PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : MÜZİKLİ İLAHİLER



vefa
20.11.2008, 15:15
s.a MÜZİK ALETİ KULLANARAK İCRA EDİLEN İLAHİLERİ DİNLEMEK HELALMİDİR HARAMMIDIR

İSLAM ALİMLERİNDEN VE SAHABE EFENDİLERİMİZDEN MÜZİK ALETİ KULLANANLAR VARMI?

mustmust
30.11.2008, 23:27
Ve aleykumselam, bende bu konuyu çok merak ediyorum, buraya yazdığın için Allah razı olsun, Müzik aletlerinin şeytanın işi olduğundan bahsedilmekte hocalarımız tarafından, ve fakat müzik aletleriyle eğlenme amaclı değil ama ilahi, islami şiirler vs gibi şeylere -arka fon yapılmakta, sadece vurmalı bir çalgı ile sade erkek sesiyle soylenen ilahilerin yanı sıra, bir çok enstruman ile yapılanları da mevcut, içeriğine bakıcak olursak, Rasulullaha çok güzel övgüler, bizleri motive edici sözler mevcut, Aynı soruna katılarak bunları eklıyorum, ve ayrca, Hz. Mevlananın ney ile ilgili kıssaları bilinmekte, ney tasavvuf müziğinde kullanılmakta... İhvan bir hocamız tarafından bu konuya cevap yazılırsa çok memnun oluruz. Allah Razı olsun.. Allah İlminizi Daim etsin...

Selam ve dua ile...

ebu hanife
01.12.2008, 00:15
def'te bir müzik aletidir.

"Nikâhı ilân edin. Onu mescidlerde kıyın ve onun üzerine defler çalınız." (Tirmizî, Nikah, 6).

Hz. Âişe, Es'ad b. Zürâre (ö. 1/622)'nin yetim kalmış kızı Fâriga'yı himayesine alıp büyütmüştü. Büyüdüğünde onu Ensar'dan Nebît b. Câbir ile evlendirdi. Gelini, koca evine götürenler arasında bulunan Hz. Âişe şöyle der: "Döndüğümüzde Rasûlullah (s.a.s.) bize şöyle dedi: Ya Âişe damad* evine gidince neler konuştunuz? Âişe dedi: Selam verdik ve evliliğin hayırlı olmasını diledik. Allah Rasûlü buyurdu: Ya Âişe, sizin çalgınız yok mu? Ensar, çalgıdan cidden hoşlanır." Başka bir rivâyette:
"Def çalacak, şarkı söyleyecek bir câriye gönderdiniz mi?" buyurdu. Hz. Âişe, "Ey Allah'ın Rasûlü o ne söyleyecek?" dedi. Hz. Peygamber: "Size geldik, size geldik. Bize selâm verin, biz de size selam verelim " desin. " buyurdu. (et-Tâc, II, 275)

bayram günü şarkı söyleyen câriyelere Hz. Peygamber (s.a.s.)'le birlikte bulunan Hz. Ebû Bekir (r.a.)'in: Mescid-i Nebevî'de mızrak oyunu oynayan Habeşlilere de Hz. Ömer'in engel olmaya kalkışması üzerine, Hz. Peygamber (s.a.s.) buna gerek olmadığını bildirmiş ve kendisi de mesciddeki Habeşlileri seyretmiştir. (Tecrid-i Sarih Tercemesi, III, 203, 204). Kız çocuklarının defle şarkı söylemesi Kurban Bayramı günlerinde olmuş ve Allah Rasûlü, Ebu Bekir'e: "Ey Ebû Bekir, her kavmin bayramı vardır. Bu da bizim bayramımızdır. Onları bırak" demiştir. (Tecrîd-i Sarîh Tercümesi, III, 151-157).

insanların nefsine, şehvetine hitab etmeyen..
onları ahlaksızlığa,müstehcen şeylere sevketmeyen..
bunun yanında; insanı manevi havaya sevkeden, imanını galayana getiren,tazelendiren, zararı dokunmayan müziklerin dinlenmesinde bir mahzur olmadığını düşünüyorum...
selam ve dua ile..

mustmust
01.12.2008, 11:27
Allah senden razı olsun kardeşim, inan içim rahatladı, ki bu konuda gerçekten muzdariptim.... Allah ilmini artırsın inşaallah. Teşekkür ederim.

