Efendisi çok hislenir onlara hayır dualar ederler.

Süheyb, o gün Medine sokaklarında dolanır durur, akşama doğru utana sıkıla konağa sokulur. Kendisi için hazırlanan muhteşem sofradan ya bir, ya iki hurma alır ve "Ya Hifa" der, "biliyorum sen benim için bulunmaz bir nimetsin, ben ise senin için sadece mihnetim. Ben şükretsem gerek, sen sabretsen gerek. İster misin şu geceyi taat ve ibadetle geçirelim zira Efendimiz (Sallallahü aleyhi ve sellem) "Cennette yüksek bir çardak vardır. Orada yalnız şükredenlerle sabredenler otururlar." buyurdular.

Ve öyle de yaparlar. Seccadelerini gözyaşları ile ıslatır, kalplerini zikr ile aydınlatırlar. Cebrail Aleyhisselam olup biteni Resulullah Efendimize anlatır ve onları Allahü teâlânın cenneti ve cemaliyle müjdeler.

Ertesi sabah, namazdan sonra Efendimiz Suheyb'i yanlarına oturtur "Ey Süheyb" buyururlar "geceki halini sen mi anlatırsın ben mi anlatayım?" Süheyb gözlerini kucağına indirir, zor duyulan bir sesle "Allahın Resulü en iyisini bilir" cevabını verir.

Efendimiz onlara "ne mutlu size" gibilerinden bakar, "İkiniz de cennetliksiniz" buyururlar, "... ve Allahü teâlâyı göreceksiniz!" Süheyb derhal secdeye kapanır ve "Ya Rabbi!" diye yalvarır, "o ki beni mağfiret ettin, günahlara bulaşmadan canımı al!"

Allahü teâlâ bu yanık duayı kabul eder, Suheyb, secdede kalakalır. Mescidde bulunanlar ağlamaklı olurlar. Resulullah Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) "Size daha şaşılacak bir şey söyliyeyim mi? Şu anda Hifa Hatun da ruhunu Hakka teslim etti" buyururlar.

Namazlarını, yüzü suyu hürmetine yaratıldığımız o yüce Server kıldırır. İkisini yanyana toprağa bırakırlar. Baş uçlarına küçük bir tahta çakar.
Birine "Şükredenlerden Suheyb" yazarlar, öbürüne "Sabredenlerden Hifa!"...

(daha önce yazılmışmıydı bilmiyorum baktım ama göremedim.çok hoşuma gitti sizlerle paylaşmak istedim...selametle...)

Mevsul
09.02.2007, 05:34
Çok güzeldi, elinize sağlık...Örnek alırız inşallah.

.

H@FIZ
09.02.2007, 19:15
Allah razı olsun.Çok güzel bir paylaşım oldu.

mahmuddd
23.04.2007, 05:46
Orjinal Yazarı H*FIZ
Allah razı olsun hocam. Mevlam bu teslimiyeti hepimize nasip eylesin...

SoNSuZ-NuR
17.05.2008, 16:11
Rabbim razı olsun kardeşim

sahabe_hayranı
21.05.2008, 11:55
Allah (C.C) razı olsun. Emeğinize sağlık. :-038

Artemistr
24.05.2008, 09:48
Orjinal Yazarı SoNSuZ-NuR
Rabbim razı olsun kardeşim

ARAL
26.05.2008, 00:32
Orjinal Yazarı SoNSuZ-NuR
Rabbim razı olsun kardeşim

ebu hanife
18.09.2008, 22:05
hifa hatun, ümmetin destanı oldu..

ne güzel bir hayat, ne güzel bir son...

huzmetülmisbah
24.09.2008, 15:32
hifa hatun, ümmetin destanı oldu..




ne güzel bir hayat, ne güzel bir son...




