MAHMUDHOCA
16.02.2007, 22:02
Nuh Aleyhisselâm’ın tufan hadisesinden sonra, Yemen taraflarındaki Hadramud mevkiinde "Ad Kavmi" zuhur etti. Bunlar yaşadıkları yerleri imar edip, görkemli binalar yaptılar. Bu kavmin insanları fiziki olarak çok güçlü ve kuvvetli idiler. Güç ve kuvvetlerinden dolayı kendilerine oldukça güveniyorlardı. Bu güvenleri bir zaman sonra sapıtmalarına sebep oldu. Ahlâksızlıkları saymakla bitmeyecek bir seviyeye ulaştığı gibi, putlara da tapmaya başladılar.
Allah Tealâ Ad kavmine ardarda peygemberler gönderdi. Her gönderilen elçiyi alaya aldılar, nasihat ve öğütlerini dinlemediler, Peygamberlerine hakaretler ettiler.
"İşte Ad kavmi buydu. Rablerinin ayetlerini bile bile inkâr ettiler ve peygamberlerine isyan ettiler. Başa geçen her zorbanın emrine uyup, arkasından gittiler."(1) Son olarak Hûd Aleyhisselâm elçi olarak Ad kavmine gönderildi. Kavminin sapıklıklardan kurtarmak için öğüt, tebliğ ve uyarılarına başladı.
"-Ey Kavmim! Size faydası ve zararı olmayan bu putları bırakın, Allah'a kul olun. Sizin için O'ndan başka bir ilâh yoktur. Siz Allah'a karşı saygılı olmayacak, O'nun vereceği azaptan korkmayacak mısınız?" dedi. Bu ve bunun gibi tebliğleri ve davetleri dikkâte dahi almadılar. Dikkâte almadıkları gibi birde alaya aldılar, bu konuda Kur'an-ı Kerim şu açıklamayı yapmıştır:
"-Kavminden ileri gelen kâfirler dediler ki; Biz seni bir çılgınlık içinde görüyoruz ve gerçekten seni yalancılardan sayıyoruz." (2)
"-Ey Kavmim! Bende çılgınlık yok, ben alemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir elçiyim" dedi.(3)
"Size Rabbimin gönderdiği gerçekleri tebliğ ediyorum ve ben sizin için güvenilir bir öğütçüyüm."(4)
Hûd Aleyhisselâm'ın bütün çabalarına rağmen, kavmi sapıklıklarına devam etmekte kararlıydı. Onlar Hûd Aleyhisselâm'ın her sözünü alaya alıyor, Allah'a isyan ve hakaretlerde birbirleriyle adeta yarışıyorlardı.
Hazreti Hûd Aleyhisselâm'ın yıllar yılı süren çalışmaları bir fayda vermedi, inandıkları putlardan vaz geçmediler, bildikleri gibi yaşıyorlardı. Bu arada Hûd Aleyhisselâm'a karşı fiili saldırılar başladı.
"-... Sen ha vaaz etmişsin, ha vaaz edenlerden olmamışsın, bizce birdir."(5)
"Bu söylediklerin eskilerin adetleridir."(6)
Dünya kurulduğundan bu güne kadar Hak ile batıl'ın mücadelesinde senaryo hep aynı olmuştur. Sadece oyuncular değişmiştir. İşte Ad kavminin, peygamberlerini suçlaması ve reddetmesi, biz eskilerin sözlerini ve öğütlerini dinlemeyi, kabûl etmeyiz. Bütün bu çılgınlık ve saldırılar gelecek olan bir azabın habercisi gibiydi.
Artık azap yaklaşmaktaydı. Ad kavmi: "-...Sen bizi ilahlarımızdan çevirmek için mi geldin? Eğer doğru söyleyenlerden isen o bize vaâd edip durduğun azabı haydi getir."(7) dediler.
Allah-û Tealâ'nın azabını bile alaya aldılar. Hûd Aleyhisselâm'da:
"...O azabın ne zaman geleceğine dair ilim Allah katındadır. Ben size benimle gönderileni tebliğ ediyorum. Fakât ben sizi cahillik eden bir kavim olarak görüyorum"(8) dedi.
