PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Gayrimüslimler de Cennete Girecekmi(ş)!?



Hakkani
19.05.2009, 22:59
Soru: Cehenneme girmenin şartı ve sebebi nedir ?

Ehli sünnet Eş'ari mezhebinde İslam ve İman bir kişiye tebliğ edildiği halde inkar ederse cehenneme girer. tebliğ edilmemişse cehenneme girmekten kurtulur. Ancak küfrünü bir meslek edinip filozof gibi dava etmeyecek*

Ehli Sünnet Matürudi mezhebinde ise kainatta saçılmış ve her biri bir kitap gibi binlerce delilleri akıl gözyle görüp okumayıp küfür ve şirke sapmak ..velev ki tebliğ gelmemiş olsun. Her akıllı ve baliğ kişi aklıyla Allahın birliğini bulmak ve kainatı bir yaratanın olduğuna inanmak zorundadır.

Demekki ceza mahalli olan cehenneme girmek bir suçun karşılığıdır.. İmamı Eşariye göre tebliğe mazhar olan ve küfrünü bir meslek edinmeyen ancak suçludur, İmamı Matürudiye göre ise akıl Allahın vahdaniyetini bulmaya kafidir aklıyla Bir İlahı bulmazsa suçludur.

Soru: Cennete girmenin şartları nedir ? Hangi iyiliğin ödülüdür? Bazılarına bedelsiz de verilecekmi ?

Cevap:

Cennet İman ve Ameli salih eden kullara vaad edilmiştir ancak bunlar girer. Bu imandan mahrum kişiler asla cennete giremezler. Cennet evet Allahındır dilediğini girdirir ancak kimi girdirmeyi dilediğini Kuran ve Sünnette açıklamış: İman ve ameli salih eden kullarını.

İman, Allaha meleklerine kitaplarına peygamberlerine ahiret gününe ve kadere inanmaktır. Bu altısına birden inanmaya iman denir. Bir tekine inanmasa imansız olur.

Ameli salih, islamın beş ruknüdür. Allahtan başka ilah olmadığına ve Muhammed aleyhisselam Allahın kulu ve rasulu olduğuna şahitlik etmek, beş vakit namaz kılmak, ramazan orucu tutmak, zenginler senelik zekat vermek ve ömürde bir Beytullahı haccetmek.

Ameli salihin en azı ömürde bir defa iman ve samimiyetle kelime-i şehadet getirmek, Lailahe illallah Muhammed Rasulullah demektir.

RACİ
19.05.2009, 23:02
:-046:-055

Hakkani
19.05.2009, 23:11
Zaman-ı fetrette, ("Peygamber göndermedikçe Biz kimseye azap edici değiliz." (İsrâ Sûresi: 17:15.) sırrıyla, ehl-i fetret, ehl-i necattırlar. Bil'ittifak, teferruattaki hatîatlarından muahazeleri yoktur. İmam-ı Şâfiî ve İmam-ı Eş'arîce, küfre de girse, usul-i imanîde bulunmazsa, yine ehl-i necattır. Çünkü teklif-i İlâhî irsal ile olur ve irsal dahi ıttıla ile teklif takarrur eder. Madem gaflet ve mürur-u zaman, enbiya-yı sâlifenin dinlerini setretmiş; o ehl-i fetretzamanına hüccet olamaz. İtaat etse sevap görür; etmezse azap görmez. Çünkü mahfî kaldığı için hüccet olamaz. Yirmi Sekizinci Mektup
seyyah_salihÜstadın bu beyanı ehli fetretin cehenneme girmeyeceği hakkında sarihtir. Ancak ben bu sözler içinde cennete girerler'in yerini bulamadım ?


Hakkani

ÇARE
19.05.2009, 23:15
Ameli salihin en azı ömürde bir defa iman ve samimiyetle kelime-i şehadet getirmek, Lailahe illallah Muhammed Rasulullah demektir

RABBİM bu şekildede ruhumuzu teslim etmeyi nasip etsin...
:-046

Hakkani
19.05.2009, 23:18
: cennete girerlerin yeri yok..Ama şu ifadeler var..
İmam-ı Şâfiî ve İmam-ı Eş'arîce, küfre de girse, usul-i imanîde bulunmazsa, yine ehl-i necattır.
.................................................. ........................
İtaat etse sevap görür; etmezse azap görmez
Cehennemden kurtulana ehli necat denir zira ateşle azabtan necat bulmuştur.. Cennete girecek olana ise ehli fevz denir (ashabül cenneti humul faizun, haşir suresi) .. Allahın ebedi lutuf ve ikramına nail olacağı için..

Her ehli necat ehli fevz olmak gerekmez..

İmanla kabre girmek Cennetin şartı olursa bu şartı yerine getirmemiş kişi hangi hak ve salahiyetle ebedi tene'um mahalline girip zevk edecek ? Cennet bir ödülse, bu hangi güzel işi yaptıki karşılığında o ebedi ödülü alsın ?

Asıl soru(n): Madem ehli fetret cennete girer(?).. öyleyse Allah bunlara peygamber göndererek iylik (rahmet) mi ediyor yoksa (haşa) kötülükmü ? Öyle ya! bu tebliğci peygamber gelse içlerinden belki çoğu inkar edecek.. gelmemesi daha iyi idi çünkü cennet zaten garanti !!??

Üstad 'ben itikadi her hususu akılla izah ederim' buyuruyor.. Bu konuda lütfen aklı doyuracak bir açıklama yapınız ?

Hakkani
19.05.2009, 23:20
Asıl soru(n): Madem ehli fetret cennete girer(?).. öyleyse Allah bunlara peygamber göndererek iylik (rahmet) mi ediyor yoksa (haşa) kötülükmü ? Öyle ya! bu tebliğci peygamber gelse içlerinden belki çoğu inkar edecek.. gelmemesi daha iyi idi çünkü cennet zaten garanti !!??

Üstad 'ben itikadi her hususu akılla izah ederim' buyuruyor.. Bu konuda lütfen aklı doyuracak bir açıklama yapınız ?Bu mevzuda beni mutmain eden birşey bilmiyorum,fakat istisnalar elbette olabiliyor..Araf denen yerde kalınabilir gibi cevaplar verilebilir fakat bilemiyorum..
V'allahu e'lem..

ene zerre

Hakkani
19.05.2009, 23:23
Cehennemden kurtulana ehli necat denir zira ateşle azabtan necat bulmuştur.. Cennete girecek olana ise ehli fevz denir (ashabül cenneti humul faizun, haşir suresi) .. Allahın ebedi lutuf ve ikramına nail olacağı için..

Her ehli necat ehli fevz olmak gerekmez..

İmanla kabre girmek Cennetin şartı olursa bu şartı yerine getirmemiş kişi hangi hak ve salahiyetle ebedi tene'um mahalline girip zevk edecek ? Cennet bir ödülse, bu hangi güzel işi yaptıki karşılığında o ebedi ödülü alsın ?

Asıl soru(n): Madem ehli fetret cennete girer(?).. öyleyse Allah bunlara peygamber göndererek iylik (rahmet) mi ediyor yoksa (haşa) kötülükmü ? Öyle ya! bu tebliğci peygamber gelse içlerinden belki çoğu inkar edecek.. gelmemesi daha iyi idi çünkü cennet zaten garanti !!??

