ARAL
16.09.2008, 03:11
Yaşadığımız hayatın getirisi olarak üzerimize kabus gibi çöken günahlarımızdan kurtulmanın tek çaresi vardır: oda tevbe. Nedir tevbe? Şartları? ,vasfı?,özellikleri?ve yapılış şekli ?bu yazımızdan itibaren birazcık da olsa bu konulara yer verceğiz.
Tevbe lügatte, bir şeyden geri dönmektir. Şeriat lisanında ise günahı bilip itiraf etmek, o yapılan günahtan dolayı nedamette bulunmak ve o günahı bir daha işlememeye katiyen niyet eylemektir. Tövbe edene Taib denir. Cenabı-ı Hakka isnad edilen Tevbe ise ukubetti. (ceza vermektir.) affa dönmek, kulunun günahını lütfen (iyilik ederek) bağışlamak manasındadır. Bu cihetle Mevla Teala Hazretleri (Tevvab) ism-i celilinemizdir. Yani: son derece tevbeleri kabul edici manasında olan ismin sahibidir. (Ruhul Furkan C. 1, s. 284)
Çirkinliği sebebiyle günah ameli terk edip, yaptığına pişman olmak ve bir daha dönmemeye azm etmek.
Tevbe sıra ile üç şeyin birleşme ve iltizamından meydana gelir. Bunlar ilim hal ve fiildir.
İlim: Günahın büyük zararlarını, kul ile Allah (c.c.) arasında perde olduğunu bilmektir. Kalbinde meydana gelen sancıya hal denir.
Fiil: Sevgilisinden, Rabbinden, kendini ayıran kötülüğü ebediyen yapmayama az etmektir. Kısaca Tevbe geçmiş hataların verdiği iç sancısıdır. Gönülde alevlenen bir ateş, ciğerde iyileşmeyen bir yaradır. Kötüsü huyları iyi huylara değiştirmektir.
Geçmiş günahlardan dolayı sürekli ağlamak, bir daha günaha düşmekten korkmak -kötü dostları terk etmek- cennetliklerle olmak.
Şimdi bu kısa girişten sonra gecmişte ilk tevbe edenleri ve tevbelerini hatılıyalım. Tabiî ki ilk insandan başlamamız gerekecek. Ama önce ilk insan ve ilk peygamberin hayatına gecmeden bi kuralı hatırlıyalım.
Her peygamberde insan olmanın da ötesinde bir takım sıfatların bulunması gerekli ve zorunludur. Bunlara vacip sıfatlar denir. Sıralarsak;
1. Sıdk: Doğru olmak
2. Emanet: Güvenilir olmak
3. İsmet: Günah işlememek
4. Fetanet: Akıllı ve zeki olmaları
5. Tebliğ: Allahtan aldıkları emirleri ümmetlerine eksiksiz iletmeleri.
Konumuzla alakalı ismet sıfatını açıklamak yerinde olacaktır. Zira bu açıklamaya göre peygamberlerin istiğfarları değerlendirilmelidir.
İsmet: Günah işlememek, günahtan korunmuş olmak, demektir. Peygamberler hayatlarının hiçbir döneminde şirk ve küfür sayılan bir günahı işlemedikleri gibi özelikle peygamberlikten sonra kasten günah işlememişlerdir. İnsan olmaları sebebiyle günah derecesinde olmayan bir takım ufak tefek hataları bulunabilir. Ancak onların bu hatası yüce Allahın kendilerini uyarmasıyla derhal düzeltilir. Peygamberlerin bu tip küçük hatalarına �zelle� denir. İsmetin karşıtı olan mâsiyetten (günah işlemek) Allah onları korumuştur. Peygamberler örnek ve önder kişiler oldukları için, konumlarını zedeleyecek davranışlardan da uzaktır. (İlmihal-109, Türkiye Diyanet Vakfı)
İlk Tevbe Edenler: İlk peygamber olan Hz. Adem (A.S) ve eşi Hz. Havva annemizdir. İnsanoğlunun kendisini yaratan, Allah�tan ilk defa bağışlanmasını dilediği hadise K. Kerim�de şöyle haber verilmektedir:
- Ey Adem! Sen zevcenle birlikte cennete yeleşiniz ikiniz dilediğiniz nimetlerden yeyin. Ancak şu ağacak yaklaşmayın ki, sonra zalimlerden olursunuz.
- Nihayet şeytan, onların örtülü avret yerlerini kendilerine açılmak için, onlara vesvese verip şöyle dedi. Rabbiniz size bu ağacı, iki melek olacağınız, yahut devamlı (Cennette) kalıcılardan bulunacağınız için yasak etti.
