ARAL
20.03.2009, 20:12
http://img181.imageshack.us/img181/2334/allahmuhammadky7.gifhttp://img181.imageshack.us/img181/2334/allahmuhammadky7.gif
KIZIL TÜYLÜ DEVENİN SÜVARİSİ
UNUTTULAR
Her şeyi biliyorlardı. Unuttular.
Onlar ki, İbrahim Peygamber'in oğullarıdır, her şeyi biliyorlardı.
Unuttular.
Mutlak ve münezzeh Zât olarak Yaradan'ı ve onun hâs ismi «Allah» kelimesini biliyorlardı. Unuttular.
Bu kelimeyi, hattâ her lisandaki, yaratıcı mânasına umumî bir mefhum gibi değil, onun hâs ismi, alemi, arması olarak biliyorlardı.
Unuttular.
Kelimenin kabuğu ağızlarında kalmak şartiyle içini unuttular. '
Mücerretlerin mücerredini, teşhislerin en kabasına, putlara bağladılar. Elle yontulmuş ve kâbuslardaki hayallere benzetilmiş putlar...
Üstelik de:
- Allah?.. Ya bu putlara karşı Allah?
Denildiği zaman, putları ona vasıta gösterecek kadar nefslerine teselli aradılar.
http://dl3.glitter-graphics.net/pub/249/249423u6q7lax255.gifhttp://dl3.glitter-graphics.net/pub/249/249423u6q7lax255.gif
Fakat kalplerinde batırdıkları güneşin, en koyu karanlıklar içinde bile sönüp çakan pertevlerinden bazı alınlarda akisler gezinmekte devam etti. Aralarında böyle tektük insanlar eksik olmadı. Bunlar, tam ve riyazi bir çizgi halinde, Allah Resulünün, babadan oğula nesil koluydu.
Bir de, sağda ve solda, aynı ışık çakıntılanndan pay alanlar. Pay alanlar, fakat bu paylan içtimaî bir kuruluş halinde mihrakına oturtamayanlar...
Bunlar, fert fert Allah'ın kalplerine hidayet verdiği münzevî örnekler. Bunlar, unutulan muhteşem tevhid bestesini, yakıcı, mestedici bir ahenk gibi kalplerinin derinliklerinde hecelemeye çalışıyor.
Bir şeyler duyuyorlar, fakat duyduklarını, iç ve dış dün-yalannda billûrlaştıramıyorlar.
Adem Peygamber'den başlayıp Peygamberler Peygamberinde kemâle erecek olan Müslümanlığı sezer gibidirler.
http://dl4.glitter-graphics.net/pub/183/183204jrorywbtl3.gifhttp://dl4.glitter-graphics.net/pub/183/183204jrorywbtl3.gif
BUNLARDAN BİRİ
Bunlardan, bu gibilerden; bazen güneşle doğmak üzere bulunan güneşler güneşinin çakıntılarına bakıp, topyekûn kâinatın bir azîm zuhura karşı bekleme halinde bulunduğunu sezenlerden biri, Kızıl Devenin Süvarisidir.
Kuss Bin Sâide...
Yâd kabilesinin yücesi Kuss Bin Sâide, belki yüz yaşına ayak basmak üzere, belki yüz yaşını da aşkın bir ihtiyar...
Allah Resulünün, tenhalarda ve izbelerde, hudutsuz sükûnet koridoru boyunca yürürken, kendisine meçhul istikametler ve ağızlardan ismiyle hitap edilmeye başlandığı günler, Kuss bin Sâide'nin de, dillere destan meşhur hitabesini (Sûk-u Ukâz)da okuduğu demlere rastlar.
http://dl7.glitter-graphics.net/pub/427/427387otkkihmjlt.gif
PANAYIRDA
Renk renk insanın çizgi çizgi bir cümbüş içinde fıkırdadığı panayır yerinde, Kızü Tüylü bir deve üstünde ihtiyar bir insan peydahlandı. İri gözleriyle ufukları süzen genç ve dinç devenin üstünde, gözleri çukura kaçmış ve içinin ufuklarına dalmış, yaşlı ve iki büklüm süvari...
http://dl6.glitter-graphics.net/pub/486/486986y5vt3c9664.gif (http://www.glitter-graphics.com/)http://dl6.glitter-graphics.net/pub/486/486986y5vt3c9664.gif (http://www.glitter-graphics.com/)http://dl6.glitter-graphics.net/pub/486/486986y5vt3c9664.gif (http://www.glitter-graphics.com/)
Süvari söze başladı:
Kalblerde, tülbentle parlatılmış bir ayna gibi derin sükût...
