PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : İslamoğlu-Cübbeli Hocaefendi münazarsı üzerine



Hakkani
16.02.2009, 10:03
Arkadaşlar Gugıl gruplarının birinden aldığım İslamoğlunun Cüppeliye cevabı yazısına karşı yazdıklarımı ve mukabil itirazlara verdiğim cevaplarımı görüş ve takdirlerinize sunuyorum (mesajlar aşağıdan yukarıya)

(6)
Saygı kelimesini müteaddiden telaffuz etmenize karşın uslübünüz içinde bazı gerçek hocalardan onu esirgemeniz zamanımızın en derin hastalığı söylem eylem çelişkisine sanırım bir küçük örnek.. Bu can sıkıcı girişten sonra yazınız içinde kabulü mümkünsüz bir iki iddanın cevabı ile içinde bulunduğunuzu farkettiğim fikri çelişkiyi haber vermek istiyorum:

Ehli Sünnet adıyla sistemleştirilmiş İslamın doğru itikad maddeleri içinde Rasulullahın onaylamayacağı bazıları bulunabilir dediniz, bu sizin kişisel veya mezhepsel görüşünüzdür. Ehli sünnet inanç maddeleri Rasulullah ve ashabının söz fiil bakış ve görüşlerinden süzümlenerek alınmış ve muhafaza edilmek üzre sonraki alimlerce kitaba kaydedilmiştir. Asrı saadet çağına zamanca daha yakın ve Ashabın, tabiinin fikir itikad ve hissiyatına muttali selefi salihinin bu tesbitleri elbette onlardan asırlar sonra gelen ve ilimce faziletçe çok dûn olanlarınkinden daha isabetli olmak gerekir.

İkincisi, müdafası gereken Ehli Sünnet değil ed-din dediniz: Şimdi size sorarlar bu savunduğunuz ed-din'in itikad maddeleri nedir ? ve bu maddeleri tesbitte hangi kriterleri kullandınız ? eğer kriterleriniz Rasululllah ve Ashabın titkadını teşhis ve tesbitse şu halde ehli sünnet itikadını tesbit eden kendiniz olma iddasındasınız demektir, kıymeti yok, biz Selefi Salihinin tesbitlerinde sebat etmeyi yeğleriz, yukarda açıkladığım sebepten ötürü.. Yok bundan başka kriterleriniz varsa ne bize ne diğer müslümanlara zaten gerekmez.

Gelelim Mustafa islamoğlu, Hayrettin Karaman, Yaşar Nuri, Zekeriya Beyaz, Süleyman Ateş, gibi kalem ve fikir erbabının aynı potada değerlendirilmesi meslesine.. Evet bunların aynı satırda yanyana ifade edileceği müşterek hususlar mevcuttur:

Birincisi ve en önemlisi: Sizin tabirinizle ed-dini veya Rasulullahın isimlendirmesiyle 'Ehli Sünnet'i tesbit etmede bu şahıslar kadim Müçtehit Alimlerin referansını kabul etmezler ve kendilerini onların içtihatlarından bağımsız düşünmeye ve fikir beyan etmeye layık görürler.

Ancak Cüppeli Ahmet hocaefendinin böyle bir vaziyeti yoktur, müçtehitlik taslamamış belki Selefi Salihinin islam ve iman adına serdettikleri görüşleri, itikadi tesbitleri teşyii ve tavdih etmiş, muhaliflerine karşı Onları müdafaa etmiştir. Bu durumda onun savunması kendi nefisine değil İslamın kadim öğretisine bakar. Bizi ve umum müminleri onun ve benzeri Ehli Sünnet müdafilerinin arkasında durmaya sevkedende budur.

Televizyon meselesini burda konuya dahil etmek ve meşhur olma hevesi var gibi sözler etmeyi işin dedikodusu en hafif tabirle su-i zan olarak görüyorum. Haram demişse bazen -afedersiniz- keraneye bazende meyhaneye ayna olan kanal-izasyon-ları kastetmiş ve oki her televizyon buna vabestedir ve sakınmak çoğu kere müşkildir, haklı bir genelleme yapmıştır.

Mukabil selam ve saygılarımla, Muhammed Hakkani

---------------------
(5)
Karşı itiraz

Şimdi şöyle izah edeyim:

Elmalılı, Yaşar Nuri, FiZilal meal ve tefsirlerini ve fazlasını yanyana koyup karşılaştırmalı okuma yapalı tam 11 sene olmuş...

Yaşar Nuri üstü çizilecek adam değildir.Elmalılı da değildir.Seyyid Kutub da.
Ama ben Yaşar Nuri'yi ve üslubunu ve mantık silsilelerini hiç sevmem mesela.Konuşmalarının içinde çok cesur ve doğru yerler de vardır bazı bazı ama ısınamadım...

Problem şu ki ısınma parametrelerimi oluştururken ne adına "ehli sünnet vel cemaat" denilen akım ne şia denilen kesim ne mutezile denen fırka ne o ne bu ne şu yönlendirici ve belirleyici olmuştur.

Kur'an, Allah'ın Ed Din ve Kur'an'ın bütünüyle maksad ettiği fotoğraf, İslam, bu fotoğrafın en kıymetli ve ideal tatbikatçısı ve öğreticisi olarak gördüğüm Hazreti Muhammed'in tavsiyeleri belirleyici olmuştur.

Buraya kadar yazdıklarımdan maksadım şudur: Sizin satırlarınızda da rastladığım bir şey var:
Değerlendirilebilecek eleştirilerinizi tam da İslam adına yaptığınızı düşünüp hakkınızda hüsn-ü zan edecekken bir bakıyorum ki Ehl-i Sünnet savunmasına geçiliyor. İşte esas mesele bu.

Şahsınızı hedef almıyorum ve almam da. İşimiz fikriyatladır. Ama Osmanlı'dan bu yana gerek sosyal alışkanlıkları gerek kafirlerin engellemeleri neticesinde bu kadar az okuyan çok dinleyen bir profile giren toplumun,
Ehl-i Sünnet sandığı, öyleymiş gibi anlatılarak kandırıldığı akımı Ed Din'in özü ve sözü zannederek Ed Din'i sahiplenir gibi sahiplenmeye çalışmasının doğal ceremelerini çekiyoruz. Böyle değil.

Nasıl Şia dediğiniz kesimin Hazreti Ali'nin dahi tasvib etmeyeceği fikriyatları varsa Ehl-i Sünnet Vel Cemaat dediğiniz kesimin de Hazreti Muhammed'in altına asla imza atmadığı ve atmayacağı fikirleri, beyanları, tutumları mevcud.

İsteyen istediğini Ehl-i Sünnet düşmanlığıyla tanımlasın.İsteyen de istediğini Şii düşmanlığıyla. İşin içeriğini Allah biliyor...

Kimin nerede maddi-manevi ne menfaatleri var kim hangi menfaatleri için Kur'an Esasları'nı az bir bedele değişiyor, çarpıtıyor, gizliyor, ekliyor, Allah bunları hakkıyla biliyor.

Ben Mustafa İslamoğlu'nun avukatı değilim. Ama Yaşar Nuri'yi okudum ve dinledim, dinliyorum da. Cübbeli Ahmet'i okudum ve dinledim, okuyorum ve dinliyorum.

Konu üçü etrafında olduğu için belirtiyorum ki üçünün de tüm titrlerini biliyorum.

Ve açıkça söylemeliyim ki Mustafa İslamoğlu'na yapılan en sinsi saldırı ve emeklerini baltalama girişimi, onu Zekeriya Beyaz ile, Yaşar Nuri ile, Cübbeli Ahmet ile aynı cümlede telaffuz etmekle yapılıyor.

Benim kanaat-i acizanem budur. Kimseyi bağlamaz, kimsenin adına değildir.

"Yok canım Mustafa İslamoğlu da kim ki ne farkı var ne ayrıcalığı var da aynı cümlede bile kullanılmayacakmış" demek de mümkündür.

İşte bu denilemesin diye senelerdir hem Cübbeli'yi hem Yaşar Nuri'yi hem Beyaz'ı hem Sait Kotku'yu hem Esad Çoşan'ı hem Hayrettin Karaman'ı hem Hayri Kırbaşoğlu'nu hem İslamoğlu'nu takib ettiğimi ifade edip özellikle Cüppeli ve Yaşar Nuri ve Beyaz diyorum ya...

İşte bu denilsin diye Cüppeli Ahmet gündem olmak için adını vererek İslamoğlu'nun dinlenilmemesini falan tavsiye ediyor ya.. "Televizyon haramdır" diyen adam internette tv kurup fetva verecek ve insanlar bu tutarsızlığı görmeksizin ve gülmeksizin kaale alacaklar sanan mı var?

Kaale alacak kesim zaten alıyor ve uyguluyordur. Fetva denilen bu yorumun Türkiye'nin en fazla takib edilen İslami haber sitesinde yayımlanmasının arkasındaki istifhamları kim cevaplayacak?

Kaale alınmayacağını kendisi de biliyor ama maksadı tavzih etmeye çabaladım. Bana göree bir yerde Ed Dergah'ını bir yerdeyse Ed Din'ini önemseyen birisi var.. Çok girift ve riskli bir konudur, izahı da haddi aşabilecek mahiyettedir ama karınca kararınca...
Umarım haddini aşmakla itham ettiğimiz kimselerin durumuna düşmemişizdir...

Saygılarımla... fatih tezcan

(4)
Hakkaninin Cevabı:

Üstad konu sadece o kitabı eleştirmek değilki.. İslamoğlunun tarzı bu maalesef. eskilerin üzerine basarak onları ezmeye çalışarak yükselmek.. Bende diyorumki maadem müslümanların birliğinden dirliğinden dem vururyor tevhidi-islam edebiyatı yapıyorsun, bunu genel tavrında bir dustur gibi yansıtmalısınki samimiyetine inanalım..

