PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Kabir Hayatı



MAHMUDHOCA
18.03.2007, 13:47
Kabirlerde bulunan kimselerin tamamı "Berzah" hayatı ile diri olup;

Bilirler,

Akıl ederler,

Duyarlar,

"Hiç şüphe yok ki, ölü defnedilip arkadaşları, yanından ayrıldıkları zaman; yanından ayrılırken cenazesini kaldırıp kendisini ahirete yolcu edenlerin ayak seslerini işitir. (6)
Peygamber efendimiz (s.a.v) Bedir'de öldürülen kâfirlerin içi taşlarla örülmemiş bir kuyuya atılmasını emretti. Ölümlerinden günlerce sonra gelip başında durdu ve son ferdine kadar, onları teker teker ey falanca oğlu falan şeklinde, isimleri ve babalarının isimleri ile çeğırarark onlara şöyle buyurdu: "Siz Rabbinizin size va'dettiği azabın hak olduğunu gördünüz mü? Hiç şüphe yok ki ben; Rabbimin bana va'dettiği zaferin hak olduğunu gördüm." Bunun üzerine Hazret-i Ömer; "Yâ ResulALLAH! Sen, leş olmuş bir kimselerle mi konuşuyorsun, dedi". Bunun üzerine Peyganber Efendimiz de cevaben : " Beni hak din ile gönderen ALLAH'a yemin ederim ki siz, beni onlardan daha iyi duymuyorsunuz dedi." (7)

Görürler,

Kendilerini ziyaret edenleri tanırlar,

Herhangi bir kul kardeşinin kabrini ziyaret edip yanında oturursa, kalkıncaya kadar, o ölü onunla arkadaşlık eder ve ona karşılık verir. (8)

Selam verenlerin selamlarını alırlar,

Bir adam, tanıdığı bir kimsenin kabrinin yanından geçtiğinde, ona selam verirse, selmını alır. Bir adam da tanımadığı bir kimsenin kabrinin yanından geçtiği zaman selam verirse o da, onun selamını alır. (9)

Birbirlerini ziyaret ederler,

Ölülerinizin kefenlerini güzel yapınız! Çünkü onlar, kabirlerinde birbirlerine karşı iftihar ederler ve birbirlerini ziyaret ederler. (10)

Dirilerden kendilerine ulaşan kötü haberlere üzülürler,

Hiç şüphesiz ölüye; evinde eziyet veren şey, kabrinde de eziyet verir. (11)
Amelleriniz, ölülere bildirilir, güzel birşey görürlerse sevinirler. Kötü birşey görürlerse; ALLAH'ım! Onları tâatına geri çevir derler."

Dua ederler,

Ölülere hayatta olanların amelleri onlara bildirilir, hayırlı bir iş görürlerse ALLAHü Teâlâya hamd edip sevinirler ve o hayrı yapanın hayırlı işlerinin artması ve hayırlı işlere devam etmesi için dua ederler. Kötü bir şeyle karşılaşırlarsa onları yapanlar için ALLAHü Teâlaya dua edip şöyle derler: "ALLAH'ım! Onları tâatına geri çevir ve bize hidayete erdirdiğin gibi, onları da hidayete erdir. " (5)

Tasarrufları vardır,

ALLAHü Teâlanın kudretiyle çok büyük işler yaparlar. Peygamber efendimiz, Hazret-i Cafer'in öldürülmesinden sonra bir gün şöyle buyurdu: "Bişe halkına, yağmurun yağacağını müjdeleyen meleklerin içinde Ca'fer'i tanıdım." (14)

Nimet görürler,

Nimet ve azab hem ruha hem vücuda olacaktır. Berzah aleminde bazıları ikram görürler: kabirlerinde taptaze olarak namaz kılarlar, hac yaparlar.

Azab edilirler.

