ARAL
15.07.2008, 21:31
Hudâ ism-i celâliyle çü destur
Diledim bed idem ta ide mensur
Risalem nef’ile hem ola menşûr
Bu kemter aşkına çün oldu mecbur
Bu barlıktan geçip Hakk’a gidelim
Aziz hem seyr-i fillah gel idelim
Hudâ ism-i celâliyle çü destur
“Allah’ın ismi celali ile müsaade istedim.”
Bu “Bismillahirrahmanirrahim” diyerek yazmaya başladım, demektir.
Huda : Kelimesi farsçadır. Allah’ın ismine denir.
İsm-i celal de Allah’ın ismidir. Buna lafza-i celal , ism-i zat, lafzatullah da denir. Allah-u Teala’nın lütuf olarak tecellisine cemal dendiği gibi, kahr olarak tecellisine de Celâl adı verilir.
Çü : Çünkü demektir.
Destûr : Müsaade istemektir.
Bir işe başlarken “Bismillahirrahmanirrahim” ya da kısaca “ Bismillah “ denir. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz buyuruyor ki :
“Şeref sahibi olan hangi iş ki besmele ile başlanmadı ; o noksandır. “
Cebrail (aleyhisselam) peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimize vahiy getirdiği zaman ilk olarak “Bismillahirrahmanirrahim” derdi.
Asr-ı saadeti yaşamış olan sahabe-i kiram besmele inmediğinde bir surenin bitmediğini bilirlerdi. Besmele-i Şerif indiği zaman surelerin arasını ayırdığı için bir surenin bittiğini diğer surenin başladığını anlarlardı.
Besmele okuyan için her harfine karşılık bin sevap yazılır, dört bin günah silinir ve kendisi kırk bin derece yükseltilir.
Diledim bed idem ta ide mensur
“Allah’ın ismi ile başladım ki yardım olunanlardan olayım “
Bed : Başlamak Tâ : Ta ki demektir.
Nasır : yardım edici Mensur : Yardım olunmuş
Kimdir yardım olunan ? Besmele ile başlayan. Bu manaları anlamak Risale-i Kudsiyyeyi okumayı daha zevkli hale getirir.
“Risalem nef’ile hem ola menşûr”
“Kitabım menfaat verici olarak yayılmış olsun “
Yani bu yazdığım kitaptan okuyanlar menfaatlensin.
Risalem : Kitabım Nef’ile : menfaatle Menşûr : yayılmış
Mustafa İsmet Garibullah (kuddise sırruhu) Hazretleri bu kitabı Allah rızasını kazanmak için yazdı. Bir insanın söyleyeceği veya dinleyeceği kelime namazın her bir rekat dahi Allah için olmalıdır.
Çünkü insana gözünü veren O. Görmesini veren O , kulağını veren O, işitmesini veren O, dilini veren O, konuşturan O, elini ayağını veren O, hareket ettiren O, bütün uzuvlarını veren O, aklını çalıştıran O, hep O, O, O ....
Uyusanız uyansanız nefes alıp vermeniz devam eder. Bu nefes alıp verme nasıl oluyor böyle ? Biz kendi elimizde değiliz. Nefes almadan, nefes vermeden yaşayabilir miyiz ? Hayır. Onun için Rabbimizi bilelim.
“ Bu kemter aşkına çün oldu mecbur “
“Bu ziyade noksan olan, Allah aşkıyla mecbur oldu”
Kem : noksan, ter : ziyade manasına gelir. İsm-i tafdil edatıdır ve farsçadır.
Tevazusu sebebiyle kendisini ziyade noksan olarak gören Mustafa İsmet Garibullah (kuddise sirruhu) Allah’a olan aşkından bu kitabı yazmıştır.
“Bu barlıktan geçip Hakk’a gidelim “
“Bu gönüldeki ağırlıklardan geçip Hakk’a gidelim” Bu yükler oldukça, kalp Allah’a dönemiyor.