Üstad 'ben itikadi her hususu akılla izah ederim' buyuruyor.. Bu konuda lütfen aklı doyuracak bir açıklama yapınız ?Hocam bu manalar aklı ikna eder mi bilmem, ben kendi adıma ikna oldum :

" Şiddet-i şefkat ve rikkatten, bu kışın şiddetli soğuğuyla beraber manevi ve şiddetli bir soğuk ve musibet-i beşeriyeden biçarelere gelen felâketler, helâketler, sefaletler, açlıklar şiddetle rikkatime dokundu. Birden ihtar edildi ki:
Böyle musibetlerde kâfir de olsa hakkında bir nevi merhamet ve mükâfât vardır ki, o musibet ona nispeten çok ucuz düşer. Böyle musibet-i semaviye masumlar hakkında bir nevi şehadet hükmüne geçiyor.
Üç dört aydır ki, dünyanın vaziyetinden ve harbinden hiçbir haberim yokken, Avrupa'da, Rusya'daki çoluk çocuğa acıyarak tahattur ettim. O manevi ihtarın beyan ettiği taksimat bu elîm şefkate bir merhem oldu. Şöyle ki:
O musibet-i semaviyeden ve beşerin zalim kısmının cinayetinin neticesi olarak gelen felâketten vefat eden ve perişan olanlar, eğer on beş yaşına kadar olanlar ise, ne dinde olursa olsun şehit hükmündedir. Müslümanlar gibi büyük mükâfât-ı maneviyeleri, o musibeti hiçe indirir.
On beşinden yukarı olanlar, eğer masum ve mazlum ise, mükâfâtı büyüktür, belki onu Cehennemden kurtarır. Çünkü ahirzamanda madem fetret derecesinde din ve din-i Muhammedîye (a.s.m.) bir lâkaytlık perdesi gelmiş. Ve madem ahirzamanda Hazret-i İsâ'nın (a.s.) din-i hakikîsi hükmedecek, İslamiyetle omuz omuza gelecek. Elbette şimdi, fetret gibi karanlıkta kalan ve Hazret-i İsa'ya (a.s.) mensup Hıristiyanların mazlumları, çektikleri felâketler onlar hakkında bir nevi şehadet denilebilir. Hususan ihtiyarlar ve musibetzedeler, fakir ve zayıflar, müstebit büyük zalimlerin cebir ve şiddetleri altında musibet çekiyorlar. Elbette o musibet onlar hakkında medeniyetin sefahetinden ve küfranından ve felsefenin dalâletinden ve küfründen gelen günahlara keffaret olmakla beraber, yüz derece onlara kârdır diye hakikatten haber aldım, Cenab-ı Erhamürrâhîmine hadsiz şükrettim. Ve o elîm elem ve şefkatten teselli buldum." Katamonu lahikası



Seyyah salih

Hakkani
19.05.2009, 23:28
Asıl soru(n): Madem ehli fetret cennete girer(?).. öyleyse Allah bunlara peygamber göndererek iylik (rahmet) mi ediyor yoksa (haşa) kötülükmü ? Öyle ya! bu tebliğci peygamber gelse içlerinden belki çoğu inkar edecek.. gelmemesi daha iyi idi çünkü cennet zaten garanti !!?? İmtihan eden rabbimiz kimseye çekemiyeceği yükü yüklememiştir.Eğer peygamber gönderseydi inkar edenler olabilceği gibi kabul edenlerde olabilrdi.İhtimaller bitmez o zaman kabul edenlerin makamı yükseldiği gibi etmiyenlerin de cehenneme girmesi olurdu.İhtimaller üzerine söz demek Allahın takdirine müdahele ve fikren karışmak olur.

Hem Peygamberi bilmesede Allahı bilmek şartı var.Yani beni bir yaratan var demesi lazımdır.
Beşinci Mes'ele

Sâniyen: Mektubunuzda "Mücerred Lâ ilahe illallah kâfi midir? Yani Muhammedürresulullah demezse ehl-i necat olabilir mi?" diye diğer bir maksadı soruyorsunuz. Bunun cevabı uzundur. Yalnız şimdi bu kadar deriz ki:

Kelime-i şehadetin iki kelâmı birbirinden ayrılmaz, birbirini isbat eder, birbirini tazammun eder, biribirisiz olmaz. Madem Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm Hâtem-ül Enbiya'dır, bütün enbiyanın vârisidir; elbette bütün vusul yollarının başındadır. Onun cadde-i kübrasından hariç, hakikat ve necat yolu olamaz. Umum ehl-i marifetin ve tahkikin imamları, Sa'dî-i Şirazî gibi derler:

مُحَالَسْت سَعْدِى بَرَاهِ نَجَاتْ * ظَفَرْ بُرْدَنْ جُزْ دَرْ پَىِ مُصْطَفَى

Hem كُلُّ الطُّرُقِ مَسْدُودٌ اِلاَّ الْمِنْهَاجَ الْمُحَمَّدِىّ َ demişler.

Fakat bazan oluyor ki: Cadde-i Ahmediyede (A.S.M.) gittikleri halde, bilmiyorlar ki cadde-i Ahmediyedir ve cadde-i Ahmediye dâhilindedir.

Hem bazan oluyor ki: Peygamber'i bilmiyorlar, fakat gittikleri yol, cadde-i Ahmediyenin eczasındandır.


Hem bazan oluyor ki: Bir keyfiyet-i meczubane veya bir halet-i istiğrakkârane veya bir vaziyet-i münzeviyane ve bedeviyane suretinde cadde-i Muhammediyeyi düşünmeyerek, yalnız Lâ ilahe illallah onlara kâfi geliyor. Fakat bununla beraber, en mühim bir cihet budur ki: "Adem-i kabul" başkadır, "kabul-ü adem" başkadır. Bu çeşit ehl-i cezbe ve ehl-i uzlet veya işitmeyen veya bilmeyen adamlar; Peygamber'i bilmiyorlar veya düşünmüyorlar ki kabul etsinler. O noktada cahil kalıyorlar. Marifet-i İlahiyeye karşı, yalnız Lâ ilahe illallah biliyorlar. Bunlar ehl-i necat olabilirler. Fakat Peygamber'i işiten ve davasını bilen adamlar onu tasdik etmezse, Cenab-ı Hakk'ı tanımaz. Onun hakkında, yalnız Lâ ilahe illallah kelâmı, sebeb-i necat olan tevhidi ifade edemez. Çünki o hal, bir derece medar-ı özür olan cahilane adem-i kabul değil, belki o kabul-ü ademdir ve o inkârdır. Mu'cizatıyla, âsârıyla kâinatın medar-ı fahri ve nev'-i beşerin medar-ı şerefi olan Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm'ı inkâr eden adam, elbette hiçbir cihette hiçbir nura mazhar olamaz ve Allah'ı tanımaz. Her ne ise, şimdilik bu kadar yeter.
(Mektubat - 336)



nurhanali

Hakkani
19.05.2009, 23:33
Üstad burda iki farklı kesim için iki farklı hüküm vermiş:

seyyah_salih´isimli üyeden Alıntı:

O musibet-i semaviyeden ve beşerin zalim kısmının cinayetinin neticesi olarak gelen felâketten vefat eden ve perişan olanlar, eğer (1)on beş yaşına kadar olanlar ise, ne dinde olursa olsun şehit hükmündedir. Müslümanlar gibi büyük mükâfât-ı maneviyeleri, o musibeti hiçe indirir.

(2)On beşinden yukarı olanlar, eğer masum ve mazlum ise, mükâfâtı büyüktür, belki onu Cehennemden kurtarır.
Çünkü... Katamonu lahikası

Sayın Hocam, soru şuydu: ehli fetret cennete girecekmi ?
Soruya açık bir cevap vermek yerine ettiğiniz iktibaslarla evet girerler imasında bulunuyorsunuz.

Fakirde diyorki bu iktibaslarınızda ehli fetretin -büyüklerine- cennete gireceklerine dair sarih bir beyan görülmemektedir, zira:

1_Müslümanlar gibi büyük mükâfât-ı maneviye" on beş yaşından küçük yani buluğa ermemiş sıbyan için takdir edilmiş. Evet bular hakkında üstadın beyanı açıkça cennete girecekler şeklindedir zira cennetlik müslümanların hükmüne ortak edilmeleri bunu gerektirdi.

2_On beşinden yukarı olanlar, eğer masum ve mazlum ise, mükâfâtı büyüktür, belki onu Cehennemden kurtarır.. " Bu paragrafta mevzu bahis kişiler ise yukardaki (müslümanlar gibi cennete girmek) hükmüne ortak edilmeksizin haklarında farklı bir kanaat belirtilmiş ve ancak cehhenneme girmekten kurtulacakları ümidi dile getirilmiştir.

ve bu ümit ve temenni, belki ifadesiyle izhar edilmiştir. "eğer masum ve mazlum ise" denilerek ayrıca bir şart ve kayıt gertirilmiştirki bu yeterli delil bulunmadığında ciddi bir konuda kesin hüküm vermekten sakınmak ve muhtemel hatalı anlaşılmaların önüne geçmek içindir.

İtikadi hiç bir hükmün teşkik ifade eden belki ile açıklanmayacağı husunu da özellikle vurgulamak isterim.

_Çünkü... " bundan aşağısı ise bu ümide sevk eden karineleri açıklıyor yeni bir hükmü değil..

İşte durum budur sayın hocam. şimdi ehli fetretin (hadi sıbyanını kabul ettik) büyüklerinin müslümanlar gibi cennete gireceklerini hangi sözden anladınız ?