O alimler musannifler muharrirler ölmüş gitmişler, amlelleriyle başbaşa kalmışlar. bugün yaşayan onların bize bıraktığı ehli sünnet inancıdır ve sağlam fıkıhları, klasik eserleridir. Ama islamoğlu gibi yaşar nuri gibileri ne yapıyor: O selefi salihine itimadı güveni kırıp yerine kendi geçmeye çalışıyor.. ama bilemiyorki sen o ulu kametlere bu kadar kolay atar tutarsan yarında senin takipçin sana misliyle mukabele eder.. sen onu yıktın senide yarın bunlar yıkar, noldu sonuç: sahada ayakta adam kalmadı, halk sefillerin cahillerin eline kaldı..

işte İslamoğlu bundan ötürü bir daha ve bir daha düşünmek ve kitaplarını toplatın bu uslübünü yeniden düzenlemek durumundadır.
_________________________
(3)
Karşı Cevap:

13 Şubat 2009 Cuma 22:53 tarihinde Fatih Tezcan:

Yapınız eleştirilerinizi tamam ama arkadaşım, lütfen bilginizi, vizyonunuzu ve perspektifinizi geniş tutmaksızın "alim eleştirisi" yapmayınız...

Şuraya Buhari'nin İmam-ı Azam Ebu Hanefi için söylediklerini yazarlarsa...Bir de üstüne Hanbeli'nin söylediklerini eklerlerse...Hatta kalkıp bu sefer de Ebu Hanife'nin "hum racul nahnu racul" unu izah ederlerse apışıp kalırsınız...

Alim olmak ve bunun hakkını vermek egemenlerin "burada dur" dediği dergahlardan baba parasıyla üfürmeye benzemez...Rica ediyoruz...

İnsanları -kasıtlı veya kasıtsız- yanlışlarla yönlendirmeyiniz...Alsınlar, okusunlar ve kitabın kapağını kapatırken kendilerine sorsunlar: Bu kitab bana ne verdi ve benden ne götürdü diye...

Eksisi artısından fazlaysa zaten o kitap bu kadar sevilmez...
Saygılarımla...Fatih Tezcan.


(2)
Muhammed Hakkaninin aşağıdaki habere yorumu:

İslamoğlu müslümanların birliğinden söz eder.. işin edebiyat tarafı mükemmel. ancak İman kitabını okuyun göreceksiniz eski alimlere veryansın etmiş, zannedersiniz o kelam alimleri islama en büyük ihaneti yapmışlar.. işte bu tür karalayıcı tahkir edici tezyif edici sinsi tavrı bence de nefret edilmeye sebep oldu ve artık bu tür birleştirici edebiyatları bana samimiyet hissettirmiyor

___________________________________-
(1)

İslamoğlu'ndan Cübbeli Hoca'ya cevapMustafa İslamoğlu kendisi için "sohbetlerinde bulunmayın sakıncalı" fetvasını veren Cübbeli Ahmet Hoca'ya verdiği cevapları Haber7'ye yolladı...


Ersin Çelik'in haberi
Cübbeli Ahmet Hoca'nın kendi cemaatine "kesinlikle dinlemeyin, kitaplarını okumayın" fetvasını verdiği Mustafa İslamoğlu, hakkındaki iddialara kendi internet üzerinden verdiği cevapları Haber7.com'a gönderdi. Tarafsız habercilik adına Mustafa İslamoğlu'nun cevabını yayınlıyoruz... İslamoğlu, Cübbeli Ahmet Hoca için, "İyi insanların bazen dilleri kendilerine ihanet ederler." diyor.
Kurduğu internet televizyonunda Mustafa İslamoğlu için "dinlenemez" Nihat Hatipoğlu ve Ömer Döngeloğlu içinse "dinlenebilir" yorumunu yapan Cübbeli Ahmet Hoca'ya, "Ehlisünnet ve cemaatin dışında görüşler serdetmektedir. Kesinlikle dinlemeyin" dediği Mustafa İslamoğlu'ndan cevap geldi. Haber7.com'da dün yayınlanan, "Cübbeli Hoca'dan akredite hoca listesi" (http://www.haber7.com/haber/20090210/Cubbeli-Hocadan-akredite-hoca-listesi.php) başlıklı haberimizden sonra Mustafa İslamoğlu, Cübbeli Ahmet Hoca'nın iddialarına internet üzerinden verdiği cevapları gönderdi.
Mezhepçiliğe, hizipçiliğe karşı olduğu için yıllardan beri hakkında kampanyalara düzenlendiğini, iftiralar atıldığını söyleyen İslamoğlu'nun sözleri şöyle: "Benden Müslümanların birliğini bölen, parçalayan, ayrıcı bir tavır ve saldırı görmeyeceksiniz. Karnımdaki bıçağın sapında kardeşimin elini görsem yine de dönüp, ona onun imanına laf etmeyeceğim. Biz bu yakışır. Biz bize yakışını yapalım. Herkes de kendine yakışanı yapsın. Unutmayalım ki dostu sevindirenler Allah'ı da sevindirirler. Düşmanı sevindirenlerse Allah'ı üzerler. Rabbimiz üzenlerin başına geçmişte ne geldiyse gelecekte de o gelir. Allah'ın hakkını nasıl öderiz."

Kendisi için "dinlenemez" fetvasını veren Cübbeli Ahmet Hoca ile bir tanışıklığı olmadığını fakat aldığı din eğitimini çok iyi bildiğini belirten İslamoğlu, Cübbeli Ahmet'in iftiralarla kendi geçmişine ihanet ettiğini söyledi. İslamoğlu Cübbeli Ahmet için şunları söyledi: "Cübbeli Ahmet Hoca ile hiçbir tanışmışlığımız olmadı. Nasip değilmiş. Kendilerini tanımam. Fakat geriden iyi bilirim. Zira o bir Müslüman ve tasavvuf terbiyesi almış bir insan. Nefis tezkiyesi ve ruh tasfiyesinden geçmiş olması lazım. İyi insanların bazen dilleri kendilerine ihanet ederler. Ahmet Hoca'nın dili bize karşı kampanya düzenlerken, tadlil ve tekfir ederken, iftira ve bühtan atarken, Allahu a'lem kendisine ihanet ediyor. Dediğim gibi, yoksa kendisi iyi bir insan olsa gerektir."
Mustafa İslamoğlu, mezhepleri yok sayarak imamları küçümsediği ve Şia'nın görüşlerini ehlibeyt'e mal ettiği, kadınlarla tersten ilişkiye girilmesine cevaz verdiği, Sahabeye yakışmayacak ifadeler çirkin açıklamalarda bulunduğu, adetli kadının oruç tutup namaz kılabileceğini söylediği ve Ehlisünnet dışı fetvalar verdiği iddialarına da cevap veriyor.
İslamoğlu'nun hakkındaki iddialar üzerine verdiği cevaplar şöyle:
Geçtiğimiz aylarda sohbetlerini internet ortamında "www.cubbeliahmethoca.tv (http://www.cubbeliahmethoca.tv)" adresinden videolu olarak yayınlamaya başlayan Ahmet Mahmut Ünlü, kendisine gelen soruları da kamera önünde cevaplıyor. Yeşil duvarlı ve Türk bayrağı bulunan bir odada düşüncelerini açıklayan Cübbeli Ahmet Hoca, Mustafa İslamoğlu için "Bilinçli olarak Ehlibeyt'e iftira atıyor" yorumunu yaptı. "Zekeriya Beyaz, dinlenilmez güvenilmez sohbetlerinde bulunmayın" diyen Cübbeli Ahmet Hoca, ilahiyat profesörü Nihat Hatipoğlu ve Kanal 7 ekranlarından tanınan Ömer Döngeloğlu için ise "dinlenmelerinde sakınca yoktur" fetvasını verdi.

"İSLAMOĞLU, ÇOK ZARARLI TEHLİKELİ"
Mustafa İslamoğlu için, "Bu şahıs ehlisünnet ve cemaatin dışında görüşler serdetmektedir." şeklinde görüş bildiren Cübbeli Ahmet Hoca, İsmailağa Cemaati'nin yayın organı olan Arifan Dergisi'nde de İslamoğlu için reddiyeler yayınlayacağını da söyledi. Ahmet Mahmut Ünlü, Mustafa İslamoğlu hakkındaki görüşünü şu cümlelerle dile getirdi; "Bu şahıs ehlisünnet ve cemaatin dışında görüşler serdetmektedir. Bu hususta Arifan dergisinde önümüzdeki aydan itibaren reddiyeler yapacağım. Hangi kitabından ne demiş, ne yapmış ehlisünnete muhalif… Bunları tek tek reddedeceğiz. (…) Dolayısıyla bu kişinin sohbetleri dinlenilemez bize soruyorsanız kitapları da okunmaz. Çok zararlı, tehlikeli, yanlış bilgiler karmaşa açıklamaktadır. Yani 'Şia'ınn görüşü budur' dese anlayacağın. 'Ehlibeytin görüşü budur' diyerek Şia'nın pis bir görüşünü ehlibeyte mal ederek büyük iftiralara mal edecek şekilde, görüşler vermektedir. Sohbetleri dinlenemez."
Haberin devamı için tıklayınız... (http://www.haber7.com/haber/20090210/Cubbeli-Hocadan-akredite-hoca-listesi.php)

