Orijinalini görmek için tıklayınız : Çarşafın Farz Olduğuna Deliller
Ene-Zerre
04.07.2009, 23:23
Bismillahirrahmanırrahim...
Çarşaf giymenin farz olduğuna dair deliller nelerdir?Ulemanın ekserisinin görüşü nedir?
Vesselam.
Ene-Zerre
05.07.2009, 15:57
AHZAB 59 AYET
Biraz açsak hocam?
KADININ ÖRTÜSÜ
NASIL OLMALI?
Kur'an–ı Kerim'de örtünme ile ilgili âyetler iki sûrede yer almıştır. Bunlardan bir tanesi Nur sûresindeki:
"Mü'min kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) sakınsınlar, namuslarını korusunlar. Kendiliğinden görünen kısımları müstesna olmak üzere, ziynetlerini açmasınlar. Başörtülerini, yakalarının üzerine vursunlar…" âyet–i kerimesidir. Bir diğer âyet–i kerime ise, Ahzab sûresi 59 âyettir ki;
"Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve mü'minlerin hanımlarına söyle: (Evden çıkarlarken) üstlerine vücutlarını iyice örten cilbablarını (dış elbiselerini) giysinler. Bu, onların tanınıp eziyet edilmemelerine en elverişli olandır" buyrulmaktadır.
İslâm âlimleri, yukarıda mealleri yazılı âyetlere ve bu konuyla ilgili hadislere dayanarak, kadınların tesettürünün nasıl olması gerektiği konusunda pek çok beyanlarda bulunmuşlardır. Biz de âcizane, ulemânın bu beyanları ışığında "Kadının örtüsü nasıl olmalı?" konusunu şöyle bir gözden geçirelim. Malûmunuz geçen sayımızdaki tesettürle alâkalı yazımızda, Nur sûresi 31. âyet–i kerimeyi izaha çalışmıştık. Yazımızın sonunda da, yine kadının örtünmesi ile alâkalı Ahzab sûresi 59 âyet–i kerimeye kısaca değinmiş, âyet–i kerimede zikredilen "cilbab"dan muradın ne olduğunu bir dahaki yazımızda detaylı olarak izah ederiz demiştik. İnşالله bu yazımızda bu konuyu izah etmeye gayret edelim.
CİLBAB
اللهu Teâlâ bu âyet–i kerimede mümin kadınlara, evlerinden çıkarken yabancı erkekler karşısında vücutlarını iyice örten cilbablarını, dış elbiselerini üzerlerine örtünmelerini emretmiştir. Bu hicab âyeti, geçen yazımızda da ifade ettiğimiz gibi, kadınların avret mahallerini örtmeleri istikrar kazandıktan sonra nazil olmuştur. Demek ki, bu âyette emrolunan tesettür, daha önce farz kılınan setr–i avretten başka fazla bir örtünmedir. Dolayısıyla âyet–i kerimede geçen "Cilbab" kıyafeti hakkında, müfessirler değişik yorumlarda bulunsalar da, mefhumda birleşmişler ve "cilbab"dan maksadın; kadının elbiseleri üzerine giyilen ve vücut hatlarını belli etmeyecek şekilde bütün vücudu örten bir elbise olduğunda ittifak etmişlerdir.
اللهu Teâlâ burada kadının örtünmesiyle alâkalı olarak pek çok elbise şekli emir buyurabilecekken, acaba neden özellikle "cilbab" giyilmesini önermektedir?.. Elbette bunun pek çok hikmetleri vardır. En önemli hikmeti ise, kadınların tesettüründe en ideal örtünme kıyafeti olmasındandır. Çünkü cilbab, kadını baştan ayağı kapatmakta ve fitneye sebebiyet verecek hiçbir açık kapı bırakmamaktadır. Böylece kadın ile, art niyetli, kötü düşünceli ve kalplerinde maraz olan kişiler arasına bir perde çekilmiş, bu tür ahlâksız kişilerin sataşmasına fırsat verilmemiş olacaktır. Nitekim bu maksat âyet–i kerimede de:
"Bu cilbabı giydiğiniz zaman ki durumunuz tanınıp eziyet edilmemenize daha uygundur." şeklinde zikredilmiştir. Gerçi bu konuda eziyet etmeyi, kadınlara sataşıp tacizde bulunmayı bir huy edinmiş olan, alçak karakterli bazı kanı bozukları, örtü engelleyecek değildir. Fakat imanlı, temiz kadınların, bu tür şehevânî ve kirli bakışlardan yuvalarında gizli inciler gibi korunmuş kalmalarına en uygun olan şekil de budur. Hâl böyle olunca, kadın bu konuda son derece suçsuz ve masum, onlara eziyet ve tacizde bulunacak olan nefsinin zebûnu kimselerin ise, çok açık bir vebal yüklenmiş oldukları ortaya çıkar.
Peki, kadının dış örtü örtmesi gerektiğinden söz eden bu ayet–i kerimede, örtünme için belli bir şekil ve model var mıdır? Yani kadının dış örtüsü nasıl ve ne şekilde olmalıdır?..
KUR'AN–I KERİM'DE
ÇARŞAF GEÇİYOR
Efendim, tesettür emri ile alâkalı olarak Nur sûre'si 31. âyette geçen "başörtüsü" (hımar–humur) ve Ahzab sûresi 59. âyette geçen "Dış giysi" (cilbab–celâbîb) ifadeleri birlikte mütalaa edilince, kadın için iki parçalı bir giysi şekli ortaya çıkıyor. Birincisi; saç, boyun ve göğüsleri örten ve omuzlara doğru yakaların üstüne serbest bırakılan "başörtüsü"dür. İkincisi ise: "Dış giysi" olup, bunun şekli de iki türlü tarif edilmiştir. Başörtüsünün üstünden, bedeni aşağıya kadar örten büyük parça bir giysi veya başörtüsünün altında, boyundan aşağı topuklara kadar örten dış giysi… Peki, ulemâ bu konuda ne diyor ve hangisini tercih ediyor?
Ulemânın bu konudaki beyanlarına geçmeden önce, hazır yeri gelmişken bazı Müslüman kardeşlerimizin sıkça sorduğu "Kur'an–ı Kerim'de çarşaf geçiyor mu?!" sorusuna açıklık getirelim.
Evet, Kur'an–ı Kerim'de çarşaf geçiyor!