Allah senden ve sana bu bilgileri ulaştıranlardan razı olsun, Allah bu yoldan sizleri ve bizleri ayırmasın..

selam ve dua ile....

sevdamislam
01.12.2008, 12:41
:-046

vefa
03.12.2008, 15:31
cevap için teşekkür ederim ebu hanife kardeşim.fakat kalbim bu cevaptan tatmin olmadı nedense,sen üzerine alınıp yanlış düşünme sakın .örtü ayetinin dahi inkar edildiği bir dönemde insan her şeye hemen inanamıyor

ebu hanife
03.12.2008, 20:49
allah gönlünüze göre versin aziz kardeşim...

hayırlısı inşallah.

mustmust
04.12.2008, 23:39
Mevla Teala dersimizin ayeti kerimesinde:"Hakîm olan kitabın ayetleridir" buyurmuş idi.


Resulullah efendimiz Hakîm'dir. Allah'u Teala'dan hikmet aldı. Kur'an'ı Kerim'de hakimdir, bunlara bağlananda hakimdir.


Bu sebeple Efendimizin buyurduğu söz iki türlü olamaz. Çünkü Hakim'dir. uhud muharebesinde herkesin yerini tayin buyurdular ve:"Bu grup şurada, şu grup burada duracaksınız, siz okçularda karşı tarafa geçiniz ve ne olursa olsun yerinizden ayrılmayınız,eğer sözümü tutarsanız galip olacagız, tutmazsanız mağlup olacağız." dediler.Aynen söylediği gibi oldu çünkü o Hakim'dir.Bedir muharebesinde de aynen buna benzer bir olay cereyan etmişti.
''Ey müminler! Münafıkların ve kalplerinde şüphe olan şu kimselerin(müminler için)inleri şunları aldatıyor dedikleri şu zamanı hatırlayın.Bir kimse Allah'a güvenirse (galip olur).Hakikaten Allah Aziz'dir (her şeye galiptir), Hakim'dir (yaptıklarında hikmet sahibidir).(Enfal 49)


Medine halkının çoğu hakiki mü'minler olmakla beraber içlerinde bir çok ta münafık vardı. Bunlar mü'minlerin yanında iman ettiklerini söylerlerdi fakat içlerinden ise (kalpleri) küfür üzereydiler. Mekke halkı arasında da müslüman olduklarını söyleyipte imanlarında şek olanlar vardı.


Bu kimseler müşrikler arasında onlarla beraber Bedr harbine sürüklenmişler ve kendi aralarında: Kavmimiz olan mekkelilerle savaşa gideriz, mü'minleri kuvvetli bulursak o tarafa geçeriz, onları zaif bulursak bunların içinde kalırız." diye konuşmuşlardı.

Bedir'e gelipte mü'min ordusunun zaif üçyüz kişiden ibaret, kafir ordusunun onların üç misli olduklarını görünce:"şu zaif fakirleri, şu azıcık topluluğu, dinleri aldatıyor, dinlerinin metni olan Kur'an'ı Kerim ve tercümanı olan muhammed onlara öyle akıl veriyor., ahirette sevap ümidiyle boş yere kendilerini ölüme sürüklüyorlar." Dediler ve müşriklerin yanında müslümanlara karşı savaşa girdiler.


Hakim olan Allah'a tevekkül etmeyip, Hakim olan Kur'an'ı dinlemediklerinden, Hakim olan Resulullah'a tabi olmadıklarından hepside orada mü'minler tarafından öldürüldüler ve kimlerin nefislerini helaka sürükledikleri bizzat görüldü. Allah-u Teala'nın Hakim olduğuna inanan mü'minler ise yapmış oldukları dualarına Hakim olan Alla-u Teala tarafından icabet edildiğine şahit oldular.


Şöyle ki:


Ya Muhammed! Şu zamanı hatırlaki,siz o zaman (Bedr günü) Rabbinizden yardım istiyordunuz. O da size: Bir biri ardından bin melaike indireceğim diye icabet ediyordu.


