ARAL
04.10.2008, 17:46
Kalp; göğsün sol tarafında sol memenin altına doğru yerleştirilmiş olan bir et parçasıdır. Bu kalb insanlarda ve hayvanlarda bulunmaktadır. Fakat bizim burada anlatacağımız kalb, latife-i rabbaniye-i ruhaniye olan kalbdir. İşte insanın hakikati bu latif olan kalbdir. Anlayan, bilen ve arif olan kalbdir.
İnsan bu kalbi hastalıklardan temizleyebilir ve onu ıslah ederse, cennetin yoluna girmiş olur.
"Çünkü Peygamber Efendimiz (s.a.v) bir Hadis-i Şeriflerinde buyuruyor ki;
"İnsanda bir et parçası vardır, o ıslah oldumu bütün vücud ıslah olur. O fesada uğradımı bütün vücud fesada uğrar."
İnsan, kalbinin ıslah olmasına ve samimi olmasına göre http://www.tevbe.org/forum/images/smilies/allah.gif'u Zülcelal'e yaklaşır veya ondan uzaklaşır. Eğer http://www.tevbe.org/forum/images/smilies/allah.gif'u Zülcelal'in rızasına meraklı olur ve samimi bir kalple O'nun emir ve nehiylerinin üzerinde titrerse, ebed'ül ebed hiç bitmeyecek olan ve hiçbir kimsenin hayal dahi edemeyeceği sayısız nimetlerin mükafat olarak verildiği cennetin yoluna girmiş olur.
Bunun aksine davranarak, http://www.tevbe.org/forum/images/smilies/allah.gif'u Zülcelal'in emir ve nehiylerini bir tarafa atıp, nefsinin arzu ve isteklerinin peşinde koşarsa;
"Gerçek şudur ki; gözler kör olmaz. Ancak göğüslerdeki kalbler kör olur" (Hacc; 46)
Böyle bir kalp ile de dünyadan ayrılan kimsenin varacağı yer -neuzubillah- cehennem ateşidir.
Kalb, http://www.tevbe.org/forum/images/smilies/allah.gif'u Zülcelal'e ulaşabilmenin ve O'nun rızasını kazanabilmenin en büyük vasıtasıdır. İnsan kalbini bir tabak gibi http://www.tevbe.org/forum/images/smilies/allah.gif'u Zülcelal'in önüne açıp, samimi bir şekilde, ondan kendi rızasına giden bu yolda yardım istemelidir. Aksi takdirde sanki hiçbirşey yokmuş gibi davranıp, kalbini zahiri ve manevi hastalıklardan temizlemeyip, http://www.tevbe.org/forum/images/smilies/allah.gif'u Zülcelal'in razı olduğu şahıslara mükafat olarak vereceği cennetin yolundan sapan kimse çok büyük bir ziyan ve hüsranın içine düşer.
Ama kendi zayıflığını bilip, http://www.tevbe.org/forum/images/smilies/allah.gif'u Zülcelal'den yardım isteyen kimse, daima kurtuluşuna sebep olacak esbablara (sebeplere) sarılır.
http://www.tevbe.org/forum/images/smilies/allah.gif'u Zülcelal'in rızasına giden cennet yolunun üzerinde, kalbin temizlenip tedavi edilmesi çok büyük bir aşamadır. İnsan bu aşamada bütün eksiklerini gidermek ve yaralarını tedavi etmek için çaba göstermelidir.
Zaten Saadat'ı Kiramın da en fazla kalbin temizlenmesinin üzerinde durmalarının sebebi, kalbin http://www.tevbe.org/forum/images/smilies/allah.gif'u Zülcelal'e giden yolda çok önemli bir vasıta olmasından dolayıdır.
Çünkü yukarıda da geçtiği gibi Peygamber Efendimiz (s.a.v) Hadis-i Şeriflerinde;
"İnsanın vücudunda bir et parçası vardır o ıslah oldumu, bütün vücud ıslah olur. O fesada uğradımı bütün vücud fesada uğrar" buyurmuştur.