MEZHEPLERİ YOK SAYIP İMAMLARINI KÜÇÜMSEDİ Mİ?
Mezhepleri tahfif, tahkir ve tezyif etmem. Etmeyi de uygun bulmam. Çünkü mezhepler ve onların imamları bu ümmetin yıldızlarıdır. O mezhepler o mektepler olmasaydı milyonlarca Mü'min nasıl ibadet edeceğini bilmez nasıl davranacağını bilmezdi. Fıkıh hukuktur. Fıkıhsızlık hukuksuzluktur. İmam Şafi'ye, İmam Ahmet Bin Hambel'e, İmam-ı Azam Ebu Hanefi'ye, İmam Malik'e, İmam Cafer'e, İmam Zeyd'e, İmam İbni Hazm'a ve daha burada isimlerini sayamadığım imamlar haklarını helal etsinler. Diğer imamlara nasıl küçümseyici bakarım? Ben bu kadar edepsiz miyim? Hiç benim ağzımdan bunlar için tahkir cümlesi duyduğunuz oldu mu? Aranızda 10 senedir 15 senedir derslerimi devam eden onlarca kardeşimi görüyorum. Bir tek kelime sarf ettim mi? Böyle bir edepsizlik caiz midir? Doğru olur mu? Biz kıymet bilmezsek bizimde kıymetimizi bilmezler. Kaldı ki bu imamlar bizim semasızın yıldızlarıdır ve bu imamların mektepleri yani mezhepler bu ümmetin gerçekten yollarıdır.
Mezhepler bu ümmetin yollarıdır Ana cadde üzerindeki şeritlerdir. Kimisi o şeritten gider kimi bu şeritten… Fakat benim yaptığım bir tek şey oldu o da kendimi bir mezheple tanımlamadım. Kendimi Müslüman olarak tanımlamakla iktifa ettim. Niye çünkü, Rabbim bizi Müslümanlar olarak tanımladı. Ben Müslümanların kendilerini mezhepleriyle tanımlamak yerine Müslüman olarak tanımlamalarını Rabbimizin bir arzusu olduğunu Kuran'dan yola çıkarak bildim ve inandım. Onun için de kendimi mezhebimle tanımlamadım yoksa bende Hanefi mezhebindenim. Ama taklit etmem tahdit ederim, delillere uyarım. Çünkü bana böyle emrediliyor. Mezhebi imamı da emrediyor işin galibi. Ve dahası İmamı Azam Ebu Hanefi hakkında ilk yazdığım eserlerden biri "İmamlar ve sultanlar" isimli İmamı Azam'ın hayatını ele alan bir eserdir. Dolayısıyla mezhepleri ve onların mübarek imamlarını, tahfif, tahkir ve tezyif etmek hiç birimize yakışmaz. Yakışık kalmaz bizlere böyle düşüklük yakışmaz.
Buna rağmen bunları söylediğimi iddia eden iftira etmiş olur. Ben sadece "Allah'tan korkmasını" söylerim. "Ahiret var" derim. Ne kadar cesur olduğunu söylerim. Ne kadar cesursun derim böyle söyleyene. "Sizinle huzuru ilahiye çıkmayacak mıyız?"derim. Çıkarsak ne olacak orada dolayısıyla ölüm zor hesap zor. Hesabını veremeyeceğimiz şeyleri söylemeyelim

"SAHABAYE KARŞI ÇİRKİN İFADELER KULLANMADIM"
Yazmayan, söylemeyen, gizli kapaklı hiç kimsenin önüne çıkmayan biri değilim. Aksine kırkı aşkın eseri olan, binlerce makale veren, onlarca yıldır gazetelerde köşe yazmış, bugün yüz binlere televizyondan uzanan, 15 yıldır da derslerle herkesin huzurunda olan bir kişiyim. Allah'ın bir kulu, Kuran'ın bir talebesiyim. Dolayısıyla benim ağzımdan sahabeye dahil yakışmayacak ifadeler söylediğimi duyan bu ifadelerimi getirirse huzurlarında yakışmayan ifadeden dolayı sahabenin ruhundan özür dileyeceğim huzurunuzda da tövbe istiğfar edeceğim. Bir daha öyle bir hata işlemeyeceğim. Eğer sahabeye hakaret ettiysem kötü söylemişsem. Ama yapmamışsam bunu söyleyenlerin yakasına yapışacağım. Ne kadar cesaretliler. Hak ve hukuk bu kadar mı kayboldu?

KADINLARLA TERSTEN İLİŞKİYİ ONAYLIYOR MU?
Bu meselede bana sorulan soru aynen sitemde de var. Verdiğim cevap da aynen site de var. Oradan nasıl bu çıkıyor Allah aşkına insafa çağırıyorum. Vicdana davet ediyorum. Ben orada bu konuda İslam tarihinde iki ayrı görüş olduğunu fakat ehlisünnetin bu konuda ki fetvası ayeti kerim ye uygun olan fetvasıdır. "Kadınlarınız tarlanızdır. Ona nasıl yaklaşırsınız."ayeti kerimesinde ehlisünnetin görüşünün ehli beytin görüşüne göre dosdoğru görüş olduğunu çünkü harfin tarla olduğunu tarlanın da çocuk elde edilen yani ürün elde edilen yer olduğunu diğer görüşün doğru olmadığını orada izah ettim. Kaldı ki burada soru sahibi bu ihtilaftan dolayı karşı tarafta olanları tahkir etmiş, küfretmiş, tahfif etmiş hatta tekfir etmiş. Ben orada tahkir, tahfif, tezyif edilmesinin yanlış olduğunu söyledim. Bu meselede gelen soruyu da verdiğim cevabı da orada tuttum. Fakat bu mesele de bu fakire yapılan iftiradır. Allah'ta görüyor, ümmet de görüyor insanlar da görüyor. Bunu yapanlara nasıl yaptıklarını içlerine nasıl sindiğini sormak istiyorum. Hakikaten kardeşinize bunu nasıl reva görüyorsunuz. Nasıl bu kadar yapıyorsunuz. Ölmeyecek misiniz? Allah'ın huzuruna çıkmayacak mısınız? Hesap sorulmayacak mı? Birbirimizden hakkımızı almayacak mıyız?

"ORUÇ TUTABİLİR, NAMAZ KILAMAZ" DEDİM
Namaz kılacağına dahil hiçbir fetva vermediğim gibi aksine namaz kılamaz diye kaç kere söyledim. Bu konuda dalga dalga iftira yayanları bir kez daha uyarıyorum. Allah'tan korkun. İnsan eti zehirlidir yemeyin. Oruç tutacağını da açıklıkla söyledim. Daha doğrusu oruç tutabileceğini ve bu konuda delil olarak Kur'an yeterlidir. Çünkü namaz için abdest gerekli oruç için abdest şart değil. Zaten hadiste de namaz kılmayana kaza gerekmez özel halde oruç tutmayana ise kaza gerekir. Dolayısıyla namaz ile orucun arasını ayırmak lazım. Ama kendini iyi hissediyorsa tutabilir, iyi hissetmiyorsa tutamaz. Onun için oruç meselesini namaz meselesinden ayırmışımdır. Oruç tutabilir istiyorsa. Bunu da Bakara Süresinin 175.ayetini delil göstererek hayızlının durumunu Kuran eza olarak almıştır."Sana hayızdan soruyorlar de ki o bir ezadır." 'Eza' kelimesi hastalığın bir küçüğü olarak geçiyor lügatlerde. Dolayısıyla hastanın oruca bahsine dâhil Kuran'da ayet var mı? Var. 185. ayetinde "Eğer ramazan da hasta iseniz ya da yolcu iseniz diğer günlerde gününe gün tutarsın. Dolayısıyla hastanın hükmüdür" dedim oruçta. "Ama namazdan muaf kılınmıştır" dedim. "Erkekler bir kere şehit olur kadınlar her ay şehit olur. Onları o hallerinde namazdaymış gibi görüyor" dedim. Bunu söyledim. Ne olur bana söylediğimi yakıştırın. Deyin ki "oruç istiyorsa tutabilir dedi" diyin. Bu iftira olmaz bu hakikattir. Ama namaz da kılar derseniz iftira olur. Ben böyle bir şey söylemedim.

ŞİA'YI ŞİRİN GÖSTERMEK Mİ İSTİYOR?
Ehli Beyt veya Şia ya sevimli göstermekte ne demek. Nefret ettirmekle ben çok mu sevinecek birileri? Yani Şia'dan ne kadar nefret ederseniz takvanız o kadar artar diye bir şey var mı? Ben böyle bir şeye inanmıyorum. Ehl-i Beyt mektebin inde bu ümmetin bir parçası olduğuna inanıyorum. Bu ümmetin vahdetine inanıyorum. Ümmetimizin bir tek ümmet olduğuna inanıyorum. Bu vahdeti sağlayamadan bizim başarının rüyasını göremeyeceğimize inanıyorum. Mezhep savaşlarıyla bu ümmetin harcadığı değerlerin tarih boyunca başımıza bela olduğuna inanıyorum. Onun için mezhep ihtilafına mezhep holiganlığına mezhep savaşına hayır diyorum. Dolayısıyla Ehlisünnetiyle Şia'sıyla bu ümmetin İslam ümmeti olduğunu kıblesinin Rabbi'nin Peygamberinin ve Kitabının bir olduğunu ihtilafınsa teferruatında olduğunu düşünüyorum bende böyle düşünüyorum. Bunu böyle bilirsiniz. Bunu böyle söyleseniz iftira olmaz. Ama bundan öte bir şey iftira olur.

EHLÜSÜNNET DIŞI FETVALAR MI VERİYOR?
Ehlisünnet dışı fetva ifadesini ben anlayamadım. Ehlisünnet içi fetva ehlisünnet dışı fetva nasıl oluyor. Mesela İmam Taberi ehlisünnet midir? Ehli biat midir? Ehli Şia mıdır? Nedir? Ehlisünnetin büyük imamlarından biridir. Fakat "ayak yıkamayı sünnet ayağı mesh etmeyi farz" olarak yazmış tefsirinde. Şimdi ne diyeceğiz, İmam Taberi'ye? Kısaca böyle.

HABER 7

Hakkani
16.02.2009, 10:05
Haberin baş tarafı bu:

Sohbetlerini internet ortamında "www.cubbeliahmethoca.tv (http://www.cubbeliahmethoca.tv/)" adresinden videolu olarak yayınlamaya başlayan Ahmet Mahmut Ünlü, kendisine gelen soruları da kamera önünde cevaplıyor. Yeşil duvarlı ve Türk bayrağı bulunan bir odada düşüncelerini açıklayan Cübbeli Ahmet Hoca, Mustafa İslamoğlu için "Bilinçli olarak Ehlibeyt'e iftira atıyor" yorumunu yaptı. "Zekeriya Beyaz, dinlenilmez güvenilmez sohbetlerinde bulunmayın" diyen Cübbeli Ahmet Hoca, ilahiyat profesörü Nihat Hatipoğlu ve Kanal 7 ekranlarından tanınan Ömer Döngeloğlu için ise "dinlenmelerinde sakınca yoktur" fetvasını verdi.