Hikmet çağıldıyor:
«Ey insanlar!..
«Geliniz, dinleyiniz, belleyiniz!.. «İbret alınız!..
«Yaşayan ölür, ölen fena bulur... «Olacak neyse olur.
«Yağmur yağar, otlar biter; çocuklar doğar, annelerinin ve babalarının yerini alır. Derken hepsi silinip gider.
«Olayların ardı arası kesilmez. Hepsi birbirini kovalar.
«Kulak tutunuz, dikkat kesiliniz; gökte haber, yerde ibret alınacak işaretler var...
«Yeryüzü bir büyük divan, gökyüzü bir yüksek tavan... Yıldızlar yürür, sular durur... Gelen kalmaz, giden gelmez.
«Acaba vardıkları yerden hoşnut olup da mı kalıyorlar? Yoksa orada kalıp da uykuya mı dalıyorlar?
«Yemin ederim, yemin ederim ki, Allah'ın indinde bir din vardır ki, şimdi içinde bulunduğumuz dinden daha sevgilidir.
«Ve Allah'ın gelecek bir Peygamber'i vardır ki, gelmesi pek yakındır. Gölgesi başımızın üstünde...
«Ne mutlu o kimseye ki, O'na imân eder; O da kendisine hidayet..
«O'na isyan ve düşmanlık edecek olana da eyvah!.. «Ömürleri gafletle geçen topluluklara eyvahlar olsun!..
«Ey insanlar!..
«Hani ya babalar, dedeler, atalar?.. Nerede soy-sop?..
«Hani ya süslü saraylar ve mermer binalar yükselten Âd ve Semûd milletleri?..
«Hani ya, dünya varlığından gururlanıp da: - Ben sizin en büyük rabbiniz değil miyim, diyen Firavun ve Nemrut?..
«Onlar zenginlikçe, kuvvet ve kudretçe sizden çok üstündüler. Ne oldular?
«Toprak onları değirmeninde öğüttü, toz etti, dağıttı. Kemikleri bile eriyip gitti. Çatıları yıkılıp süpürüldü. Şimdi onların mekânlarını köpekler şenlendiriyor.
http://dl6.glitter-graphics.net/pub/486/486986y5vt3c9664.gif (http://www.glitter-graphics.com/)http://dl6.glitter-graphics.net/pub/486/486986y5vt3c9664.gif (http://www.glitter-graphics.com/)http://dl6.glitter-graphics.net/pub/486/486986y5vt3c9664.gif (http://www.glitter-graphics.com/)
«Sakın onlar gibi gaflete düşmeyin, onların yolundan gitmeyin!
«Her şey fâni; baki olan Allah... Ortaksız ve benzersiz, mutlak bir Allah... Tapınılacak ancak O... Doğmuş ve doğurmuş olmaktan münezzeh Allah...
«Evet, evet...
«Olup bitenlerde, gelip geçenlerde, bize ibret olacak çok şey var...
«Ölüm bir ırmak... Girecek yeri çok ama, akacak yeri
yok...
«Büyük, küçük, hep göçüp gidiyoruz. «Herkese olan, size ve bana da olacaktır.»
Kısas-ı Enbiya ismiyle İslâm'ın en makbul eserlerinden birini kaleme almış olan Ahmet Cevdet Paşa'dan, üslûbunu mümkün olduğu kadar az örseliyerek aldığımız bu parçaların, ruhunu belirttiği hitabe, dünya kaldıkça kalmak değerinde...
http://dl6.glitter-graphics.net/pub/207/207806v52glqm7io.gif (http://www.glitter-graphics.com/)
GAFLET
Fakat insanların özürsüz gafletinden bahseden Kızıl Tüylü Devenin Süvarisini o dakikada içine almış, bu defa özürlü öyle bir gaflet vardır ki, insana gökler dolusu hüzün verse yeri...
