PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : H.z. İbrahİm'İn Mİsafİr BekleyİŞİ



MAHMUDHOCA
13.02.2007, 21:18
İbni Ribah el-Ensari'den rivayet edildiğine göre Ka'b dedi ki: İbrahim (Aleyhisselam) misafire ikram eder, fakire merhametli davranır, yolcuya şefkat gösterirdi. Bir süre misafiri gelmedi. O şüpheye düşüp yola çıktı ve aranmaya başladı. Bir yere oturunca yanına ölüm meleği geldi, erkek görünümündeydi. Ona selam verdi. İbrahim (Aleyhisselam) selamı aldı. "Sen kimsin?" diye sordu. O; "Ben yolcuyum" dedi. İbrahim (Aleyhisselam), "Zaten ben senin gibiler için oturdum buraya" dedi ve elinden tutarak; "Gidelim" dedi. onu evine götürdü. İshak (Aleyhisselam) meleği görünce tanıdı ve ağladı. Sara validemiz de İshak (Aleyhisselam) ağladı diye ağladı. Sonra ölüm meleği yükselip gitti. Nihayet yerlerinden kalktıklarında İbrahim (Aleyhisselam) kızgın bir biçimde; "Misafirimin yüzüne karşı, gidene kadar ağladınız." diye çıkıştı. İshak (Aleyhisselam) bunun üzerine şöyle cevap verdi: "Bana kızma ey babacığım! Ben ölüm meleğini seninle beraber gördüm. Ecelini sana yakın olarak görüyorum, ehline vasiyetini yap." (İbrahim (Aleyhisselam)'ın mabed olarak kullandığı bir evi vardı. Çıktığında kapısını kapatır, kimse oraya girmezdi.) Bu olaydan sonra İbrahim (Aleyhisselam) o eve gitti. Kapıyı açtığında bir de ne görsün? Bir adam orada oturuyor! İbrahim (Aleyhisselam) sordu; "Seni kim aldı buraya?" Kimden izin alarak girdin?" Adam cevap verdi: "Evin sahibinin izniyle girdim." İbrahim (Aleyhisselam)', "Evin Sahibi Ona en layık olandır." dedi ve köşesine çekilip daha önce yaptığı gibi dua edip namaz kıldı. Ölüm meleği yükselip gitti. Sonra meleğe; "Neler gördün?" diye soruldu. Melek; "Ya Rab! Bir kulunun yanından geliyorum. Yeryüzünde ondan daha iyisi yok." diye cevap verdi. Meleğe "Onu ne halde gördün?" diye soruldu. Melek; "O yeryüzündeki tüm kullarının dini ve maişeti için hayır dualar etti." diye cevap verdi.

İbrahim (Aleyhisselam), Allah'ın dilediği bir zaman miktarınca bekledi. Sonra tekrar eve geldi, kapıyı açtı. Orada oturan adamı görünce; "Sen kimsin?" diye sordu. Adam; "Eğer doğru söylüyorsan bana ölüm meleği olduğuna dair bir işaret göster." deyince melek ona; "Yüzünü çevir ey İbrahim!" dedi. Sonra; "dön" dedi ve müminlerin ruhunu alırkenki simasıyla İbrahim (Aleyhisselam)'e gözüktü. İbrahim (Aleyhisselam) ancak aslını Allah'ın bileceği bir nur gördü. Melek daha sonra "Yüzünü çevir ve bak" dedi. İbrahim (Aleyhisselam) bu kez onu, kafir ve günahkarların canını alırken ki haliyle gördü. Çok korktu ve şöyle dedi: "Biliyorum, emredildiğin şeyi gözet ve ifa et!" Melek yükseldi. Ona; "İbrahim'e ikram et" diye emredildi. Melek İbrahim (Aleyhisselam)'ın yanına yaşlıbir adam suretinde bir üzüm asmasıyla geldi. Önceki halinden eser kalmamıştı. İbrahim (Aleyhisselam) Onu görünce haline acıdı. bir küfe bulup ihtiyarcığın üzümlerini içine koydu. Bir salkım kopartıp ona sundu ve: "ye" dedi. İhtiyar çiğnemeye çalışıyordu. İbrahim (Aleyhisselam), lokmaların bir kısmının ihtiyarın ağzından dışarı çıktığını, sakalına ve göğsüne bulaştığını gördü. Bu hale şaşıran İbrahim (Aleyhisselam); "Ah! Yıllar senden neler alıp götürmüş böyle? Kaç yaşlarındasın?" diye sordu. İhtiyar bir müddet İbrahim (Aleyhisselam)'a baktı ve;

"Benim yaşım şu kadar" diye cevap verdi. İbrahim (Aleyhisselam)'ı "Benim de yaşım o civarda, artık senin gibi olacağım günleri düşünüyorum... Allahım! Beni yanına al.." dedi. İbrahim (Aleyhisselam)'ın kanı kaynamıştı bu ihtiyara. İşte bu hal içerisinde ölüm meleği O'nun ruhunu aldı.

.

