Orijinalini görmek için tıklayınız : RESMİ NİKAH,DİNİ NİKAH
SORU:
Resmi nikah dini nikah yerine geçmektemidir? resmi nikahI olan kişi dini nikahıda yapmalımı? hocalar nikah akdini gercekleştirirken neden aldınmı sorusunu yöneltirler (sahit oldugumuz nikah akdinden biliyorum) alıyorum yada evet cevabını kabul etmezler,alıyorum gelecek zamana dair oldugu için mi?
nikahın amacı sahitler huzurunda o kadınla o erkeğin birbirni eş olarak kabul etmesi ve etrafa duyurması ise resmi nikahda bu görevi yerine getiriyor o halde dini nikaha gerek yok yaparsakta sünneti icra etmiş mi oluyoruz?
hakimin boşadığı kadın hür sayılırmı? ille erkeğin boş ol demesi mi gerekir boşanma olabilmesi için?
karaşahin
27.05.2009, 19:05
SORU:
hakimin boşadığı kadın hür sayılırmı? ille erkeğin boş ol demesi mi gerekir boşanma olabilmesi için?
BİSMİHİ TEALA
Sorunun ilk bölümü geniş bir konu olduğu için daha sonra değinmek üzere ikinci bölümle başlayayım inşeALLAH.
İslâm her ne kadar kadına bazı haklar dışında boşa hakkı vermediyse de belli kaideler altın da kadının (günümüzde ki ifadesiyle) hakime başvurmasına cevaz vermektedir.
Peki kadın hakime başvurursa ne olur?
İlk önce dilekçeyi vermek suretiyle eğer mahkeme esnasında soru cevap olarak (yani boşanmayı kabul ediyormusunuz şeklinde) sorulmazsa bu durumda ihtilaf olmakla birlikte bazı ulemaya göre bir boşama olarak kabul edilmiş, bazı ulemaya göre evlilik tamamen bitmiştir.
Eğer soru cevap şeklinde eşlerden her birine tekrar tekrar boşanmayı kabul ediyormusunuz diye sorulur ve erkek bu soruya her seferin de evet cevabı verir ise yapacak bir şey kalmaz.
Mollakasım
27.05.2009, 22:23
SORU:
1.Resmi nikah dini nikah yerine geçmektemidir?
2.resmi nikahIı olan kişi dini nikahıda yapmalımı?
3.hocalar nikah akdini gercekleştirirken neden aldınmı sorusunu yöneltirler (sahit oldugumuz nikah akdinden biliyorum)
4.alıyorum yada evet cevabını kabul etmezler,alıyorum gelecek zamana dair oldugu için mi?
Değerli kardeşimiz Çare, çok mühim bir konuya değindiniz.. Karaşahin hoca kardeşim güzel bir cevap vermiş olsada "fikir fikire kuvvet verir tahakküüm etmememk şartıyla" kaidesince bizde bir iki kelam edelim. Sorularınıza rakam verdim ve inşallah rakam sırasına göre bir bir ele alalım
1."Resmi muamele dinen nikah yerine geçermi" şeklinde olması gereken bu sorunun cevabı aşağıda tafsilatıyla ele alınacaktır. En kısa cevabı ise: Eğer islamın öngördüğü şartlar resmi muamelede yerine geliyorsa evet nikah olur. değilse olmaz.
2. Her ihtimale karşı muhakkak yapmalıdır. Asla ihmal etmemelidir.
3. Nikah bir akit, yani bir alış veriş muamelesidir. Bu sebeple akitlerde dince aranan şartlar bunda da aranır. Bir akitin sahih olması için tarafların birinden icab (sunum, teklif) diğerinden kabul gerçekleşmeli. Bu icab ve kabulun gerçekleşmesi ise inşa kipinin kullanılmasına bağlıdır. Arapçada muzari fiili inşa manasına gelmediği için ekbilu (kabul ediyorum) şeklindeki bir ifade ile akit kıyılamaz.