"İSLAMOĞLU, ÇOK ZARARLI TEHLİKELİ"
Mustafa İslamoğlu için, "Bu şahıs ehlisünnet ve cemaatin dışında görüşler serdetmektedir." şeklinde görüş bildiren Cübbeli Ahmet Hoca, İsmailağa Cemaati'nin yayın organı olan Arifan Dergisi'nde de İslamoğlu için reddiyeler yayınlayacağını da söyledi. Ahmet Mahmut Ünlü, Mustafa İslamoğlu hakkındaki görüşünü şu cümlelerle dile getirdi; "Bu şahıs ehlisünnet ve cemaatin dışında görüşler serdetmektedir. Bu hususta Arifan dergisinde önümüzdeki aydan itibaren reddiyeler yapacağım. Hangi kitabından ne demiş, ne yapmış ehlisünnete muhalif… Bunları tek tek reddedeceğiz. (…) Dolayısıyla bu kişinin sohbetleri dinlenilemez bize soruyorsanız kitapları da okunmaz. Çok zararlı, tehlikeli, yanlış bilgiler karmaşa açıklamaktadır. Yani 'Şia'ınn görüşü budur' dese anlayacağın. 'Ehlibeytin görüşü budur' diyerek Şia'nın pis bir görüşünü ehlibeyte mal ederek büyük iftiralara mal edecek şekilde, görüşler vermektedir. Sohbetleri dinlenemez."

Haberin devamı için tıklayınız... (http://www.haber7.com/haber/20090210/Cubbeli-Hocadan-akredite-hoca-listesi.php)

Mollakasım
16.02.2009, 13:04
Hocam yüreğine sağlık :-046

ottomankids
16.03.2009, 03:17
CÜBBELİ HOCAnın BU SOHBETİNDE SAKINCALI HUSUSLAR MEVCUD, BU KONUYU SİZLERLE PAYLAŞMAK ISTEDIM, BU SOHBET CD(miraç sohbeti) SİNİN 1 SAAT 49 DAKIKADAN SONRAKI BÖLÜMLERİNDE ÖNEMLİ HATALAR VAR.LÜTFEN BUNLARI KENDİSİNE ULAŞTIRIN

CUBBELİ AHMET’İN SÖZLERİNİN METNİ AŞAGIDAKİ GİBİDİR:DİYORKİ;

CÜBBELİ HOCA:PEYGAMBER EFENDIMIZ MEVLANIN CEMALINI, GÖZÜYLE GÖRDÜDE BAYILMADI! ÇÜNKÜ RABBİM ONA MANEVİ AMELİYATLA DAYANABİLME GÜCÜ VERDİ.

BU BÖLÜMDE SİTRETÜL MÜNTEHANIN GÜZELLIKLERINI ANLATIYOR VE ARKASINDANDA CEMAATE DIYORKI; YORULDUNUZMU? DURUN, DAHA CENABU MEVLAYI ZIYARETE GELIYORUZ…!!!

HOCA: SİTRETÜL MÜNTEHA CEBRAİL ALEYHİSSELAMIN MAKAMIDIR O MAKAMA GELINCE CİBRİL EMİN GERİ KALDI İLERLEYEMEDI. EFENDIMIZ ALEYHİSSELAM, CEBRAİLİ YANINDA ZANNETTI BİRDE BAKTI YANLIZ KALMIŞ. EFENDIMIZ; HİÇ BÖYLE BIR YERDE İNSAN DOSTUNU YANLIZ BIRAKIRMI YA CİBRİL. EFENDIMIZ BURADA NE SAĞA BAKTI, NE SOLA BAKTI NEDE CENNETE BAKTI, HEP MEVLANIN CEMALINE GÖZÜNÜ DİKTİ!

MEVLAYI GÖRMEDEN HİÇ BİR ŞEYİ GÖRMEDİ. HABIBIMIN GÖZÜ DE KAYMADI KALBI DE KAYMADI, O, ANCAK BENIM CEMALIMI GÖZETLEDİ BUYURDU ALLAH TEALA. DEVAM EDIYOR HOCA; CİBRİL EMIN DEDIKI; YA MUHAMMED ALEYHISSELAMBEN BURADAAN İLERİ GEÇMEYE MÜSAADELİ DEĞİLİM.

BİR ADIM ATSAM, PARMAK UCU KADAR YANAŞSAM YANAR KÜL OLURUM. ALLAHIN NURUNDAN YANARIM DAYANAMAM!!! ONUN İÇİN SANA MÜBAREK OLSUN, SEN GİT DEDİ...

SİTRETÜL MÜNTEHADAN İLERİ RABBIMIN NURUNA DALDIRILDIM. BİR NUR KAPLADI BENI. YETMİŞBİN PERDE RABBIMLE ARAMDAN AÇILDI!!! BİR PERDE 500 SENEDE GEÇİLİYOR. 70 BİN PERDE VAR ALLAH İLE KUL ARASINDA! O PERDELER OLMASA ALLAHIN NURUNDAN YANACAK HEP ALEMLER.. GÜNEŞE DAYANAMIYORUZ...!!!

O YETMİŞ BİN PERDENIN, BİRİ DİĞERINE BENZEMIYORNUR PERDELERI DEĞİŞİK DEĞİŞİK PERDELER.. BİR PERDENIN KALINLIĞI, GEÇİŞ MESAFESI 500 SENEDIR MEVLAYA VARMAK İÇİN.. MEKANSIZLIK VAR ARTIK, MEKANDAN ÇIKILMIŞ!? PEYGAMBER EFENDIMIZ; O ANDA BÜTÜN HİSLERIM KESILDI, BİR ÜRPERTİ GELDİ İÇİME, BİR KORKU KAPLADI BENI. YAPAYANLIZ.ISSIZ SESSİZ KALDIK. OANDA EBUBEKIR SIDDIKIN SESİYLE MEVLA BANA SESLENDİ!!!

NİYE ÇÜNKİ MAĞARADA ARKADAŞI, EN ZOR ZAMANDA ARKADAŞI, EN ZOR ZAMANLARDA YOLDAŞI... EBU BEKIR’E ÇOK ALIŞMIŞ YA, ONUN SESINI DUYUPTA KORKUSU GEÇSIN DİYE... HOCA EFENDI BURANAN SONRA DEVAM EDIYOR VE ARAPÇA BİR HADİS NAKIL YAPIYO(BU HADISI VEHHABILER UYDURMUŞTUR. ONLAR BİLE SON ZAMANLARDA BUNU KULLANMAZ)VE DİYORKI: DUR YA MUHAMMED, RABBIN SALAT EDIYOR, BEKLE GİRME!!! SALAT EDIYOR NE DEMEK DIYOR CÜBBELİ HOCA VE ACIKLIYOR BU HADISI; BEN BENI TESBİH EDERIM BEN BENI, BEN BENI TENZİH EDERIM BEN BENI. RAHMETIM GAZABIMI GEÇTİ BUYURUYOR ALLAH TEALA.

O ANDA ALLAH TEALADAN BİR NİDA GELDİ EFENDİMİZE; EY MAHLUKATIN EN HAyırlısı yaklaş, ey Ahmet yanaş, YAKLAŞ, VE HOCA BUNA AÇIKLAMA OLARAK DİYORKİ; HER BİRİNDEN GEÇER İKEN İLERU, EMROLUNDUN YA MUHAMMED GEL BERU.. HER BİR PERDEDEN GEÇERKEN MEVLA NE BUYURUYOR; BANA GEL, BANA GEL BU TARAFA GEL!!! BURADA DİYORKİ, MEVLA MEKANDAN MÜNEZZEH. PEYGAMBER EFENDİMİZDEN NAKIL EDEREK TEKRAR ANLATMAYA BAŞLIYOR HOCA, DIYORKI; EFENDİMİZ BUYURUYORKİ; RABBIM BENI KENDİNE O KADAR YAKLAŞTIRDIKI İKİ YAY KADAR VEYA DAHA AZ BIR MESAFE KALDI...!!!

HOCA DEVAM EDIYOR VE CEMAATE DIYORKI SAKIN MEKAN DÜŞÜNMEYİN SAKIN ŞEKIL VERMEYİN BU MANEVİ YAKINLIKTIR...!!! ARTIK MEVLAYLA YAKINLIĞIN ZİRVESİ EFENDIMIZE NASIP OLDU BUNUN ÜZERINE CEBRAİL ALEYHİSSELAM ARKADAN EFENDİMİZE NİDA EDİYOR; YA MUHAMMED ALLAH TEALA SENİ METH EDİYOR, SANA ÖVGÜDE BULUNUYOR. DİNLE İTAAT ET SAKIN MEVLANIN KELAMINI DUYUNCA KORKMA DEDİ!

EVET ARKADAŞLAR BEN BU SOHBETI DİNLEDIM VE SAKINCALI YERLER TESPİT ETTIM. BURADA YAZDIKLARIM BIZZAT SOHBETI DINLEYIP BIRER CÜMLE, BİRER CÜMLE HALINDE NOT TUTTUM. TAMAMEN CÜBBELİ HOCANIN SÖZLERIDIR.


MÜSLÜMAN KARDEŞLERE ÖNEMLİ BİR UYARI;

Kıymetli müslüman kardeşlerimiz;
الحمدللهوالصلاةوالسلامعلىرسولالله


Allâh-u Teâlâ şöyle buyurmuştur:

﴾وَتَعَاوَنوُاعَلَىالْبِرِّوَالتَّقْوَىوَلاتَعَاوَ نوُاعَلَىالإثْمِوَالْعُدْوَانْ﴿
“Hayırlı amellerde birbirlerinize yardım ediniz, kötülük ve haramlarda birbirlerinize yardım etmeyiniz.”(El-Mâideh/2)

Bu ayetten yola çıkarak sizlere bu yazıyı göndermeyi uygun gördük. Ehl-i Sünnet vel Cemaat’ı savunuyorum diye iddia edip de Ehl-i Sünnet vel Cemaat’e aykırı görüşler ileri sürüp, hükümler veren kimseye karşı susmak kesinlikle caiz değildir. İmam Ebu Ali Ed-Dakkak’in dediği gibi “haksızlık karşısında susan dilsiz bir şeytan olur.”

Peygamber efendimiz bir hadis-i şerifinde şöyle buyuruyor: “Din nasihattir.” Bu hadis-i şerife dayanarak emribil maruf neyh -anıl munkeri yapmak ve Müslümanların bilinçlenmesi için bir çok kişiyi cübbeli hocanın hatalarından uyarmak bizlere vacıbtır.