- Bir de onlara -muhakkaki ben sizin iyiliğiniz isteyenlerdenim diye yemin etti.
ADEM (A.S.)ın TEVBESİ
- Mevla Teâlâ, Adem (A.S.)dan zellenin (ayak kaymasının) meydana gelmesinden sonra vaki olan zelleye, nedamet ettiğini (pişman olduğunu) görünce tevbesini kabul buyurduğunu şöyle beyan etmektedir.
-Derken (Mevla Teâlâ, onlara cennetten inmeyi emretmesinin, peşine Adem (A.S.) Rabbinden bir takım kelimeler telakki etti. (Kabullenerek aldı) ve hemen Rabbi ona rücu etti. (rahmetiyle tevbesini kabul etti) Muhakkak O ancak, mübalağa ile tevbeleri kabul edici ve (kullarına) ziyade acıyıcıydı. (Bakara) 37
Alusi, Nesefi, Ruhul Beyan tefsirlerinde zikredildiğine göre Adem (A.S.)in Mevla Teâlâdan telakki ettiği (alıp öğrendiği) kelimeler hakkında birkaç rivayet vardır. İbn-i Mesut (R.A.)dan mervi (rivayet edilmiştir ki Mevla Teâlâ Hz., kelamların en sevgilisi, babamız Adem (A.S.9in hata işlediği vakit, Tevbe için söylediği:
Ey Allahım sana hamd eder ve seni tenzih ederim. İsmin yücedir, azametin büyüktür, senden başka hiçbir ilah yoktur. Ben kendime zulm ettim. Beni bağışla zira günahları ancak sen bağışlayabilirsin.
Hz. Ömer (R.A)dan rivayet edildi ki; efendimiz (S.A) şöyle buyurdu: Adem (AS) işlediği hatayı işleyince başını semaya kaldırarak Mevla Teâlaya Beni Muhammed (S.A.) nın hürmetine affetmez misin? dedi. Mevla Teâla ona Muhammed kimdir? Diye sordu. O da İsmin yüce oldu Ya Rabb
- Sen beni yaratınca başımı arzına doğru kaldırdım. Bir de gördüm ki orada lailaheilallah Muhammedürrasülallah yazılıydı. Böylece senin katında, ismini kendi isminle beraber yazdığın kişiden daha kıymetli bir kişi olmayacağını anladım dedi. Mevla Teâlâ Ey Adem! Şüphesiz o, zürriyetinden (çocuklarından) gelecek nebilerin (peygamberlerin) sonuncusudur. O olmasaydı seni de yaratmayacaktım. buyurdu ve peygamberimizin şefaatı ile onu affetti.
İbn-i Abbas (R.A.)dan rivayet edildiğine göre Telakki edilen kelimeler (Adem (A.S.)ın cennetten indiği zaman Allaha karşı söylediği şu sözdür: Ya Rabbi! Beni hiç vasıtasız yaratmadın mı? Mevla Evet buyurdu. Beni cennetine yerleştirmedin mi? Mevla Evet buyurdu. Ya Rabbi Rahmetin gazabını geçmedin mi? Mevla Evet buyurdu. Eğer Tevbe edersem beni cennete kor musun ? Mevla Evet buyurdu.
-Yahut telakki edilen kelimeler Araf 23 teki Ey Rabbimiz ! Kendimize zulmettik (yazık ettik) eğer bizi bağışlamaz, eğer bizi esirgemezsen, her halde (maddi ve manevi en büyük) zarara uğrayanlardan olacağız kelimesidir.
İbni Abbas şöyle buyurdu. Adem (A.S) cennetten indiğinde öyle ağladı ki gözyaşları zürriyetinin göz yaşları ile tartılacak olsa onun ki fazla gelirdi. Cennetten indirildikten sonra üçyüz sene ağladı ve utancından kırk sene semaya başını kaldıramadı.
- Burada şu düşünülmelidir ki, küçük günah bile sayılamayacak bir hata işleyenin hali bu olursa isyan denizine dalanın hali nice olur. Şu da unutulmamalıdır ki, Tevbe sabun gibidir. Sabun görünen kirleri giderdiği gibi Tevbe de görünmeye kirleri temizler. Kul kötülüklerden vaz geçip amalini düzeltirse Allahu Teâlâ da onun halini düzeltir ve elinden almış olduğu nimetleri kendisine tekrar verir.
