Orijinalini görmek için tıklayınız : Nefs'ten Kaçmak..!!!
Cenab-ı Hak kullarını imtihan için nefise: Munazaa, iba, tuğyan, inkar olmak üzere dört çirkin haslet yaratmıştır. Nefiste ki bu dört kötü haslet islah edilirse, insan http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif'ın dostu olur.
Bu nefs-i kafiri kalt etmek için, Ol e'danın adası(düşmanların en büyüğü) dır ŞERİAT
kafir nefsi öldürmek için düşmanların en büyüğü ŞERİATTIR. şeriat yaşandığı zaman, yukarıda ki dört kötü huy gider, insan hakiki musluman olur.
Nefiste bu dört çirkin ahlakın bulunması imtihandır. Mevla nefse, melekleri yarattığı gibi yapabilirdi. Lakin imtihan ermek diledi. Fakat insanın nefisle mücadelesinde yardımscısı Mevla Taala'dır.
''Bu nefis insanı devirmek için teşebbüs ettği çareler ve aldatması çoktur.'' Bu nefsin helak meydanları ve sarhoşluğu çoktur.
Eğer nefse evladım, yavrum derseniz o buyuna büyür.
''Adamın biri, bir gün dağda, soğuktan donmuş hareketsiz hale gele gelmiş bir ejderha bulmuş Hatrına gelmiş ki, bunu kasabaya götüreyim ve millete parayla seyterrireyim, o zaman çok para kazanırım. Deveye yüklemiş ve kasabaya indirmiş.
Bütün millete de ilan etmiş gelip seyretsinler diye. Bu haberi düyan herkes Ejderhayı seytermeye gelmiş. Bir müddet sonra sıcatan uyuşukluğu geçen ejderha uyanmış, milleti kırmış geçirmiş birbirine.
İşte nefis te o Ejderhaya benzer. Onun için onu terbiye eden, http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif'ın baş dostu olur.
http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif'A olan aşkını söndürmeye, hilesi çoktur.
Nefis yalandan hasta olur, yalandan mahzun olur, yalandan aşık olur, yalandan sever, hiç bu nefsin dolapları bitmez.
Nefis kötü fikirlidir. Yolda bırakır insanı.
Herhangi bir yasağa, harama, mekruha meyletmen onun hileleridir. Onun hilelerinden http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif muhafaza eylesin. AMİN...
Nefs Çocuk gibidir. ne görse ister çocuk babasına yoldan geçerken baba, baba bana şunu al, bunu al, der gibi, nefste böyledir. Durmadan ister hiç boş kalmak istemez. BOŞ AMA NASIL BOŞ kendi istediği gibi nerde bir pislik varsa oraya dalar. çıkmak bilmez, azgın şeyy...(mevlam bizleri nefsimizle imtihan da bulunmasın yoksa halimiz nice olur.
Nefsten, ve tehlikeli yollardan arınıp, HAKKA GİDELİM http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif'u TEALA'NIN kemal üzre olan cemalini seyredelim.
RİSALE-İ KUDSİYE
Nefis Muhasebesi
“Biz kıyamet günü için adalet terazileri kurarız da hiçbir nefse zerrece zulmedilmez. Yapılan amel, bir hardal tanesi ağırlığınca da olsa onu getirir teraziye koyarız. Hesap görücü olarak Biz yeteriz.” (Enbiya:47)
“O gün insanlar, amelleri kendilerine gösterilsin diye dağınık olarak çıkacaklardır. Kim zerre kadar bir hayır işlemişse onu görecektir, kim de zerre kadar şer işlemişse onu görecektir.” (Zilzal:6–
“Akıllı kimse ölmeden önce hesabını gören, ölümden sonra kendine yarayacak şeyleri yapan kimsedir.” (Hadis-i Şerif)
“Akıllı şu kimsedir ki, günü dört kısma ayırıp, birincisinde, yaptıklarını ve yapacaklarını hesap eder. İkincisinde http://www.minare.net/forum/Smileys/default/iccon04.gif’a münacaat eder, yalvarır. Üçüncüsünde, bir sanat veya ticaret ile meşgul olup, helâl para kazanır. Dördüncüsünde, istirahat eder ve mubah olan şeylerle kendini eğlendirip, haram şeyleri yapmaz.” (Hadis-i Şerif)
Hz. Ömer daima şöyle buyururdu: “Nefislerinizi, siz hesaba çekilmeden önce muhasebe edin. Onları siz tartılmadan önce tartın. Sonra da nefislerinizi http://www.minare.net/forum/Smileys/default/iccon04.gif Teâlâ ile karşılaşacağınız büyük güne hazırlayın. O gün http://www.minare.net/forum/Smileys/default/iccon04.gif’a sunulacaksınız ve hiçbir şeyiniz gizli kalmayacak.