Azabın ilk belirtileri görünmeye başladı. Yağmurlar kesildi, bolluğun yerini kuraklık ve kıtlık aldı. Tarlalar ekinleri yetiştirmez oldu, hayvanlar susuzluktan telef olmaya başladı. Gökyüzünde bulut beklemekten yorulan Ad kavmi, artık bunalmıştı. Beklenen yağmur bulutları bir türlü gelmiyordu. Hûd Aleyhisselâm bunu bir fırsat olarak gördü ve değerlendirmek istedi:
"-Ey kavmim! Rabbinizden mağfiret isteyin. Sonra O'na tevbe edin ki; üzerinize gökten bol bol bereket indirsin ve sizin kuvvetinize kuvvet katarak çoğaltsın. Gelin günahkâr olarak dönüp gitmeyin."(9)
Hûd Aleyhisselâm'ın bu son çağrısı da sonuç vermedi. Ad kavmi, inadından vazgeçecek gibi değildi.
Derken günlerden bir günün sabahında, Ad kavmi ufukta bir siyah bulut gördü, bulut hızla onlara doğru gelmekte idi. Bulutu gören Ad kavmi, sevinç çığlıkları atmaya başladı. Uzun zamandan beri bekledikleri yağmura nihayet kavuşacaklardı. Eskiden olduğu gibi bolluk ve bereket içindeki yaşamları tekrar geri gelecekti.
"O azabı, vadilerine doğru yayılan bir bulut halinde gördükleri zaman; "Bu bize yağmur yağdıracak yaygın bir buluttur" dediler. Hûd ise; O sizin acele gelmesini istediğiniz şeydir. O bir rüzgârdır ki, içerisinde acı bir azap vardır."(10)
Siyah bulut yaklaştıkça, rüzgârda artmaktaydı. Azabı ilk farkedenler, hayvanlarının ve eşyalarının rüzgârın tesiriyle yerle gök arasında uçuşmaya başladığını farkettiler. Derken rüzgarın şiddeti artmış, her tarafı bir kum fırtınası kaplamıştı. Ad kavminin barındığı o büyük binalar artık görünmez olmuştu. Bu rüzgâr fırtınası yedi gece sekiz gün sürdü.
Hûd Aleyhisselâm ve inananlar azabı hissettikleri zaman, kendilerini korumak için etrafı çevrili bir yer bulmuşlardı ve Allah Celle Celâlûhu bu azaptan Hûd Aleyhisselâm ve inanan müminleri korudu.
Ne zaman ki, emrimiz geldi, yani Hûd'u dinlemediler, direndiler ve azabı hak ettiler. Sonunda azap emrimiz geldi çattı, işte o vakit Hûd'u ve beraberinde iman edenleri tarafımızdan bir rahmet ile kurtardık. Yani iman etmeyenler şiddetli ve şumüllü ağır bir azap ile helâk edilirlerken Hûd ile müminler böyle büyük bir rahmetle o tehlikeden kurtuldular. Söz konusu azap, kâfirlerin burnundan giriyor, altlarından çıkıyordu, evlerini, mallarını yıkıp sürükleyip götürüyordu. Her şeyi silip süpürüyor, her parçasını bir tarafa atıp savuruyordu.
"Ey dinleyenler!
İşte onlar, bugün gider oralarda dolaşırsanız görürsünüz ki, o harabeler, o yıkıntılar ve kabirlerdir. Ad kavmi neden böyle oldu, neden o katı azaba uğradılar bilirmisiniz? Rablerinin ayetlerini inkâr ettiler ve Allah'ın Resûllerine isyan ettiler. Bu kavme gönderilen Hûd peygamber olmakla beraber, bunun öğretileri esas itibarîyle evvelki peygamberlerinde öğretilerine uygun olduğundan O’na isyan etmekle, bütün peygamberlere isyan etmiş durumuna düştüler.
Her inatçı zorbanın arkasına düştükleri için, kendileri de hem bu dünyada lânetlendiler, hem de kıyamet gününde. Ad kavmi gerçekten de Rablerine karşı küfür içindeydiler, inkâr edip kâfir oldular. Evet, defolup gitti Ad, o Hûd'un kavmi." (11)
Bu olaylardan sonra Hûd Aleyhisselâm ve iman eden ashabıyla beraber Hadramut şehrini yeniden yerleşim yeri olarak imar etti. Hayatının sonuna kadar bu şehirde yaşadı. Vefatında 160 yaşlarında olduğu rivayet edilmiştir. Bir başka rivayette de;
“Hadramut büyük bir dağdır, orada bir mağara var. İçinde bir taht, bir de levha var. Levhada: "Ben Hûd Peygamberim. Ad kavmini imana çağırdım. Puta tapmaktan vazgeçirmeye çalıştım. Bana karşı geldiler. Cenab-ı Hak' da onları zehirli yel ile helâk etti" yazılıdır. (12)
Allah Tealâ Ad kavmine ardarda peygemberler gönderdi. Her gönderilen elçiyi alaya aldılar, nasihat ve öğütlerini dinlemediler, Peygamberlerine hakaretler ettiler.