Kızıl Tüylü Devenin Süvarisi, O muazzam hitabesini verirken, kendisini dinleyenler arasında, işaret ettiği Peygamberin, Peygamberler Peygamberinin bulunduğundan gafildir.
Evet, O, Allah'ın Sevgilisi, o anda dinleyiciler arasında...
Kızıl Tüylü Devenin Süvarisi karşısında yer almış, Yâd oymağının yücesi Kuss bin Sâide'yi dikkatle dinliyorlar.
Ve bundan, Kızıl Tüylü Devenin Süvarisi habersiz...
Allah insanı hangi sırlara kadar eriştiriyor da, hangi sırrın eşiğinde çaresiz bırakıyor?..
http://dl6.glitter-graphics.net/pub/486/486986y5vt3c9664.gif (http://www.glitter-graphics.com/)http://dl6.glitter-graphics.net/pub/486/486986y5vt3c9664.gif (http://www.glitter-graphics.com/)http://dl6.glitter-graphics.net/pub/486/486986y5vt3c9664.gif (http://www.glitter-graphics.com/)
Kuss bin Sâide, bir müddet sonra, işaret ettiği Peygamberin davet zamanına erişemeden ölecektir. «Nasib»in hazin cilvelerinden biri... Ve Yâd oymağının yücelerinden başka biri, huzura çıkıp
İslâmlığı kabul edecek; ve arkasından, Kızıl Tüylü Devenin Süvarisine ait bütün kabileyi imâna çekecektir.
Allah'ın Sevgilisi, bu toptan akış karşısında memnun olacaklar ve soracaklardır:
- Kuss bin Sâide'yi bilen var mı aranızda?
- Elbette, ey Allah'ın Resulü, diyeceklerdir; bilmez miyiz? Biz, hep onun izinde yürüyenlerdeniz.
http://dl6.glitter-graphics.net/pub/486/486986y5vt3c9664.gif (http://www.glitter-graphics.com/)http://dl6.glitter-graphics.net/pub/486/486986y5vt3c9664.gif (http://www.glitter-graphics.com/)http://dl6.glitter-graphics.net/pub/486/486986y5vt3c9664.gif (http://www.glitter-graphics.com/)
Allah'ın Resulü buyuracaklardır:
-Onun, bir zamanlar «Sûk-u Ukâz»da, bir deve üzerinde «Yaşayan ölür, fena bulur, olacak neyse olur!» diye okuduğu hutbe hiç hatırımdan çıkmaz. Birçok söz daha söylemişti. Hepsi hatırımda kalmamış olsa gerek...
Ve mecliste bulunan Hazret-i Ebu Bekr atılacaktır:
- Ey Allah'ın Resulü... Ben de o gün aynı yerde hazırdım. Kuss bin Sâide'nin söylediği sözler, kelimesi kelimesine hatırımda... İzin verirsen okuyayım...
Ve Ebu Bekr, Kızıl Tüylü Devenin Süvarisine ait sözleri, başından sonuna kadar ayniyle belirtecektir.
Kuss'un kabilesinden biri de ayağa kalkıp Allah'ın Resulünden izin alacaklar ve onun şiirlerinden birkaçını okuyacak...
Bu şiirlerde, Haşim oğullarından gelecek Peygambere ait apaçık delâletler tütmekte...
O zaman Kâinatın Efendisi, bu, en güzel nasib içinde en büyüğünden mahrum kalan tevhid sahibi için şöyle buyuracaklar, onun sonunu şöyle çerçeveliyeceklerdir:
«- Ümit ederim ki, Allah, kıyamet gününde Kuss bin Sâide'yi ayrı bir ümmet olarak bana gönderir.»
