PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Namazın İsimlerinden Biri Kur'an'dır



muhacir
17.02.2008, 13:41
105- Namazın İsimlerinden Biri Kur'an'dır
Namaza işaret eden İsra suresinin 78. ayetinde şöyle geçer: "Güneşin sarkmasından gecenin kararmasına kadar namaz kıl ve sabahın Kur'an'ını da (unutma). Çünkü sabah Kur'an'ı görülecek şeydir."
Güneşin sarkması, güneşin batıya doğru kaydığı öğlenin ilk vakti ve gecenin kararması ise gece yarısıdır.
Öğlenin başından gece yarısına kadar öğle, ikindi, akşam ve yatsı namazları kılınması gerekir. Kur'an'daki fecirden maksat ise sabah namazıdır. Şia ve Sünni rivayetlerine göre hem gece melekleri ve hem de gündüz melekleri onun yerine getirildiğine tanıklık ederler. Gördüğünüz gibi burada "fecir=sabah namazı" yerine "Kur'an-ı fecr" tabiri kullanılmıştır.
106- Kur'an, Abdest, Gusül ve Teyemmüm İçin Bir Takım Etkiler Beyan Etmiştir; Başlıca:
1- "Sizi temizlemek için."[82]
2- "Size nimetini tamamlamak için."[83]
3- "Şayet şükredersiniz diye."[84]
4- "Allah temizlenenleri sever."[85]
Zahirî temizliğin bile bu kadar etkisi varsa, kalbin nifak, riya, şirk, şüphe, cimrilik, hırs ve diğer afetlerden temizliğinin ne gibi etkisi olabilir acaba?!
Manevî temizlik o kadar değerlidir ki Allah Teala temiz olmayı sevenleri överek buyuruyor ki, "İçinde temizlenmeyi seven kişiler bulunan bir mescidde namaz kılın:"
"Orada temizlenmeyi seven erkekler vardır."[86]
107- Namaz İmamet Makamının Eşidir
Kur'an-ı Kerim'de iki defa Hz. İbrahim'in (a.s) dilinden "ve benim zürriyetimden" tabiri kullanılmıştır.
Birisi, Allah Teala tarafından çok ağır imtihanlara tabi tutulduktan sonra imamet makamına ulaşınca, hemen Allah'a, "zürriyetim de imamet makamına ulaşsın" diye niyazda bulundu. Fakat, "zalimler benim ahdime ulaşamaz" cevabını aldı (yani eğer senin zürriyetinden biri zulüm işlerse imam olmayacaktır). Ve diğeri ise namaz için ettiği bir duada "ve benim zürriyetimden de" dedi; yani benim zürriyetimi ve neslimi de namaz kılanlardan eyle. Dolayısıyla, namaz kılmak ve imamet makamına ermek için Hz. İbrahim (a.s) "ve benim zürriyetimden de" tabirini kullanmıştır. Demek ki namaz makamı da imamet makamı gibidir.