Çarşafın adresi ise, Ahzab sûresinin 59. âyet–i kerimesidir. Şayet, "Bu âyet–i kerime çarşaftan değil, cilbabdan bahsetmektedir." derseniz, şöyle açıklayayım. Evet, âyette "cilbab" kelimesi geçmekte ve "celâbîb" diye zikrolunmaktadır. "Celâbîb" kelimesi "cilbab"ın çoğuludur. Cilbab ise, Türkçe'de çarşaf mânasına gelir. Bu arada, "Kur'an'da çarşaf geçmiyor." diyenler, şayet birebir "çarşaf" kelimesinin geçmesini kastediyorlarsa, o zaman doğru söylüyorlar, Kur'an'da "çarşaf" kelimesi geçmez! Çünkü "çarşaf" Farsça bir kelimedir. Ama Türkçemizde de kullanılmaktadır. Oysa Kur'an–ı Kerim Arapça indirilmiştir. Yani bu mantığa göre, yanlış anlaşılmasın ama, Kur'an'da "namaz" kelimesi de geçmez, "oruç" kelimesi de… Ya nasıl geçer? "Salât ve savm" şeklinde geçer.
TEFSİR ÂLİMLERİ
ÇARŞAF İÇİN NE DİYOR?
Bazı tefsirler ise "cilbab" kelimesini "milhafe" diye tefsir ederler ki, "milhafe" lügatta çar ve çarşaf mânasına gelir. Şimdi ulemânın bu âyetle alâkalı yaptıkları tefsirleri zikrettiğimizde, tariflere en uygun kıyafetin çarşaf olduğu görülecektir.
Ulemâ âyet–i kerimede "cilbab" diye geçen, bu tesettürün nasıl olacağı hususunda birkaç görüşe ayrılmışlardır. İnşالله şimdi bizler kenara çekilip onların görüşlerine yer verelim.
Son devrin âlimlerinden Elmalılı, bu âyeti tefsir ederken "cilbab"ı şöyle tarif etmiştir:
"Baştan aşağı örten çarşaf, ferace, câr gibi dış elbisenin adıdır."
"Tepeden tırnağa örten giysidir."
"Çarşaf ve peçedir."
Âyet–i kerimede geçen "İDNÂ" kelimesi: Yaklaştırmak demek ise de, âyette "Alâ" harf–i cerri ile kullanılması, kapsamak sûretiyle sarkıtmak mânasını da ifade ettiğinden, üzerinden sıkıca örtmek demek olur. "Cilbab örtmek" tabirinde de iki şekil vardır. Bunlardan birincisi; cilbablarından birisiyle bütün bedenini örtmek; diğeri ise, cilbabın bir tarafıyla başından yüzünü örtmek demek olur.
Elmalılı, âyet–i kerimede geçen "cilbab idnâsını", bu şekilde tarif ettikten sonra şöyle devam ediyor: "Bu beyanda da iki sûret vardır. Birisi kaşlarına kadar başını örttükten sonra büküp, yüzünü de örtmek ve yalnız tek bir gözünü açık bırakmak." Elmalılı bunu söyledikten sonra, "Bizler yetiştiğimiz zaman memleketimizde validelerimizin tesettür tarzı bu idi." der. İkincisi de alnının üzerinden sıkıca sardıktan sonra, burnunun üzerinden dolayıp gözlerin ikisi de açık kalsa bile, yüzün büyük bir kısmını ve göğsü tamamen örtmüş bulunmaktır. Bu açıklamadan sonra da, "Hicri 1310'da İstanbul'a geldiğim zaman İstanbul hanımlarının bir peçe ilave edilmek ve elde açık bir şemsiye bulunmak şartıyla tesettür tarzları bu idi." demektedir.(1)
Evet, Elmalılı merhum "cilbab"ı böyle tarif ediyor.
Yine bu konuda Konyalı Mehmet Vehbi Efendi "Hulasatü'l–Beyan" isimli tefsirinde: "Kadınların ziynetlerini örtmeleri için çarşafa bürünmelerinin lazım ve vacip olduğunu zikretmektedir."(2)
Ömer Nasuhi Bilmen Efendi de kendi tefsirinde "Cilbab"ı çarşaf olarak tefsir etmişlerdir.
Gördüğümüz gibi son devrin âlimlerinden, herkesçe tanınan ve kabul gören üç tane tefsir âliminin "cilbab" hakkındaki görüş ve yorumları bu şekildedir… Şimdi de diğer ulemâ bu âyeti nasıl tefsir ediyor ona bakalım:
Taberî, İbn Sîrîn'den şöyle rivayet eder:
"Abide es–Selmani'ye, "…Dış elbiselerinden üstlerine giymelerini söyle…" âyetinin mânasını sordum. O hemen büyük bir çarşaf alarak onunla bütün vücudunu örttü. Başını da kaşlarına kadar kapattı. Yüzünü de tamamen kapattı. Yalnız sol gözünü açık bıraktı. Böylece âyeti fiili olarak tefsir etti."(3)
Taberî ve Ebû Hayan, İbn Abbas'tan şöyle rivayet etmişlerdir:
"Kadın cilbabını alnının üzerine indirir ve oradan sıkar. Alttan da burnunun üzerine kadar kapatır. Yalnız gözleri dışarıda kalmalıdır. Yüzünün kalan kısmı ile göğsünü tamamen kapamalıdır."(4)
Ebu's–Suûd Efendi: "Cibab"tan maksat, çok geniş ve uzun bir örtüdür. Kadın bununla başını örttüğü gibi yüzünü ve göğsünü de örterek ayaklarına kadar salar. Buna göre âyetin mânası, 'Kadınlar dışarıya veya yabancı bir erkeğin karşısına çıkacakları zaman, bu örtüyle yüzlerini ve bütün vücutlarını örtsünler.' olur." demiştir.
Cevherî de "Cilbab"ı çarşaf diye tefsir etti. Ve "Cilbab çarşaftır." denildi. (5)
Ümmü Seleme annemiz şöyle demiştir:
"Cilbablarından üzerlerini sıkı örtsünler' âyetinin nüzulünden sonra ensar kadınları siyah çarşaflara büründüler. Öyle bir ağırbaşlılık ile çıkmışlardı ki, sanki hepsinin başına birer karga konmuştu."
ÖRTÜNMEK KADININ
OLMAZSA OLMAZIDIR
Verilen kaynaklardan da anlaşıldığı üzere İslâm âlimlerinin çoğunluğu çarşaf üzerinde durmakta ve tesettürün çarşafla daha güzel olacağını belirtmektedirler. Açıkça "çarşaf" demeyen müfessirler ise, âyet–i kerimede geçen "cilbab" ile, kesintisiz bütün bedeni baştan aşağı örten geniş bir elbiseyi tarif etmektedirler ki, bu tarife en uygun olan kıyafet çarşaf, ferace ve cardır. Bu kıyafetler, Türkiye'nin çeşitli yörelerinde, "ehram, peştamal–dolama, şalvar–atkı" gibi farklı isimlerle de zikredilmektedir. Tabi-î bu kıyafetlerin kumaşının kalitesi, ince veya kalın oluşu örfe, beldelere ve mevsimlere göre değişiklik gösterebilir. Ancak dikkat edilecek husus, kadının boynu, omuzu, göğüs, kol, koltuk altı, bel gibi, kısaca vücut hatlarının belli olmaması gerekmektedir. İçini gösterecek kadar şeffaf, vücut hatlarını belli edecek kadar ince ve dar olmamalıdır. Çünkü kadınların örtünmesinden maksat bütün şüpheli yolları kesmek, erkek ve kadınların kalplerinde dolaşan vesveseyi bertaraf etmektir.
