Orijinalini görmek için tıklayınız : Bİlgelİk
http://www.bestimageupload.com/files/tmmgvw5mzdwnimmi2y1t.jpg
Bilge ve Köpek
Bir bilge bir gölletin başında oturmaktadır. Susuzluktan kırılan bir köpeğin, tam su içerken kaçması dikkatini çeker.
Dikkatle izler olayı. Köpek susamıştır ama göllete geldiğinde sudaki yansımasını görüp korkmaktadır.
Bu yüzden suyu içemeden kaçmaktadır. Sonunda köpek susuzluğa dayanamayıp kendini göllete atar ve kendi yansımasını görmediği için suyu içer. O anda bilge düşünür;
" Benim bundan öğrendiğim şu oldu ."der.
" Bir insanın istekleri ile arasındaki engel, çoğu zaman kendi içinde büyüttüğü korkulardır. Kendi içinde büyüttüğü engellerdir. İnsan bunu aşarsa, istediklerini elde edebilir."
Biri karga, biri leylek...
Bir gün, bir bilge, kendi türleriyle uçmayı reddeden iki ayrı cins kuşa rastlar yol kenarında.
Hayli merak eder bu iki farklı yaratığın nasıl olup da kendi aileleriyle, ait oldukları yerlerde yasamak istemediklerini, nasıl olup da bir 'yabancı 'yı kendi kardeşlerine yeğlediklerini.
Biri karga, biri leylek...
O kadar farklıdır ki kuşlar ihtimal veremez birbirlerini sevdiklerine, türdeşleriyle değil de birbirleriyle uçmayı yeğlediklerine.
Öyle ya, karga dediğin kargalarla uçmalıdır, leylek dediğinse leyleklerle.
Yaklaşır ve merakla inceler kuşları. Ta ki her ikisinin de topal olduğunu keşfedinceye kadar.
O zaman anlar ki, birlikte kaçar, birlikte uçar, beraber yaşamaları beklenenlerin yanında tutunamayanlar.
O zaman anlar ki, sahip oldukları değil, sahip olmadıklarıdır kimilerini birbirlerine yakin kılan.
Topal kuşlar birbirlerinin 'arıza’larını bilir ve sömürmek ya da örtmek yerine kabullenirler öylesine.
En sahici dostluklar ortak varlıklar üzerine değil, ortak yoksunluklar üzerine kurulanlardır.
Aynı şekilde zengin, aynı şekilde mesut olanların ortak paydaları sabun köpüğü gibidir, uçar.
Ortak acı, ortak hüzün, ortak pürüzdür esas yakınlaştıran, yaklaştıran..."
Mesnevi'den
Allah razı olsun. Paylaşımın için sağol
BİLGE KADININ TAŞI http://www.haapshu.com/resimload/uploads/60723fccfa.jpg
DAĞLARDA seyahat eden bilge bir kadın, bir dere kenarında değerli bir taş bulmuştu. Ertesi gün kadın başka bir gezginle karşılaştı. Adamın karnı çok açtı. Bilge kadından yiyecek bir şeyler istedi. Kadın ona bir şeyler vermek için çantasını açtığında değerli taşı gören adam, kadından onu da kendisine vermesini rica etti. Tereddütsüz:
“Olur” dedi kadın.
Aç gezgin, talihin nihayet kendisine yaver gittiğini düşünerek, sevinç
İçinde ayrıldı oradan. Ancak, birkaç gün sonra o civarlara geri geldi ve bilge kadını bularak, taşı kendisine iade etti.
“Bana verdiğin taşın ne kadar değerli olduğunun farkındayım” dedi adam. “Ama düşündüm ki, sen de bu taştan daha değerli bir şey var. Bu mücevheri verebilmeni mümkün kılan şeyi bana verir misin?”
İsmail Örgen
semenulcennet
22.02.2007, 09:36
ALLAH RAZI OLSUN EMEĞİNE SALIK ÇOK GÜZELER.. :(
Allah razi olsun kardesim güzel kissalar
Mutluluğun Sırrı
Günün birinde bir tüccar oğlunu, mutluluğun sırlarını öğrenmesi için, o zamanın en
bilge âlimine gönderir. Tam kırk günlük bir yürüyüşten sonra, çölleri aşarak, bir
tepenin başında duran yaşlı âlimin Sarayına varır. Genç adam bir tapınakla
karşılaşacağını sanmıştır ama o vardığı yer kalabalıkların girip çıktığı, küçük
bir orkestranın melodiler çaldığı, yörenin en zengin sofralarıyla donatılmış
masalar vardır. Âlim herkesle teker teker ilgilenip konuşmaktadır, iki saatlik bir
bekleyişten sonra sıra genç adama gelir. Âlim, gencin anlattıklarını dikkatlice
dinledikten sonra mutluluğun sırrını açıklamasına zamanının olmadığını söyler
ve bu esnada sarayı gezmesini ve iki saat sonra tekrar gelmesini söyler. Ama der:
-"Senden bir ricam var, lütfen sana vereceğim bu kaşıktaki yağı da dökmeden etrafı
gezmeni istiyorum" der. Genç adam tüm sarayı merdivenlerden inerek ve çıkarak
dolaşır ve iki saat sonra tekrar Âlimin yanına gelir.
Âlim: "Nasıl yemek odasındaki İran halısını, on sene zarfında yapılmış mükemmel
Parkı, kütüphanemdeki muhteşem perdeleri gördün mü " der.
Genç adam utanarak, göremediğini, bütün dikkatini kaşığa ve yağı dökmemeye
verdiğini söyler. Yaşlı Âlim, ondan tekrar sarayını gezmesini ve bütün
güzelliklere dikkatlice bakmasını söyler. Genç tekrar elinde kaşıkla, bu defa etrafa
daha iyi bakarak sarayı gezer. Âlimin yanına geldiğinde, bütün gördüklerini
bir bir anlatır.
Âlim:"Kaşıktaki yağa ne oldu" der.
Genç adam kaşığa baktığında, bütün yağın döküldüğünü görür.
Âlim:"Sana bir nasihat vermem gerekirse".
"Mutluluğun sırrı, Dünyanın bütün güzelliklerine bakarken o kaşıktaki yağı
hiç unutmamakta ve dökmemekte gizlidir." der...
cyberyasar
05.03.2007, 10:58
Kardeşim Allah senden razı olsun.Emegine sağlık.
En sahici dostluklar ortak varlıklar üzerine değil, ortak yoksunluklar üzerine kurulanlardır.
Aynı şekilde zengin, aynı şekilde mesut olanların ortak paydaları sabun köpüğü gibidir, uçar.
Ortak acı, ortak hüzün, ortak pürüzdür esas yakınlaştıran, yaklaştıran..."
hepsi birbirinden kıymetli paylaşımlar .Allah razı olsun kardesim.
"Mutluluğun sırrı, Dünyanın bütün güzelliklerine bakarken o kaşıktaki yağı
hiç unutmamakta ve dökmemekte gizlidir." der...
aşk-ı musab
17.10.2010, 15:13
Mutluluğun sırrı, Dünyanın bütün güzelliklerine bakarken o kaşıktaki yağı
hiç unutmamakta ve dökmemekte gizlidir." der...
vay beee:( bilerek mutlu olacaksın anı yaşacaksınnnn mutlu olmayı bileceksinnn kıymetini bilerek
vBulletin v4.0.3, Copyright ©2000-2012, Jelsoft Enterprises Ltd.