Kalbin temizlenip tedavi edilmesinin en büyük ilacı, onu en iyi temizleyen şey http://www.tevbe.org/forum/images/smilies/allah.gif'u Zülcelal'in zikridir. http://www.tevbe.org/forum/images/smilies/allah.gif'u Zülcelal'in zikriyle parlayan kalb de, cennetin yolunda koşar adımlarla yürür. Onun için Saadatı Kiramlar en fazla kalbin üzerinde, http://www.tevbe.org/forum/images/smilies/allah.gif'u Zülcelal'in zikrinin yapılmasının üzerinde durmuşlardır.
Nitekim http://www.tevbe.org/forum/images/smilies/allah.gif'u Zülcelalde Ayet-i Kerimede,
"Onu temizlikle parlatan gerçekten felah bulmuştur." (Şems 9) buyurmuştur.
Ne mutlu kalbini temizleyip onu http://www.tevbe.org/forum/images/smilies/allah.gif'u Zülcelal'in rahmetiyle dolduranlara!
KALBİN ASKERLERİ
Kalbin gözle görülen ve gözle görünmeyen iki askeri vardır. Kalb hükümdar, askerleri ise onun hizmetçisi ve yardımcısıdırlar.
Kalbin gözle görülen askerleri el, ayak, göz, kulak gibi vücut âzâlarıdır. Bu azaların hepsi kalbin emrinde ve hizmetindedirler. Kalp, bu âzâların üzerinde istediği gibi tasarrufta bulunur ve istediği şekilde yönlendirir. Zaten bütün bu âzâlar, yaratılış fıtratları gereği kalbe itaat etmeye mecburdurlar. Kalbe asla muhalefet ve isyan etmezler.
Örneğin kalp, göze açılmasını, ayağa adım atmasını, dile konuşmasını emrettiği zaman, bu azalar asla kalbe karşı gelemezler. Vücuttaki bütün azalar böyledir.
Azaların ve heveslerin kalbin emrinde olmaları, bir yönden meleklerin http://www.tevbe.org/forum/images/smilies/allah.gif'u Zülcelal'in emrinde olmalarına da benzer. Çünkü melekler de http://www.tevbe.org/forum/images/smilies/allah.gif'u Zülcelal'e ibadetle bağlı olup, O'na muhalefet etmeye muktedir değildirler.
Kalp http://www.tevbe.org/forum/images/smilies/allah.gif'u Zülcelal'e ulaşmak için yaratılmıştır ve yolculuğu O'nadır. Bir kimse zahiri olan vücudun arzu ve isteklerinden ve dünyadan geçmediği sürece http://www.tevbe.org/forum/images/smilies/allah.gif'u Zülcelal'e ulaşamaz. Dünya, ahiretin tarlası, bir konaklama yeridir. Zira enginlerden geçmeden yükseklere çıkılmaz.
Ka'bül Ahbar demiştir ki;
"Hz. Aişe (r.anha)'nin ziyareti gitmiştim. Dedim ki;
'Göz insana yol gösterir; kulak gelecek tehlikeleri duyurur; dil tercümanlık yapar; eller kanat vazifesi görür; ayaklar posta hizmetlerini yerine getirirler. Kalp ise hükümdardır. Hükümdar huzurlu olursa, emrinde bulunanlarda huzur içinde olur" Beni dinleyen Hz. Aişe (R.anha);
"Peygamber Efendimiz (s.a.v)'in böyle söylediğini işittim" buyurdu.
İşte buraya kadar anlattıklarımıza bakarak, insan http://www.tevbe.org/forum/images/smilies/allah.gif'u Zülcelal'in kendisine vermiş olduğu bu âzâları, O'nun yolunda kullanırsa saadete kavuşur. Aksi takdirde nefsinin arzu ve istekleri için kullanırsa perişan olur.
KALBİN VASIFLARI
İnsan, dört unsurun birleşmesinden meydana gelmiştir. Bu vasıflar, yırtıcılık, hayvaniyet, şeytaniyet ve rabbaniyettir. Hiddetine mağlup olduğu zaman, aynı yırtıcı hayvanlar gibi olur ve etrafındakilere saldırır. Şehvetine mağlup olduğu zaman, boğazının ve şehvetinin esiri olur. Şeytaniyet vasfı ile de, aklını kötü yollarda kullanır, aldatma ve hile yollarına başvurur ve kötülüğü iyilik gibi göstermeye çalışır.