4. İşin aslı şudur: arapça muzari fiili malumunuz istikbalede muhtemil bulunmaktadır. Yani (ekbilu) kabul ediyorum demek olduğu gibi edeceğim (edebilirim) manasınada gelebilmekte. Tabiki kesinlik belirtmeyen bu ifadeyle akit kıyılmış olamaz. Ancak bu, tarafların arapça konuştukları durumlarda söz konusu olmakta. Evlenen türklerin kullandığı kelimeler ise kendi örfleri içinde eğer inşa manasına geliyorsa kabul ediyorum gibi şimdiki zaman ifadesiylede olsalar esah olan fetvaya göre akit geçerlidir.
5.Nikahın amacı sahitler huzurunda o kadınla o erkeğin birbirni eş olarak kabul etmesi ve etrafa duyurması ise resmi nikahda bu görevi yerine getiriyor o halde dini nikaha gerek yok yaparsakta sünneti icra etmiş mi oluyoruz?İşte.. bence bugün için cevabı en mühim soru bu! inşallah sonra..
Mollakasım
27.05.2009, 22:59
1."Resmi muamele dinen nikah yerine geçermi" şeklinde olması gereken bu sorunun cevabı aşağıda tafsilatıyla ele alınacaktır. En kısa cevabı ise: Eğer islamın öngördüğü şartlar resmi muamelede yerine geliyorsa evet nikah olur. değilse olmaz.
Resmi nikah Dini nikah yerine geçermi?
Sizin sorunuz bu kadar net ve somut iken cevabımız ihtimalli ve soyut olmuştur. Çünkü yapılagelen işler kim tarafından yapılırsa yapılsın toplu bir hükümle tamam caizdir ile yargılanamazlar. Hatta hocaların kıydığı nikah Allah katında geçerlimidir diye sorsaydınız yine umumi bir hükümle evet diyemeyecek ve ancak "eğer kitabına uygun yapıyorlarsa evet" diyecektik.
Türkiyede uygulanagelen resmi nikah muamelesinin Allah katında geçerli (yani dini) bir nikah olabilmesi önündeki engeller:
a) İfade problemi: "Durdane hanım Kazım beyi eş olarak kabul ediyormusunuz? şeklindeki soruya "kabul ettim" yerine 'evet' demesi. Bu durum en azından ihtilaflıdır, bazı alimlerce nikahı bozar, sakınmak lazımdır.
b) Tatbik problemi: Benim nikahımda olduğu gibi bazen nikah memuru bayan olabiliyor ve en kötüsü bu ifadeleri hiç kullanmaksızın sadece hazırladığı dosyaya imza atmanızı isteyebiliyor. Bu durumda akdin şartı (icab kabul) söz yoluyla hiç gerçekleşmemiş oluyor ve nikah sakata gidiyor.
c) Şahitler problemi: İslami nikah akdinde gerekli iki şahidin iki erkek veya bir er iki hanım olması gerekirken resmi muamelede iki kadın veya bir er bir kadın şahit sayılabiliyor. Tabiki Akit bu şekliyle fasit olmakta.
d) Tesmiye ve temsil problemi: Resmi nikah memuru tören esnasında "sayın belediye başkanın bana verdiği yetkiye dayanarak sizlere soruyorum.." "..belediye başkanın bana verdiği yetkiye dayanarak sizleri karı koca ilan ediyorum." gibi ifadeler kullanmakta. Halbuki nikah akdi Allahın adıyla ve onun izniyle yapmalıydı. Bu durum en azından nikahın yümn ve berektini yok etmekte ve Allahı gücendirmektedir.
Ene-Zerre
28.05.2009, 14:38
Resmi nikah Dini nikah yerine geçermi?
Sizin sorunuz bu kadar net ve somut iken cevabımız ihtimalli ve soyut olmuştur. Çünkü yapılagelen işler kim tarafından yapılırsa yapılsın toplu bir hükümle tamam caizdir ile yargılanamazlar. Hatta hocaların kıydığı nikah Allah katında geçerlimidir diye sorsaydınız yine umumi bir hükümle evet diyemeyecek ve ancak "eğer kitabına uygun yapıyorlarsa evet" diyecektik.
