PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Dabbetü'l Arz



MAHMUDHOCA
16.02.2007, 22:04
Dabbe, lügat'ta: yürüyen, debelenen mahlûk olarak zikredilmektedir. Bu tabir hayvanlar ve çoğunlukla haşereler için kullanılır. İçkinin bedene yayılması ve bir çürüklüğün etrafına sirayeti gibi hareketi gözle görülmeyen şeyler için de kullanılır.

Dabbe de debelenen, hareket eden demektir. Şu hâlde tren. otomobil, bisiklet gibi şeylere lügata göre dabbe denebilirse de ıstılahta daha çok hayvanlar için kullanılır. Dabbetül-arz Hadis-i şerifte ahir zamanda geleceği haber verilen ve kıyamet alâmetlerinden olan bir nevi yürüyen mahlûktur. Cenab-ı Hakk'a hakiki itaat etmeyenleri içlerinden kemireceği ve yiyeceği bildirilen dehşetli bir mahlûk taifesi. Dabbe ile ilgili Kur'an-ı Kerim'de: "Söylenen başlarına geleceği vakit, bunlar için yerden bir "dabbe" çıkaracağız ki bu. onlara insanların ayetlerimize kesin bir iman getirmemiş olduklarını söyler."(1) Rağıbû'l Isfahani. yukarıdaki ayete dayanarak şöyle demektedir:

"Dabbe, tanıdığımız hayvanlara benzemeyen bir hayvandır. Ortaya çıkması kıyamete yakın bir dönemde olacaktır. Bir de denildi ki; Bununla, cahiliyyede hayvan mertebesinde olan kötü insanlar kasdedilmiştir. Müfessirler yukarıdaki ayete dayanarak "Dabbetü'l-Arz'ın kıyamete yakın bir zamanda ortaya çıkacağını söylerler. İbn Ömer'e göre. "Dabbe"nin çıkması hadisesi, dünyada iyiliğe emreden ve kötülükten sakındıran hiç bir fert kalmadığı zaman vuku bulacaktır.

Rasulûllah Sâllâllahû Aleyhi ve Sellem Efendimiz şöyle buyurmaktadır:

"Dabbetü'1-Arz beraberinde Hazreti Musa'nın asası ve Hazreti Süleyman'ın mühürü olduğu hâlde çıkar. Asa ile mü'minlerin yüzünü cilalar, mührü de kâfirlerin burnuna basar. Öyle ki. sofra ehli toplanınca biri diğerine (yüzündeki parlaklıktan dolayı) "Ey mü'min" der, diğeri de (öbürüne) bıırnundaki mühür damgası sebebiyle): "Ey kâfir"der. (Yani mü'min de kafir de yüzünden tanınır)(2)

Dabbetü'l arz, zuhur edecek 10 kıyamet alâmetinden bir tanesi ve ihtimâl var ki aynı zamanda sonuncularından birisidir. Öyle bir sonuncu ki, ayetin siyak ve sibakından anlaşıldığına göre, bu hayvanın zuhuruyla artık yeryüzünde iman mevcelenmesi. çağlaması duracak ve İslâm'a ait her şey, süratle kuruma ve tükenmeye doğru gidecek. İnanmışları, arkadan başka inananlar takip etmeyecek, inanmış olanlar da bundan böyle inançları adına yakin hasıl edilmeyecekler. Demek ki, fen ve felsefe çok ileriye gidecek; teknik ve teknolojide başdöndürücü muvaffakiyetler olacak; insanlar yaratma(!) sevdasına kapılacaklar... tüplerde, tüp bebekler yapacaklar ve robot adamlar yapılacak; dünyanın idaresi de onlara bırakılacak. Her yanı, "yarattım" diyen sergerdanlar saracak ve katiyyen Allah hakkında yakine yanaşmayacaklar. İşte ayetin siyak ve sibakından anlaşılan şeyler.

Dabbetü'1-arz, Efendimiz Sâllâllahû Aleyhi ve Sellem'in mübarek hadislerinde de Kur'an-ı Kerim'in anlattığı şekle uygun olarak ele alınmakta ve yapacağı şeylere temas edilmektedir. "Dabbe çıkacak, yeryüzünde dolaşacak ve hemen her tarafta görülecek" gibi.(3)



YE'CÜC ve ME'CÜC

İnancımıza göre Kıyametin büyük alâmetlerinden biri olmak üzere, yeryüzünde bozgunculuk çıkaran ve gerçek mahiyetlerini Allah Celle Celâlûhu'nun bildiği ikitopluluk olarak bilinmektedir. Bu konuda kutsal kitabımız Kur'an-ı Kerim de buyurulmaktadır ki:

"Dediler ki: 'Ey Zülkarneyn! Ye'cüc ve me'cüc bu yerde fesat çıkarıyorlar. Onun için, bizimle onlar arasında bir set yapmam şartıyla sana bir vergi versek olur mu?' Dedi ki:

'Rabbimin bana vermiş olduğu servet ve saltanat, sizin vereceğiniz şeyden daha hayırlıdır. Bana maddi yardımda bulunan da sizinle onların arasına en sağlam şeddi yapayım.