Bunlara bakarak, herkes kendi halini düşünmelidir. Eğer halini iyice düşünür ve muhasebesini yaparsa, daima nefsinin şehvetlerinin peşinde koştuğunu hemen meydana çıkarabilir.
İnsan, şu üç şeye itaat ederse ve onun peşinden giderse, kalbinde bir takım kötü vasıflar meydana gelir ve bu kötülükler ahlak olur. Sonuçta da kalbini karartır ve öldürür.
Birincisi; şehvetlerine itaat ederse, utanmazlık, kötü ahlak, hırs ve tamah, zillet, çekememezlik, riya ve boş işlerle meşgul olur.
İkincisi; Gazaba itaat ederse, saldırganlık, mihnet, kibir ve ucub, kızmak, zulüm meydana gelir.
Üçüncüsü; Şehvet ve gazaba itaat etmekle aslında http://www.tevbe.org/forum/images/smilies/allah.gif'u Zülcelal'in emir ve nehiylerinden ayrılıp şeytana itaat edilmiş olduğu için, bundan da aldatma, hile, gibi kötü hastalıklar meydana gelir.
Şayet insan bunun aksine davranarak gazab, şehvet ve şeytanı, Rabbani bir sıfat olan aklın idaresi altına alırsa ilim, hikmet, yakîn, eşyanın hakikatini idrak etme gibi hasletler kalbine yerleşir. Hz. Peygamber (s.a.v) bir Hadis-i Şeriflerinde;
"http://www.tevbe.org/forum/images/smilies/allah.gif'u Zülcelal bir kuluna hayır murad ettiği zaman, ona kalbinden bir vaiz gönderir." buyurmuştur. (Deylemi)
Her kimin kalbinde muhasebesini yapan bir vaiz bulunursa, http://www.tevbe.org/forum/images/smilies/allah.gif'u Zülcelal'in o kimsenin üzerinde bir muhafızı bulunur. İşte http://www.tevbe.org/forum/images/smilies/allah.gif'u Zülcelal'in zikrinin yerleştiği kalpde bu kalpdir. Çünkü http://www.tevbe.org/forum/images/smilies/allah.gif'u Zülcelal bir Ayet-i Kerimede;
"İyi bilin ki, kalbler ancak http://www.tevbe.org/forum/images/smilies/allah.gif'ı zikretmekle mutmain olur." (Rad; 2 buyurmuştur.
Kötü huylar, birer leke gibidir. Kalbin üzerine konan her siyah leke, zamanla kalbin üzerini kaplar ve kapkara bir hale getirir. http://www.tevbe.org/forum/images/smilies/allah.gif'u Zülcelal bunların hakkında;
"Hayır, doğrusu onların kazandıkları günahları kalplerini paslandırıp körleştirmiştir" (Mutaffifin; 14) buyurmuştur.
Hakikatende paslanıp kör bir hale gelen kalp, http://www.tevbe.org/forum/images/smilies/allah.gif'u Zülcelal'in nurunu alamaz. İnsanın kalbini paslandırıp kör bir hale getiren siyah lekeler, günahlardır.
Onun için insan bir günah işlediği zaman, hemen bu günah neticesinde kalbinin üzerine konan siyah lekeyi, tövbe ile yıkayıp temizlemelidir. Eğer tövbe ile kendisini temizlemeyip, http://www.tevbe.org/forum/images/smilies/allah.gif'u Zülcelal'in huzuruna, o siyah lekelerle kaplı kalple çıkarsa sonu perişan olur.