Bu arada, âyet–i kerimede örtünmenin, "iffet ve namusu koruması, tanınıp eziyet edilmemesine daha uygun olması" gibi bazı hikmetlerinin açıklanması, bu gayenin bulunmadığı veya başka şekilde elde edildiği durumlarda, örtünmek gerekmez gibi yanlış bir düşünce hatıra getirmemelidir. Çünkü esas itibariyle örtünmek, الله'ın emri ve dinin gereğidir.
Evli kadınların örtünmesinden kocaları sorumlu olduğu gibi, kız çocuklarının evleninceye kadar örtünme ile ilgili problemlerinden birinci derecede babası sorumludur. Çocukla uzun süre birlikte olan, onun eğitim ve terbiyesi ile yakından ilgisi bulunan anne de ikinci derecede sorumlu olur. Âyet–i kerimede اللهu Teâlâ bizleri şöyle uyarmaktadır:
"Ey iman edenler! Yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennem ateşinden kendinizi ve ailenizi koruyun"(6)
Dipnotlar:
1– "Hak Dini Kur'an Dili", c. 6, s. 337, 338
2– "Hulasatü'l–Beyan", c. 9, s. 3719
3– "Taberî Tefsiri", c. 22
4– "Bahru'l–Muhit", c. 5, s. 250
5– "Tacü'l–Aras", c. 1/186
6– Tahrim, 6
http://www.istikamet.eu/showthread.php?t=12267&highlight=%E7ar%FEaf (http://www.istikamet.eu/showthread.php?t=12267&highlight=%E7ar%FEaf)
bunuda okuyun gayet güzel yazılmış
Ene-Zerre
08.07.2009, 02:00
Allah razı olsun mübarek,yok mu konuya ilmi ekleme yapmak istiyen mübarekler?
1- İbni Cevzi; Ahzab suresi 59. ayetinin tefsirinde İbnu Kuteybe'den naklen şöyle der;
"Başlarını ve yüzlerini örtmelerini söyle ki; onların hür oldukları bilinsin. Ayetteki "celabib" kelimesinden maksat, normal elbiselerin üzerini kapatacak ve vücut hatlarını göstermeyecek bir örtüdür" [İbni Cevzi, Zadül Mesir(6/422); Sabuni, Revai(2/328); Alusi, Ruhul Meani(12/88)]
2- Ebu's Suud Efendi; "Cilbabdan maksat, çok geniş ve uzun bir örtüdür. Kadın bununla başını örttüğü gibi yüzünü ve göğsünü de örterek ayaklarına kadar salar. Buna göre ayetin manası; "Kadınlar dışarıya veya yabancı erkek karşısına çıkacağı zaman bu örtüyle yüzlerini ve bütün vücutlarını örtsünler" olur.
Es Süddî de ayetin tefsirinde "Kadın alnını ve yüzünü yalnız bir gözü açık kalacak şekilde örter" demiştir." [Ebus Suud, İrşadu Aklı Selim(6/801); Sabuni, Revai(2/328); Mesaid Bin Kasım, Ahkamul Avret(48)]
3- Ebu Hayyan; "Endülüs’teki adet de Süddi'nin tarif ettiği gibiydi. Kadın bütün vücudunu örter, yalnız tek gözü açık kalırdı."
Ayet tepeden tırnağa bütün vücudun örtülmesini emreder ve ayetteki "üstleri" kelimesinden maksat yalnız yüzleridir. Yani ayet yüzlerin örtülmesini emretmektedir. Çünkü Cahiliye devrinde hür kadınlar zaten saçları ve yüzleri hariç bütün vücutlarını örtmekteydiler." [Ebu Hayyan, Bahrı Muhit(7/250)]
İbni Abbas radıyallahu anh derki; "Kadın cilbabını alnının üzerine indirir ve oradan sıkar. Alttan da burnunun üzerine kadar kapatır. Yalnız gözleri açık kalmalıdır. Yüzünün kalan kısmı ile göğsünü tamamen kapatmalıdır" [İbni Kesir Muhtasarı(4/1998); Taberi(10/118 no:21861); Ebu Hayyan, Bahrı Muhit(7/250); Sabuni, Revai(2/327)]
4- Cessas; "Ayet genç kadınların yabancı erkeklere karşı yüzlerini örtmeleri gerektiğine delalet ediyor. Kadınlar dış örtülerine bürünmelidir ki, kötü niyetli kimseler onlardan bir şey umarak eziyet etmesinler. [Cessas, Ahkamul Kur'an(3/3729 )]
"Ümmü Seleme radıyallahu anha dedi ki; "Ahzab suresi 59. ayetinin nüzulünden sonra Ensar kadınları siyah çarşaflarına büründüler. Sanki hepsinin başlarında birer karga vardı." [Ebu Davud(4101-4); Beyhaki(2/234); Cessas(3/372); İbnu Katan, Kitabun Nazar(s175); Cemül Fevaid(5730); Mecmaut Tefasir(5/138); Tac(4/315); Hakim(2/397); Suyuti, Dürü Mensur(5/221); Ahkamul Avret(48); Razi, Tefsiri Kebir(17/48); Nihaye(3/352); Taberi(22/29); İbni Kesir(3/1610); Kayrevani, Cami(210); Beyhaki(7/88); Hamidullah, İslam Peygamberi(1857); Ahmed(6/30);Belazuri(1/574)]
Aişe radıyallahu anha’dan gelen rivayette; “ALLAH ilk muhacir hanımlara rahmet eylesin. Hicab emri gelince elbiselerinin bir parçası ile yüzlerini örttüler.” [İbnu Katan, Kitabun Nazar(s173); Buhari(6/13); Fethul Bari(8/489); Ebu Davud(4102); Taberi(18/94); İbni Habib, Gaye ve Nihaye(s213)]
5- Suyuti ve Taberi; "Cilbab; kadının bütün vücudunu örten örtüdür." [Celaleyn(s515); Taberi(22/29)]
İbni Sirin, cilbabın manasını sorunca Abide es Selmani, büyük bir çarşaf alarak onunla bütün vücudunu örttü. Başını da kaşlarına kadar kapattı, yüzünü de tamamen kapattı. Yalnız sol gözü açık kaldı. Böylece ayeti fiili olarak tefsir etti. [Taberi(no:21862); Cessas(3/458); Suyuti, Dürrü Mensur(5/221); Ahkamul Avret(48); Sabuni, Revai(2/327); İbni Kesir(4/1998) sahihtir]
6- Fahreddin Razi, Nisaburi, Nevevi ve Şerkavi; "Bu ayette kadınlara yüzlerini örtmeleri emrediliyor" derler. [Tefsiri Kebir(17/48); Nisaburi, Tefsiru Garibul Kur'an(22/32); Nevevi, Fetava(210); Şerkavi, Tahrir(1/37); Mesaid Bin Kasım, Ahkamul Avret(49)]
7- Beydavi; "Hür kadınlar ihtiyacları için dışarı çıktıkları vakit çarşaflarını giyer, başlarını, yüzlerini ve vücutlarını bununla örterler"
