PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Efendi Hazretleri'nden Akıl sahiplerinin özellikleri



faran10
13.02.2007, 17:02
hikmet damlaları

Efendi Hazretleri'nden



Akıl sahiplerinin

ÖZELLİKLERİ...

"Yine onlar, Rablerinin rızasını isteyerek sabreden, namazı dosdoğru kılan, kendilerine verdiğimiz rızklardan gizli ve açık olarak (Allah yolunda) harcayan ve kötülüğü iyilikle savan kimselerdir. İşte onlar var ya, dünya yurdunun (güzel) sonu sadece onlarındır." (13/22)
Rabbimiz ayet–i kerimde akıl sahiplerinde bulunan özellikleri sıralıyor. Akıl sahiplerinin önemli özelliklerinden bir tanesi sabırdır. Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurdu ki:
"Sabır üç çeşittir:
1– Müsibetlere karşı sabretmek,
2– Taat üzere sabretmek, ibadetlere devam etmek,
3– Günahlardan kaçınmaya sabretmek.
Bir insan düşünün ki hastalandı, hastalığında çeşitleri vardır kanser olduğunu düşünün, yada mali mülkü elinden gitti. Fakru zaruret içine düştü, evi barkı da elinden çıktı. Kişi bütün bunlara sabrederse kazandığı sevap çok ama çok fazladır. Bunlara karşı sabrın yanında namazını kıldı, orucunu tuttu, zekâtını verdi, haccını yaptı, gece teheccüdü kıldı. Bu ibadetlere sabırla devam etti. Bunları yaptığı için de sevaplarını katladı.
Kışı bunları yaptıktan sona evinde televizyon var, bakıyor ki bir eğlence, bir çalgı, şarkı almış başını gidiyor. Nefsin sana televizyonu seyret diyor, sen ise Allah için seyretmiyorsun. Burada da sevap üzerine sevap kazandın.
Bütün bu yapılan işlerin hepsi sabırla ilgilidir. Rabbimiz da sabrın önemini anlatmak için bu ayeti kerimeyi inzal buyurdu.
Akıl sahiplerinde bulunan bir başka özellikte namazlarını gereği gibi kılmalardır. Bir başkası da Rablerinin verdiği rızktan gizli ve aşikâr infak etmeleridir. Bir başka özellikleri de kötülüleri iyilikle def ederler.
Akıl sahiplerinin namazlarını gerektiği gibi kılmalarına gelince; onlar namazı vaktı zamanı geçirmeden kılarlar. Namazlarında onlar Rablerini görmüyor, ama Rablerinin kendilerini gördüğü bilincinde namazlarını kılarlar.
O akıl sahipleri ki; "verdiğimiz rızklardan gizli ve aşikâr olarak infak ederler." Rabbimiz burada şöyle buyurmuş oluyor:
"Ey benim kullarım! Benim verdiklerimden infak edin. Ben size veriyorum, siz fakır kullarıma veremiyorsunuz. Veremediğiniz mallar benimdir. Benim verdiğim mallar için, hep bana hep bana diyorsunuz."
Sadaka verirken, gizli davranın çünkü riya karışmaması gerekir. Zekâtın aşikâr verilmesi gerekir, teşvik için.
Akıl sahibi olanların özelliklerinden biri de "kötülüğü iyilikle defetmelerdir." Bir kişi sizin aleyhinize dedikodu yapar. Sizde aleyhinize konuşulduğunu duydunuz. Bu sizin aleyhinize yapılmış bir fitne–fesattır. Aleyhinize konuşan kişi için, "o iyi adamdır bu konuşmasını bilmeyerek yapmıştır, şaşırmıştır" derseniz işte kötülüğü iyilikle savmak da budur.

