PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : BÜYÜK ÇIKMAZ



Ahfa
05.09.2008, 17:02
kusura bakmayın uzunca bir soru. aslında sorular
sorum hadis ve kuranla ilgili.
1-okuduğum hadislerde kafama yatmayan konular var . sizce uydurma hadisler var mı ?

2-hz muhammedin 23 yıllık hayatına binlerce hatta milyonlarca hadis veya sünnet nasıl sığmış yani 23 yılda ancak kuran tamamlanmış.bu binlerce hadis bozulmadan nasıl günümüze gelmiş.efendimiz söylediği yaptığı andan itibaren kaleme mi alınmış.
3-bir de kuran eksiksizdir neden Allahın kelamı yardımcı bir kitaba ihtiyaç duysun.bir kısım ayetlerinde anlayasınız diye ALLAH size açıklıyor veya Allah böyle gerek görmüştür. gibi bu anlama gelen aytler okudum. kuran hadis ve sünnet olmadan yetmiyor mu alalade bir kitab değil benim bildiğim kuran.
4-efendimiz sözlerimi hareketlerimi bir kitap haline getirin diye vasiyette bulunmuş mu


benim bildiğim efendimiz kurana göre yaşamıştır .ama o kadar kötü hadisler var ki şahsen ben inanamıyorum resmen hakaret. Her hadis değil anlamlı güzel hadisler de var. açıp güzel güzel okuyorum sonra bir bakıyorum aman Allahım bu doğru olabilr mi diyip sinirlenip kapatıyorum kitabı. KAFAMDAKİ MÜKEMMEL RESUL ÇÜRÜMEK ÜZERE. YAŞADIĞIM İSLAM YOK OLMAKÜZERE. TEK BOZULMADAN KALAN BANA GÖRE ŞİMDİLİkK KURAN. BÜYÜK BİR ÇIKMAZDAYIM NE DOĞRU NE YANLIŞ...... bu konuda yardımınızı bekliyorum.

iNZiVa
05.09.2008, 17:23
Cevap yazan kardesler
daha öncede duyuru yapilmisti, tekrar yapiyorum, bu bölüme sorumlu olanlar disinda kimse cevap yazmasin lütfen. Kardesimizin aklini daha cok karistirmiyalim.

GiRiFTâR
06.09.2008, 00:52
1.sorunuzun cevabı olarak size evet diyebiliriz..Zira tarihte sevab işlediğini zannederek hadis uyduran kimseler olmuş,hidayete eriştikten sonra bunu aşikare itiraf etmişlerdir..yani uydurma hadisler mevcuttur..Ancak kadim ulema bunları tesbit edip bizlere bildirmiştir..hadis ilmine vakıf olanlar uydurma hadisleri anlamakta güçlük çekmezler…Bunlardan kendimizi muhafaza etmek için ilim yolunda biraz diz,dirsek çürütmek icab edecektir..

2.hz.Peygamber (sallallahu aleyhi ve selem)’in her sohbetinde bazen onlarca bazen yüzler bazende binlerce sahabe bulunurdu…ve ağzından her çıkan kelamı şerif kimileri tarafından ezberlenir kimileri tarafından ise yazılırdı..bir cümle değişik fakat aynı manayı gösteren kelimelerle farklı kişiler tarafından zaptedildiği olurdu..dolayısıyla bir cümleden birkaç hadisi şerif meydana geldiği olmuştur..hadisi şeriflerin çokluğunun bir nedeni de budur..örneğin bir hadisi şerifte bir kelimeyi bir sahabe “iman” olarak diğer bir sahabe de “hayr”olarak zaptetmiş.sonuç olarak ikiside hadis olarak günümüze nakledilmiştir..Kuranı Kerim 23 yılda peyderpey gelirken Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi vesellem hergün ashabı ile sohbet halinde idi..