"İşte Ad kavmi buydu. Rablerinin ayetlerini bile bile inkâr ettiler ve peygamberlerine isyan ettiler. Başa geçen her zorbanın emrine uyup, arkasından gittiler."(1) Son olarak Hûd Aleyhisselâm elçi olarak Ad kavmine gönderildi. Kavminin sapıklıklardan kurtarmak için öğüt, tebliğ ve uyarılarına başladı.
"-Ey Kavmim! Size faydası ve zararı olmayan bu putları bırakın, Allah'a kul olun. Sizin için O'ndan başka bir ilâh yoktur. Siz Allah'a karşı saygılı olmayacak, O'nun vereceği azaptan korkmayacak mısınız?" dedi. Bu ve bunun gibi tebliğleri ve davetleri dikkâte dahi almadılar. Dikkâte almadıkları gibi birde alaya aldılar, bu konuda Kur'an-ı Kerim şu açıklamayı yapmıştır:
"-Kavminden ileri gelen kâfirler dediler ki; Biz seni bir çılgınlık içinde görüyoruz ve gerçekten seni yalancılardan sayıyoruz." (2)
"-Ey Kavmim! Bende çılgınlık yok, ben alemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir elçiyim" dedi.(3)
"Size Rabbimin gönderdiği gerçekleri tebliğ ediyorum ve ben sizin için güvenilir bir öğütçüyüm."(4)
Hûd Aleyhisselâm'ın bütün çabalarına rağmen, kavmi sapıklıklarına devam etmekte kararlıydı. Onlar Hûd Aleyhisselâm'ın her sözünü alaya alıyor, Allah'a isyan ve hakaretlerde birbirleriyle adeta yarışıyorlardı.
Hazreti Hûd Aleyhisselâm'ın yıllar yılı süren çalışmaları bir fayda vermedi, inandıkları putlardan vaz geçmediler, bildikleri gibi yaşıyorlardı. Bu arada Hûd Aleyhisselâm'a karşı fiili saldırılar başladı.
"-... Sen ha vaaz etmişsin, ha vaaz edenlerden olmamışsın, bizce birdir."(5)
"Bu söylediklerin eskilerin adetleridir."(6)
Dünya kurulduğundan bu güne kadar Hak ile batıl'ın mücadelesinde senaryo hep aynı olmuştur. Sadece oyuncular değişmiştir. İşte Ad kavminin, peygamberlerini suçlaması ve reddetmesi, biz eskilerin sözlerini ve öğütlerini dinlemeyi, kabûl etmeyiz. Bütün bu çılgınlık ve saldırılar gelecek olan bir azabın habercisi gibiydi.
Artık azap yaklaşmaktaydı. Ad kavmi: "-...Sen bizi ilahlarımızdan çevirmek için mi geldin? Eğer doğru söyleyenlerden isen o bize vaâd edip durduğun azabı haydi getir."(7) dediler.
Allah-û Tealâ'nın azabını bile alaya aldılar. Hûd Aleyhisselâm'da:
"...O azabın ne zaman geleceğine dair ilim Allah katındadır. Ben size benimle gönderileni tebliğ ediyorum. Fakât ben sizi cahillik eden bir kavim olarak görüyorum"(8) dedi.
Azabın ilk belirtileri görünmeye başladı. Yağmurlar kesildi, bolluğun yerini kuraklık ve kıtlık aldı. Tarlalar ekinleri yetiştirmez oldu, hayvanlar susuzluktan telef olmaya başladı. Gökyüzünde bulut beklemekten yorulan Ad kavmi, artık bunalmıştı. Beklenen yağmur bulutları bir türlü gelmiyordu. Hûd Aleyhisselâm bunu bir fırsat olarak gördü ve değerlendirmek istedi:
"-Ey kavmim! Rabbinizden mağfiret isteyin. Sonra O'na tevbe edin ki; üzerinize gökten bol bol bereket indirsin ve sizin kuvvetinize kuvvet katarak çoğaltsın. Gelin günahkâr olarak dönüp gitmeyin."(9)
Hûd Aleyhisselâm'ın bu son çağrısı da sonuç vermedi. Ad kavmi, inadından vazgeçecek gibi değildi.