Türkiyede uygulanagelen resmi nikah muamelesinin Allah katında geçerli (yani dini) bir nikah olabilmesi önündeki engeller:
a) İfade problemi: "Durdane hanım Kazım beyi eş olarak kabul ediyormusunuz? şeklindeki soruya "kabul ettim" yerine 'evet' demesi. Bu durum en azından ihtilaflıdır, bazı alimlerce nikahı bozar, sakınmak lazımdır.
b) Tatbik problemi: Benim nikahımda olduğu gibi bazen nikah memuru bayan olabiliyor ve en kötüsü bu ifadeleri hiç kullanmaksızın sadece hazırladığı dosyaya imza atmanızı isteyebiliyor. Bu durumda akdin şartı (icab kabul) söz yoluyla hiç gerçekleşmemiş oluyor ve nikah sakata gidiyor.
c) Şahitler problemi: İslami nikah akdinde gerekli iki şahidin iki erkek veya bir er iki hanım olması gerekirken resmi muamelede iki kadın veya bir er bir kadın şahit sayılabiliyor. Tabiki Akit bu şekliyle fasit olmakta.
d) Tesmiye ve temsil problemi: Resmi nikah memuru tören esnasında "sayın belediye başkanın bana verdiği yetkiye dayanarak sizlere soruyorum.." "..belediye başkanın bana verdiği yetkiye dayanarak sizleri karı koca ilan ediyorum." gibi ifadeler kullanmakta. Halbuki nikah akdi Allahın adıyla ve onun izniyle yapmalıydı. Bu durum en azından nikahın yümn ve berektini yok etmekte ve Allahı gücendirmektedir.
Mes'elenin bi de veli yönü yok mudur hocam?Biliyorsunuz cumhur-u ulema sahih hadislere istinaden velisiz nikahı batıl görüyor.Mes'eleyi bu yönden de degerlendirirsek ek olarak neler söylenebilir?
karaşahin
28.05.2009, 15:33
SORU:
Resmi nikah dini nikah yerine geçmektemidir?
BİSMİHİ TEALA
Bu soruya cevap verebilmek için öncelikle şer’i nikâhın ne olduğunu anlamak gerekir.
Fıkıh usulü insanın fiillerini ele alırken 1) hissi fiiller ve 2) şer’i fiiller olmak üzere iki ana başlık altında inceler. Hissi fiillerin konumuzla ilgisi olmadığı için izah etmeye gerek görmüyorum.
Şer’i fiiller: Şeriat gelmeden önce bulunsa dahi, şeriatın müdahale ettiği ve yeni bir şekle soktuğu fiillerdir.
Dini nikâh; niteliklerini şeriat belirlediği için şer’i yani dini bir fiildir. Dini bir fiilin keyfiyetini, din tayin eder. Eğer dini bir fiili dini kabul etmeyen, dini dışlayan bir sistem tayin etmeye çalışırsa din bunu kabul etmez.
Dolayısıyla resmi nikâh (veya belediye nikâhı) ile şer’i nikâh arasında farklılıklar bulunmaktadır.
1) Resmi nikâh: Sosyal bir mukaveledir. Bundan dolayı evlenecek çiftler arasında din farkı, sütkardeş gibi şartlar onun açışından önemli değildir.
Şer’i nikâh: İslâm dinine göre nikâh akdi hem muameledir, hem de imana dayandığı için ibadet hükmündedir. Dolayısıyla mü’min bir erkek putperest bir kadın ile evlenemez. Mü’min bir kadın da putperest ve ehl-i kitap bir erkek ile (aralarında hissi bir takım şeyler olsa bile) evlenemez. İslâm, evli bir insanın inanılması zaruri olan bir şeyi inkâr ettiği zaman nikâh akdinin fesh edildiğini kabul eder, ayrıca boşanma gerekmez. Resmi nikâhta bu önemli değildir
2) Resmi nikâh evlenecek kişiler arasında maddi bir şeyi (mehri) kabul etmez.
