PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Ali Haydar Efendi K.S. 5



MAHMUDHOCA
11.03.2007, 14:07
Ali Haydar Efendi, fakr-u zaruret içinde, yurdundan ırak yerlerde her türlü zorluğa göğüs gerdi. Biliyordu ki tahsil hayatında karşılaştığı bu tür sıkıntılar neredeyse bütün fakihlerin kaderiydi. İmam Malik’ten, İmam Şafi’ye ulu hocalar hep aynı ızdırabı yaşamıştı. Okuyabilmek için hiç yüksünmeden, hanlarını, hanümanlarını satanlar vardı. Hatta İmam Malik fakirlikten o kadar muzdarip olmuştu ki; ilme devam edebilmek için, evinin tavan tahtalarını söküp satmak zorunda kalmıştı.
Ali Haydar Efendi, vatanından ırak yerlerde Allah Azze ve Celle’den başka kimsesi olmayan bir yetim çocuktu. Ne hanı ne de hanümanı vardı satacak. Bu yüzden azmini, sabrıyla katık yapıp, sıkıntıların üstesinden gelmeye çalıştı.
İslam Ruhunu, sağnak sağnak yağan küfür necaseti altında, muhafaza edip sonraki nesillere lekesiz ve defosuz bir şekilde taşımayı başaran “Veli”ye ana gibi yar oldu Erzurum.
Ustalık Devresi ve İstanbul
Tahsil hayatının çıraklık devresini; Ahıska’da, kalfalık devresini; Erzurum’da yapan Ali Haydar Efendi ustalık devresi için İstanbul’a revan oldu.
İstanbul’da ilk olarak, devrin en ciddi eğitim kurumu; Fatih Medresesi’ne kaydoldu. Buradaki tahsilini ikmal edince, zamanın alim-i şehir-i Çarşambalı Ahmet Hamdi Efendi’nin derslerine iştirak etti. 1906’da Ahmet Hamdi Efendi’den umumi icazetname aldı. Ardından da Medresetu’l-Kudat’a devam etti.