Derken günlerden bir günün sabahında, Ad kavmi ufukta bir siyah bulut gördü, bulut hızla onlara doğru gelmekte idi. Bulutu gören Ad kavmi, sevinç çığlıkları atmaya başladı. Uzun zamandan beri bekledikleri yağmura nihayet kavuşacaklardı. Eskiden olduğu gibi bolluk ve bereket içindeki yaşamları tekrar geri gelecekti.
"O azabı, vadilerine doğru yayılan bir bulut halinde gördükleri zaman; "Bu bize yağmur yağdıracak yaygın bir buluttur" dediler. Hûd ise; O sizin acele gelmesini istediğiniz şeydir. O bir rüzgârdır ki, içerisinde acı bir azap vardır."(10)
Siyah bulut yaklaştıkça, rüzgârda artmaktaydı. Azabı ilk farkedenler, hayvanlarının ve eşyalarının rüzgârın tesiriyle yerle gök arasında uçuşmaya başladığını farkettiler. Derken rüzgarın şiddeti artmış, her tarafı bir kum fırtınası kaplamıştı. Ad kavminin barındığı o büyük binalar artık görünmez olmuştu. Bu rüzgâr fırtınası yedi gece sekiz gün sürdü.
Hûd Aleyhisselâm ve inananlar azabı hissettikleri zaman, kendilerini korumak için etrafı çevrili bir yer bulmuşlardı ve Allah Celle Celâlûhu bu azaptan Hûd Aleyhisselâm ve inanan müminleri korudu.
Ne zaman ki, emrimiz geldi, yani Hûd'u dinlemediler, direndiler ve azabı hak ettiler. Sonunda azap emrimiz geldi çattı, işte o vakit Hûd'u ve beraberinde iman edenleri tarafımızdan bir rahmet ile kurtardık. Yani iman etmeyenler şiddetli ve şumüllü ağır bir azap ile helâk edilirlerken Hûd ile müminler böyle büyük bir rahmetle o tehlikeden kurtuldular. Söz konusu azap, kâfirlerin burnundan giriyor, altlarından çıkıyordu, evlerini, mallarını yıkıp sürükleyip götürüyordu. Her şeyi silip süpürüyor, her parçasını bir tarafa atıp savuruyordu.
"Ey dinleyenler!
İşte onlar, bugün gider oralarda dolaşırsanız görürsünüz ki, o harabeler, o yıkıntılar ve kabirlerdir. Ad kavmi neden böyle oldu, neden o katı azaba uğradılar bilirmisiniz? Rablerinin ayetlerini inkâr ettiler ve Allah'ın Resûllerine isyan ettiler. Bu kavme gönderilen Hûd peygamber olmakla beraber, bunun öğretileri esas itibarîyle evvelki peygamberlerinde öğretilerine uygun olduğundan O’na isyan etmekle, bütün peygamberlere isyan etmiş durumuna düştüler.
Her inatçı zorbanın arkasına düştükleri için, kendileri de hem bu dünyada lânetlendiler, hem de kıyamet gününde. Ad kavmi gerçekten de Rablerine karşı küfür içindeydiler, inkâr edip kâfir oldular. Evet, defolup gitti Ad, o Hûd'un kavmi." (11)
Bu olaylardan sonra Hûd Aleyhisselâm ve iman eden ashabıyla beraber Hadramut şehrini yeniden yerleşim yeri olarak imar etti. Hayatının sonuna kadar bu şehirde yaşadı. Vefatında 160 yaşlarında olduğu rivayet edilmiştir. Bir başka rivayette de;
“Hadramut büyük bir dağdır, orada bir mağara var. İçinde bir taht, bir de levha var. Levhada: "Ben Hûd Peygamberim. Ad kavmini imana çağırdım. Puta tapmaktan vazgeçirmeye çalıştım. Bana karşı geldiler. Cenab-ı Hak' da onları zehirli yel ile helâk etti" yazılıdır. (12)