Ruhul Furkan, (C. 1, s. 283-84)
- Böylece ikisini de aldatarak onları mevkilerinden düşürdü. Ağacın meyvasını tattıkları zaman, ayıp yeleri kendilerine acı verdi. Onlar da hemen cennet yapraklarından üst üste koymakla örtünmeğe başladılar. Rableri onlara şöyle nida etti. �Ben, ikinize de bu ağacı yasak etmedim mi; şeytan size apaçık bir düşmandır.
-Adem ve Havva Ey Rabbimiz kendimize zulm ettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize merhamet etmezsen, muhakkak ziyan edenlerden oluruz dediler.
-Allah onlara buyurdu. Bir kısmınız bir kısmınıza düşman olarak ininiz. Yerde, sizin için bir zamana (Ecelinizin sonuna) kadar yerleşip kalmak ve geçinmek
-Allah buyurdu ki orada yaşayacaksınız, orada öleceksiniz ve oradan dirilip çıkarılacaksınız.
-Ey Ademoğulları: Çirkin yerlerini kendilerine göstermek için ebeyninizin (Adem ile Havanın) elbiselerini soyacak, şeytan onları nasıl cennetten çıkardıysa, sakın size de bir bela yapmasın. Çünkü şeytan ve kabilesi sizi kendilerini göremeyeceğiniz yerden görürler. Biz şeytanları, iman etmeyeceklere dostlar yaptık. (Araf 19-27)
Yukarıda geçtiği gibi Adem (AS)ın bu tevbesi ilk tevbedir. Uygulamış olduğu yöntem ve kullanmış olduğu ifade bizlere de örnek olması bakımından kitabımız K. Kerimde istifadenize sunulmuştur.
Hasan-ı Basriden rivayet edildiğine göre: Allahu Teâlâ Adem (A.S)ın tevbesini kabul ettiği vakit melekler kendisine göz aydınlığına gittiler. Cebrail ve Mikail (AS) dağıttı.
Ey Adem Allah tevbeni kabul etti. Artık huzura eriştin dediler. Adam (A.S) Ey Cebrail bu tevbeden sonra bir de sorgu sual olursa benim halim nice olur dedi. Bunun üzerine dört zahmet ve mihnet getirdin. Ayrıca tevbeyi de onlara miras bıraktın. Senin duana icabet ettiğimi gibi onlardan da bana çağıranın çağrısına icabet ederim. Mağfiret dileyeni affetderim ona cimrilik etmem. Zira ben davete icabet, eden bir yakınım. Tevbekarları da mezarlarından müjdelenmiş ve gülmüş olarak haşr eder bütün dualarını kabul ederim buyurdu
Tevbe lügatte, bir şeyden geri dönmektir. Şeriat lisanında ise günahı bilip itiraf etmek, o yapılan günahtan dolayı nedamette bulunmak ve o günahı bir daha işlememeye katiyen niyet eylemektir. Tövbe edene Taib denir. Cenabı-ı Hakka isnad edilen Tevbe ise ukubetti. (ceza vermektir.) affa dönmek, kulunun günahını lütfen (iyilik ederek) bağışlamak manasındadır. Bu cihetle Mevla Teala Hazretleri (Tevvab) ism-i celilinemizdir. Yani: son derece tevbeleri kabul edici manasında olan ismin sahibidir. (Ruhul Furkan C. 1, s. 284)
Çirkinliği sebebiyle günah ameli terk edip, yaptığına pişman olmak ve bir daha dönmemeye azm etmek.
Tevbe sıra ile üç şeyin birleşme ve iltizamından meydana gelir. Bunlar ilim hal ve fiildir.
İlim: Günahın büyük zararlarını, kul ile Allah (c.c.) arasında perde olduğunu bilmektir. Kalbinde meydana gelen sancıya hal denir.
Fiil: Sevgilisinden, Rabbinden, kendini ayıran kötülüğü ebediyen yapmayama az etmektir. Kısaca Tevbe geçmiş hataların verdiği iç sancısıdır. Gönülde alevlenen bir ateş, ciğerde iyileşmeyen bir yaradır. Kötüsü huyları iyi huylara değiştirmektir.
Geçmiş günahlardan dolayı sürekli ağlamak, bir daha günaha düşmekten korkmak -kötü dostları terk etmek- cennetliklerle olmak.
Şimdi bu kısa girişten sonra gecmişte ilk tevbe edenleri ve tevbelerini hatılıyalım. Tabiî ki ilk insandan başlamamız gerekecek. Ama önce ilk insan ve ilk peygamberin hayatına gecmeden bi kuralı hatırlıyalım.
