MuH@©i®
21.01.2007, 01:31
"O ŞEHİRLER, İŞLEK YOLLAR ÜZERİNDE HALA DURMAKTADIR.
BUNDA İNANANLAR İÇİN İBRET VARDIR."
Hicr; 77-78
Kur'ân-ı Kerîm'de kıssaları anlatılan toplumlardan birisi de "Lût Kavmi"dir. Bu isim, Lût aleyhisselamın o kavme peygamber olarak gönderilmesinden dolayı verilmiştir.
Lût aleyhisselam, çevresindeki insanları uzun süre hak yola davet ettiği halde, iki kızı hariç, hiç kimse, hatta karısı dahi kendisine inanmamıştı. Öylesine sapıtmışlardı ki, o zamana kadar hiç bir toplumda görülmeyen fenalıkları açıkça yapıyorlardı. Snuçta; Lût aleyhisselam ve iki kızından başka hepsi helak edildiler. Kur'ân-ı Kerîm'de, bu topluluğun yaşadığı beldeden; altüst olan anlamında el mü'tefika diye bahsedilmektedir. Bu kelimenin çoğulu "el mü'tefikat" olup, Tevrat'ta geçen mahpeka ile eş anlamlıdır.
Hazret-i Lût, İbrahim aleyhisselamın kardeşinin oğludur. Enbiya suresinde, "İlim ve hikmet sahibi iyilerden ve Allahü tealanın rahmete erdirdiklerinden birisi" olarak tanıtılmaktadır. Ayrıca En'am suresinde bir ayet-i Kerîmede "dünyalara üstün kılındığı" buyurulmaktadır.
LÛT KAVMİNİN ÖZELLİKLERİ
Kadı Beydavi'nin bildirdiğine göre, Lût aleyhisselam, amcası Hazret-i İbrahim'in tavassutu ile Sodom şehrinin bulunduğu Ğor diyarına gider. Buranın ahalisi, dünyanın en şerli insanlarıydılar. Hiçbir toplumun yapmadığı kirli işleri yapmakla kalmıyor, yoldan gelip geçenlere de Mûsâllat oluyorlardı. Hâzin ve Medârik tefsirlerinde; "Yol kenarına oturup, gelip geçene yolculara çakıl taşları atarlardı. Taş kim değdi ise, onu atan, diğerlerinden daha fazla sarkıntılık etmeye hak kazanırdı. Yani çakıl sahibinin hissesine isabet etmiş nasibi olarak görülürdü." A'raf ve Neml surelerinde de, bu kavmin erkeklerinin kadınları bırakıp, hem cinslerine meyleden cinsi sapıklar olduğu bildirilmektedir.
Lût aleyhisselam bu topluluğun arasında yıllarca mücadele verir. Onlara, Allah'tan korkmalarını, Ona itaat etmelerini söyler. Ancak Lût Kavmi de, öbür örneklerde olduğu gibi, peygamberlerini yalancılıkla suçlarlar. Bununla da yetinmeyip, kendisini şehirden kovmakla tehdit ederler. Lût aleyhisselam, Allahü tealanın azabı ile ikaz ettiği zaman ise Onunla alay ederek; "Azabı bir an evvel getir de görelim" derler.
Lût aleyhisselam, çok ağır şartlar altında, bir nakle göre 40 sene mücadele verir. Kavminin yaptığı baskı, artık dayanılmaz boyutlara ulaştığı zaman da Allahü tealaya sığınarak; "Beni ve ailemi bu azgın topluluğun elinden kurtar" diye dua eder. Yıllarca kavminin huzuru için çalışmış ama kendisine iki kızından başka kimse iman etmemiştir. Hanımı dahi, azgın kavmin tarafını tutmuştur.
HELAK ANSIZIN GELİR
Allahü teala tarafından helak için görevlendirilen bir kaç melek, Lût aleyhisselama misafir olurlar. Hepsi de bu sapık toplumun dikkatini çekecek bir şekle bürünmüşlerdir. Hatta Lût aleyhisselam onların melek olduğunu önce anlayamamıştır. "Sizler tanınmamış kimselersiniz", "Bu, çok çetin bir gündür" diyerek misafirlerini ağırlamaya çalışırken karısı vasıtasıyla bazı insanların olaydan haberi olur. Hep birlikte koşup gelirler. Öyle ki; Kur'ân-ı Kerîm'in ifadesiyle birbirlerini ite kaka seyirterek evin kapısına yığılırlar. Lût aleyhisselam, "Bunlar misafirimdir. Onlara karşı beni mahçup etmeyin ... İçinizde aklı başında kimse yok mu?" diye onları sakinleştirmeye çalışsa da kuduran topluluk; "Biz seni alemin işine karışmaktan menetmemişmiydik?" "Doğrusu ne istediğimizin farkındasın" diyerek bahçe kapısından içeri girerler. Allahü teala bu dehşetli ortamı şöyle bildirmektedir; "Ey Muhammed, senin hayatına yemin olsun ki; onlar sarhoşluk içerisinde azgın bir haldeydiler."