3.Evet Kur’an-ı Kerim eksiksizdir.Ancak arab diline son derece vakıf olan sahabeler bile ayetlerin manalarını teker teker efendimize sormaya gelirlerdi..Allahü Teala bizlere namaz kılın buyuruyor..hadisler olmasa biz nereden öğreneceğiz rukuyu secdeyi?
Bugün biz şarabın haramlığına kıyas ederek rakıya,biraya vs. alköllü içeceklere haram hükmünü vermek için “her sarhoş eden içecek haramdır”hadisine muhtacız…Buradan da görülüyor ki;aslında biz,hadisleri bir kenara koyarsak İslam’a nakıs yaftası vururlar…Her teferruat zikredilseydi ciltler dolusu bir kütüphane buna yetmezdi..Bu yüzden rabbimiz “Rasül size ne getirdiyse alın,neyden sakındırdıysa da sakının”buyurarak,Kur’anı anlama noktasında başvuracağımız yegane nokta onun Muallimi olan Efendimiz(sallallahualeyhi vesellem)olduğunu ifade etmiştir

4.Peygamberimiz (sav) sözlerini ve fiillerini yazanlar hakkında hiçbir yasaklama getirmemiştir..Ebu Hureyre (r.a) görevi hadisleri zaptetmekti..Ebu hureyre hakkında ki bir yazıyı size şiddetle tavsiye ederim..

http://www.inkisaf.net/sayi-3/hadis-ebu-hureyre-1.html

Dediğiniz gibi Peygamber (sav) Kuran doğrultusunda bir hayat izlemiştir..Sizin kötü dediğiniz hadislerin uydurma ihtimali olduğu gibi sizin maksud manayı anlamamış olma ihtimaliniz de vardır…Hadisi şerifleri metinlerine bağlı kalarak değil şerhleri,açıklamaları,siyakı ve sibakı ile birlikte iyice incelemenizi tavsiye ederiz..


Ek olarak 3. sorunuzla ilgili bir yazıyı naklediyorum..

GiRiFTâR
06.09.2008, 00:52
HADİSLERİ / SÜNNETİ RED / İNKAR EDEN VE SADECE KURANIN YETERLİ OLDUGUNU SAVUNANLARIN DAYANAKLARI
Hadisleri/sünneti reddetme egiliminde olanların dayandıkları delillerin,genel olarak geçmişte aynı egilimi paylaşanların ileri sürdükleri delillerden alındıgı ve onların tekrarı niteliginde oldugu görülmektedir.Bu konuda başvurulan delillerin en başta geleni ve önemlisi,kuranın tek başına her ihtiyaca cevap verecegi,onun dışında başka bir kaynaga ihtiyaç olmadıgı şeklinde formüle edilmektedir.Bu iddianın ispatı sadedinde bir takım ayetler delil olarak gösterimektedir ki, bunlar şu ayetlerden ibarettir.


1-''biz kitapta hiç bi şeyi eksik bırakmadık.''(el-en'am,38)
Kaynak olarak sadece kuran ile yetinilebilinecegini savunan görüşe göre bu ayetin anlamı şudur:''kuran bu ayetiyle herşeyi açıkladıgını ifade etmekte,dolayısyla bir başka kaynaga ihtiyaç bulunmamaktadır.''Bu sebeble hadislere,dolayısyla sünnete ihtiyaç ve gerek yoktur.

Ayete bu mananın verilmesi,ayette geçen ''el-kitab'' kelimesine''el-kuran'' anlamı verilmesine dayanmaktadır.

Bu sebeble önce ayette gecen kitabın kuran anlamına gelip gelmedigini incelemek gerekir.Reşid rıza el-menar tefsirinde,bu ayette gecen el-kitabın ne oldugu konusunda farklı yorumların bulundugunu ve
1)ummul kitab,2)el-lavhul mahfuz,3)el-ilmul ilahi,4)el-kuran,olmak üzere dört anlam verildigini kaydeder.