:-046

uKKAŞe
21.12.2008, 19:26
:-046yarın için lazımdı:-055:-055:-055

EnTe MaKsUuDİ
21.12.2008, 19:42
:-046

ikra
21.12.2008, 20:53
çok güzel bi evlilik...sonu cennet olan...sonu Rahman'ın cemalini görmeye muvaffak olan bi evlilik...ne mutlu suheyb ve hifa hatun'a:-040 zaten mekanları cennet... ama insan yine de hüzünleniyor işte....Rabbim herkese böyle muhteşem bi evlilik nasip etse:-003:-003

sevdamislam
22.12.2008, 14:49
cok güzel ALLAH razi olsun kardesim :-055

:-046

Sayha
25.12.2008, 14:22
:-046 Kardeşim çok duygulu bir yazı devamını bekleriz...mevla kalemine kuvvet versin...amin.

ikra
29.03.2009, 19:24
güncelleme*:-046

.:Ali'y-ül Murtaza:.
28.04.2009, 16:37
Şükredenlerden suheyp sabredenlerden hıfa
>>Medine'nin kadınları hem güleryüzlü, hem de güzeldirler. Ancak Hifa
>>Hatun başka güzeldir ve bambaşka gülümser. Öylesine sıcakkanlı ve
>>öylesine samimidir ki kadınlar onu canları gibi severler. Oğlu,
>>abisi, erkek kardeşi olanlar akraba olmaya kalkar, hatta bazıları
>>beylerine ister. Onu ciddi ciddi sıkıştırır, araya hatırlıları
>>koyup, izdivaç teklif ederler.Hifa Hatun'un methi hızla yayılır ve
>>çoook uzaklara gider. Bırakın hekimleri, tüccarları; vezirler,
>>sultanlar sıraya girer. Ancak o Necaşi gibi bir İmparatoru bile
>>reddeder sadece ve sadece الله'ın rızasını diler. Ama taliplerin
>>ardı arkası kesilmez. Kimi ayaklarına halılar serer... Kimi eşiğine
>>cevahirler döker... Yüz kızıl tüylü deveyi getirip kapısına
>>bağlayanları mı sorarsınız, yoksa saray anahtarlarını önüne
>>atanları mı? Hifa Hatun bütün bunlara dönüp bakmaz bile,
>>Efendimizin huzuruna çıkıp
>>"Ey الله'ın Resûlü" der, "bana cennete götürecek bir şeyler
>>öğretsene." Doğrusu o, Peygamber Efendimiz'in (sallاللهu aleyhi ve
>>sellem) 'gündüzleri oruç tut' ya da 'geceleri namaz kıl' gibi bir
>>tavsiyede
>>bulunacağını sanır ama Server-i Kâinat "Önce evlenmen lâzım"
>>buyururlar "zira bununla dininin yarısını emniyete alırsın!" Hifa,
>>büyük bir teslimiyetle boynunu büker ve "siz kimi münasip
>>görürseniz ben ona razıyım" der.
>>Mâlum, o sıradan bir hanım değildir ve onu nikahına alacak erkeğin
>>de "özel" olması gerekir. Lâkin Resûlullah (sallاللهü aleyhi ve
>>sellem) ne kimseye ümid verir, ne de kimsenin ümidini kırar. Her
>>zamanki gibi basit ve pratik bir çare bulur "yarın sabah mescide
>>ilk gelenle evlen" buyururlar. Bu teklifi herkesin hoşuna gider,
>>talipler erken kalkmak için tedbirler düşünür, kendilerince
>>hazırlık yaparlar. Bu haberi elbette Hazret-i Suheyb de duyar ama
>>dikkate almaz. Zira o fakir ve kimsesiz biridir. Evi yurdu yoktur
>>ve karnını zor doyurur. Kah ağaç altlarına uzanır, kâh mescid
>>gölgelerine kıvrılır. Uzun boyuna rağmen o kadar zayıftır ki,
>>rüzgar sert esse ayaklarını yerden kaldırır. Ama bakın şu işe ki o
>>gece اللهü teâlâ bütün sahabelere derin bir uyku verir, Hifa
>>Hatun'un talipleri gözlerine çöken ağırlığa yenilirler.
>>Resulullah Efendimiz (sallاللهu aleyhi ve sellem) her zamanki gibi