http://www.tevbe.org/forum/images/smilies/allah.gif'u Zülcelal başka bir Ayet-i Kerimede de şöyle buyurmuştur;
"Eğer dileseydik onların da günahlarını başlarına çarpardık. Fakat kalblerini mühürleriz, onlar hakkı işitmezler." (Araf;100)
Bu halden kurtulmanın çaresi, işlenen günahlardan dolayı tövbe etmek ve http://www.tevbe.org/forum/images/smilies/allah.gif'u Zülcelal'in emir ve nehiylerine sarılmaktır. Nitekim http://www.tevbe.org/forum/images/smilies/allah.gif'u Zülcelal;
"http://www.tevbe.org/forum/images/smilies/allah.gif'tan korkun ve (O'nun) takvasında bulunun. Çünkü http://www.tevbe.org/forum/images/smilies/allah.gif günahkarlar topluluğunu doğru yola çıkarmaz" (Maide; 108) buyurmuştur.
Şehvetlerinin peşinden gitmeyi bırakıp http://www.tevbe.org/forum/images/smilies/allah.gif'u Zülcelal'in taat ve ibadetine sarılan kimsenin kalbi nurlanır ve parlar. Her kimde günahların içine dalarsa kalbi kararır. Bir kimse yaptığı bir günahın arkasından, hemen günahın pasını silecek bir amel-i salih yapması lâzımdır. Peygamber Efendimiz (s.a.v) bir Hadis-i Şeriflerinde şöyle buyurmuştur; Kalp dörde ayrılır;
Birincisi; Temiz kalpdir. Orada parlayan bir nur vardır. Bu, mü'minin kalbidir.
İkincisi; Kararmış ve ters döndürülmüş kalpdir. Buda, kâfirin kalbidir.
Üçüncüsü; Kılıflara konulmuş ve ağzı bağlanmış kalpdir. Bu da münafığın kalbidir.
Dördüncüsü ise; Terkedilmiş ve irad edilmiş kalbdir. Bu kalpde iman da vardır, nifakta vardır."
Bu kalpde iman, temiz suyun çoğalttığı yeşillik gibidir. Nifak ise irin ve cerahetin arttığı yara gibidir. Hangisi galipse, onunla hükmolunur." (Ahmed ve Taberani, Ebu Said el-Hudri'den rivayet etmişlerdir.)
Kalbin parlaklığı ve görmesi ancak zikir ile bu da ancak takva ile mümkündür. Takva zikrin kapısıdır; zikir keşfin kapısıdır; keşifte http://www.tevbe.org/forum/images/smilies/allah.gif'u Zülcelal'e ulaşan çok büyük bir kurtuluş kapısıdır.
İnsanların manevi olarak üzerlerine gelen şeylerin Rahmâni, şeytâni veya nefsâni olup olmadığının anlaşılmasının yolu:
Eğer kalbe gelen şeyler hayra sebep olur, bu sayede de insanın kalbinde http://www.tevbe.org/forum/images/smilies/allah.gif'u Zülcelal'e karşı bir aşk ve muhabbetle yönelme meydana gelir ve ibadetlere karşı bir muhabbet duyulursa, kalbe gelen bu hataranın Rahmani ve meleki olduğu anlaşılır.
Bu hataranın Rahmani olup olmadığını anlamanın diğer bir anlama şekli de şöyledir:
Kalbe gelen hatara, insana http://www.tevbe.org/forum/images/smilies/allah.gif'u Zülcelal'in farzlarına karşı bir muhabbet verir ve kalpten http://www.tevbe.org/forum/images/smilies/allah.gif'u Zülcelal'in muhabbeti dışındaki bütün herşeyi çıkarırsa, bu hataranın da Rahmani olduğu anlaşılır.
Bazı hataralar da, insanda Hz. Peygamber (s.a.v)'in sünnetlerine ve diğer nafilelere karşı bir yakınlık ve muhabbete ve http://www.tevbe.org/forum/images/smilies/allah.gif'u Zülcelal'in razı olacağı ahlaklarla ahlaklanmaya sebep olursa, bu hataraların da meleki ve ruhani olduğu anlaşılır.
İnsanı mübah (helal) olan bütün amel ve ahvallere şehvetlerin üzerinden götüren hataraların da nefsani hataralar olduğu anlaşılır.