Rivayet olunduğuna göre, Cebrail (Aleyhisselam) Bedr günü beş yüz melekle Allah'ın resulünün sağ tarafına inmişti. Ebu Bekr de bu tarafta idi. Mikail (Aleyhisselam) da beş yüz melekle Hazreti Ali'nin bulunduğu sol tarafa inmişti. Meleklerin hepside erkek kıyafetinde idiler. Üzerlerinde beyaz elbiseler başlarında sarıklar vardı. Alaca karalı atlar üzerinde idiler, müşriklerle mukatele ettiler.


Bakın meleklerin başlarında sarık var sizin kocalarınızın, hocalarınızın oğullarınızın başlarında ne var? Dün akşam bizim camiye bir delikanlı geldi. Ne diyor biliyor musunuz? "Evimin halkı sarık takmamam için benimle harbediyorlar" Deli babanın deli ananın akıllı çocuğu. Mevla ölüden diriyi çıkarmaya kadirdir.


"Ölüden diri çıkarır, diriden ölü çıkaranda odur (yumurtadan canlı tavuk, tavuktan yumurta gibi)'' (Enam -95)


Aynı sahabe-i Kiram'ın devri. Said İbn-i Ebi Vakkas Hazreti Ebu bekr'in vesilesiyle müslüman oldu. Annesi Said'in müslümanlığı kabul ettiğini duyunca ona:" Ne yaptın ya Said! dedelerinin dinini bıraktın da Muhammed'in dininimi kabul ettin? Yemin olsun islam dinini bırakıpta eski dinine dönmedikçe yiyip içmeyeceğim ve ölünceye kadar buna devam edeceğim, ben öldükten sonra da halk seni ayıplayacak ve seni: Ey ana katili diye çağıracaklar." diyerek Said'i tehdit etti.


Annesinin bu ısrarına rağmen Said:"Hayır anne! ben senin için veya başkası için, içinde bulunduğum islam dinini katiyyen terketmem." diye annesinin teklifini reddetti. Annesi inadı üzerinde durdu ve böylece bir kaç gün yamayi içmeyi bıraktı, sonra bayıldı.


Bunun üzerine Said annesinin yanına geldi ve:"Ey anne yüz tane canın olsa ve her biri ayrı ayrı bedeninden çıksa, vallahi ben senin için yine dinimi terketmem, istersen yer içersin, istersen ölünceye kadar böyle devam edersin." dedi. Bu sözü duyan anne oğlunun dinini terketmiyeceğinden ümidini kesince yiyip içmeye başladı.


Dünyada Hakim olmak kolay mı? Hakim olan böyle olur elbette.


Dersimizin ayetinde Mevla Teala ne buyurmuş idi:"Bu sure-i Lokman ve içindeki ayetler ziyade Hakim olan kitabın ayetleridir." Bütün kainatı hiç yoktan var eden o milyonlarca yıldızı birbirine çarptırmadan gökte bulunduran bir dakika durdurmaksızın ecram-i semaviyeyi yüzdüren Allah'ın ayetleridir, öyle bir ayarlıyor ki hiç hatası yok. Biz insanlar ise engelsiz dümdüz, geniş yollarda dahi yapmış olduğumuz hatalaradan kazalara maruz kalabiliyoruz.


Hasılı kelam Mevla teala HAKİM'dir, hatasız yanlışsızdır.


(Ders Ayeti)
''Güzel amel işleyenler için hidayet ve rahmettir''


Kuran'ı Kerim hidayettir doğru yolu o kadar göstericidir ki, doğru yolun kendisidir.Rahmettir o kadar rahmettir ki rahmetin kendisidir.
Mevla Teala Kuran'ı Kerim hakkında sure-i Hicr'de şöyle buyuruyor:
''Hiç şüphe yok ki Kuran'ı biz indirdik ve muhakkak ki onu tahrif ile tebdilden (değişikliğe uğramaktan) biz koruyacağız.''(Hıcr 9)


Hikmetli olan Kuran-ı Kerimden sizlerede hikmetler akmıştır.Eğer bu hiktmetten size akmasa idi şu çarşafı, şu bol elbiseyi giyemezdiniz.Arada bir hatalar edilse de ''itibar son nefesedir'' ibaresinin gereğince son nefeste bu durumunuzu muhafaza ettiğiniz halde olursanız işin hakikatina vasıl olmuşsunuzdur.Yok eğer sonunda kalkarda, çarşafınızı çıkarırsanız hikmetin aslına ulaşamadığınız anlaşılır.