İMANI OLMAYANLAR MANEN ÖLÜDÜR
Kur'an–ı Kerim'i kalp kulağı ile işitmek gerekir. İçimizden kaçımız Kur-an–ı kalp kulağı ile işitiyor? Uyuduğumuzda beden kulaklarımızın işlevi sona erer. Uykuda olduğumuz zaman beden kulaklarımız işitmez. Kalp kulağımızın uykusu da gaflettir. İnsan gaflette olduğu zaman kalp kulağı işitmez. Beden nasıl ki uykudan uyanır uyanmaz kulaklar başlar işitmeye, gafletten uyanmaya başlanınca kalp kulağı da işitmeye başlar.
Kalbi gaflet uykusundan uyandıran zikrullahtır. Kişi zikrullaha devam ederek kalbini gaflet uykusundan uyandırır. Gaflet uykusundan uyanan insanın kalp kulakları duymaya başlar.
Bir hadsi şerifte Kâinatın efendisi şöyle buyurdular:
"İnsanlar uykudadır, öldüklerinde uyanırlar."
Kafamızdaki kulaklar uykuya dalınca işitmeleri durur, öldüğümüzde de beden kulaklarının işitmesi tamamen duracak.
İmansız kişiler gerçekte sağırdır, kulakları duymaz. Onlar manen ölüdürler.
Rabbimiz bu konuda şöyle buyuruyor:
"Ölü iken dirilttiğimiz ve kendisine insanlar arasında yürüyebileceği bir ışık verdiğimiz kimse, karanlıklar içinde kalıp ondan hiç çıkamayacak durumdaki kimse gibi olur mu? İşte kâfirlere yaptıkları böyle süslü gösterilmiştir."(6/122)
Bu ayet–i kerime Hazreti Hamza hakkında nazil olmuştur. Hazreti Hamza iman etmeden önce manen ölüydü. Ne zamanki iman etti, o zaman "dirildi" gerçek hayata kavuştu.


BATINLERİ MAYMUN VE DOMUZ OLANLAR
Kalp kulaklarının duymamasının bir başka sebebi de vardır, onu da Rabbimiz bir başka ayet–i kerimede açıklamaktadır.
"Deki: Allah katında yeri bundan daha kötü olanı size haber vereyim mi? Allah'ın lanetlediği ve gazap ettiği, aralarından maymunlar, domuzlar ve tağuta tapanlar çıkardığı kimseler. İşte bunlar, yeri (durumu) daha kötü olan ve doğru yoldan daha ziyade sapmış bulunanlardır."(5/60)
Bu ayet–i kerimde bir takım insanların domuza, maymuna dondurulduğunun haberi veriliyor. Bir insanı düşünün ki, maymun yada domuz olmuş, şimdi bu insan işitir mi? Siz ona istediğiniz kadar vaazı nasihat edin, boştur, ayet okuyun, hadis anlatın nafile…
Geçmiş ümmetlerde sıkça rastlanan bir durumdu. İsyan eden insanları Allah Cele Celaluhu maymuna, domuza döndürürdü. Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz dua etti:
"Ya Rabbi! Benim ümmetime bu uygulamanı yapma. Benim ümmetimin günah işleyenlerini maymun, domuz suretine döndürme." Rabbimiz, habıbının duasının hürmetine, günahkârların suretlerini hayvan suretine çevirmiyor. Ancak, günah işleyenlerin siretlerini, batınlarını domuza, maymuna çeviriyor.
Sırası gelmişken anlatalım. Geçmiş ümmetlerde Allah Celle Celaluhu Ashab–ı Seb'te cumartesi günü balık avlamayı yasaklamıştır. Onlara cumartesi günü balık avlamak yasaktı. Mevla'mızın işi, cumartesi olduğunda balıklar o kadar çoğalıyor ki, neredeyse denizin üstü balıktan görünmez oluyordu. Ertesi günü olduğunda, alıklar azalıyor, hatta avlanacak balık bulmakta zorlanıyorlardı. Bir iki derken aralarında dediler ki:
"Bu nasıl iştir? Balık dolup taşıyor, onlara dokunmuyoruz, ertesi gün oluyor, balık tutmakta zorlanıyoruz." Bir bakası da dedi ki:
"Bize ne oluyor ki, balık bol olduğu zaman tutmuyoruz?"
Onlar böyle konuşurken şeytan baktı ki tam aradığım fırsat meydana geldi. Şeytan onlara telkinde bulundu:
"Denizden karaya doğru arklar kazın, cumartesi balıklar bu arklara dolar, sizde ertesi günü onları tutarsınız."
Şeytanın amacı isyan da bir kapı açmaktı. Onlar şeytanın önerisini yaptılar, birkaç zaman bunu uyguladılar, sonra bundan da vaz geçerek cumartesi günleri önce bu arklardaki balıkları avlamaya başladılar. Zaman geçti, her yerde yasağı çiğneyerek balık tutmaya başladılar. Dediler ki:
"Cumartesi de balık avlayalım, ne olacak ki?"
O devrin ilim ehli, Allah Celle Celaluhuna itaat eden Salih kullar dediler ki:
"Siz yanlış yapıyorsunuz. Cumartesi balık avlama yasağı Rabbimizin bir imtihanıdır. Bu imtihanı kazanmak istiyorsanız, cumartesi balık avlamaktan vaz geçin. Hiç endişe etmeyin Rabbimiz bize rızk gönder."
Bir kısım ilim ehli baktı ki sonuç alınmıyor vaaz etmeyi bıraktı, bir kimside sonuç alınsın alınmasın vaaza devam etti. Kavmine vaaza devam edenlere şöyle dediler:
"İçlerinden bir topluluk: Allah'ın helak edeceği yahut şiddetli bir şekilde azap edeceği bir kavme ne diye öğüt veriyorsunuz? dedi…"(7/164)
Vaaza devam edenlerde onları bu sözlerine karşılık dediler ki:
"dediler ki: Rabbinize mazeret beyan edelim diye bir de sakınırlar ümidiyle (öğüt veriyoruz). (7/164)
Bundan sonra yaşananları da Kur'an–ı Kerimden dinleyelim.
"Onlar kendilerine yapılan uyarıları unutunca, biz de kötülükten men edenleri kurtardık, zulmedenleri de yapmakta oldukları kötülüklerden ötürü şiddetli bir azap ile yakaladık. Kibirlenip de kendilerine yasak edilen şeylerden vazgeçmeyince onlara: Aşağılık maymunlar olun! dedik." (7/165–166)