Nefsi emmarenin yardımı ile insanı münker olan kötü ahlak ve amellerin üzerine götüren, http://www.tevbe.org/forum/images/smilies/allah.gif'u Zülcelal'in emir ve nehiylerine karşı tembellik ve önemsememezlik haline sokan hataraların da şeytani hataralar olduğu anlaşılır.
İnsan bu kalbi hastalıklardan temizleyebilir ve onu ıslah ederse, cennetin yoluna girmiş olur.
"Çünkü Peygamber Efendimiz (s.a.v) bir Hadis-i Şeriflerinde buyuruyor ki;
"İnsanda bir et parçası vardır, o ıslah oldumu bütün vücud ıslah olur. O fesada uğradımı bütün vücud fesada uğrar."
İnsan, kalbinin ıslah olmasına ve samimi olmasına göre http://www.tevbe.org/forum/images/smilies/allah.gif'u Zülcelal'e yaklaşır veya ondan uzaklaşır. Eğer http://www.tevbe.org/forum/images/smilies/allah.gif'u Zülcelal'in rızasına meraklı olur ve samimi bir kalple O'nun emir ve nehiylerinin üzerinde titrerse, ebed'ül ebed hiç bitmeyecek olan ve hiçbir kimsenin hayal dahi edemeyeceği sayısız nimetlerin mükafat olarak verildiği cennetin yoluna girmiş olur.
Bunun aksine davranarak, http://www.tevbe.org/forum/images/smilies/allah.gif'u Zülcelal'in emir ve nehiylerini bir tarafa atıp, nefsinin arzu ve isteklerinin peşinde koşarsa;
"Gerçek şudur ki; gözler kör olmaz. Ancak göğüslerdeki kalbler kör olur" (Hacc; 46)
Böyle bir kalp ile de dünyadan ayrılan kimsenin varacağı yer -neuzubillah- cehennem ateşidir.
Kalb, http://www.tevbe.org/forum/images/smilies/allah.gif'u Zülcelal'e ulaşabilmenin ve O'nun rızasını kazanabilmenin en büyük vasıtasıdır. İnsan kalbini bir tabak gibi http://www.tevbe.org/forum/images/smilies/allah.gif'u Zülcelal'in önüne açıp, samimi bir şekilde, ondan kendi rızasına giden bu yolda yardım istemelidir. Aksi takdirde sanki hiçbirşey yokmuş gibi davranıp, kalbini zahiri ve manevi hastalıklardan temizlemeyip, http://www.tevbe.org/forum/images/smilies/allah.gif'u Zülcelal'in razı olduğu şahıslara mükafat olarak vereceği cennetin yolundan sapan kimse çok büyük bir ziyan ve hüsranın içine düşer.
Ama kendi zayıflığını bilip, http://www.tevbe.org/forum/images/smilies/allah.gif'u Zülcelal'den yardım isteyen kimse, daima kurtuluşuna sebep olacak esbablara (sebeplere) sarılır.
http://www.tevbe.org/forum/images/smilies/allah.gif'u Zülcelal'in rızasına giden cennet yolunun üzerinde, kalbin temizlenip tedavi edilmesi çok büyük bir aşamadır. İnsan bu aşamada bütün eksiklerini gidermek ve yaralarını tedavi etmek için çaba göstermelidir.
Zaten Saadat'ı Kiramın da en fazla kalbin temizlenmesinin üzerinde durmalarının sebebi, kalbin http://www.tevbe.org/forum/images/smilies/allah.gif'u Zülcelal'e giden yolda çok önemli bir vasıta olmasından dolayıdır.
Çünkü yukarıda da geçtiği gibi Peygamber Efendimiz (s.a.v) Hadis-i Şeriflerinde;
"İnsanın vücudunda bir et parçası vardır o ıslah oldumu, bütün vücud ıslah olur. O fesada uğradımı bütün vücud fesada uğrar" buyurmuştur.