Bar: Yük, Sıkıntı ve zahmet demektir.
İnsanın kalbinde bazen vesveseler olur veya yaptığı bir işten dolayı pişmanlıklar duyar, bunlar onun gönlüne manevi ağırlık yapar. Allah’a tam bir huzurla yönelmesine mani olur.
“ Aziz hem seyr-i fillah gel idelim”
“Şerefli kardeşim ! Gel seyr-i fillah edelim “ Bu ikinci seyirdir.
Aziz : ulu, kavi ve şerefli kardeş demektir.
Seyr-i Fillah : Latifelerimizin arşın üstünden zat-ı paki subhaniyeye kadar olan manevi yürüyüşüdür.
Seyr-i ilallah da Mevlâ’dan başka herşey kalp gözünden silinir, bundan sonra gelen seyr-i fillah halinde ise sadece Allah (celle celalühü ) kalpte yerleştirilir. Seyr-i fillah tamamlanınca da beka hasıl olur.
Bunlar ne acaib şeylerdir. Kolay değil anlamak, bu kadarını duyalım. İnsan zikrettikçe, sünnetlere ittiba ettikçe, rabıta ve murakebe yaptıkça Mevla’nın nuruna doğru gider. İşte hem anlaşılmıyor hem de anlaşılmadık kalmıyor.
Seyr-i ilallah ile seyr-i fillah velayeti (veliliği) elde etmek içindir. Fena denilen tarikat ve beka denilen hakikatla, yani bunları kazanması sebebiyle kişiye veli denir.
BURADA ÜSTADIMIZIN ÜSTADI HACI ALİ HAYDAR EFENDİ HAZRETLERİ RİSALE-İ KUDSİYYESİNİN KENARINA ŞU AYETİ YAZMIŞTIR.
“ Allah (uğrun) da hakkıyla cihad edin. O sizi seçmiştir. “
(Bu ayet-i celilede seyr-i fillah makamında tarikata çalışmaya ve tarikat ehlinin bu işe seçildiğine işaret etmektedir.)
Diledim bed idem ta ide mensur
Risalem nef’ile hem ola menşûr
Bu kemter aşkına çün oldu mecbur
Bu barlıktan geçip Hakk’a gidelim
Aziz hem seyr-i fillah gel idelim
Hudâ ism-i celâliyle çü destur
“Allah’ın ismi celali ile müsaade istedim.”
Bu “Bismillahirrahmanirrahim” diyerek yazmaya başladım, demektir.
Huda : Kelimesi farsçadır. Allah’ın ismine denir.
İsm-i celal de Allah’ın ismidir. Buna lafza-i celal , ism-i zat, lafzatullah da denir. Allah-u Teala’nın lütuf olarak tecellisine cemal dendiği gibi, kahr olarak tecellisine de Celâl adı verilir.
Çü : Çünkü demektir.
Destûr : Müsaade istemektir.
Bir işe başlarken “Bismillahirrahmanirrahim” ya da kısaca “ Bismillah “ denir. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz buyuruyor ki :
“Şeref sahibi olan hangi iş ki besmele ile başlanmadı ; o noksandır. “
Cebrail (aleyhisselam) peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimize vahiy getirdiği zaman ilk olarak “Bismillahirrahmanirrahim” derdi.
Asr-ı saadeti yaşamış olan sahabe-i kiram besmele inmediğinde bir surenin bitmediğini bilirlerdi. Besmele-i Şerif indiği zaman surelerin arasını ayırdığı için bir surenin bittiğini diğer surenin başladığını anlarlardı.
Besmele okuyan için her harfine karşılık bin sevap yazılır, dört bin günah silinir ve kendisi kırk bin derece yükseltilir.
Diledim bed idem ta ide mensur
“Allah’ın ismi ile başladım ki yardım olunanlardan olayım “
Bed : Başlamak Tâ : Ta ki demektir.