Görüldüğü gibi bu ayette gecen el-kitab ile kuranın kastedildiği görüşü,yegane yorum degildir.Dolayısyla bu ayeti delil olarak kullanmak,ancak el -kitaba kuran anlamını vermeyi tercih edenler için mümkündür.Diger yorumların benimsenmesi durumunda, bu ayeti delil olarak kullanmak dogru olmaz.Kaldıki,bu ayette gecen el-kitabın kuran anlamına geldigi kabul edilse bile,yinede sünnete ihtiyaç olmadıgını ispat için kesin bir delil teşkil etmesi mümkün degildir.

Zira ayeti harfi anlamıyla yorumlamak bizi bir takım cıkmazlara götürür.Mesela''biz kitapta(kuranda)hiç bir şeyi eksik bırakmadık'' ayetini harfi anlamıyla alacak olursak,bu takdirde insanoglunun bugune kadar sahip oldugu bütün bilgileri tek tek kuranda bulmamız gerekir.Halbuki bu dogru degildir.Bu durumda zorunlu olarak kur'anda herşeyin bilgisinin bulunmadıgını,kur'anın herşeyi açıklamasının sadece insanlıgı hidayete ulaştıracak ilkelerle ilgili oldugunu kabul etmek gerekecektir.

Bu takdirde bile kuranın dini hususularda her türlü bilgiyi içermedigi görülecektir.Zira namaz,oruç,zekat,hac,alışveriş,cezalar vb.çeşitli konulardaki bir takım tafsilat ve teferruat ile ilgili açıklamaları kur'anda bulmak mümkün degildir.Bu durumda söz konusu ayetin''kur'an dinin temel hüküm ve prensipleriyle ilgili gereken her şeyi açıklamıştır.Fakat tafsilat ve teferruatı ilgilendiren hususları kastetmiştir.''şeklinde anlaşılması gerektigini belirtmemiz gerekir.Nitekim reşid rızada ''ayette gecen el-kitab ile kuran kastedilecek olursa,genelleme bildiren ''hiçbir şeyi''kelimesinin anlamı ''peygamberlerin gönderiliş ve kitapların indiriliş sebebi olan dinin konusu ''hidayet''namına hiç bir şeyi eksik bırakmadık''şeklinde olur...(daha açık bir ifade ayetin anlamı)kur'anda peygamberlerin gönderiliş amacı olan hidayetle ilgili olarak açıklanmadık hiç bir şey bırakmadık.demek olur,diyerek dediklerimizi dogrulamaktadır.reşid rıza bu ifadelerin ardından ''kuran her konudaki her bilgiyi ihtiva eder.''iddiasınıda eleştrip reddeder.


Öte yandan seyyid kutub,siyak ve sibakını göz önünde bulundurarak,ayetin allahın varlıklar hakkındaki bilgisine işaret ettiğini,yüce allahın hiç bir canlı türünü,hiç bir varlık kesimini öntasarlayıcı ve cekip çevirici iradesi ve bilgisinin kapsamı dışında bırakmadıgını ifade etmekle,ayetin ne anlama geldigi konusunda farklı bir bakış açısı getirmektedir.

2-''sana,herşeyi acıklayan...kuranı indirdik.''(en-nahl,89)ayetine gelince,yukarıdaki(el-enam,38)ayetiyle ilgili olarak yapılan yorumların aynen bu ayet hakkında de gecerli oldugunu belirtmekle iktifa ediyoruz...


3- ''bugün sizin için dininizi tamamladım.''(el-maide,3) ayetide sünnete ihtiyaç bulunmadıgını ispat sadedinde delil olarak ileri sürülen ayetlerdndir.Genelde ayette dinin tamamlandıgından söz edildigi için,dinde herhangibir eksiklik söz konusu olamayacagı,binaenaleyh kur'anın başka bir şeye ihtiyacı olmayacagı şeklinde bir akıl yürütmeye dayanılarak,sünnete gerek ve ihtiyaç olmadıgı sonucu çıkarılmaktadır.

