faran10
29.03.2007, 21:29
Başörtüsü Esprileri
CHP ve lâikçiler, başörtüsü yasağı kalkarsa inkilaplar elden gider diye korkuyor. AKP’liler ise, mesnedi olmayan bir yasağı kaldırmaya cesâretleri olmadığı için korkuyor.
Bunların hepsi KILIBIK MIDIR NEDİR? Demek ki erkeklerimizin yarıya yakını bu durumda.
Hâsılı kelam sanki ortada nükleer başlıklı füzeler var. Vaktiyle ABD ve Rus liderleri cesâretlerini ortaya koyarak füzeleri etkisiz hale getirebilmişlerdi. Bizimkiler ise başörtüsü konusuna ellerini bile süremiyorlar.
Bilindiği gibi İstiklâl harbinde, vatanın Kurtarılması için başörtülü kadınlarımız, kucaklarında çocukları olduğu halde, sırtlarında bomba taşıyarak erkeklerle birlikte savaş katılmışlardı. ALLAH göstermesin bir savaşa girmemiz icab etse, düşmanlarımıza:
- Sayın düşmanlar, biz önce başörtüsü sorununu çözmeden savaşa giremeyiz, ne olur bize mühlet verin önce biz bu yasayı kaldırıp kadınlarımızın da savaşa girmesini sağlayalım, ondan sonra sizinle savaşalım mı diyeceğiz?..
Başörtüsünü çözmek cesâretini gösteremeyenlerin, savaşa girmeye cesaret edip edemeyecekleri ise ayrı bir mesele.
– 1980’li yıllarda bir genel seçim vardı. Miting esnasında ben aday olarak başörtüsü yasağı hakkında konuşuyordum. Ülkemizde misafir olarak bulunan Kalın adındaki bir genç Oğlum Ali Emre’ye, “Baban şu sırada hangi meseleyi konuşuyor” diye sormuş, oğlum, şu sırada başörtüsü yasağı hakkında konuşuyor diye cevap verince ABD’li genç XX, kahkahalarını tutamamış:
– ALLAH ALLAH, hayret, demek ki sizin devletiniz işini gücünü bırakmış bu basit mesele ile mi uğraşıyor” diyerek batılı kafasına bu garâbeti sığdıramamış.
– 1999 seçimlerinden evvel, MHP bu meseleyi biz çözeriz, Biz Meclis’e girersek “masalara yumruklarımızı vururuz, sorun anında çözülür” diyorlardı. Meclis’e girdiler, amma ve lâkin başörtüsü sorununu çözmek yerine, yaptıkları iş, başı örtülü bir hanım milletvekillerinin başörtüsü düğümünü çözmek oldu. Ecevit’in karşısında dillerini yutarak susmak oldu.
– AKP ise 2002 seçimlerinden önce: “Başörtüsü sorunu bizim namus meselemizdir, onu biz çözeceğiz” diyorlardı. Onlar da Meclis’e girdiler tıpkı MHP gibi onlar da paniğe kapıldılar. Başörtüsü ile ilgili olarak Meclis’e gelen kızlarımıza sayın Erdoğan: “Hadi gidin önce Baykal ile görüşün, onu bu işe razı edin” cevabını verdi.
Ülkemizde başörtüsünü yasaklayan bir kanun yok. Hattâ Atatürk devrimlerinde bile yok. Üstelik TBMM içtüzüğü bile böyle bir yasak öngörmemiş. Yasaklar ancak Anayasa’nın âmir hükmüne göre kanunla konulabilir. Ama Anayasa Mahkemesi DEFAKTO bir karar vererek, Anayasayı ve kuvvetler ayrılığı prensibini kâle almaylarak yasak koyuyor ve bu mesnedsiz yasak uygulanıyor.
Bu münasebetle Atatürk’ün, TESETTÜR HAKKINDA söylediği sözlerini onun nutkundan aynen alarak, kamuoyumuza bir kere daha arzetmekte yarar görüyorum:
“- Yâ ne olduğu bilinmeyen, çok kapalı çok karanlık bir şekli hârici gösteren bir kıyafet veyahut Avrupa’nın en serbest balolarında bile kıyâfeti hâriciye olarak arzedilmeyecek kadar bir telebbüs.
