Orijinalini görmek için tıklayınız : Resulün Sünneti Örnek Ahlakı
öMeR_FaRuK
17.04.2009, 23:15
http://img1.loadtr.com/b-86196-kırmızı_gül.gif (http://www.loadtr.com/86106-gül.htm)
Andolsun, sizin için, الله’ı ve ahiret gününü umanlar ve الله’ı çokça zikredenler için الله’ın Resulü’nde güzel bir örnek vardır. (Ahzab Suresi, 21)
İstikametin konusunu
Resulullahın sünneti ve güzel ahlakı olarak belirledik.
O'güzeller güzelinin hali, tavrı, duruşu oturuşu.
Önderimiz efendimizi kelime kelime nakş edelim bu bölüme.
Katkı ve paylaşımlarınızla zenginleştirelim bölümümüzü.
http://www.minare.net/forum/index.php?action=mgallery;sa=media;id=899
Değer vermek. Hatip muhatabına değer verdiğini hissetmelidir. Onlara bakışları ile değer verdiğini duyurmalıdır.
Sorularına cevap vermelidir. En basit bir soru dahi sorulmuş olsa ya da defaten anlattığı bir konu sorulmuş olsa bile cevap vermekten kaçınmamalıdır.
Peygamber Efendimiz, kendisine birisi seslendiği zaman, ona tüm vücudu ile döner ve o şekilde muhatap olurdu. Buna ona değer verdiğini göstermek içindi.
Tekrar etmek.
Resulullah’ın metodunda bir fikri kabul ettirebilmek için, bir düşüncenin zihinlerde kalması için bir sözün önemine ehemmiyet verilmesini temin için sık sık tekrarlar yaptığını görüyoruz.
Sevgili Efendimiz dinleyicilerin dikkatini toparlayarak söylediği söz anlaşılsın, iyice yer etsin diye konuştuğunda üç defa söylerdi. (Buhari)
Mizah yolu ile hakkı söylemek. Fahr-i Kâinat (asm) şaka yolu ile hakikati söyler, kendisine yapılan tatlı şakalara da tebessüm buyururdu.
Şakası ile de tebliğ eder, hakkı söylerdi. Mesela; “Yaşlılar cennete giremeyecek” diye söylediği bir kadın, bundan mahzun olunca Efendimiz “Yaşlı olarak değil, herkes genç olarak cennete girecek” diyerek hakikati söyleyince yaşlı kadıncağız çok sevinmişti.
öMeR_FaRuK
18.04.2009, 18:34
Tüm İnsanlığa Rehber
Peygamberimiz (sav)'i görmemiş olmak, Onun ahlakını yaşamakta gevşeklik gösterilmesine hiçbir zaman gerekçe olamaz. Kuran ayetlerinden ve hadis-i şeriflerden, güzel tavırlarını, konuşmalarını, gösterdiği güzel ahlakı tanıyarak, O'nu örnek almalı ahirette bu mübarek insanla yakın bir dost olabilmek için elimizden gelen çabayı en fazlasıyla göstermeliyiz. Günümüzde insanlar, özellikle de gençler, birçok insanı kendilerine örnek almakta, onların tavır ve konuşmalarına, üsluplarına, giyim tarzlarına özenmekte, onlar gibi olmaya çalışmaktadırlar. Ancak bu insanların büyük bir çoğunluğu doğru yolda olmadıkları gibi, tavır ve ahlak güzelliğine de sahip değildirler. Bu nedenle insanları doğru olana, en güzel ahlak ve tavıra özendirmek önemli bir sorumluluktur.
Bir Müslümanın, tavrına ve ahlakına özenmesi, benzemek için çaba göstermesi gereken kişi, Hz. Muhammed (sav)'dir. الله bu gerçeği, bir ayetinde şöyle bildirmektedir:
"Andolsun, sizin için, الله'ı ve ahiret gününü umanlar ve الله'ı çokça zikredenler için الله'ın Resûlü'nde güzel bir örnek vardır." (Ahzab Suresi, 21)
Ey gönlünden gül dökülen Resul!...
http://img380.imageshack.us/img380/6408/muhammedaspi2.jpg
http://img239.imageshack.us/img239/9770/fgrrtbh9dm91pk51ba5.gif
O EN İYİ ASKERDİ..