>>imsak sökerken mescide gelir ve büyük bir merakla talihli sahabeyi
>>bekler. Nitekim mescidin eşiğinde bir gölge uzar ve Süheyb içeri
>>girer. Resulullah Efendimiz namazdan sonra Hifa Hatunu çağırtıp
>>neticeyi bildirir. Hazret-i Hifa büyük bir teslimiyetle kabul
>>eder.Efendimiz güzel bir hutbe okur ve nikah akidlerini yaparlar.
>>Sonra şanslı sahabeye döner "Ey Süheyb" buyururlar, "şimdi hanımına
>>bir hediye al ve tut elinden evine götür."Suheyb Radıyاللهu anh
>>ellerini çaresizlikle iki yana açar. "İyi ama" diye mırıldanır,
>>"benim ne bir dirhem gümüşüm, ne de sığınacak evim var." Hifa Hatun
>>kocasının boynunu büktürmez, ona içinde on bin dirhem gümüş olan
>>süslü bir heybe gönderir ve "filanca yerdeki köşkümü sana hediye
>>ettim" der. Alemlerin Efendisi çok hislenir onlara hayır dualar
>>ederler. süheyb, o gün Medine
>>sokaklarında dolanır durur, akşama doğru utana sıkıla konağa
>>sokulur. Kendisi için hazırlanan muhteşem sofradan ya bir, ya iki
>>hurma alır ve "Ya Hifa" der, "biliyorum sen benim için bulunmaz bir
>>nimetsin, ben ise senin için sadece mihnetim. Ben şükretsem gerek,
>>sen sabretsen gerek. İster misin şu geceyi taat ve ibadetle
>>geçirelim zira Efendimiz (Sallاللهü aleyhi ve sellem) "Cennette
>>yüksek bir çardak vardır. Orada yalnız şükredenlerle sabredenler
>>otururlar." buyurdular. Ve öyle de yaparlar. Seccadelerini
>>gözyaşları ile ıslatır, kalplerini zikr ile aydınlatırlar. Cebrail
>>Aleyhisselam olup biteni Resulullah Efendimize anlatır ve onları
>>اللهü teâlânın cenneti ve cemaliyle müjdeler. Ertesi sabah,
>>namazdan sonra Efendimiz Suheyb'i yanlarına oturtur "Ey Süheyb"
>>buyururlar "geceki halini sen mi anlatırsın ben mi anlatayım?"
>>Süheyb gözlerini kucağına indirir, zor duyulan bir sesle "اللهın
>>Resulü en iyisini bilir" cevabını verir.
>>Efendimiz onlara "ne mutlu size" gibilerinden bakar, "İkiniz de
>>cennetliksiniz" buyururlar, "... ve اللهü teâlâyı göreceksiniz!"
>>Süheyb derhal secdeye kapanır ve "Ya Rabbi!" diye yalvarır, "o ki
>>beni mağfiret ettin, günahlara bulaşmadan canımı al!" اللهü teâlâ
>>bu yanık duayı kabul eder, Suheyb, secdede kalakalır. Mescidde
>>bulunanlar ağlamaklı olurlar. Resulullah Efendimiz (sallاللهu
>>aleyhi ve sellem) "Size daha şaşılacak bir şey söyliyeyim mi? Şu
>>anda Hifa Hatun da ruhunu Hakka teslim etti" buyururlar.
>>Namazlarını, yüzü suyu hürmetine yaratıldığımız o yüce Server
>>kıldırır. İkisini yanyana toprağa bırakırlar. Baş uçlarına küçük
>>bir tahta çakar.
>>
>>Birine "şükredenlerden Suheyb" yazarlar, öbürüne "sabredenlerden
>>Hifa!"
>>
>> Rabbim inş cümlemizi şükreden ve sabredenlerden eyler amiiiiiiiiiiin

aşk arayanlar okusun

Allah razı olsun:-055

Hadimül harameyn
29.04.2009, 17:02
:-055:-046:-055

selman88
05.05.2009, 15:11
cok hos ve mujdeleyici,tesekkurler

_MuSaB_
05.05.2009, 15:44
Ya Rabbi!" diye yalvarır, "o ki beni mağfiret ettin, günahlara bulaşmadan canımı al!"


