Orijinalini görmek için tıklayınız : yediğimize nekadar önem veriyoruz ?..!!!!!!
Dertli el-Halidi el-Kürdi
29.12.2007, 13:53
Esselamü Aleyküm Ve Rahmetullah..
Evet kardeşler bugün bizde çoğu müslüman gibi önünne gelen yerden ve önüne gelen markadan mı yiyiuoruz acaba??Yada dikkat ettiğimizi zannederken yanılıyor muyuz acaba??Meşhur ve büyük olduğu için temiz sandığımız bir çok fabrikanın şüpheli maddeleri kullandığını biliyor muyuz ve en önemlisi bir Müslüman olarak şüpheli maddeleri önemsiyor muyuz..Yoksa bizlerde sadece haramlardan kaçan sınıftan mıyız? ,bizlerde fıkıhta şüpheli yemek caizdir diyenlerden miyiz??
Düşünelim bir şüpheli yiyen bir insanın maneviyatını..!!! Bu insanda maneviyat denen bir şey kalır mı..Zamanla şüpheli maddeler onun maneviyatını yok edecektir..Hatta şüpheli yediğini bilmese bile..
Şüphelilerin etrafında çok fazla dolaşmamak gerekir,harama düşeriz..
Şüpheli yemek mübahtır,haram değil der çoğu kişi..Çok fazla mübaha dalmak tehlikelir,harama iter..
Tarafikde sarı,kırmızı,yeşil ışıklar var.Banane sarı ışıktan deniliyor mu??Sarı aradır..Seni kırmızıya,yeşile hazırlar..
Bizim hayatımızda yeşil ışıklar yok mudur??Yeşil helal,sarı şüpheli,kırmızı haramdır..Sarıya düşersek Allah muhafaza kırmızıya kayarız..
Bir kardeşimiz bir gün doktora gidiyor ve doktor ona perhiz veriyor..Hastanın buğday'a karşı alerjisi vardır ve doktor buğdayı yemeyeceğini söylüyor..Hasta gidiyor evine ve buğday hiç yemiyor..Doktora kontrole geliyor,makineye giriyor ama makine cevap vermiyor,Doktorda buğday yemişsin perhizini yapmamışsın diyor..Hasta bupdayı hiç yemediğini,ekmeğini dahi arpa ekmeği yediğini söylüyor..Peki diyor doktor,buğdaya dokundun mu,elledin mi?Hasta da makarnayı ellemiştim deyince..Hah işte tuttun perhiz gitti..Perhizin olmamış diyor..Yemeyi geçtik,dokunması bile zara veriyor..
İşte şüpheli de böyledir..Takvadır bu..Görüyor musunuz perhizdeki takvayı..Şüpheliye yaklaşmamak gerek dostlar..
İnşaAllah bu zamanda,imanını muhafaza etmenin elde tutulan kor ateşe benzediği bu zamanda bizler şüpheliye karşı savaş açanlardan olalım inşaAllah..
Vesselam..
--yar istanbul--
Dertli el-Halidi el-Kürdi
29.12.2007, 13:56
Cola ve Gazlı İçecekler Hakkında..
İnsanların büyük çoğunluğu 'Hedonism'in kölesidir. Kendilerine lezzet veren şeye yönelirler ama ötesini düşünmek istemezler. Aksine, lezzet peşindeki bu hallerini savunmaya, kendilerini bu mevzuda haklı görmeye ve göstermeye çalışırlar.
İsmindeki iki kelimeden biri 'Cola' olan gazozlar var. Ülkemizdeki gazozlar 'Gazlı alkolsüz içecek' (gazoz) adlı, Türk Standartları Enstitüsü'nün Ekim 1992'de yürürlüğe giren TS4080 No.'lu standardına göre üretilir. Bu standart 20 sayfa olup isteyen her vatandaş, bedeli mukabilinde Türk Standartları Enstitüsü Merkezi'nden veya bürolarından temin edebilir. Bu standardın 2. sayfasında 'Gazoz Sınıfları ve Spesifik Maddeleri', 3. sayfasında da 'Gazozun Genel Özellikleri' tablo halinde verilmiştir. İkinci tablo 'Kimyasal Özellikler'in 3. satırında, gazoz cinslerinin litrede 5 gr. kadar etil alkol (bütün alkollü içeceklerde sarhoşluk verici) bulunabileceğinin belirtilmesi dikkati çekiyor.
Daha açık ve anlaşılır olarak söylemek icap ederse, binde 5 gr. etil alkol ihtiva edebilen herhangi bir gazoz çeşidinin (sade, meyveli, kola, tonik, aromalı) 330 ml'lik bir kutusunda 10 ml. şaraptaki kadar etil alkol vardır (şarapta %15 etil alkol bulunduğu göz önüne alınırsa). Bu durumda, kendisine küçük bir kadehte sunulan 10 ml. şarabı, ihtiva ettiği 1.5 gr. etil alkol sebebiyle içmeyi reddeden birinin aynı miktar etil alkolü 330 ml'sinde ihtiva eden kutu gazozları hiç tereddütsüz içmeleri tezat olmuyor mu? İnsanların büyük çoğunluğu 'Hedonism'in kölesidir. Kendilerine lezzet veren şeye yönelirler ama o lezzetin ötesini düşünmek istemezler. Aksine, lezzet peşindeki bu hallerini savunmaya, kendilerini bu mevzuda haklı görmeğe ve göstermeye çalışırlar. Bu vesile ile, akla gelebilecek birkaç soru üzerinde durmak istiyorum:
Gazozlarda binde 5g. etil alkol bulunabiliyorsa, bunların standardına niçin 'Gazlı Alkolsüz İçeçek (Gazoz)' standardı ismi verilmiştir? Bu standardın ismindeki alkolsüz kelimesi ile içinde bulunabilen binde 5g. alkol birbirini nakzetmiyor mu? Belki bir oturuşta içilebilecek miktarda olmayan etil alkolü, standardı hazırlayanlar 'kabil-i ihmal' gördükleri için, bu standardın isminde 'alkolsüz' kelimesini kullanmış olabilirler. Fakat bu standardı hazırlayanların nazarında 'kabil-i ihmal' görülen bu etil alkol nispetinin, 'başka standart'lara göre de 'kabil-i' ihmal olmayacağını gözden uzak tutmamak icap eder. Diğer bir sebep de 'alkol' kelimesini itici bulan bir halka bu meşrubatı benimsetmek için ticari bir taktik olarak 'alkolsüz' kelimesinin bilhassa standart ismine dahil edilmesi olabilir.
Gazozlarda az da olsa, niçin etil alkol bulunur? Sade gazozlar da dahil, bütün gazozlarda tat veya koku verici esanslar kullanılar. Bu esanslar, yağ cinsinden maddeler olup suda çözünmezler. Bunları suda çözünür hale getirmek için hem su ile hem de yağlarla tam karışabilen (çözünebilen) ara çözücülere ihtiyaç olur. Bu hususta en bol, en ucuz ve en yaygın olarak kullanılan ara çözücü de etil alkoldür. Etil alkol bunun için gazozların terkibine girer. Kimya bilimi açısından bunun biraz daha açıklaması şöyledir: Kimyada, 'benzer olanlar, birbiri içinde çözünür' kaidesi vardır. En mühim ve en çok kullanılan çözücü de su olduğundan suyun dışındaki bütün çözücülerde hidrofil (suyu seven, su ile tam karışan) ve hidrofob (suyu sevmeyen su ile tam olarak karışmayan) olarak ikiye ayrılır. Moleküllerinde hidrofil bulunduran maddeler su ile hidrofil assosiasyon yaparak berrak bir çözelti verebilir. Yağ cinsi maddeler, bu sebeple benzin, eter, toluen gibi çözücülerde çözünür. Etil alkol ise molekülünde hem hidrofil hem de hidrofob grub bulundurduğundan hidrofil grubu ile hidrofil assosiasyon, hidrofob grubu ile de hidrofob assosiasyon yaparak ara çözücü vazifesi görür.
Karmaşık gibi görünen bu mevzuu, aslında herkes çok basit bir deneme yaparak kolayca anlayabilir. Bir iki damla yağ cinsi madde (zeytinyağı, çiçek yağı veya diğer sıvı yağ ve esanslar) bir şişe suya ilave edilse, ne kadar şiddetle ve uzun müddet çalkalansa berrak bir çözelti vermez. Bu bir iki damla yağ-bulunursa, biraz etil alkolde kolayca çözülebilir. Etil alkol bulunamazsa, tuvalet ispirtosu veya kolonya da %75-80 etil alkol ihtiva ettiğinden, bunların az bir miktarları da yağ cinsinden bir iki damla maddeyi kolayca çözerek berrak bir çözelti verir. Bu berrak çözelti şimdi bir şişe suya ilave edilirse, suyun berraklığı bozulmaz.
İşte gazozlarda tat ve koku verici yağ cinsi maddelerin berrak bir çözelti verecek şekilde suda çözünür hale getirilmesi için ara çözücü kullanma işlemi budur.
Etil alkolden başka, sekerat (sarhoşluk) verici olmayan sağlığa başka zararı da olmayan ara çözücüler yok mudur? Vardır. Fakat bunlar etil alkole nispeten daha pahalıdır ve imalatçının bunları seçip kullanmakta bir gayesi ve hassasiyeti yoksa, etil alkolden başkasını kullanmaz.
Tat ve koku verici yağ cinsi maddeleri suda çözünür hale getirmek için kullanılan etil alkol, gazoz içinde kimyevi bir değişime uğramaz mı? Etil alkol, hidrofil ve hidrofob assosiasyon yaparak yağ cinsi maddelerin suda çözülmesini sağlar. Kimyada bunun adı 'salvatasyon' olup fiziki bir olaydır. Fiziki olaya giren maddelerin asli mahiyeti genelde değişmez. Bir değişim olsa, bu fevkalede az oranda olabilir. Etil alkol tat ve koku verici yağları kimyevi değişime uğrayarak (solvaliz ile) çözmüş olsa idi, kendi ile birlikte çözdüğü maddelerin asli mahiyetinde de bir değişim olacaktı. Böyle bir değişim olsa idi, o yağların tat ve koku verme hassaları da kalmayacaktı.
Bu fiziksel özellikleri çözeltiye katmak için yapılan imalat işleminde istenen tat ve koku özelliklerinin işlem sonucu kaybolmayıp devamı, kimyevi olarak, ne bu tat ve koku verici yağlarda ne de onları suda çözünür hale getiren etil alkolde karşılıklı etkileşim (interaction) ile asli mahiyetlerinde bir değişikliğin olmadığının delilidir.
Son yıllarda 'cola' rekabeti'nin artmasının sebebi nedir? Her birinin piyasaya çıkışının özel bir sebebi olabilir. Bir genelleştirme yapılması doğru olmaz. Bir süper devletin kapitalizmine tepki duymak ve bu tepkiyi duyanlardan müşteri portföyü olarak istifade etmek, Filistin davasında taraflardan birine destek veren kola üretici bir firmaya karşı, buna tepki duyarak ve tepki duyanlara satın almaları için imalat yaparak kola markaları piyasaya çıkarmak, kola piyasasını kapitalizmle ve emperyalizmle savaşın mühim savaş alanlarından biri görmek ve biri haline getirmeye çalışmak, etnik sebepler v.s.
Ancak bu bizim için 'cola' rekabeti yapanların bunu niçin yaptıklarından çok, nefsimizin neyi, niçin yaptığı asıl önemli olanıdır. Yiyecek ve içeceklerden helalini araştırıp almak, hem kendimize hem bakmakla yükümlü olduklarımıza karşı temel bir vazifemizdir. Eğer helalini araştırıp seçmek zor geliyorsa, pratik bir kolaylık olarak helalini araştıran, seçen, yapan ve satan markaları seçmek elimizdedir. "ALLAH (c.c.) bizleri hakkı hak bilip ona tâbi olan, bâtılı bâtıl bilip ondan sakınanlardan eylesin" duasıyla akla kapı açıp, ihtiyarı (cüz'i iradeyi) elden almamak lazım geldiği inancındayım.
PROF. DR. MUSTAFA NUTKU / AKADEMİSYEN
Dertli el-Halidi el-Kürdi
29.12.2007, 14:01
NE ETi YiYORUZ ACABA? MUTLAKA OKUYALiM COK ÖNEMLi
POSTED ON: CUM, 2006-06-16 23:48 BY RÂYIH
NE ETi YiYORUZ ACABA?
" Hadi simdi de bilmediGiniz yerden et alin ve bilmediGiniz yerden yemek
yiyin bakalim..."
Gaziosmanpasa Hacimasli köyü domuz çiftliGi'nin sulari ve kati atiklari 300
metre mesafedeki Sazlidere Baraji 'na akiyor. Baraj on milyon kisinin su
ihtiyacini karsiliyor. Çiftlikte 5 bin domuz var.
Türkiye'deki domuz çiftliklerinde yillik 3 milyon kg. civarinda et
üretiliyor. Bu
rakam neredeyse kirmizi et üretiminin yarisi. Üretilen
domuzlar otellere, yemek fabrikalarina ve marketlere "kiyma" seklinde
satiliyor. Domuz etini Salam, sosis olarak da piyasaya sürmek en sik
kullanilan yöntem.
Peki neden domuz?
"Dinen yasak olmasina, Türk yemek kültürüne aykiri bulunmasina raGmen neden
domuz cazip bir konu?"
Çünkü domuz yetistiriciliGi kⲬi bir is. Domuz üretken bir hayvan.
Cinslerine ve yasina göre yilda bir, iki, bazen de üç kez ve her batinda
15-20 'ye kadar varan
yavru dünyaya getirebiliyor. Bir domuz yilda iki kez
doGum yapsa, her batindan 10 yavru yasasa, 20 sene yasayan bir domuzun 400
yavrusu oluyor. Ve dahasi yeni doGmus bir domuz 4-5 ayda 100 kiloya kadar
çikabiliyor.
Normal sartlarda evcil bir domuzun yüzde 30'u yaG olarak ayrilabilmekte
iken
bu rakam bazen yüzde 50'yi bulabiliyor.Yani 150 kg'lik bir domuzdan 75
kiloluk yaG elde edilebiliyor. Bu da dana yada koyuna göre tercih
edilmesinde önemli bir etken.
Beslenmesi kolay, cam disinda -les dahil- her seyi yiyebiliyor. Her domuz da
ortalama 80-100 kiloya
ulastiGi zaman kesiliyor. Kaba bir hesapla sadece bu çiftlikten yilda
yaklasik 1 milyon kg. et çikiyor.
Bu etlerin hangi kanalla, nerelere satildiGi meçhul. DiGer çiftlikler de göz
önüne alindiGinda Türkiye'de yaklasik 3 milyon kg domuz etinin piyasaya
deGisik yollarla sürüldüGü ortaya çikiyor.
Türkiye'deki toplam kirmizi et tüketiminin de 6 milyon kg. olduGu göz
önüne
alinirsa tablonun vahameti daha da netlesiyor. Kilosu 1ile 3.5 milyon lira
arasinda satilan bu domuz etlerinin aGirlikli olarak kiyma, sucuk, salam ve
sosis olarak satildiGi dile getiriliyor. Çiftlik çalisanlarindan ismail Türk
'ün verdiGi bilgiye göre kesilen etler toplu olarak büyük otellere,
yemek
fabrikalarina kiyma ve sosis gibi ürünler olarak satiliyor.
Bu ve benzeri çiftliklerden resmi olarak bes firma domuz satin aliyor:
Çerkezo, Polonez, Nuta, Namet ve
sütte ...
1. Çerkezo aldiGi ürünleri Salam Sosis olarak piyasaya sürerken ayni zamanda
Tesvikiye'deki sarküterisinden de nihai tüketiciye ulasiyor. (ki bu firmanin
bir de TADET adi altinda otellere ürün sattiGi bir markasi daha
bulunuyor...) Ayni zamanda butik maGazalarda ve ulusal zincir
maGazalarda
satilan BONUS markali ürünlerin üreticisi de ÇERKEZO...
2- AyazaGa'daki Çerkezo'nun hemen yaninda üretim yapan sÜTTE firmasi da
salam, sosis ve jambonlarini markasiyla satiyor. Ancak bilinen bu firmalar
ürünleri çesitli zamanlarda farkli isimlerde
piyasaya sürüyor. Daha önce sütte olarak piyasaya sürülen domuz mamulleri
son dönemde PiGGY adiyla satiliyor. Üstelik ünlü Amerikan fast food
zincirlerinden Little Caesar's Pizza tam 10 yili askin süreden beri et
mamullerini sÜTTE
firmasindan temin edip bizlere bir güzel yediriyor.
3- POLONEZ 5 yil öncesine kadar resmi olarak domuz ürünleri imal edip
MiGROS'larda açik açik ürünlerini satarken, son yillarda %100 dana etinden
ürünler imal ettiGini iddia ediyor.
"Peki ya bunlari göz göre göre maGazalarinda sattiran satin alma müdürleri
aldiklari rüsvetin yani sira bu milletin vebalini aldiklarini da biliyorlar
mi sizce?"
POLONEZin ciddi anlamda piyasaya yayilmasindaki en büyük faktör MiGROS' tur.
O dönem Migros 'un et mamulleri satin almasinda olan (su an oyuncak
reyonunda satin almacilik yapan) Coskun bey'in büyük paralar karsiliGinda
POLONEZ'le isbirliGi içerisinde olduGunu ve bizzat domuzlari bizlere yediren
kisi olduGunu biliyor muydunuz?
Peki ya Migros'ta çalisan tüm tezgahtarlarin eksiksiz olarak her ay sonunda
POLONEZ'in sahibi MUSTAFA AKKAs beyden (veya satis müdürü sifati ile çalisan
ALi ÖZYAVAs 'tan) maaslarini ve primlerini (bizlere sattiklari et mamulleri
üzerinden ) aldiklarini biliyor
muydunuz?
Peki METRO GROS MARKETLER'in (su anki deGil bir önceki) satin almaciliGini
yapan kisinin su an BAGDAT CADDESiNDE bulunan Polonez - Barbekü
restoranlari'nin sahibi olduGunu biliyor muydunuz?
Peki izmir'in kalesi olarak görülen KiPA marketler in satin almaciliGini
yapan bayanin Polonez'in resmi hissedari olduGunu biliyor muydunuz?
Peki dünyanin dört yanina uçarken bize yemek hizmeti veren USAs-GATEGOURMET
firmasinin satin almaciliGini yapan CEMiL bey'in ÇATALCADA bulunan yazlik
villasinin POLONEZ 'in sahibi ile yan yana olduGunu biliyor musunuz?
PEKi AMERiKAN FAST FOOD ZiNCiRi DOMiNO'S PiZZA ve ALMAN EKOLÜ DR.OETKER
PiZZALARiN iÇERiSiNDE POLONEZ ET MAMULLERiNiN KULLANiLDiGiNi BiLiYOR
MUYDUNUZ?
PEKi GiMA MARKALi VE PiYASALARDA SATiLAN OPi MARKALi ÜRÜNLERi POLONEZ'iN
ÜRETTiGiNi VE BUNUN KARsiLiGiNDA NE KADAR PARA YEDiRDiGiNi BiLiYOR MUSUNUZ?
"Peki, sizce Türkiye'de domuz eti yemeyen insan kalmis midir?"
4- NUTA öncelikle 7 TEPE markasi ile taninmakla beraber Güneydeki - Her sey
dahil - tatil köylerinin bir numarali tedarikçisi, e tabi yabanci
turistlerin yaninda yerli turistlerde güme gidiyor. Bu firmalar
özellikle
büyük alisveris merkezlerinde ayri bir stant açiyorlar. Ancak küçük
sarküterilerde karisik olarak duruyor ve birçok tüketici farkina varmadan
domuz ürünlerini satin alabiliyor . Üstelik isin ilginç tarafi bu firma
simdi de firma tanitim cd si hazirlamis Carrefour gibi büyük
hipermarketlerde ne kadar hijyenik üretim yaptiGini anlatiyor.Ama 7 TEPE
SOSiS hafta sonlari marketlerde KDV dahil
2.900 YTL ye satiliyor.
Çünkü maalesef bu adamlar sosislerin içerisinde hayvan küspesi gibi lafini
bile etmek istemediGimiz katkilar kullaniyorlar . Domuz hammaddeli salam ve
sosislerin kesiminin yapilip piyasa sürüldüGü bir baska yer de NUTA'nin
üretimini yapan kisinin islettiGi Dolapdere'deki imalathane.( iDEAL markali
salam sosis imalatçisi )
5- NAMET ünlü EMiNÖNÜ HASiRCiLAR ÇARSisiNiN iÇiNDE yillardir taninan
NAMLi
PASTiRMACi'nin modern hali !!! su an modern(!) üretim tesisleri BAYRAMPAsA
MEGACENTER (GiDA HALi) içinde derme çatma bir imalathaneden öteye
geçemeyecek konumda olan ve üretim kapasiteleri aylik -günün 24 saati
çalistiklarini düsünürseniz- 70 tonu geçemeyecek olan bu imalathanede
NAMET
ayda 270 ton et mamulü üretiyor ve satiyor.
Bu aradaki 200 tonluk kapasite açiGini ise iSTANBUL DisiNDA ne idüGü
belirsiz imalathanelerde, merdiven alti firmalarda üretim yap tirip üzerine
' %100 NAMET KALiTESi' bastiktan sonra (üretim yeri olarak BAYRAMPAsA'daki
adreslerini gösteriyorlar) bizlere afiyetle yediriyorlar.
Carrefour ve diGer tüm zincir maGazalarda POLONEZ'in uyguladiGi benzer
taktikleri uygulayan NAMET bugün kapasitesinin 3 kat üzerinde üretim
yaparak
gururla ülkemizi temsil ediyor.
Peki, Cem Yilmaz'in dediGi gibi janjanli ambalaja sahip NAMLi pastirmalari
'nin sahipleri olan Engin ve Esen Mepa kardeslerin ayni zamanda Çorlu'daki
domuz çiftliklerinin yari hissesine sahip olduklarini da biliyor muydunuz?
2000 yilinda patlak vermis olan kaçak buffalo etlerinin de NAMLi
pastirmalari'nin sahipleri olan Engin ve Esen Mepa kardesler tarafindan
getirildiGini hatta Bayrampasa'daki imalathanelerinin gazetecilerin ve
kameralarin gözü önünde basildiGini, Engin Mepa'nin Show TV'ye, o dönemin 1
trilyon lirayi kendi elleriyle hediye ettiGini, sonra da Milliyet, Hürriyet
ve Sabah gazetelerine
verdikleri dev ilanlarla tüm olanlari ve baskinlari
yalanladiklarini biliyor muydunuz?
NAMLi Pastirmalari nin hem %5 hissesine sahip olan, hem de imalat
müdürlüGünü yapan Muzaffer adindaki sahsin ayni dönemde kardesi ile BaGcilar
semtinde açmis olduGu imalathanede at ve esek etinden yaptiGi pastirmalari
dilimleyerek zincir marketlere sattiklarini biliyor muydunuz?
2004 yilinda da UGur Dündar ekibi tarafindan basilarak ekranlarda
gösterildiGini hatirlayabildiniz
mi?
Domuz konusunda herkes topu baskasina atiyor. Bu noktada tüketicinin yapmasi
gereken seyi Çevre SaGlik il MüdürlüGü Gida ve Çevre Kontrol subesi Müdürü
irfan Yilmaz özetliyor;
"- Piyasadaki etleri denetlemek mümkün olmuyor."
"Kisacasi ne yediGinize dikkat edin. Çok emin olmadiGiniz bilmediGiniz
markalarin ambalaj güzelliGine kanmayin."
Ömer KiZiLiRMAK
TÜBiTAK-SAGE Planlamalar ve Kalibrasyon Birim Amiri
Dertli el-Halidi el-Kürdi
29.12.2007, 14:55
Arnavutköy Hacımaşlı Köyü ve Cendere'de 2004 yılında yapılan denetimlerde iki açak domuz çiftliği tespit edildi. İçinde 10 bin domuz bulunduğu saptanan çiftliklerin kapatılmasına karar verildi.
Arnavutköy Hacımaşlı Köyü ve Cendere'de 2004 yılında yapılan denetimlerde iki kaçak domuz çiftliği tespit edildi. İçinde 10 bin domuz bulunduğu saptanan çiftliklerin kapatılmasına karar verildi. Kararın ardından firmanın evraklarını inceleyen yetkililer ortadan kaybolan 10 bin domuz için hiçbir satış sözleşmesi ya da "domuz satışı"na ait bir faturaya rastlayamadı. Sağlık Bakanlığı'ndan bir yetkili söz konusu domuzların büyük ihtimalle kesilerek İstanbullulara koyun ve dana eti gibi satıldığını belirterek, "Bu olay sonrasında İstanbul'da domuz eti yemeyen kimse kalmamıştır" dedi.
DENETİMLER YETERLİ DEĞİL
Gıda Hijyenistler Derneği Genel Başkanı Can Demir ise kaçak satışların önüne geçilebilmesi için satıcıların yanı sıra üreticilerin de denetlenmesi gerektiğini söyledi. Demir, "Yeterli denetim yapılmadığı için bu etler üretiliyor ve satılıyor. Bunların önüne geçebilmek için yemek fabrikaları ve toplu üretim yerlerinin de sıkı kontrollerden geçirilmesi gerekiyor" diye konuştu. Uzmanlar, vatandaşların açıktan satılan ve kaynağı belirsiz ucuz ürünlere itibar etmemesini istiyorlar.
"D" harfi domuz eti anlamına geliyor
Sağlık Bakanlığı uzmanları yaptıkları denetimlerde, Bayrampaşa'daki bir firmanın salam ve sosislerin muhteviyatında "D" harfine yer verildiğini gördüler. Literatürde bu harfle ilgili bilgi olmadığından "domuz eti" olabileceğinden kuşkulandılar. İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü Çevre Sağlığı Şubesi tarafından tahlilde ürünün üzerindeki "D"nin domuz eti anlamında kullanıldığı anlaşıldı. Yetkililer domuz çiftliklerinin ellerindeki domuz eti stokunu eritmek için buna benzer birçok yöntem denediklerine dikkat çekti.
Kaynak: Yeni Şafak
yar istanbul kardeşim, bu bir birinden önemli uyarılar için şükranlarımı
ifaade edeyim önce.
Bir kaç bölümden oluşan bu değerli çalışmalarda katkısı bulunan bütün
kardeşlerimizden ve bunları müslüman kardeşlerine yansıtan ve duyuran
basın'a ayrıca teşekkürler.
MEVLA'mız Teala bu ve buna benzer alanlardada emeği geçenlerden gani
gani razı olsun.
Pasajları okurken zaman zaman nefret ve hayretler içerisinde kaldım!
ALLAH c.c. islah etsin onları, bizlerede uyanık olmayı!
amin..
Dertli el-Halidi el-Kürdi
29.12.2007, 21:24
SEN:" YA RABBi, YA RABBi " DEYiPTE, ALLAH'IN:
"EVET EY KULUM, iSTE iSTEDiGiN VERiLiR"
DEDiGi KiMSELERDEN OLMAK iSTEMEZ MiSiN?
OHALDE YiYECEGiNi TEMiZLE Ki DUAN KABUL OLSUN.
iNSANLARA KENDiNDEN DAHA iNSAFLI OL.
iNSANLARA GÜZEL AHLAKLA DAVRAN.
HZ.MUHAMMED MUSTAFA (S.A.V.)
Artemistr
30.12.2007, 07:42
Allah razı olsun kardeş,Emeğine Sağlık paylaşım için Sağolasın
Dertli el-Halidi el-Kürdi
01.01.2008, 17:54
Coca Cola'nin Mahkeme Karariyla AÇikladiĞi Gİzlİ FormÜlÜ
Türkiye'de hatta, dünyada ilk kez *15 Eylül 2006* günü Coca-Cola'ya karşı,
içeriğini açıklaması için Antalya Tüketici Mahkemesinde dava açıldı...
Açılan davada, merkezi Atlanta'da olan ve *1886* yılında Eczacı Dr. John
S.Pemberton tarafından faaliyete geçen Coca-Cola, 120 yıllık geçmişi
ile *"dünyanın hiçbir yerinde hiç kimseye açıklamam"* dediği sırını açıklayacak mıydı? Bu
nedenle geçen gün *(19 Mart 2007)* açılan davanın 3. duruşması yapıldı.
Taraflar mahkemeye 100 sayfayı geçkin açıklamada bulundu. Coca-Cola
mahkemeye savunma amaçlı verdiği dosyada *(24 sayfa savunma metni, 18 sayfa
belge)* üretim, içerik ve ambalaj olmak üzere istenilen her hususa açıklık
getirdi. Gözden kaçan, Coca-Cola açıklamam dediği *"Ticari Sır"* ın ne
olduğunu da açıkladı. *(!)* Antalya tüketici mahkemesi kararını verdi ve
Coca-Cola davasını bir üst mahkemeye taşınmasının yolunu açtı.
Mahkeme tarafında ise Coco-Cola avukatları aracılığı ile yaptığı savunmada,
* *Coca-Cola ürünlerinde,* "... içeriğinde bulunan* *Coca-Cola Özütü* *nün *
*içeriğinin** ürün üzerinde..."* belirtilmemesini, *"ürünün ayırıcı lezzet
ve kalitesi **Coca-Cola Özütü* *sayesinde elde edilmekte..."* olduğundan
dolayı açıklanmadığını belirttidi.*
*Mahkemeden de, haklı olarak,* "Davanın reddine karar...", *verilmesini istedi. Fakat,
mahkemeye verdiği Coco-Cola formülünün bileşim çizelgesinde;
*Şeker :* %10.58 W/V
*Fosforik Asit :* 0.544 G/L
*Kafein :* 150 MG/L
*Coca-Cola Özütü :* %0.015 W/V *(!!!)**
Karamel :* %0.11
*Karbondioksit :* 7.5 G/L
Anlaşılacağa üzere açılan dava sonucunda, Coca-Cola'da bilinmeyen formülü
değil, *Coca-Cola Özütü *olduğu resmiyet kazandı. O zaman, *Coca-Cola
Özütü*nün ne olduğu araştırıldığında, Coca-Cola'nın çok merak edilen
sırı da ortaya çıkacaktı.
Antalya Tüketici Mahkemesinde açılan davada, Coca-Cola'yı savunan
avukatların mahkemeye verdikleri savunmada, Coca-Cola gerçeğinde
bilinmeyenin, esrarengiz kasalarda gizlenen formül değil, yalnızca Coca-Cola
içerisinde yer alan *"özden"* üretildiği açıklandı. O zaman bilinmesi
gereken ve ticari sır olmaktan çıkan bir husus vardı. O da, o *"öz"* hangi
canlıdan *(hayvan ve bitki)* elde edilmişti? Ortada bir formül değil, bir
hayvan veya bitki olması gerekiyor.
Yapmış olduğumuz bir araştırma sonucunda, aslında bu maddenin, gıda katkı
maddelerinde renklendirici *(boya)* olarak bilinen *"Cochineal" *(*Coccus
cacti ve Dactylopius coccus *) ismi ile anılan, başta Meksika olmak üzere,
Kanarya Adaları, Şili, Peru ve Bolivya'da bulunan *Opuntia *cinsi kaktüs
üzerinde yaşayan bir tür böcek türü olduğu bilgisine hemen ulaşıldı...
Günümüzde, *Cochineal böceği* doğal ortamda kaktüs bitkisine kene gibi
yapışarak hayatını sürdürürken, tüketim alanının büyüklüğünden dolayı
kültürel olarak da yetiştirilmektedir... Bizim aradığımız *özüt* ise *Cochineal
böceğinin dişisi ve larvalarından* elde ediliyordu...
. Aztek ve Maya köylüsü yüz yıllardır altın kadar değer verdikleri *Cochineal böceği ve
larvalarını*toplayıp silindir ile ezerek *özünü* çıkarttı ve elde ettikleri *özü* kazanda kaynatarak iplerini boyadı.
Böylelikle Amerikan yerlileri dünyanın turkuvazdan sonraki en güzel büyülü renklerinden birisi olan *Carmine*'yi *(karmen-kırmızı-kızıl elde etti. Sonra işin içine kimya girdi. *Cochineal böceği ve larvalarından elde edilen* özüt *kimyasal işlem sonrası "Carmine pigmenti"(pigment: bitki ve hayvanlardan elde edilen boya)* adı verildi. *"Carmine
pigmenti"*daha çok dokumacılıkta boya maddesi olarak kullanıldı.
*"Cochineal" *kimyada *EC 120* kodu ve *Carminic Acid **(Karminik asit - *C
22H20O13 *)*adı ve* *formülü ile anıldı. Tanımlaması yapılırken de,*"Kırmızı, pahalı olduğu için ender kullanılır. Alkollü içecekler Embriyo
için zararlıdır. Aşırı duyarlılık, hiper-aktiflik."* belirtiler gösterir
açıklaması yapıldı.
Şimdi sıkı durun,Türkiye'de yürürlükte olan gıda kodeksine göre üretilen,
gıdalarda kullanılan renklendiriciler tebliğinin, renklendiricilerin
kullanımının 5. maddesinde",Renklendiricilerin kullanımı ile ilgili
hükümlerin, c) şıkında,* sadece Ek-1 de belirtilen maddeler gıda
maddelerinde renklendirici olarak kullanılabilir",* denilmiştir. Ek-1 de
ise, *"EC (European Community) 120 kodu ile belirtilen, **Cochineal-**
Koşineal**, Karminik asit, Karminler'e 75470 E renk indeks
numarası"*verilmiştir.
Demek oluyor ki, Türkiye'deki tüketici yasasına göre, Coca-Cola'nın
açıklamak istemediği *Cochineal böceğinin* *larva özütü olan **Carminic
Acid*'in, içeceklerde kullanmasında bir sakınca yoktur.
Merak ettim, acaba bu izini verenler ve tebliğe imza atanlar,
Cochineal-**Koşineal böceği hayvan olduğu için, vejetaryenleri uyarma gereğini hiç duymadılar mı? Yine, *Cochineal-**Koşineal** *bir böcek türü olmasından dolayı bir çok
dinde yenmesinin günah olduğu biliniyor mu?
Daha bitmedi. Antalya Tüketici Mahkemesinde açılan davayı başta Coca-Cola
olmak üzere, Türkiye'deki çoğu basın-yayın organları çok fazla ciddiye
almadı."O büyük bir kuruluş uğraşılmaz" anlayışı, davanın nedenlerini mercek altına alınmasına engel oldu. Ne de olsa Coca-Cola'nın büyük oranda reklam bütçesi vardı.
İstedikleri her türden *değerler* ile oyun oynayacaklar. Ayıbı kendileri
yapacak, fakat siz yalnızca tüketici olacaksınız. Sesinizi çıkartmayacaksınız. Soru sormayacaksınız. Ne verilirse onu alacaksınız...
Verdikleri kadar düşüneceksiniz
Dertli el-Halidi el-Kürdi
02.01.2008, 14:23
GIDA RAPORU GENEL YAYIN YÖNETMENİ HÜSEYİN KAMİ BÜYÜKÖZER MARMARA FM'DE YAYIMLANAN BİR PROGRAMDA, GIDALARDA KULLANILAN KATKI MADDELERİ HUSUSUNDA ÇARPICI AÇIKLAMALARDA BULUNDU.
PROGRAMIN SES KAYITLARINI DİNLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ ;
http://www.gidaraporu.com/Radyo/15soru5.htm (http://www.gidaraporu.com/Radyo/15soru5.htm)
Dertli el-Halidi el-Kürdi
02.01.2008, 15:05
Ey iman edenler! Size verdiğimiz rızıkların temiz olanlarından yiyin ve Allah'a şükredin—eğer gerçekten Ona kulluk edecekseniz.
-Bakara Suresi , 172. Ayet..-
Ebû Hüreyre (ra)'den: Resûlullâh (sav) şöyle buyurdu:
Allahû Teâla pâktır. Pâk olandan başkasını kabûl etmez. Allahu Teâla mürsel olan Peygamberlerine neyi emrettiyse mü'minlere de onu emretmiştir.
Peygamberlere: "Ey peygamberler, pâk ve helâl taâmlardan yiyiniz ve sâlih amel işleyiniz"
Mü'minlere: "Ey iman edenler, rızk olarak size verdiğimiz pâk ve helâl şeylerden yiyiniz" buyurdu.
Ondan sonra Resûl-i Ekrem (sav) Hazretleri (sözü döndüre dolaştıra) buyurdu ki;
İnsan (Allah yolunda uzun seferlere katlanır, saçları birbirine karışmış, yüzü gözü toza bulanmış, "Yâ Râb! Yâ Rab!" diyerek ellerini gök yüzüne açar. Halbuki, yediği haram, içtiği haram, giydiği haram. Haram ile beslenmiş. Böylesinin duâsı nereden müstecâb olacak?
Dertli el-Halidi el-Kürdi
02.01.2008, 19:02
Üzerinde Allah'ın isminin anılmadığı şeyi yemeyin; çünkü bu fısk'tır (yoldan çıkıştır). Gerçekten şeytanlar, sizinle mücadele etmeleri için kendi dostlarına gizli-çağrılarda bulunurlar. Onlarla itaat ederseniz şüphesiz siz de müşriklersiniz. (EN'AM SURESİ / 121)
Dertli el-Halidi el-Kürdi
03.01.2008, 18:35
Gıdaraporu editörü Dr.Müh. Hüseyin Kami Büyüközer ile Hilal TV'de yapılan söyleşinin görüntüleri...
İçinde bulunduğumuz süreç, toplumsal yapımızı tüketen bir süreçtir. Bu süreçten biran evvel kurtulmak gerekmektedir. Evet! Bağımsız irademizle yeni bir yaşam tarzını düşünmeliyiz. Tarih boyunca bizi biz yapan, manevî değerlerimizle uyumlu, bize yaşama sevincimizi tekrar kazandıracak yeniden Sağlıklı bir yaşam tarzına dönüş yapmalıyız. Bu karar o kadar da korkulacak bir karar değildir. Düşünün 50, bilemediniz 100 yıl öncesine kadar yüzlerce asır yaşamış insanlar bugün vazgeçemiyeceğimizi sandığımız bu ürünlerle yaşamadılar. Ceddimiz Sağlıklı yaşam tarzını uygulayarak asırlar boyu güçlü ve saygın devletler kurdular.....
EK-u6niAwMo
Dertli el-Halidi el-Kürdi
03.01.2008, 18:37
MezPEVYMCAk
n-vrowl2pK4
Dertli el-Halidi el-Kürdi
03.01.2008, 18:43
_iLhNHgUAt4
bt5UTRbBLKU
-wgpgwXwXa8
Dertli el-Halidi el-Kürdi
03.01.2008, 20:40
İçinden tarım ilacı çıkınca Coca Cola ve Pepsi Hindistan'da yasaklandı
Hindistan'da geçen hafta Coca Cola ve Pepsi'nin içinden öldürücü tarım ilaçları çıkmasının ardından sorun parlamentoya taşındı.
Yeni Delhi Çevre Örgütü'nün yaptığı laboratuvar analiz sonuçlarında, bu iki şirketin ürettiği içeceklerde normalin 25 kat üstünde tarım ilacı bulunduğu bildirildi. Rapor üzerine konuyu parlamentoya taşıyan muhalefet partilerinin baskısıyla Coca Cola ile Pepsi'nin meclis kantininde satılması yasaklandı. Mumbay, Madya Pradeş, Gujarat, Penjab, Hayrana ve Rajastan eyaletlerinin yerel hükümetleri de söz konusu içeceklerin devlet kurumları ve okullarda satılmasını yasakladı. Ülke genelinde ses getiren bu yasaklar üzerine Hindistan hükümeti Coca Cola ile Pepsi'yi analiz etmek üzere özel bir kurum oluşturdu. Hindistan Anayasa Mahkemesi de bu içecekleri üreten şirketlere, kullandıkları tarım ilacının kesin miktarını açıklamaları için 4 hafta süre verdi. Coca Cola ile Pepsi şirketi, Hindistan'daki gazlı içecek pazarının yüzde 90'ına sahip.
Salih Cumhur, Haydarabad, Cihan
09 Ağustos 2006, Çarşamba
ZAMAN GAZETESİ..
Dertli el-Halidi el-Kürdi
04.01.2008, 14:26
Cola ucuz tarım ilacı oldu
BBC'nin haberine göre yüzlerce Hintli çiftçi artık uluslararası kimyasal tarım ilacı şirketlerinden pahalı ilaçlar almak yerine, pamuk ve biber tarlalarını on kat daha ucuz Coca-Cola ile ilaçlıyor.
Hindistan'ın güneyindeki Chattisgarh ve Andra Pradesh eyaletlerinde çiftçiler zararlılarla mücadelede yaratıcı bir buluşla ortaya çıktı. "Hem ucuz hem etkili" diyorlar ve Pepsi ya da Coca Cola ile ilaçlanan tarlalarının yemyeşil kaldığını söylüyorlar. BBC'nin haberine göre yüzlerce Hintli çiftçi artık uluslararası kimyasal tarım ilacı şirketlerinden pahalı ilaçlar almak yerine, pamuk ve biber tarlalarını en az on kat daha ucuz olan Coca-Cola ile ilaçlıyor.
Andra Pradesh'li çiftçi Gotu Laxmaiah, yeni ilacından çok memnun olduğunu söylüyor. Cola püskürttükten sonra tarlasındaki haşerelerin ölmeye başladığını görmüş. Ziraat uzmanları, bunu Colalı içeceklerin içindeki yüksek şeker oranının, tarım haşerelerine karşı etkili olabileceğini söyleyerek açıklıyor.