Dünyada nefislerini sürekli hesaba çekenlerin ahirette hesabı hafif olur. O gün gerçek ve kusursuz tartı konacak ve sadece sıratel müstakim üzere olanların kefesi ağır basacaktır. Nefs muhasebesi, vera (http://www.minare.net/forum/Smileys/default/iccon04.gif korkusu) ile olur.
http://www.minare.net/forum/Smileys/default/iccon04.gif Resûlü (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) Ebu Zerr’e vasiyette bulunarak şöyle buyurmuştur: “Nerede olursan ol, http://www.minare.net/forum/Smileys/default/iccon04.gif’tan kork. Kötülüğü iyilik ile takip ettir ki onun izini silsin. İnsanlara güzel ahlâk ile davran.” Bu vasiyetin benzerini http://www.minare.net/forum/Smileys/default/iccon04.gif Teâlâ’nın yüce Kitabı’nda da görmekteyiz: “And olsun Biz, sizden önce kitap verilenlere ve size de ‘http://www.minare.net/forum/Smileys/default/iccon04.gif’tan korkunuz, diye vasiyet ettik.” (Nisa:131)
“Ve kötülüğü iyilik ile savarlar.” (Kasas:54)
Yani hata ile yaptıkları bir kötülüğün ardından hemen iyilik yaparak ona kefaret olmasını umarlar. “İnsanlara güzel söz söyleyin.” (Bakara:83)
http://www.minare.net/forum/Smileys/default/iccon04.gif Teâlâ, salih kullarına yaptığı vasiyetinde üç vasfı haber vermektedir. “Muhakkak ki insan ziyandadır.” (Asr:2)
Yani hüsranda, vakitlerin sürekli geçmesinden ve yapacağı kazançlardan mahrum olmasından dolayı kayıptadır. Daha sonra bundan istisnaya giderek şöyle buyurmuştur: “Ancak iman edenler, Salih amel işleyenler, hakkı ve sabrı tavsiye edenler hariç.” (Asr:3) Diğer bir vasıf ise “Birbirlerine merhameti tavsiye edenler.” (Beled:17)
Hevalara muhalefet ederek Hakk’a tabi olmakta kul için salah ve kurtuluş vardır. Hevaya teslim olmada ise fesad ve hüsran vardır. Sabır, amelin temelidir. Kulun kazancının miktarı sabrına göre ölçülür.
Mahlûkata gösterilecek merhamet Halık’tan gelecek merhamet için bir kapı ve güzel ahlâk için bir anahtar gibidir. Hüsnü zan ve kalp selameti de onunla birlikte gelir. İşte bu noktada; hased ve kin ortadan kalkarak, yerini tevazu ve hak yolunda zillet alır. İşte bu sıfatlar, kalp rikkatinin anahtarları, kalp kasavetinin mühürleri mesabesindedir. Kalp rikkatinde; http://www.minare.net/forum/Smileys/default/iccon04.gif Teâlâ’ya ve ahiret yurduna yönelme, O’nun emirlerine karşı teyakkuz halinde olma, cennet ve cehennemle vaad ve tehditleri üzerinde tefekkür etme vardır. Kalbin kasavetinde ise; yüz çevirme ve daima gaflet vardır.
Kul nefsinde, bir himmet doğduğu ve hareket başladığı zaman durur ve düşünür. Hatırını yoklar ve tanımaya çalışır. Kulun kalbinde doğan hatır, bir niyet, azmetme, karar verme, çaba sarf etme veya yapma cihetinde bir himmete sebep olur. Eğer bunlar http://www.minare.net/forum/Smileys/default/iccon04.gif için, http://www.minare.net/forum/Smileys/default/iccon04.gif yolunda ve http://www.minare.net/forum/Smileys/default/iccon04.gif ile birlikte ise buna devam eder. Kalbe doğan his ve fikirlerin http://www.minare.net/forum/Smileys/default/iccon04.gif için olması, O’na halis kılınması manasındadır. http://www.minare.net/forum/Smileys/default/iccon04.gif ile olması, nefsin ve hevaların değil, O’nun yakınlığının müşahedesiyle olması anlamındadır. http://www.minare.net/forum/Smileys/default/iccon04.gif yolunda olması ise, dünyevi bir kazanç için değil, http://www.minare.net/forum/Smileys/default/iccon04.gif rızası için olması anlamındadır. Eğer kalbe doğan his ve fikirler, http://www.minare.net/forum/Smileys/default/iccon04.gif rızasına matuf ise, ölüm ile yarışır ve onu bir an önce eda etmeye çaba göstermeliyiz. Eğer beşeriyet vasfına uygun dünyevi bir çıkar, nefsanî bir heva, eğlence ve gaflet içinse, o hatırı hemen ret eder ve onu zihnimizden ve kalbimizden atmaya çalışırız.
Kul kalbine doğan bu fikrin tahlilini yapamaz ve onun üzerinde şüpheye düşerek hakikatini görmezse, o zaman bir kapalılık hali ortaya çıkar. Bu kapalılığın sebebi:
a) http://www.minare.net/forum/Smileys/default/iccon04.gif Teâlâ’yı yeterince bilmemekten kaynaklanan, yakîni iman eksikliği.
b) Bâtıl hükümlerin kapalı yönlerini bilmemekten kaynaklanan, ilim eksikliği.
c) Beşer tabiatından doğan ve nefse yerleşen heva ve heveslerin galip gelmesidir.
Böyle bir durumda selamette kalmanın yolu, http://www.minare.net/forum/Smileys/default/iccon04.gif’ı bilen, O’nun hükümlerinin iç yüzüne vakıf olan bir Mürşid-i Kamil’e bağlanmaktır. http://www.minare.net/forum/Smileys/default/iccon04.gif Teâlâ’nın gerdiği perdenin inceliğini ve keşfinin gizemini, O âlim kendisine anlayacağı dilden açıklayacaktır. http://www.minare.net/forum/Smileys/default/iccon04.gif Teâlâ: “Eğer bilmiyorsanız zikir ehline sorun.” (Nahl:43) buyurmaktadır. Kul böyle davranmakla http://www.minare.net/forum/Smileys/default/iccon04.gif Teâlâ’nın şu buyruğunu da tasdik etmiş olacaktır: “Onu haberdar olana sor.” (Furkan:59)
Bir âlim şöyle buyurmuştur: “Âlim hayrı şerden ayıran kimse değildir. Çünkü bunu her akıl sahibi yapar. Âlim, iki şerden daha az şerli olanı bilen ve zaruret halinde onu yapandır.”
Nefse hâkim olmanın ilk adımı, onu her gün hesaba çekmek ve her hesapta dikkatlice murakabe etmektir. Geçirdiğimiz günün muhasebesini yapmalı ve gaflet ile kaçırdıklarımızı telafi etmeye çalışmalıyız. Eğer bu süre içinde http://www.minare.net/forum/Smileys/default/iccon04.gif Teâlâ’nın bir nimetini görmüş isek, bunun için O’na şükreder, eğer bir hata işlemiş isek onun için de http://www.minare.net/forum/Smileys/default/iccon04.gif Teâlâ’dan mağfiret dileriz. Eğer halimizde http://www.minare.net/forum/Smileys/default/iccon04.gif Teâlâ’nın zikrettiği ve bunlardan dolayı övdüğü müminlerin vasıflarından bir vasıf görür isek, bunun devamını umar ve http://www.minare.net/forum/Smileys/default/iccon04.gif’ın rızasına tamah ederek seviniriz. Şayet kalbimizde ve umûmi halimizde münafıkların vasıflarından birine veya http://www.minare.net/forum/Smileys/default/iccon04.gif Teâlâ’nın kınayıp zemmettiği cahillerin ahlâkından bir davranışa şahit olmuş isek bunun için de hüzünlenir, ürperir ve tevbe ederek bağışlanma dileriz. Gün içinde yaptığımız amelleri, nasıl ve kimin için yaptığımızı sorgulamalı, sükût ve sessizlik ile bıraktığımız işleri neden ve kimin için bıraktığımız üzerinde düşünmeliyiz.