[B]8- İbni Kesir; cilbabın elleri ve yüzü de örtecek mahiyette olması gerektiğini belirtir. [İbni Kesir(2/283)]
İbni Mes'ud radıyallahu anh; "Nur suresi 31. ayetinde geçen "kendiliğinden görünen kısım müstesna ziynetlerini açmasınlar" ibaresi hakkında der ki; “Ziynet iki türlüdür; görünen ziynet ve gizli ziynet. Görünen ziynet; Arap kadınlarının giymeyi adet edindikleri elbiseleri üzerine giydikleri örtüler ile elbiselerinin altlarından görünen kısmıdır. Gizli ziynet ise kocasından başkasına göstermesi caiz olmayan; sürme, yüzük, bilezik gibi şeylerdir." [İbni Ebi Şeybe(3/384); İbni Kesir(2/283); Beydavi(2/138); Taberi(18/92,119); Kurtubi(12/229); İbnül Arabi(3/1356); İbni Cevzi, Zadül Mesir(6/31); İbnu Katan, Kitabun Nazar(s136); Dürrü Mensur(5/41); İbni Habib, Gaye ve Nihaye(s215)]
İbni Mesud, Mahan, Ebul Ahvas, Ebu Salih, İkrime, Şa’bi ve İbrahim en Nehai(r.anhum) “görünen kısım; elbisedir” demişler, İbni Ömer, İbni Abbas, Said Bin Cübeyr, Abdulvaris ve Mekhul ra yüz ve ellerin örtülmesi emredilen ziynete dahil olduğunu söylemişlerdir. [İbni Ebi Şeybe(3/383-384)]
9- Elmalılı Hamdi Yazır; "Cilbab; baştan aşağı örten çarşaf, ferace, car gibi dış örtüsünün adıdır. Cilbabdan örtmek tabirinde iki durum vardır; birisi cilbablardan birisiyle, bütün bedenini sıkıca örtmek, diğeri de; bir cilbabın bir tarafıyla başından yüzünü örtmek demektir." [Hak Dini Kur'an Dili(6/338); Envarut Tenzil(2/252)]
10- Muhammed Mahmud Hicazi; Ahzab 59. ayetini şu şekilde manalandırmıştır; "Ey peygamber! Zevcelerine, kızlarına ve müminlerin kadınlarına deki; örtülerini üzerlerine salsınlar, bedenlerinin tümünü örtsünler, yolu görebilecekleri kadar müstesna olmak üzere yüzlerini de örtsünler" [Hicazi, Tefsirül Vadıh(5/112)]
11- Ömer Nasuhi Bilmen; "Cilbab, kadınların örtündükleri çarşaf, ferace, elbiselerinin üzerinden giydikleri elbiseler demektir." [Ömer Nasuhi Bilmen Tefsiri(6/2832)]
12- Savi ve Nesefi; "Cilbab çarşaftır" derler. [Nesefi, Medarik(3/455)]
13- Alusi; "Kadınlar cilbablarını bütün bedenlerini örtecek şekilde giyerler, bir parçasını da başörtüsü yapıp yüzlerini de örterler" [Alusi, Ruhul Maani(22/89)]
14- Zemahşeri, Mahalli, Kasani ve İbni Abidin; "Cilbab; bir parçası ile başın ve yüzün, diğer parçasıyla bedenin üzerine bırakılmak suretiyle bütün vücudun örtüldüğü örtüdür" [Zemahşeri, Keşşaf(1/221); Mahalli, Şerhu Minhac(3/206); Kasani, Bedayius Sanayi(5/118); İbni Abidin(5/320)]
15- İsmail Hakkı Bursevi; "Cilbab; dış örtünün bir göz müstesna yüzü bile kapatması demektir." [Ruhul Beyan(7/240); Tenvirül Ezhan(6/484)]
16- İbni Kudame; "Cilbab; giyilmeyerek, entari üzerine kuşanılır ve yüz örtülür" [İbni Kudame, El Muğni(1/602); Belazuri, Ensab(1/574)]
17- Ebu Şukka; Ahzab suresi 53. ayetini tefsir ederken; "Kadınlar ev içinde perde arkasından konuşmalı, ev dışında peçeli olmalıdır" der. [Ebu Şukka, Tahrirul Mer'e(3/67); Said Şimşek, GTefsir Problemleri(236)]
18- Kasani; "yabancı kadının yüzüne bakmak caiz değildir" derken, İbni Abidin, Haskefi, Mevkufati, Merginani, Halebi, İbni Nüceym, Iraki, Kevseri, Aliyyül Kari gibi Hanefi ulemasının kahir ekseriyeti; "genç kadın erkekler arasında yüzünü açmaktan men edilir" demişlerdir.
[B]19- Muhammed Said Bin Ramazan El Buti; "Bugünkü Müslümanların durumu fısk-u fücurun kötü ahlak ve terbiyenin yaygınlaştığı göz önünde bulundurulursa bu durumda kadının yüzünü açmasının caiz olduğunu söylemeye imkan bulunmadığı anlaşılmış olur" [Fıkhus Siyre(243); Bkz:Mevahibül Celil(1/499); El Muğni Ve Şerhul Kebir(1/637); Fetavayı Şeyhul İslam İbn Teymiyye(4/409); Zuhayli, Fıkhul İslami(1/459); Sabuni, Safvetut Tefasir(2/335); Mehmed Talu, İslama Göre Kadının Kıyafeti(350); Tecridi Sarih Şerhi(7/171)]
20- Şeyhul İslam İbni Teymiyye'ye göre eller ve yüz avrettir. [Fetava (4/409)]
21- Hanefi mezhebinin meşhur fıkıh kitabı Fetavayı Hindiyye'de; "Bir kadının facire bir kadın yanında dahi cilbabını ve başörtüsünü çıkarması caiz değildir" kaydı vardır. [Fetavayı Hindiyye(5/289)]
22- Muhammed Hamidullah “İslam Peygamberi” adlı eserinde, kadınların yüzünü örtmelerinin vacip oluşunu delilleri ile anlatmıştır. [İslam Peygamberi(1856-71)]
23- Mevdudi Nur suresi 31. ayetinin tefsirinde der ki; "Zinet; çekici elbiseler ve kadınların genellikle kullandığı diğer baş, yüz, el, ayak vs. süslerini içine alır ve modern manada makyaj kelimesi ile ifade edilir. Yani kadınlar bilerek ve kasten süslerini açığa vuramazlar" [Mevdudi, Tefhimul Kur'an(3/470)]
24- Kurtubi; "Gerçek şu ki; cilbab; bütün bedeni örten ve kabarık kısmını göstermeyen örtüdür" [Camiu Lil Ahkamil Kur'an(14/244); Kayravani, Cami(210)]
Nitekim bir kadın ; "Olur ki birimiz tüm bedenini örten örtüyü bulamaz, bu takdirde ne olur?" diye Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e sordu bunun üzerine;
"Ona din kardeşi kendi cilbabından giydirsin" buyurmuştur.