Yedinci Bölüm
Namazın Adabı
108- Namaz ve Teşrifat
Allah Teala'nın huzuruna çıkma elbisesi. Özellikle bayram namazı ve Cuma namazını özel bir elbiseyle kılarlardı. Yağmur namazında cemaat imamının Allah Teala'nın huzurunda daha fazla tevazu ve huşunun belirtisi olması için elbisesini terse çevirmesi, namazda havlu gibi bir parçayı omzuna atması tavsiye edilmiştir. Bu emirler namaz kılmanın kendine has bir adap ve şekli olduğunu göstermektedir bize. Sadece namaz değil, bütün mukaddes işler böyledir. Hz. Musa'nın (a.s) da Tevrat'ın ayetlerini almak için kırk gece-gündüz Tur dağında dua ve münacat etmesi gerekmiştir.
Namaz manevî bir uçuştur; tüm yönleriyle gerekli hazırlığa sahip olmadıkça bu uçuşun gerçekleşmesi mümkün değildir. Namazın bütün adap, şartları ve hükümleri onun öneminin belirtisi sayılabilir ve namaz, özel bir teşrifatla yapılan resmi bir adaba benzetilebilir.
109- Namaz ve Dua
Kunutta okuduğumuz dualar dışında, namaz kılan herkes namazın ortasında "İhdina's sırat'el mustakim=bizi doğru yola hidayet et" diyerek dua etmekte ve Allah Teala'dan hidayet nimeti olan nimetlerin en güzelini istemektedir. Namazdan önce ve sonra da bazı dualar okumaktadır. Her halükârda, namaz kılan bir insan aynı zamanda dua ve münacat ehlidir.
Elbette dua etmenin de kendine has adabı vardır. İlk önce Allah Teala'yı övmeli, sonra onun nimetlerinden bir bölümünü, özellikle marifet, İslam, akıl, ilim, velayet, Kur'an, özgürlük, idrak... nimetlerini sayıp O'na şükretmeli. Peşinden Resulullah'a (s.a.a) -ve Ehl-i Beyt'ine- salat ve selam etmelidir. Sonra hiç kimse fark etmeden hatalarını dile getirerek bağışlanma dilemelidir. Sonra salavat getirerek dua etmelidir. Bütün insanlar için, anne ve babamıza ve üzerimizde hakkı olanlara dua etmeliyiz.
Namaz da Allah Teala'nın sıfatları, hamd ve O'nun nimetlerinin beyanı, O'ndan hidayet ve rahmet talebi vardır; böylece namazın "dua"yla derin bir ilişkisi vardır.
110- Kur'an-ı Kerim'in Edebî Beyanında Namaz
Nisa suresinin 116. ayetinde Allah Teala bilginler, namaz kılanlar ve zekat verenler için büyük bir mükafat vaadetmektedir. Fakat bu grupları sıralarken namaz kılanları özel bir kalıpta beyan etmektedir:
er'Rasihune fi'l ilm=İlimde rusuh edenler
el'muminune billah=Allah'a inananlar
el'mu'tune'z zekat=Zekatı verenler
el'mukimine's selat=Namazı kılanlar
Bu dört kelimeye bakacak olursanız, namaz kılanlar tabirinin diğerleriyle farklı olduğunu görürsünüz. Örneğin "rasihun" ve "müminun" kelimeleriyle uyum içerisinde olması için namaz hakkında "mukimun" demesi gerekirken "mukimin" buyurmuştur; yani namaz için özel bir niyeti olanlar. Biz dinî bilimler öğrencilerinin tabirince "E'ni el'mukimin" yani namaza özel bir ilgim var, anlamındadır. Hz. İbrahim buyuruyor ki: "inne salatî ve nusukî = namazım ve ibadetlerim."[87] Nusuk kelimesi ibadet anlamında olup namazı da kapsadığı halde önemini belirtmek için namaz kelimesini özellikle tek başına zikretmiştir.
Enbiya suresinin 73. ayetinde şöyle geçer: "Onlara hayırlı işler yapmayı ve namaz kılmayı vahyettik."
Namaz da iyi işlerden olduğu halde iyi işlerin yanında zikredilmiştir ve bu da Kur'an-ı Kerim'in namaza verdiği önemi göstermektedir.
111- Huşuyla Namaz Kılmak İmanın İlk Şartıdır
"Kurtuluşa ulaştı o müminler ki namazlarında saygılıdırlar."[88]
Kesinlikle müminler kurtuluşa ermişlerdir ve onlar namazlarında huşu içinde olanlardır. Şunu da hatırlatalım ki peygamberler mektebinde kurtuluş maneviyatla olur, fakat tağutların mektebinde kurtuluş zor ve güç sayesinde mümkündür.
Firavun şöyle bağırıyordu: "Bugün üstün gelen kurtulmuştur."[89]