Cübbeli hocayı ve onun gibi itikat edenleri uyarmamıza rağmen hala batıl anlatımlarına devam edip bir çok insanın itikadının bozulmasına vesile olmaktadırlar.Yukarıdakı yazıyı inceleyen ilim ehli kardeşlerim meselenın ne kadar ciddi boyutlara ulaştığını tahmın etmektedirler.

Bu konuda hadisi şerifte zaten konu açıktır ve elhamdulıllah biz bunun bilincindeyiz.Ehlisünnet yolunu takip eden ve bunu yaşamaya çalışan Cübbeli Ahmet beyin bu hataları bilerek yaptığını iddia etmiyoruz .

Kendisinin yanlış kaynaklardan faydalandığını ve sohbetlerinde batıl sözler söylediğine şahid olduk ve bu hatalarından dolayı bir kaç yıl önce ona bir yazı yazdığımız halde bunları düzeltmedi.

Vaazlarına giden ve ondan ilim alan kişiler daha Allah Teâlayı noksan sıfatlardan tenzih etmeyi dahi öğrenememişler.Cübbeli Ahmet sohbetlerinde Allah mekandan münezzehtir diyor,Allah hiçbir şeye benzemez ayetinide okuyor fakat farkında olmadan bu inanca aykırı sözler sarfediyor ve müslümanın Allaha olan inancında tahrifata sebeb olabılıyor.

Bunu anlamak içinde bu sohbetlere katılan kişilerle biraz dialoğa girdiğimizde çok tehlikeli ve bozuk bir inançı bazılarında görmekteyiz.Bunun sebebide cübbeli ve onun gibi anlatanların vaazlarından istifade etmeye çalışanlara yanlış ve yanlış anlaşılmaya musaıt ibare ve sözcüklerle ,dini anlatmalarından kaynaklanıyor.Onlar eğer ehlinde ilim alsalardı ilk başta talebelerine iman esaslarını hakkıyla öğretirlerdi.

Bizzat şahid olduğum bir mesele aktarmak istiyorum;
Birgün cübbeli hocanın sohbetlerine katılan bir arkadaşla miraç konusunda konuştuk.Kendisi miraç konusunun nasıl anlaşılması gerektiğini bana izah etmeye çalıştı .

Haşa peygamber efendimizin Allahın huzuruna yanı yanına çıktığına inandığını söyledi.Allah tealanın nur olduğunu ve kul ile Allah arasında perdeler olmassa Allahın nurundan bu alemin yanacağını söyledi.Ve Allah tealanın ,ebubekir efendimizin sesiyle nida ettiğini anlattı.

Olayın en üzücü tarafı bu kişi Allah tealayı sitretul müntehanın üzerinde bir yerde olduğuna inanmasıydı.
Bu kişiyle uzunca bir sohbetten sonra ınanması gereken hususları anlattım ve Allah Tealanın bir yerde olduğunu iddia etmesınden ve ebubekir efendimizin sesiyle konuşması hadıselerinden dolayı ona şahadet kelimesini getirttik elhamdulıllah.
Arkadaşlar bakınız ; eğer cübbeli hoca bu kişiye "Allah mekandan münezzehtir ve Allah hiç bir şeye benzemez inancını gerçekten doğru bir şekilde aktarsaydı bu kişi batıl bir inanca saplanmazdı.

Allah tealanın yaradılmış olan hiç bir şeye benzemediğini,zamandan mekandan ,cihetlerden yönlerden münezzeh olduğunu , Herkim Allah tealayı beşer sıfatlarla vasvederse ve benzetirse küfre düşer kaidesini doğru bir şekilde aktarsaydı bu arkadaş bu bozuk akideye sahip olmazdı.

Bugün yahudiyede,hiristiyanada sorsanız Allaha iman ediyoruz derler.Bunu iddia ederkende derlerki Allah yukardadır,arşın üzerinde yatıp dinlenmiştir.Hem Allaha mekan ve şekil isnat ederler hemde Allah tealaya inandıklarını iddia ederler.

Şimdi burada Allaha inandık demelerı onları kurtarırmı?Asla onlar bu inançlarından dolayı ebediyyen(o inanç üzere ölürlerse) cehenneme gideceklerdir.
Cübbeli hocada! Allah mekandan münezzehtir ve hiç bir şeye benzemez diyecek ,diğer taraftanta sohbetlerinde Allah teâlayı tenzih etmeden şu nakilleri yapacak;

SİTRETÜL MÜNTEHADAN İLERİ RABBIMIN NURUNA DALDIRILDIM. BİR NUR KAPLADI BENI. YETMİŞBİN PERDE RABBIMLE ARAMDAN AÇILDI!!! BİR PERDE 500 SENEDE GEÇİLİYOR. 70 BİN PERDE VAR ALLAH İLE KUL ARASINDA! O PERDELER OLMASA ALLAHIN NURUNDAN YANACAK HEP ALEMLER.. GÜNEŞE DAYANAMIYORUZ...!!!

O YETMİŞ BİN PERDENIN, BİRİ DİĞERINE BENZEMIYORNUR PERDELERI DEĞİŞİK DEĞİŞİK PERDELER.. BİR PERDENIN KALINLIĞI, GEÇİŞ MESAFESI 500 SENEDIR MEVLAYA VARMAK İÇİN.. MEKANSIZLIK VAR ARTIK, MEKANDAN ÇIKILMIŞ!? PEYGAMBER EFENDIMIZ; O ANDA BÜTÜN HİSLERIM KESILDI, BİR ÜRPERTİ GELDİ İÇİME, BİR KORKU KAPLADI BENI. YAPAYANLIZ.ISSIZ SESSİZ KALDIK. OANDA EBUBEKIR SIDDIKIN SESİYLE MEVLA BANA SESLENDİ!!!

DUR YA MUHAMMED, RABBIN SALAT EDIYOR, BEKLE GİRME!!!
"]EFENDİMİZ BUYURUYORKİ; RABBIM BENI KENDİNE O KADAR YAKLAŞTIRDIKI İKİ YAY KADAR VEYA DAHA AZ BIR MESAFE KALDI...!!!

yukarıdakı ibareler ne ayetlerde,ne hadislerde nede alimlerin sözlerinde açıklanmış değildir.Bu ibareleri okuyan ve sohbeti dinleyen kişiler eğerki burada anlatıldığı gibi iman ederlerse durumları tehlikede olabilir.

Miraç gecesinde peygamber efendimizle iki yay mesafesi veya dahada yakın olarak görüşen cebrail aleyhisselamdır.Bu ayeti kalkıpta Allah ile haşa peygamber yaklaştı şeklinde açıklarsa cehaletini ortaya koymuş olur ve insanların farklı vehimlere kapılmasına yol açar.

((DUR YA MUHAMMED, RABBIN SALAT EDIYOR, BEKLE GİRME!!! ))buradakı ifade gerçekten korkunç.nedemek bekle şimdi girme ?haşa Allahın bir yeri varmiş gibi ifade ediyor ve Allah Tealayı tenzih etmiyor.

MEKANSIZLIK VAR ARTIK, MEKANDAN ÇIKILMIŞ!?Buradakı ifedesinde peygamber efendimizin mekandan çıktığı ve mekansız olduğu ibareleri anlaşılırkı buda Allahın sıfatlarıyla peygamberimizi vasıflandırmış olacağından bu inanç küfür olur.mekansız ve zamansız olan ancak Allah teâladır.

EBUBEKIR SIDDIKIN SESİYLE MEVLA BANA SESLENDİ!!! Bu ibarede küfürdür çünki
Allah Tealayı beşer sıfatlarla vasıflandırdığı için küfürdür(imam ebu hanıfe,imam tahavi)Allah tealanın kelamı herhangi bir sesle ,lugatla ve organla değildir.Onun kelamı hiç birşeye benzemez.Ezeli ve ebedidir.ebebekir efendimiz bir insandır ve haşa Allahın kelamı insanların kelamına ve konuşmasına benzemez.
Bir müslüman Allah Tealanın hiç birşeye benzemediğine ,zamandan ve mekandan münezzeh olduğuna kesin bir yakın ile iman ederse Allah Tealayı doğru tanımış olur.

Yoksa Cübbelinin iddia ettiği gibi yok efendim ,Allah ile kul arasında 70 bin perde varmişta bu perdeler olmassa bütün alemler onun nurundan yanarmişta.Ebubekir efendimizin sesiyle seslenmişte,peygamber efendimiz mekansız olmuşta ,Allah ile haşa peygamber iki yay mesafesi birbirine yaklaşmışta.Arkadaşlar bunlar yalandır uydurmadır iftiradır dini tekzip etmektir.Bunu anlatan kişiler gerçekten Allahtan korksunlar ve onu hakkıyla tanısınlar ve bu hatalarından bir an önce şahadet getirsinler.Bu yazıyı lütfen cübbeli hocaya ulaştırın

Mollakasım
16.03.2009, 04:18
yukarıdakı ibareler ne ayetlerde,ne hadislerde nede alimlerin sözlerinde açıklanmış değildir.Bu ibareleri okuyan ve sohbeti dinleyen kişiler eğerki burada anlatıldığı gibi iman ederlerse durumları tehlikede olabilir.

cevap: Hocaefendi ayetleri hadisleri tefsir ediyor.. hala ayette yok demek gülünçtür

Miraç gecesinde peygamber efendimizle iki yay mesafesi veya dahada yakın olarak görüşen cebrail aleyhisselamdır.Bu ayeti kalkıpta Allah ile haşa peygamber yaklaştı şeklinde açıklarsa cehaletini ortaya koymuş olur ve insanların farklı vehimlere kapılmasına yol açar.

yaklaşmak uzaklaşmak Allah ile ilgili olduğunda bunların keyfiyetleri meçhul manalar olduğunu bu cemaat bilir. cemaatin ilim düzeyini bilmediğiniz ortada.. "demesin yanlış anaşılabilir" dersen, o zaman sen Allaha da aynısnı demiş olursun: Ya Rabbi bu ayetin yanlış anşaşılabilir...!!??