Şer’i nikâh: Mehir, kitab, sünnet ve icma ile sabit olduğu için erkeğin kadına mehir vermesini vacip kabul eder.
3) Resmi nikâhta belediye reisinin yetkisi söz konusudur. Memur reisten aldığı yetki ile nikâh akdini yapar.
Şer’i nikâh’ta ALLAH’ın (Celle celalühü) emri ve peygamber’in (Sallallahu aleyhi ve sellem) sünneti esastır. Ve nikâh akdi bu çerçevede kıyılır.
4) Resmi nikâh’ta şahidlik yapacaklarda sadece Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olma şartı dışında başka bir vasıf ve şart aranmaz.
Şer’i nikâh’ta şahit de aranacak şartlar önemlidir. Müslüman olacak, ya iki erkek veya bir erkek, iki kadın şahit olacak.
5) Resmi nikâh’ın yapılabilmesi için, erkeğin evli olmaması tek eşlilik kuralından dolayı şarttır.
Şer’i nikâh’ta teaddüdü zevcat kitab, sünnet ve icma ile sabit olduğu için mübahtır.
resmi nikahI olan kişi dini nikahıda yapmalımı?
Efendi (Kuddise sırruhu) hazretleri resmi nikâhı olmayan kişilerin şer’i nikâhlarının kıyılmasını istemiyor. Dolayısıyla her ikisininde olması gerekir.
hocalar nikah akdini gercekleştirirken neden aldınmı sorusunu yöneltirler (sahit oldugumuz nikah akdinden biliyorum) alıyorum yada evet cevabını kabul etmezler,alıyorum gelecek zamana dair oldugu için mi?
Nikâh akdi, Müslüman olan tarafların icap ve kabulü ile gerçekleşen bir akittir. Dolayısıyla icab ve kabul lafızları arasında şüpheye mahal bırakmaması gerekir. Bundan dolayı nikâhtaki sözler ya nikâhı ve evlenmeyi anlatan sözler olmalı, ya da o anda başka anlama gelme ihtimalı olmayan ve kendileriyle evlenme kastedildiği kesin olan kelimeler olmalıdır. Meselâ:
Kadın: - "Beni eşliğe (ya da zevceliğe) kabul ettin mi?"
Erkek: - "Ettim. (Ya da seni zevce olarak aldım, eşliğe kabul ettim)" gibi.
Veya:
Erkek: - "Seninle evlenmek istiyorum, bana zevceliği kabul eder misin?"
Kadın: - "Ettim."
Görüldüğü gibi birinci örnekte "îcâb" kadından, "kabûl" erkekten, ikinci örnekte de "îcâb" erkekten, "kabûl" kadındandır. Bu birşey değiştirmez, önemli olan:
1. Icâb ve kabulün başka anlama ihtimal olmayan sözlerle olması,
2. En azından birinin geçmiş zaman kipiyle bulunmasıdır. Ancak bu Arapça'nın özelliğinden dolayı böyledir. Türkçe'de ise nikâh yapılan mecliste taraflar "ediyorum" deseler dahi bu, istikbalde kabul edebileceği ihtimalı taşımadığından bununla da nikâh gerçekleşmiş olur.
Ama "ettim" yerine, "ederim" demesi, şüpheye yer vermiş olabilir. Çünkü bu ifade o anda kabul ettiğini kesinkes göstermez, "mümkündür edebilirim" ve "ileride ederim" anlamlarına da gelebilir.
Eğer resmi olarak kıyılan nikâhta bu şartlar varsa, Islâmî yönden o da geçerli bir nikâhtır, yoksa değildir denilebilir.
karaşahin
28.05.2009, 16:08
Mes'elenin bi de veli yönü yok mudur hocam?Biliyorsunuz cumhur-u ulema sahih hadislere istinaden velisiz nikahı batıl görüyor.Mes'eleyi bu yönden de degerlendirirsek ek olarak neler söylenebilir?