Bu hadisin şerhinde birçok ulema dedi ki; "Zaruret icabı kadın dışarı çıkarsa din kardeşinin çarşafını ödünç alır ve onunla örtünür. İmkan bulduğu müddetçe evinde giymiş olduğu elbisesiyle dışarı çıkması caiz değildir."
Sahih bir rivayete göre Temim kabilesinden üzerlerinde ten gösteren ince elbise bulunan bir kadın cemaati Aişe radıyallahu anha’nın yanına gelmişler, Hazreti Aişe onlara demiş ki; "Eğer siz ALLAH'a iman edenlerden iseniz ince elbise mümin hanımlara asla yakışmaz" [Kurtubi(14/244)]
Başka bir haberde [B]çok süslü ve renkli bir başörtüsü giyen kadına; "Herhalde sen hicab ayetlerine iman etmeyenlerdensin. Zira iman eden asla böyle giyinmez" buyurur. [Kurtubi(14/244)]
Görüldüğü gibi ulema tesettür ayetlerinden kadının dışarı çıkarken yüzünü ve ellerini çarşaf ile örtmesinin vacip olmasında ittifak etmişlerdir.
"Rasulullah aleyhissalatu vesselam ihramlı iken şunları yasakladı; iki eldiven, peçe, vers yada zaferan ile boyanmış giysi" [Malik(730); Buhari(3/146); Ebu Davud(1827); Tirmizi(763); Müslim(2012); Nesai(2616); İbni Mace(2920); Ahmed(4252); Darimi(1730)]
Bu yasak hacca mahsus olup, sahabe hanımlarının hac dışında eldiven ve peçe kullandığına delalet eder. Günümüzde bazı cahiller "madem ki kadın ihramda yüzünü örtmüyor, öyleyse diğer zamanlarda da açabilir" diyorlar. Bu iddia İslam fıkhını bilmeyenlerin sözüdür. Selef-i Salihin’in, sahabenin ve tabiinin kadınlarının yaşayışını inceleyen, araştıran herkes yüzün açılmasının mubah olduğunu söyleyenlerin hata ettiğini kesin olarak anlar.
Nur suresi 31. ayetinde kadının ziynetini yabancılara göstermesinin haram olduğu belirtilmiştir. Zira yüz ziynetin ve güzelliğin aslı, fitnenin kaynağı olduğu için onun da yabancılara karşı örtülmesi zaruridir. Kaldı ki sahabe hanımları ihramlı iken de yüzlerini örterdi;
Aişe radıyallahu anha der ki; "Binekli hacılar biz Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin yanında ihramlı iken yanımızdan geçerlerken her birimiz başörtüsünü başından yüzüne indirirdi. Binekliler geçtiğinde yine açardık" [Ebu Davud(1833); İbni Rüşd, Bidaye(2/166); İbni Sa'd(8/71); İbni Mace(2935); İbnu Katan, Kitabun Nazar(s149); Ezraki(2/14)]
Fatıma Binti Münzir radıyallahu anha derki; "Esma ile birlikte ihramlı iken yüzümüzü de örtüyorduk. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem bizim bu halimizi yadırgamıyordu" [Malik(740); İbni Rüşd, Bidaye(2/166); Ahkamul Avret(60); Terhut Tesrib(5/46)]
Yüzün açılabileceğine dair hiçbir delil yoktur. Bazıları daha sonra kaydedeceğimiz Esma radıyallahu anha’ya Efendimiz aleyhisselam’ın el ve yüzü istisna eden haberini delil getirmeye çalışıyorlar. Ancak bu asla delil olamaz zira; bu haber hem çok zayıftır hem de hicab emrinden önce vuku bulmuş bir hadisedir. Sahih rivayette;
"Müslüman bir kadın Beni Kaynuka pazarında örtülü bir halde zaruri alışverişini yaparken Yahudilerden biri kadının örtüsü ile alay ederek yüzünü açmaya çalıştı. Kadın yüzünü açmayınca elbisesinin eteğini bir yere tutturdular ve avretini açtılar.
"yüzünü örtüyor, avretini açıyor" diye alay ettiler. Duruma şahit olan bir Müslüman o yahudiyi öldürdü. Yahudiler de toplanıp bu müslüman'ı öldürdüler. Bu olay üzerine Beni Kaynuka savaşı çıkmıştır"
[Belazuri, Ensab(309); Süheyli, Ravdul Ünf(5/392); El Buti, Fıkhus Siyra(240); İbni Hişam(2/47); Taberi Tarih(2/480); Mahmud Şakir, Siyer(264); Muinüddin Nedvi, Asrı Seadet(1/87); İbni İshak(295); Kastalani, Mevahibu Ledüniye(1/102); İbni Esir, Kamil(2/65); Cevad Ali, Tarihu Kablel İslam(6/144); İbni Kesir, Bidaye(4/11); İbni Sa'd(8/321); Kettani, Teratibul İdariyye(2/4); Üsdül Gabe(7/245); Vakıdi(3/67)]
Aişe radıyallahu anha der ki; "Peygamber aleyhis selam’ın hanımları sabah namazını mescidde kılarlar, sonra da karanlık sebebiyle tanınmadan önce çarşaflarına bürünmüş olarak evlerine dönerlerdi" [Buhari(6/13); Müslim(mesacid 230); Malik(1/5); Beyhaki(7/88); Şafii, El-Ümm(7/170); Humeydi(174); Nesei(1/271); İbni Huzeyme(350); Tahavi(1/176); İbni Hibban(1496); Ebu Davud(423); Tirmizi(153); İbni Mace(669); Darimi(1219); Ahmed(6/33); Cemül Fevaid(1014)]
İfk hadisesi de yüzü örtmenin vacip oluşuna delildir; "Aişe ra dedi ki; "Safvan'ın istirca'ı ile uyandım. Hemen çarşafım ile yüzümü örttüm. Safvan, hicab emredilmezden önce beni gördüğü için tanıdı…" [Buhari(megazi 34); Müslim(tevbe 58); Tirmizi(3180); İbni Kesir(3/1584); Cemül Fevaid(7104); Taberi(2/111); İbni Hişam(4/10); Vakıdi(2/426); Dürrü Mensur(190); İbni Seyyidin Nas, Uyunül Eser(2/128); Zadul Mead(3/1223); İbni Mace(1970); Beyhaki, Delail(4/64); İbni Sad(2/65)]
Bu rivayet, hicab emriyle kadınlara yüzlerini örtmelerinin vacip kılındığını açıkça göstermektedir.