((DUR YA MUHAMMED, RABBIN SALAT EDIYOR, BEKLE GİRME!!! ))buradakı ifade gerçekten korkunç.nedemek bekle şimdi girme ?haşa Allahın bir yeri varmiş gibi ifade ediyor ve Allah Tealayı tenzih etmiyor.

ifadeler kendine ait değil senetleriyel nakiller var, şu halde sorun yok.

MEKANSIZLIK VAR ARTIK, MEKANDAN ÇIKILMIŞ!?Buradakı ifedesinde peygamber efendimizin mekandan çıktığı ve mekansız olduğu ibareleri anlaşılırkı buda Allahın sıfatlarıyla peygamberimizi vasıflandırmış olacağından bu inanç küfür olur.mekansız ve zamansız olan ancak Allah teâladır.

alakası yok. Ehlisünnete göre cennnetten Allah görülecekmi ? evet. şu halde burda da caizdir. evet Rasulullah Rabbisini gördü bu durum ulema nezdinde ihtilaflı. İmamı Rabbani Gazaliye muhalefet eder ve Gördü der. sonra bu görüşünün icma ile bağdaştığını isbat eder. Allahın sıfatlarını almışmış.. çocukca bir ititraz.. bak zaten Allah sana birçok sıfatının suretini vermişde yaratmış.. lim hayat işitme görme... bunlar Allahın sıfatları değilmi ? sonra Azraile mekan varmı ? bir mekan onu hapsedebilirmi ? noldu şimdi Allaha tanrılıkta ortakmı oldu haşa sümme haşa ? asıl cahil sizsiniz.

EBUBEKIR SIDDIKIN SESİYLE MEVLA BANA SESLENDİ!!! Bu ibarede küfürdür çünki
Allah Tealayı beşer sıfatlarla vasıflandırdığı için küfürdür(imam ebu hanıfe,imam tahavi)Allah tealanın kelamı herhangi bir sesle ,lugatla ve organla değildir.Onun kelamı hiç birşeye benzemez.Ezeli ve ebedidir.ebebekir efendimiz bir insandır ve haşa Allahın kelamı insanların kelamına ve konuşmasına benzemez.
Bir müslüman Allah Tealanın hiç birşeye benzemediğine ,zamandan ve mekandan münezzeh olduğuna kesin bir yakın ile iman ederse Allah Tealayı doğru tanımış olur.

merak etme değil Hocaefendi en zayıf bir cemaati bile senden Allahı iyi bilir..

Yoksa Cübbelinin iddia ettiği gibi yok efendim (bunlar hadislerle sabit.. literatürden ne kadar uzak ve cahil kalmışınki cüppeliye ait zannnedebiliyorsun.. yada bilinçli provekatörsün),Allah ile kul arasında 70 bin perde varmişta bu perdeler olmassa bütün alemler onun nurundan yanarmişta.Ebubekir efendimizin sesiyle seslenmişte,peygamber efendimiz mekansız olmuşta ,Allah ile haşa peygamber iki yay mesafesi birbirine yaklaşmışta. (bunu diyen Ayettir itirazın ona raci olur) Arkadaşlar bunlar yalandır uydurmadır iftiradır dini tekzip etmektir.Bunu anlatan kişiler gerçekten Allahtan korksunlar ve onu hakkıyla tanısınlar ve bu hatalarından bir an önce şahadet getirsinler.. (asıl yalan ve iftira bu senin işkem... salladığın itirazarın)..

Anlayış kıtlığı ve bilgi eksikliğinden kaynaklanan itirazlar gözardı edilidiğinde sohbeti buraya taşıması çok güzel olmuş... istifade ettik feyizyab olduk.. Allah Cüppeli Hocaefendiden razı olsun çok güzel anlatmış...

netice: Kardeşimiz ehli sünneti müdafa etmek istemiş, çok güzel. ancak bilgi noksanlığı var. Cüppeli hocada hata eder demiş doğru edebilir insandır Ancak ben yukardaki ifadelerde hata görmedim. umarım bu arkadaş bir Allameye hata nisbeti yaparken kendini unutmuyordur, hatalı olabilmeyi kendine de yakışdırıyordur.

Böylelerini merak ederim uzaktan arkadan rahat konuşur sallarlar aceba yüzyüze gelip iki kelime edecek -ilme bağlı- cesaretleri varmıdır ?

ottomankids
16.03.2009, 05:38
Ben Allah rızası için sizleri ve cübbeliyi uyardım.isterseniz bu meseleyi kendisine iletin ve cevabını daha net alırısınız.

Ben tekrar diyorumki,cübbeli sohbetinde Allah teâlayı tenzih akidesinden uzak olarak beyanlarda bulunmuştur.

Bunu tabiiki bilerek yapmıyor fakat bazen yanlış bilmek insanı felakete sürükler.

Sohbetinde söylediği"EBUBEKIR SIDDIKIN SESİYLE MEVLA BANA SESLENDİ!!! " bu söz Allah hakkında ,haşa onun ezeli ve ebedi olan kelamının bir insanın sesine girmesi ve kelam buyurdu denilmesi küfürdür.Çünki burada teşbih var benzetme var.

Diğer açıklamaya şu şekilde itiraz ettiniz"Allah ile haşa peygamber iki yay mesafesi birbirine yaklaşmışta. (bunu diyen Ayettir itirazın ona raci olur)

Bende size şunu öneriyorum.bu ayetin tefsirini cübbelininde içinde bulunduğu çalışma ve istişare kurulu yeni bir kuran mealı çıkardı.Oradakı en-necm suresının ayetlerine bakarsan bu yaptığı hatadan döndüğünü görürsün.yani orada iki yay mesafesi veya dahadayakın olan cebrail ile efendimizdir diyor.sonuç olarak kendisinin bu hatadan döndüğünü düşünüyorum çok şukur.

Ayrıca Allah Teâla nur gibi,ışık gibi şeylerle vasıflanmaz.Allah'ın isimlerinden olan en-nur ismi ;yanı nurları yaratan,hidayet nurunu,islam nurunu yaratan demektir.haşa bizatihi kendisinin ışık gibi bir nur olduğunu söyleyen Allahı tanımamıştır.O kendi kafasında hayalınde canlandırdığı bir şeye ibadet ediyordur farkında olmadan.
(Eş-şurâ suresi, 11. âyet)
Manası: Allâh’ın benzeri hiç bir şey yoktur.Aklına ve fikrine ne gelirse gelsin Allâh teala ona benzemez.Bizler Allah teâlayı nasıl tanımalıyız.Allah Teala kuranı kerimde kendisini nasıl vasıflandırdıysa ,bize bildirmiş olduğu sıfatları öğrenerek ona iman ederiz.Ayetlere ters düşen itikada sahip olanlardan inançları ve amelleri kabul edilmez.





Ben ehlisünnet itikadı öğrenen birisiyim ve benim inacım Allah hakkında iananılması gereken bilgiler aşağıdaki gibidir;




Allâhu Teâlâ’yı mekândan münezzeh olarak bilmek Ehl-i Sünnet’ Vel-Cemaat’in akidesidir

Allâhu Teâlâ şöyle buyuruyor:

لَيْسَ كَمِثْلِه شَىْءٌ وَهُوَ السَّميعُ الْبَصيرُ

(Eş-şurâ suresi, 11. âyet)
Manası: Allâh’ın benzeri hiç bir şey yoktur

Allâhu Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا اَحَدٌ

(El-İhlas suresi, 4 âyet)
Manası: Allâh’ın hiç bir yönden benzeri yoktur

Allâhu Teâlâ şöyle buyuruyor:

فَلاَ تَضْرِبُوا للهِ الأمْثَال

(En-nahl suresi, 74. âyet)
Manası: Allâh hakkında misaller vermeyiniz yani O’nu yaratılmışlara benzetmeyininz.

Allâhu Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَلِلّهِ الْمَثَلُ الاَعْلى

(En-nahl suresi, 60. âyet)
Manası: Allâh’ın vasıflanması diğerlerinin vasıflanması gibi değildir.

Rasûlullâh sallallâhu âleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
“Allâh, kendisinden başka bir şey yokken vardı...“
Bu demektir ki ezelde (başlangıçsızlıkta) Allâh’tan başka hiç bir şey yoktu. Ne zaman, ne de mekân ne insan ne de melek ne hayvan ne de cin ne gök ne de yeryüzü.

Rasûlullâh sallallâhu âleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
“Ya Allâh sen zahirsin senin üstünde bir şey yok ve sen bâtınsın senin altında bir şey yoktur“
Beyhakî demiştir ki, dostlarımız bu Hadisi delîl göstererek: “Üstünde ve altında bir şey bulunmayan mekansız olarak vardır“ demişlerdir.

Büyük imâm Âbdul-Kâhir bin Tahir Et-Temîmî El-bağdâdî “El-farku beynel-fırak“(Fırkalar arasındakı farklar) adlı kıtabında şöyle demiştir: “Onlar (âlimler) O’nu (Allâh’ı) mekân kuşatmadığına ve O’na zaman cereyân etmediğine dâir icmâ etmişlerdir.“

Rasûlullâh’ı amcasının oğlu Alî radıyallâhu anhu Allâh hakkında şöyle der:

كَانَ اللَّه وَلاَ مَكَان وَهُوَ الآنَ عَلَى مَا عَلَيْهِ كَانَ
( رَوَاهُ أَبُو مَنْصُورٍ الْبَغْدَادِي)

“Allâh mekân yokken vardı, O şimdi de olduğu gibidir.“ Bunu Ebû Mansûr El-Bağdâdî rivayet etmiştir.

Yine Alî radıyallâhu anhu Allâh hakkında şöyle diyor:

إِنَّ اللَّه خَلَقَ الْعَرْشَ إِظْهَاراً لِقُدْرَتِهِ وَلَمْ يَتَّخِذْهُ مَكَاناً لِذَاتِهِ
( رَوَاهُ أَبُو مَنْصُورٍ الْبَغْدَادِي)

“Muhakkak ki Allâh arşı kudretinin büyüklüğünü göstermek için yaratmıştır ve onu kendi zâtı için mekân edinmemiştir.“ Bunu Ebû Mansûr El-Bağdâdî rivâyet etmıştır.