İBRAHİM'İN ANA RAHMİNE DÜŞÜŞÜ

İbn-i Abbas (Radıyallahu Anh) bildiriyor: Müneccimlerin Nemrud'un saltanatının yıkılmasına sebep olacak çocuğu Cenab-ı Hak o gece ana rahmine düşürdü. Nemrud, kadınları muayene edin hamile varsa bildirin, diye emir verdi. İbrahim(Aleyhisselam)'ın anası, hamile olduğunu Azer'den sakladı. Fakat sonunda söylemeye mecbur kaldı ve Azer'e bu çocuğu doğurunca eğer erkekse alıp Nemrud'a götürürsün çok memnun olur, dedi. Doğumu yaklaşınca Azer'e dedi ki, "Sen büyük putun yanında dur, doğumdan sağlıkla kurtulmam için dua et." Azer, kırk gün putun yanında duasını yaptı. Karısı doğurunca erkek olduğunu gördü ve hemen götürüp mağarada sakladı. Azer gelip sorduğunda cılız, zayıf bir çocuktu, doğar doğmaz hemen öldü, gömdüm, dedi. Azer sağ kurtulduğuna şükretti.

Tenzil adındaki kitapta hikaye ve kıssası şöyle yazıyor: Azer evden gidince anne hemen gidip çocuğu emzirirdi. Gidemediği zaman bir parmağından süt, birinden bal akar ve onları emerdi. Yalnız kaldıkça Cebrail (Aleyhisselam) Cennet ırmaklarından parmaklarına süt ve bal akıtır ve onları emerdi.

Yine İbn-i Abbas (Radıyallahu Anh) bildiriyor: Çocuk bir günde bir haftalık, bir haftada bir aylık ve bir ayda bir senelik kadar büyüdü.

Deniliyor ki, İbrahim (Aleyhisselam) çok küçükken annesiyle şöyle konuşmuş:

- Anne beni kim besliyor?

-Ben.

- Ya seni kim besliyor?

- Azer.

- Ya Azer'i kim besliyor?

- Nemrud.

- Ya Nemrud'u kim besliyor?

- Sus o büyük Allah'tır, ondan üstün kimse yoktur.

Bir deyişe göre, annesine:

- Benim yüzüm mü güzel, yoksa seninki mi? Annesi:

- Senin.

- Senin mi, yoksa Azer mi güzel? Annesi:

- Ben.

- Azer mi güzel, yoksa Nemrud mu? Annesi:

- Azer, dedi.

- Babamı Nemrud yarattığına göre niçin kendisinden daha güzel yarattı ve seni Azer'den ve beni senden daha güzel yarattı?

Annesi cevap verecek bir söz bulamadı. Benzi sararmış vaziyette Azer'in yanına vardı. Azer sararmasının sebebini sordu. Azer:

- Nemrud'un dinini değiştirecek adam, muhakkak oğlundur, deyince Azer şaşırdı,

- Nasıl oğlumdur, diye sorunca o güne kadar olup biteni kendisine anlattı. Azer kızdı ve onu öldürmek üzere İbrahim (Aleyhisselam)'ın bulunduğu yere gitti. Fakat İbrahim (Aleyhisselam)'ı görünce Allah (Celle Celalühü) Onun sevgisini kalbine akıttı ve öldürmekten vaz geçti ve İbrahim (Aleyhisselam), annesiyle yaptığı konuşmanın aynını babasıyla yaptı. Fakat:

- Nemrud'u besleyen kimdir deyince, ona kızdı ve:

- Bu sözü sen söyleyemezsin, dedi.

Bir gün annesi mağaraya geldiğinde:

- Ey anne bu gördüğüm yerden başka yer var mı? diye sordu. Annesi:

- Ey oğul! Ben seni düşman korkusundan buraya getirdim, dışarıda geniş yerler ve gök vardır deyince, bunları bana göster diye annesine yalvardı. Annesi olur dedi ve çıkardı. İlk defa Zühre yıldızını gördü ve:

"Bu benim Rabbimdir" dedi. Sonra haşa, batan bir varlık Rab olamaz, dedi. Yıldızlara, ay ve güneşe tapan kavminin yanlış yolda olduklarını bu suretle isbata çalışıyordu.

Tefsir-i Vasıta'da şöyle yazılıdır: İbrahim (Aleyhisselam) ana ve babasına oradan çıkarmaları için yalvardı ve ısrar etti. Güneş batacağı zaman çıkardılar. Koyun, at ve develeri gördü, muhakkak bunların bir yaradanı ve rızık vereni vardır, dedi.

Sonra Zühre yıldızını gördü. Az sonra batınca, batan şey Allah olmaz, sonra Ay'ı gördü "Bu benim Rabbim" dedi. "Batan ve değişen birşey Allah olamaz" dedi. Çünkü değişen şeymuhtaçtır. Allah ise değişmeyen ve hiçbirşeye muhtaç olmayandır. "Rabbim bana hidayet etmezse ziyan edicilerden olurum" ve kavmine, siz yanlış yol tutmuş puta tapıyorsunuz, Allah size hidayet versin demek istedi.

Sonra "Yer ve gökleri kudretiyle yaradana yüzümü çevirdim ve içtenlikle kendimi ona adadım" dedi.

geri dön

H@FIZ
18.02.2007, 09:00
Allah razı olsun. Mevlam şefaatlerine nail eylesin

semenulcennet
10.04.2007, 18:16
Amin Allah razı olsun hocam emeğine sağlık inş.

SiNa
15.06.2010, 17:03
Allah razı olsun emeğine sağlık