Kuran'ı Kerim hidayet ve rahmet idi, kime? muhsinlere.Efendimiz (Aleyhisselam) ihsan-ı bir hadis-i şerifte şöyle tarif etmiştir.
''İhsan, Allah'ı görüyormuşsun gibi ibadet etmendir.Eğer sen O'nu görmüyorsan, O seni görüyor.''


Mevla Teala muhsinleri vasfederek buyuruyor:
(Ders Ayeti)
''O güzel ameli işleyen kimseler namazı devam üzere kılan, zekatı veren ve ahiret gününe yakınen iman kimselerdir.''


Kuran-ı Kerim ahkamı ile yaşamak ne büyük devlettir.Çünkü Kuran=cennettir.Nice hafızlar görürsünüz namaz dahi kılmazlar, içkide içerler üstelik.Kuran-ı Kerim onlara neden hidayet ve rahmet olmuyor? Onlar muhsin değilde o sebepten.
''Nice Kuran okuyanlar vardır.Kuran onlara lanet eder.'' hadisi şerifinin muhatabı olmasalardı Kuran'ı Kerim onlara hidayet olurdu.


(Ders Ayeti)
''İşte onlardır Rabblerinden bir hidayet üzere olanlar ve işte onlardır (azaptan) kurtulacak olanlar.''


Mevla Teala başka bir mevzuda şöyle buyuruyor.
(Ders Ayeti)
''Nastan bazı kimselerde vardır ki, bilmeyerek Allah yolundan saptırmak için sözden boşunu (şarkıyı, türküyü) satın alırlar da onu oyuncak edinirler.İşte onlar için hakaret edici azap vardır.''


İbn-i Abbas ve İbn-i Mesud (Radıyallahuanhuma) ayeti kerimedeki ''lehvel hadis'' lafzından murad:Türküdür, şarkıdır ve ayeti celilede türkü ve şarkının yasaklığı hakkında nazil oldu, demişlerdir.
Rivayet edenlere dikkat edin.Özellikle İbn-i Abbas (Radıyallahu Anhuma) için, Resulullah Efendimiz:
''Ya Rabbi! Dinde onu fakih kıl ve ona tevili öğret'' diyerek duada bulunmuştur.


Altuntaş İmam-Hatib müdürü anlatıyor: Resulullah'ı rüyamda gördüm beyaz bir elbise giymiş olduğu halde bana dedi ki:''Ben televizyon olan eve girmem''. uyanınca hemen televizyonu evimden attım.
Bu muzir şeyi atmak için illa Resulullah'ı rüyada görmek mi lazım? Bir hadisi şerifte Resulullah Efendimiz buyuruyor:
''Ümmetimden bir takım kavimler olacak zinayı, ipeği ve çalgıyı helal sayacaklar.''
Diğer bir hadisi şerifte:
''Sizden birinizin içinin gözle görülür şekilde cerahatle dolmuş olması, onun hakkında, içinin şiir,(boş ve maleyani olan şiir, şarkı türkü) ile dolmasından daha hayırlıdır.''


Türkü söyleyen kan irin yutuyor demektir.Bu sebepten ağzına kan irin dolan kimsenin üzerine karadeniz dökülse temizlenmez, onu ancak ateş temizler veya zamanında tevbekar olmak.


Çalgı hakkında varid olan diğer hadislerde şunlardır:
''Çalgı dinlemek günahtır, o mecliste oturmak fasıklıktır, o çalgı ile lezzetlenmek küfürdür.''
Çalgı malı giderici kalbide ifsad edicidir.
''Sesini yükselterek türkü söyleyen bir kimseye Allah-u Teala iki şeytan gönderir, bu şeytanlardan biri onu şu omuzuna diğeri de öbür omuzuna otururlar, bu şeytanlar o kimse susuncaya kadar onu ayaklarıyla deprendirmeye devam ederler.''


