PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : MİSAFİR BİR YÜK DEĞİL, BEREKETTİR



FETİHMESCİDİM
18.11.2008, 21:58
Soru : Bir bayramı geride bıraktık. Gerek gittiğimiz ve gerekse kabul ettiğimiz misafirliklerde bazı sıkıntılar ortaya çıktı. Misafirlikle ilgili adet ve görgü kuralları ile dinen dikkat etmemiz gereken hususlardan bahsedebilir misiniz?
Cevap: Bismillahirrahmanirrahim
Ramazan ve Kurban gibi uzun tatili olan dinî bayramlar, bizlere uzaklarda yaşayan akraba ve arkadaşları ziyaret etme, birkaç gün misafir olma imkânı verir. Geleneklerimizde evlerimize misafir kabul etmenin ve yabancı bir eve misafir olarak gitmenin çok ince âdetleri ve görgü kuralları vardır.
Özellikle, ev sahibinin misafirini en iyi şekilde ağırlaması, misafirin de ev sahibini mümkün olduğunca rahatsız etmemesi çok önemlidir. Misafirin ev sahibine yük olmaması, hakkını helal ettirerek ayrılması ve tekrar bir araya gelebilmek üzere içinde istek uyandırabilmesi en güzel olanı. Gittiğiniz yerde ev sahibine yük değil de bereket vesilesi olmanız için yapılan tavsiyelerden bazıları şöyle:
* Gideceğiniz yere mutlaka önceden haber vererek gidin.
* Sadece ev sahibi değil, misafir de giyimine dikkat etmeli.
* Eliniz boş gitmeyin. Meyve, tatlı, çiçek ya da hediyelik eşya alabilirsiniz.
* Ev sahibinin gösterdiği mekânda ve eşyada oturun.
* Eğer yanınızda çocuğunuz varsa, davranışlarına dikkat edin. Eşyaları kırıp dökmesine izin vermeyin. Orada azarlamak yerine gitmeden önce nasıl davranması gerektiğini tembihleyin. Mümkünse yanınızda tutun.
* Ev sahibine sizin için yaptığı hazırlıklarda yardımcı olun.
* Kalabalık olarak gidiyorsanız ikramlara yardımcı olması için siz de bir şeyler hazırlayın ya da hazır alıp götürün.
* Ev sahibinin eşyalarını karıştırmayın.
* Odalarına izinsiz girmeyin.
*Tuvaleti ve banyoyu kullandığınızda temiz olarak bırakın.
* Sigara kullanıyorsanız izin almadan ev içinde içmeyin.
* Ayrılırken iyi temennilerde bulunun.

Misafir rızkıyla gelir
Misafir kabul edecek olan ev sahiplerinin de bazı inceliklere dikkat etmesi gerekiyor elbette. Öncelikle misafirinizi güler yüzle karşılayıp elinizden geldiğince rahat ettirmeye çalışın.
İyi ağırlamak için telaşlanmanıza gerek yok, zira misafir rızkıyla gelir. Kendisi getirmese de evinizdeki yiyecekler bereketlenir. Bir daha gelmek için misafirin içinde istek uyandırabilmesi için ev sahibine de bazı tavsiyelerimiz var:
* Misafiri güler yüzle karşılayıp, oturacakları yere buyur edin.
* Bir müddet misafirleri yalnız bırakın ki ihtiyaçlarını rahatlıkla karşılayabilsinler.
* Misafirle hal-hatır konuşmasını yaptıktan sonra aç olup olmadığını sorun, çeşitli ikramlarda bulunun ya da yemek verin. Zira aceleciliğin sünnet olduğu beş davranıştan biri de misafire yemek sunmaktaki aceleciliktir.
*Yemek sırasında misafirinizi takip edin. İsteyemeyeceği şeyleri fark edip söylemesine gerek kalmadan verin.
* Kalabalık bir misafir grubunu ağırlıyorsanız rahat oturulabilmesi için çocuklara oyuncak verin; hatta mümkünse onlara ayrı bir oda ayarlayın.
* Çocukların kırıp dökebileceği şeyleri ortadan kaldırın ki, kaza olursa misafiriniz mahcup olmasın.
* Çocuklara ayrı tabaklarda ikram yapın.
*Misafirinizi uğurlarken de aynen karşıladığınız gibi güler yüzle ve samimi bir edayla uğurlayın.
Mutlaka misafirliklerde mahrem-namahrem konularına özen gösterelim. Hassasiyetimizi nazikçe ifade ederken asla helal ve haramlardan taviz vermeyelim.