Nefis, emirleri yapmak istemese de nasihat dinler, riyazet ve istediklerini vermemek ona tesir eder. Her an nefis kontrol edilmeli ve ondan gafil olunmamalıdır. Ondan gafil kalınırsa kendi şehvet ve tembelliğene döner.
Nefsin, saadete kavuşmasına mani olan en büyük perde, gafleti ve cehaletidir. Gafletten uyandırılır, saadetin nelerde olduğu gösterilir ise, kabul eder. Çünkü http://www.minare.net/forum/Smileys/default/iccon04.gif Teâlâ; “Onlara nasihat et! Nasihat müminlere elbette fayda verir.” (Zariyat:55) buyurmaktadır. O halde önce kendi nefsimize nasihat edip azarlamalıyız.
Günümüzde, nefsle yapılan mücahedeyi kazanmanın en kolay ve kısa yolu, İnsan-ı Kâmilin yanında bulunmak ve O’nun sohbet meclislerine devam etmektir. Ariflerin sohbet meclisleri ibadetlerini seve seve yapamayanlar için en iyi ilaçtır.
Ey nefsim! Günah işleyince, O Kerim’dir, Rahim’dir beni affeder diyorsun. Dünyada milyonlarca kişiye niçin zahmet, açlık ve hastalık çektiriyor ve tarlasını ekmeyene mahsul vermiyor, diye düşünmüyorsun. Şehvetlerine kavuşmak için her hileye başvuruyorsun ve o zaman http://www.minare.net/forum/Smileys/default/iccon04.gif Teâlâ Kerim’dir, Rahim’dir istediklerimi bana zahmetsiz verir demiyorsun. Ey aldanmış nefis! Ahiret ile dünyanın, Rabbinin indinde bir olduğunu, O’nun kanunun ne ahiret ne de dünya için değişmediğini bilmiyor musun?
“İnsana çalışmasından başka bir şey yoktur.” (Necm:39)
Dr. Basri ÖGE
Tasavvuf yolunda bulunan kişinin yapacağı ve dikkat edeceği en mühim şey nefsini hesaba çekmektir. (Ebû Osman Mağribi)
En büyük nimet nefsin arzularından kurtulmaktır. Çünkü nefis kişi ile http://www.minare.net/forum/Smileys/default/iccon04.gif arasında bulunan perdelerin en büyüğüdür. (Ebû Bekir Temestani)
Bütün Kur'an nefislerin kötülüklerini bildirmek ve açıklamaktan ibarettir. (Mevlânâ)
Nefis bir katırdır, amel (ibadet ve taat) da onun yüküdür. (Vehb ibn-i Münebbih)
Nefsini zelil kılan kimseyi Yüce http://www.minare.net/forum/Smileys/default/iccon04.gif aziz kılar ve o kişinin derecesini yükseltir. Nefsini beğenen kişiyi de http://www.minare.net/forum/Smileys/default/iccon04.gif zelil ve hakir kılar. (Ebû Hasan Buşenci)
Nefsi en iyi şu dört şey terbiye eder: Susmak, açlık, yalnızlık ve uykusuzluk. (Feriduddin Attar)
İnsanların en zayıfı, nefsani arzularından el çekmede aciz kalandır. En güçlüsü de, bu arzuları terketmeye güç yetirendir. (Davud Kassar)
Salih bir kişi için en kötü şey nefsine kolaylık göstermektir. (Muhammed ibni Hafif)
Nefsinden gördüğü şeyleri iyi sanan ayıplarını göremez. Ancak nefsinin ayıplarını arayan, ondan gelen şeyleri elekten geçiren kendi kusurlarını bulur ve görür. (Hayır Nisaburi)
Bir kimse nefsini terbiye etmekten acizse, başkasına edeb öğretmek işinde daha acizdir. (Seriyy'üs-Sakati)
Nefsimi elimde tutabilseydim parça parça doğrar hayvanların önüne yem olarak atardım. (Süleyman ibn-i Mihran)
Nefis, üç köşeli bir dikendir; ne türlü koysan batar. (Mevlânâ)
İyilikte her düşmanı dost edinebilirsin, oysa nefsin ona iyilik ettikçe düşmanlığını arttırır. (Sâdî)
Nefse karşı yapacak, üçüncü bir iş vardır.