BİSMİHİ TEALA
Hanefi fukahasına göre aralarında tearruz (ihtilaf) bulunan hadisler arasında yapılması gereken öncelikle nesh olup olmadığının tespit edilmesi. Bundan sonra tercih, cem, te'lif ve tesakût yapılmasıdır. Yeterli seviyede ilmi olmayan kişilerin bu tür hadisler arasında tercih yapması mümkün değildir.
Bu meseleyi İbn-i Abidin (rahmetullahi aleyh) ''reddü'l muhtar'' isimli eserinde şu şekilde ele almaktadır:
'' Hangi kadın kendini velisinin izni olmadan evlendirirse, onun nikahı batıldır.'' hadisine gelince gerçi Tirmizi bunun hasen olduğunu söylemiştir. Birde ''Velisiz nikah yoktur.'' hadisi verdır. Onu Ebu davud ve başkaları rivayet etmiştir. Bunlar peygamber'in (Sallallahu aleyhi ve sellem) ''Kocasız kadın, kendisini evlendirmeye velisinden daha haklıdır.'' hadisine muarızdır (zıttır). Bu son hadisi Müslim, Ebu davud, Tirmizi, Nesai ve muvatta'da İmam-ı Malik rivayet etmiştir.
Kocasız kadın dul da olabilir, bakire de!.. Böyle bir kadının velisi ancak onun rızası ile nikâh akdine girişebilir. Hadisi şerife göre kadın akid yapmaya velisinden daha hak sahibidir. Bu hadis senedinin kuvveti ve sahih olmasıyla tercih edilir. Zira digerleri ya zayıf veya hasendir. Veya araları tahsis yaparak bulunur. Veya ''nikâh yoktur'' sözünden murad nikâhin kemali yoktur diye te'vil edilir.
Veya veli'den murad, nikâh onun iznine bağlı olan kimsedir. Yani nikâh ancak kafirin müslüman kadın ile evlenmesini önlemeye, bunak kadına, köle ve cariye'ye velâyeti olan kimsenin izniile kıyılır. Batıldan murad velinin kızını engi olmayana vermesini sahih görmeyenlerin kanline göre, kelimenin hakikatıdır. Veya sahih görenlerin kavline göre hükmüdür. Mutlak olan nass'lar da bunların hepsi geçerlidir.
Muarazayı gidermek için bunu irtikap (velinin iznini almak) vacip olur.Bunların tamamı fetih'te izah edilmiştir.''
Ene-Zerre
28.05.2009, 17:10
BİSMİHİ TEALA
''Kocasız kadın, kendisini evlendirmeye velisinden daha haklıdır.'' hadisine muarızdır (zıttır). Bu son hadisi Müslim, Ebu davud, Tirmizi, Nesai ve muvatta'da İmam-ı Malik rivayet etmiştir.
Kocasız kadın dul da olabilir, bakire de!.. Böyle bir kadının velisi ancak onun rızası ile nikâh akdine girişebilir. Hadisi şerife göre kadın akid yapmaya velisinden daha hak sahibidir. Bu hadis senedinin kuvveti ve sahih olmasıyla tercih edilir.
1-Naklettiginizi rivayetin herhangi bir kitaptaki hadis numarasını verebilir misiniz hocam?Fakih ve şarihlerin yorumuna bakmak istiyorum.
2-Velisiz nikahın batıllığına dair bir hayli delil getirmişlerdir müctehidler.Mesela ikisi şudur:
“Hangi kadın, velisinin izni olmadan nikâhlanırsa onun nikâhı batıldır, onun nikâhı batıldır, onun nikâhı batıldır. Erkek onunla temas etse bu ilişkiye karşılık kadının mehir alma hakkı vardır. Eğer anlaşamazlarsa sultan (yetkili kişi) velisi olmayanın velisidir.”[Ebû Dâvûd, Nikâh, 20; Tirmîzî, Nikâh, 14; İbn Mâce, Nikâh, 15; Ahmed b. Hanbel, Müsned, c. VI, s. 66.]