Her halükârda, hayırlı işler ve halka hizmet yapan, fakat namaza karşı kusurlu davranan kimse kurtuluşa erişemeyecektir.
112- Namaz ve Esenlik
Kur'an-ı Kerim münafıklardan şöyle bahsediyor: "Namaza kalktıkları zaman da üşene üşene kalkarlar."[90]
Yine Tevbe suresinin 54. ayetinde gönülden istenmeyerek yapılan infak da şiddetli bir şekilde eleştirilmiştir; bunun sebebi de açıktır: İbadet ve infakın hedefi manevî rüşt ve onu elde etmenin şartı ise aşk ve istektir.
113- Namaz Ehlinin Dereceleri
Bazıları namazlarını huşu içerisinde kılarlar: "Onlar ki namazlarında huşu içerisindedirler."
Huşu cismî ve ruhî edeptir. Resul-i Ekrem (s.a.a), adamın birinin namazda sakalıyla oynadığını görünce şöyle buyurdu:
"Onda huşu ruhu olsaydı asla bu işi yapmazdı."[91]
Resulullah (s.a.a) namaz vakti sürekli gökyüzüne bakıyordu; fakat şu ayet indikten sonra yere bakar oldu.[92]
Bazıları namazlarını gözetmekteler: "Onlar namazlarını korurlar."[93]
Bu ayet Kur'an-ı Kerim'de iki defa geçmiştir.
En'am suresinde namazı korumak ahirete imanın belirtisi sayılmıştır:
"Ahirete inananlar, buna inanırlar ve onları, namazlarını korurlar."[94]
Bazıları namaz için işi bırakırlar: "Kendilerini ne ticaret, ne de alışverişin Allah'ı anmaktan, namaz kılmaktan alıkoymadığı erkekler."[95]
Ne sürekli ticaret ve ne de geçici alış-veriş onları Allah'ı anmaktan alı koymaz; onların yanında mal iyiliklerin efendisi değil, onların hizmetindedir.
Bazıları neşeli hareket ederler: "Allah'ı anmaya koşun."
Bazıları en güzel elbiselerini giyerler: "Her mescid(e gidişinizd)e süs(ler)inizi alın."[96]
İnsanın süs ve ziynetini yanında bulundurması mescidin canlılık kazanmasına neden olur; mescid ve namaza, vakıf ve vakfedene saygıdır bu.
Fakat bu ayetin sonunda, (ziynette ve diğer şeylerde) israf etmeyin buyurmaktadır.
Bazılarının namaza karşı sabit bir aşkı var: "Onlar ki namazlarını sürekli kılarlar (aksatmazlar)."[97]
İmam Bâkır (a.s) buyuruyor ki: "-Bundan- maksat müstehap namazlara devam etmektir."
Fakat yine bu surenin 34. ayetinde şöyle buyuruyor: "Namazlarını korurlar." Bundan da maksat farz namazları korumak, tüm şartlarıyla yerine getirmektir. Bazıları namaz için seherleri uyanırlar:
"Gecenin bir kısmında sana mahsus olan bir nafile kılmak üzere uyan."[98]
Bu ayetin Arapça'sında geçen "hucud" kelimesi uyku anlamındadır; fakat "teheccud" uykuyu gidermek anlamına gelir.
Bu ayette, Resul-i Ekrem'e (s.a.a) hitap edilmektedir: "Gecenin bir kısmında uyanarak Kur'an oku. Bu sana has bir vazifedir." Müfessirleri bu tabirin gece namazına işaret ettiğini vurgulamışlardır.
Bazıları geceyi namaz kılarak sabahlarlar: "Gecelerini Rab'lerine secde ederek, O'nun divanında durarak geçirirler."[99]
Ve bazıları da ağlayarak secde ederler: "Ağlayarak secdeye kapanırlardı."[100]
(Allah'ım! 1370 yılının Şaban ayında bunları yazarken kendim bu merhalelerden birini katetmediğim için huzurunda mahcubum)
Aziz okuyucum! Sen kafanı bana takma.
114- Namaz Bizimle Konuşur
Ayet ve rivayetlerden anlaşıldığına göre, insanın amelleri berzah ve kıyamette karşısında tecessüm eder. İyi amel iyi bir görünümde ve kötü amel ise çirkin bir görünümde karşısına çıkar insanın.
İşlerin çirkinlik ve güzelliği bizim kendi elimizdedir; örneğin rivayetlerde, iyi namazı melek güzel bir çehreyle yukarı çıkarır ve namaz şöyle der: "Beni koruduğun gibi Allah da seni korusun."
Fakat emirlere uygun ve gerekli şartlarıyla kılınmayan namazı da melek karanlık bir çehreyle yukarı çıkarır ve namaz şöyle der: "Beni zayi ettiğin gibi Allah da seni zayi etsin."[101]