Gerçekten, alâmetler o kadar keskinleşmiştir ki, güneşin doğmadan evvel pembe aydınlığı ufuklara binmiştir.
http://img2.blogcu.com/images/b/e/s/besmele/2l8dvc[1].gif
KIZIL TÜYLÜ DEVENİN SÜVARİSİ
UNUTTULAR
Her şeyi biliyorlardı. Unuttular.
Onlar ki, İbrahim Peygamber'in oğullarıdır, her şeyi biliyorlardı.
Unuttular.
Mutlak ve münezzeh Zât olarak Yaradan'ı ve onun hâs ismi «Allah» kelimesini biliyorlardı. Unuttular.
Bu kelimeyi, hattâ her lisandaki, yaratıcı mânasına umumî bir mefhum gibi değil, onun hâs ismi, alemi, arması olarak biliyorlardı.
Unuttular.
Kelimenin kabuğu ağızlarında kalmak şartiyle içini unuttular. '
Mücerretlerin mücerredini, teşhislerin en kabasına, putlara bağladılar. Elle yontulmuş ve kâbuslardaki hayallere benzetilmiş putlar...
Üstelik de:
- Allah?.. Ya bu putlara karşı Allah?
Denildiği zaman, putları ona vasıta gösterecek kadar nefslerine teselli aradılar.
http://dl3.glitter-graphics.net/pub/249/249423u6q7lax255.gifhttp://dl3.glitter-graphics.net/pub/249/249423u6q7lax255.gif
Fakat kalplerinde batırdıkları güneşin, en koyu karanlıklar içinde bile sönüp çakan pertevlerinden bazı alınlarda akisler gezinmekte devam etti. Aralarında böyle tektük insanlar eksik olmadı. Bunlar, tam ve riyazi bir çizgi halinde, Allah Resulünün, babadan oğula nesil koluydu.
Bir de, sağda ve solda, aynı ışık çakıntılanndan pay alanlar. Pay alanlar, fakat bu paylan içtimaî bir kuruluş halinde mihrakına oturtamayanlar...
Bunlar, fert fert Allah'ın kalplerine hidayet verdiği münzevî örnekler. Bunlar, unutulan muhteşem tevhid bestesini, yakıcı, mestedici bir ahenk gibi kalplerinin derinliklerinde hecelemeye çalışıyor.
Bir şeyler duyuyorlar, fakat duyduklarını, iç ve dış dün-yalannda billûrlaştıramıyorlar.
Adem Peygamber'den başlayıp Peygamberler Peygamberinde kemâle erecek olan Müslümanlığı sezer gibidirler.
http://dl4.glitter-graphics.net/pub/183/183204jrorywbtl3.gifhttp://dl4.glitter-graphics.net/pub/183/183204jrorywbtl3.gif
BUNLARDAN BİRİ
Bunlardan, bu gibilerden; bazen güneşle doğmak üzere bulunan güneşler güneşinin çakıntılarına bakıp, topyekûn kâinatın bir azîm zuhura karşı bekleme halinde bulunduğunu sezenlerden biri, Kızıl Devenin Süvarisidir.
Kuss Bin Sâide...
Yâd kabilesinin yücesi Kuss Bin Sâide, belki yüz yaşına ayak basmak üzere, belki yüz yaşını da aşkın bir ihtiyar...
Allah Resulünün, tenhalarda ve izbelerde, hudutsuz sükûnet koridoru boyunca yürürken, kendisine meçhul istikametler ve ağızlardan ismiyle hitap edilmeye başlandığı günler, Kuss bin Sâide'nin de, dillere destan meşhur hitabesini (Sûk-u Ukâz)da okuduğu demlere rastlar.
http://dl7.glitter-graphics.net/pub/427/427387otkkihmjlt.gif
PANAYIRDA
Renk renk insanın çizgi çizgi bir cümbüş içinde fıkırdadığı panayır yerinde, Kızü Tüylü bir deve üstünde ihtiyar bir insan peydahlandı. İri gözleriyle ufukları süzen genç ve dinç devenin üstünde, gözleri çukura kaçmış ve içinin ufuklarına dalmış, yaşlı ve iki büklüm süvari...
http://dl6.glitter-graphics.net/pub/486/486986y5vt3c9664.gif (http://www.glitter-graphics.com/)http://dl6.glitter-graphics.net/pub/486/486986y5vt3c9664.gif (http://www.glitter-graphics.com/)http://dl6.glitter-graphics.net/pub/486/486986y5vt3c9664.gif (http://www.glitter-graphics.com/)
Süvari söze başladı:
Kalblerde, tülbentle parlatılmış bir ayna gibi derin sükût...