Colanın en yararlı kullanım alanı tarla
Hindistan'ın Chattisgarh ve Andra Pradesh eyaletlerinde son bir kaç ay içinde yüzlerce çiftçinin pamuk ve biber tarlalarında Cola ile ilaçlama yöntemine başvurduğu haberleri geliyor. Ziraatçiler ise, Colanın tarım haşerelerine etkisinin, zehirli ilaçlarla aynı olmadığına dikkat çekiyorlar.
Hintli bir ziraatçi olan Devendra Sharma, Colalı içeceklerin etkisini içindeki yüksek orandaki şekere bağlıyor ve "bence colanın en yararlı kullanım alanı bulunmuş oldu" diyor.
Bu şekerli madde ürünlerin üzerine püskürtüldüğünde, karıncaları cezbediyor ve karıncalar da zararlı böcekleri ve yumurtalarını yiyerek, ürünü kurtarıyorlar. Daha önce şeker kamışından elde edilen bir madde de aynı şekilde tarım zararlılarına karşı kullanılmış ve etkili olmuş. Coca Cola'nın değişik kullanım alanları konusunda birçok söylenti çıktı şimdiye kadar. Tuvalet ve lavabo temizliğinde çok etkili olduğu, araba camlarını çok iyi parlattığı iddia edildi.
Hatta henüz farklı kaynaklardan doğrulanamayan haberlere göre, Çin'de sperm öldürücü doğum kontrol aracı olarak kullanımı çok yaygın.
Coca-Cola üreticileri iddialardan şaşkın
Coca-Cola Hindistan'ın söz konusu eyaletlerinde satışlarını son istatistiklere göre yüzde 20 civarında artırsa da bu yeni gelişmeden pek hoşnut görünmüyor. Ama Pepsi ve Coca-Cola şirketleri, ürünlerinin içinde haşerelere zarar verecek hiçbir madde bulunmadığında ısrar ediyorlar. Şirketin bölge müdürü Vikas Kocchar, çiftçilerin iddialarının hiçbir bilimsel temeli olmadığını söyledi. Bir grup çiftçi şirketi, yeraltı su kaynaklarını tüketmekle suçlarken, hükümete bağlı bir komis-yon, Hindistan'da üretilen Coca-Coca ve Pepsi Cola'nın kabul edilemeyecek oranlarda zehirli kimyasal madde içerdiği sonucuna varmıştı.
-YENİ ŞAFAK GAZETESİ..--
Dertli el-Halidi el-Kürdi
04.01.2008, 15:01
COCO COLA'nın suyu KANSER YAPIYOR
Türkiye'de Turkuaz markasıyla satış yapan Coca Cola'nın, İngiltere'deki Dasani marka şişe suyunda standardın çok üstünde kanser riskini artıran bromat maddesi bulundu.
İçecek sektörünün dev kuruluşu Coca Cola zor günler yaşıyor. Bir süre önce Hindistan'daki kolaların içinde böcek zehiri bulunduğu iddiasıyla başı derde giren şirkete bir darbe de İngiltere'den geldi.
Yeni ürününü İngiltere'de geçen ay büyük bir reklam kampanyasıyla piyasaya süren Coca-Cola firmasının Dasani adlı şişe suyunu piyasadan çekmeye karar verdiği bildirildi. Piyasaya çıkarıldığı sırada da "saf" olduğu iddiaları yüzünden tartışmalara yol açan ve bir kesimin Coca-Cola'nın Güneydoğu Londra'daki Sidcup semtinde akan musluk suyunun şişelendiği yolundaki suçlamalarına neden olan Dasani suyu hakkında soruşturma başlatan İngiltere Gıda Standartları Ajansı, suyun içeriğini dikkatli incelemeye tabi tuttu.
İncelenen su örneğinde İngiltere'deki musluk suyundan bile yüksek oranda Bromat maddesi bulunduğuna işaret eden ajans yetkilileri, bu durumu bildirdikleri Coca-Cola'dan, ürünü derhal piyasadan çekecekleri yanıtını aldıklarını ifade etti. Bromat maddesinin kanser riskini artırdığını da belirten yetkililer, bu maddenin çok kısa süre içinde tehlike yaratmayacağını belirterek, piyasada kaldığı bir ay boyunca Dasani tüketenleri rahatlatmaya çalıştı.
Turkuaz da tutmadı
Türkiye'de Turkuaz markasıyla satış yapan Coca-Cola Japonya'da Perfect Water, Şili'de Nordic Mist ve Avrupa'da Bonaqua, Meksika'da Ciel markası ile şişe suyu pazarında bulunuyor. Şirketin ürünlerinin Türkiye'deki üretim ve satışını eski TÜSİAD Başkanı Tuncay Özilhan'ın sahibi olduğu Anadolu Grubu yapıyor.
Turkuaz şişe suyu diğer şişe sularından farklı bir yönü bulunuyor. Diğer şişe sularının aksine Turkuaz kendisini 'maden suyu' olarak değil 'Sofra içeceği' olarak tanımlıyor. Çünkü Turkuaz suları madenlerden doldurulmuyor. Bu nedenle tüketicilerden eleştiriler alan ve piyasada tutmayan Turkuaz suyunun zamanla Coca-Cola'nın promosyon malzemesi haline dönüştüğü belirtiliyor.
Dertli el-Halidi el-Kürdi
10.01.2008, 19:51
Katkı maddelerini daha öncede konu olarak açmıştım ama burada bir kez daha zikretmek istedim..
şema tam olarak belli olmadığı için sağ tıklayıp resmi farklı kaydederseniz pc'nizden açıp güzel bir şekilde görebilirsiniz..
helal,haram,şüpheli,sağlık açısından tehlike olarak ayrılmıştır katkı maddeleri..
Alacağımız ürünlerin içindekiler bölümüne bakarak bu Eharfi ile başlayan sayılara ulaşabliriz..bu konuda çok dikkatli olmak gerek..ve hatta yazıcıdan bu katkı maddelerini çıkarıp yanımızda gezdirerek alış veriş yaparken daha doğru bir alışveriş yapmış oluruz..
hatta size şöyle küçük bir tavsiyede de bulanayım..yazıcıdan çıkardıkdan sonra bunu fotokopiden küçülterek çekebiliriz..yada kendi elimizde daha güzel,anlayacağımız bir şekilde yazıp onuda küçülterek nüfüz kartları gibi de onu bir kart haline getirtip cebimizda daha rahat taşıyabiliriz..(Ve bu kartlardan bir kaç tane yapıp çevremizede dağıtabiliriz :-018 )
http://img46.imageshack.us/img46/5328/katkmaddelericd8nq9.jpg
Dertli el-Halidi el-Kürdi
15.01.2008, 21:08
http://img181.imageshack.us/img181/9420/hile1mv6.jpg Kırmızı bibere kiremit tozu, tereyağa patates ve margarin karıştırılıp piyasaya sürüldüğünü biliyor muydunuz?
http://img232.imageshack.us/img232/4188/hile2ft3.jpg
http://img179.imageshack.us/img179/5042/hile3yu9.jpg
http://img232.imageshack.us/img232/8120/hile4kw6.jpg
http://img232.imageshack.us/img232/5803/hile5kx8.jpg
http://img232.imageshack.us/img232/765/hile6qd3.jpg
http://img179.imageshack.us/img179/3697/hile7vp2.jpg
http://img179.imageshack.us/img179/1194/hile8uz8.jpg
http://img232.imageshack.us/img232/8461/hile9ja5.jpg
http://img179.imageshack.us/img179/4208/hile10zy4.jpg
http://img179.imageshack.us/img179/1025/hile11ud2.jpg
kaynak : GazeteVatan..
Merak etmeyin aç kalmazsınız... Allah (c.c.) kimi rızıksız bırakmış..? Rızk Allah'tandır...
Bu caiz mi?
Haramdan azami sakınan mütedeyyin müslümanların evine dahi haram ihtiva eden mamuller rahatlıkla girmektedir. Bunları salam, sosis, sucuk, jambon, kavurma, ayakkabı, fırça, sabun gibi maddelere direkt katılarak, margarin, helva, şekerlemeler, çikolata, bisküvi, peynir, maya gibi mamullere kimyasal katkılarla ve alkolsüz meşrubatlara etil alkol (çözücü) katılarak tüketmekteyiz.
Hatta beslenme kültürünün mühim bir unsuru haline gelmişlerdir.
Helale-harama dikkat eden insanlar piyasadaki birçok ürünü araştırmak zorunda kalmaktadır. Güvendiği insanlara “bu caiz mi” sorusunu sık sık sormaktadır.
Meseleyi bir nebze zihinlerde netleştirmek için bu yazı kaleme alınmıştır. Bu makalede dünyevi (sıhhi) sebepler değil, dini (uhrevi) endişeler gözetilmiştir. Meselenin sağlık ciheti dikkate alınmamıştır.
Domuz, tarım ve hayvancılıkta ekonomik verimliliği en yüksek canlıdır. Dişinden bağırsağına, derisinden kıllarına kadar bütün vücudu kullanılır. Gıdadan sanayiye, deri mamullerinden kozmetiğe kadar her alanda kullanılması onu cazip bir hale getirmiştir.
Domuz, yılda ortalama 1-3 kez doğum yapabilir. Her batında cinsine göre 5-20 arası yavrulayabilir. Birkaç ayda 90-100 kg’a ve yetişkinliğinde 150 kg’a ulaşabilir. Yetişkin bir domuzun ağırlığının %30-%50’si arası yağdır. Bu hayvan çöp dahil hemen hemen her şeyi yiyebilir. Direncinin fazla olmasından dolayı yaşayacağı ortamların çok itinalı ve sıhhi olmasına gerek yoktur. Bu avantajlar dini endişesi olmayanları domuz çiftlikleri kurmaya teşvik etmiştir.
Domuzdan elde edilen başlıca mamuller; jelatin, lipidler, (yağ asitleri) deri, fırça kılı vesairedir.
Jelatinler: Mamul içinde stabilizör vazifesi yaparlar. Domuz derisinden ve kemiklerinden asidik yada alkali bir işlem uygulayarak elde edilirler. Katıldıkları mamule göre kremleştirici, bağlayıcı (yapıştırma), köpürtücü, stabilizatör (sabitleyici), kıvam arttırıcı ve emülgatör olarak kullanılırlar. Jelatinler sığır gibi diğer hayvanlardan elde edilse de domuza göre pahalıdırlar. Jelleştirici olan pektin ise elmadan yapıldığından sakıncalı değildir.
Emülgatörler: Farklı maddelerin birbirine homojen karışımlarını sağlar ve karışımı sabit (stabil) tutarlar. Bunların kıvam arttırıcı, kavrayıcı, form verici, kremleştirici, yumuşatıcı gibi vazifeleri vardır. En yaygın kullanılanları monogliserid (monoaçilgliserol) ve digliserid (diaçilgliserol)dir. Özellikle margarine formunu ve yumuşaklığını veren bu maddedir. Genellikle margarin yoluyla gıdalara girmekte ise de son zamanlarda artık direkt olarak katılmaktadırlar. E471, E472 (E472a,b,c,d,e,f), E473,…E479 arası kodlar bu lipidlere girer. Zannedildiği gibi burada ki E işareti emülgatörün E’si değil Europe (Avrupa) kelimesinin baş harfidir. Lesitinler (E322) ise mamül içinde emülsiyonu sağlar. Diğer bir deyişle maddelerin birbiri içinde dengeli (homojen) karışmasını sağlarlar. Hayvani olanları ve bitkisel olanları vardır. Soya, kolza, yerfıstığı ve mısır gibi bitkisel oldukları belirtilmezse kesinlikle sakınılmalıdır.
Hidrojene nebati (trans) yağlar; bitkisel yağların hidrojenli ortamda ısıtılmasıyla elde edilirler. Bunda amaç margarine form ve yumuşaklık vermek, donma derecelerini yükseltmektir (ne kadar hidrojene edilirse o kadar sertleşir) ve en önemlisi de standart bir lezzet verip tüketici bağımlılığını arttırmaktır. Trans (hidrojene) yağların yanma derecesi yükseldiğinden defalarca kullanılabilirler ve yüksek ısılara dayanabilirler. Hidrojene margarinde istenilen yumuşaklığı elde etmek için mamul içerisine mono ve digliseridler kat ılmaktadır.
Yukarıda bahsedilmemekle beraber tadlandırıcılar, mineleyiciler, lezzetlendiriciler, incelticiler, antioksidanlar, asitlik düzenleyiciler, koruyucu ve renklendiricilerin bazıları hem domuz hem diğer kaynaklardan elde edilebilirler. Bu maddelerde tam ayırım yapmak zorlaşmaktadır. Üretici firmaya göre hammadde değişmektedir.
Meşrubatlardaki mahsurlar: İmalatcı kanunen formülünün %5’ini gizleme hakkına sahiptir. Batıda ise bu %2’dir. Alkolsüz içecekler içerisine (formüle) direkt alkol katılmamaktadır. Ancak imalat esnasında yardımcı unsur (çözücü) olarak etil alkol kullanılmaktadır. Bilhassa meşrubatlarda kullanılan tat ve koku verici esansları çözmek için alkol kullanılır.
Endüstriyel kimyada alkol tahtını kurmuş ve tecrübeler alkol üzerinde yoğunlaşmıştır. Helal bir çözücü arayışı pek olmamıştır. Oysa alkole alternatif olarak su bazlı aromalarda propylen glykol (petrolden üretilir, domuz kökenli olanları vardır), yağ bazlı olanlarda ise triacetin kullanılabilir.
Domuz türevi mamullerin ve alkolün tüketilmesi haram olduğu gibi bu maddeler sosyal hayata bakan yönüyle de tahribat yapar. Şu bilinen bir gerçektir ki; dinin, iklimin, coğrafyanın sosyolojik yapıyı etkilemesi gibi beslenme kültürünün toplumlar üzerindeki tesiride fazladır. Güzel hasletleri kaybedip yerine kötü huyların ikamesinde domuzun ihmal edilmeyecek bir hissesi vardır.
Haram gıdaların bilinçsiz tüketiciye kanuni boşluklar yada birtakım hileler kullanılarak yedirilmesi doğru değildir. Bu ihmale (ya da kasda) karşı alınacak önlemler şöyle sıralanabilir.
Birincisi: Vatandaşının ruh ve beden sağlığını korumakla vazifeli olan devletin alacağı tedbirlerdir. Mamulde kullanılan maddelerin sadece kodlarını ya da adını değil, menşeini yazma mecburiyeti getirilebilir ve bunlar denetlenebilir. Yahudi dininde helal anlamına gelen koşer (Türkiye Hahambaşılığı koşer sertifikası vermektedir) gibi bir denetleme Diyanet’e verilebilir. Bir üniversite bünyesinde her türlü mamulü tahlil edebilecek laboratuarın kurulup dileyen vatandaş şahsi müracatıyla tahlil yaptırabilmelidir.
İkincisi: Devlet, domuz mamullerine alternatif olabilecek ürün ve teknolojiler destekleyebilir. Ar-ge çalışmalarını destekleyebilir ve birtakım muafiyetler getirip helal ürünlerin önünü açıcı tedbirler alabilir. Domuz yağlarına alternatif olabilecek palm yağı (palmiye yada hurma yağı), Hindistan cevizi yağı ve kakao yağı gibi doymuş yağlar ve alkole alternatif olarak mevzu edilen kimyasallar sübvanse edilebilir.
Üçüncüsü: Sivil örgütlenmeler artabilir ve bilinçlenip bu konuları yakın takibe alabilir. Hukuki hak arama talepleri formalitelerden kurtarılıp kolaylaştırılabilir. Manevi tahribatı fazla olan bu mamuller hakkındaki tazminat taleplerinin tavanı yükseltilebilir.
Dördüncüsü: Tarihimizdeki en eski sosyal-sivil örgütlenme olan cemaatler bu konuya ciddi olarak eğilip bu ürünleri protesto edebilir. İnternet, medya ve şahsi ilişkiler kullanılarak belli periyotlarla mesele gündemde tutularak teyakkuz sağlanabilir.
Beşincisi: Sosyal hayatın en küçük topluluğu olan ailede alınabilecek tedbirlerdir ki, bunlar; fertlerin bilinçlendirilmesi, fenni (kimyevi muameleden geçmiş) mamullerin tüketiminin azaltılması olabilir. Hazır gıdalara alternatif olarak evde hazırlanmış tatlı, şekerleme, konserve ve kurutulmuş gıdalar tüketilebilir. Bu tarz bir beslenmeye yemek kültürümüz ve Türkiye’deki tarım çeşitliliği çok müsaittir. Tabii gıdalarla beslenmenin hem sıhhi hem dini faydaları elbette inkar edilemez.
Yukarıda geçen kimyevi maddelerin haricinde domuzdan mütevellit başka maddeler varsa da kullanımlarının az olması ve yazının uzamaması için bunlardan bahsedilmemiştir. E kodlu 362 madde içerisinde 103 maddenin domuz kaynaklı olabileceğini tespit ettik. Bunlardan (monogliserid ve digliserid gibi) bazı maddeler kesinlikle domuz menşelidir. Oysa bu maddelerin tamamı domuz harici kaynaklardan elde edilebilirler. Buna teknoloji müsaittir.
Sadullah Demircioğlu
Domuzdan üretilmesi muhtemel maddeler.
(Diğer kaynaklardan üretilebilirler. Bu üretici firmaya göre değişir.)
Numarasız Emülgatör, Stabilizör Mineleyici, Tadlandırıcı Renklendiriciler Antioksidan, Asit Düzenleyici
1 Albumin E422 Glycerol E620 Glutamic acid E100 Curcumin E322 Lecithin
2 Ambergris E431 Polyoxyethylene E631 Disodium inosinate E101 Riboflavin E325 Sodium lactate
3 Arachidonic acid E432 Polysorbate E635 Disodium 5'-ribonucleotide E110 Sunset Yellow E326 Potassium lactate
4
Aspartic acid E433 Polysorbate E901 Beeswaxes E120 Cochineal E327 Calcium lactate
5 Betaine E434 Polysorbate E904 Shellac E132 Indigotine E328 Ammonium lactate
6 Catalase E435 Polysorbate E905 Paraffin E153 Vegetable carbon E329 Magnesium lactate
7 Cholesterin E436 Polysorbate E907 Refined microcrystalline E160(a) Carotene E341 Calcium phosphates
8 Civet E441 Gelatin E913 Lanolin E160(b) Annatto
9 Colin bitartrate E471 Mono & di glycerides E920 L-Cystein E160(c) Paprika extract
10 Collagen E472 Fatty acid E921 L-Cystin E160(d) Lycopene Koruyucular
11 Enzyme E473 Sucrose esters E951 Aspartame E160(f) Ethyl ester E210 Benzoic acid
12 Erythritol E474 Sucroglycerides E1100 Amylase E161(g) Xanthophylls E252 Potassium nitrate
13 Glycogen E475 Polyglycerol esters E1517 Glycerol acetates glycerol E170 Calcium carbonate E270 Lactic acid
14 Hormone E476 Polyglycerol E1518 Glycerol acetates glycerol
15 Keratin E477 Propylene glycol
16 Lipid, Lipoid E479 Thermally oxidized İncelticiler
17 Lysine-L E481 Sodium stearoyl E542 Bone phosphate
18 Lysine-DL E482 Calcium stearoyl E570 Stearic acid
19 Methionine E483 Stearyl tartrate E572 Magnesium stearate
20 Nucleic acid E491 Sorbitan
21 Rennet E492 Sorbitan tristearate
22 Oxysterin E493 Sorbitan monolaurate
23 Palmitic acid E494 Sorbitan mono-oleate
24 Panthenol E495 Sorbitan monopalmitate
25 Pepsin
26 Phospholipid
27 Polypeptides
28 Progesterone
alıntıdır
Türkiye'de Jelatin İthalatı..
Endüstriyel gıda , ilaç ve kozmetik ürünlerin haramlık endişesini ortaya
koyan en önemli katkı maddesi, hiç şüphesiz jelatindir. Gerçi haramlık
endişemizin üzerinde toplandığı daha pek çok katkı maddesi bulunmaktadır.
Ancak, şekerli ürünlerden, yoğurt, peynir, puding, krem şanti, margarine;
dondurmadan, meşrubatlara; ilaçlardan, şampuan, parfüm, saç jölesi gibi
kozmetik ürünlere kadar jelatin çok yaygın bir kullanım alanı
bulmaktadır.Daha da kötüsü, jelatinin bir nevi protein olması sebebi ile
Jelatin Üreticileri,günlük hayatın her safhasında kullanılabilmesi için
yoğun bir kampanya başlatmış bulunmaktadırlar.
Türkiye ne yazık ki jelatin üretmemektedir.Üretim yapması için, yıllar önce
Kayseri'de bir firmaya Teşvik Belgesi verilmiş olmasına rağmen maalesef bu
firma jelatin üretmek yerine kemik unu üretmeyi yeğlemiştir.
Bu sebeple, ithal yolu ile ülkemize yılda 1500-2000 ton jelatin girmekte ve
yaklaşık olarak 4.5-6 milyon ABD Doları döviz ödenmektedir. Bu bilgiler Dış
Ticaret Müsteşarlığından alınmıştır.
İthalatın yapıldığı ülkelere gelince, Almanya, İtalya,Fransa, Kolombia,
Kore, Japonya, Kanada, ABD, Brezilya, Hindistan, Çin, Pakistan' ın da içinde
bulunduğu pek çok ülkeyi sayabiliyoruz.
Üretici Firmalar arasında ise Gelita Lt., Gelco s.a., LeinerPak gelatine
ltd., Reinert gruppe,Roussselat, Wershardt,Junka, NTP Gelatine,CHINA HENAN
Ltd., Ewald Gelatine Gmbh, PB Leiner Gelatins, Rebiére,Ramagel Rama
Industries lt., India Gelatineltd., Geltech CO,ltd., Resindion, Fenchem
firmaları öne çıkmaktadır.
İthalatçı Firmalardan bazıları ise, Yiğitoğlu Gıda ve Kimyevi Maddeler San.
Ve Tic. Ltd, Yılmaz Kimya San.ve Tic. A.Ş., Marmara Endüstriyel Kimyevi
Maddeler San.ve Tic. Ltd., Unitek-Kimya ve Kağıt San.ve Tic., Kapta Katkı
Maddeleri Gıda San.ve Tic. Ltd., YENER Kimyevi Maddeler San.Tic. A.Ş., ve
gıda üretimi yapan büyük firmalar.
Dünyadaki jelatin üretiminin büyük bir payına sahip Avrupa Jelatin
Üreticileri Birliği (G M E )' nin üyesi 9 Firmanın 2003 yılındaki üretimi
117800 ton olmuş. Bu firmaların büyük bir kısmının Türkiye'de ya
temsilcilikleri var veya Distribütörleri bulunmaktadır. Bu birliğin internet
sitesinden aldığımız 2003 yılına ait dünya jelatin ile ilgili bilgiler
aşağıdaki linkte görülmektedir.
http://www.gelatine.org/en/gelatine/overview/127.htm
Burada görüldüğü gibi, 2003 yılında toplam dünya jelatin üretimi 278300 ton
olmuş. Bu üretimde kullanılan ham maddeler;
Pig Skin = Domuz derisi.
Bovine Hides = Sığır derisi (kesimi helal usulle olmayan)
Bones = Kemikler ( her çeşit hayvan kemiği) .
Other = diğer hayvan artıkları olarak açıkca görülmektedir.
Bu bilgilerin dikkatle incelenmesi sonucunda Müslüman olarak ne kadar zor
durumda olduğumuz daha iyi anlaşılabilecektir.
(Kaynak: Gıda Raporu)
Haramdan azami sakınan mütedeyyin müslümanların evine dahi haram ihtiva eden mamuller rahatlıkla girmektedir. Bunları salam, sosis, sucuk, jambon, kavurma, ayakkabı, fırça, sabun gibi maddelere direkt katılarak, margarin, helva, şekerlemeler, çikolata, bisküvi, peynir, maya gibi mamullere kimyasal katkılarla ve alkolsüz meşrubatlara etil alkol (çözücü) katılarak tüketmekteyiz.
Hatta beslenme kültürünün mühim bir unsuru haline gelmişlerdir.
Helale-harama dikkat eden insanlar piyasadaki birçok ürünü araştırmak zorunda kalmaktadır. Güvendiği insanlara “bu caiz mi” sorusunu sık sık sormaktadır.
Meseleyi bir nebze zihinlerde netleştirmek için bu yazı kaleme alınmıştır. Bu makalede dünyevi (sıhhi) sebepler değil, dini (uhrevi) endişeler gözetilmiştir. Meselenin sağlık ciheti dikkate alınmamıştır.
Domuz, tarım ve hayvancılıkta ekonomik verimliliği en yüksek canlıdır. Dişinden bağırsağına, derisinden kıllarına kadar bütün vücudu kullanılır. Gıdadan sanayiye, deri mamullerinden kozmetiğe kadar her alanda kullanılması onu cazip bir hale getirmiştir.
Domuz, yılda ortalama 1-3 kez doğum yapabilir. Her batında cinsine göre 5-20 arası yavrulayabilir. Birkaç ayda 90-100 kg’a ve yetişkinliğinde 150 kg’a ulaşabilir. Yetişkin bir domuzun ağırlığının %30-%50’si arası yağdır. Bu hayvan çöp dahil hemen hemen her şeyi yiyebilir. Direncinin fazla olmasından dolayı yaşayacağı ortamların çok itinalı ve sıhhi olmasına gerek yoktur. Bu avantajlar dini endişesi olmayanları domuz çiftlikleri kurmaya teşvik etmiştir.
Domuzdan elde edilen başlıca mamuller; jelatin, lipidler, (yağ asitleri) deri, fırça kılı vesairedir.
Jelatinler: Mamul içinde stabilizör vazifesi yaparlar. Domuz derisinden ve kemiklerinden asidik yada alkali bir işlem uygulayarak elde edilirler. Katıldıkları mamule göre kremleştirici, bağlayıcı (yapıştırma), köpürtücü, stabilizatör (sabitleyici), kıvam arttırıcı ve emülgatör olarak kullanılırlar. Jelatinler sığır gibi diğer hayvanlardan elde edilse de domuza göre pahalıdırlar. Jelleştirici olan pektin ise elmadan yapıldığından sakıncalı değildir.
Emülgatörler: Farklı maddelerin birbirine homojen karışımlarını sağlar ve karışımı sabit (stabil) tutarlar. Bunların kıvam arttırıcı, kavrayıcı, form verici, kremleştirici, yumuşatıcı gibi vazifeleri vardır. En yaygın kullanılanları monogliserid (monoaçilgliserol) ve digliserid (diaçilgliserol)dir. Özellikle margarine formunu ve yumuşaklığını veren bu maddedir. Genellikle margarin yoluyla gıdalara girmekte ise de son zamanlarda artık direkt olarak katılmaktadırlar. E471, E472 (E472a,b,c,d,e,f), E473,…E479 arası kodlar bu lipidlere girer. Zannedildiği gibi burada ki E işareti emülgatörün E’si değil Europe (Avrupa) kelimesinin baş harfidir. Lesitinler (E322) ise mamül içinde emülsiyonu sağlar. Diğer bir deyişle maddelerin birbiri içinde dengeli (homojen) karışmasını sağlarlar. Hayvani olanları ve bitkisel olanları vardır. Soya, kolza, yerfıstığı ve mısır gibi bitkisel oldukları belirtilmezse kesinlikle sakınılmalıdır.
Hidrojene nebati (trans) yağlar; bitkisel yağların hidrojenli ortamda ısıtılmasıyla elde edilirler. Bunda amaç margarine form ve yumuşaklık vermek, donma derecelerini yükseltmektir (ne kadar hidrojene edilirse o kadar sertleşir) ve en önemlisi de standart bir lezzet verip tüketici bağımlılığını arttırmaktır. Trans (hidrojene) yağların yanma derecesi yükseldiğinden defalarca kullanılabilirler ve yüksek ısılara dayanabilirler. Hidrojene margarinde istenilen yumuşaklığı elde etmek için mamul içerisine mono ve digliseridler katılmaktadır.
Yukarıda bahsedilmemekle beraber tadlandırıcılar, mineleyiciler, lezzetlendiriciler, incelticiler, antioksidanlar, asitlik düzenleyiciler, koruyucu ve renklendiricilerin bazıları hem domuz hem diğer kaynaklardan elde edilebilirler. Bu maddelerde tam ayırım yapmak zorlaşmaktadır. Üretici firmaya göre hammadde değişmektedir.
Meşrubatlardaki mahsurlar: İmalatcı kanunen formülünün %5’ini gizleme hakkına sahiptir. Batıda ise bu %2’dir. Alkolsüz içecekler içerisine (formüle) direkt alkol katılmamaktadır. Ancak imalat esnasında yardımcı unsur (çözücü) olarak etil alkol kullanılmaktadır. Bilhassa meşrubatlarda kullanılan tat ve koku verici esansları çözmek için alkol kullanılır.
Endüstriyel kimyada alkol tahtını kurmuş ve tecrübeler alkol üzerinde yoğunlaşmıştır. Helal bir çözücü arayışı pek olmamıştır. Oysa alkole alternatif olarak su bazlı aromalarda propylen glykol (petrolden üretilir, domuz kökenli olanları vardır), yağ bazlı olanlarda ise triacetin kullanılabilir.
Domuz türevi mamullerin ve alkolün tüketilmesi haram olduğu gibi bu maddeler sosyal hayata bakan yönüyle de tahribat yapar. Şu bilinen bir gerçektir ki; dinin, iklimin, coğrafyanın sosyolojik yapıyı etkilemesi gibi beslenme kültürünün toplumlar üzerindeki tesiride fazladır. Güzel hasletleri kaybedip yerine kötü huyların ikamesinde domuzun ihmal edilmeyecek bir hissesi vardır.
Haram gıdaların bilinçsiz tüketiciye kanuni boşluklar yada birtakım hileler kullanılarak yedirilmesi doğru değildir. Bu ihmale (ya da kasda) karşı alınacak önlemler şöyle sıralanabilir.
Birincisi: Vatandaşının ruh ve beden sağlığını korumakla vazifeli olan devletin alacağı tedbirlerdir. Mamulde kullanılan maddelerin sadece kodlarını ya da adını değil, menşeini yazma mecburiyeti getirilebilir ve bunlar denetlenebilir. Yahudi dininde helal anlamına gelen koşer (Türkiye Hahambaşılığı koşer sertifikası vermektedir) gibi bir denetleme Diyanet’e verilebilir. Bir üniversite bünyesinde her türlü mamulü tahlil edebilecek laboratuarın kurulup dileyen vatandaş şahsi müracatıyla tahlil yaptırabilmelidir.
İkincisi: Devlet, domuz mamullerine alternatif olabilecek ürün ve teknolojiler destekleyebilir. Ar-ge çalışmalarını destekleyebilir ve birtakım muafiyetler getirip helal ürünlerin önünü açıcı tedbirler alabilir. Domuz yağlarına alternatif olabilecek palm yağı (palmiye yada hurma yağı), Hindistan cevizi yağı ve kakao yağı gibi doymuş yağlar ve alkole alternatif olarak mevzu edilen kimyasallar sübvanse edilebilir.
Üçüncüsü: Sivil örgütlenmeler artabilir ve bilinçlenip bu konuları yakın takibe alabilir. Hukuki hak arama talepleri formalitelerden kurtarılıp kolaylaştırılabilir. Manevi tahribatı fazla olan bu mamuller hakkındaki tazminat taleplerinin tavanı yükseltilebilir.
Dördüncüsü: Tarihimizdeki en eski sosyal-sivil örgütlenme olan cemaatler bu konuya ciddi olarak eğilip bu ürünleri protesto edebilir. İnternet, medya ve şahsi ilişkiler kullanılarak belli periyotlarla mesele gündemde tutularak teyakkuz sağlanabilir.
Beşincisi: Sosyal hayatın en küçük topluluğu olan ailede alınabilecek tedbirlerdir ki, bunlar; fertlerin bilinçlendirilmesi, fenni (kimyevi muameleden geçmiş) mamullerin tüketiminin azaltılması olabilir. Hazır gıdalara alternatif olarak evde hazırlanmış tatlı, şekerleme, konserve ve kurutulmuş gıdalar tüketilebilir. Bu tarz bir beslenmeye yemek kültürümüz ve Türkiye’deki tarım çeşitliliği çok müsaittir. Tabii gıdalarla beslenmenin hem sıhhi hem dini faydaları elbette inkar edilemez.
Yukarıda geçen kimyevi maddelerin haricinde domuzdan mütevellit başka maddeler varsa da kullanımlarının az olması ve yazının uzamaması için bunlardan bahsedilmemiştir. E kodlu 362 madde içerisinde 103 maddenin domuz kaynaklı olabileceğini tespit ettik. Bunlardan (monogliserid ve digliserid gibi) bazı maddeler kesinlikle domuz menşelidir. Oysa bu maddelerin tamamı domuz harici kaynaklardan elde edilebilirler. Buna teknoloji müsaittir.
Domuzdan üretilmesi muhtemel maddeler. (Diğer kaynaklardan üretilebilirler. Bu üretici firmaya göre değişir.)
Numarasız Emülgatör, Stabilizör Mineleyici, Tadlandırıcı Renklendiriciler Antioksidan, Asit Düzenleyici
1 Albumin E422 Glycerol E620 Glutamic acid E100 Curcumin E322 Lecithin
2 Ambergris E431 Polyoxyethylene E631 Disodium inosinate E101 Riboflavin E325 Sodium lactate
3 Arachidonic acid E432 Polysorbate E635 Disodium 5'-ribonucleotide E110 Sunset Yellow E326 Potassium lactate
4 Aspartic acid E433 Polysorbate E901 Beeswaxes E120 Cochineal E327 Calcium lactate
5 Betaine E434 Polysorbate E904 Shellac E132 Indigotine E328 Ammonium lactate
6 Catalase E435 Polysorbate E905 Paraffin E153 Vegetable carbon E329 Magnesium lactate
7 Cholesterin E436 Polysorbate E907 Refined microcrystalline E160(a) Carotene E341 Calcium phosphates
8 Civet E441 Gelatin E913 Lanolin E160(b) Annatto
9 Colin bitartrate E471 Mono & di glycerides E920 L-Cystein E160(c) Paprika extract
10 Collagen E472 Fatty acid E921 L-Cystin E160(d) Lycopene Koruyucular
11 Enzyme E473 Sucrose esters E951 Aspartame E160(f) Ethyl ester E210 Benzoic acid
12 Erythritol E474 Sucroglycerides E1100 Amylase E161(g) Xanthophylls E252 Potassium nitrate
13 Glycogen E475 Polyglycerol esters E1517 Glycerol acetates glycerol E170 Calcium carbonate E270 Lactic acid
14 Hormone E476 Polyglycerol E1518 Glycerol acetates glycerol
15 Keratin E477 Propylene glycol
16 Lipid, Lipoid E479 Thermally oxidized İncelticiler
17 Lysine-L E481 Sodium stearoyl E542 Bone phosphate
18 Lysine-DL E482 Calcium stearoyl E570 Stearic acid
19 Methionine E483 Stearyl tartrate E572 Magnesium stearate
20 Nucleic acid E491 Sorbitan
21 Rennet E492 Sorbitan tristearate
22 Oxysterin E493 Sorbitan monolaurate
23 Palmitic acid E494 Sorbitan mono-oleate
24 Panthenol E495 Sorbitan monopalmitate
25 Pepsin
26 Phospholipid
27 Polypeptides
28 Progesterone
Haram Jelatinli Haribolar (www.gidaraporu.com'dan alıntıdır)
HARİBO İÇİN BİR CEVAP DA DANİMARKA’DAN
Haribo ile ilgili en son yayınladığımız haberde Almanya’dan gelen bir mesajı vermiş ve jelâtin içeren Hariboların haram jelâtinle yapılmaları sebebi ile Müslüman Kardeşlerimizi uyarmıştık. Bu defa üyelerimizden Hayati Kayhan kardeşimizden gelen mesajda, Danimarka’daki Haribo firmasına sorduğu soruya firmanın verdiği cevap yer almaktadır. Mesajı birlikte okuyalım:
Haribo'dan gelen Danimarka'ca bir açıklama:
Haribo firmasına sorduğum soruya gelen açıklama. ( Danimarkaca )
Benim Sorum :
Hej
hvofor laver I ikke % 100 vegetabiliske vingummier. I danmark lever der mange muslimer, jøder og vegetare.Jeg finder ikke %100 vegetabiliske vingummier i danske supermarkeder. Muslimerne spiser ikke gelatine, lecitin eller E471 fra svin. Hilsen
sorunun Türkce aciklamasi :
Merhaba
Niçin % 100 bitkisel olan bir yumuşak şeker üretmiyorsunuz. Danimarkada birçok Müslüman,isgalci güc ve vejeteryan insan yaşıyor. Marketlerde %100 bitkisel katkılı yumuşak şeker bulamıyoruz. Müslümanlar, Domuzdan elde edilmiş gelatin, lecitin ve E 471 gibi bazı katkıları içeren gıdaları yemiyorlar.
Selamlar
Hayati Kayhan
--------------------------------------------------
ve bana gelen cevap:
Tak for din henvendelse. Haribo Lakrids A/S anvender en gelatine fremstillet af gris og har nogle specielle egenskaber. Den giver en bl.a. en speciel mundfornemmelse, måden den smelter i munden på, fasthed og bid. Disse egenskaber og kvalitetstegn for Haribo produkter kan vi desværre ikke opnå med vegetabilsk gelatine.
Med venlig hilsen
Haribo Lakrids A/S
Maria Meldal
Laboratoriet
---------------------------------------------
Türkce açıklaması:
Basvurunuz için teşekkürler.
Haribo Lakrids A/S gelatini domuzdan ve değişik kaynaklardan elde etmektedir. Bu şekilde olması özel bir ağız hissi yani ağızda parçalanabilmesi, ısırma ve çiğneme hissi vermektedir. İşte haribo, bu özellikleri bitkisel gelatin ile elde edemiyor.
Saygılarımızla
Haribo Lakrids A/S
Maria Meldal
Laboratoriet
SEN:" YA RABBi, YA RABBi " DEYiPTE, ALLAH'IN:
"EVET EY KULUM, iSTE iSTEDiGiN VERiLiR"
DEDiGi KiMSELERDEN OLMAK iSTEMEZ MiSiN?
OHALDE YiYECEGiNi TEMiZLE Ki DUAN KABUL OLSUN.
iNSANLARA KENDiNDEN DAHA iNSAFLI OL.
iNSANLARA GÜZEL AHLAKLA DAVRAN.
HZ.MUHAMMED MUSTAFA (S.A.V.)
Graise animale jelatine (gelatine), rennet (cheese), giycine, lausine, osysrearine, spermaceti, giycerol, pepelin
E 100 E 142 E 334 E 471 E 491
E 102 E 152 E 335 E 472 E 492
E 103 E 163 E 336 E 473 E 493
E 110 E 210 E 337 E 474 E 494
E 111 E 213 E 420 E 475 E 495
E 120 E 214 E 430 E 476 E 542
E 123 E 226 E 431 E 477 E 550
E 124 E 234 E 432 E 478 E 570
E 125 E 252 E 433 E 480 E 572
E 126 E 270 E 434 E 481 E 601
E 127 E 280 E 435 E 482 E 631
E 128 E 325 E 436 E 483 E 632
E 140 E 326 E 442 E 488 E 633
E 141 E 327 E 470 E 489 E 635
E 904
Aldıgınız ürünlerin üstündeki kod numaralarını bu listeyle karşılaştırın, eger kod numaraları bu listeyle tutuyorsa, bu mamüllerin yenilmesi, alınması satılması uygun degildir.
NOT: Ürünün üstünde eger Mono- ve Diglyceride (kod numarası E 471) yazıyorsa lütfen bu maddenin hayvansal veya bitkisel oldugunu araştırın, ve o zaman kullanın.
alıntıdı
"BU KISIM DAİMA CÜZDANLARINIZDA BULUNSUN"
GELATİN=JELATİN KODLARI
E 100 E 142 E 334 E 471 E 491
E 102 E 152 E 335 E 472 E 492
E 103 E 163 E 336 E 473 E 493
E 110 E 210 E 337 E 474 E 494
E 111 E 213 E 420 E 475 E 495
E 120 E 214 E 430 E 476 E 542
E 123 E 226 E 431 E 477 E 550
E 124 E 234 E 432 E 478 E 570
E 125 E 252 E 433 E 480 E 572
E 126 E 270 E 434 E 481 E 601
E 127 E 280 E 435 E 482 E 631
E 128 E 325 E 436 E 483 E 632
E 140 E 326 E 442 E 488 E 633
E 141 E 327 E 470 E 489 E 635
E 904
Dertli el-Halidi el-Kürdi
07.02.2008, 21:02
ALİKAN kardeşim bu değerli paylaşımlarınızdan dolayı sağolun..Rabbim razı olsun..
Yediğimiz her şey bizi doğrudan etkiler..Yediklerimize fazlasıyla dikkat etmeliyiz..Alimlere benzemek gerek..Bir BEYAZID-İ BİSTAMİ ki; kendi çağındaki bir alimle mektuplaşırken en son yazıştığı alim ona mektupla birlikte birde ekmek gönderir..Beyazıd-ı Bistami ise ekmeyi yemez ve ona yazdığı cevapta da ekmeğin neyle ve nasıl yapıldığını bilmediği için yemediğini söylüyor..