O EN İYİ KUMANDANDI..
O EN İYİ LİDERDİ..
O EN İYİ DOKTORDU..
O EN İYİ PSİKOLOGTU..
O EN İYİ SOSYOLOGTU..
O EN İYİ ÖĞRETMENDİ..
O EN İYİ TÜCCARDI..
O EN İYİ............
O EN İYİ ARKADAŞTI..
O EN İYİ SEVGİLİYDİ..
O EN İYİ DOSTTU..
O EN İYİ EŞTİ..
O EN İYİ BABAYDI..
O EN İYİ...........
O EN VEFALIYDI..
O EN TAKVALIYDI..
O EN MÜTEVAZİYDİ..
O EN DOĞRUYDU..
O EN ADALETLİYDİ..
O EN MASUMDU..
O EN DAYANIKLIYDI..
O EN ZEKİYDİ..
O EN ASALETLİYDİ..
O EN HATİPTİ..
O EN EMNİYETLİYDİ..
O EN TESLİMİYETLİYDİ..
O EN ŞEFKATLİYDİ..
O EN CÖMERTTİ..
O BİR BEŞERDİ LAKİN EN HAYIRLISIYDI..
O İLKTİ VE SONDU..
Esselâtu vesselâmu aleyke Ya Resûllالله!..
Esselâtu vesselâmu aleyke Ya Habîbالله!
Esselâtu vesselâmu aleyke
Ya Seyyidel Evvelîne vel Âhîrîn!..
Hamd Alemlerin Rabbi Allah’a mahsustur. Salâtü Selâm Resulullah’ın, Sahabesinin ve de kıyamete kadâr onları dost edinen, sabır ve azimle onların yolundan giden herkesin üzerine olsun.
Kur’ân’ı Kerim’de,
Peygamber size ne verdiyse onu alın, size ne yasakladıysa ondan da sakının (Haşr, 7)
(Resûlüm!) De ki: Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah son derece bağışlayıcı ve esirgeyicidir (Â’li İmrân 31).
O’nun (Resûlullah’ın) emrine aykırı davrananlar, başlarına bir bela gelmesinden veya kendilerine çok elemli bir azap isabet etmesinden sakınsınlar ( Nur, 63).
Kim Allah ve Resûlü’ne itâat ederse büyük bir kurtuluşa ermiş olur(Ahzâb, 11).
Sünneti Nebevî’de,
“Sözlerin en doğrusu şüphesiz Allah’ın Kitabı; yolların en doğrusu Muhammed’in yolu (S.A.V.) ve işlerin en kötüsü sonradan çıkartılanlarıdır. Sonradan ortaya çıkan her şey bidattır. Her bidat sapıklıktır ve her sapıklık ateştedir” (sahihtir. Ebu Dâvud, Tirmizi).
“Sünnetimden yüz çeviren benden değildir” (Buhari, Müslim).
“Kim, emrimiz olan hususta yeni bir şey ortaya çıkarırsa bu ondan reddolunmuştur” (Buhari, Maslim).
“Her kim hakkında emrimiz olmayan bir amel yaparsa bu ondan reddolunmuştur” (Müslim).
Kavli şerifleri yer aldığı gibi insanları, Kur’ân ve Sünnete sıkıca sarılmaya çağıran daha bir çok benzeri ifadeler de vardır. Bu iki kaynakta belirtilmeyen ibâdet ve yolların tümü reddedilmiş, kurtuluşun tek anahtarı olarak Kurân ve Sünnet işâret edilmiştir.
