RABITA
27.01.2008, 13:09
Rasul-i Ekrem'e (s.a.v) nispet olunan bu mübarek gömlek bir saraylı hanıma ailesinden yadigar olarak kalmış. (Eskiden saray da bir taraftan saray terbiyesi verilmek, bir taraftan da sarayın hizmetini gördürmek suretiyle yetiştirilen cariye kızlar, belirli bir yaşa gelince evlenmek isterlerse dışarıdan mevki sahibi münasip biriyle evlendirilir, çeyizleri ve düğün masrafları sarayca karşılanırmış. Sarayda yetişmiş olmak hasebiyle pek terbiyeli ve kültürlü olan bu hanımlardan bahsederken İstanbul halkı 'saraylı hanım' tabirini kullanırmış. İstanbul'un dillere destan terbiyesinin meydana gelmesinde saraylı hanımların büyük tesirleri olmuş.) Bu hanım uzun müddet kendisinden sonra Allah Rasulü'nün (s.a.v) yadigarını kime emanet edeceğini düşünmüş. Bütün İstanbul'u araştırmış. Tavsiye edilen kimseleri incelemiş. Ali Haydar Efendi'nin (k.s) ismini işitince maksadını belli etmeden defalarca gelmiş gitmiş, etraftan soruşturmuş ve gönlü mutmain olunca gömleği teslim etmek arzusunu izhar etmiş.
Fakat o sıralarda askerin maneviyatını kuvvetlendirmek için vaiz olarak Çanakkale Harbi'ne iştirak etmiş olan Şeyh Efendi harpte yakalandığı kolera hastalığı sebebiyle karantinada imiş. Haydar Efendi Hazretleri karantinadan çıktıktan sonra bizzat kendisi giderek emaneti teslim almışlar ve başı üzerinde taşıyarak Fatih Kumrulu Mescid civarındaki evlerine getirmişler. 1919 senesinde İsmet Efendi Tekkesine şeyh olarak tayin edildiklerinde gömleği de beraberlerinde getirmişler ve fani alemi terkedene kadar Kadir Geceleri ziyaretiyle meşgul olmuşlar. 'Bu gömleği torunum Hamra'ya bırakıyorum buyurmuşlar'. Vefatlarından sonra da damadı Osman Nuri Efendi ziyaret ettirirdi. Yatsı namazından sonra ceviz sandığın içerisinden çıkarılan gömlek, kat kat bohçaları salat-ı ümmiye okunarak açıldıktan sonra huşu içinde ziyaret olunur; mevcut cemaatin ziyareti bittikten sonra tekrar salevatlar okunarak bohçaları ve sandukası içine yerleştirilip yerine kaldırılırdı. Bir dahaki ziyarete kadar o sandık hiç ortalarda görülmez, kendisinden bahis açılmazdı. Ziyaret sırasında da haric-i edep hiçbir davranışa tesadüf olunmaz, lüzumsuz gayretkarlık gösterilerine girilmezdi. Onlar yaptıklarını ettiklerini bilen güzel İnsanlardı. Rahmet olsun canlarına.
Server-i Enbiya (s.a.v) Efendimizin Gömlek-i Şerifleri ince beyaz pamuklu kumaştan yarım boyda dikilmiş olup ön kısmında Kur'an-ı Kerim'den ayetler, dualar, ebced hesabıyla hazırlanmış vefkler yer almaktadır. Göğüse isabet eden yerinin iki tarafında renkli olarak Mekke ve Medine resmedilmiştir. Arka tarafı ise yazısızdır. Ali Haydar Efendi bu yazıların daha sonraki devirlerde Rasulullah (s.a.v] aşıklarınca ve değişik şahıslar tarafından değişik zamanlarda yazılmak suretiyle meydana getirildiğini söylermiş. Zaten yazıların karakterinden de sonraki devirlere ait oldukları aşikardır.