Bizim dinimiz kadını o tefritten, bu ifrattan da tenzih eder. “O şekiller dinimizin muktezası DEĞİLDİR”. Dinimizin tavsiye ettiği tesettür hem hayata hem fazilete uygundur.”
“Tarzı telebbüsümüzü ifrâta vardıranlar kıyâfetlerinde aynen Avrupa kadınlarını taklid edenler, düşünmelidir ki; her milletin, kendine mahsus âdâtı, kendine mahsus an’anesi, kendine göre millî hususiyetleri vardır. Hiçbir millet aynen diğer bir milletin mukallidi olmamalıdır. Çünkü böyle bir millet ne taklit ettiği milletin aynı olabilir ne kendi milliyeti dahilinde kalabilir. BUNUN NETİCESİ ŞÜPHESİZ Kİ HÜSRANDIR.”
Görülüyor ki başörtüsü fobisine kapılarak, devlet millet kaynaşmasını tahrip edenler, devletimizin zirvesinde tıkanıklık çıkaranlar tamamen yanlış yoldadır. Tamamen şahsî kaprisleriyle hareket etmektedir.
Başörtüsü yasaklanırsa Türkiye ileri gider. Kadınlarımız ne kadar açılırsa milletimiz o kadar modernleşir, düşüncesi kesinlikle geçersizdir. Bu münasebetle başını örten hanımların, tercihlerine saygı göstermek gerekir. Devlet millet kaynaşmasının anahtarı bu noktadadır.
Eğer çıplak bir elektrik kablosu ile enerji iletmeye kalkışırsanız cereyan kontak yapar, kazalara sebebiyet verir, böyle bir cereyanı, aydınlatmada, ısıtmada, motorları çalıştırmada kullanamazsınız.
Aile saadetinin ömür boyu sürmesi için, dinimizin de emrettiği gibi edebi dairesinde bir giyiniş tarzı, beyan edildiği gibi boşanmaların artmasını, âile faciaları yaşanmasını önleyecek bir sigorta teşkil edecektir.
CHP ve lâikçiler, başörtüsü yasağı kalkarsa inkilaplar elden gider diye korkuyor. AKP’liler ise, mesnedi olmayan bir yasağı kaldırmaya cesâretleri olmadığı için korkuyor.
Bunların hepsi KILIBIK MIDIR NEDİR? Demek ki erkeklerimizin yarıya yakını bu durumda.
Hâsılı kelam sanki ortada nükleer başlıklı füzeler var. Vaktiyle ABD ve Rus liderleri cesâretlerini ortaya koyarak füzeleri etkisiz hale getirebilmişlerdi. Bizimkiler ise başörtüsü konusuna ellerini bile süremiyorlar.
Bilindiği gibi İstiklâl harbinde, vatanın Kurtarılması için başörtülü kadınlarımız, kucaklarında çocukları olduğu halde, sırtlarında bomba taşıyarak erkeklerle birlikte savaş katılmışlardı. ALLAH göstermesin bir savaşa girmemiz icab etse, düşmanlarımıza:
- Sayın düşmanlar, biz önce başörtüsü sorununu çözmeden savaşa giremeyiz, ne olur bize mühlet verin önce biz bu yasayı kaldırıp kadınlarımızın da savaşa girmesini sağlayalım, ondan sonra sizinle savaşalım mı diyeceğiz?..
Başörtüsünü çözmek cesâretini gösteremeyenlerin, savaşa girmeye cesaret edip edemeyecekleri ise ayrı bir mesele.
– 1980’li yıllarda bir genel seçim vardı. Miting esnasında ben aday olarak başörtüsü yasağı hakkında konuşuyordum. Ülkemizde misafir olarak bulunan Kalın adındaki bir genç Oğlum Ali Emre’ye, “Baban şu sırada hangi meseleyi konuşuyor” diye sormuş, oğlum, şu sırada başörtüsü yasağı hakkında konuşuyor diye cevap verince ABD’li genç XX, kahkahalarını tutamamış:
– ALLAH ALLAH, hayret, demek ki sizin devletiniz işini gücünü bırakmış bu basit mesele ile mi uğraşıyor” diyerek batılı kafasına bu garâbeti sığdıramamış.