Yüzü açmak sonradan çıkmış çirkin bir bid'attir ve haramdır. Selef döneminde yüzü açmak vuku bulmamış, Hüseyin radıyallahu anh'ın kızı Sükeyne dışarıda yüzü açık dolaştığı için o günün Müslümanları bu fiilini çirkin bulmuşlardır. [Hamidullah İslam Peygamberi(1860)]
"Memure ve öğrenci kadınlar peruk takabilirler" şeklinde bir fetva kulağımıza gelmektedir. Bu asla itibar edilecek birşey değildir. Zira peruk takanlara hadislerde lanet varid olduğu gibi, peruğun tesettürle de uzaktan yakından alakası yoktur. Bu Yahudi zihniyeti ile tesettüre bir darbedir. Peruk kadının güzelliğinden ve cazibesinden neyi gizleyecek? Sahte de olsa gerçek de olsa ortada bir saç görüntüsü yok mudur?
Kadının çalışması haram olmamakla beraber tesettüre riayet etmesi, yabancı erkeklerle nazik konuşmaması, süslenip kokulanmaması farzdır. Erkeklerle karışık çalışmasında bu şartları yerine getirmesi mümkün olmadığından çalışması sakıncalı görülmüştür. Ayrıca kadının çalışma sahası olarak ev tayin edilmiştir; Kur’an’da kadınlara hitaben; “Evlerinizde oturun”(Ahzab 33) buyrulmuştur.
Ashab kadınları siyah çarşaf giyerdi. Şiirlerde gecenin karanlığı cilbaba benzetilmiş, [lisanul Arab, Cilbab maddesi(1/273)], daha önce nakletmiş olduğumuz gibi Ümmü Seleme ve Aişe radıyallahu anhuma çarşafa bürünen ashab kadınlarını “başlarında karga varmış gibi” diye tavsif etmişler; ayrıca İbni Sa’d Habibe binti Abbad’dan şunu rivayet etmiştir;
“Aişe’nin üzerinde siyah bir başörtü gördüm” [İbni Sa’d(8/71,73); Sükeyne de aynısını söylemiştir Bkz: İbni Ebi Şeybe(6/18)]
İbni Hallikan’ın rivayetine göre; İsa Bin Ömer, Ebu Amr Bin A’la’ya; şöyle bir beyit okumuştur;
“O kadınlar tesettür için yüzlerini örtüp gizlerlerdi,
Bugün ise bakanlara kendi yüzlerini gösterip açığa vururlar”
[İbni Kesir, el Bidaye(10/179)]
İşte bu, Ahzab Suresi 59. ayetinde geçen “la yübdiyne” kelimesinin izahıdır. Yani ayette yüzü açmak yasaklanıyor. Bu beyit, sahabe hanımların yüzü örtmeyi tesettür emri dahilinde gördüklerinin de delilidir.
Seyfullah Erdoğmuş- "Zâdu'l Gurabâil Mübeşşirîn" adlı eserden
ÇARŞAF HAKKINDAKİ AYET VE BU HUSUSTA MÜFESSİRLERİN BEYANI
يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ قُل لِّأَزْوَاجِكَ وَبَنَاتِكَ وَنِسَاء الْمُؤْمِنِينَ يُدْنِينَ عَلَيْهِنَّ مِن جَلَابِيبِهِنَّ ذَلِكَ أَدْنَى أَن يُعْرَفْنَ فَلَا يُؤْذَيْنَ وَكَانَ اللَّهُ غَفُورًا رَّحِيمًا
“Ey Peygamber! Zevcelerine, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle: ( başlarını ve yüzlerini kapatacak şekilde ) cilbablarının (dış örtülerinin) bir kısmı ile üzerlerini sıkıca örtsünler. Bu, onların (hür ve iffetli olduklarının) bilinip incitilmemeleri için daha elverişlidir. ALLAH, Gafûrdur (mağfiret eder), Rahîmdir (merhamet eder).”
(Ahzab-59)
1- Sebebi nüzul : Medinenin fasıkları (münafıkları) kadınlara laf atarak onlara eziyet ediyorlardı. “Niçin müslüman kadınları rahatsız ediyorsunuz” denildiği zaman, “biz bunu yalnızca köle kadınlara yapıyoruz” diyorlardı. ALLAH'ü Teala hür iffetli kadınların diğerlerinden ayırt edilmeleri için bu ayeti indirdi. (İbni kesir, Dürrül mensur) bu ayet tesettürün iddia edildiği gibi esaret değil, kadınların hürriyet ve asaletinin ifadesi olduğunuda gösterir.
2- Ayette geçen cilbabın tarifleri:
a) Baştan aşağı örten çarşaf, ferrace, car gibi dış elbisenin adıdır
b) Kadınların elbiselerinin üstüne giydikleri her çeşit giysidir.
c) Tepeden tırnağa örten giysidir. Kadınların tesettür ettikleri her türlü elbise ve başka şeylerdir.
d) Çarşaf ve peçedir. (elmalı. C:6-s:337)
e) Vehbi efendi nur suresinin 31. ayetini tefsir ederken şöyle der “ hatunların zinetini setriçin çarşaf örtünmeleri lazım ve vacib olduğu bu ayetten sarahaten müstefad olan fevaid (istifade edilen faideler) cümlesindendir” (Hülasatül Beyan : c: 9.s:3719)
3- Cilbabı giyme tarzı :
1- İbni abbas (r.a) yukarıda mealini verdiğimiz Ahzab suresinin 59. ayeti hakkında şöyle demiştir “ALLAH(c.c.) mü’min kadınlara bir hacet için dışarı çıktıklarında yüzlerini başlarının üzerinden cilbablarıyla örtmelerini ve yalnızca bir gözlerini açmalarını emretmiştir. (Taberi, İbni Kesir, Suyuti Dürrül Mensur Ve Sabuni)
2- İbni Sirin şöyle demiştir : bu ayeti (tabiinin büyük alimlerinden) Abidetüs-selmaniden sordum. Elbisesiyle başını, yüzünü örterek, sol gözünü açarak, hareketleriyle nasıl olacağını gösterdi. (Suyuti Dürrül Mensur, İbni Kesir )
3- İbni abbas ve Katade şöylede demişlerdir : Alnının üzerinden bağlar, diğer ucunu da burnunun üzerinden bırakır. Gözleri görünse de bu hal onun göğsünü ve yüzünün büyük bir kısmını örter. Hasanı Basri ise “yüzünün yarısını örter” demiştir. (Tefsiri Kurtubi ve İbni Kesir)
4- Tefsiri Beyzavi : Bir hacet için dışarı çıktıklarında çarşaflarıyla bedenlerini ve yüzlerini örtsünler. (c: 2-s:252)
5- Ebul Ferec İbnül Cevzi : başlarını ve yüzlerini örtsünler. (Zadül Mesir. C:6-s:422)
6- Tefsiri Celaleyn : Cilbab kadının bütün vucudunu örten örtüdür. Hacetleri için dışarı çıkarken bir kısmıyla yüzlerini örterler, ancak bir gözlerini açıkta bırakırlar.