KUR’AN’DAN BÜYÜK MUCİZE Mİ OLUR?

"Andolsun biz peygamberlerimizi açık delillerle gönderdik ve insanların adaleti yerine getirmeleri için beraberlerinde kitabı ve mizanı indirdik. Biz demiri de indirdik ki onda büyük bir kuvvet ve insanlar için faydalar vardır. Bu, Allah'ın, dinine ve peygamberlerine gabya inanarak yardım edenleri belirlemesi içindir. Şüphesiz Allah kuvvetidir, daima üstündür." (57/25)
Hiç şüphesiz Kur'an'dan büyük kitap yoktur. Kur'an'ın indirildiği zattan daha büyük insan yoktur. Kur'an ile meşgul olan insandan da büyük insan yoktur. Şimdi şöyle bir düşünün bakayım, bu kadar büyük nimet önümüze gelmiş biz ne ile meşgul oluyoruz.
Asıl dertli insan kimdir bilir misiniz? İslam dinini yaşamayan insan dertlidir, farkında değildir ama en büyük dert onun başınadır. Başta kâfirler, müminlerin dinlerinin gereğini yerine getirmesini istemiyorlar. Niçin istemiyorlar, hakikat ortaya çıkar, kendi sahtekârlıkları da ortaya çıkmış olur. İslam yaşanırsa içki içilmeyecek, kumar oynanmayacak, zina yapılmayacak. Kâfirlerin işi kesata uğradı.
İslami yaşamamak ne büyük bir dert ne büyük bir beladır. Bu şuna benzer bir insan üzerine bir bidon benzin doksa sonra bir kibrit çaksa ve yanmaya başlasa.
Kardeşlerim yanıma geliyor, hal hatır sorduktan sonra bazıları bir ayete mana veriyor, bir hadis okuyor. Bu durum beni o kadar mutlu ediyor ki, sormayın. İnanınki dünyaları verseler bu kadar sevinip mutlu olmam. Bir ayete meal verip beni sevindirdin diye kendinizi âlim sanmayın. Hiç kimse kendini âlim olarak bilmemelidir.
Peygamberlerin mucizeleri vardır. Musa Aleyhisselam'ın dokuz mucizesi vardı. İsa Aleyhisselam'ın da mucizesi vardı, ölüleri diriltirdi. Kâinatın Efendisi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'ın en büyük mucizesi Kur'an–ı Kerim'dir. Geçmişteki peygamberlerin mucizeleri gelip geçti, ama Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'ın mucizesi bugün var kıyamete kadarda var olacaktır. Bu konuda Rabbimiz bakın ne buyuruyor:
"Kendilerine okunmakta olan Kitap'ı sana indirmemiz onlara yetmemiş mi?.." (29/51)
Musa Aleyhisselam'a mucize olarak asa verildi, İsa Aleyhisselam ölüleri diriltiyordu. Bunların hiçbiri kalbi diriltmiyordu. Ama Kur'an– Kerim kalbi diriltiyor.