Gömlek-i Şerifin kumaşı Topkapı Sarayı'nda Hazreti Ayşe (r.anha) validemizin örtüsü diye muhafaza edilen, üzeri ayetler ve vefklerle müzeyyen kumaşa benzemektedir. Modeli ve üzerindeki yazılar ise Osmanlı devrinde savaşlarda zırh altına giyilen dualı gömleklere benzemektedir. Bu itibarla Hazreti Fahri Kainat Efendimiz'in (s.a.v) temasına mazhar olmuş bir gömleğin ya da peş-temal tarzı bir kıyafetin savaşlarda teberrüken üstte bulundurulması için sonraki devirlerde bu şekilde hazırlandığı ihtimali de gözden uzak bulundurulmamalıdır. Yine Topkapı Sarayındaki Mukaddes Emanetler meyanında Hazreti Fatıma (r.anha) validemize ait olduğu belirtilen aynı tarz bir gömlek mevcuttur.
Fakat o sıralarda askerin maneviyatını kuvvetlendirmek için vaiz olarak Çanakkale Harbi'ne iştirak etmiş olan Şeyh Efendi harpte yakalandığı kolera hastalığı sebebiyle karantinada imiş. Haydar Efendi Hazretleri karantinadan çıktıktan sonra bizzat kendisi giderek emaneti teslim almışlar ve başı üzerinde taşıyarak Fatih Kumrulu Mescid civarındaki evlerine getirmişler. 1919 senesinde İsmet Efendi Tekkesine şeyh olarak tayin edildiklerinde gömleği de beraberlerinde getirmişler ve fani alemi terkedene kadar Kadir Geceleri ziyaretiyle meşgul olmuşlar. 'Bu gömleği torunum Hamra'ya bırakıyorum buyurmuşlar'. Vefatlarından sonra da damadı Osman Nuri Efendi ziyaret ettirirdi. Yatsı namazından sonra ceviz sandığın içerisinden çıkarılan gömlek, kat kat bohçaları salat-ı ümmiye okunarak açıldıktan sonra huşu içinde ziyaret olunur; mevcut cemaatin ziyareti bittikten sonra tekrar salevatlar okunarak bohçaları ve sandukası içine yerleştirilip yerine kaldırılırdı. Bir dahaki ziyarete kadar o sandık hiç ortalarda görülmez, kendisinden bahis açılmazdı. Ziyaret sırasında da haric-i edep hiçbir davranışa tesadüf olunmaz, lüzumsuz gayretkarlık gösterilerine girilmezdi. Onlar yaptıklarını ettiklerini bilen güzel İnsanlardı. Rahmet olsun canlarına.
Server-i Enbiya (s.a.v) Efendimizin Gömlek-i Şerifleri ince beyaz pamuklu kumaştan yarım boyda dikilmiş olup ön kısmında Kur'an-ı Kerim'den ayetler, dualar, ebced hesabıyla hazırlanmış vefkler yer almaktadır. Göğüse isabet eden yerinin iki tarafında renkli olarak Mekke ve Medine resmedilmiştir. Arka tarafı ise yazısızdır. Ali Haydar Efendi bu yazıların daha sonraki devirlerde Rasulullah (s.a.v] aşıklarınca ve değişik şahıslar tarafından değişik zamanlarda yazılmak suretiyle meydana getirildiğini söylermiş. Zaten yazıların karakterinden de sonraki devirlere ait oldukları aşikardır.
Gömlek-i Şerifin kumaşı Topkapı Sarayı'nda Hazreti Ayşe (r.anha) validemizin örtüsü diye muhafaza edilen, üzeri ayetler ve vefklerle müzeyyen kumaşa benzemektedir. Modeli ve üzerindeki yazılar ise Osmanlı devrinde savaşlarda zırh altına giyilen dualı gömleklere benzemektedir. Bu itibarla Hazreti Fahri Kainat Efendimiz'in (s.a.v) temasına mazhar olmuş bir gömleğin ya da peş-temal tarzı bir kıyafetin savaşlarda teberrüken üstte bulundurulması için sonraki devirlerde bu şekilde hazırlandığı ihtimali de gözden uzak bulundurulmamalıdır. Yine Topkapı Sarayındaki Mukaddes Emanetler meyanında Hazreti Fatıma (r.anha) validemize ait olduğu belirtilen aynı tarz bir gömlek mevcuttur.