Hikmet çağıldıyor:
«Ey insanlar!..
«Geliniz, dinleyiniz, belleyiniz!.. «İbret alınız!..
«Yaşayan ölür, ölen fena bulur... «Olacak neyse olur.
«Yağmur yağar, otlar biter; çocuklar doğar, annelerinin ve babalarının yerini alır. Derken hepsi silinip gider.
«Olayların ardı arası kesilmez. Hepsi birbirini kovalar.
«Kulak tutunuz, dikkat kesiliniz; gökte haber, yerde ibret alınacak işaretler var...
«Yeryüzü bir büyük divan, gökyüzü bir yüksek tavan... Yıldızlar yürür, sular durur... Gelen kalmaz, giden gelmez.
«Acaba vardıkları yerden hoşnut olup da mı kalıyorlar? Yoksa orada kalıp da uykuya mı dalıyorlar?
«Yemin ederim, yemin ederim ki, Allah'ın indinde bir din vardır ki, şimdi içinde bulunduğumuz dinden daha sevgilidir.
«Ve Allah'ın gelecek bir Peygamber'i vardır ki, gelmesi pek yakındır. Gölgesi başımızın üstünde...
«Ne mutlu o kimseye ki, O'na imân eder; O da kendisine hidayet..
«O'na isyan ve düşmanlık edecek olana da eyvah!.. «Ömürleri gafletle geçen topluluklara eyvahlar olsun!..
«Ey insanlar!..
«Hani ya babalar, dedeler, atalar?.. Nerede soy-sop?..
«Hani ya süslü saraylar ve mermer binalar yükselten Âd ve Semûd milletleri?..
«Hani ya, dünya varlığından gururlanıp da: - Ben sizin en büyük rabbiniz değil miyim, diyen Firavun ve Nemrut?..
«Onlar zenginlikçe, kuvvet ve kudretçe sizden çok üstündüler. Ne oldular?
«Toprak onları değirmeninde öğüttü, toz etti, dağıttı. Kemikleri bile eriyip gitti. Çatıları yıkılıp süpürüldü. Şimdi onların mekânlarını köpekler şenlendiriyor.
http://dl6.glitter-graphics.net/pub/486/486986y5vt3c9664.gif (http://www.glitter-graphics.com/)http://dl6.glitter-graphics.net/pub/486/486986y5vt3c9664.gif (http://www.glitter-graphics.com/)http://dl6.glitter-graphics.net/pub/486/486986y5vt3c9664.gif (http://www.glitter-graphics.com/)
«Sakın onlar gibi gaflete düşmeyin, onların yolundan gitmeyin!
«Her şey fâni; baki olan Allah... Ortaksız ve benzersiz, mutlak bir Allah... Tapınılacak ancak O... Doğmuş ve doğurmuş olmaktan münezzeh Allah...
«Evet, evet...
«Olup bitenlerde, gelip geçenlerde, bize ibret olacak çok şey var...
«Ölüm bir ırmak... Girecek yeri çok ama, akacak yeri
yok...
«Büyük, küçük, hep göçüp gidiyoruz. «Herkese olan, size ve bana da olacaktır.»
Kısas-ı Enbiya ismiyle İslâm'ın en makbul eserlerinden birini kaleme almış olan Ahmet Cevdet Paşa'dan, üslûbunu mümkün olduğu kadar az örseliyerek aldığımız bu parçaların, ruhunu belirttiği hitabe, dünya kaldıkça kalmak değerinde...
http://dl6.glitter-graphics.net/pub/207/207806v52glqm7io.gif (http://www.glitter-graphics.com/)
GAFLET
Fakat insanların özürsüz gafletinden bahseden Kızıl Tüylü Devenin Süvarisini o dakikada içine almış, bu defa özürlü öyle bir gaflet vardır ki, insana gökler dolusu hüzün verse yeri...