7- Sahabe ve tabiin döneminden sonra gelen bütün büyük müfessirler de bu ayeti (yukarıda geçtiği gibi) aynı şekilde tefsir etmişlerdir. (Tefhimül Kur’an: c:4.s:459)
8- Tefsirlerin izahlarından anlaşılacağı üzere : cilbabı örtmekte iki şekil vardır. Birisi kaşlarına kadar başını örttükten sonra büküp yüzünü de örtmek ve yalnız tek bir gözünü açık bırakmak. İkincisi de alnının üzerinden sıkıca sardıktan sonra burnunun üzerinden dolayıp, gözlerini ikisi de açık kalsa bile yüzün büyük bir kısmını ve göğsü tamamen örtmüş bulunmaktır. (Elmalı : c:6-s:338)
4- Cilbabın tatbik şekli :
1- Ümmü Seleme (ra) şöyle demiştir : cilbab ayeti nazil olduğunda ensar kadınları üzerlerine siyah elbiseler giyerek öyle bir ağırbaşlılıkla çıkmışlardı ki; başları üzerinde kuşlar varmış gibi idi. (Elmalı : c.6-s.338, Kurtubi)
2- Hz. Aişe (r.a)de şöyle demiştir : Ensar kadınlarına ALLAH(c.c) rahmet etsin. Cilbab ayeti indiği zaman mırtılarını yardılar, onunla başlarını sardılar da Resulullah (asv) arkasında öyle namaz kıldılar ki, sanki başlarında kargalar varmış gibi idi. (Elmalı : c.6-s.338) (mırtı bir çeşit kumaştır)
3- Hz. Aişe (r.a) nın cilbabıyla yüzünü örttüğüne dair buharide bir rivayette vardır.
4- Rivayetlerden anlaşıldığına göre peygamberimiz (asv) döneminde peçe takan kadınlar bile vardı. (Bütün Yönleriyle Asrı Saadet: c.4.s.356)
5- Müslüman ahalide günümüze gelinceye kadar yukarıdaki kur’anın emri ve onun izahları muvacehesinde hareket etmişlerdir. Elmalı yukarıdaki cilbabın sarma şeklinin birincisini, yani yalnızca bir gözü açık bırakmayı tarif ederken “bizler yetiştiğimiz zaman memleketlerimizde annelerimizin tesettür tarzı bu idi” der. İkincisini anlatırken de “ 1310 da İstanbula geldiğim zaman İstanbul hanımları bir peçe ilave edilmek ve elde açık şemsiye bulunmak şartıyle tesettür tarzları da buydu” der. . (Elmalı : c.6-s.338)
6- Hülasa : Çarşaf, luzumsuz, gereksiz bir takva değil kur’anın emridir. Başta sahabeler olmak üzere Ümmeti Muhammedde şimdiye kadar bu emre imtisal edegelmişlerdir. Günümüzdeki hanımlarda “kınayan kimsenin kınamasından korkmazlar” ayeti mucibince bu emre imtisal etmelidirler. Fakat başkalarına bu hakikatı anlatır veya tavsiye ederken karşıdaki muhatabın durumunu da gözönünde bulundurmak gerekir.
Mesele :
Burada şöyle bir itiraz akla gelebilir : “Görünen kısmı müstesna, zinetlerini göstermesinler.” (Nur: 31) ayetinde görünen kısımdan kasıd ülemanın cumhuruna göre eller ve yüzdür. Buna göre eller ve yüz avret değildir ve örtmeye gerek yoktur. Halbuki yukarıdaki açıklamalarda, dışarı çıkarken kadının yüzünü de örtmesi lazım geldiği anlatılıyor. Bu ise bir çelişkidir.
El cevap:
Ayetteki ibaha ve ülemanın “el ve yüz avret değildir” ifadesi, kadının evinden dışarı çıkarken yüzünü açmasına bir cevaz vermiyor. Bu hususta ülema el ve yüzün açılmasıyla ilgili şunlarıda söylemiştir:
1- El-yüz avret değildir demekle bunları açmak gerekir manası kastedilmemiştir. Bazı haller ve zamanlarda bunları örtmede zorluk olduğu için şeriat bunda ruhsat göstermiştir. Fakat bu ruhsat daimi değil, bazı hallerle kayıtlıdır.
2- İbadet esnasında (ihram, namaz gibi durumlarda) kadın el ve yüzünü açar. (Beyzavi, Makalatı Kevseri)
3- Mahkemede şahitlik, dünürlük, tedavi gibi sebeplerle kadın el ve yüzünü açabilir. (Razi (mefatihül gayb), Elmalı)
4- Ülemanın kadının el ve yüzünü açmasına verdiği cevaz fitne olmadığı zamanlarla mukayyeddir. Fitne korkusu olduğu takdirde kadının yüzünü örtmesi emredilir. (Makalatı kevseri : 309, Tefsiri Kurtubi, Tefsiri Celaleyn)
5- Genç bir kadının erkekler arasında yüzünü açması men’ edilir. Çünkü bu durumda fitne söz konusudur. Yahut şehvetle bakmak söz konusudur. Bunun manası şudur : böyle bir kadın erkeklerin yüzünü görüp, fitne meydana gelir korkusuyla yüzünü açmaktan alıkonulur. Çünkü yüzü açık olan kadına şehvetle bakılır. (Zuhayli:c.1.s.458, İbni Abidin Tercemesi: c.2.s.113)
Birde ÇARŞAF'a gerek yok yeri başka şekilde doldurulur diyenler içinde, AHKAM TEFSİRİ'nden Alimlerin Çarşafla birlikte, hanımın yüzünün ve ellerinin hakkındaki hükümlerinden aktaralım inşaALLAH.
1-İbni Cevzi "Dış elbiselerinden üstlerine giymelerini söyle..." ayetinin tefsirinde İbn-i Kuteybe den naklen şöyle der: " Başlarını ve yüzlerini örtünmelerini söyle ki onların hür oldukları bilinsin.Ayetteki "celbib" kelimesindeki maksat da,noral elbiselerin üzerini kapatacak ve yüzün hatlarını göstermeyecek bir örtüdür.
