PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Ölümden Sonrasını Düşünelim



SeYFuLLaH
03.01.2008, 23:19
Ölümden Sonrasini Düşünelım

İnsanın ölümünden sonra uğrayacağı ilk durak KABİR'dir. Peygamberimiz (a.s.m), "Kabir ahiret menzillerinden bir menzildir. Kişinin burdaki hesabı kolay olursa diğer duraklardaki hesabıda kolay olur, zor olursa diğerleride zor olur" buyurmuştur.

Kabir azabı haktır. Kişi, dünyada yaptığı kötülüklerden dolayı, önce kabirde azap görecektir. Hazret-i Osman (r.a.) ağlayarak Rasul-i Ekremin (Peygamberimizin) (a.s.m) şu sözünü aktardı: "Kabirden daha korkunç bir manzara görmedim."

Peygamberimiz, kabirleri ziyaret hakkında, bura ehlinin vaziyetini görür ve Sahabelerine haber verirdi. Yukardaki hadiste kabirin korkunçluğunu belirttiğine göre, kabir azabına uğramamak için çok çalışmak gerekir.

Kabirden sonra dehşetli zaman, KIYAMET GÜNÜ'dür. Bu hususta Efendimiz (a.s.m) şunları söyler:

"Kıyamet günü olunca güneş, kullara bir mil veya iki mil mesafede oluncaya kadar yaklaşır. Güneş onları adeta eritecek ve amelleri miktarınca ter içinde kalacaklardır. Onlardan kimini topuğuna kadar alacak, kimini diz kapaklarına kadar alacak, kimini beline kadar alacak, kimini de bas bayağı gem vuracaktır. ( Bu sırada Resul-i Ekrem ağzını işaretliyordu)

İşte böyle dehşetli bir günde kurtuluşun yolu, dünyada iken ALLAH'ın emirlerine sarılmak, yasaklarından kaçınmak ve Peygamberimizin (s.a.v.) sünnetini rehber edinmektir.

Kişi dünyada yaptığı herşeyden haşirde hesaba çekilecektir. Hemde zerre kadar iyilikle, kötülüğün karşılığını alacak kadar. Kişinin sevapları ve günahları tartılacak, iyilikler fazlaysa cennete, kötülükler fazlaysa Cehenneme gidecektir. Hüküm ALLAHındır.
Bu zorlu muhasebeye uğramadan önce şu hadis-i şeriften ders almak gerekir:

Abdullah bin Mes'ud (r.a.) rivayet edildiğine göre, Peygamberimiz (a.s.m) şöyle buyurmuştur:

"VALLAHi sizden hiç kimse yoktur ki, birinizin gördüğü dolunayla başbaşa kaldığı gibi, Rabbiyle başbaşa kalmasın.

SeYFuLLaH
03.01.2008, 23:23
Sonra ALLAH ona şöyle seslenir:

"Ey Ademoğlu, Benim hakkımda seni ne aldattı ?

"Ey Ademoğlu, Benim için ne amel işledin ?

"Ey Ademoğlu, Benden ne kadar haya ettin ?

"Ey Ademoğlu, Peygamberlere ne cevap verdin ?

"Ey Ademoğlu, sana helal olmayana bakarken, Ben gözlerinin üzerinde gözcü değil miydim ?

"Sana helal olmayan şeyleri dinlerken Ben kulaklarının üzerinde kontrolcü değil miydim ?

"Ey Ademoğlu, sana helal olmayan şeyleri söylerken, Ben dilinin üzerinde murakıp değil miydim ?

"Sen ellerinle helal olmayan şeyleri tutarken, Ben onların üzerinde gözcü değil miydim ?

"Ayaklarınla sana helal olmayan şeylere giderken, Ben ayaklarının üzerinde gözetleyici değil miydim ?

"Sana helal olmayan şeylerle kalben ilgilenip dururken, Ben kalbinin üzerinde murakıp değil miydim ?

"Yoksa sana olan yakınlığımı ve sana gücümün yettiğini inkar mı ettin ?"...

Rabbimizin bu hitapları, şu anda bile bizleri ürpertmekte, tüylerimizi diken diken etmektedir. Bir de aynı hitabın, bütün haşmet ve dehşetiyle ahirette yapılacağını düşünelim; bu hitap, ALLAH'ın emirlerine uymayanlar için ne kadar utandırıcı, acıklı ve hüzün vericidir.

Bu bakımdan fırsat elde iken ahirete ciddi çalışmak gerekir.

Cehennem azabını da düşünmeli ve ondan kurtulmak için dua etmeliyiz.

Cehennem azabının dehşetini anlamak için Numan bin Beşir'den (r.a.) rivayet edilen şu hadis yeterlidir: "Azap bakımından Cehennem ehlinin en hafif olanı, iki ayağının oyuğunda iki ateş bulunan ve bundan dolayı beyni yanan kişidir."

Cehennem azabının en hafifi buysa, en dehşetlisinin ne olacağını düşünmek zor değildir.

ALLAH bizleri ölümü düşünüp fani dünyanın zevklerine dalmayan, kabir ve Cehennem azabıından kurtulan kullarından eylesin.(AMİN)

Artemistr
20.01.2008, 15:55
Allah razı olsun,Emeğinize sağlık