Ancak bu ayete,öncekiler gibi harfi mana verildigi,siyak-sibakının da göz önünde bulundurulmadıgı görülmektedir.Halbuki ayetin siyak-sibakına bakarak,dinin tamamlanmasından kastedilenin,müşriklerin mekkedeki hakimiyetlerinin sona ermesi,kabenin onlardan temizlenmesi ve sadece tevhid ehlinin kabeyi tavaf ederek haccetmesi-yani hakkın batıla,tevhidin şirke galebesi-oldugunu söyleyen müfessirler yanında ayetten kastın,dinin esaslarının ve hükümlerinin tamamlanması oldugunu söyleyen müfessirler de vardır.

Ancak,bu ayetin inişinden sonra da bir çok ahkam ayetinin nazil oldugunu söyleyerek,ayetten kastın dini hükümlerin tamamlanması olamayacagını ileri sürenlerde vardır.Buna ragmen ayeti harfi anlamda alarak,kuranda dini açıdan bir insanın ihtiyaç duyabilecegi her konu ve karşılaşabilecegi her proplem ile ilgili yeterli bilgi ve çözümlerin bulundugu şeklinde yorumlamak,acaba gerceklerle ne ölçüde bagdaşmaktadır.?

Herkesçe bilinen bir gercektirki namaz,zekat,hac,oruç,vb. ibadetlerden tutun,ceza,miras,evlenme,vb.hukuki konulara kadar pek çok konuda kuran temel ilkeleri vermekle birlikte,genelde tafsilata girmemiştir.Bu durumda,kuran,başka hiç bir bilgiye gerek kalmaksızın,-tafsilat ve teferruat dahil-her konuda kendi kendine yeterlidir demek,herşeyden önce gerceklere ters düşer.İşte bu sebeble hz. peygamber kendi döneminde kuranın anlaşılması ve uygulanması ile ilgilii bir takım acıklamalarda bulunmuş,teferruatla ilgili birtakım hususları belirlemiştir.Hz. peygamberin bu acıklamaları,allahın ilham ve yönlendirmesiylemi,kendinden önceki uygulamalara bakarakmı,yoksa kendi şahsi içtihadı ilemi yaptıgı ise ayrı bir husustur.Burada önemli olan,kuran metninin en ince teferruatına kadar insan hayatının her alanını düzenleyici nitelikte olmadıgı,bir ansiklobedi ise hiç olmadıgı hususudur.


İnsanın karşılaşacagı bireysel ve toplumsal problemler adeta sınırsız oldugu içindirki kur'an,genelde bu problemlerin çözümünde bize rehberlik edecek temel ilkeleri vermekle yetinmiştir.İşte bu temel ilkeler bakımından dinin tamamlandıgı öne sürülebilir ve bu dogrudur.Ancak bu,hz.peygamberin sünneti tarafından getirilen bir takım açıklamaların reddedilmesi için yeterli bir sebeb teşkil etmez.Öte yandan ileride ele alınacagı gibi-sünnetin kuran ile tam bir uyum içerisinde olmasının zorunlu oldugu kabul edilecek olursa-ki biz bu kanaatteyiz-bu durumda sünnetin kurana karşı,ona ters ve hatta ona rakip bir kaynak şeklinde degerlendirilmesi ve sünnete olumsuz bir şekilde yaklaşılması da anlamsız olacaktır.

Kısaca sünneti red için gerekçe gösterilen,kuranın eksiksiz oluşuna dair ayetlerin,genel ilkeler ve temel esaslar açısından kurnın eksiksiz oldugu şeklinde anlaşılması gerektiği ortaya çıktıgına göre,bu ayetlerin delil olarak kullanılmasının da dogru olmadıgı sonucu kendiliginden anlaşılmış olmaktadır.

Muvaffakiyet Allah’tandır…

GiRiFTâR
06.09.2008, 11:34
Sormuş olduğunuz üç tane hadisin yanıtları aşağıda sırasıyla linklenmiştir..Zeynep (r.a) hadisini belirtilen kaynakta bulamadık.Ateistlerin uydurmasıymış..Yazıları okuyun anlarsınız inş..