El-kuşayrî, risâlesinde hazret-i Cafer Es-Sâdığın şöyle dediğini rivâyet eder:

"مَنْ زَعَمَ أَنَّ اللَّهَ فِي شَيْءٍ أَوْ عَلَى شَيْءٍ أَوْ مِنْ شَيْءٍ فَقَدْ أَشْرَكَ إِذْ لَوْ كَانَ فِي شَيْءٍ لَكَانَ مَحَصُورًا وَلَوْ كَانَ عَلَى شَيْءٍ لَكَانَ مَحْمُولاً وَلَوْ كَانَ مِنْ شَيْءٍ لَكَانَ مًحْدَثًا أَيْ مَخْلُوقًا
(رَوَاهَ الْقُشَيْرِي )

“Kim Allâh’ın bir şeyde veya bir şeyin üzerinde bulunduğunu veya bir şeyden olduğunu iddia ederse müşrik olmuş olur. Çünkü bir şeyde bulunsaydı kuşatılmış olurdu. Şayet bir şeyin üzerinde bulunsaydı taşınmış olurdu ve şayet bir şeyden olsaydı sonradan olmuş olurdu.“ yani yaratılmış olurdu.

Kendisine İmâmus-seccâd (çok secde eden imâm) diye lakap verilen hazret-i Alî’nin oğlu Huseyn’in oğlu Alî Zeynul-âbîdîn Sahife-i seccadiyyesinde Allâh hakkında şöyle diyor:

أَنْتَ اللَّه سُبْحَانَكَ لاَيَحْوِيكَ مَكَانٌ
( رَوَاهُ الإِمَام الزَّبِيدِي فيِ الإِتْحَاف)

“Seni noksan sıfatlardan tenzîh ederim seni mekân kuşatmaz.“ Bunu Ez-Zebîdî İthâf adlı kitabında rivayet etmiştir.

Yine Zeynul-âbîdîn Allâh hakkında şöyle diyor:

"لَسْتَ بِمَحْدُودٍ فَتُحَدُّ
رَوَاهُ الإِمَام الزَّبِيدِي فِي الإِتْحَاف

“Sen sınırlı değilsin ki sınırlandırılasın.“
Bunu Ez-Zebîdî İthâf adlı kitabında rivayet etmiştir

Yine Zeynul-abîdîn Allâh hakkında şöyle diyor:

"لاَ تُحَسُّ وَلاَ تُمَسُّ وَلاَ تُجَسُّ
( رَوَاهُ الإِمَام الزَّبِيدِي فِي الإِتْحَاف)

“His edilmessin, ellenmessin ve dokunulmassın.“
Bunu Ez-Zebîdî İthâf adlı kitabında rivayet etmiştir.

Şeyh Ahmed Er-Rifâî radıyallâhu anhu tenzîh hususunda şöyle der: “Allâh’ı tanımanın son derecesi O’nun Mekânsız ve keyfiyetsiz olarak var olduğunu kesin bilmektir.“

Hanbelî alimlerinden olan İmâm İbnil-Cevzî “Müdhiş“ adlı kıtabında şöyle der: Misaller ancak benzerleri olana verilir. Nasıl O’nun (Allâh’ın) hakkında nasıldır denilebilir onun hakkında keyfiyet muhâl (imkânsız) olduğu hâlde. Vehimler O’nu hayâl edemez ve akıllar O’nu kavrayamaz.

Bundan başka şunları da der: “ O’na (Allâh’a) keyfiyet veren O’nu tanımamıştır, O’nun hakkında misaller veren O’nu tevhîd etmiş değildir ve O’nu (yaratılmışlara) benzeten O’na ibadet etmiş değildir. Benzetici a’şâdır ateist ise kördür. “

Fetava-i Hindiyye adlı kitabta aynen şöyle geçer: “Allâhu Teâlâ’ya mekân’ı isnat eden kâfir olur.“

Ehli Sünnet Vel Cemaat’inin İnançta iki imâmlarından biri olan Ebul-Hasen El-Eşârî radıyallâhu anhu “En-Nevâdir“ adlı kitabında şöyle demiştir:
Kim Allâh’ın cisim olduğuna inanırsa o Rabbini tanımış değil ve muhakkak ki O’na inanmış da değildir.“

Şeyh Abdul-Ğanî En-Nablusî “Elfethur-rabbânî“ adlı kıtabında şöyle der: “Kim Allâh’ın gökleri veya yeryüzünü doldurduğuna veya arşın üstünde oturan bir cisim olduğuna inanırsa o kendisinin müslüman olduğunu iddia etse bile, kâfirdir.“

Selef ile halef alimleri Allâh hakkında O’nun bir yönde bulunduğuna inananın kâfir olduğuna dâir ittifâk etmişlerdir El-Hâfız El-Irâkî’nin bildirdiği gibi. Bunu Ebû Hânîfe, Mâlik, Şafiî, Ebul-Hasen El-Eşârî ve Ebû Bekir El-Bâkillânî de söylemiştir. Bu Alimlerin bunu söylediklerini Molla Alî El-Kârî “El-Muşkat“ adlı kıtabın açıklamasında zikretmiştir.

Bu inanç milyonlarca muslümanın yani Hicâz, Endonesya, Malezya, Hindistan, Bangladeş, Pakistan, Türkiye, arap Fas, şâm diyârları (Filistin, Süriye, Lübnan, Ürdün ) Mısır, Irak Sudan, Afrika, Dağistan, Şişan, Buhâra, Cürcan, Semerkant, ve bundan başka ülkelerdeki müslümanların inancıdır.

Selef: İlk üç asırlarda olanlardır. Yani Rasûlullâh sallallâhu âleyhi ve sellem’ın, ondan sonra gelenlerin ve onlardan sonra gelenlerin bulundukları asırlarda yaşayanlardır.

Mollakasım
16.03.2009, 05:47
Selef ile halef alimleri Allâh hakkında O’nun bir yönde bulunduğuna inananın kâfir olduğuna dâir ittifâk etmişlerdir Haklısın zaten Cüppeli Hocaefendide onu anlatmış... 'mekansız' demek Allahı mekan ve cihetten tenzihtir.

Sohbetinde söylediği"EBUBEKIR SIDDIKIN SESİYLE MEVLA BANA SESLENDİ!!! " bu söz Allah hakkında ,haşa onun ezeli ve ebedi olan kelamının bir insanın sesine girmesi ve kelam buyurdu denilmesi küfürdür.Ağaçtan seslenen Allah bir insandan da seslenir.. Olmuşsa amenna

Bende size şunu öneriyorum.bu ayetin tefsirini cübbelininde içinde bulunduğu çalışma ve istişare kurulu yeni bir kuran mealı çıkardı.Oradakı en-necm suresının ayetlerine bakarsan bu yaptığı hatadan döndüğünü görürsün.yani orada iki yay mesafesi veya dahadayakın olan cebrail ile efendimizdir diyor.sonuç olarak kendisinin bu hatadan döndüğünü düşünüyorum çok şukur.Hatadan dönmüş diyorsun demekki döndüğünü (belkide hiç etmediğini) bildiğin halde tövbeye davet vaazı ediyorsun.. sen git asıl islanoğluna vaaz et çünkü çok ihtiyacı var..

ottomankids
16.03.2009, 05:53
Bakınız benım derdım doğruları ulaştırmak.Ayrıca komite kelimesi oan için aklıma geldı ve amacım bunları kötülemek değildir.

burada naklettiğiniz söz "Ağaçtan seslenen Allah bir insandan da seslenir.. Olmuşsa amenna"Musa aleyhisselama ezeli ebedi ve hiçbirşeye benzemeyen kelamını buyurması husunda yine yanlış bir bilgi naklettiniz.

Zira sizin anlattığınız ve söylediğiniz mutezile inancına sahib olanlar bu sözü naklederler.Halbukı ben sizin mutezile olduğunuzu düşünmüyordum.

AYRICA BENİM HOCAM İSLAMOĞLU DEĞİL,KENDİSİNİ HİÇ SEVMEM VE TASVİB ETMEM.

KELAM SıFATı

Kelam, Allah Teala'nın Ezeli ve Ebedi bir sıfatı olup Allah bu sıfatla konuşmakta, mahlukatına emirler vermekte yasaklar koymakta, vaad ve tehditlerde bulunmaktadır. Ancak O'nun konuşması mahlukatın ki gibi hava akımı veya uzuvların birbirlerine sürtünmesiyle meydana gelen bir sesle olmadığı gibi dudak kapatıp açmak veya dili hareket ettirmek suretiyle çıkarılan harfler vasıtasıyla da değildir(*). Yani, Allah'ın konuşması mahlukata benzemez.

Biz Musa Aleyhisselam'ın Allah Teala'nın Kelam'ını harfsiz olarak ve ses olmaksızın duyduğuna inanmaktayız. Nitekim Mü'minler de Allah Teala'nın zat'ı Uluhiyyetini Ahirette görecekler; fakat bir cevher (madde) veya araz olarak değil.. Üstelik akıl harf ve sesin dışındaki şeylerin duyulabileceğini kabul eder.
Allah Teala'nın zat'ına ait Kelam'ı bizimki gibi değildir. Bizlerinki peşpeşe gelen harflerin sıralanmasından meydana gelir. Allâh'ın kelamı ise ne harf nede ses iledir. Bizler Allah'ın yazılı olan Kelam’ını, harf ve sesle okuduğumuzdan dolayı, bizim bu yazılı olan kelamı okuyuşumuz Ezeli olmaz. Ancak bu okuduklarımız ezeli (başlangızsız) olan, harf ve ses olmayan Allâh'ın zatının kelamını ifade etmektedir. İşte harf ve ses olmayan Allâh'ın zatının kelamı ezelidir, yaratılmış değildir.


Kur'an kelimesi iki mana ile kullanılır. Bunlardan biri Allah tarafından indirilen sözlerdir, diğeri ise Ezeli olan zat'ı İlahiyyenin Kelamı'dır, ki bunun ne harfle ilgisi vardır, ne sesle, ne arapçayla ve ne de diğer dillerle ilişkisi vardır.