Kuran-ı Kerimi bırakıpta cahilane çalgı türkülerle meşgul olanlar ahiret gününde Resul (Aleyhisselam) ve Kuran-ı Kerim tarafından Mevlaya şikayet edilecekdirler.
Sure-i Furkan'ın 30. ayeti kerimesi bunu beyan etmektedir:
''Ve peygamber dedi ki: Ya Rabbi! Şüphe yok benim kavmim bu Kur'anı metruk (terk) ittihaz ettiler.''
Bir gün gelecek yeryüzünden Kuran-ı Kerim kaldırılacak geldiği yere dönecektir.Arı, kovanında uğuldadığı gibi inleyecektir.Mavla Teala ona halinden sorduğunda Utla ve la yu'la bi)
''Okunuyorum fakat benimle amel edilmiyor.'' diye cevap verecektir.

Beyzavi'nin beyanına nazaran ders ayetimizde geçen ''Lehvel hadis'' lafzı ile kastedilen mana: insanı layık olan ibadeti eda etmekten men eden asılsız haber, yalan söz ve insanı güldürecek oyunlardır.Şu halde insanı ibadetten ayırıp men eden tavla, dama ve iskambil gibi oyunların cümlesi lehvel hadistir.Binaenaleyh bunları bahane ederek ibadeti terkedenlerin ayet-i celileye nazaran alçaltıcı bir azaba müstehak olacakları anlaşılmaktadır.
Medarik tefsirine göre ise Lehvel Hadis'ten murad:Tegannidir.Lehvel Hadisi satın almak ile murad ise, teganniyi vesair çalgıları para verip dinlemektir.Şu halde bilumum çalgılar, türküler ve şarkılar bu ayete dahildir.Çünkü bunların cümlesi Allah'ın rızasına muvafık olan amelden mendere.Bu gibi şeyler kalbi feseda malı telefe uğratan ve Mevla'nın gazabını celbeden kötü fiiller cümlesindendir.


Mevla Teala bu ayeti celile ile oyun vesaire gibi batıl olan şeyleri hak üzere tercih edenleri üç cihetle kötülemiştir.
Birincisi: faydasız oyunları satın almak,
İkincisi: Kendileri doğru yla gitmedikleri gibi doğru yola giden irfan ehlini de saptırıp men etmeleridir.
Üçüncüsü: Şu muamelelerinin şeriat ve akla dayanmayıp ancak cehaletten sadır olduğudur.İşte bu vasfılarla vasıflananlar ahirette bir azaba müstehak olacaklar ki o azab onlara ihanet edecektir, onları alçak edecektir.


Mevla Teala yalan haberleri Kuran üzerine tercih eden müfsidlerin bazılarını beyan ettikten sonra kötü vasıflarından diğerlerini de beyan etmek üzere buyuruyor:
(Ders Ayeti)
''Ve ona karşı ayetlerimiz okunduğu vakit sanki onu hiç işitmemiş sanki iki kulağında bir sağırlık varmış gibi böbürlenerek ensesini döner.Artık onu pek acıklı bir azapla müjdele.''


Fahri Razi'nin beyanı üzerine Kuran-ı Kerim'den yüz çeviren kimseyi Cenab-ı Hak dört cihetle zemetmiştir:
1-Muhtaç olduğu ilmi hikmetten yüz çevirmiştir.
2-Dünya ve ahiret saadetine sebep olan Kuran'ı dinlemekten kibretmesidir.
3-Ayetleri işittiği halde işitmez gibi durmasıdır.
4-Kulağında sağırlık olmadığı halde kendisini sağır menzilinde kılmasıdır (sağır yerine koymasıdır)


Allah'u Teal kafirler için azabın elim olduğunu beyan ettiği gibi, müminler için cennetin naim olduğunu beyan etmek üzere buyuruyor:
(Ders ayeti)
''Muhakkak o kimseler ki iman ettiler ve salih amellerde bulundular.Onlar için de naim cennetleri (nimetle dolu cennetler) vardır.Oralarda ebediyyen kalıcıdırlar.Allah hak olarak vaad buyurmuştur.Ve O Aziz'dir Hakim'dir.''