Bir alimin gönderdiği ekmekden bile şüphe duyanların kapısından yürümeye çalışıyoruz,Rabim mübarek etsin..Lakin yürüken kim ne verse yiyiyoruz..Hani bir İçel(mersin) atasözü vardır ; "HELAL HARAM VER ALLAHIM,SENİN KULUN NE BULURSA YER ALLAHIM.." Aynı böyle yapıyoruz maalesef..Çoğunluk olarak böyle..
Ki yediklerimizi yapan kişiler bile çok önemliyken biz yapanları geçtik,nasıl yapıldığını bile kaale almadan canımız ne istese onu midemize indiriyoruz..Bizi Allah'a mide ulaştırmayacak..biraz dikkat gerek..
MUHAMMED BAKİBİLLAH K.S. der ki; "Huzur ve ihtiyat sahibi olmayanın yemekleri ,feyiz kapısını kapatır ve feyzin gelmesine mani olur.."
Rabbim bizi kendine sahip çıkabilen,nefsi emmare mertebesini aşabilen ve şüpheliden kaçabilen kullardan eylesin..--Amiin..--
vesselam..
Orjinal Yazarı yar istanbul
ALİKAN kardeşim bu değerli paylaşımlarınızdan dolayı sağolun..Rabbim razı olsun..
Rabbim bizi kendine sahip çıkabilen,nefsi emmare mertebesini aşabilen ve şüpheliden kaçabilen kullardan eylesin..--Amiin..--
vesselam..
Rabbim sizdende raziolsun yaristanbul kardeşim..
Dertli el-Halidi el-Kürdi
08.02.2008, 19:09
"Şüpheliyi bırak,şüphe vermeyene bak.
Zira gönül doğrudan huzur,yalandan kuşku duyar.."
--Hadis-i Şerif..--
Dertli el-Halidi el-Kürdi
08.02.2008, 21:26
Türkiye'de bu kadar domuzu kim nerede tüketiyor!
"Kesilen domuz miktarı sığırla aynı!"
http://aistlinri.kucukresim.com/uploads/tbkemalozerdomu02009.jpg
Domuz ve domuz mamulleri hakkında değerlendirmelerde buluna Tüketiciler Birliği Genel Başkan Vekili Kemal Özer; “Ülkemizde resmi yollarla kesilen domuz miktarı sığır miktarına yaklaşıyor. Peki, bu kadar domuzu kim nerede tüketiyor!” dedi.
Tüketiciler Birliği Genel Başkan Vekili Kemal Özer konuyla ilgili yaptığı açıklamada şu görüşlere yer verdi.
“Hemen her ürünün etiketinde ‘Ürünlerimizin hiçbir çeşidinde domuz mamulleri yoktur’ gibi ibareler yazılmaktadır. Ülkemizde kesilen domuz miktarı yenilebilir büyük baş hayvanlarla yarışır hale gelmiş durumdadır. Öte yandan ülkemizde domuz ve mamullerinden oluşan ürünleri üretim ve satışı ise yasak değil. Bir an etiketlerde yazan bilgilerin doğru olduğunu düşünerek hiçbir üründe domuz mamulü kullanılmadığını düşünsek, bu kadar domuz eti ve yağı ne yapılmaktadır?
Sorun “Türk Gıda Kodeksi Gıda Maddelerinin Genel Etiketleme ve Beslenme Yönünden Etiketleme Kuralları Tebliği”nde ve bu tebliği hazırlayan zihniyettedir.
Uluslararası anlaşmalara ve tüketicini kanuna aykırı olmasına rağmen adı geçen etiketleme tebliğindeki bazı sinsi tuzaklar, üretim sırasında sağlık açısından tehlikeli ve dinen yasak ürünlerin bir gıda maddesine katılması haline etikete yazılması zorunluluğunu bile ortadan kaldırmaktadır. Bu durum Tüketicilerin tükettikleri ürünlerin içeriğini bilme hakkının engellemesidir ve suçtur.
İşte tuzak maddelerden birkaçı:
5/b “Mevzuatla tanımlanan ve son üründe %2’den az olan bileşik bileşenlerinin, gıdanın bileşenlerinden taşınan ve son üründe teknolojik fonksiyonu bulunmayan gıda katkı maddelerinin, işlem yardımcılarının, içindekiler listesinde belirtilmesi zorunlu değildir.”
6/i ve 7/i “Hacmen %1,2 den fazla alkol içeren içeceklerde alkol miktarı:”
7/b “Gıda katkı maddeleri bu yönetmelikte yer alan sınıflamaya göre fonksiyonları ile birlikte adı veya EC kod numarası ile verilmelidir.”, “…hesaplanan su ve uçucu maddelerin miktarı son üründe % 5 i aşmıyorsa, içindekiler listesinde belirtilmesi zorunlu değildir.”
Sorun bunlarla da sınırlı değildir. Ülkemizde gıda katkı maddelerinin bitkisel mi hayvansal mı oldukları, hayvansal ise Domuz, Bufalo vb gibi yenmesi haram hayvanlardan mı yoksa diğer hayvanlardan mı elde edildikleri meçhuldür. Sığır yazması da bir anlam ifade etmemektedir. Sığır olsa bile, o hayvanın İslami kurallara göre beslenip bu kurallara göre kesilip kesilmediğinin bilinmemesi ve tespit edilememesi belirtilmesi ve yazılması da zaten zorunlu değildir.
Bir katkı maddesi için bitkisel yahut hayvansal yazmak Türk Bürokrasisi’ne göre yeterlidir. Bu içeriklerin İslam, Musevilik, Hıristiyanlık yahut başkaca bir din için uygun olup olmamasını hiçbir önemi yoktur. Hatta mevcut mevzuat aksin uygulamaya destek bile vermektedir. Son günlerde tarafımıza bazı güvenilir kaynaklardan ulaşan bilgilere göre birçok hazır yağa kıvam artırıcı olarak domuz iç yağı katıldığı, birçok üreticinin üretimlerinde ucuz olması nedeniyle domuz yağlarını bilerek tercih ettiği, bazılarının bilmeden kullandığı bilgileri gelmiştir. Bu insanın kanını dondurucu bilgiler kuşkusuz bakanlıklarda da mevcuttur. Ancak ilgili bakanlıklar ya mevzuatı, ya donanım eksikliği ya da başkaca mazeretler ileri sürerek ülke inanın sağlığını ve inanç değerlerini tehdit etmeyi sürdürmektedir. Türkiye’nin hali her gün gıdasını bilerek zehirleyen adamdan farksız.”
8sütun
Dertli el-Halidi el-Kürdi
28.02.2008, 16:44
VAKİT GAZETESİ 25/02/2008 TARİHLİ
''Helal gıda' ihracatı arttırır'
Uluslararası Helal Gıda Konferansı dün İstanbul Feshane Kongre ve Fuar Merkezi’nde gerçekleştirildi. Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Denetleme ve Sertifikalandırma Araştırmaları Derneği (GİMDES) tarafından düzenlenen Uluslararası Helal Gıda Konferansı dün İstanbul Feshane Kongre ve Fuar Merkezi’nde gerçekleştirildi. Yurtiçinden ve yurtdışından akademisyenlerin katıledığı konferansta Türkiye’deki “Helal Gıda Sertifikası” talepleri etraflıca tartışıldı. Kur’an-i Kerim tilavetiyle başlayan konferansa, Devlet Eski Bakanı Hasan Aksay, İstanbul Vali Yardımcısı Hurrem Aksoy, MüSİAD Genel Başkanı ömer Bolat, Tarım İl Müdürü Ahmet Kavak, TİM Yönetim Kurulu üyesi Hasan Hüseyin Nakiboğlu, Rotterdam İslam üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akgündüz ile çok sayıda sivil toplum kuruluşu temsilcisi katıldı.
BüYüKöZER: SERTİFİKA FİRMALARIN YüKüNü HAFİFLETECEK
Ev sahibi olarak toplantının açılış konuşmasını yapan (GİMDES) Başkanı Hüseyin Kamil Büyüközer, dünyada 1.5 milyara yakın Müslüman yaşadığına dikkat çekerek, “Helal Gıda Sertifikası çalışması, bu güne kadar gasp edilmiş bir hakkın kazanılması çabasından başka bir şey değildir” dedi. Sertifika çalışmasına karşı çıkan çevrelerin haksız olduğunu belirten Büyüközer, “Kimsenin üretimine karşı değiliz. Sadece üretir ve satarken tüketici hassasiyetinin gözetilmesini istiyoruz. 1.5 milyarlık Müslüman toplum var. Bu potansiyelin üretici firmalar tarafından fırsat olarak görülmesi lazım” dedi. Büyüközer, bu sertifikayla üretici firmaların sırtındaki yükün hafifleyeceğini de kaydetti.
BOLAT: SERTİFİKA İHRACATIMIZI ARTTIRIR
Musevilerin “Kosher” sertifikası, Hintlilerin ve vejetaryenlerin “Vegan” sertifikalarının yıllardır dünya pazarlarında aktif olarak kullanıldığına dikkat çeken MüSİAD Genel Başkanı ömer Bolat, Türkiye’de ise Helal Gıda Sertifikası çalışmalarının ideolojik bazı sebeplerle geciktirildiğini söyledi. Helal Gıda Sertifikası talebinin tamamen bir tüketici talebi olduğunu ifade eden Bolat, Helal Gıda Sertifikası Ortadoğu’ya olan ihracatımızı arttırır” dedi. Dünyadaki helal ürün pazarının 150 milyar dolarlık büyüklüğe ulaştığını ifade eden Bolat, bütün Müslümanların helal gıdayı benimsemesi sağlandığı taktirde global helal gıda pazarının yıllık 600 milyar dolara ulaşması beklendiğini kaydetti. Bolat, insanların yedikleri konusunda gittikçe hassaslaştıkları bir dünyada Müslüman üreticiler, satıcılar ve pazarlamacılar tüketiciye helal gıda güvencesi ve imkanı sunması gerektiğini kaydetti.
HANİFA: MüSLüMAN YİYİP İçTİGİNE DİKKAT ETMELİ
İngiltere Helal Gıda Sertifikalandırma Kurumu Başkanı Muhammed Hanifa is, gıda sanayinin gelişmesi ile birlikte katkı maddelerinin kullanma oranlarının da yoğunlaştığına dikkat çekti. Müslümanların helal ile haramı kesinlikle karıştırmaması gerektiğini belirten Hanifa, “İnşallah, Türkiye nüfusunun tamamına yakınını teşkil eden Müslüman kardeşlerimiz de doğru dürüst bir sertifikalandırma sistemine kavuşur” diye konuştu.
Dertli el-Halidi el-Kürdi
29.02.2008, 20:58
24 Şubat 2008 Pazar günü İstanbul FESHANEDE GİMDESİN öncülüğü ile yapılan “HELAL GIDA 2008” konferansı umulanın üzerinde bir alaka gördü.
Uluslar arası Helal Gıda Konferansı beklenen hedefe ulaşmıştır. Verilen tebliğler neticesinde aşağıdaki sonuçlara ulaşılmıştır;
1.Ülkemizde helal sertifikalı ürünlerin gerekliliği uluslar arası çeşitli uzmanlarca teyit edilmiştir.
2.Türkiye’nin bulunduğu coğrafi, demografik ve stratejik konumu itibariyle bu konuda öncülük etmesi gerekliliği vurgulanmıştır.
3.Helal Gıda Sertifikalandırmaya geçiş Türkiye ekonomisine de büyük katkılar sağlayacaktır.
4.Helal sertifikanın gerekliliği kamu oyunca kabul gördüğünden bir an önce kurumumuzca sertifikalandırma işlemleri başlatılmalıdır.
5.Dünya piyasasında helal sertifikalı ürün talebinin giderek artması sebebi ile Türkiye’deki üreticilerin de bir an evvel helal sertifikalı ürünlere geçişi sağlanmalıdır.
6.Helal sertifikalı ürünlerin tüketimi konusunda tüketicinin bilinçlendirilmesi ve üreticiyi helal sertifika noktasında sorgulaması sağlanmalıdır.
7.Helal sertifikalandırma işlemleri sadece gıda ürünleriyle sınırlı olmayıp; kozmetik, ilaç ve benzeri sektörleri de içerdiği vurgulanmıştır.
8.Birleşmiş Milletlerin kodeksine helal gıdayı aldığı, İslam Konferansı Örgütü kendi üyesi olan ülkelerde helal sertifikalandırma işlemlerini başlatmayı planladığı günümüzde, ülkemizde de ilgili resmi makamlar, yapılan başvuruları hızlı bir şekilde neticelendirmelidirler.
GİMDES
Gıda ve İhtiyaç Maddeleri
Denetleme ve Sertifikalandırma
Araştırmaları Derneği
- Gıdaraporu - Helal Haram Herbalife Aloevera Amway Domuz Jelatin Helal Sertifika Kozmetik Takımı
Dertli el-Halidi el-Kürdi
23.03.2008, 17:35
DİKKAT!....
ALMANYADA DOMUZLU DÖNER SKANDALI...
Son aylarda yaşanan bozuk et skandalından sonra şimdi de dönerde domuz eti bulundu. Bağımsız kontol laboratuvarları derneği (Verband Unabhängiger Prüflaboratorien) başkanı Gero Beckmann Hessen, Thüringen ve Bayern eyaletlerinde döner satan dükkanlardan alınan numunelerde yapılan analizler sonucunda 13 Imbisste satılan dönerlerde domuz eti bulunduğunu söyledi.
Beckman kontrol edilen her üç dönerden birinde domuz eti kalıntılarına rastlandığını belirti. Beckmann, dönerde domuz eti analizinin yaklaşık 200 Euroluk bir maliyeti olduğu için ancak bu kadar analiz yapıldığını söyledi. Maalesef Berlin gibi şehirlerde 1 euroya döner satılmaktadır. Hiç bir fast food zincirinde 1 euroya bir yemek yemek mümkün değilken dönerciler nasıl oluyor da 1 Euroya döner satabiliyorlar? Ucuz döner üretmenin tek yolu ucuz et bulmak bu da bozulmuş veya bozulmaya yakın etler ve domuz eti gibi etleri kullanmaktan başka bir şekilde açıklanamıyor. Domuz etinin kilosunun 50 cente alınabildiği düşünülürse durumun vehameti ortadadır.
Daha ucuza üretmek adına hem kalite düşürülmekte, müslümanların güveni sarsılmakta, hem de döner piyasasının adı lekelenmiş olmaktadır. Bozuk et ve domuz eti skandalları tüketicinin midesini bulandırıyor ve et yeme isteğini de azaltıyor. Bu tip üreticiler ve dönerciler kendilerine zarar verdikleri gibi helal yoldan üretim yapan dönercileri de etkilemektedir. Yapılması gereken bu tip döner üretimi yapan ve satan imbislerin deşifre edilmesi ve halka duyurulmasıdır. Eğer tüketici 1-2 Euroya döner yemek istiyorsa içinde domuz eti olabilme riskini de gözönünde bulundurması gerekiyor.
Benzer durum, Türkiye için de geçerli olabilir. Denetlemekle görevli Resmi Makamlar Türkiye’de de benzer bir skandalın patlamasına fırsat vermeden gerekli denetimleri yapmalıdırlar. Ayrıca namusu ile çalışmak isteyen döner üreticileri ve döner satıcıları sektörlerine leke getirebilecek, bu gibi yolsuz çalışan meslektaşlarını oto kontrol yaparak aralarından tasfiye etmelidirler. Sağlığına ve inancına dikkatli tüketiciler de bu olumsuzluklarla her an karşılaşabilecekleri cihetle döner yemede çok dikkatli olmalıdırlar.
Kaynak: http://www.canfm.info/
Dertli el-Halidi el-Kürdi
23.03.2008, 17:39
VUSLAT DERGİSİNDEN
VUSLAT DERGİSİNDEN, Azmi Ermurat / Hüseyin Kulaoğlu’nun Editörümüz H.K.BÜYÜKÖZER’LE YAPTIKLARI SÖYLEŞİ
“GİMDES Başkanı ve Yeniden Gıda Raporu kitabı yazarı Dr. Müh. Hüseyin Kâmi Büyüközer beyle yediklerimiz içtiklerimiz helâl mi, haram mı? Sağlığımıza ne kadar uygun? Konulu bir söyleşi gerçekleştirdik…
Dr. Müh. Hüseyin Kâmi Büyüközer
Dinimizin bize kazandırdığı "Şüpheli şeylerden kaçınınız." prensibi gereğince, şüpheli katkı maddeleri belirlenip, bunlardan kaçınılmaya çalışılmalıdır
Öncelikle böyle önemli bir konuyu çalışmalarınızla gündeme getirdiğiniz için teşekkürlerimizi sunarız.
Gıda üretiminde kullanılan katkı maddelerinden kısaca bahseder misiniz?
Satışı teşvik etmek, pazarlamayı kolaylaştırmak maksadı ile ilave edilen kimyasal maddelerdir. Normal şartlarda tek başına gıda olarak tüketilmeyen veya gıda ham veya yardımcı maddesi olarak kullanılmayan, tek başına besleyici değeri olan veya olmayan, seçilen teknoloji gereği kullanılan işlem veya imalat sırasında kalıntı veya türevleri mamul maddede bulunabilen gıdanın üretilmesi, tasnifi, hazırlanması, işlenmesi, ambalajlanması, taşınması, depolanması sırasında gıda maddesinin tat, koku, görünüş, yapı ve diğer niteliklerini korumak, düzeltmek veya istenmeyen değişikliklere engel olmak ve gıdanın biyolojik değerini düzeltmek amacıyla kullanılmasına izin verilen maddelerdir.
Katkı maddelerini kullanma gayeleri nelerdir?
Bunları sıralarsak;
1- Koruyucu olarak, gıda maddesinin bayatlama, kokuşma, bozulma v.s. olaylarını geciktirmek için. Benzoik asit, Sodyum benzot vs. gibi...
2- Normalde birbirleri ile karışmayan veya zor karışan maddeleri birbirine bağlayıcı olarak, bu maddelerin emilsiyonunu kolaylaştırmak için, Lesitin v.s. gibi...
3- Koyulaştırıcı olarak. Agar agar, jelatin vs. gibi...
4- Renklendirici olarak, gıda maddelerinin göze hoş gözükmesi için kullanılan boya maddeleri. Karmen vs. gibi...
5- Tat vericiler, aromalar. Damağa lezzet vermek için. Vanilya, vanilin vs. gibi...
6- Besin değerini korumak veya geliştirmek için.
7- Tatlandırıcılar. Aspartam vs. gibi...
Bugün toplam 3500 cins katkı maddesi dünya piyasasında gıdalarımıza katılmak üzere pazarlanmaktadır. Bu maddelerin pek çoğunun kanserden tutun beyin hücrelerinin tahribatına varıncaya kadar çeşitli zararları tespit edildiği halde, sırf gıda sanayi patronlarının(!) para kazanma hırsları uğruna insanlığın midesine bu zehirler zerkedilmeye devam edilmektedir. Birçok devletler ya habersiz ya haberli seyirci kalmaktadır.
"E" rumuzlu gıda maddeleri nelerdir bu konuda toplum olarak neler yapmalıyız?
Dünya Sağlık Teşkilatı (WHO) ile Gıda ve Tarım Teşkilatı (FAO)' nun Katkı Maddeleri üzerinde çalışan Ortak Uzmanlar Komitesi (IECFA) dünyada, her çeşit katkı maddesi ile ilgili yapılan toksikolojik çalışmaları değerlendirir ve Uluslararası Gıda Kodeksi Komisyonu'na tekliflerini sunar. IECFA, ayrıca katkı maddesinin özelliklerini belirler, analiz yöntemlerini standartlaştırır. Katkı maddesi ile ilgili A, B, C listelerini hazırlar. A listesi pozitif listedir. B listesinde değerlendirilmesi tamamlanmamış katkı maddeleri yer alır. C listesi ise negatif listedir ve bu listede yer alan katkı maddelerini kullanma izni verilmez. İleriki çalışmalarda, farklı neticelere ulaşılması halinde Katkı maddelerinin listelerdeki yerleri değişebileceği gibi, günlük alınabilecek miktarları (ADI) da azaltılıp çoğaltılabilir.
Uluslararası kuruluşta kabul görmüş katkı maddesine bir numara verilir. Mesela Monosodyum Glutomat için verilen numara 621 dir. Tartarin için 102 dir. Numaralanmış bu listelerden Avrupa Ekonomik Topluluğunda kullanımına izin verilen Katkı Maddelerine E kodu verilmiştir. Mesela, 621 numara ile belirlenmiş Monosodyum Glutomat, eğer AET tarafından kullanımına izin verilmişse, AET Kodeksinde bu katkı maddesi E621 olarak isimlendirilmiş olmaktadır.
Ülkemizde de AET'ye uyum programı uygulandığı için aynı isimlendirme kullanılmaktadır.Kullanılmasına izin verilen Katkı maddelerinde ülkeler sınırlamalar getirebilir. Nitekim, listelerde izin verildiği halde bazı katkı maddelerini Amerika, Avusturya, Avrupa kendi ülke sınırları içerisinde yasaklamışlardır.
Alışveriş yaparken nelere Dikkat ETMELİYİZ!
Bunları sıralarsak;
1. Satın alacağınız ürünün içindeki maddeleri belirten etiketinin bulunduğundan emin olun. Etiketi olmayan ürünü satın almayınız.
2. Daima etikette yazan maddeleri tek tek kontrol edin. Sakıncalı madde bulunan gıda maddesini satın almayınız.
3. Helal kesim et ürünü sattığından kesin olarak emin olmadığınız market veya kasaptan et almayınız.
4. McDonalds, Burger King, Pizza Hut gibi fast-food lokantalarda çok dikkatli olun.
5. En son açıklanmış helal-haram katkı maddeler listesini sitemizden temin ediniz. (www.gidaraporu.com (http://www.gidaraporu.com))
6. Özellikle şu ürünleri satın alırken dikkatli olun: Et ürünleri, peynirler, cipsler, kekler, pastalar, yemekler, margarinler, yoğurtlar, yağda kızartmalar, hazır çorbalar, krem şanti, soslar, çikolatalar, şekerlemeler, dondurmalar.
7. Bilmediklerinizi sağlam bilgi kaynalarına ulaşarak öğrenmeye çalışınız.
8. Takva üzere yaşamak istiyorsanız, emin olmadığınız gıda maddelerini satın almayınız.
Gıdalarda domuz yağı ve domuz katkı maddeleri nasıl anlaşılır?
Çok defa, kimyasal olarak bileşiğin kökenini tayin emek mümkün değildir, ancak üretici firma bilebilir. Bazen de çok hassas ve çok pahallı testlere ihtiyaç duyulmaktadır. Ülkemizde ise henüz bu testler yapılamamaktadır. Bu sebeple, mümkün mertebe katkısız doğal ürünler veya gıda katkı maddesini en az ihtiva eden ürünler tercih edilebilir. Dinimizin bize kazandırdığı "Şüpheli şeylerden kaçınınız." prensibi gereğince, şüpheli katkı maddeleri belirlenip, bunlardan kaçınılmaya çalışılmalıdır.
Toplum olarak helal ve haramlara dikkat etmemiz için neler tavsiye edersiniz?
İslam, dünya hayatımızın her noktası için mesajı olan bir dindir. Dolayısıyla müntesiplerini çizgileri, sınırları belli bir yaşam tarzına uymayı istemektedir. Böyle bir istek söz konusu olunca, günlük yaşantımızda önemli yer tutan gıdalarımıza dikkat etmemiz de dinin bir emri olarak karşımıza çıkmaktadır.
Öncelikle Müslüman olarak biz demeliyiz ki " Arkadaş ! Yiyen yesin, besleyen beslesin, satan satsın, ama ben yemek istemiyorum. İrademin dışında, bilgimin dışında, beni aldatarak kimse bana dinimde haram kılınan gıda maddesini yedirme hakkına sahip değildir."
Tüketiciler olarak bu hakkımızı almak istiyorsak, önce "bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?" kavlince bilgimizi ve şuurumuzu artırmak zorundayız. Alışveriş yaptığımız, market, bakkal ve büfe sahiplerini ikaz edeceğiz. Bir yandan bilmediğimiz, tanımadığımız gıda maddelerini satın almaya paydos diyeceğiz. Ambalajların üzerindeki etiketleri dikkatlice okuyacağız. Bu aldatmacaların olduğu bir ortamda etiketleri okumak da yeterli olmayacaktır. En iyisi imalatçılar, irili ufaklı marketçiler, bakkallar, büfeciler, lokantacılar ve resmi görevliler ikaz oluncaya kadar bu tür ürünleri boykot etmek en tesirli silahımız olacaktır.
Ebu Hureyre (r.a.) rivayet ettiğine göre; Resul-û Ekrem (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
"Allah yolunda sefer yapmış, üstü başı tozlanmış bir adam ellerini göklere uzatarak "Ya Rabb, ya Rabb!" diye yalvarıyor. Halbuki onun yediği haram, içtiği haram, giydiği haram, gıdası haramdır. Böylesinin duası nasıl makbul olur?”( Müslim)
Bizler de çevremizde faaliyet gösteren marketleri, lokantaları, pastaneleri uyarmalıyız.
Helal sertifika nedir? Niçin helal sertifikasına İhtiyacımız vardır?
Helal sertifikalama, muteber, ehil ve tarafsız bir kurumun, söz konusu üretimi denetlemesini, helal standartlarla uygunluk içerisinde üretimin yapıldığını teyit etmesini ve buna bağlı olarak, onaylanmış bir belge vermesini kapsayan bir yöntemdir. Gıdalarda helal olma şartı ile birlikte, sağlığa uygunluk ve safiyet de olması gereken şartlardır. Ayrıca Helal Sertifikalama Ülke yönetiminin kontrol birimlerine gıda emniyeti konusunda destek hizmeti de sağlar. Helal sertifikalama, Müslüman tüketici için, kabul edilebilir gıdanın ve tüketilebilir ürünün üretilmesi için gereklidir. Bu husus dünyadaki 2 milyar Müslüman'ı ve de helal ürün yemeği tercih eden diğer milyonlarca insanı kapsamaktadır.
Bu sertifikanın insanları bağlayıcılığı nasıl halledilecek. Mesela TSE buna müdahil olacak mı?
Helal Sertifika, isteğe bağlı olabilecek bir belgedir. Müslüman tüketici Helal Sertifikalı ürün talebinde ne kadar samimi, ne kadar istekli ve ne kadar ısrarlı olabilirse uygulama o kadar yaygın ve güçlü olabilir. TSE bu uygulamalara müdahil olamaz, olmamalıdır.
Haber: Azmi Ermurat / Hüseyin Kulaoğlu
VUSLAT DERGİSİ
Dertli el-Halidi el-Kürdi
20.04.2008, 13:37
Orjinal Yazarı yar istanbul
GIDA RAPORU GENEL YAYIN YÖNETMENİ HÜSEYİN KAMİ BÜYÜKÖZER MARMARA FM'DE YAYIMLANAN BİR PROGRAMDA, GIDALARDA KULLANILAN KATKI MADDELERİ HUSUSUNDA ÇARPICI AÇIKLAMALARDA BULUNDU.
PROGRAMIN SES KAYITLARINI DİNLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ ;
http://www.gidaraporu.com/Radyo/15soru5.htm (http://www.gidaraporu.com/Radyo/15soru5.htm)
malum yaz geldi ve insanlar yine su gibi dondurma tüketmeye başladı..Hele ki çocuklar gençler ve onlara müdahale etmeyen ebeveynler..
yuklarıdaki linkten dondurma bölümünü özellikle dinlemenizi rica ediyorum sizlerden..
Hakk'a emanet olun..
vesselam..
Dertli el-Halidi el-Kürdi
24.04.2008, 22:01
GÜNCELLEME VAAR...!!!!!
:-005
Dertli el-Halidi el-Kürdi
28.04.2008, 16:38
GİMDES Başkanı ve Yeniden Gıda Raporu kitabı yazarı
Dr. Müh. Hüseyin Kâmi Büyüközer beyle yediklerimiz içtiklerimiz helâl mi, haram mı? Sağlığımıza ne kadar uygun? Konulu bir söyleşi gerçekleştirdik…
Dr. Müh. Hüseyin Kâmi Büyüközer
Dinimizin bize kazandırdığı "Şüpheli şeylerden kaçınınız." prensibi gereğince, şüpheli katkı maddeleri belirlenip, bunlardan kaçınılmaya çalışılmalıdır
Öncelikle böyle önemli konuyu çalışmalarınızla gündeme getirdiğiniz için teşekkürlerimizi sunarız.
Gıda üretiminde kullanılan katkı maddelerinden kısaca bahseder misiniz?
Satışı teşvik etmek, pazarlamayı kolaylaştırmak maksadı ile ilave edilen kimyasal maddelerdir. Normal şartlarda tek başına gıda olarak tüketilmeyen veya gıda ham veya yardımcı maddesi olarak kullanılmayan, tek başına besleyici değeri olan veya olmayan, seçilen teknoloji gereği kullanılan işlem veya imalat sırasında kalıntı veya türevleri mamul maddede bulunabilen gıdanın üretilmesi, tasnifi, hazırlanması, işlenmesi, ambalajlanması, taşınması, depolanması sırasında gıda maddesinin tat, koku, görünüş, yapı ve diğer niteliklerini korumak, düzeltmek veya istenmeyen değişikliklere engel olmak ve gıdanın biyolojik değerini düzeltmek amacıyla kullanılmasına izin verilen maddelerdir.
Katkı maddelerini kullanma gayeleri nelerdir?
Bunları sıralarsak;
1- Koruyucu olarak, gıda maddesinin bayatlama, kokuşma, bozulma v.s. olaylarını geciktirmek için. Benzoik asit, Sodyum benzot vs. gibi...
2- Normalde birbirleri ile karışmayan veya zor karışan maddeleri birbirine bağlayıcı olarak, bu maddelerin emilsiyonunu kolaylaştırmak için, Lesitin v.s. gibi...
3- Koyulaştırıcı olarak. Agar agar, jelatin vs. gibi...
4- Renklendirici olarak, gıda maddelerinin göze hoş gözükmesi için kullanılan boya maddeleri. Karmen vs. gibi...
5- Tat vericiler, aromalar. Damağa lezzet vermek için. Vanilya, vanilin vs. gibi...
6- Besin değerini korumak veya geliştirmek için.
7- Tatlandırıcılar. Aspartam vs. gibi...
Bugün toplam 3500 cins katkı maddesi dünya piyasasında gıdalarımıza katılmak üzere pazarlanmaktadır. Bu maddelerin pek çoğunun kanserden tutun beyin hücrelerinin tahribatına varıncaya kadar çeşitli zararları tespit edildiği halde, sırf gıda sanayi patronlarının(!) para kazanma hırsları uğruna insanlığın midesine bu zehirler zerkedilmeye devam edilmektedir. Birçok devletler ya habersiz ya haberli seyirci kalmaktadır.
"E" rumuzlu gıda maddeleri nelerdir bu konuda toplum olarak neler yapmalıyız?
Dünya Sağlık Teşkilatı (WHO) ile Gıda ve Tarım Teşkilatı (FAO)' nun Katkı Maddeleri üzerinde çalışan Ortak Uzmanlar Komitesi (IECFA) dünyada, her çeşit katkı maddesi ile ilgili yapılan toksikolojik çalışmaları değerlendirir ve Uluslararası Gıda Kodeksi Komisyonu'na tekliflerini sunar. IECFA, ayrıca katkı maddesinin özelliklerini belirler, analiz yöntemlerini standartlaştırır. Katkı maddesi ile ilgili A, B, C listelerini hazırlar. A listesi pozitif listedir. B listesinde değerlendirilmesi tamamlanmamış katkı maddeleri yer alır. C listesi ise negatif listedir ve bu listede yer alan katkı maddelerini kullanma izni verilmez.
İleriki çalışmalarda, farklı neticelere ulaşılması halinde Katkı maddelerinin listelerdeki yerleri değişebileceği gibi, günlük alınabilecek miktarları (ADI) da azaltılıp çoğaltılabilir.
Uluslararası kuruluşta kabul görmüş katkı maddesine bir numara verilir. Mesela Monosodyum Glutomat için verilen numara 621 dir. Tartarin için 102 dir. Numaralanmış bu listelerden Avrupa Ekonomik Topluluğunda kullanımına izin verilen Katkı Maddelerine E kodu verilmiştir. Mesela, 621 numara ile belirlenmiş Monosodyum Glutomat, eğer AET tarafından kullanımına izin verilmişse, AET Kodeksinde bu katkı maddesi E621 olarak isimlendirilmiş olmaktadır.
Ülkemizde de AET'ye uyum programı uygulandığı için aynı isimlendirme kullanılmaktadır.Kullanılmasına izin verilen Katkı maddelerinde ülkeler sınırlamalar getirebilir. Nitekim, listelerde izin verildiği halde bazı katkı maddelerini Amerika, Avusturya, Avrupa kendi ülke sınırları içerisinde yasaklamışlardır.
Dertli el-Halidi el-Kürdi
28.04.2008, 16:42
Alışveriş yaparken nelere Dikkat ETMELİYİZ!
Bunları da sıralarsak;
1. Satın alacağınız ürünün içindeki maddeleri belirten etiketinin bulunduğundan emin olun. Etiketi olmayan ürünü satın almayınız.
2. Daima etikette yazan maddeleri tek tek kontrol edin. Sakıncalı madde bulunan gıda maddesini satın almayınız.
3. Helal kesim et ürünü sattığından kesin olarak emin olmadığınız market veya kasaptan et almayınız.
4. McDonalds, Burger King, Pizza Hut gibi fast-food lokantalarda çok dikkatli olun.
5. En son açıklanmış helal-haram katkı maddeler listesini sitemizden temin ediniz. (www.gidaraporu.com (http://www.gidaraporu.com))
6. Özellikle şu ürünleri satın alırken dikkatli olun: Et ürünleri, peynirler, cipsler, kekler, pastalar, yemekler, margarinler, yoğurtlar, yağda kızartmalar, hazır çorbalar, krem şanti, soslar, çikolatalar, şekerlemeler, dondurmalar.
7. Bilmediklerinizi sağlam bilgi kaynalarına ulaşarak öğrenmeye çalışınız.
8. Takva üzere yaşamak istiyorsanız, emin olmadığınız gıda maddelerini satın almayınız.
Gıdalarda domuz yağı ve domuz katkı maddeleri nasıl anlaşılır?
Çok defa, kimyasal olarak bileşiğin kökenini tayin emek mümkün değildir, ancak üretici firma bilebilir. Bazen de çok hassas ve çok pahallı testlere ihtiyaç duyulmaktadır. Ülkemizde ise henüz bu testler yapılamamaktadır. Bu sebeple, mümkün mertebe katkısız doğal ürünler veya gıda katkı maddesini en az ihtiva eden ürünler tercih edilebilir.
Dinimizin bize kazandırdığı "Şüpheli şeylerden kaçınınız." prensibi gereğince, şüpheli katkı maddeleri belirlenip, bunlardan kaçınılmaya çalışılmalıdır.
Toplum olarak helal ve haramlara dikkat etmemiz için neler tavsiye edersiniz?
İslam, dünya hayatımızın her noktası için mesajı olan bir dindir. Dolayısıyla müntesiplerini çizgileri, sınırları belli bir yaşam tarzına uymayı istemektedir. Böyle bir istek söz konusu olunca, günlük yaşantımızda önemli yer tutan gıdalarımıza dikkat etmemiz de dinin bir emri olarak karşımıza çıkmaktadır.
Öncelikle Müslüman olarak biz demeliyiz ki " Arkadaş ! Yiyen yesin, besleyen beslesin, satan satsın, ama ben yemek istemiyorum. İrademin dışında, bilgimin dışında, beni aldatarak kimse bana dinimde haram kılınan gıda maddesini yedirme hakkına sahip değildir."
Tüketiciler olarak bu hakkımızı almak istiyorsak, önce "bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?" kavlince bilgimizi ve şuurumuzu artırmak zorundayız. Alışveriş yaptığımız, market, bakkal ve büfe sahiplerini ikaz edeceğiz. Bir yandan bilmediğimiz, tanımadığımız gıda maddelerini satın almaya paydos diyeceğiz. Ambalajların üzerindeki etiketleri dikkatlice okuyacağız. Bu aldatmacaların olduğu bir ortamda etiketleri okumak da yeterli olmayacaktır. En iyisi imalatçılar, irili ufaklı marketçiler, bakkallar, büfeciler, lokantacılar ve resmi görevliler ikaz oluncaya kadar bu tür ürünleri boykot etmek en tesirli silahımız olacaktır.
Ebu Hureyre (r.a.) rivayet ettiğine göre; Resul-û Ekrem (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
"Allah yolunda sefer yapmış, üstü başı tozlanmış bir adam ellerini göklere uzatarak "Ya Rabb, ya Rabb!" diye yalvarıyor. Halbuki onun yediği haram, içtiği haram, giydiği haram, gıdası haramdır. Böylesinin duası nasıl makbul olur?”( Müslim)
Bizler de çevremizde faaliyet gösteren marketleri, lokantaları, pastaneleri uyarmalıyız.
Dertli el-Halidi el-Kürdi
28.04.2008, 16:45
Helal sertifika nedir? Niçin helal sertifikasına İhtiyacımız vardır?
Helal sertifikalama, muteber, ehil ve tarafsız bir kurumun, söz konusu üretimi denetlemesini, helal standartlarla uygunluk içerisinde üretimin yapıldığını teyit etmesini ve buna bağlı olarak, onaylanmış bir belge vermesini kapsayan bir yöntemdir. Gıdalarda helal olma şartı ile birlikte, sağlığa uygunluk ve safiyet de olması gereken şartlardır. Ayrıca Helal Sertifikalama Ülke yönetiminin kontrol birimlerine gıda emniyeti konusunda destek hizmeti de sağlar.
Helal sertifikalama, Müslüman tüketici için, kabul edilebilir gıdanın ve tüketilebilir ürünün üretilmesi için gereklidir. Bu husus dünyadaki 2 milyar Müslüman'ı ve de helal ürün yemeği tercih eden diğer milyonlarca insanı kapsamaktadır.
Bu sertifikanın insanları bağlayıcılığı nasıl halledilecek. Mesela TSE buna müdahil olacak mı?
Helal Sertifika, isteğe bağlı olabilecek bir belgedir. Müslüman tüketici Helal Sertifikalı ürün talebinde ne kadar samimi, ne kadar istekli ve ne kadar ısrarlı olabilirse uygulama o kadar yaygın ve güçlü olabilir. TSE bu uygulamalara müdahil olamaz, olmamalıdır.
Haber: Azmi Ermurat / Hüseyin Kulaoğlu
Dertli el-Halidi el-Kürdi
04.05.2008, 15:28
J E L A T İ N N E D İ R ?
Jelatin, hayvanların deri ve kemiklerinden elde edilen bir katkı maddesidir ve protein olarak bilinir.
Jelatin üretiminde, hammaddenin temizlenip hazırlanması aşamasından sonra birbirini takip eden şu işlem basamakları vardır:
- Ön işlemler
- Extraksiyon
- Saflaştırma
- Konsantrasyon
- Kalite kontrol
- Kurutma
- Öğütme
- Eleme
- Harmanlama
Ön işlemlerde, asit uygulaması ile A tipi jelatin, baz uygulaması ile B tipi jelatin elde edilir. A tipi jelatin kemik ve domuz derisinden, B tipi jelatin kemik ve inek derisinden elde edilir.
Kullanım Alanları:
- Gıda
- Kozmetik
- Eczacılık
- Fotografçılık
- Gübreler
- Kaplamalar
- Microenkapsülasyon
- Beslenme
- Yıkama ürünü
- Temizleme ürünü
Fonksiyonları:
- Köpürmeyi sağlayıcı
- Emülgatör
- Kristalizasyonu düzenleyici
- Stabilizör
- Jelleştirme
- Bağlama
- Film oluşturucu
- Kremleştirme ajanı
- Durultma ajanı
- Koloidal yapıyı koruyucu
- Koyulaştırıcı
- Yapışma ajanı
- Diğer
Gıdaların protein açısından zenginleştirilip yağ ve karbonhidrat oranının azaltılmasında da jelatin kullanılır.
Kullanım Yerleri:
- Şekerlemeler
- Tatlılar
- Süt ürünleri
- Et ürünleri,
- Soslar
- Çorbalar
- İçecekler
- Fırın ürünleri.
Fonksiyonel Özellikleri
- Jelleşme ajanı olarak jöleli tatlılar, etler, şekerlemeler, et soslarında kullanılır.
- Yapı sağlayıcı olarak lokum, koz helvası, kremalar, sufleler, fırın ürünleri ve diğer ürünlerde kullanılır.
- Bağlama ajanı olarak rulo etler, konserve etler, şekerlemeler, peynirler, süt ürünleri ve diğer ürünlerde kullanılır.
- Durultma ajanıbira, şarap, meyve suları ve diğer ürünlerde kullanılır.
- Film oluşturucu olarak meyvelerin kaplanmasında ve etlerde kullanılır.
- Koyulaştırıcı olarak toz içecekler, et suyu, soslar, çorbalar, pudingler, jöleler, şuruplar, süt ürünleri ve diğer ürünlerde...
- İşlem yardımcısı olarak tadlandırıcılar, yağ, vitamin ve renklendiricilerin mikroenkap-sülasyonunda kullanılır.
- Emülgatör olarak çorbalar, soslar, tadlandırıcılar, et ürünleri, kremalar, şekerlemeler, süt ürünleri ve diğer ürünlerde kullanılır
- Stabilizör olarak krem peynirler, çikolatalı sütler, yoğurt, buzlandı-rılan ürünler, kremalar, don-muş tatlılar ve diğer ürünlerde...