Hz. Ebu Hureyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm):
"Dul kadın kendisiyle istişare edilmeden nikahlanamaz, bakire de izni sorulmadan nikahlanamaz" buyurmuşlardı. Ashabı sordu:
"Ey Allah'ın Resulü! Onun izni nasıl olur?"
"Sükut etmesiyle!" buyurdular."
Sahih-i Müslim'de verdiginiz rivayete -doğru rastlamışsam- şöyle karşılaştım:[B]Dul kadın kendisi İçin velisinden daha ziyade hak sahibidir. Galiba müctehidler lafzı farklı şekillerde anlamışlardır?İhtilaf olan bir lafız kat'iyyüd delalet olmadığından dolayı ihtilaf-ul hadise girer mi?
Hem mezkur rivayet -dullar hakkında olmayıp,umuma şamil ise- kat'i bir şekilde velisiz nikahın meşruiyeti anlamına geliyor mu?.
Hem tenakuz hakkında İ.Şafii(r.a.) demiş:"Bir yönden de olsa, ikisiyle birden amel etmek imkanı bulunduğu müddetçe, hadisler arasında ihtilaf olduğu söylenemez. Asıl muhtelif; bir hadisin helal, diğer hadisin haram kıldığı için birini terk etmedikçe diğeriyle amel etmek imkanı bulunmayan hadislere denir".
Hem İbn-i Hacer(r.a.) şöyle demiş:"Sahih bir hadisin, kendisi gibi sahih bir hadise, aralarında zorlamaksızın cem ve te'lif edilemiyecek şekilde tearuz etmesine muhtelifu'l hadis denilir"
Kusurum varsa affedin abi,maksadım ilminizden istifade etmektir.Suallerimi usül-ü fıkıhça açıklasasanız müteşekkir olurum.Allah razı olsun,ilminizi arttırsın..Vesselam.
karaşahin
29.05.2009, 16:13
1-Naklettiginizi rivayetin herhangi bir kitaptaki hadis numarasını verebilir misiniz hocam?Fakih ve şarihlerin yorumuna bakmak istiyorum.
BİSMİHİ TEALA
Buradaki ifadenizden anladığım kadarı ile ''Kocasız kadın, kendisini evlendirmeye velisinden daha haklıdır.''Hadis-i şerifinin kaynağını taleb etmektesiniz?
Bu meseleyi
Sahih-i Müslim'de verdiginiz rivayete -doğru rastlamışsam- şöyle karşılaştım:Dul kadın kendisi İçin velisinden daha ziyade hak sahibidir. Galiba müctehidler lafzı farklı şekillerde anlamışlardır?İhtilaf olan bir lafız kat'iyyüd delalet olmadığından dolayı ihtilaf-ul hadise girer mi?
Bu mesele ile beraber mutelaa ederek cevab vermeyi uygun buldum.
Ancak meseleyi anlamak için ’Er-rivâye bi’l ma’na’’ ‘ (mana ile hadis rivayeti) meselesini bilmek gerekir. Zira yukarıdaki sorularınızın cevabını ancak bu şekilde verebilirim.
’Er-rivâye bi’l ma’na’’ meselesi usûl uleması arasında farklı değerlendirilmiştir. Ancak Hanefi usûlcülerinin bu meselede diğer usûl uleması kadar hassasiyet göstermediği söylenebilir. Hanefi usûlcüleri genel olarak mana ile hadis rivayetini caiz görmekle beraber, usûl açısından şu tafsilatı yaparlar:
1) Te’vil, tahsis ve neshe ihtimali omayacak kadar kesin, açık ve tek manâsı olan muhkem hadislerin, arap dil ve üslûbunu bilen her ravi tarafından manâ ile rivayet edilmesi caizdir.