Her peygamberde insan olmanın da ötesinde bir takım sıfatların bulunması gerekli ve zorunludur. Bunlara vacip sıfatlar denir. Sıralarsak;
1. Sıdk: Doğru olmak
2. Emanet: Güvenilir olmak
3. İsmet: Günah işlememek
4. Fetanet: Akıllı ve zeki olmaları
5. Tebliğ: Allahtan aldıkları emirleri ümmetlerine eksiksiz iletmeleri.
Konumuzla alakalı ismet sıfatını açıklamak yerinde olacaktır. Zira bu açıklamaya göre peygamberlerin istiğfarları değerlendirilmelidir.
İsmet: Günah işlememek, günahtan korunmuş olmak, demektir. Peygamberler hayatlarının hiçbir döneminde şirk ve küfür sayılan bir günahı işlemedikleri gibi özelikle peygamberlikten sonra kasten günah işlememişlerdir. İnsan olmaları sebebiyle günah derecesinde olmayan bir takım ufak tefek hataları bulunabilir. Ancak onların bu hatası yüce Allahın kendilerini uyarmasıyla derhal düzeltilir. Peygamberlerin bu tip küçük hatalarına �zelle� denir. İsmetin karşıtı olan mâsiyetten (günah işlemek) Allah onları korumuştur. Peygamberler örnek ve önder kişiler oldukları için, konumlarını zedeleyecek davranışlardan da uzaktır. (İlmihal-109, Türkiye Diyanet Vakfı)
İlk Tevbe Edenler: İlk peygamber olan Hz. Adem (A.S) ve eşi Hz. Havva annemizdir. İnsanoğlunun kendisini yaratan, Allah�tan ilk defa bağışlanmasını dilediği hadise K. Kerim�de şöyle haber verilmektedir:
- Ey Adem! Sen zevcenle birlikte cennete yeleşiniz ikiniz dilediğiniz nimetlerden yeyin. Ancak şu ağacak yaklaşmayın ki, sonra zalimlerden olursunuz.
- Nihayet şeytan, onların örtülü avret yerlerini kendilerine açılmak için, onlara vesvese verip şöyle dedi. Rabbiniz size bu ağacı, iki melek olacağınız, yahut devamlı (Cennette) kalıcılardan bulunacağınız için yasak etti.
- Bir de onlara -muhakkaki ben sizin iyiliğiniz isteyenlerdenim diye yemin etti.
ADEM (A.S.)ın TEVBESİ
- Mevla Teâlâ, Adem (A.S.)dan zellenin (ayak kaymasının) meydana gelmesinden sonra vaki olan zelleye, nedamet ettiğini (pişman olduğunu) görünce tevbesini kabul buyurduğunu şöyle beyan etmektedir.
-Derken (Mevla Teâlâ, onlara cennetten inmeyi emretmesinin, peşine Adem (A.S.) Rabbinden bir takım kelimeler telakki etti. (Kabullenerek aldı) ve hemen Rabbi ona rücu etti. (rahmetiyle tevbesini kabul etti) Muhakkak O ancak, mübalağa ile tevbeleri kabul edici ve (kullarına) ziyade acıyıcıydı. (Bakara) 37
Alusi, Nesefi, Ruhul Beyan tefsirlerinde zikredildiğine göre Adem (A.S.)in Mevla Teâlâdan telakki ettiği (alıp öğrendiği) kelimeler hakkında birkaç rivayet vardır. İbn-i Mesut (R.A.)dan mervi (rivayet edilmiştir ki Mevla Teâlâ Hz., kelamların en sevgilisi, babamız Adem (A.S.9in hata işlediği vakit, Tevbe için söylediği:
Ey Allahım sana hamd eder ve seni tenzih ederim. İsmin yücedir, azametin büyüktür, senden başka hiçbir ilah yoktur. Ben kendime zulm ettim. Beni bağışla zira günahları ancak sen bağışlayabilirsin.
Hz. Ömer (R.A)dan rivayet edildi ki; efendimiz (S.A) şöyle buyurdu: Adem (AS) işlediği hatayı işleyince başını semaya kaldırarak Mevla Teâlaya Beni Muhammed (S.A.) nın hürmetine affetmez misin? dedi. Mevla Teâla ona Muhammed kimdir? Diye sordu. O da İsmin yüce oldu Ya Rabb
- Sen beni yaratınca başımı arzına doğru kaldırdım. Bir de gördüm ki orada lailaheilallah Muhammedürrasülallah yazılıydı. Böylece senin katında, ismini kendi isminle beraber yazdığın kişiden daha kıymetli bir kişi olmayacağını anladım dedi. Mevla Teâlâ Ey Adem! Şüphesiz o, zürriyetinden (çocuklarından) gelecek nebilerin (peygamberlerin) sonuncusudur. O olmasaydı seni de yaratmayacaktım. buyurdu ve peygamberimizin şefaatı ile onu affetti.
