PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Mahmud İncİr FaĞnevİ K.s.



MAHMUDHOCA
16.02.2007, 22:06
İnsanları Hakk'a davet eden, doğru yolu gösteren Mevlâ'nın rızasına kavuşmak hususunda rehberlik eden silsilei Meşayih'in onbirinci halkasıdır. Buhara'ya üç fersah mesafede bulunan Eyneki'ye bağlı "Fağne" kasabasında doğmuştur. Hayatı hakkında pek fazla malûmat olmayan Mahmut Fağnevi, ismi ile beraber zikredilen lakabı "Encer", "Encir" veya "İncir"dir.

İnsanları Hakk'a davet eden, doğru yolu gösteren,Mevlâ (Celle Celalühü)'nın rızasına kavuşmak hususunda rehberlik eden silsilei Meşayih'in onbirinci halkasıdır. Buhara'ya üç fersah mesafede bulunan Eyneki'ye bağlı "Fağne" kasabasında doğmuştur.

Hayatı hakkında pek fazla malûmat olmayan Mahmud Fağnevi (Kuddise Sirruhu), ismi ile beraber zikredilen lakabı "Encer", "Encir" veya "İncir"dir.

Encer, gemi demiri demektir. Tarikatı şeriat esasları ile demirleyen bir mürşid olduğu için kendisine bu lakâb verilmiştir.

Hace Arif Rivageri (Kuddise Sirruhu) nin hizmetlerinde bulunmuş, derslerinde ve sohbetlerinde yetişip kemale ermiş, onun en faziletli ashabından ve en büyük halifelerinden olmuştur.

Maddi ve manevi ilimlerde zamanın büyük alimlerinden olan Mahmud Fağnevi (Kuddise Sirruhu), halifelik icazetini alarak, insanları irşad etmiş ve onlara saadet yolunu göstermiştir. Dalalet içindeki nicelerinin hidayetine vesile olmuştur.

Mahmud Fağnevi (Kuddise Sirruhu) mürşidi Arif Rivegeri (Kuddise Sirruhu)'nin yerine irşad makamına geçinceye kadar dülgerlik yapar, inşaat işleriyle uğraşır, bina inşa ederdi. Arifi Rivegeri (Kuddise sirruhu)'yi tanıyıp, O'nun dergahında olgunluğa erdikten sonra irşad işi ile meşgul olmaya ve gönül inşa etmeye başladı.

Mürşidin vefatına yakın dönemde benimsenmesine izin verdiği "cehri zikir" usûlünü Buhara'da yaydı. Buhara'ya üç fersah mesafedeki Vabeki Camii'nde irşad hizmetiyle meşgul olurken sesli zikre de devam etti.

Mahmud İncir Fağnevi (Kuddise Sirruhu) zikir ve gönül ehli bir kimse olmakla birlikte, ilim meclislerini sever ve zaman zaman oraları ziyaret ederdi. Yine bir gün Şemseddin Halvani ve Şeyh Hafızuddin gibi, alimlerin bulunduğu ilim meclisine vardı. Nakşi silsilesinde daha sonraları yer alacak olan Muhammed Parisa (Kuddise Sirruhu)'nın dedelerinden Şeyh Hafızuddin, diğer alimlerinde huzurunda Mahmud Fağnevi'ye sordu:

"Tarikınız zikri hafi üzere kurulmuş iken, sizin cehri zikir yapmanızın sebebi nedir?"

"Uyuyanları uyandırmak, gafillere işittirmek, insanların emri ilahiyi tutmalarını sağlamak, ihlaslı bir şekilde her günahtan tevbeye ve bir büyüğe bağlanmalarına sebep olmak niyetiyle cehri zikir yapıyoruz."

Bunun üzerine Mevlana Hafızuddin dedi ki:

"Niyetiniz sağlam, haliniz tamdır."

Ve yine cehri zikrin şartım da rica etti. Yani kimlere caiz, kimlere değil?