Ve madem girecekler neden tebliğe gidiyor, onları müslüman etmeye çalışıyoruz? hiç haberdar etmeyelim kurtulsun gitsin garipler !?


Hakkani

Hakkani
19.05.2009, 23:36
sayın Hakkani, risale dilinin osmanlıca olduğunu göz önünde bulundurursak "belki"kelimesinin de osmanlıca manasına bakarsak "kat'iyyetle ,dahi,şüphesiz, " manalarına geldiğini görürüz. *niyaz*

Hakkani
19.05.2009, 23:37
Hakkani hocam.
Alıntılarda kimseyi cennete koymadığımızı muhakkak görmüş olman lazım....üstelik sadece üstadtan eklenti yaptıkki..herkes kendi alemine düşeni alsın..bu birinci husus..
diğer bir husus belki kelimesi ihtimalli bir kelime olsa dahi...Allah adildir zülmetmez manasından yola çıkarsak..mazlum, masum ve musibete giriftar olan insanlar Allahın ilmi dairesinde şartlara mazhar oluyorlarsa ve kainatta tesadüf yoksa..Elbette onlara elyak bir mukafatıda olacaktır...onun adı cennet yada araf olur , Onu Allah bilir..seyyah_salih

Hakkani
19.05.2009, 23:39
Soru
Ehl-i kitap cennet'e girecek mi? sorusuna Risale-i Nur'dan cevap verebilir miyiz? Verebiliyorsak nereden (hangi kitap)?

Değerli Kardeşimiz;

Ehli kitap, yani Hıristiyan ve Yahudiler İslam’ı kabul edip iman etmedikçe, kesinlikle ebedi olarak cennete giremezler. Bu hüküm hem Kur'an hem hadis hem icma ile, yani ehli sünnet vel cemaatin görüşü ile sabittir.


Ehli kitap, ancak batıl inançlarını bırakıp sahih bir şekilde Hazreti Muhammed (sav) ‘a iman ederlerse cennete girebilirler. Yoksa kesinlikle ebedi olarak cennete giremezler. Ehli kitabın kafir ve küfür içinde olduğunu beyan eden çok ayet ve hadisler vardır.

Bunlardan bazıları şöyledir:

(TEVBE suresi 30. ayet) Yahudiler: "Uzeyr, Allah'ın oğludur." dediler; Hıristiyanlar da: "Mesih, Allah'ın oğludur." dediler. Kendi ağızlarının sözüdür bu. Kendilerinden önce inkâr edenlerine sözlerine benzetme yapıyorlar. Allah onları kahretsin! Nasıl da yüz geri çevriliyorlar!


(TEVBE suresi 31. ayet) Allah'ın yanında hahamlarını ve ruhbanlarını da rabler edindiler. Meryem oğlu Mesih'i de öyle. Oysa kendilerine, tek olan Allah'tan başkasına ibadet/kulluk etmemeleri emredilmişti. İlah yok o tek Allah'tan başka. Onların ortak koştuklarından arınmıştır O.

İbrahim, ne Yahudi idi, ne de Hıristiyandı: ancak, O hanif (muvahhid) bir Müslümandı, müşriklerden de değildi (3/67)

Andolsun "Şüphesiz Allah Meryem oğlu Mesih'tir " diyenler küfre düşmüştür De ki: "O eğer Meryem oğlu Mesih'i onun annesini ve yeryüzündekilerin tümünü helak (yok) etmek isterse Allah'tan (bunu önlemeye) kim birşeye malik olabilir? Göklerin yerin ve bunlar arasındakilerin tümünün mülkü Allah'ındır; dilediğini yaratır Allah herşeye güç yetirendir (5/17)


Andolsun "Şüphesiz Allah Meryem oğlu Mesih'tir" diyenler küfre düşmüştür Oysa Mesih'in dediği (şudur "Ey İsrailoğulları benim de Rabbim sizin de Rabbiniz olan Allah'a ibadet edin Çünkü O kendisine ortak koşana şüphesiz cenneti haram kılmıştır onun barınma yeri ateştir Zulmedenlere yardımcı yoktur " (5/72)


Risale-i Nurda bazı mazlum konumunda olan Hıristiyanların kurtulacağına dair ibareler şu şekilde geçiyor. “Âhirzamanda madem fetret derecesinde din ve din-i Muhammedîye (asm.) bir lakaytlık perdesi gelmiş ve madem âhirzamanda hazret-i İsanın din-i hakikîsi hükmedecek, İslâmiyetle omuz omuza gelecek. Elbette şimdi, fetret gibi karanlıkta kalan ve hazret-i İsaya mensup Hıristiyanların mazlumlarının çektikleri felâketler, onlar hakkında bir nevi şehadet denilebilir.” (Kastamonu Lâhikası)

Bundan sonra İslam alimlerinin ortak görüşünü yanıtsan fetret ile ilgili hükmü şu şekil özetliyor.


“Fakat zaman-ı fetrette " ve mâ künnâ muazzibîne hattâ nebase rasulâ" sırrıyla; ehl-i fetret, ehl-i necattırlar. Bilittifak, teferruattaki hatiatlarından muahezeleri yoktur. İmam-ı Şâfiî ve İmam-ı Eşarîce; küfre de girse, usûl-i imanîde bulunmazsa, yine ehl-i necattır. Çünkü teklif-i ilâhî irsal ile olur ve irsal dahi, ıttıla ile teklif takarrur eder. Madem gaflet ve mürur-u zaman, enbiya-i salifenin dinlerini setretmiş; o ehl-i fetret zamanına hüccet olamaz. İtaat etse sevap görür, etmezse azap görmez. Çünkü mahfî kaldığı için hüccet olamaz.” Mektûbat


Bunun gibi özel durumlarda olan bazı mazlum Hıristiyanlar cennete gidebilirler.Bu üstadın değil bütün Ehli Sünnet alimlerin ortak görüşüdür. Bunun dışında kalan ehli kitap ebedi olarak cehennemliktir. Risale-i Nur bütün ehli kitabı cennetlik olarak görmüyor, bazı art niyetli cahiller bunu kasti olarak; Nurcular ehli kitabı cennetlik olarak görüyorlar deyip avam insanları ifsat ediyorlar. Halbuki Risale-i Nur noktası noktasına Ehli Sünnet çizgisinde olan bir meslektir. Nurcular hiç bir zaman İslam’ın ortak aklı olan ehli sünnete muhalefet etmemiştir ve etmezler de.

Sorularla Risale-i Nur Editör

Hakkani
19.05.2009, 23:42
Sayın Hocam, soru şuydu: ehli fetret cennete girecekmi ?
Soruya açık bir cevap vermek yerine ettiğiniz iktibaslarla evet girerler imasında bulunuyorsunuz.

Fakirde diyorki bu iktibaslarınızda ehli fetretin -büyüklerine- cennete gireceklerine dair sarih bir beyan görülmemektedir, zira:

1_Müslümanlar gibi büyük mükâfât-ı maneviye" on beş yaşından küçük yani buluğa ermemiş sıbyan için takdir edilmiş. Evet bular hakkında üstadın beyanı açıkça cennete girecekler şeklindedir zira cennetlik müslümanların hükmüne ortak edilmeleri bunu gerektirdi.

2_On beşinden yukarı olanlar, eğer masum ve mazlum ise, mükâfâtı büyüktür, belki onu Cehennemden kurtarır.. " Bu paragrafta mevzu bahis kişiler ise yukardaki (müslümanlar gibi cennete girmek) hükmüne ortak edilmeksizin haklarında farklı bir kanaat belirtilmiş ve ancak cehhenneme girmekten kurtulacakları ümidi dile getirilmiştir.

ve bu ümit ve temenni, belki ifadesiyle izhar edilmiştir. "eğer masum ve mazlum ise" denilerek ayrıca bir şart ve kayıt gertirilmiştirki bu yeterli delil bulunmadığında ciddi bir konuda kesin hüküm vermekten sakınmak ve muhtemel hatalı anlaşılmaların önüne geçmek içindir.

İtikadi hiç bir hükmün teşkik ifade eden belki ile açıklanmayacağı husunu da özellikle vurgulamak isterim.

_Çünkü... " bundan aşağısı ise bu ümide sevk eden karineleri açıklıyor yeni bir hükmü değil..