:-046

SiNa
05.05.2009, 17:28
:-046

MİRAC
05.05.2009, 17:30
Şükredenlerden süheyb
Sabredenlerden Hifa
Allah ve resulu razı olsun

ÇARE
05.05.2009, 18:04
güncelleme

iCTeN
23.05.2009, 09:31
:-055:-055

MİRAC
23.05.2009, 10:10
Sabredenlerden Hifa
şükredenlerden Süheyb
:-046

.::TuFeYL::.
23.05.2009, 10:26
güncelleme

HaKKaNiYeT
10.07.2009, 18:37
:-046

GÖNÜL_İNCİM
10.07.2009, 18:56
EMEĞİNE SAĞLIK KARDEŞİM ÇOK MÜKEMMEL Bİ PAYLAŞIM...

yaz yagmuru
10.07.2009, 19:03
hifa hatun, ümmetin destanı oldu..





ne güzel bir hayat, ne güzel bir son...

hakikaten öyle kardeşim..Çok güzel ibretlik bir hikaye ..RABBİM razı olsun:-033

إسماعيل
10.07.2009, 19:23
:-046

ARAL
15.03.2010, 19:18
güncelleme

aşk-ı musab
08.11.2010, 21:32
Menkıbesi anlatılan fakat hayatı hakkında malumat verilmeyen kadın sahabelerden biridir. Medineli ve ensardan olduğu anlaşılmaktadır. Kabilesi ve doğum tarihi bilinmemektedir.Medine-i Münevvere’de güzelliği ile ün salmış bir kadındı. Bir gün Rasûlullah (s.a.v) efendimizin huzuruna gelip şöyle söyledi: “Ya RasûlALLAH! Bana beni cennete götürecek bir iş öğret!” Rasûlullah (s.a.v) “Önce biriyle evlen. Bununla dinin yarısını emniyete alırsın.” buyurdu. Ya RasûlALLAH! Benim dengim kim olur? “Beni Habeş Necâşîsi (kral) istedi, ben onu istemedim. Ubeydullah yüz deve ve başka şeyler de verdi, onu da kabul etmedim. Lakin siz ahirette kurtuluşumun evlilikten geçtiğini buyurdunuz. Siz kimi münasip görürseniz onunla evlenmeye razıyım.” dedi. Hîfâ Hatun’un siz kimi münasip görürseniz razıyım sözünün altında, gönlünden Peygamberimizin kendisini müminlerin annelerinden kılacağı ümidi vardı. Lakin Rasûlullah’ın (s.a.v) böyle bir niyeti yoktu. Onu gücendirmek de istemiyordu. “Yarın sabah mescide en evvel kim gelirse onunla evlendireceğim.” buyurdu. Onunla evlenmek isteyen sahabeleri de ümitsizliğe düşürmek istemediğinden böyle bir yol takip etmeyi uygun görmüştü.Ertesi gün hiç biri erken uyanamadı. ALLAH .(c.c) onlara uykudayken uyanma imkanı bahşetmedi. Rasûlullah (s.a.v) kimin geleceğini bekleyiverirken aniden Süheyb isimli, fakir, siyah renkli, görünüşü güzel olmayan, uzun boylu, zayıf ve ince yapılı olan sahabe geldi. Hîfâ Hatun ise, zengin, güzel ve rağbet edilen biriydi. Namazdan sonra Hîfâ Hatunu çağırdı, durumu bildirdi. O da buna razı oldu. Hiç itiraz etmedi. Rasûlullah (s.a.v) hutbe okudu, nikahlarını akdetti. “Süheyb, kalk ve bu hanımın için bir şeyler al!” buyurdu. Lakin Süheyb, dünyalığı olmadığını söyleyince Hîfâ Hatun, kendi servetinden on bin dirhem gümüşlük bir kese getirtti. Onları Süheyb’e verdiler. O da gerekli şeyleri alıverdi. Sonra Rasûlullah (s.a.v) “Ey Süheyb! Hanımının elini tut, onu evine götür!” buyurdu. Bu sefer Süheyb (r.a) dedi ki, Ya RasûlALLAH (s.a.v)! benim evim mesciddir. Hangi eve götüreyim?” Süheyb’in bu cevabını işiten Hîfâ Hatun, “filan yerdeki hazır konağı sana bağışladım. Kalk beni oraya götür.” dedi. Onun bu âlicenap tavrı ve hareketi Rasûlullah’ın (s.a.v) çok hoşuna gitti de ona dua etti. Sahabe de onun bu hareketini çok takdir ettiler ve onu övdüler.

Karı ve koca kalktılar ve birlikte konağa gittiler. Akşam olunca yemeklerini yediler. Rablerine hamd ettiler. Nihayet yatma vakti gelince, Hîfâ Hatun “Ey Süheyb! Bil ki, ben sana nimetim, sen bana mihnetsin. Sen bu nimete şükür, ben bu mihnete sabır için, gel bu geceyi ibadet ve taatle geçirelim. Sen şükrediciler, ben sabrediciler sevabına kovuşayım. Çünkü Rasûlullah (s.a.v) ‘Cennette yüksek çardak vardır. Bunda yalnız şükredenler ve sabredenler bulunur’ buyurdu.” dedi.

O gece ikisi de taat ve ibadet ile meşgul oldular. Sabah namazını eda için Süheyb mescide geldi. Cebrail a.s onların gerekli hallerini Rasûlullah’a (s.a.v) bildirdi. Cennet ve Cemâl-i ilâhî ile onlara müjde verdi. Rasûlullah (s.a.v) “Ey Süheyb! Geceki hâlini, sen mi anlatırsın, ben mi söyleyeyim?” buyurdu. Süheyb, Ya RasûlALLAH (s.a.v) siz söyleyiniz dedi. Rasûlullah (s.a.v) durumlarını, yaptıklarını bildirdi. Ve sonra “Siz cennetliksiniz ve ALLAH u Teâlâyı göreceksiniz” müjdesini verdi. Süheyb sevincinden ve Cenâb-ı Hakk’ın didarı müjdesine kavuşmak şevkinden başını secdeye koydu ve “Ya Rabbi! Eğer beni mağfiret etmişsen, günahlara bulaşmadan ruhumu kabz et! dedi. ALLAH u Teâlâ, onun ruhunu secdede iken kabz etti. Orada bulunan tüm sahabeler buna ağladılar. Rasûlullah (s.a.v) “Daha şaşılacak şey, Hîfâ’nın da bu anda ruhunu Hakk’a teslim etmiş olmasıdır.” buyurdular. Hakikaten o esnada Hîfâ Hatunun da Hakk’a yürüdüğünden kimsenin şüphesi olmadı. Muhbir-i sadık efendimizin her haber verdiği doğruydu. Nitekim bu da böyle oldu. Sahabe-i Kiram efendilerimiz her ikisinin de cenaze işlemlerlerini yaptıktan sonra ikisini de Cennet'ül Bakî'ye yanyana defnettiler. Başları ucuna iki tahta koydular. Tahtalardan birine: “Bu ALLAH u Teâlâ’nın nimetine şükür edenin kabridir.” diye yazdılar. Öbürüne de: “Bu ALLAH u Teâlâ’nın mihnetine sabredenin kabridir.” ibaresini yazdılar. Bu olay ile bir kere daha anlaşılmıştır ki, Ashab-ı kiram kuvvetli bir imana ve tam bir teslimiyete sahip idiler.

ALLAH (c.c) hepsinden razı olsun!

ALLAH RAZI OLSUN ABİ BAŞKA BİR ŞEKLİDE BUDUR BUNUDA SENİN KONUYA EKLEDİM