Bu nedenle kendimize ve kardeşlerimize bir öğüt olması ve Allah’tan bu vesileyle kalplerimizi zikrine karşı yumuşatması, hayır kapılarını önümüze açması ümidiyle bir takım nebevî nasihatları içeren böyle bir risâle hazırladık. Şüphesiz tevfik Allah’tandır ve yalnız O’ndan yardım isteriz.
öMeR_FaRuK
22.04.2009, 18:44
http://img2.blogcu.com/images/h/a/l/halimkok/1209981898sir_gul.jpg
Kusursuz bir ifade kabiliyetine sahip olan Resûlullah, hayatı boyunca sadece gerçeği söylemiş ve söylediklerini harfi harfine yaşamıştır. O, daima tatlı dilli, güler yüzlü ve toleranslı olmuş; bununla beraber sözlerini saygı ile dinletmeyi de başarmıştır.
Peygamberimiz toplulukta yemek yemeyi severdi. Yemeğe besmele ile başlar, sağ elini kullanır, tıka basa doymadan sofradan kalkar, yemekten önce ve sonra ellerini yıkardı. Sağlığa zararlı ve dinen haram olan veya kokusuyla çevresindekileri rahatsız edecek şeyleri yemez; bunların dışında hiçbir yemek için "sevmiyorum" demezdi. Sofra kurallarına mutlaka uyar, bu konuda çevresindekileri de sabırla ve nezaketle eğitirdi.
İpek elbise giymez, altın yüzük takmazdı. Giyiminde temizliğe ve sadeliğe önem verir, pejmürdelikten hoşlanmazdı. Temizliği "imanın yarısı" sayardı. Bizzat kendisi temiz olduğu gibi bu alışkanlığı etrafındakilere de kazandırmaya çalışırdı. Lüks ve ihtişama önem vermez, geçici sıkıntıları tasa edinmezdi. Diğer müslümanlara da kanaatkâr olmayı, hayata daima iyimser bakmayı telkin ederdi.
Gönlü zengindi. Affetmeyi sever, kimseyi incitmez, düşmanlarının dahi iyiliğini isterdi. Kur'ân-ı Kerîm'de onun bu meziyetinden övgüyle bahsedilir ve şöyle buyurulur: "Eğer kaba, katı kalpli olsaydın, muhakkak ki insanlar çevrenden dağılır giderlerdi..." (Âl-i İmrân 3/159). O, insanların kusurlarını yüzlerine vurmaz, tenkitlerini isim vermeden yapardı.
Bir öğünlük yemeğini olmayana verdiği için kendisinin ve ailesinin aç sabahladığı geceler çok olmuş; fakat kendisi ve ailesi, açlığın sıkıntısını iyilik yapmanın ve الله'ın hoşnutluğunu kazanmanın verdiği mutlulukla altetmeyi bilmişlerdir.
Yeri gelince eşsiz bir yiğit, yeri gelince de son derece halim selim idi. Adaleti titizlikle korur; insanlara sırf mevki ve makamlarına göre muamele etmezdi. Aksine fakirlerin, kimsesizlerin, yetimlerin, hastaların, gariplerin, çocukların daha çok ilgi ve mutluluğa muhtaç olduklarını bilir ve bunu onlardan esirgemezdi. Kibirlenmekten nefret eder, kibirle imanın bir kalpte birleşemeyeceğini söyler; kimseye karşı ululuk taslamaz; fakat düşmanları karşısında da ezilip küçülmezdi. Otoritesini sürdürmek için sunî ve zorlama tedbirlere başvurmaz; meclislerde boş bulduğu yere otururdu. Dalkavukluktan nefret ederdi. Kendisine bir ilâh gözüyle bakılmasına asla razı olmaz; kendisinin de bir insan olduğunu, sadece الله'ın korumasıyla hata ve günahtan kurtulabileceğini hiçbir kaygıya kapılmadan samimiyetle ifade ederdi. Halkın arasına katılır; insanlarla olan ilişkilerini herhangi bir insan gibi sürdürür; hastaları, dostlarını, komşularını ziyaret eder; müslümanların acı ve tatlı günlerini paylaşmaktan geri kalmazdı.