Kızıl Tüylü Devenin Süvarisi, O muazzam hitabesini verirken, kendisini dinleyenler arasında, işaret ettiği Peygamberin, Peygamberler Peygamberinin bulunduğundan gafildir.
Evet, O, Allah'ın Sevgilisi, o anda dinleyiciler arasında...
Kızıl Tüylü Devenin Süvarisi karşısında yer almış, Yâd oymağının yücesi Kuss bin Sâide'yi dikkatle dinliyorlar.
Ve bundan, Kızıl Tüylü Devenin Süvarisi habersiz...
Allah insanı hangi sırlara kadar eriştiriyor da, hangi sırrın eşiğinde çaresiz bırakıyor?..
http://dl6.glitter-graphics.net/pub/486/486986y5vt3c9664.gif (http://www.glitter-graphics.com/)http://dl6.glitter-graphics.net/pub/486/486986y5vt3c9664.gif (http://www.glitter-graphics.com/)http://dl6.glitter-graphics.net/pub/486/486986y5vt3c9664.gif (http://www.glitter-graphics.com/)
Kuss bin Sâide, bir müddet sonra, işaret ettiği Peygamberin davet zamanına erişemeden ölecektir. «Nasib»in hazin cilvelerinden biri... Ve Yâd oymağının yücelerinden başka biri, huzura çıkıp
İslâmlığı kabul edecek; ve arkasından, Kızıl Tüylü Devenin Süvarisine ait bütün kabileyi imâna çekecektir.
Allah'ın Sevgilisi, bu toptan akış karşısında memnun olacaklar ve soracaklardır:
- Kuss bin Sâide'yi bilen var mı aranızda?
- Elbette, ey Allah'ın Resulü, diyeceklerdir; bilmez miyiz? Biz, hep onun izinde yürüyenlerdeniz.
http://dl6.glitter-graphics.net/pub/486/486986y5vt3c9664.gif (http://www.glitter-graphics.com/)http://dl6.glitter-graphics.net/pub/486/486986y5vt3c9664.gif (http://www.glitter-graphics.com/)http://dl6.glitter-graphics.net/pub/486/486986y5vt3c9664.gif (http://www.glitter-graphics.com/)
Allah'ın Resulü buyuracaklardır:
-Onun, bir zamanlar «Sûk-u Ukâz»da, bir deve üzerinde «Yaşayan ölür, fena bulur, olacak neyse olur!» diye okuduğu hutbe hiç hatırımdan çıkmaz. Birçok söz daha söylemişti. Hepsi hatırımda kalmamış olsa gerek...
Ve mecliste bulunan Hazret-i Ebu Bekr atılacaktır:
- Ey Allah'ın Resulü... Ben de o gün aynı yerde hazırdım. Kuss bin Sâide'nin söylediği sözler, kelimesi kelimesine hatırımda... İzin verirsen okuyayım...
Ve Ebu Bekr, Kızıl Tüylü Devenin Süvarisine ait sözleri, başından sonuna kadar ayniyle belirtecektir.
Kuss'un kabilesinden biri de ayağa kalkıp Allah'ın Resulünden izin alacaklar ve onun şiirlerinden birkaçını okuyacak...
Bu şiirlerde, Haşim oğullarından gelecek Peygambere ait apaçık delâletler tütmekte...
O zaman Kâinatın Efendisi, bu, en güzel nasib içinde en büyüğünden mahrum kalan tevhid sahibi için şöyle buyuracaklar, onun sonunu şöyle çerçeveliyeceklerdir:
«- Ümit ederim ki, Allah, kıyamet gününde Kuss bin Sâide'yi ayrı bir ümmet olarak bana gönderir.»
Gerçekten, alâmetler o kadar keskinleşmiştir ki, güneşin doğmadan evvel pembe aydınlığı ufuklara binmiştir.
http://img2.blogcu.com/images/b/e/s/besmele/2l8dvc[1].gif