Allah'ın varlığını ve birliğini tasdik ve ikrarla iman edip Kuranın gerektiği üzere ameli salih işleyen kimseler için nimetlerle dolu cennetler vardır.Çünkü onlar dünyada iken iman ile batınlarını ve ameli salihle zahirlerini pak ettiklerinden ahirette çeşitli nimetlerle inam (ikram) edilirler.
Ameli salihle murad: Allah'ın indinde makbul ve razı olunan ameldir.Cennete girmek fazlı ilahi ile ise de cennete derece almak kulun ameline göredir...

ismailağa.info

mustmust
04.12.2008, 23:51
selamunaleykum,
yukarıdaki yazıyı, aldığım linki sona ekledim, Bu yazı Mahmut Ustaosmanoğlunun bir sohbetinden alıntıdır. Bu yazıda da anlaşılacağı üzere, çalgının zararı ve hükmü bellidir. Lakin ince bir nokta ki, boş şarkı türkü vesairden bahsedilmekte, Burada biz kesin bir sonuca ulaşamıyoruz, Yani, bizim merak ettiğimiz, naat veyahut ilahi kaside gibi dini şiir ve müziklerde, arka fonda kullandıkları besteleri, ve müzik enstrümanlarını dinlememiz caiz olur mu. Sadece defle fon yapılan ve sadece insan sesinden oluuşan ilahiler mevcut, isteyen arkadaşlara link ve isim verebilirim. ve fakat diğer çeşitlerde biz sadece Ebu hanife kardeşimizin yaptığı gibi kişisel görüşümüzü belirtebiliriz. Bu durumda insanın kişisel olarak sorumluluğu ele alaraktan diğer tarzdaki ilahileri dinleyip dinlememe kararına ulaşması gerekir. misal verecek olursam, dursun ali erzincanlının, nusab bin umeyr yahut, mekkenin fethini anlattığı şiirler oldukça güzel, ama bunların bulundugu kayıtlarda arka planda kullanılan muzık ıcın kullanılan enstrumanlar ise cok çeşitli. bu ve bunun gibi birçok örnek verilebilir. Ki bu durumda bunundaha otesi olarak, adeta şarkıya benzeyen ama sözleri itibarı ıle, rasullullah sallahu aleyhi ve selleme övgüler bulunan ezgiler de mevcut.

Kısacası Aziz kardeşler, bu konuda şüpheden uzak durmak bence daha iyi, emin olamadığımız bir konudur.

Allah hepinizden razı olsun.
Selam ve dua ile...