1.hadisin cevabı;

http://www.sadabat.net/?title=ateist...PSESSID=a34558 (http://www.sadabat.net/?title=ateistlerin_iftiralari&menuid=47&at=7&PHPSESSID=a34558)

2.si;

http://www.sorularlaislamiyet.com/su...w_qna&id=23766 (http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=show_qna&id=23766)

3.sü

http://www.sorularlaislamiyet.com/su...w_qna&id=12477 (http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=show_qna&id=12477)

Ahfa
06.09.2008, 13:24
Müslim’de ve Hanbeli mezhebinin kurucusu İbni Hanbel’in Müsned’inde şu hadisi rivayet ederek Peygamber’in kendi sözlerinin yazımını yasakladığını kabul ederler. “Benden Kuran dışında hiçbir şey yazmayın. Kim benden Kuran dışında bir şey yazmışsa imha etsin.” (Müslim, Sahihi Müslim Kitab-ı Zühd, Hanbel, Müsned 3/12, 21, 33) Darimi’deki hadis ise şöyledir: “Sahabe Allah’ın elçisinden sözlerini yazmak için izin istediler. Ancak onlara izin verilmedi.”(Darimi, es-Sünen) El Hatib’teki hadis şöyledir: “Biz hadis yazarken Hz. Peygamber yanımıza geldi ve yazdığınız şey nedir? dedi. Senden işittiğimiz hadisler (sözler) dedik. Hz. Peygamber Allah’ın kitabından başka kitap mı istiyorsunuz? Sizden evvelki milletler Allah’ın kitabı yanında başka kitaplar yazdıkları için yoldan çıktılar.” (El Hatib, Takyid, sayfa 33) Tirmizi’den de bunu öğrenebiliriz: “Allah elçisinden sözlerini yazmak için izin istedik, bize izin vermedi.” (Tirmizi, es-Sünen, K. İlm, sayfa 11)
şimdi bunlar doğruysa ebu hureyre ne sebeple hadsleri aktarmış. bu kadar kendini efendimize adamışsa. sözünü dinlememiş oluyor. her kitap her alim bir çeşit yazıyor. belki de yukarıda verdiğim hadis uydurmadır. hangi kriterleri göz önüne alıp da doğru olanı seçeceğim. Kur andan başka gözü kapalı tutunulacak kitap bulamıyorum. gerçi tam kullanamasam da. Ama şu 2 hadiste aydınlandım teşekkürler. ama son hadis hala aklımı karıştırıyor.sonuçta peygamberimiz rahmet peygamberi nice insanları zorbalık ve kıyas olmadan yargılamadan ceza biçmez biliyorum.Bu hadisi açıklamak için verdiğiniz ayette Allah ve resulüne savaş açanlar..... diye başlayan ayette bu niyette olan kişilerle savaşabilirsiniz.diye buyurulmuş. ama efendimiz savaş peygamberi olmasına rağmen savaşı öldürmeyi hiçbir zaman sevmemiştir. bu ayet biraz ağır gelmemiş mi buolay üzerine.. ya da ben fazla incelemeden tüm hadisleri kabul mu etmeliyim. ama neden hala çoğu hadis ve sünnetlerin uydurma olduğu islama fitne fesad soktuğu kanısındayım. oysa şimdiye kadar hep bu hadisleri okudum duydum bu sünneti yapanlarla büyüdüm. ama efendimizi tanıdıktan sonra vasıflarını;- yaşadıklarını hatıralarını değil-`. kuranın bir kısım türkçe karşılığını okuduktan sonra çoğunun abes olduğunu farkettim gafletten uyandım onca zaman sonra. belki de gaflete dalıyorumdur. ama sanmam sonuçta kendim için doğruyu arıyorum aslında kendim için de değil. sonuçta muhteşem bir yaratıcı ve muhteşem bir resul var ONLARI YANLIŞ KARANLIK EKSİK ve ACABALARLA tanımak istemiyorum. çünkü bütün dünya pislik ve karanlık içinde ne olur RESUL öyle olmasın ki eminim öyle değil. ama çevremde iyi tanıdığım müminler hiç düşünmeden bütün sünneti hadisi gerçek mi değil mi demeden kabul ediyor o zaman ikileme düşüyorum işte. ne yapmalıyım adaleti ve merhameti elden bırakmayıp ibadetlerden şekli ne olursa olsun namaz ve orucu uygulayıp kurandan da ne anladıysam okuyup sonucun nereye varacağını beklemeliyim.