– 1999 seçimlerinden evvel, MHP bu meseleyi biz çözeriz, Biz Meclis’e girersek “masalara yumruklarımızı vururuz, sorun anında çözülür” diyorlardı. Meclis’e girdiler, amma ve lâkin başörtüsü sorununu çözmek yerine, yaptıkları iş, başı örtülü bir hanım milletvekillerinin başörtüsü düğümünü çözmek oldu. Ecevit’in karşısında dillerini yutarak susmak oldu.
– AKP ise 2002 seçimlerinden önce: “Başörtüsü sorunu bizim namus meselemizdir, onu biz çözeceğiz” diyorlardı. Onlar da Meclis’e girdiler tıpkı MHP gibi onlar da paniğe kapıldılar. Başörtüsü ile ilgili olarak Meclis’e gelen kızlarımıza sayın Erdoğan: “Hadi gidin önce Baykal ile görüşün, onu bu işe razı edin” cevabını verdi.
Ülkemizde başörtüsünü yasaklayan bir kanun yok. Hattâ Atatürk devrimlerinde bile yok. Üstelik TBMM içtüzüğü bile böyle bir yasak öngörmemiş. Yasaklar ancak Anayasa’nın âmir hükmüne göre kanunla konulabilir. Ama Anayasa Mahkemesi DEFAKTO bir karar vererek, Anayasayı ve kuvvetler ayrılığı prensibini kâle almaylarak yasak koyuyor ve bu mesnedsiz yasak uygulanıyor.
Bu münasebetle Atatürk’ün, TESETTÜR HAKKINDA söylediği sözlerini onun nutkundan aynen alarak, kamuoyumuza bir kere daha arzetmekte yarar görüyorum:
“- Yâ ne olduğu bilinmeyen, çok kapalı çok karanlık bir şekli hârici gösteren bir kıyafet veyahut Avrupa’nın en serbest balolarında bile kıyâfeti hâriciye olarak arzedilmeyecek kadar bir telebbüs.
Bizim dinimiz kadını o tefritten, bu ifrattan da tenzih eder. “O şekiller dinimizin muktezası DEĞİLDİR”. Dinimizin tavsiye ettiği tesettür hem hayata hem fazilete uygundur.”
“Tarzı telebbüsümüzü ifrâta vardıranlar kıyâfetlerinde aynen Avrupa kadınlarını taklid edenler, düşünmelidir ki; her milletin, kendine mahsus âdâtı, kendine mahsus an’anesi, kendine göre millî hususiyetleri vardır. Hiçbir millet aynen diğer bir milletin mukallidi olmamalıdır. Çünkü böyle bir millet ne taklit ettiği milletin aynı olabilir ne kendi milliyeti dahilinde kalabilir. BUNUN NETİCESİ ŞÜPHESİZ Kİ HÜSRANDIR.”
Görülüyor ki başörtüsü fobisine kapılarak, devlet millet kaynaşmasını tahrip edenler, devletimizin zirvesinde tıkanıklık çıkaranlar tamamen yanlış yoldadır. Tamamen şahsî kaprisleriyle hareket etmektedir.
Başörtüsü yasaklanırsa Türkiye ileri gider. Kadınlarımız ne kadar açılırsa milletimiz o kadar modernleşir, düşüncesi kesinlikle geçersizdir. Bu münasebetle başını örten hanımların, tercihlerine saygı göstermek gerekir. Devlet millet kaynaşmasının anahtarı bu noktadadır.
Eğer çıplak bir elektrik kablosu ile enerji iletmeye kalkışırsanız cereyan kontak yapar, kazalara sebebiyet verir, böyle bir cereyanı, aydınlatmada, ısıtmada, motorları çalıştırmada kullanamazsınız.
Aile saadetinin ömür boyu sürmesi için, dinimizin de emrettiği gibi edebi dairesinde bir giyiniş tarzı, beyan edildiği gibi boşanmaların artmasını, âile faciaları yaşanmasını önleyecek bir sigorta teşkil edecektir.