İşte durum budur sayın hocam. şimdi ehli fetretin (hadi sıbyanını kabul ettik) büyüklerinin müslümanlar gibi cennete gireceklerini hangi sözden anladınız ?

Ve madem girecekler neden tebliğe gidiyor, onları müslüman etmeye çalışıyoruz? hiç haberdar etmeyelim kurtulsun gitsin garipler !?

HakkaniHakkani hocam sizin çıkarımlarınız yerinde ve her feraset sahibi kişinin üstadın alıntısında çıkarabileceği çıkarımlardır..Allah Razı olsun..hoş bir müdavele-i efkar oldu...seyyah salih

Hakkani
19.05.2009, 23:47
Niyaz isimli üyeden
sayın Hakkani, risale dilinin osmanlıca olduğunu göz önünde bulundurursak "belki"kelimesinin de osmanlıca manasına bakarsak "kat'iyyetle ,dahi,şüphesiz, " manalarına geldiğini görürüz.Muhterem kardeşim, belki ifadesi iki türlü anlaşılır:
1. Arapçadaki bel ve bilakisin karşılığı: geride verilen bir hükümü tebdil ederek ona bedel yenisini getirmek..

2. arapçadaki leyte (keşke)ve lealle (olaki) nin karşılığı: En başından hükmün ihtimalli olduğunu yani kesin olmadığını ancak umulduğunu belirtmek..

On beşinden yukarı olanlar, eğer masum ve mazlum ise, mükâfâtı büyüktür, belki onu Cehennemden kurtarır.
Çünkü..
Burdaki ise ikinci kısımdan olmaya daha yatkındır. zira gerideki eğer şart ve kaydı bunu, yani hükmün adem-i katiyyetini gerektiriyor.. hükümdeki teşkike hizmet ediyor. tedebber


Hakkani

Hakkani
19.05.2009, 23:49
Hakkani´isimli üyeden Alıntı
Ve madem girecekler neden tebliğe gidiyor, onları müslüman etmeye çalışıyoruz? hiç haberdar etmeyelim kurtulsun gitsin garipler !?Neden mi tebliğ ediyoruz.Çünkü bizim vazifemiz tebliğ.hidayet Allahtandır.Müslüman etmek Allahın vazifesi...Neden sorusunu sormak Allahın vazifesine karışmak olmaz mı?
bu soruların cevabı sizde nasıl makes buldu.Bizleri daha fazla merakta bırakmadan sizden cevabını istirham etsek.
*niyazi*

Hakkani
19.05.2009, 23:55
Sorularla Risale-i Nur Editör'den Alıntı:
Soru
Ehl-i kitap cennet'e girecek mi? sorusuna Risale-i Nur'dan cevap verebilir miyiz?
...
Bunun gibi özel durumlarda olan bazı mazlum Hıristiyanlar cennete gidebilirler (?)(1).Bu üstadın değil bütün Ehli Sünnet alimlerin ortak görüşüdür (2). Bunun dışında kalan ehli kitap ebedi olarak cehennemliktir. Risale-i Nur bütün ehli kitabı cennetlik olarak görmüyor, bazı art niyetli cahiller bunu kasti olarak; Nurcular ehli kitabı cennetlik olarak görüyorlar deyip avam insanları ifsat ediyorlar...(3)
1. Üstadın sözlerini tahlil ve mütala ettik ve cennete girecekleri hakkında bir sarahatın bulunmadığını yukarda gördük.

2. Üstad hz. böyle bir hüküm vermediği gibi ulema arasında varlığı idda edilen ittifak ise hiç yoktur.
Bilittifak, teferruattaki hatiatlarından muahezeleri yoktur. _Ehli kitabdan bazısının cennete gireceği (?) ittifakı (!) eğer yukardaki sözden anlaşılımışsa maalesef bu, yazı sahibinin anlayışının yetersizliğini gösterir.. Zira ittifak tebliğe mazhar olmamış kimselerin teferruatta yani ameli kusurlarında muaheze edilmeyecekleri üzerinedir. Çünkü imanda kusurlu olanlarınmuaheze edileceği İmam Matürudi r.a. ve İmamı Azam Ebu Hanife r.a. tarafından belirtilmiş ve böylece bu noktada olacak bir ittifak bozulmuştur.

Şu halde sayın editörün
özel durumlarda olan bazı mazlum Hıristiyanlar cennete gidebilirler Bu üstadın değil bütün Ehli Sünnet alimlerin ortak görüşüdür(!) Sorularla Risale-i Nur Editöryargısı bizzat hata ve avamı idlaldir.

Hakkani
20.05.2009, 00:01
Zamanı fetret devirne benzetip ordan gayri müslimleri cennete sokmaya hevesli müslümanlara verdiğim cevaplar bu noktaya gelmişken konu forumdan bütünüyle silindi.. ve bütün emeklerim orda boşa çıktı..

Kendi heveslerine Üstadı ve sair Ehli sünnet imamlarını nasıl alet ettiklerini ve aslında ne Üstadın nede İmamların böyle bir ifadelerinin olmadığını biiznihi isbat ettim..

Siz kardeşlerimin dikkat ve istifadesine arz ediyorum.

ÇARE
20.05.2009, 00:12
hepsini okudum hakkani kardeşim ilgili siteye bakmaya çalıştım...
RABBİM razı olsun emekleriniz boşa çıkmayacaktır inşaALLAH mevla katında...


cennet o kadar kolaymıymış...önce müslümanları bi soksunlar o cennete..
birde mazlum hiristiyanlarmış ALLAH akıl fikir versin...

Hakkani
20.05.2009, 00:21
Silinme işi daha önce başıma geldiği için tedbir almış ve konuyu sayfa sayfa kaydetmiştim.. Ancak şimdi görüyorumki meğer ben kayıt etmeden mühim bir mesajım daha önceden silinmiş.

Bu zamanımız neden fetret devri olamaz ? konusu yazmıştım.. şimdi bu eksiği inşallah yarın tamamlarım.

Nurun Ala Nur
20.05.2009, 06:49
:-046:-088
hepsini okudum hakkani kardeşim ilgili siteye bakmaya çalıştım...
RABBİM razı olsun emekleriniz boşa çıkmayacaktır inşaALLAH mevla katında...


cennet o kadar kolaymıymış...önce müslümanları bi soksunlar o cennete..
birde mazlum hiristiyanlarmış ALLAH akıl fikir versin...

Hakkani
20.05.2009, 11:56
Birinci hata: Fetret zamanı ölen insanlar imansızda olsalar cennetliktir(!)
ikinci hata: Bu zamanımız (miladi 21.asır)fetret zamanı gibidir.(!)
Hatalı sonuç: Bu zamanda islamdan habersiz ölen yahudi hiristiyanlarda cennetliktir.(!)

Bu zaman fetret devri değildir olamazda

Bu zaman asla fetret devri olamaz, zira fetret devrine fetret denmesinin sebebi, Allahın kitabının tahrif edilmiş, dininin hakikatı yeryüzünden silinmiş ve dolayısıyla insanlar isteselerde menkul bir hidayete ulaşamayacak durumda olamalarına binaendir. Bu insanları dinî evamirden mesul tutmak teklif-i malayutak olacağından mazur sayılmışlardır..

Bu zamanı fetretten ayıran unsurların başlıcası:

1. Yukarda vasfedilen keyfiyetin bu zamanda olmadığı aşikardır çünü en başta Kuranı Kerim elhamdülillah sapasağlam eldedir ve dünyanın her yerinde ulaşılması edinilmesi mümkündür. (zaman yaşlandıkça Kuranı Kerimin tazeliği artar)

2. Bu zamanda müslümanlar İmanı doğru öğretecek kadarda olsa, kalabalık halde ve dünyanın her yerinde bulunmaktalar.

4. Zamanımızda iletişim araçlarının yaygın olması ve her evde bu vasıtadan bulunması İslamı ve Haz. Muhammed aleyhisselamı işitmedik bir köşe bir nefer bırakmamıştır.

5. Kuranı kerim bütün insanlığa gönderilmiş ve hükmü kıyamete kadar baki kalacak. halbuki evvelki peygamberler kendi kavimlerine hassaten gönderilmişlerdi.

6. B.Said Nursi'nin bu manayı intac edecek bir beyanı yoktur. Bu çıkartım okuyanın hatalı görüşüdür. Yada ahir zamandan kastettiği şimdiki zamandan çok sonrasıdır.. İman ve islamın dünyadan silinmeye yüz tuttuğu kıyametin arefesi zamanıdır.