mustmust
10.12.2008, 23:40
Müzik ve Müzik Aletleri Dinlemek


İbni Mes’ud (r.a.), Allah Teâlâ’nın:
“İnsanlardan bazıları Allah yolundan saptırmak için boş sözü satın alırlar.” (Lokman: 31/6)
kavlinden maksadın müzik olduğuna dair, Allah adına yemin ederdi.[1] (http://www.istikamet.eu/newreply.php?do=newreply&noquote=1&p=132309#_ftn1) Ebu Amir ve Ebu Malik El-Eş’ari (r.a.) Rasûlullah’ın (s.a.v.) şöyle buyurduğunu rivayet eder:
“Ümmetimden zinayı, ipeği, içki ve çalgı dinlemeyi helal kabul eden insanlar çıkacak...”[2] (http://www.istikamet.eu/newreply.php?do=newreply&noquote=1&p=132309#_ftn2)
Enes (r.a.) Rasûlullah’tan (s.a.v.) şöyle dediğini rivayet etmiştir:
“Bu ümmet içerisinde yere batırılma, kazf ve hayvana dönüştürülme olacak. Bu, içki içtiklerinde ve kadın şarkıcılar edinip müzik aletleri çaldıklarında olacak.”[3] (http://www.istikamet.eu/newreply.php?do=newreply&noquote=1&p=132309#_ftn3)
Rasûlullah (s.a.v.) “kevbe”yi yasaklamıştır. Kevbe davuldur. Nefesli çalgıyı facir ahmakın sesi olarak tanımlamıştır. Geçmiş alimler -İmam Ahmed rahimehullah gibi- eğlence ve müzik aletlerinin haram olduğunu bildirmiştir. Ud, tambur, kaval, keman ve zil bunlardandır. Kemençe, kanun, org, piyano, gitar ve benzeri modern eğlence ve müzik aletlerinin; Rasûlullah’ın (s.a.v.) müzik aletlerini yasakladığı hadisin kapsamına girdiğinde şüphe yoktur. Üstelik bu aletler, coşturup eğlendirmede ve etkilemede bazı hadislerde haramlığı bildirilen eski enstrümanlardan çok daha ileridir. Hatta -İbni Kayyım ve benzeri ilim ehlinin değindiği gibi- müziğin coşkusu ve sarhoşluğu içkinin sarhoşluğundan daha büyüktür. Müziğe, şarkı sözleri ve çalıp söyleyen şarkıcı kadınların sesleri eklenince şüphesiz günah daha büyük olur ve bunun haramlığı daha kuvvetlidir. Şarkının sözleri aşk, sevgi, tutku ve güzelliklerin nitelendirilmesi olunca sorun daha da büyür. Bu nedenle alimler şarkının, zinanın postacısı olduğunu ve kalpte nifak meydana getirdiğini söylemiştir. Genel olarak, şarkı ve müzik konusu bu zamanın en büyük fitnelerinden birisi olmuştur.
Günümüzde; saatler, ziller, çocuk oyuncakları, bilgisayar ve bazı telefon cihazları gibi bir çok eşyaya müziğin girmesi sorunu daha da artırmış ve müzikten sakınmak kesin kararlılık gerektiren bir iş haline gelmiştir. Allah yardımcımız olsun!

[1] (http://www.istikamet.eu/newreply.php?do=newreply&noquote=1&p=132309#_ftnref1) İbn Kesir Tefsiri: 6/333.

[2] (http://www.istikamet.eu/newreply.php?do=newreply&noquote=1&p=132309#_ftnref2) Buhari Bkz. Fethu’l-Bari: 10/51.

[3] (http://www.istikamet.eu/newreply.php?do=newreply&noquote=1&p=132309#_ftnref3) Bkz. es-Silsiletü’s-Sahiha: 2203; İbni Ebi’d-Dünya’nın Zemmu’l-Melahi’de rivayet ettiğini söyler. Hadisi Tirmizi rivayet etmiştir. Hadis no: 2212.

Aşağıdaki kitaptan alıntıdır...

"İnsanların önemsemediği sakınılması gerken haramlar"
Muhammed Salih el-Müneccid
çeviri Abdurrahman Konyalı
Karınca Yayınları