Sünnet Nedir?
Peygamberimizin(s.a.v.) ümmetine örnek olmak üzere ortaya koyduğu uygulama, yaşamada örnek alınacak davranışlar bütünüdür.
Sünnet, Kur'an-ın yaşanmış en doğru tefsiridir.
Sünnet,İslamın pratik ve örnek tatbikidir.Dinin bilgilenme kaynağı Kur'an, tatbikat kaynağı da Hz. Muhammed(s.a.v.)dir.
Sünnet, Peygamberimiz(s.a.v.)in ahlakı, ameli, şahsı, siyasal ve sosyal davranışlarının bütününü kapsar. O'nun peygamberliği hayatın her safhasını içerir. O'nun söz, fiil davranışlarını hayatına uygulayan Kur'anı hayatına tatbik etmiş olur.
Sünnet, uyulacak modeldir. Kur'anda Peygamberimiz(s.a.v.) en büyük örnek olduğu belirtilir.(Azhab/21)
Dinimizi ve müslüman kimliğimizle beraber kişiliğimizi koruyabilmek için İslamı sünnetteki yorumuyla yaşamak zorundayız.
Bir Hadis-i Şerifte;
"Ben size iki şey bıraktım.Onlara uyarsanız asla sapıtmazsınız.Bunlar: Kur'a-ı Kerim ve benim sünnetimdir.Bu ikisi havuza gelinceye kadar birbirinden ayrılmayacaktır."
Yâni lafla sünnete uyuyoruz deyip de, hal ve gidiş itibariyle sünnete aykırı bir çok bid'at işleyen insanlar gibi değiliz Sünnet kitabı okuyoruz, Peygamber Efendimiz'in hadis kitabını okuyoruz ve sünnet-i seniyyeye hayatımızı uydurmaya, Efendimiz'in sünnetine göre yaşamaya gayret ediyoruz
Çünkü, insanların bozulduğu ahir zamanda Peygamber Efendimiz'in sünnetine sarılan, onu öğrenen, öğreten, yaşayan, yaşatan, ihyâ eden insanlara yüz şehid sevabı verileceği müjdelenmiştir hadis-i şeriflerde Yüz şehid sevabı kazanacağı bildirilmiştir
Bir insanın bir tek şehid sevabı kazanma durumunda bile cennete gireceği ortada iken, yüz şehid sevabı kazanmak, böyle devirlerde sünnete uymanın ne kadar kıymetli olduğunu, böyle yapanları الله'ın ne kadar çok sevdiğini gösteren bir işarettir
Elhamdülillâh biz, Peygamber SAS Efendimiz'in sünnetini yaşamağa, ihyâ etmeğe, kılık kıyafetten başlayarak sözden öze doğru, dıştan içe doğru, kabuktan lübbe doğru, kalıptan kalbe doğru, daimâ her halimizde Efendimiz'in sünnetine uymaya niyet etmişiz, karar vermişiz
Kur`an, `Sizin için الله resulunda üsve-i hasene güzel bir örnek vardır` derken, insanları, Peygamberin ahlakını anlamaya, yaşamaya, onun ahlakıyla süslenmeye davet ediyor.