GiRiFTâR
06.09.2008, 13:50
Hadisler Günümüze Nasıl İntikal etmiştir?

Kur'ân âyetleri nâzil oldukça onları vahiy kâtiplerine bizzat yazdıran Hz. Peygamber, önceleri kendi hadislerinin yazılmasını yasaklamış, fakat hadisleri birbirlerine rivâyet etmelerine izin vermişti. Bu yasağın sebebi, ashâbın Kur'ân'la hadisleri birbirine karıştırma tehlikesiyle Arap yazısının henüz gelişmemiş olması, okuma-yazma bilenlerin azlığı, yazı malzemesinin kıtlığı gibi sebepler olabilir. Daha sonraları bu mahzurlar ortadan kalkınca veya azalınca Hz. Peygamber'in, hadislerin yazılmasına izin verdiğini görmekteyiz. Nitekim, hadis yazan 30-40 kadar sahâbîden biri olana Abdullah b. Amr 1000 civarında hadis yazmış ve bunları bir sahife (kolleksiyon) hâline getirmiş, adına da "es-Sahîfetü's-Sâdıka" (Doğru Sahife) demiştir. Sağlığında Hz. Peygamber'den pekçok hadis öğrenen sahâbe, O'nun (s.a.s) vefâtından sonra bunları başkalarına nakletmiş, böylece hadisler hem sözlü, hem de yazılı bir halde sonraki nesillere intikal etmiştir. Hz. Peygamber'in vefatından sonra başlayan hadis toplama yolculukları (rıhle) ve hicrî birinci asır ortalarından itibaren görülen "tedvin" (dağınık haldeki hadis malzemesini bir araya toplama) faaliyetleri H. 99-101 yıllarında halife Ömer İbn Abdülaziz (H. 101) zamanında vâliliklere gönderilen emirnamelerle resmî tedvin hâlinde devam etmiş; toplanan bu hadisler konularına göre tasnif edilerek hicrî ikinci asır ortnlarından itibaren hadis kitapları meydana getirilmeye başlanmıştır. Günümüze kadar gelen en eski hadis kitapları bu devrelere âittir. Bu kitaplardan sonra hicrî üçüncü asırda " Kütüb-i Sitte" (altı kaynak eser) denilen hadis külliyâtının meydana getirilmesiyle hadis tasnifi altın çağına ulaşmıştır. Kütüb-i Sitte; Buhârı ve Müslim'in "el-Câmiu's-Sahîh" leri ile, Ebû Dâvûd, Tirmizî, Nesâî ve İbn Mâce'nin "Sünen" lerinden oluşmaktadır.