Kalbin temizlenip tedavi edilmesinin en büyük ilacı, onu en iyi temizleyen şey http://www.tevbe.org/forum/images/smilies/allah.gif'u Zülcelal'in zikridir. http://www.tevbe.org/forum/images/smilies/allah.gif'u Zülcelal'in zikriyle parlayan kalb de, cennetin yolunda koşar adımlarla yürür. Onun için Saadatı Kiramlar en fazla kalbin üzerinde, http://www.tevbe.org/forum/images/smilies/allah.gif'u Zülcelal'in zikrinin yapılmasının üzerinde durmuşlardır.
Nitekim http://www.tevbe.org/forum/images/smilies/allah.gif'u Zülcelalde Ayet-i Kerimede,
"Onu temizlikle parlatan gerçekten felah bulmuştur." (Şems 9) buyurmuştur.
Ne mutlu kalbini temizleyip onu http://www.tevbe.org/forum/images/smilies/allah.gif'u Zülcelal'in rahmetiyle dolduranlara!
KALBİN ASKERLERİ
Kalbin gözle görülen ve gözle görünmeyen iki askeri vardır. Kalb hükümdar, askerleri ise onun hizmetçisi ve yardımcısıdırlar.
Kalbin gözle görülen askerleri el, ayak, göz, kulak gibi vücut âzâlarıdır. Bu azaların hepsi kalbin emrinde ve hizmetindedirler. Kalp, bu âzâların üzerinde istediği gibi tasarrufta bulunur ve istediği şekilde yönlendirir. Zaten bütün bu âzâlar, yaratılış fıtratları gereği kalbe itaat etmeye mecburdurlar. Kalbe asla muhalefet ve isyan etmezler.
Örneğin kalp, göze açılmasını, ayağa adım atmasını, dile konuşmasını emrettiği zaman, bu azalar asla kalbe karşı gelemezler. Vücuttaki bütün azalar böyledir.
Azaların ve heveslerin kalbin emrinde olmaları, bir yönden meleklerin http://www.tevbe.org/forum/images/smilies/allah.gif'u Zülcelal'in emrinde olmalarına da benzer. Çünkü melekler de http://www.tevbe.org/forum/images/smilies/allah.gif'u Zülcelal'e ibadetle bağlı olup, O'na muhalefet etmeye muktedir değildirler.
Kalp http://www.tevbe.org/forum/images/smilies/allah.gif'u Zülcelal'e ulaşmak için yaratılmıştır ve yolculuğu O'nadır. Bir kimse zahiri olan vücudun arzu ve isteklerinden ve dünyadan geçmediği sürece http://www.tevbe.org/forum/images/smilies/allah.gif'u Zülcelal'e ulaşamaz. Dünya, ahiretin tarlası, bir konaklama yeridir. Zira enginlerden geçmeden yükseklere çıkılmaz.
Ka'bül Ahbar demiştir ki;
"Hz. Aişe (r.anha)'nin ziyareti gitmiştim. Dedim ki;
'Göz insana yol gösterir; kulak gelecek tehlikeleri duyurur; dil tercümanlık yapar; eller kanat vazifesi görür; ayaklar posta hizmetlerini yerine getirirler. Kalp ise hükümdardır. Hükümdar huzurlu olursa, emrinde bulunanlarda huzur içinde olur" Beni dinleyen Hz. Aişe (R.anha);
"Peygamber Efendimiz (s.a.v)'in böyle söylediğini işittim" buyurdu.
İşte buraya kadar anlattıklarımıza bakarak, insan http://www.tevbe.org/forum/images/smilies/allah.gif'u Zülcelal'in kendisine vermiş olduğu bu âzâları, O'nun yolunda kullanırsa saadete kavuşur. Aksi takdirde nefsinin arzu ve istekleri için kullanırsa perişan olur.
KALBİN VASIFLARI
İnsan, dört unsurun birleşmesinden meydana gelmiştir. Bu vasıflar, yırtıcılık, hayvaniyet, şeytaniyet ve rabbaniyettir. Hiddetine mağlup olduğu zaman, aynı yırtıcı hayvanlar gibi olur ve etrafındakilere saldırır. Şehvetine mağlup olduğu zaman, boğazının ve şehvetinin esiri olur. Şeytaniyet vasfı ile de, aklını kötü yollarda kullanır, aldatma ve hile yollarına başvurur ve kötülüğü iyilik gibi göstermeye çalışır.