2) Te’vil, tahsis ve neshe ihtimali olabilecek zâhir hadislerin de, arap dil ve üslûbunun yanı sıra şeriatın fıkhını de bilen ravi tarafından manâ ile rivayet edilmesi caizdir.
3) Müşkil, müşterek, mücmel ve müteşabih olan hadislerin ise manâ ile rivayet edilmesi caiz değildir. (Usûlü’s-serahsi, c: 1, sh: 355,357)
Hanefi uleması hadislerin mana ve maksatlarının yanlış anlaşılma ihtimalini önlemek için şu uyarıyı da yapmaktadırlar:
‘’ Zamanımızda (imam-ı serahsi <<radıyallahu anh>> kendi zamanını kastediyor) hadisin lafzını ezberlemek, manâ ile rivayet etmekten evlâdır. Zira manâyı anlama hususunda insanlar arasında çok açık bir farklılık bulunmaktadır.’’ (Usûlü’s-serahsi, c: 1, sh, 349)
Manâ ile hadis rivayeti usûlünün fıkıh kitablarına da yansıdığı ve zaman zaman münakaşalara sebeb olduğu görülmektedir. Mesela İmam-ı Merginani (radıyallahu anh) ‘’Hidaye’’ isimli fıkıh kitabında ‘’Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) hayvana eziyet çektirmeyi yasakladı’’ şeklinde bir hadis-i şerif nakleder. Bu hadisin tahricini yapan İbn-i Hacer (radıyallahu anh) ‘’Diraye’’ isimli eserin de ‘’ Ben bu şekilde bu rivayeti bulamadım’’ şeklinde değerlendirince Kasım b. Kutluboğa, İbn-i Hacer’e (radıyallahu anhuma)
‘’ Fâkih, hadisi (anladığı) mana ile zikreder. Halbuki Buhari ‘’ Peygamber (Sallallahu aleyhi ve sellem) hayvanların hapseldilmesini yasakladı’’ şeklinde rivayet etmiştir.’’ (Kutluboğa, Münyetü’l-elma-i, 62) şeklinde cevap verir.
Hem tenakuz hakkında İ.Şafii(r.a.) demiş:"Bir yönden de olsa, ikisiyle birden amel etmek imkanı bulunduğu müddetçe, hadisler arasında ihtilaf olduğu söylenemez. Asıl muhtelif; bir hadisin helal, diğer hadisin haram kıldığı için birini terk etmedikçe diğeriyle amel etmek imkanı bulunmayan hadislere denir".
Hem İbn-i Hacer(r.a.) şöyle demiş:"Sahih bir hadisin, kendisi gibi sahih bir hadise, aralarında zorlamaksızın cem ve te'lif edilemiyecek şekilde tearuz etmesine muhtelifu'l hadis denilir"
Mezheb imamlarının ve ulemanın hadisler hususunda birçok nakilleri bulunmaktadır. Mesela bunların en meşhurlarından iki tanesi şu şekildedir:
‘’Sahih hadis varsa benim mezhebim odur.’’ Ve ‘’ Amel edilmek için hadisin sahih olması kafidir.’’
Ancak ulemanın bu sözlerden anladığı ile bizim anlayışımız arasında dağlar kadar fark bulunmaktadır. Mesela İmam-ı Nevevi (radıyallahu anh) ilk söz hakkında şu yorumu yapmaktadır:
‘’ Şafii’nin (radıyallahu anh) bu sözü; sahih hadis gören herkesin ‘’Şafii’nin (radıyallahu anh) mezhebi budur’’ deyip, hadisin zahir manasına göre amel edeceği manasına gelmez. Bu ancak mezheb de içtihad seviyesinde olanlar içindir ve şartı da, Şafii’nin (radıyallahu anh) bu hadisi görmediğine veya sahih olduğunu fark etmediğine dair zannı galibin olmasıdır. Bu ise ancak Şafii’nin (radıyallahu anh) bütün eserlerinin ve Şafii’den (radıyallahu anh) ilim almış olanların eserlerinin ve benzerlerinin mütâlasından sonra hasıl olur. Bu öyle zor bir şarttır ki, bunu pek az kimse yerine getirebilir.’’ (Mecmu, c: 1 sh: 104)
Dolayısıyla mezheb imamlarının buna benzer sözlerinin zahirine bakarak budur demek mümkün değildir. Yukarıdaki ifadelerinde ilgili kitablar da geniş izahatları bulunmaktadır. Ancak takdir edersiniz ki bütün bunların ne yeri burasıdır nede bu fakirin şu anki durumu buna müsaittir.
