PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : İSLAM'DA TİCARET



FETİHMESCİDİM
26.10.2008, 22:57
Soru: Ticaretle meşgul olanlara neler tavsiye edersiniz?
Cevab: Bismillâhirrahmânirrahîm.
Yemek, içmek ve barınmak bütün canlıların ihtiyacıdır. ALLAH Teâlâ beşeri ihtiyaçlarını temin etmesi için insana izin vermiş ve bunu iki şarta bağlamıştır.
1- ALLAH'ın hükmüne riayet etmek.
2- Resûlullah (S.A.V.) Efendimizin gösterdiği tertibe riayet etmek.
Bu iki şarta riayet etmek kaydıyla yemek, içmek, giyinmek, evlenmek, ev yapmak, ticaret yapmak, iş kurmak v.s. izin verilmiştir.
Hayvanlar bu hususlara riayet etmekle mükellef kılınmamıştır. Mesela bir kedi nerede süt bulursa içer, bu bir gasp sayılmaz. Nerede fare bulursa yer, bu bir zulüm sayılmaz. Def-i hacetini nerede isterse yapar, bu yüzden hayâsızlıkla ve edepsizlikle itham edilmez.
İnsan yukarıda belirtilen iki şarta; ALLAH'ın hükmüne, Resûlullah (S.A.V.) Efendimizin tertibine riayet etmeden bütün gücünü para kazanmaya, yemeye ve tüketmeye sarf ederse, dine ve ahlaka önem vermezse, o zaman canavarlar gibi birbirleriyle dalaşır, birbirinin iffetini kirletir, birbirinin kanını akıtır ve birbirinin malını gasp eder. Neticede değersiz bir varlık durumuna düşer. Halbuki ALLAH Teâlâ insanı en güzel şekilde yaratmış ve en üstün kılmıştır. Hatta melekleri dahi ona secde ettirmiştir. Sözde çağdaş dünyamızın bugünkü nizamı menfaat ve almak temeli üzerine kurulmuştur. Dolayısıyla soymak, gasp etmek, aldatmak, hile yapmak, hıyanet etmek ve faiz yemek bir alışkanlık haline gelmiştir. İslam dini dünyaya güzel ahlak ve doğru muamele ile yayılmıştır.
Kalelerin kalın duvarları bu güzelliklerin insanların kalbine girmesini engelleyememiştir. Kalelerden önce kalpler fethedilmiştir. Güzel ahlak, doğru muamele ve dürüstlüğün sergileneceği yerler sadece cami ile sınırlı kalmamış pazarlar, çarşılar, evler, mektepler, daireler, hastaneler, yollar, parklar, kısacası İslam dini her yerde güzel ahlakı öncelikle sunmuştur. İşte bugün bütün dünya bizim bu temiz ve dürüst muamelemizi görmek istemektedir. Dünyanın kadınları ve erkekleri sıkıntı ve bunalım içerisindedir. Perişanlık içinde kıvranmakta ve bir kurtuluş yolu aramaktadırlar. Aradıkları yol kâinatı yoktan var eden ALLAH'ın sevgili Resûlü (S.A.V.) Efendimizin yoludur.
O halde kardeşlerim!
Su sizin yanınızda, ancak dünya susuzluktan ölmektedir. İlaç sizin yanınızda ancak dünya hastalıktan kıvranmakladır. Öyleyse artık kitapların yaprakları arasındaki İslam'ı kendi hayatınıza nakşediniz ki, bütün dünya sizdeki mutlu hayatı görsün.
Biz sevgili Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimizin öğrettiği saadet dolu hayat tarzını önce kendi hayatımıza getirirsek ticaretimiz, alışverişimiz, komşuluk ve insanlık muamelerimiz-deki tertemiz ve sevgi dolu hayatımızı görecek olan islam dışı kişiler dahi bu pırıl pırıl hayatı elden ele kapışacaklardır.
Şimdi helal kazanç yollarının Rabbimizin rızasına uygun, ALLAH Teâlâ ve Resûlullah (S.A.V.) Efendimizin emir ve tavsiyeleri doğrultusunda ibadetlerimizi ve çevremizi koruma yollarıyla ilgili bilgileri sunacağız. ALLAH Teâlâ şöyle buyuruyor:

