semenulcennet
07.03.2007, 22:33
ELHAMDÜLİLLAHİRABBİLALEMİ’İN KELİME MANASI VE MEALİ ŞERİF-İ
Hamd,yani tazim yolu üzere güzel vasıflarla medh-ü sena olunmak,övülmek kima mahsustur? Allah’a (c.c) mahsustur özellikle ona aittir.Öyle büyük Allah ki, bütün alemlerin Rabbidir.
Hamd,bütün alemlerin Rabbi olan Allah’a (c.c) mahsustur.
HAMD:İhtiyarı (istikle),yapılan bir iyiliğe karşı,tazim yoluyla,gönül hoşluğuyla,güzel sıfatlarla medh-ü sena olunmak (övülmek)ten ibarettir.
Daha açık bir ifadeyle (elhamdülillah)diyen bir insan,Cenab-ı Hak’kın büyüklüğüne delalet eden bütün isim ve sıfatları sayarak O’nu yüceltmiş gibi olur.Ancak kişi (elhamdülillah) cümlesini lisanen söylerken,bu cümlenin manayı şerifini kalbiyle düşünmelidir.Zira insan ruh ve bedenden yaratılıp bu ikisinin bir araya gelmesiyle tamamlandığı gibi (elhamdülillah) cümle-i şerifini lisanıyla okurken,kalbiylede,o cümlenin manasını düşünürse,lafız ile manayı birleştirmiş olacağından,o hamd,kamil ve tam olur.
Bu şekilde yapılan bir ibadet,huzur-u kalp(kalbim Mevladan haberdar olması)yla yapılmış olur ki,bütün ibadetlerde aranılan da huzur-u kalple yapılmasıdır.Nitekim Hazreti Halid-i Bağdadi Zülcenahayn(k.s)Risale-i halidiye’sinin vukuf-i kalbi bahsinde:’’Ve eğer zikir ve taat(ibadet),vukuf-i kalbi(kalbin mevladan haberdar olmasın)dan hali (boş)olursa,o zikir ve taat kalbi(kalbin mevladan haberdar olmasın)dan hali (boş)olursa,o zikir ve taat kalbi (kalbin Mevladan haberdar olmasın)dan hali (boş) olursa,o zikir ve taat ruhsuz beden gibidir ve itibardan hariçtir(kıymetsizdir).’’buyuruyor.
Abdullah İbn-i Amr(r.a)dan rivayet olundu ki,Efendimiz(s.a.v)şöyle buyurdu:’’Hamdetmek(elhamdülillah)demek şükrün başıdır.Hamd etmiyen bir kul Allah(c.c)a şükretmiş olmaz.
Cabir İbn-i Abdullah(r.a)dan rivayet olundu ki,Efendimiz(S.A.V)şöyle buyurdu:’’Zikrin en üstünü(lailaheillallah),duanın en üztünü(elhamdülillah)dır.’’
‘’Namaz şükürdür,oruç şükürdür,Allah için yaptığın her şey bir şükürdür.Şükrün en üstünü ise,(elhamdülillah)demektir.’’
Hazreti Enes(r.a)den rivayet edilen diğer bir hadisi şerifte de Resulullah(s.a.v)şöyle buyurdu:’’Eğer bütün dünya kenarı ve köşesiyle ümmetimden bir adamın elinde olsa,sonra o kişi(elhamdülillah)dese,elbette elhamdülillah diyerek o kişinin Allah’a hamdetmesi bütün dünyadan eftal daha üstündür.’’
Hazreti Ali(r.a)den şöyle rivayet edildi.
‘’Her ki duyduğu her aksırma anında (elhamdülillahirabbilaleminealaküllihalinmakane)de rse,ebediyen diş ve kulak arısı çekmez.’’
Vasile İbn-i Eska(r.a)dan rivayet edildiki,Resulullah(s.a.v)şöyle buyurdu:Her kim aksırandan evvel hamd ederse,ona karın arısından hiç bir şey zarar vermez.’’
Musa İbn-i Talha(r.a)dan rivayet edildiki,Allahu Teala Süleyman(aleyhisselam)a şöyle vahyetti:’’Eğer bir kişi yedi denizin ötesinden aksırsa,beni hatırla(bana hamd et).’’