Lût aleyhisselam öylesine bunalmıştır ki, peygamberlere has zelle denilen hataya düşeceğini gören melekler duruma müdahale ederler; "Ey Lût, bizler Rabbinin elçileriyiz. Onlar sana ilişemeyecekler ... Biz, şüphe edip durdukları azabı getirdik ... Bu kasaba halkına yaptıklarından dolayı gökten muhakkak azab indireceğiz ... Geceleyin aileni yola çıkar. Sen de arkalarından git, hiçbiriniz arkasına bakmasın ... Karının dışında kimse geri kalmasın, çünkü onların başına gelen onun da başına gelecektir. Vadesi gün doğana kadardır. Gün doğması yakın değil mi?"
Sapık güruh son bir kez kapıya yüklenirlerse de bir anda hepsinin gözleri kör edilir. Kadı Beydavi ve Fahreddin-i Râzî; "Meleklerden birisi Cebrâil aleyhisselam idi. Topluluk kapıyı kırıp içeri girdiklerinde, bir hareketle hepsinin gözünü kör etti. Panik içerisinde kapıyı dahi bulup kaçamadılar. Hatta, Lût aleyhisselam onları kollarından tutarak dışarı çıkarmıştı" demektedir.
Nihayet Lût aleyhisselam, kızları ve hanımını da alarak şehirden uzaklaşır. Geride kalan topluluğun nasıl imha edildiğini Kur'ân-ı Kerîm şöyle anlatmaktadır; "Onlara azap emrimiz gelince o ülkenin altını üstüne getirdik. Üzerlerine ateşte pişirilmiş çamurdan taşlar yağdırdık."
BUNDA İNANANLAR İÇİN İBRET VARDIR."
Hicr; 77-78
Kur'ân-ı Kerîm'de kıssaları anlatılan toplumlardan birisi de "Lût Kavmi"dir. Bu isim, Lût aleyhisselamın o kavme peygamber olarak gönderilmesinden dolayı verilmiştir.
Lût aleyhisselam, çevresindeki insanları uzun süre hak yola davet ettiği halde, iki kızı hariç, hiç kimse, hatta karısı dahi kendisine inanmamıştı. Öylesine sapıtmışlardı ki, o zamana kadar hiç bir toplumda görülmeyen fenalıkları açıkça yapıyorlardı. Snuçta; Lût aleyhisselam ve iki kızından başka hepsi helak edildiler. Kur'ân-ı Kerîm'de, bu topluluğun yaşadığı beldeden; altüst olan anlamında el mü'tefika diye bahsedilmektedir. Bu kelimenin çoğulu "el mü'tefikat" olup, Tevrat'ta geçen mahpeka ile eş anlamlıdır.
Hazret-i Lût, İbrahim aleyhisselamın kardeşinin oğludur. Enbiya suresinde, "İlim ve hikmet sahibi iyilerden ve Allahü tealanın rahmete erdirdiklerinden birisi" olarak tanıtılmaktadır. Ayrıca En'am suresinde bir ayet-i Kerîmede "dünyalara üstün kılındığı" buyurulmaktadır.
LÛT KAVMİNİN ÖZELLİKLERİ
Kadı Beydavi'nin bildirdiğine göre, Lût aleyhisselam, amcası Hazret-i İbrahim'in tavassutu ile Sodom şehrinin bulunduğu Ğor diyarına gider. Buranın ahalisi, dünyanın en şerli insanlarıydılar. Hiçbir toplumun yapmadığı kirli işleri yapmakla kalmıyor, yoldan gelip geçenlere de Mûsâllat oluyorlardı. Hâzin ve Medârik tefsirlerinde; "Yol kenarına oturup, gelip geçene yolculara çakıl taşları atarlardı. Taş kim değdi ise, onu atan, diğerlerinden daha fazla sarkıntılık etmeye hak kazanırdı. Yani çakıl sahibinin hissesine isabet etmiş nasibi olarak görülürdü." A'raf ve Neml surelerinde de, bu kavmin erkeklerinin kadınları bırakıp, hem cinslerine meyleden cinsi sapıklar olduğu bildirilmektedir.