O da, her bir amel'den, ona hesap sormaktır.
Her gün akşam yatarken, o günkü işler için,
Nefsine sormalı ki: (Bunu niçin işledin?)
İnsan, iş ortağına aldanmaması için,
Nasıl hesaplaşırsa onunla peşin peşin,
Nefse karşı, daha da uyanık olmalıdır.
Çünkü nefis, hiyleci, hain ve yalancıdır.
Kendi arzularını, sana iyi ve güzel,
Gösterip, yaptırmaya çalışır pek mükemmel.
Onun için her şeyi, ona sual etmeli.
(Bu işi ne niyetle, niçin yaptın?) demeli.
Zararlı, fena bir iş yapmışsa o gün eğer,
Ona bir ceza verip, ödetmek icab eder.
İbni Samed, âlim ve büyüklerden bir zattı.
Altmış yıllık ömrünün, bir hesabını yaptı.
Yirmibirbin altıyüz gün idi geçen hayat.
Bu rakamı görünce, şaşırdı birden o zat.
Derin bir (Ah!) ederek, dedi ki o gam ile:
(Her gün, en az bir günah işlemiş olsam bile,
Yirmibirbin altıyüz günah eder bu cem’an.
Ben nasıl kurtulurum bu kadar çok günahtan?
Hem de öyle günlerim oldu ki benim eyvaah!
İşlemiştim bir değil, yüzlerce hatta, günah.
O halde, yüzbinlerce günah oldu şu anda.
Öyleyse benim halim, ne olacak Mizan’da?)
Yıkıldı sonra yere, düşünerek o bunu.
Halk gelip baktılar ki, teslim etmiş ruhunu.
Lakin herkes, günahı, böyle dert etmiyorlar.
Yani kendilerini hesaba çekmiyorlar.
Bir tane kum koysaydı, odaya her günahta,
Birkaç sene içinde, dolardı kumla oda.
Omuzlarımızdaki vazifeli melekler,
Her bir günahımızı tek be tek kaydederler.
Bir günaha, bir lira isteselerdi bizden,
Malımızın tamamı giderdi elimizden.
Halbuki arada bir, hem de pek gaflet ile,
Bir iki (Sübhanallah) diyecek olsak bile,
Tesbih alır ve sayar, onu hesab ederiz.
Sonra da, (Ben şu kadar, şunu söyledim) deriz.
Hazret-i Ömer Faruk buyurdu ki: (Her insan,
Tartmalı kendisini, gelmeden vakt-i mizan.)
Her akşam, kamçı ile vurarak kendisine,
(Ne için böyle yaptın?) der idi hep nefsine.
Ve derdi ki: (Ey nefsim, gaflete gelme zinhar.
Bak, emir-ül müminin diyor sana insanlar.
Buna layık olmazsan, yazıklar olsun sana.
http://www.minare.net/forum/Smileys/default/iccon04.gif’tan kork, yahut da hazırlan azabına.)
Nurun Ala Nur
03.07.2009, 22:39
:-046Cok guzeldi emeginize saglik. Yuce rabbim bizi bize birakmasin .Her daim nevfsimizi hesaba cekelimki? tevbe kapisini araliyalim. Allah cumlemizin yar ve yardimcisi olsun..
vBulletin v4.0.3, Copyright ©2000-2012, Jelsoft Enterprises Ltd.