Nasır : yardım edici Mensur : Yardım olunmuş
Kimdir yardım olunan ? Besmele ile başlayan. Bu manaları anlamak Risale-i Kudsiyyeyi okumayı daha zevkli hale getirir.
“Risalem nef’ile hem ola menşûr”
“Kitabım menfaat verici olarak yayılmış olsun “
Yani bu yazdığım kitaptan okuyanlar menfaatlensin.
Risalem : Kitabım Nef’ile : menfaatle Menşûr : yayılmış
Mustafa İsmet Garibullah (kuddise sırruhu) Hazretleri bu kitabı Allah rızasını kazanmak için yazdı. Bir insanın söyleyeceği veya dinleyeceği kelime namazın her bir rekat dahi Allah için olmalıdır.
Çünkü insana gözünü veren O. Görmesini veren O , kulağını veren O, işitmesini veren O, dilini veren O, konuşturan O, elini ayağını veren O, hareket ettiren O, bütün uzuvlarını veren O, aklını çalıştıran O, hep O, O, O ....
Uyusanız uyansanız nefes alıp vermeniz devam eder. Bu nefes alıp verme nasıl oluyor böyle ? Biz kendi elimizde değiliz. Nefes almadan, nefes vermeden yaşayabilir miyiz ? Hayır. Onun için Rabbimizi bilelim.
“ Bu kemter aşkına çün oldu mecbur “
“Bu ziyade noksan olan, Allah aşkıyla mecbur oldu”
Kem : noksan, ter : ziyade manasına gelir. İsm-i tafdil edatıdır ve farsçadır.
Tevazusu sebebiyle kendisini ziyade noksan olarak gören Mustafa İsmet Garibullah (kuddise sirruhu) Allah’a olan aşkından bu kitabı yazmıştır.
“Bu barlıktan geçip Hakk’a gidelim “
“Bu gönüldeki ağırlıklardan geçip Hakk’a gidelim” Bu yükler oldukça, kalp Allah’a dönemiyor.
Bar: Yük, Sıkıntı ve zahmet demektir.
İnsanın kalbinde bazen vesveseler olur veya yaptığı bir işten dolayı pişmanlıklar duyar, bunlar onun gönlüne manevi ağırlık yapar. Allah’a tam bir huzurla yönelmesine mani olur.
“ Aziz hem seyr-i fillah gel idelim”
“Şerefli kardeşim ! Gel seyr-i fillah edelim “ Bu ikinci seyirdir.
Aziz : ulu, kavi ve şerefli kardeş demektir.
Seyr-i Fillah : Latifelerimizin arşın üstünden zat-ı paki subhaniyeye kadar olan manevi yürüyüşüdür.
Seyr-i ilallah da Mevlâ’dan başka herşey kalp gözünden silinir, bundan sonra gelen seyr-i fillah halinde ise sadece Allah (celle celalühü ) kalpte yerleştirilir. Seyr-i fillah tamamlanınca da beka hasıl olur.
Bunlar ne acaib şeylerdir. Kolay değil anlamak, bu kadarını duyalım. İnsan zikrettikçe, sünnetlere ittiba ettikçe, rabıta ve murakebe yaptıkça Mevla’nın nuruna doğru gider. İşte hem anlaşılmıyor hem de anlaşılmadık kalmıyor.
Seyr-i ilallah ile seyr-i fillah velayeti (veliliği) elde etmek içindir. Fena denilen tarikat ve beka denilen hakikatla, yani bunları kazanması sebebiyle kişiye veli denir.
BURADA ÜSTADIMIZIN ÜSTADI HACI ALİ HAYDAR EFENDİ HAZRETLERİ RİSALE-İ KUDSİYYESİNİN KENARINA ŞU AYETİ YAZMIŞTIR.
“ Allah (uğrun) da hakkıyla cihad edin. O sizi seçmiştir. “
(Bu ayet-i celilede seyr-i fillah makamında tarikata çalışmaya ve tarikat ehlinin bu işe seçildiğine işaret etmektedir.)