Bunlara bakarak, herkes kendi halini düşünmelidir. Eğer halini iyice düşünür ve muhasebesini yaparsa, daima nefsinin şehvetlerinin peşinde koştuğunu hemen meydana çıkarabilir.
İnsan, şu üç şeye itaat ederse ve onun peşinden giderse, kalbinde bir takım kötü vasıflar meydana gelir ve bu kötülükler ahlak olur. Sonuçta da kalbini karartır ve öldürür.
Birincisi; şehvetlerine itaat ederse, utanmazlık, kötü ahlak, hırs ve tamah, zillet, çekememezlik, riya ve boş işlerle meşgul olur.
İkincisi; Gazaba itaat ederse, saldırganlık, mihnet, kibir ve ucub, kızmak, zulüm meydana gelir.
Üçüncüsü; Şehvet ve gazaba itaat etmekle aslında http://www.tevbe.org/forum/images/smilies/allah.gif'u Zülcelal'in emir ve nehiylerinden ayrılıp şeytana itaat edilmiş olduğu için, bundan da aldatma, hile, gibi kötü hastalıklar meydana gelir.
Şayet insan bunun aksine davranarak gazab, şehvet ve şeytanı, Rabbani bir sıfat olan aklın idaresi altına alırsa ilim, hikmet, yakîn, eşyanın hakikatini idrak etme gibi hasletler kalbine yerleşir. Hz. Peygamber (s.a.v) bir Hadis-i Şeriflerinde;
"http://www.tevbe.org/forum/images/smilies/allah.gif'u Zülcelal bir kuluna hayır murad ettiği zaman, ona kalbinden bir vaiz gönderir." buyurmuştur. (Deylemi)
Her kimin kalbinde muhasebesini yapan bir vaiz bulunursa, http://www.tevbe.org/forum/images/smilies/allah.gif'u Zülcelal'in o kimsenin üzerinde bir muhafızı bulunur. İşte http://www.tevbe.org/forum/images/smilies/allah.gif'u Zülcelal'in zikrinin yerleştiği kalpde bu kalpdir. Çünkü http://www.tevbe.org/forum/images/smilies/allah.gif'u Zülcelal bir Ayet-i Kerimede;
"İyi bilin ki, kalbler ancak http://www.tevbe.org/forum/images/smilies/allah.gif'ı zikretmekle mutmain olur." (Rad; 2 buyurmuştur.
Kötü huylar, birer leke gibidir. Kalbin üzerine konan her siyah leke, zamanla kalbin üzerini kaplar ve kapkara bir hale getirir. http://www.tevbe.org/forum/images/smilies/allah.gif'u Zülcelal bunların hakkında;
"Hayır, doğrusu onların kazandıkları günahları kalplerini paslandırıp körleştirmiştir" (Mutaffifin; 14) buyurmuştur.
Hakikatende paslanıp kör bir hale gelen kalp, http://www.tevbe.org/forum/images/smilies/allah.gif'u Zülcelal'in nurunu alamaz. İnsanın kalbini paslandırıp kör bir hale getiren siyah lekeler, günahlardır.
Onun için insan bir günah işlediği zaman, hemen bu günah neticesinde kalbinin üzerine konan siyah lekeyi, tövbe ile yıkayıp temizlemelidir. Eğer tövbe ile kendisini temizlemeyip, http://www.tevbe.org/forum/images/smilies/allah.gif'u Zülcelal'in huzuruna, o siyah lekelerle kaplı kalple çıkarsa sonu perişan olur.
http://www.tevbe.org/forum/images/smilies/allah.gif'u Zülcelal başka bir Ayet-i Kerimede de şöyle buyurmuştur;
"Eğer dileseydik onların da günahlarını başlarına çarpardık. Fakat kalblerini mühürleriz, onlar hakkı işitmezler." (Araf;100)
Bu halden kurtulmanın çaresi, işlenen günahlardan dolayı tövbe etmek ve http://www.tevbe.org/forum/images/smilies/allah.gif'u Zülcelal'in emir ve nehiylerine sarılmaktır. Nitekim http://www.tevbe.org/forum/images/smilies/allah.gif'u Zülcelal;
"http://www.tevbe.org/forum/images/smilies/allah.gif'tan korkun ve (O'nun) takvasında bulunun. Çünkü http://www.tevbe.org/forum/images/smilies/allah.gif günahkarlar topluluğunu doğru yola çıkarmaz" (Maide; 108) buyurmuştur.