Netice olarak " Allah'ın Kelam'ı " ifadesiyle eğer Allah tarafından indirilen sözler kasd olunuyarsa bu hadis'tir (yokken varlığa gelmiştir), Allah'ın yaratmasıyla meydana gelmiştir. İndirilen bu sözlerin bir kısmı Arapça, bir kısmı İbranice ve bir kısmı Süryanice olup Arapça olanına Kur'an, İbranice olanına Tevrat, Süryanice olanına ise İncil denilmiştir. Her ne kadar Davud Aleyhisselam'a indirilene Kur'an denildiği hakkında Hadis varsa da isimlendirme genelde Zebur adı iledir. Ancak Allah tarafından indirilen bu sözler ne bir Melek tarafından tasnif olunmuştur ve ne de insanoğlu tarafından!. Bu sözler Allâh'ın zat'ının Kelamıni ifade etmektedir ve bu İlahi Sıfatın (Allâh'ın zat'ının Kelamının) Arapça, İbranice veya Süryanice ile tavsif edilmesi doğru olmaz. İndirilen semavi kitaplarda yazılı olanların hepsine "Allah'ın Kelam'ı" denir.

Yani Allah'ın zatıyla kaim olan sıfata da, Allah tarafından indirilen ve zatının Kelamını ifade eden sözlere de, "Allah'ın Kelam'ı" denir. Bu her iki isimlendirme de hakiki manadır. Çünkü hakikat ya Luğavi, ya Şer'i, yahut da Örfi olur.

Sözümüzü bir örnekle açıklamak gerekirse şöyle söyleyebiliriz; Mesela,
" Allah" Lafza-İ Celali söylendiğinde, Ezeli ve Ebedi olan Allah Teala anlaşılır. Allah'a ibadet ederiz dediğimizde kasdolunan bu Zat'ı İlahi'dir. Levhaya Lafza-İ Celali yazıp da bu nedir diye sorulduğunda Allah'tır denilir, ki kasd olunan şey Lafza-İ Celali oluşturan bu harflerdir. Levhada harflerden oluşarak yazılı olan ismi okuyup buna Allah'tır dememiz, kendisine ibadet ettiğimiz Allah'tır, demek olmayıp bu kelime söylememiz, O Ezeli ve Ebedi olan Zat'ı Uluhiyyete işaret ediyor demektir.

Mollakasım
16.03.2009, 06:14
Derdin doğruları (hangisiyse!?) ulaştırmak ise burası bir forum ve Cüppeli hocaefendi ile doğrudan alakası yok.. onun siteleri var ara bul

Şimdi gelgelelim ağaçtan konuşmak ve harf ses mekulesine.. Ağaçtan seslendiği kesin ve bu konuşmada ses ve harf kullanmış ben demedim.. demediğimi demiş gibi lanse edip sonrada hataya nisbet etmek sonrada üzerine bir dünya yazı ekleyip yapıştırmak... bumuyd doğru!?

Allah konuşurken harf ses kullanmaz ve kelamı bir cihetten gelmez ve sadece kulakla işitilmez.. İmam Mahmud efendi : "bütün hücreleri adeta kulak oldu ve hepsiyle işitti."

Ancak ve ancak : İnsan bir sözü anlamak için onu kendi harflere sokmak harf gibi telakki etmek zorunda ve illa Allah bana şunu dedi.." diye nakledemez.

ottomankids
16.03.2009, 06:21
Allah-u Teâlâ hayırlı işlerde ve takvada birbirimize yardım etmemizi, şerde ve düşmanlıkta birbirimize yardım etmememizi emrediyor.Hayırlı şeyler derce derecedir. En yükseği ve efdali Ehli Sünnet vel Cemaatin Akidesini ihya etmektir. Bu amel Allah’ın rızasını kazandıran en faziletli ameldir. Çünkü insanların arasında Ehli Sünnet vel Cemaatin Akidesine zıt olan batıl Akideler yayılmıştır. Bu batıl Akideler insanları farkına varmadan küfre çekiyorlar. Fukahalar,kitaplarında Müslümanlardan bazılarının Ehli Sünnet mezhebini,ona muhalefet ve İslam’a müntesip olduklarını iddia eden yoldan çıkmışlara karşı müdafa etmelerinin farz-ı kifaye olduğunu açıkça belirdirtmişler.İslam’dan çıkmış, İslam’a müntesip olmayan ve işi gücü insanları Allah’ın dininden çıkarmak için dini Akidelerde şüpheye düşürenlere karşı mücadele yapmak gerekir.
Bu sapkın insanlara karşı Kur-an Kerimden, hadislerden ve akli deliller verecek insanlar bulunması zaruridir. Eskiden Ehli Hak mezhebini müdafaa edecek çok sayıda insanlar vardı. Bugün o insanların sayısı çok azalmıştır ve dinde doktora yapmış diplomalı insanlar bile Ehli Sünnet vel Cemaatin Akidesine zıt düşen Akideleri insanlara davet için kullanılmaktadırlar.Bu kitaptada, Müslümanlar arasında yayılan fitne ve fesatlardan dolayı insanları bilgilendirmeyi kendimize vazife bildik.Burada belirttiğimiz hususlarla alakalı yapılan hataları öğreniniz ve hata yapanları mutlaka uyarınız.Allah Teâla bizlere iman üzere ölmeyi nasip eylesin.


BİLMEDEN KÜFÜR BİR SÖZ SÖYLEMEK HAKKINDA;


Bilmemiz gereken çok önemli bir husus şudur;kur’ana ve iman esaslarına aykırı olan bir söz,düşünce ve davranışta bulunmak hükmünü bilmeyerekte olsa kişiyi iman dairesinin dışına çıkartır,kafir yapar.Nasılki İslam’a girmek bir kelime-i şahadet getirmek kadar kolay ise ,imandan eden bir söz ,düşünce veya davranışta bulunmakta kişiyi kolayca İslam dairesinin dışına çıkartır.İman ile küfür arasında çok ince bir mesafe vardır.Eğer Müslüman birisi imanını muhafaza edecek bilgisi yoksa her an imanını kaybetmekle karşı karşıyadır.

Eskiden kafir olan bir kişi, İslam dinine girdiğinde nasılki geçmişteki bütün günahları silinip yok oluyorsa Müslüman olan bir kimseninde kendisini imandan eden bir söz,düşünce veya davranışta bulunduğunda onun geçmişte yapmış olduğu bütün hayırlı amelleri sevabları silinip yok olurlar.


Bu anlatılanlar haktır ve gerçektir.Bütün bu meseleleri Allah Teâla ve Peygamber efendimiz ayetlerde ve hadislerde bildirmişlerdir.Allah Teâla el Mâide suresinin 5.ayetinde;

وَمَنْ يَكْفُرْ بِالْاٖيمَانِ فَقَدْ حَبِطَ عَمَلُهُ وَهُوَ فِى الْاٰخِرَةِ مِنَ الْخَاسِرٖينَ


Meâlen:Kimki imanı inkar ederse (mumin iken küfre düşerse)onun yapmış olduğu hayırları hasenatları ve sevabları boşa gider.Ve o ahrette husrana uğrayanlardan olur diye buyurmaktadır.(yani tekrar şahadet getirip İslam dönmezse kafir olarak ölür)

Allah Teâla et-Tevbe suresinin 65-66.ayetlerinde ;


وَلَئِنْ سَاَلْتَهُمْ لَيَقُولُنَّ اِنَّمَا كُنَّا نَخُوضُ وَنَلْعَبُ قُلْ اَبِاللّٰهِ وَاٰيَاتِهٖ وَرَسُولِهٖ كُنْتُمْ تَسْتَهْزِٶُنَ

لَا تَعْتَذِرُوا قَدْ كَفَرْتُمْ بَعْدَ اٖيمَانِكُمْ اِنْ نَعْفُ عَنْ طَائِفَةٍ مِنْكُمْ نُعَذِّبْ طَائِفَةً بِاَنَّهُمْ كَانُوا مُجْرِمٖينَ

Meâlen;Şâyet kendilerine (niçin alay ettiklerini) sorsan, “Biz sadece lâfa dalmıştık ve aramızda eğleniyorduk”, derler. De ki: “Allah’la, O’nun âyetleriyle ve peygamberiyle mi eğleniyordunuz?” Mazeret belirmeyiniz,itirazda bulunmayınız, muhakkak ki, siz imânınızdan sonra kâfir oldunuz.


Tevbe suresi 74.ayette Allah Teâla şöyle buyurmaktadır;

يَحْلِفُونَ بِاللّٰهِ مَا قَالُوا وَلَقَدْ قَالُوا كَلِمَةَ الْكُفْرِ وَكَفَرُوا بَعْدَ اِسْلَامِهِمْ وَهَمُّوا بِمَا لَمْ


Meâlen;Allah Teâlâ'ya yemin ederler ki, söylemiş değillerdir. Ve and olsun ki, o küfür sözü söylediler ve İslâmiyet'i kabul etmiş olduklarından sonra kâfir oldular

SiNa
16.03.2009, 10:24
Kardeşim yazdıklarınızdan anlaşılıyorki sizin derdiniz mü'minleri uyarmak değil, ismailağanın alimlerine saldırmak...Çünkü isim verip direkt saldırıyorsunuz ,isim vermeden konuya girip sonra derdinizi söyleseydiniz SAMİMİYETİNİZE inanırdık...Foruma yeni giriyorsunuz ve direkt salvolara başlıyorsunuz bu kaliteden yoksun ve çok ucuz..Cübbeli hoca ve Mehmet talu hoca neticede insan yanılabilirler çok şükür ikiside sağ yerleri belli ulaşmak çok kolay dergi var gazete var siteleri var bu yaptığınız onları kötülemek çekiştirmek değilmi,niye kendilerine sormuyorsunuz en güzel cevabı onlar verebilir

ottomankids
16.03.2009, 18:56
Bakın arkadaşlar ben daha öncede kendilerine ulaşmaya çaılşdım fakat olmadı.kendilerine maıl ve mektup yoluyla ulaşılmaya çalıştık yıne olmadı.Burada isim vermemin sebebi müslüman kardeşlerim bu anlatılanlara inanmasınlar ve kendilerini korusunlar.durum bu akadar açık ve net.hiç kimse bir mumıne durduk yere reddiye yapmaz.Kendisi islamoğluna reddiye yapıyor ama acaba onu kim uyaracak?zaman gerçekten çok kısıtlı belki burada bir kişi bunları kendisine iletirde oda hatalarından döner .