Peygamber efendimiz (s.a.v) kabir azabı ile ilgili şöyle buyuruyor: "Ölüleriniz defnetmeme endişem olmasydı; işitmekte olduğum kabir azabını, size de işittirmesi için ALLAH'a dua ederdim. (12)

Kabir Ziyareti

Bir sohbet esnâsında Abdülhakîm-i Siyalkûtî hazretlerine talebelerinden biri kabir ziyâreti hakkında bir soru sorunca buyurdu ki:

Çok kimse kabir ehlinden istifâde edildiğine inanmıyor. "Ölü yardım yapamaz." diyenlerin, ne demek istediklerini anlayamıyorum. Duâ eden, ALLAHü teâlâdan istemektedir. Duâsının kabûl olması için, ALLAHü teâlânın sevdiği bir kulunu vâsıta yapmaktadır. Yâ Rabbî! Kendisine bol bol ihsânda bulunduğun bu sevgili kulunun hâtırı ve hürmeti için bana da ver demektedir. Yâhut, ALLAHü teâlânın çok sevdiğine inandığı bir kuluna seslenerek; "Ey ALLAHın velîsi, bana şefâat et! Benim için duâ et! ALLAHü teâlânın dileğimi ihsân etmesi için vâsıta ol." demektedir. Dileği veren ve kendisinden istenilen, yalnız ALLAHü teâlâdır. Velî, yalnız vesîledir, sebeptir. O da fânîdir, hiçbir şey yapamaz. Tasarrufa gücü, kuvveti yoktur. Böyle söylemek, böyle inanmak şirk olsaydı, ALLAH'tan başkasına güvenmek olsaydı, diriden de duâ istemek, bir şey istemek yasak olurdu. Diriden duâ istemek, bir şey istemek dînimizde yasak edilmemiştir. Hattâ müstehâb olduğu bildirilmiştir. Her zaman yapılmıştır. Buna inanmayanlar, öldükten sonra kerâmet kalmaz diyorlarsa, bu sözlerini isbât etmeleri lâzımdır. Evet, evliyânın bir kısmı öldükten sonra, âlem-i kudse yükseltilir. Huzûr-i ilâhîde her şeyi unuturlar. Dünyâdan ve dünyâda olanlardan haberleri olmaz. Duâları duymazlar. Bir şeye vâsıta, sebeb olmazlar. Dünyâda olan, diri olan evliyâ arasında da böyle meczûblar bulunur. Bir kimse, kerâmete hiç inanmıyor ise, hiç ehemmiyeti yoktur. Sözlerini isbât edemez. Kur'ân-ı kerîm, hadîs-i şerîfler ve asırlarca görülen, bilinen olaylar, onu haksız çıkarmaktadır. Evet bir câhil, bir ahmak, dileğini ALLAHü teâlânın kudretinden beklemeyip, velî yaratır, yapar derse, bu düşünce ile ondan isterse, bunu elbet yasak etmeli, cezâ da vermelidir. Fakat bunu ileri sürerek, İslâm âlimlerine, âriflere dil uzatılmaz. Çünkü, Resûlullah efendimiz kabir ziyâret ederken, mevtâya selâm verirdi. Mevtâdan bir şey istemeyi hiç yasak etmedi. Ziyâret edenin ve ziyâret olunanın hâllerine göre, kimine duâ edilir, kiminden yardım istenir. Peygamberlerin kabirde diri olduklarını her müslüman bilir ve inanır. (15)

----

Kabir Azabı

Her insan ister ölerek toprağa gömülsün, ister boğularak denizin dibinde kalsın veya yırtıcı bir hayvan karnında bulunsun veya yanarak külü havaya karışsın, mutlaka kabir hayatı geçirecektir.

Kabir azabının aslı, Dünya sevgisidir. Fakat şiddet derecesi ayrıdır. Azlığı, çokluğu Dünya sevgisine göre değişir. Azap, kalbin Dünyaya bağlanmasının sonucudur.

Kafirlerin kabir azabı, kıyamete kadar devam eder. Yalnız cuma ve Ramazan günleri kalkar. İtaat erbabı için kabir azabı yoktur. Ancak kabrin şiddet ve azametini hisseder. Asilere gelince bunlar için kabir azabı vardır. Ancak kıyâmete kadar devam etmez. Cuma günleri kalkar. Hatta cuma gecesi ölen asi, bir saat kabir azabı görür.

Resulullah (a.s) buyuruyor:

Kabir ahiret menzillerinin birinci menzilidir. Kişi ondan kurtulabilirse, ondan sonrakiler daha kolaydır. Ondan kurtulamazsa ondan sonrakiler bundan daha zordur, daha şediddir.

Kabir azabı haktır. Onlar kabirde azap çekerler, onların azabını hayvanlar işitir.
Kabir ya Cennet bahçelerinden bir bahçedir veya Cehennem çukurlarından bir çukurdur.

Manzaraların hiçbiri kabir kadar korkutucu ve ürkütücü değildi!.
Resulullah (a.s) bir mezarlıktan geçerken, iki mezardaki ölünün bazı küçük şeylerden dolayı azap çekmekte olduklarını gördü. Bu iki mezardaki ölülerden biri hayatında laf taşıyıcılık yapıyor, diğeri ise idrardan sakınmıyordu. Bunun üzerine Resulullah (a.s) yaş bir dal almış, ortadan ikiye bölmüş ve her bir parçayı iki kabre de birer birer dikmiştir. Bunu gören ashap, niye böyle yaptığını sorduklarında: "Bu iki dal kurumadığı sürece, o ikisinin çekmekte olduğu azabın hafifletilmesi umulur" buyurmuşlardır.

--------------------------------------------------------------------------------
Kaynaklar:
1) Kimyayı Saadet, İmam-ı Gazali
2) Ehl-i Sünnet İtikadı, Ahmed Ziyâüddin Gümüşhânevi, Bedir Yayınları
3) Kütüb-i Sitte
4) Şamil İslam Ansiklopedisi
5) Tenviru'l Kulûb'tan Tasavvufun İncelikleri, Şeyh Muhammed Emin Erbili, Osmanlı Yayınevi, 1997
6) Hadis-i Şerif, Buhari
7) Hadis-i Şerif, Buhari ve Muslim
8) Hz. Aişe r.a, Buhari ve Muslim, Hatib ve Asakir rivayet etmiştir.
9) Hadis-i Şerif,Beyhaki ve Ebiddünya rivayet etmiştir.
10) Hadis-i Şerif,Beyhaki rivayet etmiştir.
11) Hadis-i Şerif,Deylemi rivayet etmiştir.
12) Müslim, Hadis-i şerifin manası Tâc-ul-usûl kitabından alınmıştır. C.1.S.378
13) Hadis-i Şerif, İbni Mübarek rivayet etmiştir.
14) Hadis-i Şerif, İbni Adiy rivayet etmiştir.

görkem
18.03.2007, 16:11
paylaşım için sağol!!!!

Hadimül harameyn
29.07.2009, 20:14
:-046

SiNa
31.07.2009, 23:46
:-046

yasin_ömer
09.03.2010, 10:57
Mutezile fırkası, kabir hayatını ve kabir azabını inkar etmiştir. Ehl-i sünnet âlimleri ise, bunların vaki ve hak olduğunu vesikalarla bildirmişlerdir. Birkaç vesika:
1- İmam-ı a'zam hazretleri buyuruyor ki:
Kur'an-ı kerimde (Onlar, sabah-akşam ateşe sokulurlar. Kıyametin kopacağı günde, "Firavn hanedanını azabın en çetinine sokun!" denilecek) buyuruldu. (Mümin 46)
Sabah-akşam görecekleri azab, Kıyamet gününden öncedir. Ayetin devamında onların şiddetli azaba sokulacağı bildiriliyor. Birincisi kabir azabını, ikincisi ise Cehennem azabını gösteriyor. (El-Kavlülfasl)
İmam-ı Gazali hazretleri de, (Bu ayet-i kerime kabir azabını gösteriyor) buyurdu. (İhya)
2- (Günahları yüzünden suda boğuldular, ardından da ateşe atıldılar.) [Nuh 25]
Ayet-i kerimede geçen "Feüdhılu" kelimesindeki F harfi, hiç ara verilmediğini gösterir. Yani (Suda boğulduktan hemen sonra kabirdeki azaba maruz kaldılar.) demektir. (El-Kavlülfasl)
3- Kabir hayatını bildiren ayetlerden biri de şudur: (Allah yolunda öldürülenleri [şehidleri] ölü sanmayın! Bilakis onlar diridir.) [A. İmran 169]
4- İbrahim suresinin 27. ayet-i kerimesinde kabir hayatının ve kabir sualinin hak olduğu, müminlere kavl-i sabit ihsan edildiği bildiriliyor. Buhari ve Müslimdeki hadis-i şeriflerde kabir suâlinde müminlerin kavl-i sabit yani kelime-i tevhid üzere olacakları, zâlimlerin şaşıracakları bildirildi. (Celaleyn)
5- İmam-ı Şarani hazretleri, (Taha suresinin 124. ayet-i kerimesindeki "Maişeten danken" kabir azabını bildiriyor.) buyurdu. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Mümin kabrinde yemyeşil bir bahçe içindedir. Ayın ondördü gibi aydınlatılır. "Feinne lehü maişeten danken" ayeti, kâfirlerin kabirde görecekleri azabı bildirir. Kafire 99 tinnin musallat olur. Tinnin, yedi başlı bir yılandır. Kâfirleri kabirlerinden kalkacakları zamana kadar sokup azab ederler. [Tirmizî]
6- (Tekasür 3)deki, bu övünmenizin kötü akıbetini "İleride bileceksiniz!" demek, "Ölürken" demektir. 4. ayetindeki "Yine ileride bileceksiniz" ise "Kabirde" demektir. (Celaleyn, Medarik)
[M.Tezkire-i Kurtubide de böyle bildiriliyor.]
7- (Ölü iken sizi diriltti. Tekrar öldürecek ve tekrar diriltecek) [Bekara 28]
İkinci dirilme kabirde olacaktır. İmam-ı Nesefi de bu ayetin kabir azabı ve nimetine işaret ettiğini bildirmiştir. (Şeyhzade)
8- (Orada yaşayıp, orada öleceksiniz, yine oradan dirilip çıkarılacaksınız) [Araf 25)
İmam-ı Nesefi hazretleri, "Orada"dan maksat "kabir" olduğunu bildiriyor. (Şeyhzade)
9- (Allah sizi diriltir, sonra öldürür.) [Casiye 26]
İmam-ı Nesefi, buradaki diriltmenin kabirde olacağını bildiriyor. (Şeyhzade)
10- (Onları iki defa azaba uğratacağız.) [Tevbe 101]
Bu azablardan biri kabir azabıdır. (Kadi Beydavi)
İmam-ı Süyuti hazretleri "Kabir azabı" ile ilgili (Şerhussudur) isminde müstakil bir eser yazmıştır. Buharî ve Müslim ve daha bir çok hadis kitabından kabir azabı ile ilgili hadisler nakletmiştir. Her hadis kitabında kabir azabı ile ilgili hadisler vardır. Kabir azabını inkar eden, bütün bu hadis kitaplarını inkar etmiş olur.
Hz. Aişe validemiz, (Ya Resulallah, bu ümmet, kabirde çeşitli felaketlerle karşılaşacak, benim gibi zayıf kadınların hali ne olacak?) diye suâl etmiş, Peygamber efendimiz cevap olarak, [aşağıda meali bulunan] ayet-i kerimeyi okumuştur. (Bezzar)
(Allahü teala, iman edenlere, dünya ve ahırette de sabit sözlerinde sebat ihsan eder.) [İbrahim 27]
İslam alimleri, kabir hayatının ahıret hayatından olduğunu, kabir azabının da ahıret azablarından olduğunu bildirmişlerdir. (Mektubat-ı Rabbanî)