Şehvetlerinin peşinden gitmeyi bırakıp http://www.tevbe.org/forum/images/smilies/allah.gif'u Zülcelal'in taat ve ibadetine sarılan kimsenin kalbi nurlanır ve parlar. Her kimde günahların içine dalarsa kalbi kararır. Bir kimse yaptığı bir günahın arkasından, hemen günahın pasını silecek bir amel-i salih yapması lâzımdır. Peygamber Efendimiz (s.a.v) bir Hadis-i Şeriflerinde şöyle buyurmuştur; Kalp dörde ayrılır;
Birincisi; Temiz kalpdir. Orada parlayan bir nur vardır. Bu, mü'minin kalbidir.
İkincisi; Kararmış ve ters döndürülmüş kalpdir. Buda, kâfirin kalbidir.
Üçüncüsü; Kılıflara konulmuş ve ağzı bağlanmış kalpdir. Bu da münafığın kalbidir.
Dördüncüsü ise; Terkedilmiş ve irad edilmiş kalbdir. Bu kalpde iman da vardır, nifakta vardır."
Bu kalpde iman, temiz suyun çoğalttığı yeşillik gibidir. Nifak ise irin ve cerahetin arttığı yara gibidir. Hangisi galipse, onunla hükmolunur." (Ahmed ve Taberani, Ebu Said el-Hudri'den rivayet etmişlerdir.)
Kalbin parlaklığı ve görmesi ancak zikir ile bu da ancak takva ile mümkündür. Takva zikrin kapısıdır; zikir keşfin kapısıdır; keşifte http://www.tevbe.org/forum/images/smilies/allah.gif'u Zülcelal'e ulaşan çok büyük bir kurtuluş kapısıdır.
İnsanların manevi olarak üzerlerine gelen şeylerin Rahmâni, şeytâni veya nefsâni olup olmadığının anlaşılmasının yolu:
Eğer kalbe gelen şeyler hayra sebep olur, bu sayede de insanın kalbinde http://www.tevbe.org/forum/images/smilies/allah.gif'u Zülcelal'e karşı bir aşk ve muhabbetle yönelme meydana gelir ve ibadetlere karşı bir muhabbet duyulursa, kalbe gelen bu hataranın Rahmani ve meleki olduğu anlaşılır.
Bu hataranın Rahmani olup olmadığını anlamanın diğer bir anlama şekli de şöyledir:
Kalbe gelen hatara, insana http://www.tevbe.org/forum/images/smilies/allah.gif'u Zülcelal'in farzlarına karşı bir muhabbet verir ve kalpten http://www.tevbe.org/forum/images/smilies/allah.gif'u Zülcelal'in muhabbeti dışındaki bütün herşeyi çıkarırsa, bu hataranın da Rahmani olduğu anlaşılır.
Bazı hataralar da, insanda Hz. Peygamber (s.a.v)'in sünnetlerine ve diğer nafilelere karşı bir yakınlık ve muhabbete ve http://www.tevbe.org/forum/images/smilies/allah.gif'u Zülcelal'in razı olacağı ahlaklarla ahlaklanmaya sebep olursa, bu hataraların da meleki ve ruhani olduğu anlaşılır.
İnsanı mübah (helal) olan bütün amel ve ahvallere şehvetlerin üzerinden götüren hataraların da nefsani hataralar olduğu anlaşılır.
Nefsi emmarenin yardımı ile insanı münker olan kötü ahlak ve amellerin üzerine götüren, http://www.tevbe.org/forum/images/smilies/allah.gif'u Zülcelal'in emir ve nehiylerine karşı tembellik ve önemsememezlik haline sokan hataraların da şeytani hataralar olduğu anlaşılır.