- Yapışma ajanı olarak şekerlemeler ve et ürünlerinde kullanılır.
- Köpürmeyi sağlayıcı olarak şekerlemeler, kremalar, dondurmalarda kullanılır.
- Kristalizasyonu düzenleyici olarak dondurmalar, buzlu ürünler, donmuş tatlılarda kullanılır.
- Jelatin, kozmetik alanında saç ve cilt bakım ürünlerinin üretiminde kullanılır.
- Eczacılıkta ise en yaygın kullanım alanı, yumuşak ve katı jelatin kapsüllerin üretimidir.
- Fotoğrafçılıkta ise fotoğraf filmlerinin üretiminde kullanılır.
ŞİMDİ SORMAK LAZIM...
Kullanım alanı bu kadar yaygın olan jelatinin hammaddesinin ne olduğu hususunda bir müslüman olarak duyarsız kalabilir miyiz?
Jelatin üretiminde büyük oranda domuz kullanıldığını bile bile, firmaların beyanını esas alarak jelatinli ürünleri tüketmeye devam mı edeceğiz?
Yoksa, firmaların, ürünlerinin denetimi yapılarak GİMDES SERTİFİKASI almalarını mı talep edeceğiz?
ŞİMDİ KARAR ZAMANI!
Dertli el-Halidi el-Kürdi
04.05.2008, 15:34
DUYURULAR
GİMDES SERTİFİKASI ARAYIN!
DEĞERLİ TÜKETİCİ KARDEŞLERİMİZ!
SİZE LÂYIK OLAN, İNANCINIZ BAKIMINDAN HELAL, SAĞLIĞINIZ VE BESLENMENİZ BAKIMINDAN GEREKLİ VE FAYDALI, ZARARLI UNSURLARDAN ARINDIRILMIŞ, TEMİZ-HİJYENİK ÜRÜNLERDİR. BUNU SAĞLAYACAK OLAN DA "GİMDES SERTİFİKASI"'DIR.
O HALDE, TÜKETTİĞİNİZ GIDA MADDELERİ, TEMİZLİK VE KOZMETİK ÜRÜNLERİ İLE İLAÇLARDA "GİMDES SERTİFİKASI" ARAYIN. ÜRETİCİ FİRMALARA BU HUSUSTA SÜREKLİ SORULAR SORUN, GEREKİRSE BOYKOT EDİN!
UNUTMAYIN! HİÇ KİMSENİN, KENDİ KASASINI VE KESESİNİ DOLDURMAK İÇİN SİZİN VÜCUDUNUZU KİRLETMEYE, ÇÜRÜTMEYE HAKKI YOKTUR. BUNA ASLA MÜSAADE ETMEYİN!
GELİN, GEMDES'LE BİRLİK OLUN! HEP BERABER, ÇOCUKLARIMIZ İÇİN, GELECEK NESİLLER İÇİN, BU ÜLKENİN GELECEĞİ İÇİN İYİ BİRŞEYLER YAPALIM. SAĞLIKLI VE HELAL LOKMAYLA BESLENMİŞ BİR NESİL YETİŞTİRİLMESİ İÇİN BİRLİKTE ÇALIŞALIM. UNUTMAYIN, ÇOCUKLARIMIZIN GELECEĞİ BİZİM DE GELECEĞİMİZDİR; ÇOCUKLARIMIZA BIRAKACAĞIMIZ MİRAS BİZİM NİTELİĞİMİZLE EŞDEĞERDİR. ÇOCUKLARIMIZA İYİ BİR MİRAS BIRAKALIM: "HELAL VE TEMİZ LOKMA" MİRASI...
* * *
DERNEĞİMİZ, ÜYE KAYITLARINA BAŞLAMIŞTIR
Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Denetleme ve Sertifikalandırma Derneği (GİMDES), kuruluş çalışmalarını bitirmiş ve resmen kurulmuştur.
Derneğimize üye olmak isteyen gönüldaşlarımız, sitemizdeki üyelik formunu doldurarak üye olabilirler.
Üye olmak için... (http://www.gimdes.org/uyelikformu.asp)
Dertli el-Halidi el-Kürdi
21.07.2008, 18:46
Domuz jelatinli şekerler
(http://www.delikanforum.net/redirector.php?url=http%3A%2F%2Fwww.itibarhaber.co m%2Findex2.php%3Foption%3Dcom_content%26task%3Dvie w%26id%3D9316%26pop%3D1%26page%3D0%26Itemid%3D175)
(http://www.delikanforum.net/redirector.php?url=http%3A%2F%2Fwww.itibarhaber.co m%2Findex2.php%3Foption%3Dcom_content%26task%3Dema ilform%26id%3D9316%26itemid%3D175)
Cumartesi, 19 Temmuz 2008
http://www.itibarhaber.com/images/stories/Haber/Digerleri/2383234818_158acfc6df_renamed.jpg
“Bütün Fruchtgummi ürünlerimiz domuz jelatinli ve en yüksek kalite standartında üretilmiştir.”
Sunduğumuz yazının konusu, Almanyadan bir kardeşimizin bize gönderdiği mesajla ilgili…
Bu kardeşimizin gönderdiği mesajı birlikte okuyalım:
“selamunaleykum
gecenlerde fruchtgummi almistim (meyveli sekerleme). gelatinsiz, katkisiz diye satiliyordu, ben de icindekilerde aromayi okuyunca saticiya sordum, aromalar alkol ile mi cözülüyor diye. hayir dedi, kesinlikle alkol kullanilmiyor deyince ben de aldim. bir kac tane yedim ama icim rahat etmedi. Ben yine de üretilen yere sorayim diye mail attim. Oradan aldigim cevabda ise aromanin ethanol ile cözüldügü ve ürünleri icin helal sertifika bulunmadigi yaziliydi. Öncelikle bilginiz olması icin bunu sizede bildirmek istedim: Bärentreff sekerleme markasi (baren-treff.de sitesinden de ürünlere bakilabilir) firmanin kendi bellirtigi gibi helal olmadigini sitenizde yayinlarsiniz artik, almanyada üretiliyor.
ayrica sunu da sormak istiyorum, belki fikih ve bu tür konulara giriyormusunuz bilmiyorum ama yardimci olabilirseniz sevinirim: haram yedikden sonra 40 gün dua kabul olmadigina göre, o harami yiyen ne yapmasi gerekiyor, yani tövbe o cezayi kaldirirmi, haram lokma iyi amelleri yakarmi?
iyi calismalar
selametle
mehtap t.”
Bu kardeşimizin mesajından sonra bahsettiği firmanın internet sitesine girdik. Ürettiği ürünlerde içindekiler için firmanın verdiği bilgiler şöyle:
Flammende Herzen
Inhaltstoffe:
Glukosesirup, Zucker, Gelatine, Säuerungsmittel: Zitronensäure und Milchsäure, Geliermittel: Pektin, Aromen, färbende Frucht- und Pflanzenextrakte (schwarze Johannisbeere, Karotte, Curcuma), natürlicher Farbstoff: medizinische Kohle, Öl pflanzlich, Trennmittel: Bienen- und Carnaubawachs.
Erdbeer-Sahne
Inhaltstoffe:
Glukosesirup, Zucker, Magermilch-Joghurtpulver, Gelatine, Säuerungsmittel: Zitronen- Apfel- und Milchsäure, Geliermittel: Pektin, Aromen, Milchprotein, Fruchtsaftkonzentrate (Apfel, Orange, schw. Johannisbeere, Kirsche, Heidelbeere, Aprikose, Zitrone), färbende Pflanzenextrakte (KArotte, Paprika, Spinat, Brennnessel), Farbstoffe: E104, E129, E131, E120, E100, E150c, Algenkonzentrat (Spirulina) Öl pflanzlich, Trennmittel: Bienen- und Carnaubawachs, Säureregulator: Calciumcitrat.
Fussbälle
Inhaltstoffe:
Glukosesirup, Zucker, Dextrose, Gelatine, Säuerungsmittel: Citronensäure, Aromen, Öl pflanzlich, Trennmittel: Bienen- und Carnaubawachs, Farbstoffe: E104, E129, E131
Görüldüğü gibi hepsinde de jelatin bulunmaktadır. Ayrıca kullanılan boya maddelerinden önemli bir kısmı sağlığa zararlı ve hayvan kökenli:
E104 Kinolin sarısı Renklendirici; ruj, saç bakım ürünleri, kolonya üretimi ve eczacılıkta kullanılır; deri rahatsızlığına neden olur; Avustralya, Amerika ve Norveç'te yasaklandı.
E120 Karmin Renklendirici; böceklerden elde edilir; kozmetiklerde, şampoanlarda, kırmızı elma sularında, şekerlemelerde ve diğer gıdalarda kullanılır; hassas ve asmatik bünyelerde alerjik reaksiyonlara sebeb olabilir.
E129Allura redAC Renklendirici, sentetiktir; tatlılar, içecek ve garnitürlerde, eczacılık ve kozmetik ürünlerinde kullanılır; astım ve aspirin hassasiyeti olan insanlar için risklidir; farelerde kanser oluşturduğu saptanmıştır; çocuklar tarafından tüketilmesi tavsiye edilmiyor; Danimarka, Belçika, Fransa, Almanya, ısviçre, ısveç, Avusturya ve Norveç'te yasaklandı.
E131Patent blue V Renklendirici; Alerjik hassasiyete sahip insanlar kaçınmalıdır; kurdeşen, kaşıntı, tansiyon düşüklüğü, titreme ve solunum problemleri oluşturabilir; çocuklarda kullanılması tavsiye edilmez. Avustralya, Amerika ve Norveç'te yasaklandı.
E150 Karamel Renklendirici; şekerden yapılır; istiridye, soya, meyveler, konserve soslar, çikolata, şekerleme, bisküvi ve turşularda kullanılır. Çocuklar için tavsiye edilmiyor.
Sitemizde diğer sayfalarımızda da zaman zaman açıkladığımız gibi gıdalarda, ilaçlarda ve kozmetik ürünlerde kullanılan boya ve aroma maddelerinin büyük bir kısmı alkol(etil alkol)de eritilerek kullanılmaktadır ki üretici firma da bu şekilde açıklamış. Ayrıca vejeteryanlar için jelatin yerine nişasta kullanarak üretilen şekerlemeler de, firmanın açıklamasına göre alkolde eritilmiş boya ve aromalar içermektedir.
Sonuç olarak bu ve benzeri şekerlemelerden Müslümanların uzak durmasının daha uygun olacağını düşünüyoruz.
Kardeşimizin son sorusuna gelince, haram lokma ibadet zevkini söndürür. Dua ve tövbe kapısı hiçbir zaman kapanmaz. Bilerek ve bilmeyerek yaptığımız günahlar için hemen dua ve tövbe yapmak asıldır. Af edilip edilmeyeceğini biz bilemeyiz. Bu karar Allahın bilgisindedir. Biz kul olarak af edileceğimiz umudu ile duamıza devam ederiz. En iyisini Allah(cc) bilir.
Kaynak:Gıda raporu
Dertli el-Halidi el-Kürdi
12.08.2008, 19:15
Amerika Afganistanı İsgal ediyor,Irak'ı işgal ediyor,milleti coco cola içmeye mecbur ediyor.Amerika senin hayrına çalışmaz.Bana bunu anlatsana..Niçin..??İnsan girer,kırar vurur öldürür vs filan bilmem ne...Amerika savaşmaz..Çünkü savaşçak yürek yok onda.O,İnsan öldürür o.!Onun cinsi cibilliyet budur..İlla kan görecek..Öldürür insanı,ondan sonrada diyor ki Albay;İnsan öldürmek ne güzel şey yaa..diyo vs..İnsan savaşsa,yiğitliktir bu,vuran vurana kıran kırana ama o(Amerika) Kalleşçe vurur öldürür o..Ee bir taraftan öldürüyor,sağ kalanlara da coco cola içmeyi mecbur ediyor.Bunsan sen bir şey anlamıyor musun..?
Kaldı ki hayvan bile icabında şüpheli şey yemez..! Hayvan bile haram bir şeye uzanmaz.! Ama tinetinde o var ise eyvallah..Fakat onları dahi bozduk biz bir yerde.
Bursa da Somoncu Bana vardı.Allah gani gani Rahmet eylesin..Yıldırım Bayezid han zamanında..Sonra bu zat darandeye yerleşti.Şimdi Darende de yatıyor o Somoncu Baba..
Bir Müridi ona bir miktar para getirdi işte Efendi hz. şunu alın dedi..Şöyle baktı..Dedi ki;yok dedi sağol.Sende kalsın dedi.
E Efebdi hz. şudur budur vs. çok ısrar edince dedi ki; git onla biraz ot al dedi benim eşeğe..Adam gitti getirdi,buyur Efendi hz. dedi.
Eşşeğin önüne koy bakayım dedi.
Koydu eşşeğin önüne.Eşek şöyle burnunu uzattı,kokladı kokladı baktı ki olacak gibi değil.Döndü arkasını üzerine işedi afedersiniz..
Dedi ki ona hayvan bile,hayvan bile şüpheli parayla lınan otu yemedi.Sen bana bunu nasıl veriyorsun dedi..
Şu memleketin bize irtikalinde bile bu noktalara ejdad o kadar dikkat etmiştir ki;sormayın..Dünya daha bunun rüyasını görmüş değil..
Yavuz Sultan Selim Han mısıra gidiyor.Ankara da mola verdi.Vezirine dedi ki çabuk bana bir elma getirin..Canım elma istedi.
Veziri gitti baktı filan bulamadı.Dedi padişahım yok..Dedi ki ;askerlerimin erzak torbalarına bak dedi..Ola ki dedi birisinde vardır..
Aradı bütün askeri yok..Dedi padişahım askerinde erzak torbasında birşey yok.
Ondan sonra Yavuz Sultan Selim han(Cennet Mekan) taşı gediğine koydu..Dedi ki vezirim;benim derdim elma yemek değildir.!ben bir şeyin kontrolünü yaptım dedi..Gelirken izmitten geçtik,İzmit bağlarından geçtik,meyva bahçelerinden geçtik..Ola ki bir askerin canı ve iştahı çektiğinden dolayı ordan bir elma alıp torbasına atsaydı ben;Mısıra gitmekten vazgeçerdim..!
Bayram Ali Öztürk Hoca -- "Yediğimize Dikkat Sohbetinden Alıntı..--
Dertli el-Halidi el-Kürdi
10.09.2008, 04:38
Şekersiz Kolalar Şekersiz Değilmiş!
Coca Cola ve Pepsi firmaları tarafından piyasaya sürülen ve "sıfır şeker-şekersiz maksimum tat" sloganlarıyla tanıtılan ürünün reklamlarının "tüketicileri yanıltıcı ve aldatıcı" nitelikte olduğu açıklandı.
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Reklam Kurulu Başkanlığı, Türk-İş'e bağlı Şeker-İş Sendikası'nın yaptığı şikayet üzerine, Coca Cola ve Pepsi firmaları tarafından piyasaya sürülen ve "sıfır şeker-şekersiz maksimum tat" sloganlarıyla tanıtılan ürünün reklamlarının "tüketicileri yanıltıcı ve aldatıcı" nitelikte olduğuna karar verdi. Kurul, söz konusu reklamları yayından kaldırırken, iki firmaya idari para cezası verilmesini kararlaştırdı.
Türk-İş'ten yapılan açıklamada, Şeker-İş Sendikası'nın, Coca Cola ve Pepsi firmaları tarafından piyasaya sürülen ve "sıfır şeker-şekersiz maksimum tat" sloganlarıyla tanıtılan ürün reklamlarının yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle durdurulması ve gerekli yasal işlemlerin yapılması istemiyle 4 Nisan'da Reklam Kurulu'na şikayet başvurusunda bulunduğu hatırlatıldı. Şeker-İş'in yanı sıra Pankobirlik ve Kayseri Şeker Fabrikası A.Ş.'nin de bu konu ile ilgili başvuru yaptığına dikkat çekilen açıklamada, konunun Reklam Kurulu'nun 12 Ağustos'ta yapılan toplantısında ele alındığı kaydedildi.
Reklam Kurulu'nun Pepsi ve Coca Cola tarafından piyasaya sürülen ürün reklamlarının tüketicileri yanıltıcı ve aldatıcı nitelikte olduğu hükmüne vardığı belirtilen açıklamada, "Reklam Kurulu, bu şikayetle ilgili olarak söz konusu ürünlerde hiç şeker bulunmadığı izleniminin yaratıldığı ve dolayısıyla bahsi geçen reklamların tüketicileri yanıltıcı ve aldatıcı nitelikte olduğuna, bu durumun yasaya aykırı olduğuna hükmetmiştir.
Kurul, reklamları veren Coca-Cola Meşrubat Pazarlama Danışmanlık Sanayi ve Ticaret A.Ş. ve Pepsi Cola Servis ve Dağıtım Ltd. Şti hakkında ulusal düzeyde (60 bin YTL) idari para ve anılan reklamları durdurma cezaları verilmesini kararlaştırdı" denildi.
"PANCAR ŞEKERİ KÖTÜ ÜRÜNMÜŞ GİBİ GÖSTERİLİYOR"
Zero (sıfır) şeker veya şekersiz maksimum tat gibi sloganlarla piyasaya sürülen ve birden fazla kimyasal tatlandırıcı çeşidini içinde barındıran bazı ürünler ile içeriğinde şeker yerine nişasta bazlı şeker (NBŞ) kullanılan ürünler için yapılan yanıltıcı reklamlar yoluyla pancar şekerinin kötü ürünmüş gibi gösterilmeye çalışıldığı ifade edilen açıklamada, pancar şekerinin, Genetiği Değiştirilmiş Organizma'lı (GDO) nişasta bazlı tatlandırıcılar veya kimyasal tatlandırıcıların aksine insan sağlığına dost ve tamamen doğal tatlandırıcı olduğu vurgulandı.
Açıklamada şöyle denildi:
"Günümüzde, elde edilen ürün miktarının arttırılması, zararlılarla mücadele edilmesi gibi gayelerle geliştirilen ve genetik yapılarının değiştirilmesi nedeniyle GDO'lu olarak adlandırılan ürünlerin ve tamamen yapay olarak üretilen kimyasal tatlandırıcıların büyük bir bölümünün ciddi sağlık sorunlarına yol açtığı bilinmekte, etkisi tam olarak bilinmeyenler konusunda ise bu doğrultudaki endişeler giderek güçlenmektedir. GDO'lu ürünlerin ve kimyasal tatlandırıcıların çevre sağlığı yanında, insan ve diğer canlıların sağlığı açısından da alerjiden kansere, alzhaimerdan deli danaya kadar pek çok risk taşıdığı ileri sürülüyor."
Kaynak: ANKA
Dertli el-Halidi el-Kürdi
10.09.2008, 04:46
EKMEKTE KATKI MADDELERİ…
Bizi biz yapan yaşam tarzımızda, ekmeğimiz de bugünkilerden çok farklı idi ve yaşamımızda saygın ve önemli bir yeri vardı. Bir zamanlar, içinde un, su ve tuzdan başka hiçbir katkı maddesi içermeyen mayalı ekmeklerimiz vardı... Tandırda pişirilen tandır ekmeklerimiz vardı... Bazlamalarmız vardı... Saçlarda pişirilip bütün kış boyunca hafif nemlendirildikten sonra yediğimiz yufka ekmeklerimiz vardı...
Bunların çoğunu şehirlerimizde yaşarken başımıza musallat edilen modern hayat uğruna kaybettik. Şimdilerde Anadolumuzun birçok yörelerinde köy ve kasabalarında bu ekmekleri yapan şanslı aileler az da olsa bulunmaktadır.
Herşeyimizi batıdan ithal etmeye başladığımızdan beri bu en temel gıda maddemiz olan ekmek de değişikliğe uğratıldı. Balon gibi şişirilmiş, içi kof, tadı lezzeti kalmamış, ekmek görüntüsü verilmeye çalışılmış bir garip nesne oluvermiş.
İşte adı ekmek olan bu garip nesneyi üretmek için biz diyelim on, siz deyin yirmi çeşit, kökenleri hakkında bilgimiz olmayan ve bize bilgi verilmeyen katkı maddesi ilave ediliyor artık. Bu katkı maddelerinin tüketiciye faydası olmadığı gibi üstelik zararı olabiliyor.
Katılma Nedenleri: Hamurun asidini arttırmak, Bayatlamayı geciktirmek, Ekmek hatalarını ve hastalıklarını düzeltmek, Su kaldırma oranını yükseltmek, Hacim artışı sağlamak, un rekoltesini yükseltmek vs gibi amaçlar için kullanılmaktadırlar
Bugünkü Katkılı Ekmek Ürünlerinde Kullanılabilen Katkı Maddeleri:
Enzimler, E 300 Askorbik Asit(C vitamini), Bitkisel Yağlar, Emülgatörler(E 471-E477 Mono- ve digliseridler ve modifiye edilmiş formları), E 282 kalsiyum propiyonat, E 281 sodyum propiyonat, E 262 Sodyum diasetat, sirke, E 260 asetik asit, E 280 propiyonik asit, E 202 potasyum sorbat, E 200 sorbik asit, E 202 potasyum sorbat ve E 203 kalsiyum sorbat, E 283 potasyum sorbat, Şekerler (Sakaroz,Maltoz,Fruktoz,glukoz), E170 kalsiyum karbonat, E332 Potasyum sitrat, E481 Sodyum stearol-2-laktilat,E422 Gliserol (gliserin)
“Ayrıca, Daha beyaz görünen un elde etmek için, E928 benzoil peroksit ve E924 potasyum bromat gibi kanserojen ve alerjik maddeler beyazlatıcı olarak, E920 Sistain gibi insan saçından ve domuz kılından üretilen ve hacım artırıcı olarak kullanılan katkı maddeleri de söz konusudur.”
Bu Katkı Maddelerinin açılımı ise şöyle:
E170 kalsiyum karbonat: Hem renklendirici hem mineral tuz; kaya minerali veya kemikten elde edilir; diş macunu, beyaz boya, temizleme tozları, bisküvi, ekmek, kek, dondurma, dondurulmuş konserve sebze ve meyvede ve ilaçlarda kullanılır; yüksek dozlarda zehirlidir; safra, böbrek taşı, hemoroid, kabızlık ve fistül kanamalarına sebep olabilir. Ayrıca kemikten elde edilmesi ihtimali bu katkı maddesini en azından şüpheli hale getirir.
E 471-E477 Mono- ve digliseridler ve modifiye edilmiş formları: Homojenleştirici .Bitkisel ve hayvani kökenli olabilir.Bitkisel kökenden türetilirse, helâldir. Hayvani unsurlardan türetilirse, şüphe arzeder. Eğer, eti helâl ve kesimi islâmi usulle yapılmış hayvani yağlardan türetilmiş ise helâl kabul edilir. Aksi halde haram olur.
E 280 propiyonik asit, E 281 sodyum propiyonat, E 282 kalsiyum propiyonat, E 283 potasyum sorbat: Koruyucu olarak kullanılır. Migren ağrılarına sebep olabilir; doğal olarak mayalanmış gıdalarda, insan teri ve geviş getirenlerin sindirim organlarında bulunur, ayrıca suni olarak etilen, karbon monoksit, propiyonaldehit, doğal gaz, mayalanmış kağıt hamuru veya çürümüş lif bakterisinden elde edilir; yaygın olarak ekmek ve un mamullerinde kullanılır
E 200 sorbik asit, E 202 potasyum sorbat: Koruyucu olarak kullanılır. Bitkisel kökenlidir. Ciltte kaşıntıya sebep olabilir
E420 sorbitol: Kıvam artırıcı,suni tatlandırıcı ve nem tutucu; etli ve zarlı kabuksuz meyvelerden veya sentetik olarak glukozdan elde edilir; gıda,ilaç ve kozmetiklerde kullanılır.Bebek ve küçük çocuk gıdalarında kullanmak yasaktır.
E422 Gliserol (gliserin): Kıvam artırıcı,tatlandırıcı ve nem tutucu, yağlı renksiz alkol;hayvansal veya bitkisel yağların alkalilerle ayrışması sonucu elde edilir; petrol ürünlerinden ve bazen propilenden sentetik olarak veya şekerden mayalanarak da elde edilir; büyük miktarlar baş ağrısı, susuzluk, bulantı ve yüksek kan şekerine sebep olabilir. Hayvan kökenli olması ihtimali göz önünde tutulmalıdır.
E920 Sistain: Un işleme ajanı. İnsan saçı, başta domuz olmak üzere hayvan kılı ve tavuk tüyünden elde edilir
E924 potasyum bromat: Un işleme ajanı.Büyük miktarlarda bulantı, kusma, diyare ve sancılara neden olabilir.
E928 benzoil peroksit: Un işleme ajanı. unun beyazlaması için kullanılır. Alerjik geçmişi olanlar sakınmalıdır.
Buraya kadar, piyasada ekmek üretiminde yaygın olarak kullanılan katkı maddeleri ile ilgili alıntıladığımız bilgileri sunduk. Halbuki, görüldüğü gib, bu katkı maddeleri hayvan kökenli olabildikleri gibi, migrenden, alerjiye hatta kansere kadar birçok rahatsızlıklar oluşturabilen maddelerdir. Uygulamada ise bu katkı maddeleri bu isimleri ile değil ticari isimleri ile alınır satılır ve kullanılır. Örnek vermek gerekirse, S500, Soft'r, Acti-Plus, Hydra, Joker, Pantera vs gibi ticari isimlerle satılan bu ürünlerin içerikleri incelendiği zaman bir çok katkı maddesini kombine ettiği görülür.Kullanıcı firma bu maddelerin içerikleri ile de pek ilgilenmez. Ayrıca fırınlarda bu katkı maddelerini hamura katacak eğitilmiş elemanların yetersizliği sebebi ile ekseriya limit aşımı tehlikesi de söz konusu olmaktadır.
Bugün, Üretici ve satıcı istekleri, gıdanın ilk günkü tazeliğini koruyacak şekilde, gıdaların raf ömrünün artırılması yönünde olmaktadır. Buna karşılık gıdanın raf ömrünü artırmak amacıyla ürünlere ilave edilen katkı maddelerine karşı ise kimi tüketicilerin gittikçe artan haklı çekinceleri bulunmaktadır. Ancak ister paketli olsun, ister paketsiz satılsın çoğu ekmeklerde kullanılan katkı maddelerinin detay bilgileri yer almamaktadır. Bu da tüketiciyi zor durumda bırakmaktadır. Halbuki etiket bilgileri hem yasal olarak, hem etik olarak tüketicinin en tabii hakkı olmak zorundadır. Ancak, bu sonuçta tüketicinin bilinçsizliği ve ilgisizliği, üreticinin bencilliği ve resmi kurumların denetimsizliği müştereken rol oynamaktadır.
Peki ne yapacağız?
Güvendiğimiz Market veya Fırından Katkısız Ekmek İsteyelim
“Tarım ve Köyişleri Bakanlığının yeni tebliğinde Ekmeğe, herhangi bir katkı maddesi katılmaz ise etiket üzerinde ekmek adı ile birlikte "katkısız" ifadesi kullanılır.” şeklinde bir düzenleme getirmiştir. O halde öncelikle çevremizde katkısız ekmek üreten fırınları araştırmalıyız. Bulduktan sonra iyice sorgulamalıyız. Çünki maalesef ülkemizde üreticilerden doğru bilgi almak ekseriya zor olmaktadır. İyice emin olduktan sonra katkısız ekmek tüketmeliyiz.
Ekmeğimizi Ekmek Makinasında Kendimiz yapalım
Artık, evde ekmek yapmak ta çok kolaylaştı. Birçok firmalar bu maksat için çeşit çeşit modeller geliştirmişler. 100 ila 200 YTL arasında piyasada satılıyor. Böyle bir cihaz sahibi olduktan sonra evinizde çeşit çeşit ekmek yapmak zor olmaktan çıkmış.
Sofralarımızdan beyaz ekmeği kaldırıp, yerine kepekli ekmeği ikame edelim.
Kepek ekmeğin neden tercih edilmesi gerektiğini, uzmanlar şöyle açıklamaktadır:
"Buğday, sağlık açısından yararlı olan B2 ve B6 vitaminleri ile niyasin, folik asit, demir ve çinko içeriyor. Bu maddelerin daha çok yoğunlaştığı kısım olan buğdayın dış kabuğu, un yapımı sırasında ayrıştırılıyor ve bu yüzden ekmeğin besin değeri düşüyor. Bu nedenle, beyaz ekmek yerine kepek ekmeğinin tercih edilmesi daha sağlıklıdır"
Şeker hastaları, kilo sorunu olanlar, mide ve bağırsak rahatsızlığı çekenler tarafından daha çok tercih edilen kepek ekmeğin herkes tarafından tüketilmesini öneriyoruz. http://www.gidaraporu.com/kepekli-ekmek_g.htm
KAYNAKLAR
http://www.ekmekdunyasi.com/ekmek/katkimaddeleri.asp
Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı Web Sitesi.htm
Prof. Dr. Tomris ALTUĞ, Ege Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü , Gıda Katkı Maddeleri , İzmir-2001.
Lück, E. and Jager, M. 1997. Antimicrobial Food Additives-Characteristics, Uses, Effects. Springer Verlag. Berlin, Almanya.
http://ethesis.helsinki.fi/julkaisut/maa/elint/vk/katina/sourdoug.pdf
CAN-I CAN
10.09.2008, 10:23
:-046
Dertli el-Halidi el-Kürdi
11.09.2008, 20:18
HELAL GIDA 2008 KONFERANSI İNTERNET ORTAMINDA!. (http://www.gidaraporu.com/konferans-video_g.htm)
GİMDES tarafından, 24 Şubat 2008’de tarihi Feshane salonlarında gerçekleştirilen Uluslararası “HELAL GIDA 2008” konferansına katılamayan gönüldaşlarımızın ısrarlı CD talepleri üzerine, GİMDES’in kurucu üyelerinden Mehmed Zahid Büyüközer’in titiz çalışmaları ile Konferansın tamamı google internet ağına eklenmiş bulunmaktadır.
Linki tıklayarak konferansı seyredebilirsiniz.
http://video.google.com/videoplay?docid=-8396755605375463609&q=source:013473416122692534263&hl=en
(http://video.google.com/videoplay?docid=-8396755605375463609&q=source:013473416122692534263&hl=en)
Dertli el-Halidi el-Kürdi
04.10.2008, 22:21
Yeme'ye Dair 3 Soru
Gen.Biyo.Uzmanı Ali DEĞİRMENCİ
(GİMDES Teknik Bilim Kurulu üyesi)
alidegirmenci***********
Yıllardır duyarım;” yemek için mi yaşarız, yaşamak için mi yeriz?” Yumurta mı tavuktan çıkar, tavuk mu yumurtadan formatındaki bu soru, bu yaklaşımla bizi bir çözüme ulaştırmaz. Çözümü yoktur, çünkü soru yanlış kurgulanmıştır. Yanlış kurgulamanın sebebi belki de biz Müslümanları doğru cevaptan uzak tutmaktır.
Önce doğru soruyu soralım, akabinde cevabımızı tahlil edelim. Sorunun doğrusu “niçin yeriz?” Her türlü yönlendirme, saptırma ve önyargıdan uzak, yalınkat bir soru. Cevaba gelince; Allah için yapmakla mükellef olduğumuz (ki, mübarek Kuran’da da belirtildiği üzere, yaratılış gayemizdir) kulluk görevlerimizi ifa edebilmeye devam etmek için ihtiyaç duyduğumuz gücü, kuvveti muhafaza etmek için yeriz. Bir Müslüman için yeme eyleminin mihengi ancak ve ancak budur.
En az “Niçin yeriz?” kadar önemli olmakla birlikte nerdeyse hiç sorulmayan, pek de gündeme getirilmeyen ama bizim muhakkak surette sormamız ve cevabını bulmamız gereken iki soru daha var: “Ne yemeliyiz?” ve “Nasıl yemeliyiz?”.
Çok gündeme getirilmese de ne yiyip ne yemeyeceğimizi aslında Müslümanlar olarak bilmekteyiz, çünkü 1400 yıllık bir mirasın varisleri olarak toplumsal bilinçaltımıza zaman içinde kazınmış olan bazı gerçekleri hala muhafaza etmekteyiz (Rabbimiz muhafaza ettirmeye devam etsin, AMİN). Kuran-ı Kerim’de, Allah (c.c.) “Siz ey iman edenler! Size rızık olarak bahşettiğimiz şeylerin temiz olanlarından yararlanın (yiyin) ve Allah’a şükredin; gerçekten O’na kulluk ediyorsanız eğer.” (2/Bakara 172) Ayet 1400 yıldır biz Müslümanlara ışık tutmakta, Allah’ın bizlere bahşettiği rızıkların temiz (başka bir ifadeyle helal)olanlarından yiyip içmemiz, helallerden istifade etmemiz emredilmektedir. Bizler de bu emir doğrultusunda haramlardan(ki takip eden ayette, Bakara 173, haramlar sayılmaktadır) sakınıp helal olana talip olmuşuz yüzlerce yıl. Ne var ki geçmişte helale talip olanlar bu taleplerine kolayca erişebiliyorlardı, çünkü helaller ve haramlar apaçıktı. Günümüzde helallere çokça haram karıştığından helale talip olmak yetmiyor, helali talep etmek gerekiyor.
“Nasıl yemeliyiz?” sorusuna gelecek olursak, bu sorunun cevabı “karar üzere yemeliyiz” dir. Vasat bir ümmet olan biz Müslümanların genel karakteridir her işimizde dengeli/ölçülü olmak, karar üzere olmak. Mevla’mız her şeyi karar üzere yaratmış, aşırılığa müsaade etmemiş adeta. Öncelikle karar üzere olmak ne demektir?
Günümüzde kullanmakta olduğumuz ilaçlarda en belirgin şekilde görmekteyiz bu karar üzere olmak gerekliliğini. Her ilacın ilk üretiminde uzmanlar ilacın kullanım dozunu belirlerken (bilerek veya bilmeyerek) işte bu karar ilkesinin o ilaçla ilgili sırrını araştırıp bulmuş olurlar. Biz kullanıcılar da belirlenen dozda (bulunan karar üzere)ilacı kullanırız. İlacı gerekli dozun altında kullanırsak genellikle ilacın faydasını görmezken belirlenen dozdan daha fazlasını alırsak genellikle zehirleniriz. En ilginç örneği vitaminlerdir. Hayati öneme sahip olduğunu kabul ettiğimiz vitaminlerden dahi fazla miktarda alacak olsak vitamin zehirlenmesi yaşarız. Yemede de durum bundan hiç farklı değildir aslında. Yemenin çoğu zarar, azı karar’dır.
Peki karar üzere yemenin ölçüsü nedir? Bunu da Tirmizî’nin naklettiği hadiste Hz. Muhammed (s.a.s.)’den öğrenelim;
Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"İnsan, karnından daha kötü bir kabı doldurmamıştır. Belini doğrultacak birkaç lokma yeterlidir, mutlaka bundan fazla yemesi gerekirse, midesini üçe bölsün: Üçte birini yemek, üçte birini su, üçte birini de nefesi için."
Karnını tıka basa doldurmayı marifet sanan bizler ne de çok yanılıyormuşuz da haberimiz yokmuş. Allah bizleri bağışlasın, doğru yola iletsin. AMİN
Kadim_i sevda
05.10.2008, 22:31
:-046
Dertli el-Halidi el-Kürdi
06.10.2008, 21:09
:-046
Amiin, ecmain olsun Muhterem kardeşim..
Dertli el-Halidi el-Kürdi
24.10.2008, 19:35
Yine öğrenmiş olduğum yeni bir bilgiyi taze taze aktarmak istedim.. Veli Hocamızın yardımcılığını yapan büyük hocalarımızdan duydum ki Margarin(katı yağ)'e hınzırın kemiklerini üfeleyip katıyorlarmış.. Ve buda insanların 3 harfli olmasına sebep oluyormuş. Şayet Katı yağı çok istiyor vede gerekli görüyorsakda tereyağı kullanmalı..
Mesela ben margarinsiz makarna yiyemiyorum,işte ağır geliyor vs gibi sözlerden kaçınlaım lütfen. Zira bir savaş meydanında cihat meydanında olsak bırak yağ ayırımını bulsak makarnayı çiğ yeriz...!
Dikkat etmeden yiyip içtiklerimizin maneviyatımıza verdiği zararlarıda düşünüp öyle hareket edelim inşaAllah Mübarek kardeşlerim..
Bugün bir namaz kılarken aklımıza olmadık şeyler geliyorsa, bugün bir tarikat dersimizi yaparken üşeniyorsak vs vs gibi sebeplerde en başta yediklerimizi düşünelim inşaAllah..
Hakk'a emanet olun dava kardeşlerim.. :-067
Dertli el-Halidi el-Kürdi
24.10.2008, 19:48
BAZI GIDA ve KOZMETİK ÜRÜNLERİNDE BULUNABİLEN KATKI MADDELERİ
1BEBEK MAMASIE332, E333, E508, whey*(peynir altı suyu),sukroz,laktoz,kalsiyum pantotenat,taurin, inositol*, vitaminler*
2BİSKÜVİE450a, E500, E471*, E481*, E482*, margarin*
3CİPSLERE471*, E475*, E481*, E482*
4ÇİKLETE101*, E102*, E120**, E141*, E296, E320*, E322*, E330, E420, E421, E422*, E464, E950, E951*, E965, fenilalinin, glukonatlar
5ÇİKOLATA ŞEKERLEMEE322*, E432*, E433*, E471*, E472*, E476*, E491*, E492*, E493*, E494*, E495*, E434*, E435*, E436*
6DİŞ MACUNUSodyum bikarbonat, gliserin*, Hidratlanmış slikat, sorbitol, tetrasodyum pirofosfat, PEG-6, PEG-32, Sodyum laurilsülfat, Aroma*, selüloz gum, Sodyum florid, Sodyum sakkarin, cl77891, Cl58000, Titanyum dioksit, kalsiyom glukonat, formaldehit, tri sodyum fosfat, dikalsiyum fosfat dihidrat, mono floro fosfat
7DONDURMAE441**, E471*, E481*
8EKMEK E170*, E282, E300, E432*, E433*, E434*, E435*, E436*, E471*, E472*e, enzim karışımı*,
9GAZOZ E202, E211*, E290, E300, E330
10HAMUR KABARTMA TOZU E450a, E500
11HAZIR ÇORBAE100*, E150, E330, E412, E621*, malto dekstrin, peynir altı suyu*
12HAZIR KEKE450a, E500, E471*, E481*, E482*, margarin*
13JÖLEE100*, E162*, E297, E331, E441**
14KAHVE KREMASIE341*,E469, E471*, E472*
15KETÇAPE202, E211*, E300, E412
16KOLAE150, E338, kafein
17KREM ŞANTİE160*, E339*, E340, E407*, E433*, E435*, E471*, E472*, E475*, E932
18LOKUME102*, E110*, E124*, E132*
19MARGARİNE160a*, E202, E270*, E322*, E330, E432*, E433*, E434*, E435*, E436*, E472b*, E472c*, E475, E476, E477, vitaminler*
20MAYONEZE432*, E433*, E434*, E435*, E436*, E472c*, E472*e
21MISIR GEVREĞİE101*, E170*, E321*, E339, E341*, E375, folakin (folik asit), pantotenik asit, tiamin
22NEKTAR (MEYVE SUYU)E300, E330
23PASTAE432*, E433*, E434*, E435*, E436*, E441*,E450*, E471*, E472*, E475*, E477*, margarin*, E500
24PUDİNGE102*, E110*, E160a*, E407*
25TON BALIĞIE410, E412, E415
26TOZ MEYVE İÇECEKLERİE101*, E102*, E110*, E129*, E171, E330, E331, E341*, E375, E414, E415, E440, E466, E500, E551, E950, E951*, E954, maltodekstrin, folakin (folik asit)
27TUZE514, E554, potasyum iyodid
28YOĞURTE441**
İşaretsiz " siyah " E numaraları helal kabul edilen katkıları gösterir." kırmızı " E numaraları sağlık için tehlikeli katkıları gösterir." ** " işaretleri kesin hayvan (çoğunlukla domuz) kökenli katkıları gösterir.(haram)" * " Bitkisel veya hayvansal kökenli olabilir. Alkolle muamele edilmiş veya edilmemiş olabilir.Bu sebeple (şüpheli) kabul edilen katkıları gösterir.Kaynak: animal-ingredients.hypermart.net www.foodag.com (http://www.foodag.com) ve www.muslimconsumergroup.com (http://www.muslimconsumergroup.com) HACSG (Hiperaktif çocukları destekleme grubu),www.ifanca.org (http://www.ifanca.org), www.ehalalfood.com (http://www.ehalalfood.com), www.eathalal.com (http://www.eathalal.com), www.whatisinit.com (http://www.whatisinit.com), www.halalpak.com (http://www.halalpak.com) internet sayfalarından faydalanılmıştır.
yediklerimizde bozmuşlar
peynir mayası ile ilgili bizede hocamız anlatmıştı peynir mayası buzagı,keçi,hınzır gibi hayvanların kursagındaki bi salgıdan elde ediliyor.
türkiyedeki bütün firmalarda peynir mayasını yurtdışından ithal ediyor.
hangi hayvandan elde ettikleri mayayı gönderdikleri ise meçhul.
Dertli el-Halidi el-Kürdi
24.10.2008, 20:00
yediklerimizde bozmuşlar
peynir mayası ile ilgili bizede hocamız anlatmıştı peynir mayası buzagı,keçi,hınzır gibi hayvanların kursagındaki bi salgıdan elde ediliyor.
türkiyedeki bütün firmalarda peynir mayasını yurtdışından ithal ediyor.
hangi hayvandan elde ettikleri mayayı gönderdikleri ise meçhul.
Bilgi için teşekkür ederim kardeşim..Zira hınzır kullanıldığını biliyordum fakat kursağındaki bir salgı olduğunu bilmiyordum,sayenizde öğrenmiş olduk.
Bende peynirle ilgili şunu biliyorum. Peynirde hınzır katkısı kullanılıyormuş fakat peynir yapılırken dönüşüm geçiriyormuş(artık ne demekse bilemiyorum,peynirciler daha iyi bilir) Ve bu dönüşüm sayesinde içinde hıznır var sayılmıyor ve hükmen yenebilir diye biliyorum..
Başka şekilde bilen varsa ve yalnışımızda varsa düceltilsin inşaAllah..
inşaallah sizin dediginiz gibbidir peynir girmeyen ev yok çünkü
Kadim_i sevda
24.10.2008, 20:39
:-046 ilginiz ve bilgilendirdiğiniz için.
ama tereyağına da margarin katıldığını duymuştum.
İNCELTİCİLERNumaraİsimYorumE500
Sodyum karbonatlar
Asit düzenleyici,kabartma ajanı.
E501
Potasyum karbonatlar
Asit düzenleyici.
E503
Amonyum karbonatlar
Asit düzenleyici.Mukozayı tahriş edebilir.
E504
Magnezyum karbonat
Asit düzenleyici,tabakalaşmayı önleyici.Eczacılıkta da anti asit ve müshil olarak kullanılır.
E507
Hidroklorik asid
Asit .
E508
Potasyum klorid
Pelteleştirme ajanı.Çeşni verici. Mide ülserine neden olabilir
E509
Kalsiyum klorid
Tutucu,katılaşma ajanı.
E510
Amonyum klorid
Asit düzenleyici,geliştirme ajanı.Unlu ürünlerde kullanılır.Karaciğer ve böbrek fonksiyonlarına zarar verebilir.
E511
Magnezyum klorid
Katılaşma ajanı.
E513
Sülfürik asid
Asit.
E514
Sodyum sulfatlar
Asit düzenleyici.Vücudun su dengesini bozabilir
E515
Potasyum sulfatlar
Çeşni.
E516
Kalsiyum sulfat
Katılaşma ve geliştirme ajanı.Kireçtaşından elde edilir
E518
Magnezyum sulfat
Asit düzenleyici,katılaşma ajanı.Müshil olarak da kullanılır.
E519
Bakır sulfat
Koruyucu olarak kullanılır.
E524
Sodyum hidroksid
Asit düzenleyici.Bazı ülkelerde yasaklandı
E525
Potasyum hidroksid
Asit düzenleyici.Bazı ülkelerde yasaklandı
E526
Kalsiyum hidroksid
Asit düzenleyici,katılaşma ajanı.
E527
Amonyum hidroksid
Asit düzenleyici.Bazı ülkelerde yasaklandı
E528
Magnezyum hidroksid
Asit düzenleyici.Bazı ülkelerde yasaklandı
E529
Kalsiyum oksid
Asit düzenleyici,geliştirme ajanı.
E530
Magnezyum oksid
Asit düzenleyici,tabaka önleyici ajan.Bazı ülkelerde yasaklandı
E535
Sodyum ferrosianid
Asit düzenleyici,tabaka önleyici ajan.
E536
Potasyum ferrosianid
Tabaka önleyici.
E540
Dikalsiyum difosfat
Asit düzenleyici,homojenleştirici.Bazı ülkelerde yasaklandı
E541
Sodyum aluminyum fosfat, Asidik
Homojenleştirici.Bazı ülkelerde yasaklandı
E542**
Bone fosfat
Tabaka önleme ajanı.Kemikten elde edilir; Kahve makineleri için kurutulmuş sütte kullanılır.
E544*
Kalsiyum polifosfatlar
Homojenleştirici.Bazı ülkelerde yasaklandı
E545
Amonyum polifosfatlar
Homojenleştirici.Bazı ülkelerde yasaklandı
E551
Silikon dioksid
Homojenleştirici,tabaka önleyici.
E552
Kalsiyum silikat
Tabaka önleyici.
E553(a)
Magnezyum silikatlar
Tabaka önleyici.Bazı ülkelerde yasaklandı
E553(b)
Talk
Tabaka önleyici.Allerjik reaksiyonlara ve mide kanserine sebep olabilir. Parlatılmış pirinç, çikolata, şekerlemelerde kullanılıyor.
E554
Sodyum aluminyum silikat
Tabaka önleyici.Tuz, kurutulmuş süt ürünleri ve unlarda kullanılır; alüminyumun hamilelikte plasenta problemlerine neden olduğu bilinir ve Alzheimer hastalığı ile ilgili görülür.
E556
Kalsiyum aluminyum silikat
Tabaka önleyici.Minerallerden elde edilir; süttozlarında kullanılır;
E558
Bentonit
Tabaka önleyici
E559
Aluminyum silikat (Kaolin)
Tabaka önleyici.
E570*
Stearik asid
Tabaka önleyici
E572*
Magnezyum stearat
Homojenleştirici,tabaka önleyici
E575
Glukono delta-lakton
Asit düzenleyici,tutucu.
E576
Sodyum glukonat
Tutucu.Bazı ülkelerde yasaklandı
E577
Potasyum glukonat
Tutucu
E578
Kalsiyum glukonat
Katılaşma ajanı
E579
Ferro glukonat
Renk tutma ajanı; demir ve glukozdan elde edilir.
E585*
Ferro laktat
Renk tutma ajanı.
İşaretsiz " siyah " E numaraları helal kabul edilen katkıları gösterir.
" kırmızı " E numaraları sağlık için tehlikeli katkıları gösterir.
" ** " işaretleri kesin hayvan (çoğunlukla domuz) kökenli katkıları gösterir.(haram)
" * " Bitkisel veya hayvansal kökenli olabilir. Alkolle muamele edilmiş veya edilmemiş olabilir.Bu sebeple (şüpheli) kabul edilen katkıları gösterir.
Kaynak: animal-ingredients.hypermart.net www.foodag.com (http://www.foodag.com) ve www.muslimconsumergroup.com (http://www.muslimconsumergroup.com) HACSG (Hiperaktif çocukları destekleme grubu),www.ifanca.org (http://www.ifanca.org), www.ehalalfood.com (http://www.ehalalfood.com), www.eathalal.com (http://www.eathalal.com), www.whatisinit.com (http://www.whatisinit.com), www.halalpak.com (http://www.halalpak.com) internet sayfalarından faydalanılmıştır.
http://www.gimdes.org/resimler/images/gimdes_logo.jpg
Türkiye'de tam anlamıyla 'kullanılmış yağ terörü' yaşanıyor.
Kullanılmış bitkisel yağlar, kaçak imalathanelerde 'rengi açılarak'yeniden piyasaya sürülüyor. Binlerce insan sağlığından olurken, bazı kişiler de trilyonlarca lira para kazanıyor.Devlet ise bu işi sadece seyrediyor
Lokantalarda kızartmalarda kullanılan sıvı yağlar, yasaya rağmen toplanamıyor. Bu boşluğu para kazanmak için fırsat olarak gören bazı şebekeler, binlerce insanın sağlığını tehlikeye atıyor. Kurdukları şebekelerle lokantalardan gizlice topladıkları kullanılmış sıvı yağları, kaçak imalathanelerde kimyasal işlemlere tabi tutuyor. Daha sonra bunları şişeleyerek pazarlarda satışa sunuyorlar. Özellikle maddi durumu elverişsiz aileler, daha ucuz olduğu için kanserojen özellikler taşıyan bu yağları satın alıyor. Yasa gereği kullanılmış atık yağlar, sadece sabun ve yem sanayi ile biodizel üretiminde kullanılabiliyor. Ancak binlerce aile farkında bile olmadan sofrasına zehir taşıyor.
175 TRİLYONLUK PAZAR
Türkiye'de yılda 1.5 milyon ton sıvı yağ tüketiliyor. Bu yağların 350 bin tonu atık hale dönüşüyor. Ancak, mevzuata rağmen, atık yemeklik yağların ne kadarının geri toplanabildiği belli değil. Çevre ve Orman Bakanlığı, atık bitkisel yağların toplanması ve geri kazanımı konusunda şimdiye kadar 22 firmaya izin verdi. Firma temsilcileri, 350 bin tonluk atık yağın 50 bin tonunun bile toplanamadığı görüşünde. Yani 300 bin ton atık yağ kayıp. Atık yağın tonu yaklaşık 500 milyon liradan satılıyor. Bu rakam dikkate alındığında yılda 175 trilyon liralık 'atık yağ pazarı'nın varlığından söz edilebilir.
Devlet yardımcı olmuyor
Atık bitkisel yağ toplayan şirketlerden Gaziantep merkezli Ezici Yağ Sanayi Biodizel ve Enerji Üretimi Paz. AŞ'nin Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Ezici, şimdiye kadar atık yağlarını talep ettikleri hiçbir kamu kuruluşundan olumlu yanıt alamadıklarını söyledi. Atık yağ toplamak için yüzlerce birim oluşturduklarını belirten Mustafa Ezici, şunları söyledi: 'Her bakanlığın en az bin kişilik yemekhanesi var. Meclis ve bakanlıkların yemekhanesinden çıkan atık kızartma yağlar ne oluyor, çok merak ediliyoruz. Büyük fast food firmalarından da atık bitkisel yağları istedik ama alamadık. Şimdiye kadar Türkiye çapında 667 toplama merkezi kurduk ama ayda ortalama 44 ton yağ toplayabiliyoruz.' Mustafa Ezici, Bayındırlık, Maliye, Dışişleri, Sanayi, Turizm, Tarım ve Enerji bakanlıklarının yemekhanelerinde kullandıkları atık yağları teslim etmediklerini söyledi.
Yasa 5 ay önce çıktı
Çevre ve Orman Bakanlığı, atık yağların çevreye ve insan sağlığına vereceği zararları önlemek için geçen nisan ayında 'Bitkisel Atık Yağların Kontrolü Yönetmeliği'ni çıkardı. Yönetmelikle toplu yemek tüketimi ve üretimi yapılan yerlere, kullanılmış kızartmalık yağlarını geri kazanım için toplaması amacıyla lisanslı toplama ve geri kazanım tesisleriyle anlaşma yapma zorunluluğu getirdi. Yönetmelik atık yağların doğaya atılmasını, yakılmasını, doğrudan veya dolaylı olarak yemeklik yağlara, ham yağlara, mineral yağlara karıştırılmasını ve doğrudan yakıt olarak kullanılması yasaklıyor. Atık yağların kontrolü ise belediyelere bırakıldı. Belediyeler, yasaya dayanarak atık yağları takibe almak zorunda. Avrupa'da bazı ülkelerde uygulanan evlerden atık yağ toplama işi ise Türkiye'de 2008 yılında uygulanacak.
Şebekelerden biri Nevşehir'de
Ezici Yağ Sanayi Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Ezici, kullanılmış bitkisel yağları kaçak toplayan şebekelerden birinin Nevşehir'de faaliyet gösterdiğini söyledi. Ezici, şebekenin nasıl çalıştığını şöyle anlattı: 'Yağ toplamada 55 kamyon kullanıyorlar. Bir şirketin mallarını dağıtan taşeron nakliyeci, işi bittikten sonra atık yağları lokantalardan alıyor. Lokanta sahiplerinin bu işten haberi yok. Aşçı ya da bulaşıkçılar satıyor yağları. Kilosu 500 bin liradan satılan yağlar merdivenaltı üretime gidiyor. Yağ ayrıştıran rengini açan bazı kişiler ham yağın içine kanserojen etki yaratan kötü yağı koyarak tekrar piyasaya sürüyor. Zehirleniyoruz. Bazı lokantalar kızartmalık yağı defalarca kullanıyor. Yağın rengi kararıyor. Örneğin bir kalamar kızartma masanıza koyu renkte geliyor. Bunun dışında sabun üretimi için atık yağ alıp tekrar merdiven altına satan firmaların olduğu söyleniyor.
Depoda 25 ton atık yağ bulundu
- İstanbul İl Çevre ve Orman Müdürlüğü, son bir yıl içinde lokanta ve otellerde 50'yi aşkın denetim yaptı. Bir ihbar üzerine Küçükköy'deki bir adrese yapılan baskında, kaçak toplanan atık yağların toplandığı depo bulundu. Depoda 25 ton kullanılmış sıvı yağ bulundu.
huzmetülmisbah
25.10.2008, 13:53
:-046
Gıdalarda İnsan Saçı Gidalarin içine insan saçının toz haline getirilip katkı maddesi olarak kullanıldığını biliyor musunuz?
"Bit"ten Gıda Boyası Çıkarmak... Kozmetik ürünleri, salam, sucuk, sosis ve bazı şekerlemeler gibi mamüllerin içerisine kırmızı rengi vermesi için katılan E-120 (Karmin - Carmine) maddesinin, bite benzeyen bir hayvanın preslenmesiyle elde edilmekte olduğunu biliyor musunuz?
İçeceklerde Alkol Türk Gıda Kodeksi’nin, % 1.2 ye kadar alkol bulunduğu taktirde etikette göstermeyi mecbur tutmadığını biliyor musunuz?
Aromaların Eritilmesinde Alkol Kullanımı Gazlı ya da gazsız içeceklerde doğal ya da doğala özdeş yapay aromaların kullanımının çok yaygın olduğunu, bu aromaların çoğunun da kullanım kolaylığı ve ucuzluğu sebebi ile alkolde eritilmiş olarak kullanıldığını biliyor musunuz?
ÇOCUKLARINIZI KORUYUN! BOYALI GIDALARDA KANSER RİSKİ... Şekerlerde kullanılan renkli gıda boyalarının çocuklarda kansere yol açtığını, bu sebeple çocuklarınıza renkli yiyecek yedirmemeniz gerektiğini, İngiliz bilimadamlarının, boyalı besinlerin sağlığa zararlı olduğunu açıklayarak aileleri uyardığını; şeker, çikolata, meyve suyu, turşu ve soslara renk veren katkı maddelerinin, bağışıklık sistemine büyük zarar verirken, çocukların ileriki yaşlarında kansere yakalanmasına neden olduğunu, sarı rengi elde etmek için daha fazla katkı maddesi kullanıldığı için Özellikle sarı boyalı besinlerin daha riskli olduğunu, bu tür yiyeceklerin haftada 4 kezden fazla yenildiği takdirde çocukların ileride kansere yakalanma riskinin yüzde 45 arttığını biyor musunuz?
içim bulandı ya bu ne yediklerimizle oynuyorlar 3 kuruş için
insan saçı ve hayvanları presliyorlar ıyyy
RABBİM bildigi gibi yapsın mahserde ellerim yakalrında
Dertli el-Halidi el-Kürdi
25.10.2008, 20:35
:-046 ilginiz ve bilgilendirdiğiniz için.
ama tereyağına da margarin katıldığını duymuştum.
herbirerlerimizin muhakkak bir köyü vs vardır.köylerimizdeki kardeşlerimizden istersek, onlar safdır temizdir inşaAllah.. Şayet yoksada eşimizin dostumuzun köylerinden getirtelim inşaAllah..
Zaten bana kalırsa yemek yapan kardeşlerimiz yemeklerinde sıvı yağ kullansınlar ama sıvı yağla olmayan yiyecekleri (mesela tatlı vs gibi şeyler) bunlar içinde tereyağı dediğim gibi istetebiliriz.. Hem bilmediğimiz insanlar değilde , yurdumun köylerindeki temiz insanları para kazanır ;)
Dertli el-Halidi el-Kürdi
26.10.2008, 13:42
Ekmekte Beyazlaştırıcı Madde Neden Kullanılır? http://www.gimdes.org/resimler/images/ekmek1.jpg GIDA RAPORU-EKMEK VE UN KOMİSYONU'NUN, EKMEKTE KANSER VE ALLERJİ RİSKİ OLUŞTURAN BEYAZLATICI KİMYASALLAR OLAN "E924 POTASYUM BROMAT" ve "E928 BENZOİL PEROKSİT"İN KULLANILMASINDAKİ ARKA PLÂN RAPORU Ekmeklik un imalatında kullanılan buğdaylar genellikle sert veya yarı sert buğdaylardır. Bu buğdaylar son yıllarda özellikle ya ithal tohum ekilerek, ya da ithal tohumla elde edilen buğdayın kalitelisinden tohumluk diye ayrılarak ekilir.
İthal tohumculukta ciddi kontrol olmadığı için ticari olarak yapılan ithal tohumlar Türkiye'de buğday kalitesini önemli ölçüde etkilemiştir. Bir de süne ile mcadelenin yetersiz oluşundan ötürü, buğday rekoltesi iyi olduğu yıllarda bile Türkiye buğday ithal eder duruma gelmiştir.
Kaliteli buğdayın fiyatı aralık 2004 itibariyle 430 000.-TL /kg'dır. Kaliteli un elde etmek için kaliteli buğday şart, ancak bu olaya ticari açıdan bakan bazı firmalar (çok ciddi firmalar bunun dışındadır) 300 000.-TL/kg fiyattan aldıkları kalitesiz buğdaydan imal ettiği unu değerlendirebilmek için una katkı ilave etmektedir. Bu katkının zararlı olup olmadığı onun için önemli değildir. Ayrıca fırıncılar da her ne kadar kullanmıyoruz diyorlarsa da, birçok maddenin karışımı olan ekmek ve pasta katkılarını kullanmaktadırlar.
Bunun ne imalat safhasında kontrolu, ne de imalattan sonra araştırması yapılıyor. Kaliteli buğdaydan, kaliteli un imal ettiğiniz zaman unun çuvalı fiyatı % 25 daha pahallıdır. Ticari olarak fırıncı da ucuz undan ekmek yapıp satmak ister haklı olarak, çünkü ekmek fiyatı aynı.
Burada en büyük yanlış; ekmek fiyatının tip 550 una göre belirlenmesi. Kanaatimizce, ekmek tip 650-750 undan yapılmalı ve ekmek içinde bir miktar sağlıklı olan kepek her zaman bulunmalı.
Diğer ekmekleri imalattan kaldırmakta fayda var. Özellikle beyaz ekmek tercih edecek vatandaşı eğitmek lazım ki ekmeğin beyazının, hem katkılardan dolayı, hem de üç beyaz zehir (un, tuz, şeker)den birisi olduğu bilincine gelsin. Ancak, tüketicilerin pek çoğu sağlıklı beslenme açısından tıp uzmanlarınca kesinlikle önerilmeyen beyaz undan üretilen beyaz ekmeği bilinçsizce talep etmektedir. Bu sebepten un tüketicileri sadece daha ucuz olan hafif sarı unları değil, beyaz unları dahi daha da beyaz yapmak ve böylece tüketicinin ''çok beyaz ekmek'' arzusunu yerine getirmek ve az kârlı beyaz un üretimini kârlılığa dönüştürmek için kanserojen olduğu bilinen ve çoğu gelişmiş ülkede yasaklanan kimyasal maddeleri kullanmaktadırlar. İşte bu tezatlık ve ticari rekabet, bilinçsiz beslenmeyle birleşince, beyazlatıcılar kullanılmaya başlanıyor. Daha beyaz görünen un elde etmek için, benzoil peroksit (E928) ve potasyum bromat (E924) gibi zararlı maddeleri beyazlatıcı olarak kullanıyorlar.
Beyazlatıcılar genellikle kalitesiz buğdaydan un elde etmek için kullanılır. Beyazlatıcı kullanımında fırıncıların direkt bir rolleri yoktur. Katkı üreten ve ithal eden firmalar incelensin, eğer fatura kesiyorlarsa fırıncıların rolü olup olmadığı ortaya çıkacaktır. Tek sorumluluk un üreticilerindedir. Elbette tüm firmaları aynı kefeye koymak haksızlık olur. Bu konuda hassas olan firmalar var. Ancak talep bilinçsiz beslenmeye alışmış tüketici ve dolayısı ile fırıncılardan gelmektedir. Fırıncılar satın aldıkları unda beyazlatıcı olup olmadığını anlamak için unu analiz ettirmek zorundadır.
Ancak şunu unutmamak lazım ki her tüketici, maliyetinden ucuz aldığı un ve unlu mamülleri sorgulamak zorundadır. Fırıncılar çoğu zaman bunu yapmamakta, ucuzu, çoğu zaman da ucuzun ucuzunu aramaktadırlar. Bu sebeple beyazlatıcı kullanarak halkımızı zehirleyen BAZI un üreticileri kadar UCUZ UN ALAN BAZI FIRINCILAR da doğrudan bu aldatmacadan sorumludurlar.
BU PROBLEMİN AŞILMASININ TEK YOLU, TOPLUMUN GENİŞ KAPSAMLI KAMPANYALARLA UYARILARAK EĞİTİLMESİ VE SAĞLIKLI OLAN KEPEKLİ EKMEK YEME ALIŞKANLIĞININ KAZANDIRILMASIDIR. EN İYİ KONTROLÖR TÜKETİCİDİR.
www.gidaraporu.com
Dertli el-Halidi el-Kürdi
28.10.2008, 21:33
ONUN İÇİNDE NE VAR?
ÇOCUKLARINIZ NE YİYOR?
BİLİYOR MUSUNUZ? Harribo, Marsmellow, Toffe ve marketlerden satın alınan diğer şekerlemeler, çikolatalar, dondurmalar, meyvalı-meyvasız yoğurtlar, pastalar, kekler, sakızlar...
Peki, "BUNLARIN İÇİNDE NE VAR?" diye HİÇ DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ?
Maalesef bu ve benzeri gıda maddeleri, ekseriya, DOMUZ ve BENZERİ HAYVANLARIN derilerinden, kemiklerinden, iç yağlarından, kıllarından, maya ve enzimlerinden üretilen katkı maddeleri ihtiva edebilmektedir.
HALBUKİ, DİNİMİZDE BUNLARIN YENMESİ HARAM KILINMIŞTIR.
PEKİ, SİZ ANNE VE BABALAR!...
Sorumlu insanlar olarak, bu maddeleri marketlerden satın almadan önce
ONUN İÇİNDE NE VAR?
sorusunu sorup araştırmak zorunda değil misiniz?
Hüseyin Kami BÜYÜKÖZER..
Dertli el-Halidi el-Kürdi
18.11.2008, 21:12
<H1>TÜRKİYE’YE ALENEN DOMUZ JELATİNİ İTHAL EDİLİYOR.. (http://www.gidaraporu.com/turkiyeye-alenen-domuz-jelatini_g.htm)
</H1>
Gönderen:huseyin Tarih: 13.11.2008 Saat: 15:25
http://www.gidaraporu.com/images/gelatin1.jpg TÜRKİYE’YE ALENEN DOMUZ JELATİNİ İTHAL EDİLİYOR..
Geçenlerde Milliyet Gazetesinde Balıkesir’de faaliyet gösteren bir firmanın jelatin üreteceğine dair bir haber yer almıştı. Haberi okuyunca sevindik ve heyecanlandık. Ancak internette araştırmaya başlayınca sevinç ve heyecan yerine korku ve endişe içerisine düştük. Niye mi? Yazımızı takip edin….
Adı geçen firmanın internet sitesinde Amerika’daki ROUSSELOT firmasının tek distribütörü olduğunu ve dünyada jelatin üretiminde de bu firmanın lider olduğunu ballandıra ballandıra açıklayan ve Balıkesir Gönende faaliyet gösteren bu firma, Milliyet gazetesinin haberine göre Türkiye’de jelatin fabrikası kuracağını bildirmiş.
Firmanın ingilizce yayın yaptığı sitesinde Amerika’daki ROUSSELOT firması için bakın ne yazılmış;
“Sel Sanayi is the exclusive distributor of edible gelatin, produced by ROUSSELOT (http://www.rousselot.com/rousselot-world-north-america.html) , one of the leading edible gelatin manufacturers in the world. Sel does not only distribute different qualities of edible gelatin in Turkey, but also in Turkish Republics as well. “
Distribütörü olduğunu açıkladığı Amerika’daki ROUSSELOT firması kendi sitesinde acaba ne yazmış? Bir de bu firmanın sitesine bakalım istedik ROUSSELOT (http://www.rousselot.com/rousselot-world-north-america.html) Tıklıyoruz ve;
“Rousselot’s United States plant is located in Dubuque, Iowa. Built in 1967 along the banks of one of the world’s greatest river systems, The Mississippi, the plant is Rousselot’s only U.S. manufacturing facility. The Dubuque facility occupies 8,130 square meters, with a current annual production capacity of 7,000 tons of pigskin gelatine. The Dubuque plant was first ISO 9000 certified in 1992 and upgraded to the ISO 9001:2000 certification in April 2003. The facility’s food safety and GMP programs are inspected and approved by the GMA-safe program.
The Dubuque facility produces and blends only pigskin gelatine however it also distributes gelatine from sister Rousselot plants around the world. It serves the pharmaceutical, technical and edible industries in the U.S. Canada, Mexico, and Japan.”
Bu açıklamaya göre Amerika’daki bu firma yalnızca ne üretiyormuş?
“only pigskin gelatine” yalnızca domuz derisinden yapılan jelatin üretiyormuş.
Yılda ne kadar üretiyormuş?
“annual production capacity of 7,000 tons of pigskin gelatine” yılda 7000 ton domuz derisinden yapılmış jelatin üretiyormuş..
1961 yılından beriTürkiye’den ve belki de dış ülkelerden topladığı cinsi cibiliyeti karışık hayvan deri ve kemiklerinden tutkal üretteği ve bu Amerikan firmasından da insanlar için domuz jelatini ithal ettiği anlaşılan bu firma bu meşrebi geniş uygulamalarından sonra ülkemizde jelatin üreteceğini ilan ediyor.
Firma, ülkemizdeki birçok firma gibi nasıl aldığı belli olmayan bir belge ile “ben sığır veya tavuk jelatini” ithal ediyorum iddiasında bulunsa bile, biz biliyoruz ki bu ülkelerde bu hayvanların boğazlanmaları Helal usülle yapılmadığı için bunlar da leş hükmünde oluyorlar dolayısı ile bunlardan elde edilen jelatin de Haram olmaktadır.
Müslüman tüketiciler olarak bu firmaya nasıl bakacağız?. Türkiye’de jelatin üretecekmiş diye sevinelim mi? Yoksa bugüne kadarki çalışmalarına bakararak korku ve endişe içinde bekleyelim mi? Güzel atasözlerimiz var bizim.
“Ayinesi işdir kişinin lafa bakılmaz”, “kırk yıllık yani olur mu kani?” “Bekle, gör!” gibi…
Bekleyeceğiz, bakacağız ve göreceğiz…. Gözlerimiz üzerlerinde,… kulaklarımız tetikte…
Müslümanlar biran evvel hamle yapıp HELAL JELATİN fabrikası kurmaya girişmezlerse bugün dışımızdaki HARAM JELATİN'den kaçmaya çalışırken, bu sefer içimizdeki HARAM JELATİN’e mahkum olacağız.
www.gidaraporu.com (http://www.gidaraporu.com)
sevdamislam
18.11.2008, 21:21
herseyden korkar olduk zaten hic birsey almamak en iyisi ...
:-046
Dertli el-Halidi el-Kürdi
18.11.2008, 21:27
herseyden korkar olduk zaten hic birsey almamak en iyisi ...
:-046
Çok haklısınız kardeşim..
Valla bu cipslerdi hazır yoğurtlardı sütlerdi katı yağlardı şekerlerdi çikolatalardı bilmem neler ... aslında gereksiz ama bizler bilinçsiz olarak bunları hayatımıza parça yapmışız, bunları yapıştırdığımız gibi koparmasınıda bilmeliyiz..
Bunlar eskiden var mıydı, ecdad Osmanlı oldu, sağlıkda vardı maneviyatta.. Ya biz ne olduk .?
Çok haklısınız kardeşim..
Valla bu cipslerdi hazır yoğurtlardı sütlerdi katı yağlardı şekerlerdi çikolatalardı bilmem neler ... aslında gereksiz ama bizler bilinçsiz olarak bunları hayatımıza parça yapmışız, bunları yapıştırdığımız gibi koparmasınıda bilmeliyiz..
Bunlar eskiden var mıydı, ecdad Osmanlı oldu, sağlıkda vardı maneviyatta.. Ya biz ne olduk .?
bizde böyle vurdumduymaz olduk, helali haramı ayırt edemz olduk....
5 vakit namazla müslüman olduk....
tembel bir toplum olup haramı sununlara birde teşekkür edip evlerimize soktuk...
RABBİM sonumuzu hayır etsin....
:-046
sayenizde yoğurt,süt almıyorum hijyenik oldugunu düşünmüştüm hep...
Dertli el-Halidi el-Kürdi
18.11.2008, 21:48
bizde böyle vurdumduymaz olduk, helali haramı ayırt edemz olduk....
5 vakit namazla müslüman olduk....
tembel bir toplum olup haramı sununlara birde teşekkür edip evlerimize soktuk...
RABBİM sonumuzu hayır etsin....
:-046
sayenizde yoğurt,süt almıyorum hijyenik oldugunu düşünmüştüm hep...
çok sevindim bu haberinize.. Allah razı olsun bu güzel haberi paylaştığınız için..
hiçde hijyenik değiller maalesef.. Halbuki onları şifa bilirdik hepde..
Katkısız süt satan yerler oluyor, oralardan temin edip kaynatıp içelim ve yoğurdumuzuda kendimiz yapalım inşaAllah.. Anneler iyi bilir ;)
Allahu Teala razi olsun Dertli kardesimiz...Verdiginiz degerli bilgiler isiginda sakinanlar ve dualari ile siz de sevaplanasiniz,hep hayirla mukafatlanasiniz insaAllah!
Farkinda olmadan isledigimiz (ya da onemsemedegimiz) gunahlar icin Rabbimiz cumlemizi bagislayip,affetsin ...
Amin!
Dertli el-Halidi el-Kürdi
16.12.2008, 19:04
Allahu Teala razi olsun Dertli kardesimiz...Verdiginiz degerli bilgiler isiginda sakinanlar ve dualari ile siz de sevaplanasiniz,hep hayirla mukafatlanasiniz insaAllah!
Farkinda olmadan isledigimiz (ya da onemsemedegimiz) gunahlar icin Rabbimiz cumlemizi bagislayip,affetsin ...
Amin!
Amiin Amiin Amiin.. Dualarınıza canı gönülden cümlemiz adına Amiin diyorum inşaAllahuTeala..
Mücadeleye ve dualara devam inşaAllah.. :-033
Allah yar ve yardımcımız olsun.. Vesselam..
Dertli el-Halidi el-Kürdi
16.12.2008, 19:05
VE…NİHAYET TÜRKİYE’DE İLK HELAL JELATİN ÜRETİLİYOR (http://www.gidaraporu.com/ve-nihayet-turkiyede-jelatin_g.htm)
Gönderen:huseyin Tarih: 26.11.2008 Saat: 04:48
http://www.gidaraporu.com/images/jelatin.jpg VE…NİHAYET TÜRKİYE’DE İLK HELAL JELATİN ÜRETİLİYOR…..
GİMDES’in teşvik ve bilgi desteği ile 5 aydır süren çalışmalar başarı ile sonuçlandı.
Haber, GİMDES Başkanına Bangkok dönüşünde Singapur havaalanında iken şu mesajla ulaştırıldı:
“S.A. Hocam,
Bu tarihi ve saati not edin. Hocam saat 12:40 itibarıyla Türkiye'de ilk parti olarak jelatin imalatina başladık. Allah'u Teala tamamına erdirmeyi nasibetsin dualarınızı eksik etmeyin hepimiz için Rabbim hayirlısını nasib etsin.
Saygılar
Serhat Uğur BAŞYİĞİT”
Havaalanında bu haber için Hocamızın gönderdiği cevabi mesaj ise şöyle idi
“v.a.s.
Muhterem Kardesim,
Tayland’da yapilan dunya helal sertifika kurumlarinin yillik toplantisindan donusumde Singapur hava alaninda mesajini okudum. Iki sevincli olay icin Rabbime dua ettim. 40 ulkeden gelen kırk kuruma yakinda Turkiyede helal jelatin uretilecegi haberini vermistim Hepsi de cok sevinmisti. Bu haberin beni cok mutlu etti. Rabbim tamamina erdirsin ve saptirmasin insaallah.HKB”
Evet! “Rabbimiz yoldan çıkartmadan, yanlışa düşürmeden tamamına erdirsin” duasını hep birlikte yapalım inşaallah
4000 ton yıllık üretim kapasitesi düşünülen tesis tam çalıştığı zaman ülkenin ihtiyacını karşılayacağı gibi bir miktar ihracat da yapabilecektir.
Bu müjdeli haber ülkemize hayırlı olsun!
www.gidaraporu.com (http://www.gidaraporu.com)
Dertli el-Halidi el-Kürdi
16.12.2008, 19:15
<H1>JELATİN KAPSÜL İÇİNDE BALIKYAĞI (http://www.gidaraporu.com/jelatin-kapsul-icinde-balik-yagi_g.htm)
</H1>
Gönderen:huseyin Tarih: 30.11.2008 Saat: 03:31
http://www.gidaraporu.com/images/balik%20yagi.jpg JELATİN KAPSÜL İÇİNDE BALIKYAĞI....
Prof.Dr.Mustafa NUTKU
GİMDES Teknik Bilim Kurulu üyesi
“Zarf” denilince hemen aklımıza postaya veya kargoya vereceğimiz mektup veya diğer yazılı kağıtları içine koyup kapattığımız kağıttan yapılmış kap, kılıf, muhafaza gelir. “Mazrûf” da zarf kelimesinden gelir, fakat günlük hayatımızda daha az kullanılır: Zarflandırılmış, zarfa konulmuş gibi manâları yanında, mecazî olarak da; iç, asıl, muhteva manâlarındadır. Mektup zarfının içine konulmuş mektup, mazrûftur.
İlaç sanayiinde “zarf”ı jelatin, “mazrûf”u balık yağı veya başka bir ilaç olan İngilizce “softgel” denilen kapsüller var. Evvelce, eczanelerde balıkyağı, şişelerde sıvı şeklinde satılır ve şurup şeklindeki ilaçlar gibi, şişeden kaşığa (ölçeğine) dökülerek kullanılırdı. İlaç teknolojisindeki ilerleme ile, ağır tadlı ve hoş olmayan kokulu balıkyağı, belli ölçekte, jelatin kapsül içinde ambalajlanmış hale getirildi. Bu haliyle, ağır tadını ve hoş olmayan kokusunu hissettmeden, balıkyağını hap gibi yutabilmek mümkün oldu.
Ancak, sadece mazrûfunun balıkyağı oluşuna odaklanıp, onun kabı olan ve onunla birlikte yutulan zarfının mahiyetine kayıtsız kalmak, bir Müslüman için hata olur. Balıkyağı ve başka bazı ilaçların zarfı olarak kullanılan jelatin, İslâm şeriatına göre “helal” kabul edilebilecek cinsten (helal sertifikalı) değilse, haramdır ve yutulmamalıdır. Çünkü, başlıca domuz deri ve kemiğinden veya İslâm şeriatına göre boğazlanmış (zebiha) olmayan, leş sayılan, domuz dışındaki hayvanların deri ve kemiğinden mamuldür.
Bazı İslâm ülkelerinin talebiyle, sığır jelatini de yapılmaktadır. Fakat, kemik ve derisinden jelatin elde edilecek sığırların İslâm şeriatına göre boğazlanmış olmaktan başka, kan veya başka bir hayvanın eti ile beslenmemiş, bazı maksatlarla hormon verilmemiş olması da lâzımdır.
Helal jelatin konusunda halkımız bilinçli olmadığından, jelatin kapsülü, “Omega-3 yağ asidi (veya ilaç) alıyorum.” diye jelatin kapsülüyle birlikte bilinçsizce yutuyor! Yuttuğu jelatin kapsülün (bilhassa, kapsüller eğer gayrimüslim ülkelerden ithal malı ise), çok büyük bir ihtimalle haram menşeli jelatinden olabileceğinden habersiz bulunuyor
. Bu durumda, ne yapılması lâzımdır?
1 – Ya, bu jelatin kapsüllü ilaçlar, haram jelatinden olan zarfı sebebiyle hiç yutulmamalıdır;
2 – Veya, jelatin kapsülü iğne ile delinip iyice sıkılarak, içindeki (mazrûfu) madde sulu yemeklere, salata vs ye boşaltıldıktan sonra, jelatinden olan zarfın kendisi çöpe atılmalıdır.
“-Jelatin kapsüllü ilaçlara ve balıkyağına, temasta kaldığı haram jelatin maddesi bulaşmış ve onları da haram hale getirmiş olamaz mı?” şeklinde bir soru da akla gelebilir.
Bu soru, aslında bir vehim olmaktan ileri gidemez. Çünkü, yıllarca durduğu halde böyle ilaçların ve balıkyağı kapsüllerinin delinmeden veya dağılmadan ayni stabil halini muhafaza etmesi, jelatin kapsülle onun içindeki ilaçlar veya balıkyağı arasında ne fiziksel ne de kimyasal, karşılıklı bir etkileşimin olmadığını gösterir. Jelatinin fiziksel ve kimyasal özelliklerine dair literatür bilgileri de bunu teyid eder.
Jelatin; sıcak su, gliserin ve asetik asit içinde çözünebilir. Organik çözücülerde çözünmez. Jelatin kapsül zamanla delinmiyor veya dağılmıyorsa, içindeki ilaç veya balıkyağı jelatinle temas halindeyken, zarf ve mazrûfu her ikisi de, aslî bileşimlerini muhafaza ediyorlar demektir.
Balıkyağı ile onun içinde bulunduğu jelatin kapsülü göz önüne alındığında da, balıkyağı akışkan ve sıvı, onun kabı olan jelatin kapsülü ise oda sıcaklığında akışkanlık özelliği bulunmayan, toz halinde de olmayan yekpare bir katı olduğu için balıkyağı, içinde bulunduğu jelatin kapsülün temas yüzeyinde kısmen tutulur; fakat kapsülün jelatini, balıkyağıyla temas yüzeyinde balıkyağı tarafından tutulmaz ve birbirlerinden ayrıldıklarında, helal olan balıkyağı, jelatin kabından “haram bulaşmış” hale gelmez.
HADI SIMDI DE BILMEDIGINIZ YERDEN ET ALIN VE BILMEDIGINIZ YERDEN YEMEK YIYIN BAKALIM...'
Gaziosmanpasa Hacimasli köyü domuz çiftligi'nin sulari ve kati atiklari
Çünkü domuz yetistiriciligi kârli bir is. Domuz üretken bir hayvan. Cinslerine ve yasina göre yilda bir, iki, bazen de üç kez ve her batinda 15-20'ye kadar varan yavru dünyaya getirebiliyor. Bir domuz yilda iki kez dogum yapsa, her batindan 10 yavru yasasa, 20 sene yasayan bir domuzun 400 yavrusu oluyor. Ve dahasi yeni dogmus bir domuz 4-5 ayda 100 kiloya kadar çikabiliyor.
Normal Sartlarda evcil bir domuzun yüzde 30'u yag olarak ayrilabilmekte iken bu rakam bazen yüzde 50'yi bulabiliyor.Yani 150 kg'lik bir domuzdan 75 kiloluk yag elde edilebiliyor. Bu da dana yada koyuna göre tercih edilmesinde önemli bir etken.
Beslenmesi kolay, cam disinda -leş dahil- her seyi yiyebiliyor. Her domuz da ortalama 80-100 kiloya ulastigi zaman kesiliyor. Kaba bir hesapla sadece bu çiftlikten yilda yaklasik 1 milyon kg. et çikiyor.
Bu etlerin hangi kanalla, nerelere satildigi meçhul. Diger çiftlikler de göz önüne alindiginda Türkiye'de yaklasik 3 milyon kg domuz etinin piyasaya degisik yollarla sürüldügü ortaya çikiyor.
Türkiye'deki toplam kirmizi et tüketiminin de 6 milyon kg. oldugu göz önüne alinirsa tablonun vahameti daha da netlesiyor. Kilosu 1 ile 3.5 milyon lira arasinda satilan bu domuz etlerinin agirlikli olarak kiyma, sucuk, salam ve sosis olarak satildigi dile getiriliyor. Çiftlik çalisanlarindan Ismail Türk'ün verdigi bilgiye göre kesilen etler toplu olarak büyük otellere, yemek fabrikalarina kiyma ve sosis gibi ürünler olarak satiliyor.
Bu ve benzeri çiftliklerden resmi olarak bes firma domuz satin aliyor:
Çerkezo, Polonez, Nuta, Namet ve Sütte ...
1.
Çerkezo aldigi ürünleri Salam Sosis olarak piyasaya sürerken ayni zamanda Tesvikiye'deki Sarküterisinden de nihai tüketiciye ulasiyor. (ki bu firmanin bir de TADET adi altinda otellere ürün sattigi bir markasi daha bulunuyor...) Ayni zamanda butik magazalarda ve ulusal zincir magazalarda satilan BONUS markali ürünlerin üreticisi de ÇERKEZO...
2- Ayazaga'daki Çerkezo'nun hemen yaninda üretim yapan
SÜTTE firmasi da salam, sosis ve jambonlarini markasiyla satiyor. Ancak bilinen bu firmalar ürünleri çesitli zamanlarda farkli isimlerde piyasaya sürüyor. Daha önce Sütte olarak piyasaya sürülen domuz mamulleri son dönemde PIGGY adiyla satiliyor. Üstelik ünlü Amerikan fast food zincirlerinden Little Caesar's Pizza tam 10 yili askin süreden beri et mamullerini SÜTTE firmasindan temin edip bizlere bir güzel yediriyor.
3-
POLONEZ 5 yil öncesine kadar resmi olarak domuz ürünleri imal edip MIGROS'larda açik açik ürünlerini satarken, son yillarda %100 dana etinden ürünler imal ettigini iddia ediyor.
'Peki ya bunlari göz göre göre magazalarinda sattiran satin alma müdürleri aldiklari rüsvetin yani sira bu milletin vebalini aldiklarini da biliyorlar mi sizce?'
POLONEZ'in ciddi anlamda piyasaya yayilmasindaki en büyük faktör MIGROS' tur . O dönem Migros'un et mamulleri satin almasinda olan (Su an oyuncak reyonunda satin almacilik yapan) Coskun bey'in büyük paralar karsiliginda POLONEZ'le isbirligi içerisinde oldugunu ve bizzat domuzlari bizlere yediren kisi oldugunu biliyor muydunuz?
Peki ya
Migros'ta çalisan tüm tezgahtarlarin eksiksiz olarak her ay sonunda POLONEZ 'in sahibi MUSTAFA AKKAS beyden (veya satis müdürü sifati ile çalisan ALI ÖZYAVAS'tan) maaslarini ve primlerini (bizlere sattiklari et mamulleri üzerinden ) aldiklarini biliyor muydunuz?
Peki
METRO GROS MARKETLER'in (Su anki degil bir önceki) satin almaciligini yapan kisinin Su an BAGDAT CADDESINDE bulunan Polonez - Barbekü restoranlari'nin sahibi oldugunu biliyor muydunuz?
Peki Izmir'in kalesi olarak görülen
KiPA Marketler'in satin almaciligini yapan bayanin Polonez'in resmi hissedari oldugunu biliyor muydunuz?
PEKI AMERIKAN FAST FOOD ZINCIRI
DOMINO'S PIZZA ve ALMAN EKOLÜ DR.OETKER PIZZALARIN IÇERISINDE POLONEZ ET MAMULLERININ KULLANILDIGINI BILIYOR MUYDUNUZ?
PEKI
GIMA MARKALI VE PIYASALARDA SATILAN OPI MARKALI ÜRÜNLERI POLONEZ'IN ÜRETTIGINI VE BUNUN KARSILIGINDA NE KADAR PARA YEDIRDIGINI BILIYOR MUSUNUZ?
'Peki, sizce Türkiye'de domuz eti yemeyen insan kalmis midir?'
4-
NUTA öncelikle 7 TEPE markasi ile taninmakla beraber Güneydeki - Her sey dahil - tatil köylerinin bir numarali tedarikçisi, e tabi yabanci turistlerin yaninda yerli turistlerde güme gidiyor. Bu firmalar özellikle büyük alisveris merkezlerinde ayri bir stant açiyorlar. Ancak küçük Sarküterilerde karisik olarak duruyor ve birçok tüketici farkina varmadan domuz ürünlerini satin alabiliyor . Üstelik isin ilginç tarafi bu firma Simdi de firma tanitim cd si hazirlamis Carrefour gibi büyük hipermarketlerde ne kadar hijyenik üretim yaptigini anlatiyor. Ama 7 TEPE SOSIS hafta sonlari marketlerde KDV dahil 2.900 YTL ye satiliyor.
Çünkü maalesef bu adamlar sosislerin içerisinde hayvan küspesi gibi lafini bile etmek istemedigimiz katkilar kullaniyorlar . Domuz hammaddeli salam ve sosislerin kesiminin yapilip piyasa sürüldügü bir baska yer de
NUTA'nin üretimini yapan kisinin islettigi Dolapdere'deki imalathane. (IDEAL markali salam sosis imalatçisi )
5-
NAMET ünlü EMINÖNÜ HASIRCILAR ÇARSISININ IÇINDE yillardir taninan NAMLI PASTIRMACI'nin modern hali !!! Su an modern(!) üretim tesisleri BAYRAMPASA MEGACENTER (GIDA HALI) içinde derme çatma bir imalathaneden öteye geçemeyecek konumda olan ve üretim kapasiteleri aylik -günün 24 saati çalistiklarini düsünürseniz- 70 tonu geçemeyecek olan bu imalathanede NAMET ayda 270 ton et mamulü üretiyor ve satiyor.
Bu aradaki 200 tonluk kapasite açigini ise ISTANBUL DISINDA ne id ügü belirsiz imalathanelerde, merdiven alti firmalarda üretim yaptirip üzerine ' %100 NAMET KALITESI' bastiktan sonra (üretim yeri olarak BAYRAMPASA'daki adreslerini gösteriyorlar) bizlere afiyetle yediriyorlar.
Carrefour
ve diger tüm zincir magazalarda POLONEZ'in uyguladigi benzer taktikleri uygulayan NAMET bugün kapasitesinin 3 kat üzerinde üretim yaparak gururla ülkemizi temsil ediyor.
Peki, Cem Yilmaz'in dedigi gibi janjanli ambalaja sahip
NAMLI pastirmalari'nin sahipleri olan Engin ve Esen Mepa kardeslerin ayni zamanda Çorlu'daki domuz çiftliklerinin yari hissesine sahip olduklarini da biliyor muydunuz?
2000 yilinda patlak vermis olan kaçak buffalo etlerinin de NAMLI pastirmalari'nin sahipleri olan Engin ve Esen Mepa kardesler tarafindan getirildigini hatta Bayrampasa'daki imalathanelerinin gazetecilerin ve kameralarin gözü önünde basildigini, Engin Mepa'nin Show TV'ye, o dönemin 1 trilyon lirayi kendi elleriyle hediye ettigini, sonra da Milliyet, Hürriyet ve Sabah gazetelerine verdikleri dev ilanlarla tüm olanlari ve baskinlari yalanladiklarini biliyor muydunuz?
NAMLI
Pastirmalarinin hem % 5 hissesine sahip olan, hem de imalat müdürlügünü yapan Muzaffer adindaki sahsin ayni dönemde kardesi ile Bagcilar semtinde açmis oldugu imalathanede at ve esek etinden yaptigi pastirmalari dilimleyerek zincir marketlere sattiklarini biliyor muydunuz?
2004 yilinda da Ugur Dündar ekibi tarafindan basilarak ekranlarda gösterildigini hatirlayabildiniz mi?
Domuz konusunda herkes topu başkasina atiyor. Bu noktada tüketicinin yapmasi gereken seyi Çevre Saglik Il Müdürlügü Gida ve Çevre Kontrol Subesi Müdürü Irfan Yilmaz özetliyor;
'- Piyasadaki etleri denetlemek mümkün olmuyor.'
'Kisacasi ne yediginize dikkat edin. Çok emin olmadiginiz bilmediginiz markalarin ambalaj güzelligine kanmayin.'
Ömer KIZILIRMAK
TÜBITAK-SAGE Planlamalar ve Kalibrasyon Birim Amiri
Yoğurdu yenilmez hale getiren tehlikeler
Tarım Bakanlığı'nın yoğurdun yapısını değiştiren tebliğine birkaç büyük üretici hariç herkes karşı. Ancak yoğurt da gözardı edilen en büyük tehlike DOMZUDAN MAMÜL JELATİNler.
Tebliğ tartışıla dursun ne eski tebliğ ne de yeni tebliğ yoğurda katkıyı yasaklamıyor. Yasaklamak bir yana teşvik ediyor. Bu katkılarla ilgili Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Başkanı Kemal Özer'in yazısında belirttiği nedenleri dikkatlerinize sunuyoruz.
"- Bugün satın aldığınız endüstriyel yoğurtların çoğunluğuna kıvamını artırması ve su tutması için jelâtin ekleniyor. Böylelikle uyanık üreticiler kazancına kazanç katıyor. Peki, jelâtin nereden elde ediliyor? Jelâtinin çoğunluğu domuz derisinden elde edilir. Bu sayede de bilerek ya da bilmeyerek tüketicilere domuz katkılı ürünler yedirilmektedir. Resmi verilere göre jelâtinin çoğunluğu Çin gibi ülkelerden ithal edilmektedir. Bu jelâtinler piyasaya “yenilebilir jelâtin” yahut da “sığır jelâtini” olarak sürülmektedir. Sığır jelâtini bile olsa bu durumda sığırın helal kesim olup olmadığı gibi tespiti imkânsız bir sorun ortaya çıkmaktadır.
- Yine yoğurtlarda, kıvam artırıcı olarak genetiği oynanmış ucuz nişastalar kullanılmaktadır. Bu durumda eklenen nişastanın varlığı, ambalaja yazılmadığı için Çölyak hastaları için öldürücü olabilmektedir.
- Yoğurda, şeker yahut kanserojen olduğu bilinip İtalya tarafından da belgelenen Aspartam, Sakkarin gibi tatlandırıcılar da ilave ediliyor.
Sağlığınızı düşünüyor, haramlar ve şüphelilerden sakınmak gibi endişeniz söz konusu ise; sizde endüstriyel yoğurtları tüketmeyiniz! Çözüm olarak tıpkı dedeniz, neneniz ya da babanız gibi sizde yoğurdunuzu evinizde kendiniz yapınız. Böylece sağlığınızı ve inancınızı koruyabilirsiniz."
Hollanda Wageningen Üniversitesi katkı maddeleri çalışmasında jelâtin tüketimini koşula bağlayarak şu şerhi koymaktadır: “Yalnızca et yemeyen vejeteryanlar ve etin yanı sıra süt ve süt ürünleri de yemeyen vejeteryanlar tarafından kullanılamaz. Ürünün kaynağının tam olarak bilinememesinden dolayı Müslümanlar ve Yahudiler gibi din grupları tarafından kullanımı sınırlandırılmıştır. Ne yazık ki, kaynak ile ilgili bilgi sadece üreticiden sağlanabilir. Özel helal jelâtini, sığırdan elde edilerek üretilir.”
Dertli el-Halidi el-Kürdi
10.03.2009, 14:07
defalarca tekrar ediyoruz ama halen hazır yoğurt yiyorrlar.. çok mu zor evde yoğurt yapmak bayan kardeşler.. yapında beylerde sizde rahat edin...
Tekrar bu önemli konunun gündeme gelmesini sağladığın için teşekkürler ARAL abi.. Allah razı olsun..
kutalpturk
29.03.2009, 13:33
BİZİM BAHÇEMİZ VAR ÇOK ŞÜKÜR ORDAN ALIP ALIP YİYORUZ.KENDİ AÇIMDAM COLA İMAM ETİ KURBANDA YERİM BİDE ÇOK NADİR AYDA BİR KURBAN ETLERİNDEN ÇIKARIR YERİZ TAVUK ETİ YEMEM BALIK ETİ YERİM ODA AZ, BOYALI İÇECEK İÇMEM SAĞLIKLI BESLENDİĞİMİ ZANNEDİYORUM HAA EKMEĞİDE ANNEM ALLAH RAZİ OLSUN ONDAN O YAPAR.ÇORBAYI KENDİYAPAR TARHANA FİLAN HAZIR HİÇ ALMAYIZ.ZATEN ÇOCUKKEN ALIŞTIRILIRSA İNSAN BU MARKETTEKİ ŞEYLER FİLAN TENEZZÜL ETMEZ ANNEM Bİ ÇUKOLATA YAPAR TATLI YAPAR MARKETTEKİLERİ YEMEZSİNİZ ZATEN ONDAN SONRA TATLILARI DESEM PASTALARI DESEM ODERECE ELHAMDÜLİLLAH.ALLAH BÖYLE İNSANLARI YETİŞTİREN KURUMLARI HEP VAR ETSİN.ALLAH CC YE EMANET OLUNUZ.
BİZİM BAHÇEMİZ VAR ÇOK ŞÜKÜR ORDAN ALIP ALIP YİYORUZ.KENDİ AÇIMDAM COLA İMAM ETİ KURBANDA YERİM BİDE ÇOK NADİR AYDA BİR KURBAN ETLERİNDEN ÇIKARIR YERİZ TAVUK ETİ YEMEM BALIK ETİ YERİM ODA AZ, BOYALI İÇECEK İÇMEM SAĞLIKLI BESLENDİĞİMİ ZANNEDİYORUM HAA EKMEĞİDE ANNEM ALLAH RAZİ OLSUN ONDAN O YAPAR.ÇORBAYI KENDİYAPAR TARHANA FİLAN HAZIR HİÇ ALMAYIZ.ZATEN ÇOCUKKEN ALIŞTIRILIRSA İNSAN BU MARKETTEKİ ŞEYLER FİLAN TENEZZÜL ETMEZ ANNEM Bİ ÇUKOLATA YAPAR TATLI YAPAR MARKETTEKİLERİ YEMEZSİNİZ ZATEN ONDAN SONRA TATLILARI DESEM PASTALARI DESEM ODERECE ELHAMDÜLİLLAH.ALLAH BÖYLE İNSANLARI YETİŞTİREN KURUMLARI HEP VAR ETSİN.ALLAH CC YE EMANET OLUNUZ.
kutalpturk kardeşim şu çikolatanın tarifinide yazsan buraya çok makbule geçer:)
Dertli el-Halidi el-Kürdi
03.04.2009, 17:22
<H1>YOĞURTTA DOMUZ JELATİNİ (http://www.gidaraporu.com/yogurtta-domuz-jelatini_g.htm)
</H1>
http://www.gidaraporu.com/images/yogurt1.jpg YOĞURTTA DOMUZ JELATİNİ
“MD-Domuz jelatinini pazarlayan 3-4 tane firma var bunlar araştırıldığı zaman nerede ve kimler olduğu meydana çıkacaktır. Bu ürünler menşei belirsiz şekilde piyasaya çıkarılıyor…Alan üretici de üzerinde ne yazdığı belli olmayan…şeker çuvallarına doldurulmuş bu ürünleri alıyor. Satıcı, bu yoğurt katkısı diyor; bundan 1 ton süte 4 kilo attığın zaman kaymak gibi yoğurt elde edeceksin ve çok para kazanacaksın diyor…Ne kadar maliyeti, 4 kilosu 40 TL. Diğer yönde maliyeti % 40 etkiliyor. Bir kilo yoğurdun fiyatı 2 TL olduğunu düşünelim. 1 ton sütte 800 TL menfaat sağlıyor.”
Deşifre Muhabirinin,
“Piyasada satılan bazı hazır yoğurtların nasıl insan sağlığını tehdit ettiği gözler önüne serildi. Gıda kodeksine göre sadece süt ve mayadan oluşması gereken yoğurdun içine, bazı uyanık üreticiler maliyetleri düşürmek için insan sağlığına zararlı katkı maddeleri katıyor. İşte dürüst bir yoğurt üreticisinin insanı şok eden itirafları “
anonsu ile internet sitesinde yayınlanan reportaj, GIDA RAPORU olarak tam 25 yıldır dile getirmeye çalıştığımız gerçeği delillendiren çok önemli bir belge niteliğindedir.
Gerçi, bu konuda sitemizde pek çok yazımız yayınlandı. Yayınlanan yazılarımızdan birinde Kayseri’den bir yoğurt üreticisinin bize gönderdiği itiraftan da bahsetmiştik. O üretici de artık rekabet edemez duruma geldiği için jelatin kullanmak zorunda kaldığını acı bir şekilde açıklıyordu.
“mesaj: sayın gıda raporu yöneticisi ben küçük çapta yoğurt imalatı yapıyorum ve son zaman jelatin kullanmaya başladım. Bunu herkes kullanıyor uzun bir müddet kullanmadım ama piyasada kalmak için mecbur kaldım. Bunda bir sakınca varmı? Ya da ne yapmalıyım?”
Yine, bize geçtiğimiz Şubat ayı içerisinde Trakya bölgemizden gelen bir ihbar metubunda da:
“Ben bildiğim bir durumu sizlerle paylaşmak istiyorum. Silivrinin meşhur yoğurdunu üreten ............Süt Mamulleri Firması EUROKİM ve YILMAZ KİMYA’dan aldıkları jelatini ve ÜNİLEVER’den aldıkları TRİO isimli yağı ürünlerinde kullanmaktadır. Bu konuda Müslüman kardeşlerimizi bilgilendirmek vazifemizdir. “
Bu dehşet verici açıklamalardan sonra Deşifre’de yayınlanan MD isimli yoğurt üreticisinin itiraflarını okumaya devam edelim:
“MD: 6 yıldır bu sektör içerisindeyim, çok aktif bir şekilde çalışıyorum..
Muhabir: Vijdanınız rahatsız oldu ve bunu kamuoyuyla paylaşmak istiyorsunuz..
MD: Tabiiki, 5 tane de benim çocuğum var ,yani rahatsızlığım genel olarak bütün Türkiye’deki çocukların sağlığıyla oynandığını biliyorum onun için burdayım…
Yılların yoğurt üreticisi olan MD şok edici itiraflarda bulunuyor. İddiasına göre bazı yoğurt üreticileri, üç kuruş daha fazla kazanmak için, insan sağlığını hiçe sayarak akıl almaz hilelere baş vuruyor. Yoğurt üreticisi MD, sütün kaynatılması esnasında %40’ının su olarak buharlaştığını, bunun da maliyetleri artırdığını söylüyor... İşte yoğurt yapımındaki hileler de tam bu noktada başlıyor... Bazı uyanık üreticiler, gıda kodeksine göre yasak olmasına rağmen, sütün içerisine katkı maddeleri katarak, bu kaybı önleme yoluna gidiyor.
MD: Maliyeti düşürmek için yapılan hileler var. Nedir bu maliyeti düşürmek için yapılan hileler?..Güzel bir yogurt yapmak için % 40 suyunu uçurursunuz vakum vasıtasıyla maliyet % 40 daha üzerine biner. Ama benim bu bahsettiğim katkı maddelerini katttıgınız zaman % 40 uçurmanıza gerek kalmıyor. Aynı yogunlukta, aynı yapıda, aynı tüketicinin beğendiği şekilde yoğurt elde edebiliyorsunuz..
MD: Jelatinin muhteviyatını incelediğiniz zaman karşınıza enterasan şeyler çıkıyor…Ben öğrendiğim zaman şok oldum…Örneğin dini açıdan kesinlikle mahsurlu domuzla ilgili ürünü bizim yememiz kullanmamız. % 99u müslüman olan bizim ülkemizde böyle birşeyin yapılması…bana göre çok büyük bir hakaret…Öyle telakki ediyorum..Tabiiki sıgırdan elde edilen var bunu da yine tasvip etmiyorum… savunmuyorum kesinlikle ve kesinlikle…ee domuzdan üretileni zaten dini açıdan sakıncası oldugu gibi ayrıca ilmen ve tıbben de sakıncalı olduğunu düşünüyorum. Belki çok az miktarda bir takım insanlar çikolata pasta ve şekerleme sanayiinde jelatinin kullanıldıgını biliyorum..Ama bu sektörde çok fazla kullanıyorsunuz. Ne yapacak vücudunuz bunu atamayacak. Damarlarınız kabul etmeyecek tıkayacak daha sonra da ölümlerin artma sebebi %10, %20 bilemiyorum artık..o oranlarını tıbben araştırıldıgında bu ortaya çıkacak.
Domuz jelatinini pazarlayan 3-4 tane firma var bunlar araştırıldığı zaman nerede ve kimler olduğu meydana çıkacaktır. Bu ürünler menşei belirsiz şekilde piyasaya çıkarılıyor…Alan üretici de üzerinde ne yazdığı belli olmayan…şeker çuvallarına doldurulmuş bu ürünleri alıyor. Satıcı, bu yoğurt katkısı diyor; bundan 1 ton süte 4 kilo attığın zaman kaymak gibi yogurt elde edeceksin ve çok para kazanacaksın diyor…Ne kadar maliyeti, 4 kilosu 40 TL. Diğer yönde maliyeti % 40 etkiliyor. Bir kilo yogurdun 2 TL olduğunu düşünelim. 1 ton sütte 800 TL menfaat sağlıyor. Yani 800 TL bir tarafta, 40 TL bir tarafta hangisini tercih edersiniz?;yani aslında 40 TL lik domuz jelatinini süte katttığınız zaman 800 TL. menfaat sağlıyorsunuz. Günde 10 ton süt çalışan bir firmayı dikkate aldığınızda 8 000TL gibi bir rant ortaya çıkıyor günlük…Bunu aya vurduğunuz zaman 240 000 TL gibi büyük bir rakam çıkıyor…
MD: Tabiiki domuz jelatinini siz heryerde ulu orta bulamazsınız. ama bunu satan firmalar var sizin adresinize kadar getirip teslim ediyor gizli biçimde ve bunu satan insanlar da eroin satan insanlar kadar para kazanıyor.çünkü bu üretici olan kişi yani jelatini alan kişi ne oldugunu bilmiyor..sadece şunu biliyor.. Ben bu kadar miktarda içine katacağım, bunun karşılığında bu kadar da menfaat saglayacağım, bunu biliyor.
MD: Ayrıca, yoğurdu katılaştırmak niyetiyle, evlerimizde aydınlatmak amacıyla kullandıgımız mumun yapımında kullanılan parafin denen yagı da tüketici, bilmeden sağlık için yediği yoğurdun içinde yiyor.
MD: Tabii bunların yapılmaması gerektiğine inanıyorum. Yaklaşık 2 senedir ikilem içerisindeyim. Bu konuda belki biraz önce de bahsettiğim gibi 150 kişi tarafından ihanetle suçlanacağım ama diğer tarafta çok büyük kitlenin yani bütün insanların bana şükran duyacağına inanıyorum. “
İtirafname burada bitiyor. Görüldüğü gibi artık mızrak çuvala sığmıyor. Yetkililer, sorumlular üreticiler, satıcılar ve bu çirkin muameleye muhatab olan tüketiciler ne yapmaları gerekiyorsa yapmak zorundadırlar.
Biz 25 yıldır bu gerçekleri haykırıyoruz. Biz görevimizi yapmaya çalıştık ve çalışmaya devam ediyoruz.
Göz göre göre bu Müslüman millete Allah’ın haram kıldığı maddeleri haberi olmadan hergün yedirmeye kimsenin hakkı yoktur.
Bu Müslüman millete hizmet yapmak için yola çıktığını söyleyen bütün Sivil Toplum Kuruluşlarını göreve davet ediyoruz.
Bu ürünlerin şuursuzca müşteriliğini yapan ve kursağının emniyetinden sorumlu olan Müslümanları da ferdî hak ve sorumluluğunu yerine getirmeye çağırıyoruz.
Yeniden Gıda Raporu Kitabı 7.Baskı, sayfa 184-188
http://www.gidaraporu.com/yogurt_g.htm
http://www.gidaraporu.com/kaymakli-yogurt_g.htm
http://www.gidaraporu.com/sut-urunlari-endustriyel_g.htm
Dertli el-Halidi el-Kürdi
09.04.2009, 08:19
> okuyun ve alırken dikkat edin.
>
>
> Gecenlerde bir supermarkette alisveris yaparken cok yasli
> bir kadin eline bir tuz paketi almis gorevliye soruyor: ''Yavrum bunun
> uzerinde kaya tuzu mu, gol tuzu mu..... v.s. yazmiyor. Ben kaya
> tuzundan imal edilenini almak istiyorum.''.
> Once kadincagizin yaptigini bir yaslilik davranisi zannettim.
> Inceledim, sordum sorusturdum, meger kadincagiz hakliymis. Simdi ben
> de uzerinde kaya tuzu yazanlari satin almaya calisiyorum.
> Hatirlarsiniz buna benzer bir ileti de seker icin
> dolasmisti. M egerse ulkemizde seker, pancardan imal edildigi gibi
> genleriyle oynanmis misirdan da imal ediliyormus (bunun arkasinda da
> maalesef bizim prenslerimiz varmis). Simdi ben, paketin uzerinde
> ''yuzde yuz pancar sekerinden imal edilmistir'' yazisini gormezsem
> satin almiyorum.
>
>
> Artık tuz yemeyin yedirmeyin ! Nedenine gelince aşağıdaki yazıyı
> okuyun. Neden yememeniz gerektiğini anlayacaksınız.
>
TUZ GÖLÜ
>
> Aşağıdaki bilgiler maalesef doğru...
>
> Sonra; Türkiye neden kanserden kırılıyor..' diye soruyoruz...! ?
>
> Tuz Golü, Van Gölü'nden sonra ülkemizdeki ikinci büyük golüdür...
> Uzunluğu 80 km olan Tuz Gölü'nün genişliği 48 kilometreyi bulur...
> Geniş bir alanı kapsamasına karşılık çok sığ bir göldür... Dünyanın en
> tuzlu gollerinden biridir... Litresinde 329 gram gibi çok yüksek
> oranda tuz ihtiva etmektedir.. . Gölün bu özelliğini değerlendirerek
> tuz elde etmek amacıyla kıyılarında çok sayıda tuzla kurulmuştur.. .
> Bu tuzlalardan elde edilen tuz Türkiye'nin gereksinimi olan tuzun
> büyük
> bölümünü karşılamaktadır. ..
>
> Türkiye'nin oldukça kurak bir yerinde yer alması nedeni ile bu sığ
> bölgelerde çok yoğun bir şekilde buharlaşma görülür... Doğu kısmındaki
> körfez dışında tümüyle kuruyan Gölün tabanında, kalınlığı yer yer 30
> cm.'yi bulan mevsimlik bir tuz katmanı oluşmaktadır.. . Tuz Gölü'nün
> en derin yeri sadece 2 m.'dir. Öteki kesimlerin derinliği sadece
> santimetrelerle ölçülebilmektedir.
>
Göle dökülen en önemli akarsular? Peçeneközu deresi' ile Melendiz
> çayı'dır. Coğrafya bilgileri aynen böyle diyor. Coğrafya bilgilerine
> girmemiş aci gerçek ise şudur:
>
> Tuz Gölüne dökülen en büyük akarsu Konya' nın şehir kanalizasyonudur.
> .. Çumra yönüne verilen kanalizasyon bu doğrultu üzerinden maalesef
> herhangi bir arıtmaya tabi tutulmadan doğrudan Tuz Gölü'ne
> akıtılmaktadır. ..
>
> Bir milyonu gecen şehir nüfusunun sanayi artıklarını da taşıyan şehir
> kanalizasyonu bizlere iyotlu ya da iyotsuz tuz olarak geri
> dönmektedir.. .
>
> Bu faciaya dur demek ve tuzun kokmasına fırsat vermemek için her
> sorumlu vatandaşın üzerine düşen görevi yerine getirmesi gerektiği
> inancı ile bu mesajı ulaşabileceğimiz her kişiye gönderelim ve
> ilgilileri göreve davet edelim.... Yoksa hepimizin yemeğinde
> Konya'lıların katkısı olmaya devam edecek.'
>
> Yrd. Doc.. Dr.. MUSTAFA DURAN
> PAMUKKALE UNIVERSITESİ
>
> FEN-EDEBIYAT FAK. BIYOLOJI BOL.
> 20017
> DENIZLI
> TEL:+90 258 2134030-1178
> CEP:05334361297
> FAX:+90 258 2125546
>
> SAGLIKLI VE BİLİNÇLİ BİR TOPLUM İÇİN
>
> Lütfen dağıtıma yardımcı olun!
Mollakasım
09.04.2009, 08:30
Bende zannettim tuz gölüne domuz düşmüş diyecek !? Şimdi aklıma bir soru takıldı madem tuz gölünde su bu kadar sığ ve az.. her an kurumaya müsait, bu kanalizasyonlu konya suyu neden bu tuzun rengini bozmaz gölü tamamen lağama çevirmez ?
Dertli el-Halidi el-Kürdi
09.04.2009, 08:34
Bende zannettim tuz gölüne domuz düşmüş diyecek !? Şimdi aklıma bir soru takıldı madem tuz gölünde su bu kadar sığ ve az.. her an kurumaya müsait, bu kanalizasyonlu konya suyu neden bu tuzun rengini bozmaz gölü tamamen lağama çevirmez ?
cidden güzel sordunuz hocam.. Benim şahsi düşüncem şudur ki; göl kendini yeniliyordur , bu sebeple lağama dönmüyordur diye düşünüyorum.. tuzun rengine gelincede nelerin rengini, herşeyilerini değiştirmiyorlar ki tuzunda renginde oynayamasınlar....? Sadece bir renk işi onlar için zor olmasa gerek..
Ama yinede bunları araştıralım inşaAllah.......
:-046kardeşim ne yiyeceğimizi şaşırdık,....
Dertli el-Halidi el-Kürdi
09.04.2009, 11:30
:-046kardeşim ne yiyeceğimizi şaşırdık,....
Rabbim sizden de razı olsun kardeşim..
elimizden gedliğince dikkat etmek gerekiyor.. Yani herşeye de birşeyler koymuşlar deyipde kaçanlardan olmayalım inşaAllah.. Belli başlı ve zaruret olmayan ÇİKOLATA, YOĞURT, PASTA, HAZIR TATLI, PEYNİR, EKMEK, MARGARİN, CİPS, BİSKÜVİ, HAZIR KAHVE(3'ü bir aradalar filan) gibi zaruret olmayan ve evdede alternatifleri yapılabiliecek şeylerden kesinlikle kaçmalıyız.. Çünkü bunlarda sağlığa zararın yanında HINZIR KATKISI şüphesi ve bazı markalarda be yoğurt gibi ürünlerde de kesinliği vardır..
tuz gibi gerçekten zor olan ve sadece sağlık sorunu olanlarda da elimizden geleni yapmalıyız.. Mümkün mertebe..!
Rabbim cümlemizin yar ve yardımcısı olsun.. Bizi nefsin eline düşmekten muhafaza buyursun Mevlam.. Mevlam bizi yiyeceklerinde, görünen temizlikler dışında görünmeyen (şüphe gibi) pisliklerden de dikkat üzere olanlardan eylesin--amiin..
ping_pong
09.04.2009, 12:43
cok sagolun bizi cok bilgilendirdiniz :-046 hakkikaten sasırdık ne yıyecegımızı
bişey soracaktım siz Arastırıyorsunuz ne güzel
bimin mallarının şüphesiz oldugunu söylüyolar genellikle bi bilginiz varmı bu konuda ?
Dertli el-Halidi el-Kürdi
09.04.2009, 13:58
cok sagolun bizi cok bilgilendirdiniz :-046 hakkikaten sasırdık ne yıyecegımızı
bişey soracaktım siz Arastırıyorsunuz ne güzel
bimin mallarının şüphesiz oldugunu söylüyolar genellikle bi bilginiz varmı bu konuda ?
bimin bütün ürünleri yenmiyor.. mesela kurabiyeleri falan oluyor, bim diye gidip ordan alıyorlar ama içinde margarin var.. Margarinde marka önemli değildir.. Aytaç da olsa, Ülkerde olsa margarin yenmiyor..
Yoğurda gelince oda yenmiyor.. Yoğurtlarda maalesef jelatin var.. Evde yapılmalı ..
bazı ürünlerinde ortaklık olduğunu biliyordum bugüne kadar.. Ama geçen gün sitemizdeki bir kardeşimiz bim'in tamamen satıldığını söyledi.. Bu sebeple Hüseyin KamiBüyüközer abiye mail attım, halen cevap beklemekteyim.. Bir bilgiye ulaşırsam aktaracağım inşaAllah..
Birde ürünlerde markalardan çok içindekiler bölümü önemli.. Katkı maddeleri listesi var, e330 gibi vs.. Bu listeyi alışverişlerde yanımızda bulundurmalıyız.. İçindekiler ölümündeki maddeleri oradan bakarak hangi gruba girdiğine bakmalıyız.. Tabi birde sayılı olmayıpda isimle yazılan katkı maddeleri de oluyor .. bunların hepsine www.gıdaraporu.com (http://www.gıdaraporu.com) dan ulaşabilirsiniz.. Ve Hüseyin KAMİBÜYÜKÖZER in YENİDEN GIDA RAPORU kitabıda kesinlikle temin edilmeli..
İnşaAllah bir bilgiye ulaşırsam aktaracağım..
Allah yardımcımız olsun Efendim.. Selametle..
irşad ekseni
09.04.2009, 15:23
Allah cc razı olsun kardeşim bizleri aydınlattığınız için :-055
karaşahin
09.04.2009, 15:41
''Yavrum bunun
> uzerinde kaya tuzu mu, gol tuzu mu..... v.s. yazmiyor. Ben kaya
> tuzundan imal edilenini almak istiyorum.''.
BİSMİHİ TEALA
Rafineri tuzlara katılan maddelerden birisi de iyot mineralidir. Zira bu madde ile vucüdun iyot ihtiyacını dengelenmesi amac ediniliyor. Bu maksad ile bazı batı ülkelerin de iyot minerali ekmeklere de konulması mecburi hale getirildi.
Fakat bu iyotlama işleminden sonra hastalıkların oranı %28 arttığı da gözlenmiştir.
Kalp çarpıntıları, kalp ritim bozuklukları, yorgunluk, konsantrasyon eksiklikleri, uzun süre iyileşmeyen yaralar ve kronik akne gibi rahatsızlıklarda artışlar mevcut.
İyot alımı ile bedeninize yüksek agresivitesi olan bir metal daha almış oluyoruz.
Yemek tuzlarına bir de flor ilave ediliyor. Tuzlarınıza bir de flor ilave edildiğinde, irade gücünüz tamamen zayıflıyor.
Tuza, kimyasal isimleri çok fazla yer tutacağından üzerinde hiçbir zaman yazılmayan ve zaman zaman harfler ve rakamlarla kısaltılan (E-530, E-533, E 550 gibi) maddeler de ilave ediliyor. Mesela sofra tuzunun iyi serpilebilmesi için alüminyum hidroksit ilave ediliyor. Ve bu tuzu çocukluğunuzdan itibaren yiyorsanız, Alzheimer hastalığına yakalanma şansınız da yüksek. Beyninizde sinir iletişim hatlarında içtepiler iletilemedikçe, adınızı bile hatırlayamazsınız.
Dertli el-Halidi el-Kürdi
12.04.2009, 12:54
Bimle ilgili soran arkadaşlar...!
Gıda Raporu editörü Hüseyin KAMİBÜYÜKÖZER ' e sordum ve bim ve diğer marketlerden gözü kapalı alışveriş yapılmasın dedi.. Yani ne bir markete nede bir markaya sıkı sıkıya bağlanmamalıyız.. Güvendiklerimiz içinde de sorunlar çıkabiliyor.. Bu sebeplede bimden de alışveriş yaparken muhakkak ürünlerinin içindekiler bölümünü inceleyelim ve her zaman elimizin altında bir katkı listesi bulunsun inşaAllah.. O listeye göre içindekiler bölümündeki katkılar hangi bölüme giriyor öğrenebiliriz..
Allah yardımcımız olsun .. Selametle kalın Efendim..
Dertli el-Halidi el-Kürdi
22.04.2009, 15:09
HELAL GIDA 2009 TÜRKİYE
GİMDES’in, 25-26 Nisan 2009’da Tarihi Konferans ve Fuar Merkezi FESHANE’de gerçekleştireceği Büyük Konferansın Konuşmacıları ve Programı belli oldu.
http://sunucu12.kucukresim.com/uploads/konferans3270be9.jpg
Türkiye, ABD, Kanada, Hollanda, Malezya, Endonezya, Tayland, Avustralya, Kırgizistan, Bahreyn, Abu Dabi ve Güney Afrika ülkelerinden toplam 23 konuşmacının katılımı ile gerçekleştirilecek konferansın ana teması altı maddede belirlendi:
1- Müslüman Toplumların Helal Talebi
2- Dünyada Helal Sertifikalama Programları
3- Helal Standartlarda Birlik
4- Ulusal ve Uluslararası Helal Pazar
5- Helal Kavramına Üretici-Tüketici Yaklaşımları ve Problemleri
6- Helal Ekonomik Sistemin Sosyopolitik ve Stratejik Olabilirliği
Bu temayı işleyecek dünyanın dört bir tarafından gelecek yetkili konuşmacılar, 1.gün 3, 2.gün 3 oturumda konuşmalarını yapacaktır.
25 Nisan 2009
09.00- 09.15: Kuran ı Kerim
09.15- 09.30: Hoşgeldiniz Konuşması
Dr.Hüseyin Kâmi BÜYÜKÖZER
09.30- 11: Protokol Konuşmaları
11.00-13.00: I. Oturum:
MÜSLÜMAN TOPLUMLARIN HELAL TALEBİ
Oturum Başkanı: Dr. Ir. H. M. Nadratuzzaman HOSEN (ENDONEZYA)
(Endonezya Ulema Konseyi Başkanı/Dünya Helal Konseyi (WHC) Başkanı)
11.00-11.20
1. Prof. Dr. Hayrettin KARAMAN (TÜRKİYE)
(İslâm Hukuku Profesörü, GİMDES İlim Kurulu Üyesi)
“Helal Gıda Sertifikası ile ilgili Problemler”
11.20-11.40
2. Dr. Ahmad H. SAKR (ABD)
(Kaliforniya İslami Eğitim Merkezi Müdürü/IFANCA Yönetim Kurulu Üyesi)
“Helal Gıdalar Hakkındaki Yanlış Anlayışlar”
11.40-12.00
3. Prof. Dr. Mustafa NUTKU (TÜRKİYE)
(Kimya Profesörü, GİMDES Teknik Bilim Kurulu Üyesi)
“Müslüman Tüketici ile Helal Gıda Arasındaki Engeller”
12.00-12.20
4. Prof. Dr. Ali Nihat ESKİOĞLU (TÜRKİYE)
(Matematik ve Astronomi Profesörü, GİMDES Teknik Bilim Kurulu Üyesi)
“Helal Gıda ve Takva”
12.20-12.40
5. Dr. Merve KAVAKÇI (ABD)
(George Washington Üniversitesi Öğretim Üyesi)
ABD’deki Müslümanların Koşer Tercihi: Helal Üretime Uyarılar
12.40-13.05: Sorular
13.05-14.00: Öğle Yemeği ve Namaz Vakti
14.00-15.40: II. Oturum
HELAL STANDARTLARDA MÜŞTEREKLİK
Oturum Başkanı: Prof. Dr. Hayrettin KARAMAN (TÜRKİYE)
(İslâm Hukuku Profesörü, GİMDES İlim Kurulu Üyesi)
14.00-14.20
1. Moulana Abdul Wahab WOOKAY (GÜNEY AFRİKA)
(Güney Afrika Milli Bağımsız Helal Kuruluşu Yöneticisi/Dünya Helal Konseyi Hakem Heyeti Başkanı)
“Müşterek Helal Standartlara Olan İhtiyaç”
14.20-14.40
2. Prof. Dr. Hamdi DÖNDÜREN (TÜRKİYE)
(Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi)
“Kur’an ve hadislerde yasaklanan hayvansal ve bitkisel ürünler ve bu ürünlerde istihale ve tegayyur”
14.40-15.00
3. Prof. Dr. Yusuf Ziya KAVAKÇI (ABD)
(İlahiyat Profesörü, GİMDES İlim Kurulu Üyesi)
“Müfessirlere Göre Mukayeseli Ehl-i Kitap Kavramı”
15.00-15.20: Sorular
15.20-16.00: Çay Arası
16.00-1720: III. Oturum
HELAL EKONOMİK SİSTEMİN SOSYOPOLİTİK-STRATEJİK OLABİLİRLİĞİ
Oturum Başkanı: Dr. Ahmad H. SAKR (ABD)
(Kaliforniya İslami Eğitim Merkezi Müdürü/IFANCA Yönetim Kurulu Üyesi)
16.00-16.20
1. Mehmet ÇELEN (TÜRKİYE)
(İslâm Hukuku Uzmanı/GİMDES İlim Kurulu Üyesi ve Koordinatörü)
“Helal Ekonomik Sistemin Sosyal, Siyasi ve Stratejik İmkânı”
16.20-16.40
2. Prof.Lt.Gen.Dr.Somchai VIRUNHAPHOL (TAYLAND)
(Tayland İslâm Bankası Yönetim Kurulu Başkanı/Tayland Helal Standartlar Enstitüsü Müdürü)
“Helal Ekonomik Sistemin Sosyopolitik ve Stratejik Olabilirliği: Tayland Durum İncelemesi”
16.40-17.00
3. Prof. Dr. Ersin Nazif GÜRDOĞAN (TÜRKİYE)
(Ekonomi Profesörü, Fatih Üniversitesi Öğretim Üyesi)
“İslâm’ın Ekonomiye Bakışı ve Faizsiz Finans Sistemi”
17.00-17.20: Sorular
26 Nisan 2009
09.00-11.00: I. Oturum
HELAL KAVRAMINA ÜRETİCİ ve TÜKETİCİ YAKLAŞIMLARI
Oturum Başkanı: Mehmet ÇELEN (TÜRKİYE)
(İslam Hukuku Uzmanı/GİMDES İlim Kurulu Üyesi ve Koordinatörü)
09.00-09.20
1. Mohammad Mazhar HUSSAINI, M.S., L.D. (ABD)
(Amerika Helal Vakfı (AHF) Başkanı)
“Üretici ve Tüketicilerin Helal Kavramına Yaklaşımları ve Yaşadıkları Problemler”
09.20-09.40
2. Dr. Muhammad Munir CHAUDRY (ABD)
(IFANCA Başkanı)
“Amerika’da Gıda Üreticilerinin Helal Gıdaya Bakış Açısı”
09.40-10.00
3. Sıtkı ABDULLAHOĞLU (TÜRKİYE)
(ASKON Genel Başkan Yardımcısı)
“Helal Kavramına Üretici Yaklaşımları”
10.00-10.20
4. Vet. Muhammed EFE (TÜRKİYE)
(TÜ-MER Tüketici Hakları Merkezi Gıda Komitesi Başkanı)
“Günümüzde Helal Kavramına Tüketici Yaklaşımları ve Problemleri”
10.20-10.40
5. Orhan DEMİR (TÜRKİYE)
(Sağlık ve Gıda Hareketi Yönetim Kurulu Üyesi)
“Helal Sertifika, Müşteri Talebi Açısından bir Hak mıdır?”
10.40-11.05: Sorular
11.05-11.30: Çay Arası
11.30-13.30: II. Oturum
DÜNYADA HELAL SERTİFİKALAMA PROGRAMLARI
Oturum Başkanı: Mohammad Mazhar HUSSAINI, M.S., L.D. (ABD)
(Amerika Helal Vakfı (AHF) Başkanı)
11.30-11.50
1. Dr. Ir. H. M. Nadratuzzaman HOSEN (ENDONEZYA)
(Endonezya Ulema Konseyi Başkanı/Dünya Helal Konseyi (WHC) Başkanı)
“Dünyada Helal Sertifikalama Programları”
11.50-12.10
2. Haji Abdur-Raheem (Omurzakov Kamchybek) (KIRGIZİSTAN)
(Kırgız Cumhuriyeti Helal Standartlar Kurumu Teknik Komisyon Başkanı/Dini, Bilimsel ve Tıbbi Çalışmalar İslâm Merkezi Yöneticisi)
“Kırgizistanda Helal Faaliyetler”
12.10-12.30
3. Prof. Dr. Yaakob B CHE MAN (MALEZYA)
(Malezya Putra Üniversitesi Helal Ürünler Araştırma Enstitüsü Müdürü)
“Helal Sertifikalamada Bilimsel Analizin Önemi”
12.30-12.50
4. Mohammed EL-MOUELHY (AVUSTRALYA)
(Avustralya Helal Sertifikalama Kurumu Başkanı)
“Avustralya Helal Sertifikalama Kurumu Tecrübesi”
“Helal Pazar”
12.50-13.10
5. Dr. Abdellatif ELDAW (BİRLEŞİK ARAP EMİRLİKLERİ)
(Abu Dabi Gıda Kontrol Kurumu)
“Helal Gıda: İhtiyaç Olan Nedir?”
13.10-13.30: Sorular
13.30-14.30: Öğle Yemeği ve Namaz Vakti
14.30-16.00: III. Oturum
ULUSAL VE ULUSLARARASI HELAL PAZAR
Oturum Başkanı: Dr. Muhammad Munir CHAUDRY (ABD)
(IFANCA Başkanı)
14.30-14.50
1.Ehsan SAIRALLY (KANADA)
(Helal Ürünler Geliştirme Hizmetleri (HPDS) Başkanı)
“Küresel Helal”
14.50-15.10
2. Azudin KHALID (MALEZYA)
(Helal Standartlar ve Sistemler, Uluslararası Helal Entegrasyon (IHI) Birliği Yöneticisi)
“Helal Sertifika: Küresel Senaryo”
15.10-15.30
3. Abdurrahman KAAN (TÜRKİYE)
(MÜSİAD Gıda Komisyonu Başkanı)
“Ulusal ve Uluslararası Helal Pazar”
15.30-15.50: Sorular
15.50-16.10: Kapanış Bildirisinin Okunması
Dr.Hüseyin Kâmi BÜYÜKÖZER
GİMDES Başkanı
Dertli el-Halidi el-Kürdi
22.04.2009, 15:28
Merak etmeyin aç kalmazsınız... الله (c.c.) kimi rızıksız bırakmış..? Rızk الله'tandır...
Bu caiz mi?
Haramdan azami sakınan mütedeyyin müslümanların evine dahi haram ihtiva eden mamuller rahatlıkla girmektedir. Bunları salam, sosis, sucuk, jambon, kavurma, ayakkabı, fırça, sabun gibi maddelere direkt katılarak, margarin, helva, şekerlemeler, çikolata, bisküvi, peynir, maya gibi mamullere kimyasal katkılarla ve alkolsüz meşrubatlara etil alkol (çözücü) katılarak tüketmekteyiz.
Hatta beslenme kültürünün mühim bir unsuru haline gelmişlerdir.
Helale-harama dikkat eden insanlar piyasadaki birçok ürünü araştırmak zorunda kalmaktadır. Güvendiği insanlara “bu caiz mi” sorusunu sık sık sormaktadır.
Meseleyi bir nebze zihinlerde netleştirmek için bu yazı kaleme alınmıştır. Bu makalede dünyevi (sıhhi) sebepler değil, dini (uhrevi) endişeler gözetilmiştir. Meselenin sağlık ciheti dikkate alınmamıştır.
Domuz, tarım ve hayvancılıkta ekonomik verimliliği en yüksek canlıdır. Dişinden bağırsağına, derisinden kıllarına kadar bütün vücudu kullanılır. Gıdadan sanayiye, deri mamullerinden kozmetiğe kadar her alanda kullanılması onu cazip bir hale getirmiştir.
Domuz, yılda ortalama 1-3 kez doğum yapabilir. Her batında cinsine göre 5-20 arası yavrulayabilir. Birkaç ayda 90-100 kg’a ve yetişkinliğinde 150 kg’a ulaşabilir. Yetişkin bir domuzun ağırlığının %30-%50’si arası yağdır. Bu hayvan çöp dahil hemen hemen her şeyi yiyebilir. Direncinin fazla olmasından dolayı yaşayacağı ortamların çok itinalı ve sıhhi olmasına gerek yoktur. Bu avantajlar dini endişesi olmayanları domuz çiftlikleri kurmaya teşvik etmiştir.
Domuzdan elde edilen başlıca mamuller; jelatin, lipidler, (yağ asitleri) deri, fırça kılı vesairedir.
Jelatinler: Mamul içinde stabilizör vazifesi yaparlar. Domuz derisinden ve kemiklerinden asidik yada alkali bir işlem uygulayarak elde edilirler. Katıldıkları mamule göre kremleştirici, bağlayıcı (yapıştırma), köpürtücü, stabilizatör (sabitleyici), kıvam arttırıcı ve emülgatör olarak kullanılırlar. Jelatinler sığır gibi diğer hayvanlardan elde edilse de domuza göre pahalıdırlar. Jelleştirici olan pektin ise elmadan yapıldığından sakıncalı değildir.
Emülgatörler: Farklı maddelerin birbirine homojen karışımlarını sağlar ve karışımı sabit (stabil) tutarlar. Bunların kıvam arttırıcı, kavrayıcı, form verici, kremleştirici, yumuşatıcı gibi vazifeleri vardır. En yaygın kullanılanları monogliserid (monoaçilgliserol) ve digliserid (diaçilgliserol)dir. Özellikle margarine formunu ve yumuşaklığını veren bu maddedir. Genellikle margarin yoluyla gıdalara girmekte ise de son zamanlarda artık direkt olarak katılmaktadırlar. E471, E472 (E472a,b,c,d,e,f), E473,…E479 arası kodlar bu lipidlere girer. Zannedildiği gibi burada ki E işareti emülgatörün E’si değil Europe (Avrupa) kelimesinin baş harfidir. Lesitinler (E322) ise mamül içinde emülsiyonu sağlar. Diğer bir deyişle maddelerin birbiri içinde dengeli (homojen) karışmasını sağlarlar. Hayvani olanları ve bitkisel olanları vardır. Soya, kolza, yerfıstığı ve mısır gibi bitkisel oldukları belirtilmezse kesinlikle sakınılmalıdır.
Hidrojene nebati (trans) yağlar; bitkisel yağların hidrojenli ortamda ısıtılmasıyla elde edilirler. Bunda amaç margarine form ve yumuşaklık vermek, donma derecelerini yükseltmektir (ne kadar hidrojene edilirse o kadar sertleşir) ve en önemlisi de standart bir lezzet verip tüketici bağımlılığını arttırmaktır. Trans (hidrojene) yağların yanma derecesi yükseldiğinden defalarca kullanılabilirler ve yüksek ısılara dayanabilirler. Hidrojene margarinde istenilen yumuşaklığı elde etmek için mamul içerisine mono ve digliseridler kat ılmaktadır.
Yukarıda bahsedilmemekle beraber tadlandırıcılar, mineleyiciler, lezzetlendiriciler, incelticiler, antioksidanlar, asitlik düzenleyiciler, koruyucu ve renklendiricilerin bazıları hem domuz hem diğer kaynaklardan elde edilebilirler. Bu maddelerde tam ayırım yapmak zorlaşmaktadır. Üretici firmaya göre hammadde değişmektedir.
Meşrubatlardaki mahsurlar: İmalatcı kanunen formülünün %5’ini gizleme hakkına sahiptir. Batıda ise bu %2’dir. Alkolsüz içecekler içerisine (formüle) direkt alkol katılmamaktadır. Ancak imalat esnasında yardımcı unsur (çözücü) olarak etil alkol kullanılmaktadır. Bilhassa meşrubatlarda kullanılan tat ve koku verici esansları çözmek için alkol kullanılır.
Endüstriyel kimyada alkol tahtını kurmuş ve tecrübeler alkol üzerinde yoğunlaşmıştır. Helal bir çözücü arayışı pek olmamıştır. Oysa alkole alternatif olarak su bazlı aromalarda propylen glykol (petrolden üretilir, domuz kökenli olanları vardır), yağ bazlı olanlarda ise triacetin kullanılabilir.
Domuz türevi mamullerin ve alkolün tüketilmesi haram olduğu gibi bu maddeler sosyal hayata bakan yönüyle de tahribat yapar. Şu bilinen bir gerçektir ki; dinin, iklimin, coğrafyanın sosyolojik yapıyı etkilemesi gibi beslenme kültürünün toplumlar üzerindeki tesiride fazladır. Güzel hasletleri kaybedip yerine kötü huyların ikamesinde domuzun ihmal edilmeyecek bir hissesi vardır.
Haram gıdaların bilinçsiz tüketiciye kanuni boşluklar yada birtakım hileler kullanılarak yedirilmesi doğru değildir. Bu ihmale (ya da kasda) karşı alınacak önlemler şöyle sıralanabilir.
Birincisi: Vatandaşının ruh ve beden sağlığını korumakla vazifeli olan devletin alacağı tedbirlerdir. Mamulde kullanılan maddelerin sadece kodlarını ya da adını değil, menşeini yazma mecburiyeti getirilebilir ve bunlar denetlenebilir. Yahudi dininde helal anlamına gelen koşer (Türkiye Hahambaşılığı koşer sertifikası vermektedir) gibi bir denetleme Diyanet’e verilebilir. Bir üniversite bünyesinde her türlü mamulü tahlil edebilecek laboratuarın kurulup dileyen vatandaş şahsi müracatıyla tahlil yaptırabilmelidir.
İkincisi: Devlet, domuz mamullerine alternatif olabilecek ürün ve teknolojiler destekleyebilir. Ar-ge çalışmalarını destekleyebilir ve birtakım muafiyetler getirip helal ürünlerin önünü açıcı tedbirler alabilir. Domuz yağlarına alternatif olabilecek palm yağı (palmiye yada hurma yağı), Hindistan cevizi yağı ve kakao yağı gibi doymuş yağlar ve alkole alternatif olarak mevzu edilen kimyasallar sübvanse edilebilir.
Üçüncüsü: Sivil örgütlenmeler artabilir ve bilinçlenip bu konuları yakın takibe alabilir. Hukuki hak arama talepleri formalitelerden kurtarılıp kolaylaştırılabilir. Manevi tahribatı fazla olan bu mamuller hakkındaki tazminat taleplerinin tavanı yükseltilebilir.
Dördüncüsü: Tarihimizdeki en eski sosyal-sivil örgütlenme olan cemaatler bu konuya ciddi olarak eğilip bu ürünleri protesto edebilir. İnternet, medya ve şahsi ilişkiler kullanılarak belli periyotlarla mesele gündemde tutularak teyakkuz sağlanabilir.
Beşincisi: Sosyal hayatın en küçük topluluğu olan ailede alınabilecek tedbirlerdir ki, bunlar; fertlerin bilinçlendirilmesi, fenni (kimyevi muameleden geçmiş) mamullerin tüketiminin azaltılması olabilir. Hazır gıdalara alternatif olarak evde hazırlanmış tatlı, şekerleme, konserve ve kurutulmuş gıdalar tüketilebilir. Bu tarz bir beslenmeye yemek kültürümüz ve Türkiye’deki tarım çeşitliliği çok müsaittir. Tabii gıdalarla beslenmenin hem sıhhi hem dini faydaları elbette inkar edilemez.
Yukarıda geçen kimyevi maddelerin haricinde domuzdan mütevellit başka maddeler varsa da kullanımlarının az olması ve yazının uzamaması için bunlardan bahsedilmemiştir. E kodlu 362 madde içerisinde 103 maddenin domuz kaynaklı olabileceğini tespit ettik. Bunlardan (monogliserid ve digliserid gibi) bazı maddeler kesinlikle domuz menşelidir. Oysa bu maddelerin tamamı domuz harici kaynaklardan elde edilebilirler. Buna teknoloji müsaittir.
Sadullah Demircioğlu
Domuzdan üretilmesi muhtemel maddeler.
(Diğer kaynaklardan üretilebilirler. Bu üretici firmaya göre değişir.)
.......
BİSMİHİ TEALA
Rafineri tuzlara katılan maddelerden birisi de iyot mineralidir. Zira bu madde ile vucüdun iyot ihtiyacını dengelenmesi amac ediniliyor. Bu maksad ile bazı batı ülkelerin de iyot minerali ekmeklere de konulması mecburi hale getirildi.
Fakat bu iyotlama işleminden sonra hastalıkların oranı %28 arttığı da gözlenmiştir.
Kalp çarpıntıları, kalp ritim bozuklukları, yorgunluk, konsantrasyon eksiklikleri, uzun süre iyileşmeyen yaralar ve kronik akne gibi rahatsızlıklarda artışlar mevcut.
İyot alımı ile bedeninize yüksek agresivitesi olan bir metal daha almış oluyoruz.
Yemek tuzlarına bir de flor ilave ediliyor. Tuzlarınıza bir de flor ilave edildiğinde, irade gücünüz tamamen zayıflıyor.
Tuza, kimyasal isimleri çok fazla yer tutacağından üzerinde hiçbir zaman yazılmayan ve zaman zaman harfler ve rakamlarla kısaltılan (E-530, E-533, E 550 gibi) maddeler de ilave ediliyor. Mesela sofra tuzunun iyi serpilebilmesi için alüminyum hidroksit ilave ediliyor. Ve bu tuzu çocukluğunuzdan itibaren yiyorsanız, Alzheimer hastalığına yakalanma şansınız da yüksek. Beyninizde sinir iletişim hatlarında içtepiler iletilemedikçe, adınızı bile hatırlayamazsınız.
...
sevdamislam
22.04.2009, 18:01
:-046
Dertli el-Halidi el-Kürdi
24.04.2009, 13:56
BEBE MAMALARI
Whey(peynir altı suyu tozu): Peynir altı suyu. Peynir üretilirken sütten arta kalan sıvı. Kullanılan mayanın haram veya helal oluşuna göre bu sıvı da haram veya helal olur.
Yağsız Süt: süt veya toz kullanımına göre farklı durumlar söz konusudur.Süt tozu kullanılmış ise katkı maddelerinin incelenmesi gerekir
Bitkisel Yağlar: doğal veya margarin olarak kullanılması farklı sonuçlar verir.
Glukoz şurub: Genetik yapısı değiştirilmiş mısırdan veya doğal mısırdan yapılmış olmasına göre karar verilmelidir
Laktoz: süt şekeri
Probiyotik Lifler:
Hayvansal Yağlar:Hangi hayvanın, hangi yağı kullanıldığı açık değil.
Kalsiyum karbonat: Kireç taşı. Ekseriya hayvan kemiklerinden elde edilir.
Tripotasyumsitrat:
Potasyum klorid: Mineral. Vucutta aşırı dozda bulunursa çarpıntı, ritim bozukluğu, siklerotik etkiler meydana getirebilir
Sodyum klorid: Doğal yemeklik tuz
Kalsiyum klorid: Mineraldir
Magnezyum klorid: mineraldir
Kolin klorid:
L-arginin:
L-askorbik asit: C vitamini
Taurin: (Taurine) pankreas salgılarından elde edilen bir maddedir
Sodyum L-askorbit: E301. CVitamininin tuzudur.
Demir sülfat: İnorganik. Mineral
Folik asit: B9 vitaminidir.Bitkisel kökenlidir.
DL-alfa tokoferilasetat:
Çinko sülfat: İnorganik.Mineral
Nikotinamid: Nicotinamide. B3 vitamini. Hayvan ve bitki kökenli olabilir.
Retinil asetat:
Kübrik sülfat: Cupric sulphate.İnorganik. Mineral
Siyanokobalamin: B12 vitamini. Bakteriyel enzimler kullanılarak yapılan bir biosentetik .
D-biotin: B-kompleks vitamin.Hayvan ve bitki kökenli olabilir. Açıklama yoksa, en azından şüpheli olur.
DL-alfa tokoferol:E307. Antioksidan. Genetik yapısı değiştirilmiş olabilir.
Retinil palmitat:
Kalsiyum D-pantotenat: B5 vitamini. Hayvan ve bitki kökenli olabilir.Hayvan kökenli ise haram olma riski yüksektir. Açıklama yapılmamışsa en azından şüpheli olur.
Beta karoten: Avitamini. Bitkisel
Tiamin hidroklorid: B1 vitaminidir.Bitkisel kökenlidir.
Kolkalsiferol:
Piridoksin hidroklorid: B6 vitaminidir. Hayvan ve bitki kökenli olabilir. Hayvan kökenlisi haram olma riski olabilir.. Açıklama yapılmamışsa, en azından şüpheli olur.
Manganez sülfat:
Potasyum dihidrojen fosfat:
İnositol:
L-karnitin: carnitine ve creatine hayvan kaslarından izole edilerek elde edilen maddelerdir.
Bakır sülfat: Cupric sulphate.İnorganik. Mineral
Riboflavin: 'B2 vitamini' ve renklendirici; doğal olarak sebzelerde bulunur; yumurta, süt, karaciğer ve böbrekten de elde edilir; margarin ve peynirde kullanılır. Hayvani veya bitkisel kökeni belirtilmemişse en azından şüpheli olur.
Potasyum iyodür:
Sodyum selenit:
Kalsiyum sitrat: Antioksidan.
Kalsiyum fosfat: Antioksidan. Mineral tuz; kaya ve kemikte bulunur. Ekseriya kemik külünden elde edilir. Şüphenin ötesinde, haram olma riski yüksektir.
Maltodekstrin:
Sodyum askorbat:
Fitomenadyon:
Malt ekstrat:
Niasin: Niacin. B3 vitamini. Hayvan ve bitki kökenli olabilir.
Pantotenik asit:
B2 Vitamin:
B6 Vitamin:
B1 Vitamin:
D Vitamin:
K1 Vitamin:
B12 Vitamin:
Doğala Özdeş Vanilya: Toz olarak ya da solvent olarak alkolde eritilmiş olarak kullanılmış olmasına göre helal veya haram olabilir
(bu koyu yazılmış olanlar katkının ismidir.. yanlarında da açık siyah olarak açıklamaları var.. ordan hangisinin zaralı yada haram yada şüpheli, hangisinin helal olduğunu anlayabiliriz inşaALLAH..
Rabbim yar ve yardımcımız olsun.. Çocuklarımızada ne yedirdiğimize çok dikkat etmek lazım. Çünki onlar bize Rabbimizin bir hediyesidir ve bu hediyeyi onun rızası üzere kullanmak, yetiştirmek lazım..
Rabbim evlatlarımızı birer islam davası neferi eylesin--amiin..--
Selametle Efendim..)
irşad ekseni
24.04.2009, 14:27
:-046:-055
Dertli el-Halidi el-Kürdi
20.05.2009, 14:04
SOFRAMIZDAKİ GİZLİ ALKOLE DİKKAT!
Sadece şişedeki alkol zarar vermiyor. Yediğiniz ette, çikolatada,
kahvede, kuruyemişte bile kullanılıyor alkol. Hem de etiketlere
yazılmadan ve kimsenin haberi olmadan!
Bu başlık altında medyada yer almış bir haberi sitemize gönderen Harun
Yiğittürk kardeşimiz, bize bir müddet once yayına soktuğumuz
Sahabi, alim ve mutasavvuflarin gidalarin helal ve haramligi ile ilgili düsüncel (http://www.gidaraporu.com/gida_sahabi-efendilerimiz-yeni-dunya-dergisi.htm)yazımızı hatırlattı.
Editörümüz H.K.Büyüközerin hazırladığı ve önce Yeni Dünya dergisinde
yayınlanmış olan bu yazıda, rahmetli Esat Coşan Hoca Efendi’nin konu
ile ilgili seneler önce GÜL ÇOCUK dergisinde yayınlanmış yazısına da
yer verilmişti. İşte bu yazıyı birlikte hatırladıktan sonra haberimizi
okuyalım:
Birkaç yil önce bir trafik kazasinda kaybettiğimiz muhterem Esad Cosan
Hoca Efendinin “Gül Çocuk” da yayınlanmış yazısında bakın bizleri nasıl
uyarıyor?
“Geçen gün misafirlikte bize çikolata ikram ettiler, aldık ama bir
de ne görelim, içi likörlü, yani içkili imis! Ne kadar üzüldük. Bunu
imal edenler hiç utanmıyorlar mı? Biz onlardan helal gıda diye çikolata
aldık, meğer onlar içine haram katmışlar. Halkı böylece farkına
varmadıkları şekilde harama bulaştırmak insafa sığar mı? Çok teessüf
ederiz.
Belki de bazı gayrimüslim, din düsmanları bu işi kasten yapıyor. Halkı
aldatıp kenardan “oh, size haramı gizlice yedirdik ya!” diye kıs kıs
gülmek istiyordur.
O halde sevgili çocuklar! Siz bundan sonra acele etmeden, gıdalarınızı
kontrol ede ede seçin, oburluk etmeyin, dikkatli davranın, sağlığınızı
titizlikle koruyun, şaibeli meşrubatları içmeyin, din ve halk
düşmanlarının oyununa gelmeyin, daima temiz, taze, tabiî ve katkısız
gıdaları tercih edin!
Allah’ in selamı, bereketi, rahmeti, sevgi ve rızası daima üzerinize olsun”
Aksiyon ve Haber7 de yayınlanan haberin özeti ise şöyle:
Doğum günü pastası almak isteyen baba, kızıyla beraber lüks bir
pastaneye girdi. Pasta siparişinden sonra baba, kızı için kuru pasta
ile çikolatalardan istedi. Garsonun ‘Olmaz efendim’ cevabını
anlayamamıştı. Sonra ‘Çocuğunuz yiyecekse o çikolatalar alkollü’
sözlerini duyunca başından kaynar sular döküldü âdeta. “Nasıl olur, o
zaman etiketinde neden yazmıyorsunuz?” sorusu ise bildik şekilde
geçiştirildi: “Soran müşterilerimize izah ediyoruz efendim.” Aile,
alışveriş yapamadan ayrıldı. Ankara’da yaşanan bu olay, alkollü
ürünlerin pastane ve restoranlarda bilinçsiz ve etiketlere dahi
yazılmadan nasıl üretilip satıldığını gösteren örneklerden sadece biri.
HEM ÇABUK BOZULUYOR HEM PAHALI
Kanyaklı yaş pasta, viskili çikolata, şarapla terbiye edilmiş tavuk,
moka likörlü kahve... Belki hayatınız boyunca içkinin tadına
bakmadınız; ya da bıraktıktan sonra ağzınızı bile sürmediniz. Ama gelin
görün ki, saydığımız bu yiyeceklerden tatmış olmanız kuvvetle muhtemel.
Pastanelerdeki çikolataların ve yaş pastaların; alışveriş merkezlerinde
satılan kuruyemiş ve tavukların sosunda genelde içki kullanılıyor.
Fakat çoğunlukla bu gıdaların üzerinde ‘alkol vardır’ ibaresi
yazılmadığı için haberiniz olmadan bu alkollü gıdaları midenize
indirmiş oluyorsunuz.
İçerisinde likör kullanıldığı belirtilmeyen çikolatalar portakallı,
vişneli, kahveli denilerek satılıyor. Fiyatlar ise normal çikolatalara
oranla daha pahalı. Normal çikolatanın kilosu 20 YTL’den satılırken,
likörlü çikolataların fiyatı 45-120 YTL arasında değişiyor. Tercihler
ise genelde vişne likörlü çikolatalardan yana. Likörlü çikolatalar daha
kısa sürede bozulduğu için sağlık riski de taşıyor. Normal çikolata 4-5
ay, likörlü olanlar en fazla 1 ay saklanabiliyor. Yaş pastalarda ise
değişik tat vermesi amacıyla rakı ve kanyak kullanılıyor. Fiyatlar ise
22-100 YTL arasında değişiyor. Soslu kuruyemişler de içinde alkol
olduğunu bilmeden tüketilebilecek bir başka gıda türü.
Gıda denetimi, 2004’e kadar Sağlık Bakanlığı’nın elindeydi. Danıştay
kararıyla son iki yıldır Tarım Bakanlığı ve belediyeler denetim
yapıyor. Yetkilerin tek elde toplanmaması birçok sorunu da beraberinde
getiriyor. İşin ehli olmayan birçok insan gıda denetimi yapıyor.
ETLERE ALKOLLÜ TERBİYE!
Tüketiciler Birliği Genel Başkan Yardımcısı Aydın Ağaoğlu, 4077 sayılı
Tüketici Hakları Koruma Kanunu’na göre gıda maddelerinde etiket
kullanma zorunluluğunu hatırlatıyor. Ancak bu kurala uyulmadığının da
altını çiziyor. Türk Gıda Kodeksi- Gıda Maddelerinin Genel Etiketleme
ve Beslenme Yönünden Etiketleme Kuralları Tebliği’ne göre içerisinde
yüzde 1,2’nin üstünde alkol içeren içeceklerin alkol miktarını etiketle
belirtme zorunluluğu var. Ancak ne yazık ki bu hüküm de uygulanmıyor.
Peki bunun cezai yaptırımı ne? Türk Gıda Kodeksi’nin tebliğine
aykırılık oluştuğunda etiket bilgileri yenilenene kadar gıdalara el
konuyor ve firma para cezasına çarptırılıyor.
Alkol sadece çikolataların, pastaların, gazozların içinde yok. Biftek,
kırmızı et, tavuk gibi gıdaların daha çabuk pişmesi ve yumuşak olması
için alkolle terbiyesi yapılıyor. Fakat bu yapılırken çoğu zaman
müşterilere bilgi verilmiyor. Ankara’daki meşhur kanatçılardan biri, et
ve tavukların pişirilmesi sırasında da alkol kullanıldığını şu örnekle
açıklıyor: “Etleri pişirirken genellikle şarap kullanılıyor.
Kızartılırken çıkan ateş de bunun bir göstergesi.” Hasılı, denetimin
sağlıklı yapılmaması yüzünden bu konuda tüketici hassasiyetinin devreye
girmesi gerekiyor. Siz siz olun, aldığınız ürünün içerisinde ne
olduğunu soruşturmayı ihmal etmeyin!
:eek::eek::eek::eek:Uyardığın için sağol kardeşim..:eek::eek::eek::eek:
Nurun Ala Nur
01.07.2009, 20:09
:-046
Dertli el-Halidi el-Kürdi
02.07.2009, 13:50
Rabbim sizlerden de razı olsun.. Efendimiz Aleyhisselatü Vesselamında buyurduğu gibi Helal Belli Haram da belli..
Bu sebeple bunlardan kaçınmak çok zor olmasa gerek lakin o belli olmayan şüpheliden kaçınmak heleki günümüzde çok zor ve Rabbim nefsini yenip Rabbimizin rızası için zoru başaranlardan olabilmek nasib eylesin.--amiin..--
Kadim_i sevda
04.08.2009, 18:59
Şu tuz meselesi çok ilginç. öyle olsa daha farklı sonuçlar ortaya çıkması icab etmezmiydi yani mesela her tuz yiyenin bir kalıtsal hastalığa yakalanması gerekirdi en azından. bu kadar da ihmalkarlık olabileceğine inanmak istemiyorum açıkçası.
Çok şaşırdım..İlgi-lendirme ve bilgi lendirme için teşekkürler...
Selamun Aleyküm
Peynirdeki jelatin kanıtlandığından buyana marka peynir yerine maya için verilen fetvayı dikkate alıp köy ve bazı market peynirlerini tercih edenler oldu,ancak bunada güvenmeyip peynir yemeyi bırkanlar için güzel haber.
Mayasız peynir yapılıyormuş.! yeni öğrendik 5Lt. süt için 4 kepçe yoğurt süt kaynadıktan sonra yoğurt katılıp kısa bi süre kaynatmaya devam ediliyor ve soğuduktan sonra tülbentten yapılmış torbanın içerisine dökülüp üzerine ağırlık koyuluyor böyle beklettikten sonra hafif ıslatarak torbadan çıkartılıyor.
tülbent: ince beyaz kumaş(sanırım)
ağırlık dedik mümkün mertebede ağır birşey olsun köylerde özel taşları varmış hatta tarifi aldığımız talebemin annesi köyde değirmen taşı kullandıklarını söylemiş.
not:annem iki kez denedi ve 2. de oldu.:-011
Ölçü bu,köylerden tanıdığı olanlar az çok bilir nasıl peynir yapıldığını yapılışını daha iyi bilenlerede sorulabilir mayasız peynir için süt ve maya yerine geçen yoğurdun ölçüsünü vermiş olalım dedik,şimdiden afiyet olsun gönül rahatlığıyla yiyebilirsiniz, tulum peyniri tadında...
ve aleyküm selam...Bilgilendirdiğin için Allah razı olsun kardeşim ..sizlerde bu konuları güncel tutmasanız çoğu şeyden haberimiz olmayacak..emeğinize sağlık..
mustmust
18.10.2009, 05:55
:-046
Selamun Aleyküm
Peynirdeki jelatin kanıtlandığından buyana marka peynir yerine maya için verilen fetvayı dikkate alıp köy ve bazı market peynirlerini tercih edenler oldu,ancak bunada güvenmeyip peynir yemeyi bırkanlar için güzel haber.
Mayasız peynir yapılıyormuş.! yeni öğrendik 5Lt. süt için 4 kepçe yoğurt süt kaynadıktan sonra yoğurt katılıp kısa bi süre kaynatmaya devam ediliyor ve soğuduktan sonra tülbentten yapılmış torbanın içerisine dökülüp üzerine ağırlık koyuluyor böyle beklettikten sonra hafif ıslatarak torbadan çıkartılıyor.
tülbent: ince beyaz kumaş(sanırım)
ağırlık dedik mümkün mertebede ağır birşey olsun köylerde özel taşları varmış hatta tarifi aldığımız talebemin annesi köyde değirmen taşı kullandıklarını söylemiş.
not:annem iki kez denedi ve 2. de oldu.:-011
Ölçü bu,köylerden tanıdığı olanlar az çok bilir nasıl peynir yapıldığını yapılışını daha iyi bilenlerede sorulabilir mayasız peynir için süt ve maya yerine geçen yoğurdun ölçüsünü vermiş olalım dedik,şimdiden afiyet olsun gönül rahatlığıyla yiyebilirsiniz, tulum peyniri tadında...
...
irşad ekseni
18.10.2009, 15:08
:-032
Dertli el-Halidi el-Kürdi
18.10.2009, 20:06
<H1>DOMUZ GRİBİ AŞISINDAKİ GARİPLİKLER.... (http://www.gidaraporu.com/domuz-gribi-asisi_g.htm)
</H1>
Gönderen:huseyin Tarih: 18.10.2009 Saat: 07:32
http://www.gidaraporu.com/images/domuz-gribi.jpg DOMUZ GRİBİ VE DOMUZ GRİBİ AŞISINDAKİ GARİPLİKLER!....
KÜRESEL İLAÇ MAFİASI YİNE İŞ BAŞINDA MI?
DOMUZ GRİBİ AŞISINDA DOMUZ VE MAYMUN GİBİ HAYVANLARIN DNA LARI KULLANILIYOR MU?
ABD’de doktorların yeterince test edilmediği için dava açmaya hazırlandığı domuz gribi aşısının, Türkiye’de başta öğrenciler olmak üzere geniş halk kitlelerine uygulanacağı bildiriliyor.
Domuz gribinde kobay davası: Amerika'da aşı olmaya zorunlu tutulan doktorlar "Domuz gribi aşısı yeterince test edilmedi, biz kobay değiliz!" diyerek dava açtı.
Washington'daki federal mahkemede açılan davanın dilekçesinde, "Zayıflatılmış canlı virüs içeren burun aşıları, domuz gribi salgınını önlemek bir yana, yeni bir salgını tetikleyebilir" denildi. Avukat Tim Turner, Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi'nin (FDA), aşının güvenli ve etkili olup olmadığına dair gerekli testleri yapmadığını söyledi.
New York’ta aşı yaptırmaları zorunlu kılınan sağlık görevlileri kampanyayı durdurmak için dava açtı.
Aşılar yeterince test edilmedi
ABD’nin New York kentinde domuz gribi (A/H1N1) aşısı yaptırmaları zorunlu kılınan sağlık görevlileri, aşıların yeterince test edilmediğini belirterek aşı kampanyasını durdurmak için dava açtı. Başkent Washington’daki bir federal mahkemede açılan davanın dilekçesinde, “Bir domuz gribi salgınını önlemeyi bırakın, zayıflatılmış canlı virüs içeren burun aşıları bir H1N1 salgınını tetikleyebilir” denildi. Dava açan 6 avukattan biri olan Tim Turner, “A/H1N1 aşılarının hiçbiri uygun şekilde test edilmedi” dedi.
Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi(FDA)’nın yeni bir ilaç olan domuz gribi aşısının güvenli ve etkili olup olmadığına dair gerekli testleri yapmadığı bildiriliyor.
ABD’de aşı toplatılabilir
Turner, yetkililerin, yeni virüsün mevsimsel grip virüsüne çok benzediğini, bu yüzden de aşı üzerinde yeni bir ilaçta yapılması gereken testlerin uygulanmasına gerek olmadığını söylediğini belirtti. Turner, şikâyetlerinin kabul edilmesi halinde aşının ülke genelinde dağıtımının durdurulacağını kaydetti. ABD’de zayıflatılmış canlı H1N1 virüsü içeren 2.4 milyon doz burun spreyi şeklindeki domuz gribi aşısı geçen hafta eyalet ve yerel sağlık dairelerine dağıtılmıştı.
ABD’de yeterince test edilmediği gerekçesiyle doktorların dava açtığı domuz gribi aşısı 500 bin doz olarak yakında Ankara’ya geliyor. ABD’de hala tartışmaları yapılan ve ne tür sonuçlar doğuracağı belli olmayan bu aşılar konusunda Bakanlık, başta öğrenciler olmak üzere geniş halk kitlelerinde kullanılacağını açıklamamıştı. Yaşanan gelişmelere rağmen ne yapılacağı merak konusu. Uzmanlar Türk halkının kobay olarak kullanılması ihtimali üzerinde durarak Bakanlığın dikkatli olması gerektiğini vurguluyorlar.
Domuz gribi aşısı konusunda ABD' de kafalar karışık. Öncelikle hazırlanması aceleye getirildi diyenler, gecmişde çeşitli sorunlara yol actığını soyleyenler var. Neticede kafalar karmakarışık. Yetkililer gribin tehlikesi aşınınkinden daha önemli derken, bizler dahil halk aşı olmakdan kaçınıyor.
Maksadımız kafa bulandırmak değil, ama biz endişe içindeyiz. Birileri işin doğrusunu da açıklayamıyor. Biz uzmanlığına güvendiğimiz Prof .Dr.A.Rasim Küçükusta’nın bu konudaki görüşlerini yansıtan açıklama yazısını sunmak istiyoruz.
Yazı şöyle:
Domuz Gribi Aşısındaki Gizli Tehlike
İngiltere’ de bin 500 hemşire ile yapılan bir araştırmada hemşirelerin üçte birinin domuz gribi yaptırmak istemediği, yüzde 33’ ünün kararsız oldukları ve yüzde 37’ sinin ise aşıyı yaptırmak istedikleri ortaya çıktı. Aşıya karşı çıkanların yüzde 60’ ı buna sebep olarak aşının yan etkilerini göstermişler. Bu araştırma doktorlar arasında yapılmış olsaydı sanırım sonuç bundan pek de farklı olmazdı. Aşının hem gerekliliğine hem etkinliğine ve hem de yan etkilerine karşı ciddi endişeler var.
Her şeyden önce domuz gribinin her yıl görülen olağan grip kadar öldürücü olmadığı ortaya çıktı. Olağan gripten her sene 250-500 bin kişi ölürken, domuz gribinden tüm dünyada ölen insan sayısı 1.500 kadar. Bir başka deyişle domuz gribinden ölüm ihtimali binde 4.
İkincisi domuz gribi aşısının ne ölçüde koruyucu olacağı bu aşamada kesin olarak bilinmiyor. Domuz gribi ciddi bir mutasyona uğrarsa aşının etkinliği de o nispette azalacak ve hatta belki de tamamen etkisiz kalacak.
Üçüncüsü de domuz gribi aşısının çok ciddi yan etkileri olabileceği ileri sürülüyor. Bugün bu aşının ülkemizde hiç dile getirilmeyen çok önemli bir sakıncasından bahsetmek istiyorum.
Grip aşılarına tıp dilinde adjuvan adı verilen ve vücudun aşıya daha fazla tepki vermesini sağlayan maddeler ekleniyor. Alüminyum ve skualen bunlar içinde en çok kullanılanlar.
Aşılara adjuvan eklenmesi teorik olarak mantıklı, çünkü bu sayede kısa zamanda az sayıda virüsle aşı üretmek ve böylece de daha az virüs antijeni ile daha çok insanı aşılamak mümkün oluyor.
Ancak bu işlemin çok tehlikeli yan etkileri var. Bu sebeple de Avrupa’ da üç çeşit aşıda skualen kullanılıyor olsa da Amerika’ da bu maddelerin aşılara eklenmesine kesinlikle müsaade edilmiyor.
Oysa medyada domuz gribi aşısı üreten şirketlerin en az ikisinin (Novartis ve GlaxoSmithKline) , hazırladıkları aşıda adjuvan kullanacakları haberleri yer aldı.
İYİ SKUALEN KÖTÜ SKUALEN
Skualen aslında vücudumuz için yabancı bir madde değil. Karaciğerde yapılıyor ve kolesterol metabolizması nda da rolü var, sinir siteminde ve beyin dokusunda bulunuyor. Skualen ayrıca zeytinyağı, köpekbalığı karaciğeri ve birçok doğal besin desteğinde var olan ve antioksidan özelliklere sahip bir yağ molekülü. İsterseniz buna ‘iyi skualen’ diyelim.
Vücuda enjekte edilen skualenin ise karaciğerde sentez edilen veya besinlerle alınan skualen gibi faydalı değil, aksine oldukça zararlı olduğunu gösteren pek çok bilgi var. Bu yüzden isterseniz ona da ‘kötü skualen’ diyelim.
İyi skualen ve kötü skualen arasındaki en önemli fark bunların insan vücuduna giriş yolları.
Skualen besinlerle sindirim sisteminden vücudumuza girerse hiçbir sorun olmuyor, ama bunun aşılarda olduğu gibi derialtına veya kas içine zerk edilmesi bağışıklık sistemini vücuttaki tüm skualene saldıracak şekilde harekete geçmesine yol açabiliyor.
Bağışıklık sistemi vücutta sinir sisteminde tabii olarak bulunan ve sağlıklı bir hayat için elzem olan ‘iyi skualen’ de dâhil tüm skualen moleküllerini tahrip etmeye başlayabiliyor.
Körfez Savaşı’ na katılan sayısız Amerikalı askerde ortaya çıkan ve Körfez Savaşı Sendromu adıyla bilinen hastalığın da bu kişilere yapılan ve skualen ihtiva eden şarbon aşısından kaynaklanabileceğ i düşünülüyor.
Körfez Savaşı Sendromu, vücudu tahrip eden oto-immun bir hastalık. Bu kişilerde eklem iltihabı, kas ağrıları, deri döküntüleri, lenf bezlerinde büyüme, kronik yorgunluk, kronik baş ağrıları, vücuttaki kılların dökülmesi, iyileşmeyen deri yaraları, hafıza kaybı, sara nöbetleri, kansızlık, ruhsal ve sinirsel problemler, nefes darlığı, kronik ishal, gece terlemesi, ateş ve daha pek çok rahatsızlık gelişiyor.
Burada vurgulanması gereken çok önemli bir şey de bu hastalığın çok müphem belirtilerle başlayıp uzun bir sürede (yıllar içinde) gelişmesi. Bu sebeple de skualenin birkaç haftalık dönemde herhangi bir yan etki göstermemesi onun güvenilir olduğunun bir kanıtı değil.
Savunma Bakanlığı skualen ile Körfez Savaşı Sendromu arasındaki ilişkiyi reddetse ve bunun başka sebepleri (sinir gazları, kimyasal silahlar, zehirli gazlar, uranyum…) olabileceğini iddia etse de, bu hastalığa tutulan askerlerin yüzde 95’ inin kanlarında skualene karşı antikorlar oluştuğunun gösterilmesi her şeyi apaçık ortaya koyuyor.