ÇARE
18.11.2008, 22:04
yine çok faydalı bir konu:-046

ARAL
18.11.2008, 22:15
Allah'a ve ahiret gününe iman eden kimse, komşusuna eziyet etmesin. Allah'a ve ahiret gününe iman eden misafirine ikramda bulunsun. Allah'a ve ahiret gününe iman eden kimse, ya hayır söylesin veya sussun.



Buhârî, Edeb, 31, 85; Müslim, İman, 74, 75.


paylaşım için rabbim razı olsun kardeşim

Hakka_Sevdalı
18.11.2008, 22:25
RABBİM DAİM RAZI OLSUN KARDEŞİM

MİSAFİR BEREKETTİR NİĞMETTİR

ALLAH YOKLUKLARINI GOSTERMESIN

ARAL
08.10.2010, 00:16
güncelleme

Akustik
08.10.2010, 00:36
İlmin kapısı, Fatımatu'l Zehra'nın biricik eşi, Hasan-Hüseyin'in yegane babası, Efendimiz'in (sav) damadı ve ALLah'u zülcelal'i vel'ikram'ın arslanı,

Hz. Ali (r.a.) bir gün üzgün üzgün durunca, etraftakiler onu görüp; “Ya Ali, üzüntünün sebebi nedir?” diye sorarlar.

ALLah'ın arslanı'da şöyle buyurur: "Bir haftadır bana misafir gelmedi de, üzüntüm bundandır."




O zaman düşünmek gerek, misafirin bereketiyle gelip dua ile gittiğini...

Abdullah bin Revâha
08.10.2010, 00:50
Hz. İbrahim Halilullah misafiri çok severdi. Hattâ bir defasında misafirsiz yemek yemeyeceğim diye nezretmişti. Evinde her zaman misafir bulundurur, misafir gelmezse kendisi arar bulur, yine misafirle yemek yerdi. Hikmeti ilâhî bir defa öyle oldu ki, tam bir ay misafir gelmedi.

Hz. İbrahim de misafirsiz yemek yemeyeceğine dair nezrettikleri için, bir ay yemek yemedi. Bir ay sonra da misafir gelmeyince, kendisi aramaya çıktı. «Acaba benim gibi misafire itibar eden bir kimse daha var mıdır?» diye düşünerek gidiyordu. Bir misafir bulmak için hayli yol katettikten sonra bir de baktı ki, oralarda bir adam daha gezmekte. Ona:

Ne arıyorsun buralarda? diye sordu. O zat:
Misafirsiz yemek yemeyeceğim diye nezrettim, üç aydan beri bir misafir gelmedi, misafir aramaya çıktım. Şimdi Allah seni gönderdi. Buyurun eve gidip yemek yiyelim, diyerek Halilürrahman'ı evine davet etti.

Hazreti ibrahim hayrete düşmüştü. Kendisi bir aydır açtı ama, o zat, üç aydan bu yana bir şey yememişti. Eve gittiler, Allah ne verdi ise yediler, sohbet ettiler, ibadet ettiler, ayrılma zamanı geldiğinde o zat-ı şerif bir odanın kapısını açarak: «Bu içerdeki kıymetli şeylerden ne beğenirsen al!» dediğinde, Hazreti ibrahim:

Bana dua eyle, dedi.

Fakat o, çok zamandan beri dua etmediğini ve Allah'a dua etmeye de artık dilinin varmadığını söyleyerek, kendisini mazur görmesini diledi.

Hazreti İbrahim:

Niçin duayı terkettiniz? diye sordu. O:

Senelerdir Allah'tan bir isteğim var, Allah o isteğimi yerine getirmedi. Ben de demek ki benim duam kabule şayan değil ki, Cenab-ı-Allah kabul etmiyor diye bir daha dua edemiyorum, dedi.

Hz. İbrahim isteğinin ne olduğunu sorduğunda o mübarek zat:

Allah'ın Resûlü Halilürrahman, dünyada benim zamanımda yaşıyormuş. Fakat bu zamana kadar onu görmek nasip olmadı. Allah'dan, O'nu bana göstermesini istedim, O da kabul edilmedi, dediğinde Hazreti İbrahim:

Ey Allah'ın aşık, sadık kulu: Müjdeler olsun sana, Allah senin duanı kabul etti. İşte ben, Halilullah İbrahim nebiyim. Cenab-ı Allah, bu güzel ahlâkından dolayı, beni senin evine misafir etti. Ben de bir aydan beri misafirsiz yemek yemeyeceğim diye aç gezdim ve bir misafir aramak kasdıyla yola çıkmıştım. Demek senin duan kabul olunduğu için Allah beni ta buralara kadar getirip seninle görüştürdü, buyurdu.

Cenab-ı Allah misafire olan hürmetinden dolayı, onun evine Peygamberini göndererek memnun etmişti.