Lût aleyhisselam bu topluluğun arasında yıllarca mücadele verir. Onlara, Allah'tan korkmalarını, Ona itaat etmelerini söyler. Ancak Lût Kavmi de, öbür örneklerde olduğu gibi, peygamberlerini yalancılıkla suçlarlar. Bununla da yetinmeyip, kendisini şehirden kovmakla tehdit ederler. Lût aleyhisselam, Allahü tealanın azabı ile ikaz ettiği zaman ise Onunla alay ederek; "Azabı bir an evvel getir de görelim" derler.
Lût aleyhisselam, çok ağır şartlar altında, bir nakle göre 40 sene mücadele verir. Kavminin yaptığı baskı, artık dayanılmaz boyutlara ulaştığı zaman da Allahü tealaya sığınarak; "Beni ve ailemi bu azgın topluluğun elinden kurtar" diye dua eder. Yıllarca kavminin huzuru için çalışmış ama kendisine iki kızından başka kimse iman etmemiştir. Hanımı dahi, azgın kavmin tarafını tutmuştur.
HELAK ANSIZIN GELİR
Allahü teala tarafından helak için görevlendirilen bir kaç melek, Lût aleyhisselama misafir olurlar. Hepsi de bu sapık toplumun dikkatini çekecek bir şekle bürünmüşlerdir. Hatta Lût aleyhisselam onların melek olduğunu önce anlayamamıştır. "Sizler tanınmamış kimselersiniz", "Bu, çok çetin bir gündür" diyerek misafirlerini ağırlamaya çalışırken karısı vasıtasıyla bazı insanların olaydan haberi olur. Hep birlikte koşup gelirler. Öyle ki; Kur'ân-ı Kerîm'in ifadesiyle birbirlerini ite kaka seyirterek evin kapısına yığılırlar. Lût aleyhisselam, "Bunlar misafirimdir. Onlara karşı beni mahçup etmeyin ... İçinizde aklı başında kimse yok mu?" diye onları sakinleştirmeye çalışsa da kuduran topluluk; "Biz seni alemin işine karışmaktan menetmemişmiydik?" "Doğrusu ne istediğimizin farkındasın" diyerek bahçe kapısından içeri girerler. Allahü teala bu dehşetli ortamı şöyle bildirmektedir; "Ey Muhammed, senin hayatına yemin olsun ki; onlar sarhoşluk içerisinde azgın bir haldeydiler."
Lût aleyhisselam öylesine bunalmıştır ki, peygamberlere has zelle denilen hataya düşeceğini gören melekler duruma müdahale ederler; "Ey Lût, bizler Rabbinin elçileriyiz. Onlar sana ilişemeyecekler ... Biz, şüphe edip durdukları azabı getirdik ... Bu kasaba halkına yaptıklarından dolayı gökten muhakkak azab indireceğiz ... Geceleyin aileni yola çıkar. Sen de arkalarından git, hiçbiriniz arkasına bakmasın ... Karının dışında kimse geri kalmasın, çünkü onların başına gelen onun da başına gelecektir. Vadesi gün doğana kadardır. Gün doğması yakın değil mi?"
Sapık güruh son bir kez kapıya yüklenirlerse de bir anda hepsinin gözleri kör edilir. Kadı Beydavi ve Fahreddin-i Râzî; "Meleklerden birisi Cebrâil aleyhisselam idi. Topluluk kapıyı kırıp içeri girdiklerinde, bir hareketle hepsinin gözünü kör etti. Panik içerisinde kapıyı dahi bulup kaçamadılar. Hatta, Lût aleyhisselam onları kollarından tutarak dışarı çıkarmıştı" demektedir.
Nihayet Lût aleyhisselam, kızları ve hanımını da alarak şehirden uzaklaşır. Geride kalan topluluğun nasıl imha edildiğini Kur'ân-ı Kerîm şöyle anlatmaktadır; "Onlara azap emrimiz gelince o ülkenin altını üstüne getirdik. Üzerlerine ateşte pişirilmiş çamurdan taşlar yağdırdık."