Orijinalini görmek için tıklayınız : kuran ve selam
selamun aleyküm
bir arkadaşımım tavsiyesi üzerine sitenize üye oldum. Benim bir iki sorum olacak cevablarsanız allah razı olsun.
1) Biz şimdiye kadar kuranın toplanması hususunda tevatür olduğunu zannediyordum. Ama buharide bir hadis gördüm. Orada kuranın toplanması hususunda bir ayetin eklenmesini iki sahabenin onayı ile olduğu bildirilmektedir. Şimdi eğer kuranın toplanması hususunda tevatür yoksa bazılarının söyledikleri gibi kuranın sıhhatı tartışılmaz mı?
2) Selam vermek bildiğiniz üzere sünnet ama alması farz. Neden vermesi farz değilde alması farz? Zira mantık vermesnin farz olması gerektiğini söylemektedir.
karaşahin
09.02.2009, 13:46
1) Biz şimdiye kadar kuranın toplanması hususunda tevatür olduğunu zannediyordum. Ama buharide bir hadis gördüm. Orada kuranın toplanması hususunda bir ayetin eklenmesini iki sahabenin onayı ile olduğu bildirilmektedir. Şimdi eğer kuranın toplanması hususunda tevatür yoksa bazılarının söyledikleri gibi kuranın sıhhatı tartışılmaz mı?
BİSMİHİ TEALA
Muhterem kardeşim;
Tevatür ifadesinden neyi anladığınızı ve kasd ettiğinizi anlamadım ama eğer kasd ettiğiniz rivayetlerin gelmesinde ki tevatür ise mesele sizin anladığınız gibi olmamaktadır. Usul ilmine göre bir haberin mütevatir sayılabilmesi için 3 şart gereklidir.
1) Usul ilmine göre tevatür (veya hadis usulünde ki ifadesi ile Haberi mütevatir): ‘’ Yalan üzerine ittifakları mümkün olmayan sayısı (farklı sayılarla birlikte) 1 ile 70 kişi arasında bir topluluğun verdiği haberdir.’’
2) Haber verilen şey görülmüş veya işitilmiş bir şey olacak.
3) İsnad zincirindeki ravilerin sayısı tevatür sayısı kadar olacak.
Mütevatir haber bizzat peygamber’den (Sallallahu aleyhi ve sellem) işitilmiş mesabesinde olduğu için inkari küfürdür. Dolayısıyla ‘’Tevatür’’ var mıdır, yok mudur meselesi sahabe-i kiram’dan sonrasına yani Tabii ve Etba-i Tabii dönemine attir. Dolayısıyla tevatür kur’an’ın cem edilmesinde değil bize kadar gelmesinde bulunmaktadır.
Kur’an’ın iki kişinin görüşüne cem edilmesi meselesi diye bir mesele olamaz. Meseleyi anlayabilmek için söz konusu hadis-i şerifin iyi anlaşılması gerekir. Hadis-i şerif şu şekildedir:
‘’ Ben (Hafsa’nın (radıyallahu anha) yanında ki Kur’an yazılı) sahifeleri(n suretlerini) Mushaflara naklettim de Ahzab süresinde bir ayeti ki resulullah’ın (Sallallahu aleyhi ve selem) onu her zaman okuduğunu işittiğim halde kaybetmiştim. Ve o ayeti peygamber (Sallallahu aleyhi ve selem) tarafından şahitliği iki kişiye denk tutulan Ensar’dan Huzeyfe’nin (radıyallahu anh) yanında buldum. Söz konusu ayette şudur: (Mü’minlerden öyle erler vardır ki, onlar ALLAH’a verdikleri ahde bağlı kaldılar)
Görüldüğü gibi hadisi şerifte iki kişinin görüşüne göre kur’an’ın cem edilmesi gibi bir şey bulunmamaktadır.
2) Selam vermek bildiğiniz üzere sünnet ama alması farz. Neden vermesi farz değilde alması farz? Zira mantık vermesnin farz olması gerektiğini söylemektedir.
Selamı almanın farz olmasını şu şekilde izah etmemiz mümkündür. Rivayetlere göre ALLAH (Celle celalühü) Âdem’i (aleyhi’s-selam) yarattığı zaman Peygamber’in (Sallallahu aleyhi ve selem) nuru ondan parlamaya başlatınca Âdem (aleyhi’s-selam) bunun ne olduğunu sorması üzerine ALLAH (Celle celalühü) ‘’ O senin çocuklarından MUHAMMED’in (Sallallahu aleyhi ve sellem) nurudur’’ diye cevab verince. Âdem (aleyhi’s-selam) o nuru görmek arzu etti. Ve o nur bir karıncanın üzerinde zahir oldu. Âdem (aleyhi’s-selam) o nura selam verince ALLAH (Celle celalühü) selamı aldı. Bu yüzden selamı almak farz olmuştur. Yani selamın verilmesi Âdem (aleyhi’s-selam) tarafından olduğu için sünnet, selamı ALLAH (Celle celalühü) aldığı için alınması farz oldu.
vBulletin v4.0.3, Copyright ©2000-2012, Jelsoft Enterprises Ltd.