Tavşanlarda yapılan araştırmalarda da tek bir kez zerk edilen skualenin bile oto-immun bir hastalık olan romatoit artrite sebep olduğunun belirlenmesi de bunu destekleyen bir başka kanıt.
GELELİM NETİCEYE
Aylar öncesinden 20 milyon doz domuz gribi aşısı siparişi veren Sağlık Bakanlığı’na birkaç sorum var.
Bir: Aşı hangi firmadan alınıyor ve bunun için kaç lira ödenecek?
İki: Sağlık Bakanlığı’ nın ısmarladığı aşıda Amerika’ da yasak olan bu adjuvan madde (skualen) var mı?
Üç: Eğer varsa Sağlık Bakanlığı’ nın skualenin emniyeti konusundaki fikri nedir?
Cevap bekliyorum.
Prof .Dr.A.Rasim Küçükusta
DOMUZ GRİBİ ACABA EMPERYALİSTLERİN BİR TUZAĞI MI?
Domuz gribi virüsünü inceleyen Avustralyalı bilim adamından ‘yoksa komplo teorileri doğru mu?’ dedirten bir iddia gelmişti.
8 genden oluşan domuz gribi virüsünün genetik yapısını ve amino asitlerini inceleyen Avustralyalı bilim adamının Bloomberg Ajansı’na yaptığı açıklama bilim dünyasını karıştırdı.
75 yaşındaki virüs uzmanı Adrian Gibbs, “Yaptığım incelemede bu virüsün bir laboratuardan çıkmış olma olasılığını çok yüksek olarak buldum” dedi.
Gibbs, grip aşısı ya da yeni grip ilaçları geliştirmek isteyen bilim adamlarının laboratuar ortamında yeni grip virüsleri yaratmaya çalıştığının bilindiğini, bu virüslerden birinin laboratuardan “kaçmış” olabileceğini açıkladı.
Gibbs, virüsteki genetik mutasyonunun domuzlar arasında görülen domuz gribinden 3 kat daha hızlı olduğunu, bunun da virüsün mühendislik eseri olduğu iddiasını güçlendirdiğini kaydetti.
Dünya Sağlık Örgütü bu açıklama sonrasında alarma geçti. Bloomberg Ajansı, WHO’nun iddiaları çok ciddi bir şekilde inceleyeceğini duyurdu. Virüsün laboratuvar ortamında bir silah olarak geliştirildiği iddiaları “komplo teorisi” olarak nitelendirilmişti.
EK BİLGİ:
swine-flu-may-be-a-lab-error-aussie-researche (http://www.theage.com.au/business/world-business/swine-flu-may-be-a-lab-error-aussie-researcher-20090513-b2zh.html)r
tıp dosyası (http://www.gidaraporu.com/tip-dosyasi-aciklaniyor_g.htm)
yürek yakan ilaçlar (http://www.gidaraporu.com/yurek-yakan-ilaclar_g.htm)
www.gidaraporu.com
sahabe_hayranı
18.10.2009, 21:35
<H1>DOMUZ GRİBİ AŞISINDAKİ GARİPLİKLER.... (http://www.gidaraporu.com/domuz-gribi-asisi_g.htm)
</H1>
Gönderen:huseyin Tarih: 18.10.2009 Saat: 07:32
http://www.gidaraporu.com/images/domuz-gribi.jpg DOMUZ GRİBİ VE DOMUZ GRİBİ AŞISINDAKİ GARİPLİKLER!....
KÜRESEL İLAÇ MAFİASI YİNE İŞ BAŞINDA MI?
DOMUZ GRİBİ AŞISINDA DOMUZ VE MAYMUN GİBİ HAYVANLARIN DNA LARI KULLANILIYOR MU?
ABD’de doktorların yeterince test edilmediği için dava açmaya hazırlandığı domuz gribi aşısının, Türkiye’de başta öğrenciler olmak üzere geniş halk kitlelerine uygulanacağı bildiriliyor.
Domuz gribinde kobay davası: Amerika'da aşı olmaya zorunlu tutulan doktorlar "Domuz gribi aşısı yeterince test edilmedi, biz kobay değiliz!" diyerek dava açtı.
Washington'daki federal mahkemede açılan davanın dilekçesinde, "Zayıflatılmış canlı virüs içeren burun aşıları, domuz gribi salgınını önlemek bir yana, yeni bir salgını tetikleyebilir" denildi. Avukat Tim Turner, Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi'nin (FDA), aşının güvenli ve etkili olup olmadığına dair gerekli testleri yapmadığını söyledi.
New York’ta aşı yaptırmaları zorunlu kılınan sağlık görevlileri kampanyayı durdurmak için dava açtı.
Aşılar yeterince test edilmedi
ABD’nin New York kentinde domuz gribi (A/H1N1) aşısı yaptırmaları zorunlu kılınan sağlık görevlileri, aşıların yeterince test edilmediğini belirterek aşı kampanyasını durdurmak için dava açtı. Başkent Washington’daki bir federal mahkemede açılan davanın dilekçesinde, “Bir domuz gribi salgınını önlemeyi bırakın, zayıflatılmış canlı virüs içeren burun aşıları bir H1N1 salgınını tetikleyebilir” denildi. Dava açan 6 avukattan biri olan Tim Turner, “A/H1N1 aşılarının hiçbiri uygun şekilde test edilmedi” dedi.
Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi(FDA)’nın yeni bir ilaç olan domuz gribi aşısının güvenli ve etkili olup olmadığına dair gerekli testleri yapmadığı bildiriliyor.
ABD’de aşı toplatılabilir
Turner, yetkililerin, yeni virüsün mevsimsel grip virüsüne çok benzediğini, bu yüzden de aşı üzerinde yeni bir ilaçta yapılması gereken testlerin uygulanmasına gerek olmadığını söylediğini belirtti. Turner, şikâyetlerinin kabul edilmesi halinde aşının ülke genelinde dağıtımının durdurulacağını kaydetti. ABD’de zayıflatılmış canlı H1N1 virüsü içeren 2.4 milyon doz burun spreyi şeklindeki domuz gribi aşısı geçen hafta eyalet ve yerel sağlık dairelerine dağıtılmıştı.
ABD’de yeterince test edilmediği gerekçesiyle doktorların dava açtığı domuz gribi aşısı 500 bin doz olarak yakında Ankara’ya geliyor. ABD’de hala tartışmaları yapılan ve ne tür sonuçlar doğuracağı belli olmayan bu aşılar konusunda Bakanlık, başta öğrenciler olmak üzere geniş halk kitlelerinde kullanılacağını açıklamamıştı. Yaşanan gelişmelere rağmen ne yapılacağı merak konusu. Uzmanlar Türk halkının kobay olarak kullanılması ihtimali üzerinde durarak Bakanlığın dikkatli olması gerektiğini vurguluyorlar.
Domuz gribi aşısı konusunda ABD' de kafalar karışık. Öncelikle hazırlanması aceleye getirildi diyenler, gecmişde çeşitli sorunlara yol actığını soyleyenler var. Neticede kafalar karmakarışık. Yetkililer gribin tehlikesi aşınınkinden daha önemli derken, bizler dahil halk aşı olmakdan kaçınıyor.
Maksadımız kafa bulandırmak değil, ama biz endişe içindeyiz. Birileri işin doğrusunu da açıklayamıyor. Biz uzmanlığına güvendiğimiz Prof .Dr.A.Rasim Küçükusta’nın bu konudaki görüşlerini yansıtan açıklama yazısını sunmak istiyoruz.
Yazı şöyle:
Domuz Gribi Aşısındaki Gizli Tehlike
İngiltere’ de bin 500 hemşire ile yapılan bir araştırmada hemşirelerin üçte birinin domuz gribi yaptırmak istemediği, yüzde 33’ ünün kararsız oldukları ve yüzde 37’ sinin ise aşıyı yaptırmak istedikleri ortaya çıktı. Aşıya karşı çıkanların yüzde 60’ ı buna sebep olarak aşının yan etkilerini göstermişler. Bu araştırma doktorlar arasında yapılmış olsaydı sanırım sonuç bundan pek de farklı olmazdı. Aşının hem gerekliliğine hem etkinliğine ve hem de yan etkilerine karşı ciddi endişeler var.
Her şeyden önce domuz gribinin her yıl görülen olağan grip kadar öldürücü olmadığı ortaya çıktı. Olağan gripten her sene 250-500 bin kişi ölürken, domuz gribinden tüm dünyada ölen insan sayısı 1.500 kadar. Bir başka deyişle domuz gribinden ölüm ihtimali binde 4.
İkincisi domuz gribi aşısının ne ölçüde koruyucu olacağı bu aşamada kesin olarak bilinmiyor. Domuz gribi ciddi bir mutasyona uğrarsa aşının etkinliği de o nispette azalacak ve hatta belki de tamamen etkisiz kalacak.
Üçüncüsü de domuz gribi aşısının çok ciddi yan etkileri olabileceği ileri sürülüyor. Bugün bu aşının ülkemizde hiç dile getirilmeyen çok önemli bir sakıncasından bahsetmek istiyorum.
Grip aşılarına tıp dilinde adjuvan adı verilen ve vücudun aşıya daha fazla tepki vermesini sağlayan maddeler ekleniyor. Alüminyum ve skualen bunlar içinde en çok kullanılanlar.
Aşılara adjuvan eklenmesi teorik olarak mantıklı, çünkü bu sayede kısa zamanda az sayıda virüsle aşı üretmek ve böylece de daha az virüs antijeni ile daha çok insanı aşılamak mümkün oluyor.
Ancak bu işlemin çok tehlikeli yan etkileri var. Bu sebeple de Avrupa’ da üç çeşit aşıda skualen kullanılıyor olsa da Amerika’ da bu maddelerin aşılara eklenmesine kesinlikle müsaade edilmiyor.
Oysa medyada domuz gribi aşısı üreten şirketlerin en az ikisinin (Novartis ve GlaxoSmithKline) , hazırladıkları aşıda adjuvan kullanacakları haberleri yer aldı.
İYİ SKUALEN KÖTÜ SKUALEN
Skualen aslında vücudumuz için yabancı bir madde değil. Karaciğerde yapılıyor ve kolesterol metabolizması nda da rolü var, sinir siteminde ve beyin dokusunda bulunuyor. Skualen ayrıca zeytinyağı, köpekbalığı karaciğeri ve birçok doğal besin desteğinde var olan ve antioksidan özelliklere sahip bir yağ molekülü. İsterseniz buna ‘iyi skualen’ diyelim.
Vücuda enjekte edilen skualenin ise karaciğerde sentez edilen veya besinlerle alınan skualen gibi faydalı değil, aksine oldukça zararlı olduğunu gösteren pek çok bilgi var. Bu yüzden isterseniz ona da ‘kötü skualen’ diyelim.
İyi skualen ve kötü skualen arasındaki en önemli fark bunların insan vücuduna giriş yolları.
Skualen besinlerle sindirim sisteminden vücudumuza girerse hiçbir sorun olmuyor, ama bunun aşılarda olduğu gibi derialtına veya kas içine zerk edilmesi bağışıklık sistemini vücuttaki tüm skualene saldıracak şekilde harekete geçmesine yol açabiliyor.
Bağışıklık sistemi vücutta sinir sisteminde tabii olarak bulunan ve sağlıklı bir hayat için elzem olan ‘iyi skualen’ de dâhil tüm skualen moleküllerini tahrip etmeye başlayabiliyor.
Körfez Savaşı’ na katılan sayısız Amerikalı askerde ortaya çıkan ve Körfez Savaşı Sendromu adıyla bilinen hastalığın da bu kişilere yapılan ve skualen ihtiva eden şarbon aşısından kaynaklanabileceğ i düşünülüyor.
Körfez Savaşı Sendromu, vücudu tahrip eden oto-immun bir hastalık. Bu kişilerde eklem iltihabı, kas ağrıları, deri döküntüleri, lenf bezlerinde büyüme, kronik yorgunluk, kronik baş ağrıları, vücuttaki kılların dökülmesi, iyileşmeyen deri yaraları, hafıza kaybı, sara nöbetleri, kansızlık, ruhsal ve sinirsel problemler, nefes darlığı, kronik ishal, gece terlemesi, ateş ve daha pek çok rahatsızlık gelişiyor.
Burada vurgulanması gereken çok önemli bir şey de bu hastalığın çok müphem belirtilerle başlayıp uzun bir sürede (yıllar içinde) gelişmesi. Bu sebeple de skualenin birkaç haftalık dönemde herhangi bir yan etki göstermemesi onun güvenilir olduğunun bir kanıtı değil.
Savunma Bakanlığı skualen ile Körfez Savaşı Sendromu arasındaki ilişkiyi reddetse ve bunun başka sebepleri (sinir gazları, kimyasal silahlar, zehirli gazlar, uranyum…) olabileceğini iddia etse de, bu hastalığa tutulan askerlerin yüzde 95’ inin kanlarında skualene karşı antikorlar oluştuğunun gösterilmesi her şeyi apaçık ortaya koyuyor.
Tavşanlarda yapılan araştırmalarda da tek bir kez zerk edilen skualenin bile oto-immun bir hastalık olan romatoit artrite sebep olduğunun belirlenmesi de bunu destekleyen bir başka kanıt.
GELELİM NETİCEYE
Aylar öncesinden 20 milyon doz domuz gribi aşısı siparişi veren Sağlık Bakanlığı’na birkaç sorum var.
Bir: Aşı hangi firmadan alınıyor ve bunun için kaç lira ödenecek?
İki: Sağlık Bakanlığı’ nın ısmarladığı aşıda Amerika’ da yasak olan bu adjuvan madde (skualen) var mı?
Üç: Eğer varsa Sağlık Bakanlığı’ nın skualenin emniyeti konusundaki fikri nedir?
Cevap bekliyorum.
Prof .Dr.A.Rasim Küçükusta
DOMUZ GRİBİ ACABA EMPERYALİSTLERİN BİR TUZAĞI MI?
Domuz gribi virüsünü inceleyen Avustralyalı bilim adamından ‘yoksa komplo teorileri doğru mu?’ dedirten bir iddia gelmişti.
8 genden oluşan domuz gribi virüsünün genetik yapısını ve amino asitlerini inceleyen Avustralyalı bilim adamının Bloomberg Ajansı’na yaptığı açıklama bilim dünyasını karıştırdı.
75 yaşındaki virüs uzmanı Adrian Gibbs, “Yaptığım incelemede bu virüsün bir laboratuardan çıkmış olma olasılığını çok yüksek olarak buldum” dedi.
Gibbs, grip aşısı ya da yeni grip ilaçları geliştirmek isteyen bilim adamlarının laboratuar ortamında yeni grip virüsleri yaratmaya çalıştığının bilindiğini, bu virüslerden birinin laboratuardan “kaçmış” olabileceğini açıkladı.
Gibbs, virüsteki genetik mutasyonunun domuzlar arasında görülen domuz gribinden 3 kat daha hızlı olduğunu, bunun da virüsün mühendislik eseri olduğu iddiasını güçlendirdiğini kaydetti.
Dünya Sağlık Örgütü bu açıklama sonrasında alarma geçti. Bloomberg Ajansı, WHO’nun iddiaları çok ciddi bir şekilde inceleyeceğini duyurdu. Virüsün laboratuvar ortamında bir silah olarak geliştirildiği iddiaları “komplo teorisi” olarak nitelendirilmişti.
EK BİLGİ:
swine-flu-may-be-a-lab-error-aussie-researche (http://www.theage.com.au/business/world-business/swine-flu-may-be-a-lab-error-aussie-researcher-20090513-b2zh.html)r
tıp dosyası (http://www.gidaraporu.com/tip-dosyasi-aciklaniyor_g.htm)
yürek yakan ilaçlar (http://www.gidaraporu.com/yurek-yakan-ilaclar_g.htm)
www.gidaraporu.com
Allah (C.C) razı olsun verdiğiniz bilgiler için.
Gnurlyik
08.03.2010, 18:21
Why do I always have to wait for the download bar on videos to load before i watch a movie? I have done several anti-virus scans and my anti-virus is up to date. This isn't just on one website,its on any website that i want to watch a video, one of them being youtube. Does anyone know what is causing the problem and how to fix it, preferably without taking it to a professional and getting it done. thanks for all answers in advance. the power of your subconscious mind (http://THE-POWER-OF-YOUR-SUBCONSCIOUS-MIND.INFO) daily motivation (http://DAILY-MOTIVATION.INFO) how to stop procrastinating (http://HOW-TO-STOP-PROCRASTINATING.INFO) improve concentration (http://IMPROVE-CONCENTRATION.INFO) overcome shyness (http://OVERCOMESHYNESSEASY.INFO) parenting tips (http://100PARENTINGTIPS.INFO) stress reduction (http://EASYSTRESSREDUCTION.INFO)
garibullah
09.03.2010, 20:49
ben bu panele hem alternatif olması açısından hemde sağlıklı ürünler tüketmek açısından tecrübelerimi sizinle paylaşmak istiyorum. Umulur ki birileri bu bilgilerle amel eder.
Naturel (organik) gıdaları nasıl temin edebiliriz veya imkan dahilinde evde nasıl yapabiliriz. Hamdolsun benim evin kapısı gümrük kapısından daha sıkıdır. Çevremdeki insanlar benim deli olduğumu düşünüyor. Sadece boykot ürünleri değil sahte gıda ve ürünleri de almıyoruz.
18 yıl büyükbaş, küçükbaş, balık ve kanatlı hayvan yemleri üreten ve çiftlikte hayvanları olan fabrikalarda çalıştım. Bu yemlerin içine giren maddeleri gördüğüm için dışardan et almıyorum , kültür balığı almıyorum, marketten tavuk almıyorum, yumurta almıyorum. ben naturel organik olmayan gıdalara sahte diyorum. gerçek değil. Genellikle yiyecek ve içeceklerimizi kendimiz yapmaya çalışıyoruz. Markette yiyecek olarak yenebilecek hiçbirşey olmadığına inanıyorum.
Anlatacağım ilk ürünler yumurta ve etlik piliç. Ben küçük bir ilçede yaşıyorum. Yumurtayı pazardan alırım . köy yumurtası. Pazara gelen yaşlı köy kadınlarından. Ama dikkatli olmak lazım. Her yumurta köy yumurtası değildir. Arada üçkağıtçı yaşlı kadınlarda çıkıyor. Kahverengi renkli çiftlik yumurtalarını köy yumurtası diye poşetlere koyup satmaya çalışıyorlar. Artık çiftlik yumurtasınında kabuk rengi kahverengi ve sarısıda koyu sarı olabiliyor. Bu sizi aldatmasın. Bu renkler için yeme özel maddeler katılıyor. Onun için yumurtanın rengine aldanmayalım. Benim gözlerim kapalı elime 2 yumurta verseniz hangisinin köy yumurtası olduğunu bilirim. köy yumurtası kabuk yüzeyi cama yakın düz ve kaygan ve parlaktır. Bunun sebebi toprakla beraber birçok mineral yediği içindir. Çiftlik yumurtası pürüzlü ve mat bir yüzeye sahiptir. Bunu sebebi ise kabuğu yapmak için yemin içinde mineral olarak sadece mermer tozu ve kireç tozu olmasıdır. Pazardaki gerçek köy yumurtaları farklı renklerde farklı boylarda olur. Çiftlik yumurtaları aynı boy aynı şekil ve aynı renk olur. Boylarının aynı olmasının sebebi bilgisayarlı yumurta paketleme makinasında 5 ayrı boy da ağırlıklarına göre ayrılarak 5 ayrı violde paketlenmesidir. Köy yumurtasını gerçek tereyağ ile tavada kızartığınız zaman çok güzel kokusu koyu bir rengi ve mükemmel tadı olur. Haşladığınız zamanda aynı belirtiler görülür. Çiftlik yumurtası yağda pişirseniz veya suda kaynatsanız ağır bir kokusu çok açık rengi kötü bir tadı olur. Bunu sebebi yemin içine giren maddelerdir. Bu maddelerin detayına girmek istemiyorum. Ama 20 çeşit toz formunda değişik renklerde (yurt dışından gelen)premix dediğimiz ağır pis kokulu yem katkı maddeleri ve 10 çeşit yine yurt dışından gelen iğrenç kokulu sıvı premix ve asitler. (makinalarda arıza ile uğraşırken bu asitlere değen parmalarımın derileri soyulurdu. elimin kokusuda bir hafta geçmezdi. çocuklarım pis kokuyorsun diye kucağıma gelmezdi) Bu maddeler yumurta tavuklarında 24 saatte 2 yumurta yapmasını sağlıyor. Geceyarısı kümeslerin ışıkları otomatik olarak yanar tavuklar uyanır gündüz oldu sanırlar küçük helezonlar otomatik olarak çalışarak tavuklara yem verilir. Böylece yemesi gerektiğinin 2 katı yem yer ve 2 defa yumurtlar. Yumurtanın hızlı oluşmasını sağlayan o katkı maddeleri et tavuklarında da etkendir. normal köy tavuğu 90 gün ile 180gün arası kesim ağırlığına ulaşırken kümeste bu yemlere 45 günde kesime gider. En son çalışmalarla bu süre 42 güne çekilmiş. en çok yem tükettiği son 3 gün azaldığı için tavuk çiftliklerinin karları çok artmıştır. Bu süre değişik katkı maddeleri ile 38 güne çekilmiş, tavuk 38 günde kesim için gereken ağırlığa ulaşmış ama kalp krizinden ölmüş. Sebebi ise kalp kapakçıklarının bu hızlı büyümeye yetişemeyip küçük kalmasıymış. Şimdi çalışmalar kalp kapakçıklarının hızlı büyütmek için gereken rasyonları bulmak ve daha çok para kazanmak. Evet bu hapishanedeki kısacık hayatları olan, hiç güneş ve toprak yüzü görmeyen tavukların üretmeye mahkum oldukları et ve yumurtaları bedava verseler ben yiyemem. Hele birde kümeste görseniz. yarım metre kare kafeslerde sıkışık vaziyette ve çoğunun gagaları, ayakları,tırnakları, ibikleri yamuk veya bozuk şekilli. Köy tavuğu ve köy yumurtasını tavsiye ediyorum.
özetle bu fakirin kanaati;
1. çiftlik tavuklarının yedikleri yemlerin içeriğinden dolayı ürettiği et ve yumurta yenmez
2. Ola ki başka firmalar organik beslemiş olsalar bile ;
42 gün hayatları kısacık hayatlarında hiç doğa ve güneş görmeyen, yarım metrekare kafes içinde 16 tavuk hapishane hayatı içinde zorla aşırı beslenip, zorla et ve yumurta üretmeye mecbur olan, hayvan haklarından mahrum, bu zavallı tavukları yemeye gönlünüz razı olur mu.
3. Köy yumurtasının ve köy tavuğunun sağlıklı olmasına karşı, işin takva yönünüde hesab edin. Aldığınız yumurtayı yapan tavuğun veya kesmek için aldığınız tavuğun helal beslenmiş izinsiz onun bunun bahçesine de girmiş olmamalı. Bunda emin olmak tabi ki çok zor. En iyisi imkan var ise kendimiz beslemeliyiz. İmkan yoksa yemeyelim. Tavuk yumurta yemezsek bi tarafız eksilir mi? En son(ayıptır söylemesi) yediğimiz tavuk köyden kayın birderim göndermişti. Kendisi kapalı kümeste buğday ile beslemişti. 2 yıl önceydi.
Yumurtayı hangi yağla pişireceğiz.
Bundan sonraki anlatacağım ürün tereyağ ve diğer yağlar...
garibullah
10.03.2010, 08:27
Domuz ürünlerinin girmediği gıda nerdeyse kalmadı. Müslüman bir kimsenin yiyebileceği gıda neredeyse hiç kalmadı. Yeryüzündeki yiyeceklerden temiz olanlarından yemekle emrolunduk. Mağara ashabı 309 yıl sonra uyanınca içlerin birini yemek olmak için şehre göndermek istediklerinde temiz yiyeceklerden alması için uyardılar. Her semt pazara gittiğimde mağara ashabının kıssası aklıma gelir.
Lütfen çok dikkat edelim. Araştıralım, okuyalım. Bilelim bildirelim. Bu bölümü takip ederseniz evinize aldığınız yiyeceklerin tümünü gözden geçirmek zorunda kalacaksınız. Her müslüman için geçerli olup, özellikle tarikat ehli, hak yolcusu olan kardeşlerim bunları dikkat etmez ise gece gündüz tüm görevlerini yerine getirse bile manevi yolculuğunda bir adım öteye gidemez. Haram ile beslenen vücut günde bin rekat kılsa, bin kere hacca gitse ne fayda. Öyle ise çok dikkat edelim. İnce eleyip sık dokuyalım.
Denizden oltayla tuttuğunuz doğal balığın domuz ürünleri içerebileceğini söylesem bana inanır mısınız? Bu nasıl oluyor? Bu başlığı takip edin yağlardan sonra balık ile ilgili bilgiler gelecek.
yasin_ömer
11.03.2010, 12:00
Kim ne derse desin, içinde alkol bulunan gazlı içeceklerden uzak durmak kaçınılmazdır
Soru: Bazı kimseler de içinde alkol bulunan gazlı içeceklerin haram olmadığını, dolayısıyla içilebileceğini söylüyorlar ve şu noktalardan hareket ediyorlar: Dince pis olan nesne az suya veya az sıvı maddeye karıştığı zaman su ve sıvı pis olur; içilmez ve onunla dînî temizlik yapılmaz. Çok suya pislik karıştığı zaman ise suyun rengi, tadı ve kokusundan biri, katışan pislik belli olacak şekilde değişmedikçe su pis olmaz. Gazlı içecekler büyük tanklarda yapılıyor, bunların içindeki sıvı, su, müctehidlerin birçoğuna göre "çok"tur. Buna göre gazlı bir içeceği elinize aldığınızda koklayınca alkol kokmuyorsa, tadınca alkol tadı vermiyorsa, bakınca alkol rengini almamış ise, o içecek temizdir, helaldir.
Cevap: Bismillahirrahmânirrahîm.
Gazoz ve alkol karıştırılan diğer meşrubatların, içine pis bir madde düşen "büyük su"ya kıyas edilmesi kesinlikle doğru değildir. Zira,"Suların pis olmak husûsu"ndaki hükmü "kolaylık" esası üzerine kurulmuştur. Çünkü kıyas, su "küçük" de olsa "büyük" de olsa içine necaset düşmekle pis olacağını îcâb ettirir. Şu kadar var ki, 'necaset hükmü' bir takım sulardan düşürülmüştür". (Ekmelüddîn el-Bâbertî, el-İnâye, Fethu'l-Kadîr kenarı: 1/55)
Kısacası, suların temizlikte kullanılması "zarûret" veya onun yerine geçecek "hacet" sebebiyle, "genişlik esasına dayalı olarak hüküm alır". (Hidâye, Fethu'l-Kadîr: 1/55)
Bütün bunlardan anlaşılmaktadır ki, sularda olan temizlikteki esas "zarûret"tir. Bu genişlik olmasaydı abdest, gusül, elbiselerin yıkanması ve yerlerin temizlenmesi, -bilhassa suyun zor bulunduğu sıcak memleketlerde- neredeyse imkânsız hale gelecek, hayat yaşanamaz olacaktı. Hâlbuki bu, sözü edilen meşrubatlarda yoktur. Sözün kısası, alkollü meşrubatların büyük sulara kıyas edilmesi, yani: "İçine pis bir şey düşen her büyük su tadı rengi kokusu değişmedikçe temizdir. Meşrubatlardaki alkoller de büyük suya atılmış necasetlerdir. Öyleyse içine alkol atılan büyük tankerlerde yapılan meşrûbâtlar da temizdir." şeklinde bir kıyas yapılması batıldır. Çünkü, büyük suların hükmü "alâ hilâfi'l kıyâs" yani kıyasa ters olarak vâki olan bir hükümdür. "Gazoz içmenin meşrû' olub olmadığı" gibi bir başka şey ona kıyas edilmez.
Özetle: Çok su'yun, rengi, tadı ve kokusu değişmedikçe içine düşen az bir miktar necaset sebebiyle "pis" sayılmaması, suyun temizlik, abdest, gusül vs. de kullanımının yaygın olması ve içine hiçbir surette pislik karışmamış su bulmanın her zaman mümkün, kolay olmaması sebebiyledir. Dolayısıyla içecek meselesiyle bu husus birbirine karıştırılmamalı, kıyas edilmemelidir. Birinde "zaruret" veya "ihtiyaç" bahis konusu iken diğeri böyle değildir. Beş büyük küpe yarım bardak şarab veya rakı, yahut votka veya idrar karıştırılırsa, ne rengi ne tadı ne de kokusu değişmez. Öyleyse, artık onu o suyu içmek helal mi olur? Sübhânellah!..
Ayrıca: "Gazlı içecekler büyük tanklarda yapılıyor, bunların içindeki sıvı-su, müctehidlerin birçoğuna göre "çok"tur." Denilerek, gazlı içeceklerin yapıldığı büyük tankları, Fıkıh kitaplarının tarif ettiği "çok su"ya benzetmek te bir yanılgıdır. Çünkü gazlı içeceklerin yapıldığı büyük tanklar, görünüş ve şekil itibariyle Fıkıh kitaplarının tarif ettiği "çok su"ya değil, su kuyularına benzemektedirler. Öyle ise KUYULAR HAKKINDAKİ HÜKÜMLERe bakmak gerekir.
Kuyular, suları ne kadar çok olursa olsun, yüzeyleri yüz arşın kare, yaklaşık 46,24 metrekaresine ulaşmadıkça veyahut daima akıp giden bir su yolu üzerinde bulunmadıkça, küçük havuz hükmündedirler. Bu yüzden içlerine düşecek şeylerden dolayı, haklarında aşağıdaki hükümler geçerli olur.
(MEHMET TALU)
Alışveriş yaparken bu numara ile başlayan israil malıdır DİKKAT EDELİM
http://www.istikamet.eu/resim/images/2560433777.jpg
Dertli el-Halidi el-Kürdi
08.05.2010, 15:55
http://www.gidaraporu.com/images/helal%20logo1.jpg İHRACATA DÖNÜK HELAL SERTİFİKALAMADA SON DURUM....
toplam 43 Firmamız Helal Sertifkalarını teslim almışlardır. İslam Alemine, Ülkemize ve Firmalarımıza hayırlar, bereketler getirmesini yüce Rabbimizden niyaz ediyoruz.
http://www.gidaraporu.com/images/serti.22.jpg http://www.gidaraporu.com/images/serti.11.jpg
Allah razi olsun. emeklerinize saglik.
Amerika'da Coca Cola şoförlerinin kimyasal madde taşıma lisansı bulundurmaları gerektiğini biliyor muydunuz?
yasin_ömer
12.05.2010, 14:21
bu coca cola yı içmeyin zararlıdır,amerikan malıdır,içilmesi caiz değildir,her aldığınız cola filistine atılan bir bombadır deniliyor ama buna filistinin kendisi bile uymuyor ki bizim insanımızdan nasıl bekleriz?
Dertli el-Halidi el-Kürdi
12.05.2010, 17:28
bu coca cola yı içmeyin zararlıdır,amerikan malıdır,içilmesi caiz değildir,her aldığınız cola filistine atılan bir bombadır deniliyor ama buna filistinin kendisi bile uymuyor ki bizim insanımızdan nasıl bekleriz?
boykot evet ama bunu içmemek için bir sebep daha var; ALKOL!
yasin_ömer
12.05.2010, 18:06
yazdıklarım içmeye teşvik değildir.
mutlaka içilmeyecek tabii...
fakat kızdığım nkta,biz burda israili boykot ederken filistindekilerinde cola yı içmeleri canımı sıkıyor...
Dertli el-Halidi el-Kürdi
24.05.2010, 03:11
HELAL SERTİFİKALAMADA SON BEŞ FİRMA VE ÜRÜNLERİ
http://www.gidaraporu.com/images/besfirma.jpg
yasin_ömer
02.06.2010, 09:19
http://www.inminds.co.uk/boycott-israel-bullet.gifhttp://www.inminds.co.uk/boycott-israel-bullet.gifhttp://www.inminds.co.uk/boycott-israel-bullet.gifhttp://www.inminds.co.uk/boycott-israel-bullet.gifhttp://www.inminds.co.uk/boycott-israel-bullet.gifhttp://www.inminds.co.uk/boycott-israel-bullet.gifhttp://www.inminds.co.uk/boycott-israel-bullet.gifhttp://www.inminds.co.uk/boycott-israel-bullet.gifhttp://www.inminds.co.uk/boycott-israel-bullet.gifhttp://www.inminds.co.uk/boycott-israel-bullet.gifhttp://www.inminds.co.uk/boycott-israel-bullet.gifhttp://www.inminds.co.uk/boycott-israel-bullet.gifhttp://www.inminds.co.uk/boycott-israel-bullet.gifhttp://www.inminds.co.uk/boycott-israel-bullet.gifhttp://www.inminds.co.uk/boycott-israel-bullet.gifhttp://www.inminds.co.uk/boycott-israel-bullet.gifhttp://www.inminds.co.uk/boycott-israel-bullet.gifhttp://www.inminds.co.uk/boycott-israel-bullet.gifhttp://www.inminds.co.uk/boycott-israel-bullet.gifhttp://www.inminds.co.uk/boycott-israel-bullet.gifhttp://www.inminds.co.uk/boycott-israel-bullet.gifhttp://www.inminds.co.uk/boycott-israel-bullet.gifhttp://www.inminds.co.uk/boycott-israel-bullet.gifhttp://www.inminds.co.uk/boycott-israel-bullet.gifhttp://www.inminds.co.uk/boycott-israel-bullet.gifhttp://www.inminds.co.uk/boycott-israel-bullet.gifhttp://www.inminds.co.uk/boycott-israel-bullet.gifhttp://www.inminds.co.uk/boycott-israel-bullet.gifhttp://www.inminds.co.uk/boycott-israel-bullet.gifhttp://www.inminds.co.uk/boycott-israel-bullet.gifhttp://www.inminds.co.uk/boycott-israel-bullet.gifhttp://www.inminds.co.uk/boycott-israel-bullet.gifhttp://www.inminds.co.uk/boycott-israel-bullet.gifhttp://www.inminds.co.uk/boycott-israel-bullet.gifhttp://www.inminds.co.uk/boycott-israel-bullet.gifhttp://www.inminds.co.uk/boycott-israel-bullet.gifhttp://www.inminds.co.uk/boycott-israel-bullet.gifhttp://www.inminds.co.uk/boycott-israel-bullet.gifhttp://www.inminds.co.uk/boycott-israel-bullet.gifhttp://www.inminds.co.uk/boycott-israel-bullet.gifhttp://www.inminds.co.uk/boycott-israel-bullet.gifhttp://www.inminds.co.uk/boycott-israel-bullet.gifhttp://www.inminds.co.uk/boycott-israel-bullet.gifhttp://www.inminds.co.uk/boycott-israel-bullet.gifhttp://www.inminds.co.uk/boycott-israel-bullet.gifhttp://www.inminds.co.uk/boycott-israel-bullet.gifhttp://www.inminds.co.uk/boycott-israel-bullet.gifhttp://www.inminds.co.uk/boycott-israel-bullet.gifhttp://www.inminds.co.uk/boycott-israel-bullet.gifhttp://www.inminds.co.uk/boycott-israel-bullet.gifhttp://www.inminds.co.uk/boycott-israel-bullet.gifhttp://www.inminds.co.uk/boycott-israel-bullet.gifhttp://www.inminds.co.uk/boycott-israel-bullet.gifhttp://www.inminds.co.uk/boycott-israel-bullet.gifhttp://www.inminds.co.uk/boycott-israel-bullet.gifhttp://www.inminds.co.uk/boycott-israel-bullet.gifhttp://www.inminds.co.uk/boycott-israel-bullet.gifhttp://www.inminds.co.uk/boycott-israel-bullet.gifhttp://www.inminds.co.uk/boycott-israel-bullet.gifhttp://www.inminds.co.uk/boycott-israel-bullet.gifhttp://www.inminds.co.uk/boycott-israel-bullet.gifhttp://www.inminds.co.uk/boycott-israel-bullet.gifhttp://www.inminds.co.uk/boycott-israel-bullet.gifhttp://www.inminds.co.uk/boycott-israel-bullet.gifhttp://www.inminds.co.uk/boycott-israel-bullet.gifhttp://www.inminds.co.uk/boycott-israel-bullet.gifhttp://www.inminds.co.uk/boycott-israel-bullet.gifhttp://www.inminds.co.uk/boycott-israel-bullet.gifhttp://www.inminds.co.uk/boycott-israel-bullet.gifhttp://www.inminds.co.uk/boycott-israel-bullet.gifhttp://www.inminds.co.uk/boycott-israel-bullet.gifhttp://www.inminds.co.uk/boycott-israel-bullet.gifhttp://www.inminds.co.uk/boycott-israel-bullet.gifhttp://www.inminds.co.uk/boycott-israel-bullet.gifhttp://www.inminds.co.uk/boycott-israel-bullet.gifhttp://www.inminds.co.uk/boycott-israel-bullet.gifhttp://www.inminds.co.uk/boycott-israel-bullet.gifhttp://www.inminds.co.uk/boycott-israel-bullet.gifhttp://www.inminds.co.uk/boycott-israel-bullet.gifhttp://www.inminds.co.uk/boycott-israel-bullet.gif
Yalnız Kahraman
20.04.2011, 11:51
:-046:-038
aşk-ı musab
27.06.2011, 14:47
http://itdvseminergrubu.blogcu.com/haram-helal-supheli-ve-sagliga-zararli-gidalar/508897
BAZI GIDA ve KOZMETİK ÜRÜNLERİNDE BULUNABİLEN KATKI MADDELERİ
1-BEBEK MAMASI
E332, E333, E508, whey*(peynir altı suyu), sukroz, laktoz, kalsiyum pantotenat, taurin, inositol*, vitaminler*
2-BİSKÜVİ
E450a, E500, E471*, E481*, E482*, margarin*
3-CİPSLER
E471*, E475*, E481*, E482*
4-ÇİKLET
E101*, E102*, E120**, E141*, E296, E320*, E322*, E330, E420, E421, E422*, E464, E950, E951*, E965, fenilalinin, glukonatlar
5-ÇİKOLATA ŞEKERLEME
E322*, E432*, E433*, E471*, E472*, E476*, E491*, E492*, E493*, E494*, E495*, E434*, E435*, E436*
6-DİŞ MACUNU
Sodyum bikarbonat, gliserin*, Hidratlanmış slikat, sorbitol, tetrasodyum pirofosfat, PEG-6, PEG-32, Sodyum laurilsülfat, Aroma*, selüloz gum, Sodyum florid, Sodyum sakkarin, cl77891, Cl58000, Titanyum dioksit, kalsiyom glukonat, formaldehit, tri sodyum fosfat, dikalsiyum fosfat dihidrat, mono floro fosfat
7-DONDURMA
E441**, E471*, E481*
8-EKMEK
E170*, E282, E300, E432*, E433*, E434*, E435*, E436*, E471*, E472*e, enzim karışımı*,
9-GAZOZ
E202, E211*, E290, E300, E330
10-HAMUR KABARTMA TOZU
E450a*, E500
11-HAZIR ÇORBA
E100*, E150, E330, E412, E621*, malto dekstrin, peynir altı suyu*
12-HAZIR KEK
E450a, E500, E471*, E481*, E482*, margarin*
13-JÖLE
E100*, E162*, E297, E331, E441**
14-KAHVE KREMASI
E341*,E469, E471*, E472*
15-KETÇAP
E202, E211*, E300, E412
16-KOLA
E150, E338, kafein
17-KREM ŞANTİ
E160*, E339*, E340, E407*, E433*, E435*, E471*, E472*, E475*, E932
18-LOKUM
E102*, E110*, E124*, E132*
19-MARGARİN
E160a*, E202, E270*, E322*, E330, E432*, E433*, E434*, E435*, E436*, E472b*, E472c*, E475, E476, E477, vitaminler*
20-MAYONEZ
E432*, E433*, E434*, E435*, E436*, E472c*, E472*e
21-MISIR GEVREĞİ
E101*, E170*, E321*, E339, E341*, E375, folakin (folik asit), pantotenik asit, tiamin
22-NEKTAR (MEYVE SUYU)
E300, E330
23-PASTA
E432*, E433*, E434*, E435*, E436*, E441*,E450*, E471*, E472*, E475*, E477*, margarin*, E500
24-PUDİNG
E102*, E110*, E160a*, E407*
25-TON BALIĞI
E410, E412, E415
26-TOZ MEYVE İÇECEKLERİ
E101*, E102*, E110*, E129*, E171, E330, E331, E341*, E375, E414, E415, E440, E466, E500, E551, E950, E951*, E954, maltodekstrin, folakin (folik asit)
27-TUZ
E514, E554, potasyum iyodid
28-YOĞURT
E441**
İşaretsiz " siyah " E numaraları helal kabul edilen katkıları gösterir.
"kırmızı " E numaraları sağlık için tehlikeli katkıları gösterir.
" ** " İşaretleri kesin hayvan (çoğunlukla domuz) kökenli katkıları gösterir. (Haram)
" * " Bitkisel veya hayvansal kökenli olabilir. Alkolle muamele edilmiş veya edilmemiş olabilir.
Bu sebeple (şüpheli) kabul edilen katkıları gösterir
vBulletin v4.0.3, Copyright ©2000-2013, Jelsoft Enterprises Ltd.