Hulasa Hanefi uleması
"Dul kadın hakkında velinin yapabileceği bir iş yoktur" (Ebû Dâvud, Nikâh, 25; Ahmed bin Hanbel, I/334).
"Bâkire kız, kendisi hakkında velisinden daha fazla hak sahibidir" (Ebû Dâvud” Nikâh, 25; Tirmizî, Nikâh, 18; İbn Mâce, Nikâh, 11; Dârimî, Nikâh,13) ve benzeri hadisler ışığında ‘’Velinin izni, nikâhın sıhhatinin şartı değildir.’’ Hükmünde ittifak etmişlerdir.
Bu hususta ki genel kaide şudur: Kendi malında tasarruf eden herkes, nefsinde de tasarruf eder. Malında tasarruf edemeyen (küçük çocuk, köle ve mecnun gibi) nefsinde de tasarruf edemez.
Ene-Zerre
30.05.2009, 00:45
Hulasa Hanefi uleması
"Bâkire kız, kendisi hakkında velisinden daha fazla hak sahibidir" (Ebû Dâvud” Nikâh, 25; Tirmizî, Nikâh, 18; İbn Mâce, Nikâh, 11; Dârimî, Nikâh,13) ve benzeri hadisler ışığında ‘’Velinin izni, nikâhın sıhhatinin şartı değildir.’’ Hükmünde ittifak etmişlerdir.
Bu hususta ki genel kaide şudur: Kendi malında tasarruf eden herkes, nefsinde de tasarruf eder. Malında tasarruf edemeyen (küçük çocuk, köle ve mecnun gibi) nefsinde de tasarruf edemez.
1-Verdiginiz rivayete dair her 3 hadis kitabına da baktım şöyle tercüme ve şerh edilmekteydi:
"Dul, kendisine velisinden daha mâliktir. Bekârın da kendisi hakkında izni alınır. Onun izni susmasıdır."
"Burada "dul kadın" sözünden maksat bekâretini kaybetmiş ve kocası olmayan kadındır. Hafız îbn Hacer'in tabiriyle ölüm veya talak sebebiyle kocasından ayrılmış kadındır ki, zıddı bakire kızdır. Bu mânâda dul kadın kendi evlenmesi konusunda velîsinden daha fazla söz ve yetki sahibidir. Şöyle ki velisi dul kadını kendi dengi olan birisiyle evlendirmek istediğinde kadın bunu kabul etmek istemese, velisi kadım evlendirmek için ona baskı yapamaz, buna hakkı yoktur. Eğer bir dul kadın, kendi dengi olan birisiyle evlenmek isterde velisi bunu kabul etmezse bu nikaha engel olmaması için veliye baskı yapmak caizdir. Eğer veli bu fikrinde ısrar edecek olursa, kadı, velilik hakkını üzerne alarak kadının arzu ettiği nikahı kıyar."
[Sünen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi]
2-Naklettiginiz genel kaideye zaten veliyi şart gören müctehidler muhalif degildir..Veliyi şart gören müctehidler zorla evliligi zaten caiz görmezler..
Nakilleriniz için müteşekkirim,Allah razı olsun.
Vesselam hocam..
vBulletin v4.0.3, Copyright ©2000-2012, Jelsoft Enterprises Ltd.