İbn-i Abbas (R.A.)dan rivayet edildiğine göre Telakki edilen kelimeler (Adem (A.S.)ın cennetten indiği zaman Allaha karşı söylediği şu sözdür: Ya Rabbi! Beni hiç vasıtasız yaratmadın mı? Mevla Evet buyurdu. Beni cennetine yerleştirmedin mi? Mevla Evet buyurdu. Ya Rabbi Rahmetin gazabını geçmedin mi? Mevla Evet buyurdu. Eğer Tevbe edersem beni cennete kor musun ? Mevla Evet buyurdu.
-Yahut telakki edilen kelimeler Araf 23 teki Ey Rabbimiz ! Kendimize zulmettik (yazık ettik) eğer bizi bağışlamaz, eğer bizi esirgemezsen, her halde (maddi ve manevi en büyük) zarara uğrayanlardan olacağız kelimesidir.
İbni Abbas şöyle buyurdu. Adem (A.S) cennetten indiğinde öyle ağladı ki gözyaşları zürriyetinin göz yaşları ile tartılacak olsa onun ki fazla gelirdi. Cennetten indirildikten sonra üçyüz sene ağladı ve utancından kırk sene semaya başını kaldıramadı.
- Burada şu düşünülmelidir ki, küçük günah bile sayılamayacak bir hata işleyenin hali bu olursa isyan denizine dalanın hali nice olur. Şu da unutulmamalıdır ki, Tevbe sabun gibidir. Sabun görünen kirleri giderdiği gibi Tevbe de görünmeye kirleri temizler. Kul kötülüklerden vaz geçip amalini düzeltirse Allahu Teâlâ da onun halini düzeltir ve elinden almış olduğu nimetleri kendisine tekrar verir.
Ruhul Furkan, (C. 1, s. 283-84)
- Böylece ikisini de aldatarak onları mevkilerinden düşürdü. Ağacın meyvasını tattıkları zaman, ayıp yeleri kendilerine acı verdi. Onlar da hemen cennet yapraklarından üst üste koymakla örtünmeğe başladılar. Rableri onlara şöyle nida etti. �Ben, ikinize de bu ağacı yasak etmedim mi; şeytan size apaçık bir düşmandır.
-Adem ve Havva Ey Rabbimiz kendimize zulm ettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize merhamet etmezsen, muhakkak ziyan edenlerden oluruz dediler.
-Allah onlara buyurdu. Bir kısmınız bir kısmınıza düşman olarak ininiz. Yerde, sizin için bir zamana (Ecelinizin sonuna) kadar yerleşip kalmak ve geçinmek
-Allah buyurdu ki orada yaşayacaksınız, orada öleceksiniz ve oradan dirilip çıkarılacaksınız.
-Ey Ademoğulları: Çirkin yerlerini kendilerine göstermek için ebeyninizin (Adem ile Havanın) elbiselerini soyacak, şeytan onları nasıl cennetten çıkardıysa, sakın size de bir bela yapmasın. Çünkü şeytan ve kabilesi sizi kendilerini göremeyeceğiniz yerden görürler. Biz şeytanları, iman etmeyeceklere dostlar yaptık. (Araf 19-27)
Yukarıda geçtiği gibi Adem (AS)ın bu tevbesi ilk tevbedir. Uygulamış olduğu yöntem ve kullanmış olduğu ifade bizlere de örnek olması bakımından kitabımız K. Kerimde istifadenize sunulmuştur.
Hasan-ı Basriden rivayet edildiğine göre: Allahu Teâlâ Adem (A.S)ın tevbesini kabul ettiği vakit melekler kendisine göz aydınlığına gittiler. Cebrail ve Mikail (AS) dağıttı.
Ey Adem Allah tevbeni kabul etti. Artık huzura eriştin dediler. Adam (A.S) Ey Cebrail bu tevbeden sonra bir de sorgu sual olursa benim halim nice olur dedi. Bunun üzerine dört zahmet ve mihnet getirdin. Ayrıca tevbeyi de onlara miras bıraktın. Senin duana icabet ettiğimi gibi onlardan da bana çağıranın çağrısına icabet ederim. Mağfiret dileyeni affetderim ona cimrilik etmem. Zira ben davete icabet, eden bir yakınım. Tevbekarları da mezarlarından müjdelenmiş ve gülmüş olarak haşr eder bütün dualarını kabul ederim buyurdu