Allahu A'lem

karaşahin
20.05.2009, 13:15
BİSMİHİ TEALA

Hristiyanların cennet'e gireceklerine dair söz söyleyenler ve bunu tasdik ve kabul edenler kıyas-ı maal farık ile amel etmektedirler. Zira bu tür kıyas başta kur'an'ın ayetlerine ve ifadelerine uymamaktadır. Mesela:


لَّقَدۡ ڪَفَرَ ٱلَّذِينَ قَالُوٓاْ إِنَّ ٱللَّهَ ثَالِثُ ثَلَـٰثَةٍ۬*ۘ وَمَا مِنۡ إِلَـٰهٍ إِلَّآ إِلَـٰهٌ۬ وَٲحِدٌ۬*ۚ وَإِن لَّمۡ يَنتَهُواْ عَمَّا يَقُولُونَ لَيَمَسَّنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ مِنۡهُمۡ عَذَابٌ أَلِيمٌ


'' Andolsun "ALLAH, üçün üçüncüsüdür" diyenler de kafir olmuşlardır. Halbuki bir tek ALLAH'tan başka hiçbir tanrı yoktur. Eğer diyegeldiklerinden vazgeçmezlerse, içlerinden kafir olanlara acı bir azap isabet edecektir.'' (Maide /73)

Ayeti kerimesi teslis yapanların inkara sapmaları sebebiyle haktan uzaklaştıklarını ve bu itikad üzere devam ettikleri ve bu itikad ile öldükleri zaman cehennem azabı ile azablanacaklarını söylemektedir.

Herkesin malumuur ki cennetin anahtarı imandır ve teslis yapanların tek bir ilaha inançları bulunmamaktadır.

Burada sorulması gereken sorulardan biri de şudur:

''İman tecezzi (bölünme) kabul eder mi?''

Aklı başında her iman sahibinin bu soruya vereceği cevab: ''HAYIR'' olacaktır.

Madem iman tecezzi kabul etmiyor/ etmez teslis yapanlar iman da tecezzi yapmıyorlar mı?

Bu sözü söyleyenler üstadın (rahmetullahi aleyh) her sözünü yanlış anladıkları gibi bu sözünü de yanlış anlamak hususunda devam ettikleri meydandadır. Zira kendisi Asâ-yı Musa'da şöyle demektedir:

''Yani iman rükünlerini birbirinden ayrı düşünerek, bir kısmına inanıp diğerlerine inanmamak olmaz. “İman, altı rüknünden çıkan öyle bir vahdanî hakikattir ki, tefrik kabul etmez. Ve öyle bir küllîdir ki, tecezzi kaldırmaz. Ve öyle bir küll dür ki, kabil-i inkısam olmazlar.”

Ayrıca “Bir şey sabit olursa levazımıyla sabit olur” kaidesi meşhurdur.

Hakkani
20.05.2009, 13:33
Karaşahin hoca kardeşim Allah razı olsun, kıymetli cevaplarınızla konuyu aydınlattınız.. gelişinizden ziyade mütelezziz oldum, dilerseniz müzakereye devam edelim, ancak diyorumki ben onların muhtemel diyebilecekleri sözleri ve delilleriyle devam edeyim sizde cevap veriniz olurmu ?

olur derseniz son yazınız üzerinden bir soru soracağım

karaşahin
20.05.2009, 13:43
olur derseniz son yazınız üzerinden bir soru soracağım


BİSMİHİ TEALA

Muhterem kardeşim bu fakir maalesef bazı sebebler dolayısıyla nette fazla kalamamaktayım. Meat-teessüf yine çıkmak zorundayım.

Ancak siz isterseniz sorunuzu yazınız inşeALLAH gün içerisinde girmem müyesser olursa ilmimizin yettiği kadarı ile cevab vermeye gayret ederiz inşeALLAH.

Hakkani
20.05.2009, 13:47
Arkadaşlar konuyu geriden takip ettiyseniz ehli fetretin cehenneme girmeyeceğini İmamı Ebul Hasen el-Eş'ari r.a. içtihadına binaen kabul ettiğimizi velakin cennete de giremiyeceklerini kesin belirttiğimizi farketmiş olmalısınız.

Şimdi soru şu madem ehli fetret cehenneme girmeyecek zira peygamber yüzü görmemiş hak sözü duymamış.. ve madem imanlı olmadığı için cennete de girmeyecek peki Ahirette bunun hali durumu nolacak ?

İşte Şariin hakkında sukut edip kesin bir hüküm bildirmediği nokta burasıdır. Halbuki ahirette insanların iki fırka olacakaları, biri asahbı yemin diğeri ashabı şimal olacağı kesindir. sonra ferikun fil cenneh ve ferikun fissair ayetide iki fırka olacağı ve üçüncüsünün olmayacağını ifade etmektedir.

Öyleyse tebliğ gelmemiş dolayısıyla küfür etmemiş*, aklıyla Allahı bulup imanda edememiş kimselerin sıfatı nedir ? halbuki insanlar iki çeşittir kafir ve mümin. kafirler iki çeşit açık ve gizli.. Şimdi bu ehli fetret hangi sınıftandır, hangi çeşittir ?

__________
* kafir: hakkı örten gerçeği inkar eden demektir. bunun için hakkı işitmesi gerektiği açıktır. zira insan duymadığı şeyi inkar etmiş sayılmaz aksini düşünüyor olsada..

Hakkani
20.05.2009, 13:54
'' Andolsun "ALLAH, üçün üçüncüsüdür" diyenler de kafir olmuşlardır. Halbuki bir tek ALLAH'tan başka hiçbir tanrı yoktur. Eğer diyegeldiklerinden vazgeçmezlerse, içlerinden kafir olanlara acı bir azap isabet edecektir.'' (Maide /73)a)Hocam, bu ayeti kerimede neden "Eğer diyegeldiklerinden vazgeçmezlerse,acı bir azap isabet edecektir." denmemişde
"içlerinden kafir olanlara" kaydı itirazı getirilmiş?

B)Bu kayıt "ALLAH, üçün üçüncüsüdür!" bunu kafir olmadığı halde söyleyenlerin olabileceğini ima edermi ? Yani hakkı işitmemiş ancak herkes böyle dediği için aynısını tekrar ediyor, hakkı ve doğruyu duymadığı için inkar etmiş kafir olmuş sayılmıyor ? bunlara değilde gerçeği işittiği halde küfrü tercih edenlere azap var gibimi..aceba ?

karaşahin
21.05.2009, 10:45
BİSMİHİ TEALA


Ayeti kerimeyi anlamak için öncelikle Hristiyanların teslis itikadını bilmemiz gerekir. Hazin tefsirin de Hristiyanların teslis itikadı şu şekilde izah edilmektedir.

‘’ ALLAH (Celle celalühü) tek bir cevherdir ki, onun baba, oğul ve ruhu’l Kudüs olmak üzere üç tane unsuru bulunmaktadır. Bu üç unsur tek bir ilahtır. Nasıl ki güneş hem daire, hem ışık ve hem de ısı kapsayan bir şeyin ismidir.

Bunun gibi Hristiyanlar: ‘’Eb’’ (baba) sözü ile, ALLAH’ın (Celle celalühü) zatını, ‘’ibni’’ (oğul) sözü ile ALLAH’ın (Celle celalühü) kelamını, ‘’ruh’’ sözü ile de hayatını kasd etmişler ve zat, kelime ve hayatın varlığını kabul edip ‘’ALLAH’ın (Celle celalühü) sözü olan kelime, suyun süte karışması gibi İsa’nın (aleyhi’s-selam) cesedine karışmıştır.’’ Şeklin de söyleyerek babanın bir ilah, oğlun bir ilah, ruhun da bir ilah ve hepsinin birlikte tek bir ilah olduğunu iddia etmişlerdir.

Hristiyanlar ‘’ALLAH (Celle celalühü) üç ilahtan birisidir’’ sözünü açıktan söylemeseler dahi mezhebleri bunu gerektirmektedir. Zira onlar ‘’ üç unsurdan her biri ilahtır’’ demek suretiyle ALLAH’ı (Celle celalühü) üçün üçüncüsü yapmışlardır. Bundan sonra ‘’ o (Celle celalühü) tek bir ilahtır’’ deseler bile, bu onların ilk sözleri ile çelişmiş olur.