________________________________________

[1] - Meryem, 31.
[2] - Tâhâ, 14.
[3] - Hûd, 87.
[4] - İbrahim, 40.
[5] - Lokman, 17.
[6] - İbrahim, 37.
[7] - Mâide, 91.
[8] - İbrahim, 40.
[9] - Hac, 41.
[10] - Meryem, 31.
[11] - Bakara, 3.
[12] - Nur, 37.
[13] - Alak, 9-10.
[14] - Tefsir-i Numune,
[15] - Nisa, 142.
[16] - Maun, 4-5.
[17] - Âl-i İmran, 35.
[18] - İbrahim, 37.
[19] - İbrahim, 40.
[20] - Tâhâ, 132.
[21] - Nehc-ul Belağa, 53. mektup.
[22] - Müddessir, 42-46.
[23] - Serar-i Selat -Melikî-, s.9.
[24] - Ebu Hamza-i Somali duasından.
[25] - -Beyrut baskısı-, c.75, s. 199.
[26] - c.7, s.267, Beyrut baskısı.
[27] - Bakara, 21.
[28] - Hac, 5.
[29] - Bakara, 46.
[30] - Bakara, 4.
[31] - Müddessir, 46.
[32] - Sâd, 26.
[33] - Âl-i İmran, 39.
[34] - Tâhâ, 14.
[35] - Meryem, 59.
[36] - Hac, 40.
[37] - Sum'a: İnsanın yapmış olduğu iyi ameli diğerlerine duyurması.
[38] - Habt: Amelin batıl olması.
[39] - Bakara, 152.
[40] - Âl-i İmran, 97.
[41] - Bakara, 143.
[42] - Nehc-ul Belağa, Muttakin hutbesi.
[43] - Bakara, 145.
[44] - Bakara, 45.
[45] - Tâhâ, 132.
[46] - Meryem, 55.
[47] - Lokman, 17.
[48] - İbrahim, 40.
[49] - Tâhâ, 124.
[50] - Tevbe, 84.
[51] - Hud, 114.
[52] - Bakar, 238.
[53] - Bakara, 45.
[54] - Abkebut, 45.
[55] - Meryem, 59.
[56] - Hud, 114.
[57] - Nehlc-ul Belağa, hikmetli sözler: 299.
[61] - Mearic, 20-23.
[62] - A'raf, 170.
[63] - Kehf, 46.
[64] - A'raf, 31.
[65] - Tevbe, 11.
[66] - Maide, 58.
[67] - Numune Tefsiri.
[68] - Mâide 57-58.
[69] - İbrahim, 37.
[70] - Yunus, 87.
[71] - Kehf, 28.
[72] - Fatır, 29.
[73] - Fatır, 170.
[74] - Bakara, 45.
[75] - Tevbe, 71.
[76] - Bakara, 125.
[77] - Lokman, 17.
[78] - A'raf, 29.
[79] - Fatır, 29.
[80] - Şura, 38.
[81] - İki defa besmelede, iki defa "el-hamdulillah"tan sonra ve iki defa da Fatiha suresinden sonra okuduğumuz surenin besmelesinde. Böylece her rekatta altı defa tekrarlanır ve on yedi rekatlık namazın on rekatında Fatiha suresini ve ondan sonra da başka bir sureyle başlamak zorundayız (6 X 10=60)
[82] - Maide, 6.
[83] - Maide, 6.
[84] - Maide, 6.
[85] - Tevbe, 108.
[86] - Tevbe, 108.
[87] - En'am, 162.
[88] - Müminun, 1-2.
[89] - Tâhâ, 64.
[90] - Nisa, 142.
[91] - Safî Tefsiri.
[92] - Numune Tefsiri, Mecma-ul Beyan Tefsirinden
[93] - Bakara, 92 ve Mearic, 34.
[94] - En'am, 92.
[95] - Nur, 37.
[96] - En'am, 31.
[97] - Mearic, 23.
[98] - İsra, 79.
[99] - Furkan, 64.
[100] - Meryem, 58.
[101] - Esrar-i Salat - s. 6-8.

SoNSuZ-NuR
17.02.2008, 13:59
ALLAH razı olsun kardeşim

Artemistr
19.09.2008, 16:20
Allah razı olsun Emeğine sağlık

nekre
19.09.2008, 20:10
Allah razı olsun Emeğine sağlık ...

Su Gibi
19.09.2008, 21:14
Allah razı olsun Emeğine sağlık ...
.....

Maksat kelam olsun.
20.09.2008, 23:45
Emeğiniz için teşekler mevla faydalanmayı faydalalananlardan eylesin..

Selametle....:-055

HUFEZAA
21.09.2008, 00:29
:-046hayrlı paylaşmlar