Hamd,yani tazim yolu üzere güzel vasıflarla medh-ü sena olunmak,övülmek kima mahsustur? Allah’a (c.c) mahsustur özellikle ona aittir.Öyle büyük Allah ki, bütün alemlerin Rabbidir.
Hamd,bütün alemlerin Rabbi olan Allah’a (c.c) mahsustur.
HAMD:İhtiyarı (istikle),yapılan bir iyiliğe karşı,tazim yoluyla,gönül hoşluğuyla,güzel sıfatlarla medh-ü sena olunmak (övülmek)ten ibarettir.
Daha açık bir ifadeyle (elhamdülillah)diyen bir insan,Cenab-ı Hak’kın büyüklüğüne delalet eden bütün isim ve sıfatları sayarak O’nu yüceltmiş gibi olur.Ancak kişi (elhamdülillah) cümlesini lisanen söylerken,bu cümlenin manayı şerifini kalbiyle düşünmelidir.Zira insan ruh ve bedenden yaratılıp bu ikisinin bir araya gelmesiyle tamamlandığı gibi (elhamdülillah) cümle-i şerifini lisanıyla okurken,kalbiylede,o cümlenin manasını düşünürse,lafız ile manayı birleştirmiş olacağından,o hamd,kamil ve tam olur.
Bu şekilde yapılan bir ibadet,huzur-u kalp(kalbim Mevladan haberdar olması)yla yapılmış olur ki,bütün ibadetlerde aranılan da huzur-u kalple yapılmasıdır.Nitekim Hazreti Halid-i Bağdadi Zülcenahayn(k.s)Risale-i halidiye’sinin vukuf-i kalbi bahsinde:’’Ve eğer zikir ve taat(ibadet),vukuf-i kalbi(kalbin mevladan haberdar olmasın)dan hali (boş)olursa,o zikir ve taat kalbi(kalbin mevladan haberdar olmasın)dan hali (boş)olursa,o zikir ve taat kalbi (kalbin Mevladan haberdar olmasın)dan hali (boş) olursa,o zikir ve taat ruhsuz beden gibidir ve itibardan hariçtir(kıymetsizdir).’’buyuruyor.
Abdullah İbn-i Amr(r.a)dan rivayet olundu ki,Efendimiz(s.a.v)şöyle buyurdu:’’Hamdetmek(elhamdülillah)demek şükrün başıdır.Hamd etmiyen bir kul Allah(c.c)a şükretmiş olmaz.
Cabir İbn-i Abdullah(r.a)dan rivayet olundu ki,Efendimiz(S.A.V)şöyle buyurdu:’’Zikrin en üstünü(lailaheillallah),duanın en üztünü(elhamdülillah)dır.’’
‘’Namaz şükürdür,oruç şükürdür,Allah için yaptığın her şey bir şükürdür.Şükrün en üstünü ise,(elhamdülillah)demektir.’’
Hazreti Enes(r.a)den rivayet edilen diğer bir hadisi şerifte de Resulullah(s.a.v)şöyle buyurdu:’’Eğer bütün dünya kenarı ve köşesiyle ümmetimden bir adamın elinde olsa,sonra o kişi(elhamdülillah)dese,elbette elhamdülillah diyerek o kişinin Allah’a hamdetmesi bütün dünyadan eftal daha üstündür.’’
Hazreti Ali(r.a)den şöyle rivayet edildi.
‘’Her ki duyduğu her aksırma anında (elhamdülillahirabbilaleminealaküllihalinmakane)de rse,ebediyen diş ve kulak arısı çekmez.’’
Vasile İbn-i Eska(r.a)dan rivayet edildiki,Resulullah(s.a.v)şöyle buyurdu:Her kim aksırandan evvel hamd ederse,ona karın arısından hiç bir şey zarar vermez.’’
Musa İbn-i Talha(r.a)dan rivayet edildiki,Allahu Teala Süleyman(aleyhisselam)a şöyle vahyetti:’’Eğer bir kişi yedi denizin ötesinden aksırsa,beni hatırla(bana hamd et).’’