Aslında Hristiyanların iddialarının yanlışlığını akıl kolaylıkla anlar. Zira bir üç olmaz, üçte bir olmaz. Onların bu sözleri kadar bozukluğu şiddetli ve yanlışlığı açık olan bir söz duyulmamıştır.’’ (Mecmau’t-tefasir, c:2, sh: 324)

Şimdi soruları cevablamaya çalışalım inşeALLAH




a)Hocam, bu ayeti kerimede neden "Eğer diyegeldiklerinden vazgeçmezlerse,acı bir azap isabet edecektir." denmemişde
"içlerinden kafir olanlara" kaydı itirazı getirilmiş?



İmam-ı Nesefi (rahmetullahi aleyh) ayeti kerimede ki ‘’min’’ hakkında iki mana ifade etmektedir.

1) ‘’Beyan’’ için olmasıdır ki, buna göre mana ‘’ kâfir olan o kimselere’’ demektir.

2) Teb’iz için olmasıdır ki, o zaman ‘’onlardan kafirlikte ısrar edenlere elim bir azab dokunacak’’ demektir. (Mecmau’t-tefasir, c:2, sh: 324)

ALLAH (Celle celalühü) ezeli ilmi ile Hıristiyanların bir kısmının, bu sözün bozukluğunu anlayarak bu bozuk inancı bırakıp, iman ve ihlâsa kavuşacağını bildiği için zamir getirerek ‘’onlara dokunacaktır’’ demeyip, ism-i zahir kullanarak bu şekilde iman edenleri istisna ederek (tehdit etmeyerek) sadece bu itikat üzere ölenlerin kâfir olduklarına dair şehadet ve tehdit etmiştir.




B)Bu kayıt "ALLAH, üçün üçüncüsüdür!" bunu kafir olmadığı halde söyleyenlerin olabileceğini ima edermi ? Yani hakkı işitmemiş ancak herkes böyle dediği için aynısını tekrar ediyor, hakkı ve doğruyu duymadığı için inkar etmiş kafir olmuş sayılmıyor ? bunlara değilde gerçeği işittiği halde küfrü tercih edenlere azap var gibimi..aceba ?



‘’ALLAH (Celle celalühü) üçün üçüncüsüdür’’ ifadesini iki şekilde düşünebiliriz.

1) ‘’Üçün üçüncüsüdür’’ derken, burada gizli bir takdir bulunur. O zaman mana ‘’ ALLAH (Celle celalühü) üç ilahın birincisi veya üç ilahtan birisidir.’’ Demek olur ki, zaten ayetin bundan sonra ki cümlesi (Halbuki tek bir ilahtan başka bir ilah yoktur) hem onların bu sözlerini red etmiş oluyor hem de bu sözleri ile kafir olduklarını.

2) ‘’ ALLAH (Celle celalühü) üçün üçüncüsüdür.’’ İfadesinden eğer ‘’ ALLAH (Celle celalühü) üç ilahın üçüncüsüdür.’’ manası kast edilmeyip, sadece ‘’ALLAH (Celle celalühü) üçün üçüncüsüdür’’ diyen kişiye kafir dememiz mümkün değildir. Zira hem mücadele suresi 7. ayet-i kerimesi hem de peygamberin (Sallallahu aleyhi ve selem) hicret esnasında Hira dağında Hz. Ebu bekir’e (radıyallahu anh) söylediği ‘’Üçüncüleri ALLAH (Celle celalühü) olan iki kişi hakkında ne düşünürsün.’’ sözü bu manadadır.

Hakkani
21.05.2009, 14:59
Hocam Allah razı olsun ikna edici çok güzel cevapladınız.

Biraz da fetret devri meselesine değinirsek neler söylersiniz ?

1) Fetret devri insanları için "ehli necat" ifadesini nasıl anlamalı, nurcuların dediği gibi cennete girerler şeklinde anlamak doğru mudur ? Bunu söyleyen müçtehit imam varmıdır, "ehli fetret ehli necat" demişler ancak cennete girerler dememişler diye biliyorum..

2) Bu zaman fetret devri gibi algılanabilirmi ? veya bazı bölgedekiler, mesela rusyada bir dağ köyünde bir şeyden habersiz hiristiyan köylüler ehli fetret olabilirlermi, hak din diye babadan atadan hiristiyanlığı öğrenmişler ve samimiyetle! kilisede Tanrılarına dua etmişler,bunlara islami tebliğ gememişse yinede cehennememi gidecekler?

3) İslamı ve Muhammed aleyisseşamı hahamdan papazdan duymuş ancak sah!te din, ve sah!te peygamber diye dinlemiş hep.. bu kişiler tebliğ edilmiş hükmündemi yoksa değilmi ? İmamı gazaliden " tebliğ kabule şayan değilse tebliğ sayılmaz" dediği rivayet edilir doğrumudur ?

karaşahin
22.05.2009, 18:06
Biraz da fetret devri meselesine değinirsek neler söylersiniz ?

BİSMİHİ TEALA

Aslında bu konuya hiç girme taraftarı değildim. Bu yüzdendir ki yukarıdaki ve diğer topic’te açtığınız konuya cevap yazmadım. Ama madem ki soruldu temas etmemek olmaz.



1) Fetret devri insanları için "ehli necat" ifadesini nasıl anlamalı, nurcuların dediği gibi cennete girerler şeklinde anlamak doğru mudur ? Bunu söyleyen müçtehit imam varmıdır, "ehli fetret ehli necat" demişler ancak cennete girerler dememişler diye biliyorum..

Ehl -i necat meselesi zamanımızda ortaya çıkarılmış bir mesele olmamakla birlikte, özellikle son dönemlerde bir kesimin devamlı işlediği bir konu olması hasebiyle devamlı gündemde olmaktadır.

Ehl-i fetret insanlarının cennete girmesi (veya ehl-i necattan sayılması) meseleside daha önceden de tartışılmıştır. Hatta bunun ateşli savunucularından olan Fazlur rahman oğlunun papaz olmasına tepki gösterince oğlunun: ‘’Baba, üç dinin mensublarının cennete gireceğini söyleyen sen değil misin? Şimdi niçin benim hristiyanlığa geçmemi tepki ile karşılıyorsun?'' cevabı bilinmektedir.

Osmanlının son yetiştirdiği alimlerden olan Ö.N. Bilmen (rahmetullahi aleyh) ‘’Muhtasar akaid ilmihali’’ isimli eserinde bu meseleyi şu şekilde izah etmektedir.

‘’ Bazı ulemaya göre ehl-i fetret üç kısımdır: Birincisi, zaman-ı fetrette yaşadıkları halde akıl ve nazarlarıyla vahdaniyet-i ilâhiyeyi tasdik edenlerdir, Bunlar ehl-i cennettir. İkincisi, Cenab-ı ALLAH’a (Celle celalühü) şerik ittihaz edenlerdir, bunlar ehl-i nardır. Üçüncüsü, gaflet üzere olup fikr-i ulûyiyetten zahil bulunanlardır. İşte ihtilaf bu kısım hakkındadır.’’


2) Bu zaman fetret devri gibi algılanabilirmi ? veya bazı bölgedekiler, mesela rusyada bir dağ köyünde bir şeyden habersiz hiristiyan köylüler ehli fetret olabilirlermi, hak din diye babadan atadan hiristiyanlığı öğrenmişler ve samimiyetle! kilisede Tanrılarına dua etmişler,bunlara islami tebliğ gememişse yinede cehennememi gidecekler?

Öncelikle fetret ne demektir? Lügatta fasıla, ara, kesilme gibi manalara gelen fetret istılahi olarak peygamberlerin gönderilmesine ara verilerek, vahyin kesildiği zamana denilir. Özellikle İsa (aleyhi’s-selam) ile peygamber (Sallallahu aleyhi ve sellem) arasında geçen 450 ile 600 yıllık dönem arasına verilen isimdir.

Dolayısıyla bir dönemin fetret olabilmesi için iki peygamberin arasının olması gerekir. Eğer zamanımıza fetret dönemi dersek tekrar bir peygamberin gelmesi gerekmez mi? O zaman peygamberin (Sallallahu aleyhi ve sellem) son peygamber olmaması gerekir ki, bu da kur’an’a zıt bir şey olur.