Konuyla ilgili bazı hadisi şerifler:
bn Abbas (ra)’den Peygamberimizin şöyle dediği rivâyet edilmiştir:
Peygamberimiz (asm), “Allah’ın
rahmeti benim halîfelerimin üzerine olsun!” dedi. Biz de “Ya Resûlallah! Senin halîfelerin kimlerdir?” diye sorduk.
Peygamberimiz (asm) cevaben, “Onlar benden sonra gelip, hadislerimi rivâyet edenler ve onu insanlara öğretenlerdir” buyurdu. (Taberânî)
Bir başka rivâyette “rivâyet edenler” yerine “sünnetimi ihyâ edenler” ifadesi vardır. Bu hadisten dolayı bazı (Buhârî, Ahmed b. Hanbel gibi) hadis âlimleri için “Emirül mü’minin” denilmiştir.
Ebu Derdâ (ra)’den Peygamberimizin şöyle dediği rivâyet edilmiştir:
“Kim dînî mevzularla ilgili kırk hadisi ümmetime öğretmek için öğrenirse, Allah onu kıyamet günü âlim olarak haşreder, ben de ona şâhid ve şefaatçi olurum.” (Beyhakî, Şuabu’l-Îman)
“O (nefsinin) arzusuna göre konuşmaz. (O’nun) söyledikleri (kendisine) bildirilen vahiyden başka bir şey değildir.” (Necm Sûresi,3-4)
“Size iki şey bıraktım ki, onlara sarıldığınız müddetçe sapıtmazsınız. Onlardan biri Allah’ın Kitâp’ı, diğeri de onun Resûlünün sünnetidir.” Hadîs-i Şerîf

Size tekrar altını çizerek tavsiye ediyorum ki;sadece hadislerin metnini okuyarak bir kanıya varmayın..Size şu forum sayfasında doğru hadis uydurma hadis nasıl ayırd edilir bunu öğretemem mümkün değil..Bu konuda gerçekten heves ve iştiyak sahibiyseniz ömrünüzün önemli bir bölümünü ilme adamanız gerekecektir..Yapamam diyorsanız hiç endişe etmeden sorarak öğreneceksiniz..Allah muhafaza Allah rasülü hakkında bir anlık şüpheye düşerseniz,sizde takrir edersiniz ki bu hiç iyi olmaz..

o insanları yargılamadan ceza biçmez diyorsunuz..Nerden biliyorsunuz kendi başına bu hükmü verdiğini..Böyle bir hükmü Rasülüllah mutlaka Mevla'dan almıştır vahiy yoluyla..peki sonra neden hükmü kaldırıldı diye soracak olursanız hikmet bunu gerektirmiştir deriz..Siz de bu hükme zorbalık değil en doğru olanı böyleymiş diyerek hükmü ilahiye razı olmanız gerek..bu tehlikeli bir durumdur ifadelerinize dikkat ediniz..
Evet peygamber savaşı sevmezdi..Bunu çok güzel ifade eden bir cümleyi geçenlerde okudum size nakletmek istiyorum.."o(sav) hiç bir zaman kafire kılıç sallamadı..Onun kılıç salladığı kafirin içinde ki küfrü idi"Yani peygamber (sav)insanları öldürmek için değil küfrü yok etmek için savaşmıştır..bunuda kendi kafasına göre değil vahye dayalı olarak yapmıştır..

Bizler yıllardır insanları mealcilikten boşuna nehyetmiyoruz..Kelime anlamlarıyla okunan Kuran kafaları karıştırır..Kur'anı tefsiri ile okumalısınız..Aksi taktirde bu sayfada daha çook soru sorarsınız..Sonuçta biz de size tefsirden bakarak cevap vereceğiz..


Allah yar ve yardımcınız olsun..

Ahfa
06.09.2008, 14:18
:-046

Ahfa
06.09.2008, 14:36
ALLAH razı olsun ben hiçbir zaman ALLAH ve resulü hakkında şüpheye düşmedim anlamadığım kafama yatmayan hangi ayet ve hadis varsa derimki : bunlar ya gerçekten anladığım gibi değilse ya ben yanlışsam diyip araştırırım hala fikrim değişmezse sonuçta Allahın kelamı ve resulullahın dedikleri ya ne kadar onaylamasam da ya doğruysa deyip Allah tan hidayet beklerim.
hangi tefsir kitabını okumamı önerirsiniz . yine herşey için Allah razı olsun.

GiRiFTâR
06.09.2008, 17:25
Türkçe tefsir olarak Ruh-ul Furkan öneririm tabi ki..tamamlanmış bir tefsir istiyorum derseniz "hak dini kuran dili" okuyabilirsiniz.