İSLÂM’I BİLMEZSEN BİR DEĞERİN OLMAZ

İnsan Allah–u Teala'nın emrine itiraz etmemelidir. Neyinle itiraz ediyorsun ki; Allah Celle Celaluhu kâinatı yaratırken insanlar neredeydi? Şimdi itiraz eden insan, kâinat yaratılırken niçin itiraz etmedin? Şurası şöyle olsun, burası böyle olsun, demedin?
Ey insanlar! Aklınızı başınıza alın, dinleyin ve kendinize çeki düzen verin, yanlış işlerinizi düzeltin. Ahirete adım attığınız an işinizde bitmiştir. Hatta ahirete daha varmadan, sekeratü'l–mevt hali geldi mi iş bitmiştir, geri dönüşü yoktur. Bu haller başa gelmeden önce tedbir alıp gereğini yapmak lazım. Rabbimizin emirlerine sarılmak lazım. Rabbimiz ne buyuruyor:
"Andolsun ki, Resûlullah, sizin için Allah'a ve ahiret gününe kavuşmayı ve Allah'ı çok zikredenler için güzel bir örnektir."(33/21)
Ayeti kerimenin işaret ettiği üç husus vardır. Allah'ı arzulayanlar, ahiret gününü arzulayanlar ve Allah'ı çok zikredenler. Bu üç hususu nefsinde yaşayanlar, hiçbir zaman bocalamaz, isyan etmezler. Bu ayet çok büyüktür, çok büyük manalar içermektedir.
Bu ayeti kerimeyi daha yianlamak için şuna dikkat etmemiz gerekir.
"Eşhedü enla ilahe illallah ve eşhedü enne muhammeden abdühü ve Resulüh" kelime–i şahadetinin bir zahiri, birde batını manası vardır. Zahiri manası hepimizin malumudur.
"Ben şahadet ederim ki, Allah'tan başka ilah yoktur ve yine ben şahadet ederim ki, Muhammed O'nun kulu ve elçisidir."
Batını manasına gelince; "Muhammed benim peygamberimdir, O'ndan öğrenip uyguladıklarınızı kabul ediyorum. Ona göre davranın, benim peygamberim O'dur. Peygamber olarak O'nu seçtim. O bütün nebi ve resullerin reisidir. O'nu âlemlere rahmet olarak gönderdim."
Peygamberi tanımak ona uymak nasıl olur birde ona bakalım. Peygamber Efendimizin namaz kılmaktan ayakları şişerdi. Sen ne yapıyorsun? Onun ümmetinden olduğunu söylüyorsun, bütün gecede yan gelip yatıyorsun. Geceyi uyku ile geçirmek bir yana güneş de üzerine doğuyor. Sabah namazı vakti gelip geçiyor sen hala uykudasın. Ondan sonrada ne olacak bu Müslümanların hali? Dünya üzerinde bir buçuk milyar müslümanız, ama hiçbir değerimiz yok. Niçin yok? Çünkü müslümanda olması gereken heybet bizde yok.
Abdullah İbn–i Mes'ud Radıyallahu Anh buyuruyor ki:
"Ezan okundu mu, hepimiz mescide giderdik, rahatsız olup tek başına mescide gelmeyecek durumda olanların evlerine gider onlara yardım eder getirirdik."
Onlar böyle yaşadıkları için izzet sahibi idiler. Dünya nufusuna göre sayıları azdı ama değerleri vardı.

Nuşirevan
13.02.2007, 17:12
Mevlam O mübareği başımızdan eksik etmesin. AMİN
Allah razı olsun kardeşim.

H@FIZ
18.02.2007, 09:57
Allah razı olsun. Mevlam onu kendimize tam manasıyla önder edinmeyi bizlere nasip etsin