Üstad hazretlerinin (rahmetullahi aleyh) bu dönemi fetret olarak söylemesini anormal bulmuyorum. Zira kendisi (hafızam beni yanıltmıyorsa) amelde Şafii mezhebi mensubuydu. Dolayısıyla Eş’ari mezhebinin kabul ettiği bir şeyi yinelemiş olmaktadır.

Bu fakirin anormal bulduğu F. Gülen hoca’nın bunu savunurken ortaya koyduğu misallerdir. Kendisi ‘’ Kelam kitablarının anlattığına bakılırsa devrimize fetret devri, bu devrin insanına da fetret devri insanı demek zordur.’’ Derken, zamanımızda ki gerek sosyal hayattaki bazı şeyler, gerekse felsefi akımların ve bazı Avrupa ülkelerinde ki yeni Müslüman olup ta ‘’daha önce neden bize gelipte islâmiyeti anlatmadınız?’’ sözlerini söyleyen kişilerin bu sözlerine dayanarak bu zaman fetret zamanıdır demek suretiyle çelişkiye düşmesidir.

Zamanımızın fetret zamanı olduğunu ifade etmek ve cehaletin mazeret olabileceğini söylemek insanlara suiistimal kapısını açmak demektir. Bu ise önü alınamayacak şeylere sebeb olabilir.

Sorunun ikinci bölümünün cevabını yine Ö.N.Bilmen’in (rahmetullahi aleyh) kitabından verelim:

‘’ "Zaman-ı fetrette yaşayan ve kendilerine savt-ı nübüvvet vâsıl olmayan kimseler dahi Allahü Teâlâ Hazretleri'ne imân ile mükelleftirler. Çünkü, kuvve-i akliyeleri, fıtrat-ı selîmeleri kendilerini tevhide, ma'rifetullaha sâiktir. Lâkin, bunlar şer'î ahkâm ile mükellef olmazlar. Zira, bu gibi hükümler Enbiyâ-ı İzam tarafından tebliğ olunmadıkça akıl ile idrâk olunamaz.

Fetret, inkıta manasınadır. Bi'set-i enbiyânın inkıtaiyle vahy-i İlâhî'nin münkatı olduğu zamana denir. Hazret-i İsa ile Hâtem-ül Enbiyâ Hazretleri'nin arasındaki zamana ıtlakı mâruftur. Böyle bir zamanda yaşayan insanlara ehl-i fetret tesmiye olunur. Bi'set-i Nebeviyye'den sonra dünyaya geldikleri halde şâhik-i cebelde veya arzın meçhul bir kıtasında yaşadıkları için kendilerine savt-ı İslâm vâsıl olmayan eşhas dahi ehl-i fetret hükmündedir.

Binaenaleyh bunlar bu cihetle mazur olduklarından namaz, oruç gibi şeri ahkâm ile mükellef olmazlar. Ancak Allahü Teâlâ'ya imanın bunlara farz olup olmaması hususunda ihtilâf vardır.

Eş'arîye'ye göre mücerred akıl ve nazar ma'rifetullah da kâfi değildir. Herhalde Allahü Teâlâ'ya imanın vücûbu şer'i şerif ile sabit olur. Ehl-i fetret adem-i imanından nâşi azab-ı nâra müstehak olmaz. Nitekim, "Biz bir kavme Resul göndermedikçe azab etmeyiz" (İsrâ Sûresi, 15) nass-ı Kur'anîsi de bunu nâtıktır.

Fakat Mâtüridiyye Eimmesi derler ki: Allah Teâlâ'ya imân etmek fıtrat muktezasıdır. Herkes aklen tevhid-i Bâri'nin hüsnünü idrâk edebilir... Bir insan nerede ve hangi zamanda bulunursa bulunsun, daima nazar-ı intibahına çarpan binlerce hilkat bediâlarını görür dururken bunların azîm mübdiinin vücuduna aklen istidlal edememesi tecviz olunamaz...

Âyet-i celîleyle nefyolunan azabtan maksad ise dünya azabıdır, âhiret azabı değildir. Yahut bu âyet-i kerîmenin nâtık olduğu adem-i tazip, idrâki mümkün olmayan ahlâk-ı şer'iyyenin adem-i icrası haline aittir. Yoksa, aklen tahsili mümkün olan ma'rifetullahın terkine şâmil değildir. Binaenaleyh ma'rifetullah hususunda hiçbir âkil mazur olamaz



3) İslamı ve Muhammed aleyisseşamı hahamdan papazdan duymuş ancak sah!te din, ve sah!te peygamber diye dinlemiş hep.. bu kişiler tebliğ edilmiş hükmündemi yoksa değilmi ? İmamı gazaliden " tebliğ kabule şayan değilse tebliğ sayılmaz" dediği rivayet edilir doğrumudur ?


Bu suale cevap olarak, İmam-ı Gazali (rahmetullahi aleyh) Hazretleri'nin aşağıdaki tasnifine göz atalım, Bu tasnifinde İmam-ı Gazâlî (rahmetullahi aleyh) Hazretleri o zamanda yaşayan Hıristiyanların ve henüz Müslüman olmamış bulunan Türklerin durumunu ele almakta ve şöyle buyurmaktadır:


"İnancıma göre, inşâallah ALLAH (Celle celalühü), zamanımızdaki Rum, Hıristiyan ve Türklerin pek çoğunu da Rahmet-i İlâhiye şümulüne alacaktır. Bunlardan maksadım, uzak memleketlerde yaşayan ve kendilerine İslâm'ın daveti ulaşmayan Rum ve Türklerdir. Bunlar üç kısımdır:

a. Hazret-i MUHAMMED'in (Sallallahu aleyhi ve sellem) ismini hiç duymamış olanlar.

b. Hz. Peygamber'in (Sallallahu aleyhi ve sellem) ismini, sıfatlarını ve gösterdiği mu'cizeleri duymuş olanlar. Bunlar İslâm memleketlerine komşu olan yerlerde veya Müslümanlar arasında yaşayan kimselerdir, kâfir ve mülhidlerdir.

c. Bu iki derece arasında bulunan grupdur. Hz. Peygamber'in (Sallallahu aleyhi ve sellem) ismini duymuşlarsa da vasıf ve hususiyetlerini duymamışlardır. Daha doğrusu bunlar Hz. Peygamber'i (Sallallahu aleyhi ve sellem) tâ küçüklüklerinden beri "İsmi MUHAMMED(Sallallahu aleyhi ve sellem) olan -hâşâ!- yalancının biri peygamberlik iddiasında bulunmuştur" şeklinde tanımışlardır. Tıpkı bizim çocuklarımızın Adı el-Mukaffa' olan yalancının biri ALLAH'ın (Celle celalühü) kendisini peygamber olarak gönderdiğini iddia etmiş ve yalancı olarak peygamberliği ile meydan okumuştur sözünü duymaları gibi. Kanaatime göre bunların durumu birinci grubda olanların durumu gibidir. Çünkü bunlar Hz. Peygamber'in (Sallallahu aleyhi ve sellem) ismini, haiz bulunduğu vasıfların zıdlarıyla birlikte duymuşlardır. Bu ise hakikati araştırmak için insanı düşünmeye ve araştırmaya sevk etmez."(İmam-ı Gazali, İslâm'da Müsamaha (Tercüme: Süleyman Uludağ), s. 60-61.)

Ene-Zerre
26.05.2009, 22:17
‘’ Bazı ulemaya göre ehl-i fetret üç kısımdır: Birincisi, zaman-ı fetrette yaşadıkları halde akıl ve nazarlarıyla vahdaniyet-i ilâhiyeyi tasdik edenlerdir, Bunlar ehl-i cennettir. İkincisi, Cenab-ı ALLAH’a (Celle celalühü) şerik ittihaz edenlerdir, bunlar ehl-i nardır. Üçüncüsü, gaflet üzere olup fikr-i ulûyiyetten zahil bulunanlardır. İşte ihtilaf bu kısım hakkındadır.’’

Burda kastedilen bazı ulemaya göreden kasıt "Maturidi" imamları mıdır hocam?

karaşahin
27.05.2009, 16:44
Burda kastedilen bazı ulemaya göreden kasıt "Maturidi" imamları mıdır hocam?

BİSMİHİ TEALA

Ö.N.Bilmen'in (rahmetullahi aleyh) ibaresinden her ne kadar bu durum Maturidi alimleri arasından ihtilaf olarak görülse dahi ibarenin son cümlesi olan


İşte ihtilaf bu kısım hakkındadır.’’

kısmı bu ihtilafın mezhebler arasındaki ihtilafa işaret etmektedir. ALLAH'U A'LEM

sevdamislam
27.05.2009, 17:37
aydinlatici bilgileriniz emekleriniz icin Rabbim ve Resulu razi olsun insaALLAH ...

