MAHMUDHOCA
11.03.2007, 14:11
Ali Haydar Efendi, İstanbul’da bir taraftan okuyor diğer taraftan ise okutuyordu. Fakat Medresetu’l-Kudat’ta ki tahsilini ikmal ettikten sonra bütün mesaisini ders vermeye ayırdı.
İlmiye Salnamesi’ndeki kayıtlara göre Ali Haydar Efendi Hazretlerinin müderrislik serüveni şöyledir; İlk olarak 1325 yılında Sadi Bey Medresesi üçüncü müderrisliği görevine getirildi. Ardından sırasıyla: Dar’ul Hılafet-i Aliyye Medresesi kısm-i âli fıkıh müderrisliği, Fetvahane Musevvitliği, Hey’et-i İftaiyye reisliği, Sahn Medresesi müderrisliği görevlerinde bulundu. 1334 tarihinden 1337 tarihine kadar ve bilahare 1340-1341 senelerinde de “huzur derslerine” “muhatap” ve “baş muhatap” olarak iştirak etti. -Ali Haydar Efendi’nin bulunduğu görevlerde bila fasıla terfi etmesi malik olduğu ilmi kudretin en önemli nişanesidir.-
İstanbul’un Ak Sarıklı Ulu Hocası
Molla Şerif’in yetimi Ali Haydar Efendi, Doğuyla Batının hesaplaştığı şehirde, doğu adına konuşan ve sesi en yüksek tizden gelen ak sarıklı bir ulu hocadır artık. Dersleri ve vaazları büyük ilgi görmektedir. Dinleyenler: “Bir de şu sufi karşıtlığı olmasa”, diye temennide bulunmaktadır. Çünkü İlmin zirvesindeki bu adam henüz aşk ocağının dışında ve aşk ocağına mesafeli durmaktadır. Fakat zaman, hızla onu aşk ocağında yanmaya, yanıp da kemale varmaya taşımaktadır.
Aşk Ocağı ya da Bandırma
“Te’lif-i Mesail Heyeti” reisliğine atandığı, yani ilmi birikiminin çağın hukuki problemlerini çözmeye malik olduğu kanaatinin “Meşihat-ı İslamiyye” tarafından tasdik edildiği yıllar… Yer: Bandırma… Mübarek Ramazan ayı…
Şehirde şu muhtevada bir haber yayılır: ”İstanbul ulemasından Dersim Ali Haydar Efendi Merkez Camii’nde akşam namazını müteakip vaaz edecek.” Haberi alanlar, hınca hınç camiyi doldurmuş ve sabırsızlıkla Ali Haydar Efendi’nin gelişini beklemektedir.
İlmiye Salnamesi’ndeki kayıtlara göre Ali Haydar Efendi Hazretlerinin müderrislik serüveni şöyledir; İlk olarak 1325 yılında Sadi Bey Medresesi üçüncü müderrisliği görevine getirildi. Ardından sırasıyla: Dar’ul Hılafet-i Aliyye Medresesi kısm-i âli fıkıh müderrisliği, Fetvahane Musevvitliği, Hey’et-i İftaiyye reisliği, Sahn Medresesi müderrisliği görevlerinde bulundu. 1334 tarihinden 1337 tarihine kadar ve bilahare 1340-1341 senelerinde de “huzur derslerine” “muhatap” ve “baş muhatap” olarak iştirak etti. -Ali Haydar Efendi’nin bulunduğu görevlerde bila fasıla terfi etmesi malik olduğu ilmi kudretin en önemli nişanesidir.-
İstanbul’un Ak Sarıklı Ulu Hocası
Molla Şerif’in yetimi Ali Haydar Efendi, Doğuyla Batının hesaplaştığı şehirde, doğu adına konuşan ve sesi en yüksek tizden gelen ak sarıklı bir ulu hocadır artık. Dersleri ve vaazları büyük ilgi görmektedir. Dinleyenler: “Bir de şu sufi karşıtlığı olmasa”, diye temennide bulunmaktadır. Çünkü İlmin zirvesindeki bu adam henüz aşk ocağının dışında ve aşk ocağına mesafeli durmaktadır. Fakat zaman, hızla onu aşk ocağında yanmaya, yanıp da kemale varmaya taşımaktadır.
Aşk Ocağı ya da Bandırma
“Te’lif-i Mesail Heyeti” reisliğine atandığı, yani ilmi birikiminin çağın hukuki problemlerini çözmeye malik olduğu kanaatinin “Meşihat-ı İslamiyye” tarafından tasdik edildiği yıllar… Yer: Bandırma… Mübarek Ramazan ayı…
Şehirde şu muhtevada bir haber yayılır: ”İstanbul ulemasından Dersim Ali Haydar Efendi Merkez Camii’nde akşam namazını müteakip vaaz edecek.” Haberi alanlar, hınca hınç camiyi doldurmuş ve sabırsızlıkla Ali Haydar Efendi’nin gelişini beklemektedir.