PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Ruhu'l Furkan'dan iktibaslar



ARAL
29.09.2008, 01:38
*Alemlere bir korkutucu (bir uyarıcı) olsun diye Furkan’ı (hak ile batılı ayıran Kuran’ı) kuluna indiren ne yücedir. (Furkan suresi)

Bu ayeti celileden anlıyoruz ki, hak ile batılı (iyi ile kötüyü) ayırmak ’tan başka hiç bir kimse için mümkün değildir. ALLAHu Teala, bir ismi Furkan (hak ile batılı ayırma manasında) olan Kuran’ı indirmesiyle hakkı batıldan ayırmıştır. O halde, istikamet üzere olmak isteyenin Kur’an’dan ayrılması mümkün değildir. Ayrılan kat’iyen hiçbir hayra muvaffak olamaz. Öyleyse her derdimizin çaresini Kuran’da arayalım , zira düşmanlarımızın şerrinden ancak bununla kurtulabiliriz ve onlara ancak onun emirlerini tutup yasaklarından kaçmakla galip olabiliriz.

Yine bu ayeti celileden efendimiz sav’in ne kadar büyük bir işle memur olduğunu ve kendisinin ne kadar büyük bir zat olduğunu anlamalıyız. Zira O, bir köye, bir vilayete veya bir memlekete gönderilmiş değil , bütün kainata, önlerindeki tehlikeleri haber verip, onları tebbir almaya sevk edici olarak gönderilmiştir. O halde insan böyle büyük bir peygamberden nasıl ayrılabilir ve ona ittiba etmeden nasıl durabilir.

*Şüphe yok ki bu Kuran kendisine uyanları en doğru olan (dine veya yol) a hidayet eder ve Salih amellerde bulunan müminlere çok müjde verir ki, onlar için muhakkak büyük bir mükafat vardır. (isra suresi)

Rabbimiz tebareke ve teala hazretleri bu ayeti celilesinde Kuranı Kerim’in en doğru ve en sağlam bir yola kavuşturduğunu haber vererek, bzi Kur’anın gösterdiği yola davet etmektedir. Biz Müslümanlar bu davete icabet ederek en kuvvetli, olacağımız yerde, bu davete icabetteki gevşekliğimiz yüzünden, bugün dünyada aciz bir hale düştük. Biz herkese ışık tutup onlara hayra sevk edeceğimiz yerde, onlar bizi şerre doğru çekmekte ve bizi mağlup etmektedirler. Öyleyse ‘’ zararın neresinden dönersen kardır.’’ Kabilinden en kısa zamanda hep beraber Kuran-ı Kerime sarılarak bu zararımızı telafi etmemiz lazımdır.

*Şüphe yok ki, o zikri (Kuranı) biz indirdik. Ve şüphesiz ki, onu muhafaza ediciler elbette bizleriz. (hicr suresi)

Hacı Ali haydar efendi (ks) şöyle buyururlardı: Bu ayeti celileden Kuranın ALLAHu teala tarafından muhafaza edilmiş bir kale olduğu anlaşılmaktadır. O halde kalenin içine gir (onun ahkamıyla amel et )n ki sende korunmuş olasın.

*Eğer biz bu Kuranı bir dağ üzerine indirmiş olsaydık, elbette onu (o dağı) korkusundan baş eğici , parça parça olucu görürdün ve biz o misalleri insanlar için irad ediyoruz (getiriyoruz) taki düşünüversinler. (haşr suresi)

Bu ayeti celilede de çok büyük azamet ve ağırlık vardır. Dağlar bu azametin karşısın da baş eğip paramparça oldukları halde, insan bundan tesirlenmiyor, o büyük kitabın emirlerini tutup yasaklarından kaçmıyorsa, kendisinin dağdan, taştan daha katı olduğunu anlasın ve yumuşama çarelerine baş vursun.

(ruhu’l Furkan tefsiri/1.cilt )

öMeR_FaRuK
08.10.2008, 09:16
:-046

Artemistr
08.10.2008, 17:25
:-046