'Bana, demir kütleleri getirin.' Nihayet dağın iki ucunu denkleştirdiği vakit: 'Ateş yakıp körükleyin' dedi. Demiri bir ateş koru haline getirince. 'Bana erimiş bakır getirin üzerine dökeyim' dedi.

Artık Ye'cüc ve Me'cüc bu seti ne aşabildiler ne de delebildiler.

Zülkarneyn dedi ki: "Bu rabbimin bir lütfudur. Rabbimin vaadi geldiği vakit de onu dümdüz yapacaktır. Rabbimin vaadi de haktır."(4) Ye'cüc ve Me'cüc'le ilgili ikinci ayet Enbiya sûresinde geçer ve yukarıda kaydettiğimiz ayette temas edilen şeddin yıkılması hadisesi biraz daha tafsil edilir.

"Nihayet Ye'cüc ve Mc'cüc'ün şeddi yıkıldığı zaman her dere ve tepeden akın edip çıkarlar."(5)

Ayetlerin zahirinden anlaşılan şu; Zülkarneyn'in yaptığı bir sedle tecavüzü durdurulan bu kavim, kıyamete yakın şeddin yıkılmasıyla istila hareketine geçecektir.

Kıyamete yakın Ye'cüc ve Me'cüc güruhunun çıkıp yeryüzünü harap edeceği meselesi semavi din mensuplarının müşterek kültüründe yer alır. Esasen Ye'cüc Me'cüc kelimesinin Arapça olmadığı, yabancı dillerden Arapça'ya girdiği bilinmektedir. Fransızca'da Gog et Magot kelimeleri bunu karşılar. Tevrat'ın Hezekiel bölümünün 38-39. babların Ye'cüc ve Me'cüc'ten bahseder. İncil'in Vahiy bölümünün 20. bab, 7-8 ayeti şöyle der: "Ve bin yıl tamam olunca, şeytan zindanından çözülecektir. Ve yerin dört köşesinden olan milletleri. Ye'cüc ve Me'cüc'ü saptırmak ve onları cenk için bir araya toplamak üzere çıkacaktır. Onların sayısı denizin kumu gibidir."

Rasulûllah Sâllâllahû Aleyhi ve Sellem, Zülkarneyn'in inşa ettiği sed hakkında buyurdular ki:

"Ye'cüc ve Me'cüc onu hergün oyuyorlar.

Tam delecekleri sırada başlarında bulunan reis:

"Bırakın artık, delme işini yarın yaparsınız" der. Onlar bırakıp gidince Allah, şeddi, daha sağlam olacak şekilde eski haline iade eder. Böylece günler geçer, kendilerine takdir edilen müddet dolar ve onların insanlara musallat olmalarını Allah'ın arzu ettiği vakit gelir. O zaman başlarındaki reis:

"Haydi dönün, yarın İnşallah bunu deleceksiniz" der ve ilk defa inşallah tabirini kullanır.

"Dönüp giderler. Ertesi gün geldikleri vakit şeddi ne hâlde bırakmışlarsa öyle bulurlar ve o günkü çalışma sonunda delerler. Açılan delikten insanların üzerine boşanırlar. Önlerine çıkan suları içip kuruturlar. İnsanlar onlardan korkup kaçar.

Ye'cüc ve Me'cüc göğe bir ok atar. Bu ok kana bulanmış olarak kendilerine geri döner. Şöyle derler: "Arzda olanları ezim ezim ezdik, semada olanları da alçaltıp alt ettik."

Allah onları enselerinden yakalayacak bir kurt gönderir. Bu kurt onları toptan helak edip, herbirini parçalamış hâlde yere serer." "Muhamed'in nefsini elinde tutan zat'a kasem olsun, yeryüzündeki bütün hayvanlar, onların etinden yiyerek canlanır, sütlenir ve semirir."(6)

Bugün bu Kur'an'da adı geçen sed var mıdır, yok mudur? Henüz mesele açıklığa kavuşmuş değildir. Yalnız bu sed Zülkarneyn tarafından yapılmıştır. Ye'cüc ve Me'cüc vardır ve bunların kıyamet kopmadan önce, ortaya çıkıp çekirgeler gibi bir çok yerleri yakıp yıkacakları kesindir.



DİPNOTLAR

1. Neml Sûresi:

2. Tirmizi, Tefsir. Neml (3186)

3. Hadis Ansiklopedisi (Kütüp-i Sitte) Prof. Dr.İbrahim CANAN Cilt.3 s.32

4. Kehf Sûresi: 94-95-96-97-985. Enbiya Sûresi: 96.

6. Tirmizi, Tefsir Kehf, (3151): İbnu Mace, Fiten 33, (4080)