Hatemul_Evliya
27.02.2009, 13:09
esselamun aleyküm hayırlı cumalar inşallah,ben bir şey söylemek istiyorum nacizane efendi babanın bir sözünü okumuştum diyorki (ilahi dinleyerek şeriat yaşanmaz, ilahi ile şeriat olmaz.)ayrıca ben bir hadisi şerif okumuştum hocalarımızlada tefsir etmiştik çalgı hakkında idi,hocam şöyle anlattı bana dediki çalgı olan yerde veya dinlemek veya eşlik etmek şeytanı harekete geçiriyor taki o şeytan kişinin iki omuzu üzerinde hiç durmamaksızın tepiniyor vuruyor demişti ve hadisi şerifte sadece çalgı diyor demiyorki tasavvufa aid eserler veya çalgılar istisna birde şunu eklemek isterim kendimce az önce okudum bir kardeşimiz de demişki şüpheli şeyden kaçınalım yerinde bir söz etmiş takva ehli olmak istiyorsak ilahi ney vs ne olursa olsun bizi en önemli olan namazdan kurandan ve nafile sünnet olan ibadetlerden alı koyuyormu koymuyormu neden sadece şiir dinlerken etkilenmiyoruzda bir makam konulduğunda ağlıyor üzülüyoruz bu ayrıntı beni yeteri kadar aydınlatıyor nefs devreye giriyor neden aynı sözler hadislerdede var yada övgülerdede neden kitap okurken ilahi dinlediğimiz gibi etkilenmiyoruz düşünün makamlı kuran okununca ağlarız ama düz okununca birşey olmaz kuran aynı kuran ayet aynı ayet kısacası şunu söylemek isterim yanlış anlamayın bunlar benim düşüncelerim tvdede dini kanallar sohbetler var radyoda da vs vs var ama zehir karıştırılmış balı kim yerki yada şöyle söyleyeyim illede ilahi diyoruz bi sorun bakalım kendinize neden illa ilahi dinleyeceğiz mecbur değilizki ama dinliyoruz kopamıyoruz sizce bu nedir sizi tenzih ederim bunlar ilk önce kendi nefsime dir bence dinlemeyin dinlemeyelim yanlışım varsada düzeltin hata bizlere mahsus acizane bu fakir bir paylaşımda bulunmak istedi okadar tamammı güzel kardeşlerim hem boşverin oturup ilahi dinleyecek vaktimiz de yok bizim zamanında mübarek insanlarımız ilim için günlerce yol tepmiş günlerce okumuş sırf bizlerde öğrenip yaşaya bilelim diye öyleki kuru bisküvi türü gıdalar yemiş hemen ağızda dağılıp hemen yutuluyor diye niye daha çok okuyup öğrenmek için diyeceğim odurki herşey bizler için gerek yok ilahiye açın ruhul furkanı açın ilmihalleri siyerleri ne olaylar var ne ızdıraplar ne müjdeler insan onlarla okumaya aşık oluyor düşünüyırsun okurken öğreniyorsun öğretiyorsun ilehi nedirki hepsi kitaptan alınmış sen özünden al bilgiyi boşver ilahiyi kasideyi illede bişey yapmak istiyıorsan sende evlatlarına bırakacak bir hazine bir miras hazırla nedir o ilim araştır araştırmacı ol yaz yazar ol bunların okulu yok ne araştırmacılığın nede yazar olmanın seninde bir eserin olsun aşığım ben okumaya bak ilk ayet ikraaa nedir o okuuuuuuuuuu selam ve dua ile innşeallah

eNs
07.03.2009, 23:25
:-046

Burak Samet
23.03.2009, 22:40
Selam ve dua ile kardeşler
bu aciz Fıkh ı Ekber de şunu okuduğunu hatırlıyor
Kuran ayetlerini def ile çalıp okumak insanı küfre götürür ve Efendimiz s.a.v in isimlerini de böyle def ile çalıp söylemek aynı hükümdedir.
cümle sanırım böyleydi.kitap şu anda elimde değil onu okuyup tekrar teyid ederim inşaAllah.
bu arada İhya da da şunu okuduğumu hatırlıyorum
Def e sadece düğünlerde ve kadınlar arasında Allah c.c. ve Rasulünü övücü kelimelerle çalmaya izin var
diye hatırlıyorum
ayrıca İ.Rabbani k.s kesinlikle karşı diye meşhurdur ve cumhur insan da bunu bilir
tam bilgileri tekrar araştırıp aktarırım inşaAllah

RACİ
23.03.2009, 22:44
Allah razı olsun paylaşımlarını bekleriz kardeş.

ehlisünnettalibi
02.05.2009, 15:37
sadece düğünlerde kadınların zilsiz def çalmasına izin vardır, birde boru gibi askeri aletlere savasta işaret için izin vardır, ayrıyetten islâm fıkıhınca cariye ve kölelerede cevâz cardır.Biilindiği gibi câriyenin tesettürüde farklıdır, onların muaf tutulduğu çok şey vardır.müzik hükmü en katı hanefî mezhebindedir, bu mezhebte müzikten zevklenenin küfründen korkulur buyrulmuştur(diyanet ilmihalinde bile yazıyor)benim 15 sy tutan bu konuda bir yazım var.Ama buraya koymayacagım çok uzun siz kardeşlerimi yormayayım.

irşad ekseni
02.05.2009, 15:53
:-055:rolleyes: