PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Allah c.c.'nün misafiri olmak



ARAL
07.12.2008, 17:20
Hac kelimesi lügatta: Ta’zim edilecek yer ve makamlara ziyarette bulunmak, vs anlamlarına gelmektedir. Şer’an: İmkânı olan Müslümanların belirlenmiş zamanı içinde; Kâbe, Arafat, Müzdelife ve Mina gibi belirlenmiş mekânlarda belli dînî görevleri şart ve usulüne uygun olarak yerine getirmek suretiyle yapılan ibadeti ifade eder. Hac, hicretin 9. yılında farz kılınmıştır. Gerçi Müslümanlar daha önce de haccede gelmiştir. Hac, bilindiği şekliyle Hz. İbrahim (aleyhisselama) kadar uzanmaktadır. Kur’an-ı Kerim ve hadis-i şerifler bize, Hz.İbrahim (aleyhisselam)ın haccından, insanları
hacca çağırmasından bahsetmekte, Kâbe’nin ve hac menasikinin/ görevlerinin tarihçesine işaret etmektedir. Bakara sûresi, 127. ayet-i kerimesinde bildirildiğine göre Kâbe’nin inşası, Hz.İbrahim (aleyhisselama) ve oğlu Hz.İsmail (aleyhisselam) tarafından tamamlandıktan sonra İbrahim ve oğlu İsmail aleyhimesselam:
“…Ve bizlere haccın usulünü göster, …” (Bakara sûresi: 128)diye dua etmeleri üzerine Yüce rabbimiz, onlara hac ibadetinin nasıl yapılacağını Cebrail vasıtasıyla öğretmiş ve: “İnsanlar arasında haccı ilan et ki, gerek yaya olarak, gerek uzak yollardan gelen yorgun develer üzerinde sana gelsinler.(Hac/27) emrini vermiştir.
Sonra Allah İbrahim (aleyhisselama)’a insanları Hacca davet etmesini emreder: İbrahim ‘(aleyhisselama) da bu emir doğrultusunda Hac menâsikini/görevlerini insanlara göstermiş ve Kâbe’nin her yıl ziyaret edilmesini sağlamıştır. Peygamberler silsilesinin son halkası olan Efendimiz(sallallahu aleyhi ve sellem) de aynı şekilde bu daveti güncellemiş ve ümmetini hacca davet etmiş ve 1400 küsur senedir de bu davete milyonlar LEBBEYK/Buyur Allahım! diyerek cevap vererek Kâbe’ye koşarak akın etmişlerdir. Orada bulunan Mü’minler ırkları, renkleri, dilleri, huyları ve daha birçok şeyi ile birbirine zıt olan din kardeşleri ile omuz omuza Kâbe, Arafat, Müzdelife ve diğer yerlerde alemleri yaratan ve kendilerini vahyin manevi iklimini tatmayı nasib eden hazreti Allaha ibadetler, dualar ve yakarışlarda bulunurlar. Gözlerden yaşlar sel olur akar, gönüller yumuşar o an sanki insan bu dünya ile irtibatını kesmiş, sanki mekânsızlık âleminde rabbisinin feyzi ilahisinde gark olmuş bir haldedir. Ve milyonların gönlü ve dili hep birden;
“Lebbeyk, Allahümme lebbeyk!” “Buyur Allahım! Emrine amadeyim Allahım! Senin eşin ve benzerin yoktur Emret Allahım! her türlü övgü, sana mahsustur Nimet de senin, mülk de senin Senin eşin ve benzerin yoktur ” diye haykırır.
Artık zaman yaklaşmıştır günlerden arefe’dir, bütün mü’minler dümdüz bir vadide üzerlerinde ihramlarından başka bir şey olmadığı halde eller duaların kıblesi semâya açılmış gözler yaşlı bin bir ah-u zâr ile rablerine yakarırlar. Ve rabbimiz azze ve celle’nin lutfu ilahisi tüm semayı kaplamıştır ve bunu efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bize şöyle bildirmiştir: “Arafatta vakfeye durup da günahlarının affedilmediğini zanneden, büyük günaha girmiş olur” (Hatib) buyurudu. Artık insan bu fani dünyanın kendisine verdiği ağırlıktan kurtulmuş, tüy gibi hafiflemiştir bu hal bir hadisi şefrifte şöyle ifade edilir: “Haccedip, kötü söz söylemeyen ve doğruluktan ayrılmayan, anasından doğduğu günkü gibi günahsız olur”. (Buhari) Hatta o hacılardan birçoğu oralarda ölmek ister, çünkü hadisi şerifte buyuruldu ki: “Hacca giderken yolda ölene, kıyamete kadar hac, cihada giderken de ölene, kıyamete kadar cihad sevabı yazılır”. (Ebu Ya’la) bu sebeble hacca giden bir mü’min defalarca gitmek ister asla ondan bıkmaz usanmaz. Fakat bu halden anlamayan, bu zevki tatmayan kişi, insanların uğruna öldüğü bu ibadeti fuzulî olarak görür bilmez ki kendisi fuzulîdir. Eğer öyle olsaydı Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Hac için harcanan mala, Allah yolunda harcanan mala verildiği gibi yediyüz misli sevap verilir”. (Beyheki) ve yine: “Hacceden zenginleşir”. (Hakim) “Hac zenginliğe, zina fakirliğe sebep olur”. (Taberani-Şir’a) buyururmuydu. Şimdi düşünelim bundan daha kârlı bir iş varmı? Hadisi şerifte efendimiz, Hazreti Allah’ımızın kendisini ziyarete gelen mü’min misafirlerine son hediyesini: “Hac, suyun kirleri temizlediği gibi, günahları yok eder.” (Taberani) diye haber vermiştir.

.:Ali'y-ül Murtaza:.
07.12.2008, 21:08
Lebbeyk, Allahümme lebbeyk!” “Buyur Allahım! Emrine amadeyim Allahım! Senin eşin ve benzerin yoktur Emret Allahım! her türlü övgü, sana mahsustur Nimet de senin, mülk de senin Senin eşin ve benzerin yoktur ”

RABBİM RAZI OLSUN KARDEŞİM

Hadimül harameyn
22.06.2009, 13:38
:-046

SiNa
25.06.2009, 20:41
:-046