Hace Mahmud Fağnevi:

"Sesli zikri ancak; dili yalandan, riyadan ve gösterişten uzak, midesi şüpheli ve haramdan beri, kalbi masivaya yönelmekten temiz ve pak eyleyenler yapabilir" buyurdu.

Mahmud Fağnevi (Kuddise Sirruhu)'nin halifesi Ali Ramiteni şöyle anlatır:

"Bir gün bir derviş Hızır (Aieyhisselam) ile karşılaşır ve O'na sorar:

"Bu zamanda Şeriat çizgisinde, istikamet üzere olan ve kendisine iktida edebilecek bir arif var mıdır?"

Hızır (Aleyhisselam) Ona:

"Senin söylediğin sıfatları taşıyan Mahmud Fağnevi'dir" der.

Hızır (Aleyhisselam) ile karşılaşan bu dervişin Ali Ramiteni (Kuddise Sirruhu) olduğu, ancak "Hızır'ı görmek iddiasında olmamak için" kendi adını vermekten sakındığı rivayet olunmuştur.

Bir gün Hace Ali Ramiteni, Ramiten sahrasında Mahmud İncir Fağnevi (Kuddise Sirruhu)nin diğer müridleri ile beraber zikir ile meşgul iken, havada uçan büyük beyaz bir kuş gördüler. Tam onların üzerlerinden geçerken beyaz iri kuş, onların anlıyabileceği açık bir dille;

"Ey Ali, kamil er ol! Sözüne bağlı kal, yapıştığın eteğe sımsıkı sarıl, ahdini bozma!" sözlerini söyledi.

Bu kuşu görmek ve söylediklerini duymakla oradakilerin! acaip bir hal kapladı. Kendilerinden geçtiler.

Kendilerine gelince, kuşdan ve konuşmasından sorduklarında Ali Ramiteni (Kuddise sirruhu) dedi ki:

"O Hace Mahmudi İncir Fağnevi idi. Allah (Celle Celalühü) O'na bu kerameti ihsan eyledi. Velilik yolundaki çok yüksek makamında, binlerce söz ve kelâm ile daima uçmaktadır. Şu anda Şeyh Dehkan Hazretleri hastadır, son anlarını yaşıyor, o şöyle dua etmişti:

"Ey Allah'ım! Ölümüm yaklaştı. Ölümüm sırasında veli kullarından birini bana gönder de, bana yardım etsin, işimi kolaylaştırsın."

İşte bu sebeple Mahmud Fağnevi O'nun yanına ziyarete gidiyor. Giderken bizi de uyardı."

Hakim Tirmizi'nin naklettiği bir hadisi şerif de belirtildiği gibi Veliyyullah'ın bir kısmı İbrahim (Aleyhisselam)in, bir kısmı Musa (Aleyhisselam)'nın fıtrat ve meşrebinde olur. Mahmud Fağnevi Hazretleri tabakat kitaplarının ifadesine göre, mana ayağı Hazreti Musa (Aleyhisselam)' da olan, O'nun fıtrat ve meşrebinde bulunan bir velidir.

Fağnevi (Kuddise Sirruhu) orta boylu, güleç ve güler yüzlü, çekme burunlu olup genişçe ağızlı idi. Beyaz tenli ve siyah sakallıydı. Beyaz sarık sarardı. Zikredildiği üzere Musa (Aleyhisselam) meşrebinde ve kerameti zahir bir veliyyi kamildi. Esası hafi zikir olan yolun usulünü, hâl ve cezbe galebesiyle ve mürşidinin işaret ve müsaadesi ile cehri yapmıştı.

Zikri hafiyi ferd için. zikri cehriyi cemaat için iltizam ederdi.

Silsilei emaneti Hace Arif Rivegeri (Kuddise Sirruhu)'den alan Hace Mahmudi İncir Fağnevi (Kuddise sirruhu) Hicri 717 (1317)'de vefat etti. Kabri, Eyreki'dedir.