"Muhakkak sizi yeryüzüne yerleştirdik ve sizin için orada birçok geçim imkanları hazırladık, siz pek az şükrediyorsunuz."[1] (http://www.istikamet.eu/newthread.php?do=newthread&f=164#_ftn1)

" Birtakım insanlar ki, ne ticaret, ne de alışveriş onları ALLAH'ı anmaktan, namazı dost doğru kılmaktan ve zekat vermekten alı koymaz"[2] (http://www.istikamet.eu/newthread.php?do=newthread&f=164#_ftn2)
Muaz b. Cebel (R.A) den rivayete göre Peygamber (S.A.V) efendimiz şöyle buyurdular:
ان أطيب الكسب كسب التجار الذي اذا حدثوا لم يكذبوا واذا ائتمنوا لم يخونوا واذا وعدوا لم يخلفوا واذا اشتروا لم يذموا واذا باعوا لم يطروا واذا كان عليهم لم يمطلوا واذا كان لهم لم يعسروا
“Kazancın en temiz ve helali şu tüccarların kazancıdır ki:
1-Konuştukları zaman yalan söylemezler.
2-Emanet edildikleri zaman hıyanet etmezler.
3-Vaad ettikleri zaman vaadlerinden dönmezler.
4-Satın aldıkları zaman aldıkları malları kötülemezler.
5-Sattıkları zaman sattıkları malları övmezler.
6-Borçları olduğu zaman ödemeyi geciktirmezler.
7- Alacakları olduğu zaman borçluyu güç durumda bırakmazlar.”[3] (http://www.istikamet.eu/newthread.php?do=newthread&f=164#_ftn3)
• Rızkın ondan dokuzu ticarettir. (İbrahim el’Harbi)
• ALLAHü Teâlâ çalışan ve bir meslek edinen kulunu dost edinir.(Beyhaki)
• Helal mal kazanmak her müslüman üzerine vaciptir.(Taberani)
• Kazancı temiz olan kimseye müjdeler olsun. (Taberani)
• Kim işinden dolayı yorgun olarak akşamlarsa, günahları bağışlanmış olarak akşamlamış olur. (Taberani)
• Doğru sözlü işinde güvenilir olan tacir, kıyamet günü Peygamberler, Sıddıklar, (Veliler) ve Şehitlerele beraber olacaktır.(Tirmizi)
• Kişi eliyle kazandığından daha güzel birşey kazanmamıştır. Kişinin ailesine, çocuklarına ve işçilerine harcadığı mal sadakadır. (İbn-i Mace)
• Helal mal kazanmak ALLAH'ın farz ettiği ibadetleri yerine getirdikten sonra farzdır (yani, ibadet yapmadan çalışmakta ibadettir demek doğru değildir.) (Taberani- Beyhaki)
• Bir şeyi satarken satın alırken ve borcunu talep ederken yumuşak davranan ve kolaylık sağlayan kimseye ALLAH rahmet etsin. (Buhari)
• Mal satarken yemin etmekten sakınınız. Çünkü yemin malın revacını artırır.(mala karşı itibar artar)Fakat bereketini götürür.(Buhari)
• Siz ALLAH'a hakkıyla tevekkül etseniz, elbette sizi kuşları rızıklandırdığı gibi rızıklandırırdı. Onlar sabah aç olarak giderler, akşam tok olarak dönerler.(Tirmizi, İbn-i Mace)
• Ben bir ayet biliyorum ki, insanlar onunla amel etseler, onlara yeter. O ayet şudur."Kimde ALLAH 'tan korkarsa ALLAH ona çıkış yolu ihsan eder ve ona ummadığı bir yerden rızık verir." (İbn-i Mace, Darimi, Mişkat)
Son olarak ifade edeceğimiz şudur ki; ALLAH Teâlâ cümlemize hayırlı bereketli uzun ömürle beraber Rabbimizin rızası doğrultusunda ameller, işler cümlemize nasip eylesin ve helalinden bol bol rızıklandırsın, haramlardan korusun. AMİN

[1] (http://www.istikamet.eu/newthread.php?do=newthread&f=164#_ftnref1) Araf sûresi:10

[2] (http://www.istikamet.eu/newthread.php?do=newthread&f=164#_ftnref2) Nûr sûresi:37

[3] (http://www.istikamet.eu/newthread.php?do=newthread&f=164#_ftnref3) Beyhaki, Şuabul-İman: 4/221