Ümit Edenle Ümitsiz Olanın Farkı > ahiret gününde tüm peygamberler dualarını yaptıktan sonra, sıra Hz. Muhammed`e gelince, ümmetine dua edeceği, daha o gün gelmediğine göre, o zamanın neler getireceği kul olanın bunu bilmesi imkansız. Bizler, onun ümmeti olarak bu konuda ümitli olabilir miyiz? - Biz zaten ümidimizle yaşıyoruz. Cenabı hak `الله`ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin`, `الله`tan ancak kafirler ümidini keser` buyuruyor. `Bütün peygamberler dualarını ümmetlerine dünyada yapmış; ben ise duamı ahirete bıraktım` diyor Peygamber (sav). Bir gün secdeye varıyor, bütün ümmetinin affedilmesini istiyor. Cenab-ıHak bütün ümmetini affetmedikçe başını secdeden kaldırmıyor; böylece ümmetine olan şefkatini gösteriyor. Kur`an bize Peygamberimizi anlatırken, `Size, içinizden bir peygamber geldi. Sizin sıkıntıya uğramanız ona çok ağır gelir, o size düşkündür; mü`minlere ise çok şefkatli ve çok merhametlidir` diyor. Başka bir ayette de `Ya Muhammed, bu insanlar neden iman etmiyorlar diye, sen kendini mahvedeceksin; helak edeceksin` buyuruluyor. Peygamberimizin en büyük duası şefaatidir. Bizim dileğimiz ümmetini cehennem azabından koruması ve imanla giden ümmetini inşالله şefaatiyle ebedi saadete vesile olmasıdır.
(kermesimizde yapılacak konuşma için hazırlamıştım)
sağdan soldan çaldımdı:))
Selamun Aleyküm
Rasulun ahlakı sünneti demişken buna en güzel örnek Hz. Ömer sanırım...onda her kesim için örnek alınacak haller var mesela gühanlar içide yaşayanalrımız için o en güzel örnek.islamdan öncesinin hertürlü zulmünü kötülüğünü yapabilecek hatta yaparak yaşayan biri öyle fevriki bu huyu sayesinde bir Peygamberi öldürmeyi bile göze alıyor...ancak daveti kabul edipde islamla tanışınca Kuran ahlakını Allah rasulunden alınca bütün bu huylarını islam nuruyla karıştırıp nice övgüler almış Hz. Ömer oluyor. Ömer, cennet ehlinin ışıgı ve İslamın nurudur hadis-i şerif...
bir Pyegmaberi öldürecek aakadar fevri celalli rasulden islam ahlakını alınca aynı cesareti heybetiyle şeytanı dahi korkutan bir müslüman oluyor
Şeytan Ömer İbni Hattabı gördügü zaman heybetinden yüzüstü yere düşer(hadis-i şerif)demekki zamanımızda müslümanım diyipte hala günahlar içind eyaşayanlar için en güzel örnek Hz. Ömer allah rasulunun ahlakını aldıkmı sünnetine uydukmu ne ömerler çıkacak aramızdan kim bilir...
başka örnekler alıcaklarda var mutlaka o hulefa-i raşidin di müslümanalrın 2. emiri ancak yaşamı yemesi içmesi kılığı kıyafeti mütevaziliği bunun tam aksiydi şimdi müslüman ülkelerin başındakiler kırallar gibi yaşarken aslında Hz.ömerden almaları gerekeni alsalar halkın başına geçmenin aslında hakkı tesbit için olduğunu ve Allah rasulünün emrettiğinin bu olduğunu bilseler yani onun ahlakıyla beznseler adaleti uygulamakda öz evlatlarına bile ayrıcalık tanımasalar müslüman devletler Hz. Ömerin zamanındaki gibi ilerlemezmi...Efendimiz
Hz. Ömer'i göstererek şöyle demişti: Bu aranızda yaşadığı sürece, sizinle fitne arasında kuvvetlice kapanmış bir kapı bulunacaktır(hadis-i şerif)işte Hz Ömerin bütün bu övgüleri almasına tek sebep Allah rasulünün yani kuranın ahlakıyla ahlaklanması...o zaman düşünmek gerekir işte karşımızda somut delil... madem kuran Andolsun, sizin için, الله’ı ve ahiret gününü umanlar ve الله’ı çokça zikredenler için الله’ın Resulü’nde güzel bir örnek vardır. (Ahzab Suresi, 21)
o zaman bizde onlar gibi o güzel ahlakla ahlaklananlardan olalım
(Hz. Ömeri burayada taşıdım):)
birdahaki konuda onun ahlakı adaleti olamazmı.?
vBulletin v4.0.3, Copyright ©2000-2012, Jelsoft Enterprises Ltd.