Ene-Zerre
28.05.2009, 01:55
BİSMİHİ TEALA

Ö.N.Bilmen'in (rahmetullahi aleyh) ibaresinden her ne kadar bu durum Maturidi alimleri arasından ihtilaf olarak görülse dahi ibarenin son cümlesi olan



kısmı bu ihtilafın mezhebler arasındaki ihtilafa işaret etmektedir. ALLAH'U A'LEM

Bazı imamların ihtilafı olarak anlaşılır o zaman?..Çünkü akide kitaplarında muhalif görüşler de nakledilmiş..

faskorean
28.05.2009, 12:23
karaşhain hocam ve hakkani kardeşim ellerinize sağlık güzel harika nefi oolsmuş :))

karaşahin
28.05.2009, 13:18
Bazı imamların ihtilafı olarak anlaşılır o zaman?..Çünkü akide kitaplarında muhalif görüşler de nakledilmiş..

BİSMİHİ TEALA

Muhkem olmayan her husus hakkında ihtilaf edilmesi kadar doğal bir husus olmamaktadır. Zira herkesin bir mesele hakkında aynı şekilde düşünmesi kadar zor bir şey düşünülemez. İslâm da bunu hem istemez hem de normal görmez, zira insanlar aynı torna tezgahından çıkmış değildir.

Usül bu gibi konularda (ulemanın ihtilaf ettiği konularda) biz mukallidlere nasıl davranmamız gerektiğini bize bildirmektedir.

Ene-Zerre
30.05.2009, 00:55
BİSMİHİ TEALA

Muhkem olmayan her husus hakkında ihtilaf edilmesi kadar doğal bir husus olmamaktadır. Zira herkesin bir mesele hakkında aynı şekilde düşünmesi kadar zor bir şey düşünülemez. İslâm da bunu hem istemez hem de normal görmez, zira insanlar aynı torna tezgahından çıkmış değildir.

Usül bu gibi konularda (ulemanın ihtilaf ettiği konularda) biz mukallidlere nasıl davranmamız gerektiğini bize bildirmektedir.

Benim maksadım bu konuda Eş'ari ulemasının farklı görüşünü hatırlatmaktı.

Vesselam hocam..

Su Gibi
29.05.2010, 01:21
Degerli bilgilendirmeniz icin Allahu Teala cumlenizden razi olsun,sizleri ilminizle hayra eristirsin..Amin!:-055

Sünni
20.01.2011, 00:30
Yaw Arkadaşlar şu sorulara biri bi cevap versin.

Peygamber Efendimiz(SAV) 'in dediği gibi O'nu duyupta kabul etmeyen Yahudi ve Hristiyan Cehennemdedir. Peki İmam Gazali'nin dediği Efendimizi(SAV) yanlış duyanlar meselesi.

1) Peygamber Efendimiz'i yanlış duymaktan kasıt nedir? Şimdi bi münafık gitse başka bir kafire dese ki-- (Haşa) Yalancı biri peygamberlik iddia etmiş. Diyor k"herşeyi yaradan tek bir Allah vardır. Ben onun son Peygamberiyim. Putlara tapmayın. İçki içmeyin. Zina etmeyin. Faiz yemeyin. Namaz kılın. Oruç tutun. Zekat verin. Komşunuzla iyi geçinin. Fakirleri gözetin. Kölelere iyi davranın." Sen sakın O(SAV)na inanma! -- Şimdi bu adama Peygamber Efendimiz(SAV)'in davası doğru tanıtılmış ama kendisine(HAŞA)yalancı denilmiş. Sonuçta İslam'ı duymuş oluyor. Duyan kişinin mesuliyeti nedir? Çünkü günümüzdeki insanların arasında böyle çok var ve hepsi de imansız ve ebedi cehennemlik.

2)İmam Gazali gerçekten böyle birşey söylemiş midir? Yoksa Süleyman Uludağ çevirirken değiştirmiş midir? Çünkü kendisinin pek muteber olmadığını işittim.

3) Efendimiz(SAV)'i hem (HAŞA) yalancı diye tanıtmışar. Hemde özelliklerini tamamen yanlış tanıtmışlar. Bütün güzel ahlaklarda en önde olan Efendimiz(SAV)'i (HAŞA) kötü ahlaklı gibi tanıtmışlar. Ve bunlar araştıracak hiçbirşeye sahip değiller. Eğer Gazali hazretleri dediyse bunu kastetmiş olabilir mi?


4) Birde Peygamber Efendimiz(SAV)'den biraz iyi biraz kötü bahsedilmiş. Bunun durumu ne? Tabi bu da günümüzde vardır ama onlarda ebedi cehennemliktir kabul etmedikleri müddetçe.

Yoksa Gazali hazretlerinin dediği(ki eğer dediyse) kimilerinin çarpıtmaya çalıştığının aksine hem Efendimiz'i ve İslam'ı yanlış tanıtılmış hemde
araştırabilecek hiç birşeyi olmayan , daha ülkelerinde o güne kadar bir tane bile Müslüman olmayan, teknolojinin çok kısıtlı olduğu, eski tarihlerde yaşamış kişiler mi? Ki ben bunlardan bile emin değilim ehl-i necat olduklarından. Belki de Gazali hazretlerinin dediği insanlar (eğer öyle birşeyden bahsettiyse) çok çok daha farklı insanlar. Ama şu gerçek ki günümüzdeki insanları bu duruma çekmeye çalışmak aşağılık bir politikadan ibarettir. Ömer Nasuhi Efendi'nin tefsirinde bile yazar heryere İslam'ın ulaştığı. Kimsenin artık kendini mazur sayamayacağı.

Bu konu çok derin bir akaid konusu.

Hakkani
20.01.2011, 04:45
sn Sünni,

sizin sualiniz 28 nolu (http://www.istikamet.eu/showthread.php?39559-Gayrim%FCslimler-de-Cennete-Girecekmi(%FE)!&p=178258&viewfull=1#post178258) mesajda geçmekte ve bir nevi cevabı da 29 nolu mesajda verilmektedir.

İmam-ı Gazalinin bu görüşü, yani 'kişi aleyhinde huccet tamamlanmış olmak için tebliğe mazhar olmalı, tebliğ ise kabule şayan olmalı' fikri Eşari itikad çerçevesinde doğrudur. Evet bu idikada göre Muhammed aleyhisselamın haberlerini güzel surette işitmemiş, bizlerin müseylemetül kezzap'ı dinlediğimiz gibi dinlemiş kişiler hiç tebliğ görmemiş kişiler gibidir ve ehli necattırlar yani cehenneme girmezler.

Ancak bir şart var:

"Küfrü dava etmeyecek. Yani şirki savunmayacak, tanrı üç parça iki parça vs demeyecek. Madem aklı ermiyor aklı ermez saf cahil bir köylü gibi uluhiyyet noktasında fikirsiz olacak. Yok ama bir fikir yürütecek olursa bu kesinlikle tevhit olmak" Bu şartla bir gayri müslim Eşari itikad gereğince cehenneme girmekten kurtulur.

Peki cennete girermi ? İmam-ı Rabbani Eşarilere burada itiraz ediyor ve mezheplerini tamir ediyor: "Cennete girmenin şartı İman ve Ameli salihtir. İmansız Cennete girmek pek ağır bir görüştür hatadır. Doğrusu bunlar ehli fetret insanları gibi toprağa inkılap edecekler. Madem mükellef olmamışlar mükellef olmayan diğer canlılara ilhak oldular. Aralarından aklını kullanıp sıyrılan ise; tevhidi bulan cennete, şirke inkara sapan cehenneme gider."

Eşari inancın hülasası budur.

Matürudiler ise her insanda olan akıl ve Kainatın her zerresindeki kevni ayetleri isbat-ı Sâniye ulaşmak için yeterli görmektedir. Dolayısıyla Matürudi itikad çerçevesinde kişinin mazhar olduğu tebliğin ne türlü olduğu, kabule şayan olup olmadığı mühim değildir 'bir ilah var' fikrine varamayan 'ashabı nar' olur.

iNZiVa
20.01.2011, 10:57
Allah razi olsun hakkani hocam