2-Ebussuud Efendi:" Cilbab" tan maksat çok geniş ve uzun bi örtüdür.kadın bununla başını örttüğü gibi göğsünü de örterek ayaklarına kadar salar. Buna göre ayetin manası "kadınlar dışarıya veya yabancı bir erkeğin karşısına çıkacakları zaman bu örtüyle yüzlerini ve bütün vücutlarını örtsünler." Süddi de ayetin tefsirinde "Kadın alnını ve yüzünü örter.Yalnız birtek gözü açık kalır." demiştir.
3-Ebu Hayyan:"...Dış elbiselerinden üstlerine giymelerini söyle." ayeti tepeden tırnağa kadar bütün vücudun örtülmesini emreder. Veya ayetteki "üstteki" kelimesinden maksat yalnız yüzlerdir yani ayet yüzlerin örtülmesini emretmektedir çünkü cahiliyet devrinde hür kadınlar zaten yüzleri hariç bütün vücutlatını (saçları dahil) örtmekteydiler."
4- Cessas:" ...dış elbiselerinden üstlerine giymelerini söyle." ayeti genç kadınların yabancı erkeklere karşı yüzlerini örtmeleri gerektiğine delalet ediyor. Kadınlar dış örtülerine bürünmelidirler ki kötü niyetli kimseler onlardan bişey umarak eziyet etmesinler."
5-Celaleyn : "Celabib" cilbab'ın çoğuludur. Cilbab ise,kadının bütün vücudunu kapatan örtüdür. İbni Abbas (ra). "hür olduklarının bilinmesi ve iffetlerinin korunması için mümin kadınlara bir gözleri hariç bütün baş ve yüzlerini örtmeleri emredilmiştir." demiştir.
6-Taberi,İbni Sirin 'den şöyle nakleder: "Abide es-Selmani (ra) 'den " ...dış elbiselerinden üstlerine giymelerini söyle.." ayetinin manasını sordum. Büyük bir çarşaf alarak onunla vütün vücudunu örttü. Başını ta kaşlarına kadar kapattı. Yüzünü de tamamen kapattı. Yalnız sol gözünü açık bıraktı. Böylece ayeti fiili olarak tefsir etti. Bunun benzeri İbni Abbas (ra)'dan da nakledilmiştir."
Bu ve bunların emsali nakiller ile meşhur müfessirlerin kavilleri, kadınların yabancı erkekler karşısında ve dışarıda yüzlerini örtmelerinin farz olduğuna açıkca delalet etmektedir. Ancak birkaç istisnai durumda yüz açılabilir. Bunlardan birisi sünnet vechi ile evlenmek isteyen bir erkek talib olduğu kadının yüzüne bakabilir. Bir de kadın, hac ihramına girdiği zaman yüzünü örtmez. Çünkü bu ibadet zamanıdır ve fitne söz konusu olamaz. Kadının hacda yüzün açması başka hallerle kıyas edilemez. Günümüzde bazı cahiller ,"madem ki kadın ihramlı iken yüzünü kapatmıyor, öyleyse diğer zamanlarda da yüzünü açabilir. Çünkü yüz avret değildir." diyorlar. Bu iddia İslam fıkhını bilmeyenlerin sözüdür. Selef-i salihinin hayatını, sahabi ve tabiinin kadınların yaşayışlarını ve islamın altın devrindeki kadınların örtünmelerini, korunmalarını inceleyen, araştıran herkes, yüzün avret olmadığını, açılmasının mübah olduğunu söyleyenlerin hata ettiklerini kesin olarak anlar.
Bu iddiacılar, yüzün avret olmadığını söyleyerek müslüman kadına yüzünü açmasını tavsiye ederler. Kendi zanlarına göre böylece ilmi ketmetmenin günahından da kurtulmuş olmaktadırlar.Halbuki tarihte yüzün avret olmadığını ilk defa ortaya atanlar din düşmanları olmuştur. Bu din düşmanları tedrici olarak müslüman kadınları Şer'i hicabından çıkararak islamın içine fitne salmaya ve dini yıkmaya çalışmışlardır.
Bu fakir AHKAM TEFSİRİ'nden gerekli kısımlarıda kısa kısa aktardıktan sonra, hiç nefsine dokunmadan Zamanın Kutbu, Sultanımız Mahmud Efendi Hz.K.s.'nun konumuzla ilgili bir sohbetinide buraya aktarsın inşaALLAH.
Efendi Hazretlerimizin K.s. Hanım Hocalara Sohbeti
Hocalarımız..! Sizler benim sözümü tutmazsanız başkası hiç tutmaz.
Dışarıdan (telefon kulübelerinden ve kontörlü telefonlardan ve postanelerden) telefon etmeyiniz. Telefon etmezseniz ne olur.? Dünya mı batar.? Dünya batsa ne olacak.?
Eğer zorunlu bir durum olursa arkadaşlarınızın babalarına telefon ettirirsiniz. Dışarıdan telefon etmemek gerektiğini bütün hoca ve talebe kızlarımıza bildirin. Bu emaneti size yükleniyorum.
Bizler bu yola hangi ayeti rehber edinerek girdik.? "Sizden iman edipte salih ameller işleyenlere ALLAH(c.c.) şöyle vaad buyurdu: 'Yemin olsun ki kendilerinden evvel gelen İsrailoğullarını nasıl kafirlerin yerine getirdiyse, onları da kafirlerin arazisine getirecek(hakim kılacak)ve onlara kendileri için seçtiği dinlerini (islam) kuvvetlendirip icra imkanı verecek onları korkularının arkasından muhakkak emniyete kavuşturacaktır. Böylece bana hiçbir şeyi ortak koşmayarak hep bana ibadet edecekler, kim de bundan sonra nankörlük ederse işte onlar asıl fasıklardır."
Okumuş olduğumuz Sure-i Nurun 55. Ayeti celilesini rehber edinerek girdik. Peki geri dönmek var mı.?
Mahmut hepinizi bekleyebilir mi.? Bekleyemez. Amma Rabbi'si sizi bekler. O yapmış, olduğunuz her harekete vakıftır. İçimiz de çok nane molla olanlar var.
Medreseleri yıkan biziz. Tekkeleri yıkan biziz. Camileri kapatan biziz.
Bizlerde hiç sabır yok. Sizlere bu dünyanın on para etmediğini söylemedim mi.? Sure-i Hadid'in 20. Ayetini okuyup bu dünyanın geçici olduğunu gökten inen yağmuru sebebiyle yer yüzünde oluşan yeşilliğin kısa bir müddet sonra kuruyup yok olduğu gibi bu dünya da olunan gelinliğin, damatlığında kısa olacağını bir gün biteceğini anlatmadım mı.?
Bu kadar kısa olan dünya hayatı için ebedi olan Ahiret hayatımızı bozuyoruz. Eşek 9 türlü yüzgeç bilirmiş ama suya düşünce hepsini unuturmuş. Bizlerin hali de ona benzemesin. Vermiş olduğum misal ağır geldi ise misalde zikredilen eşek ben olayım. Yeter ki siz işi anlayın. ŞERİAT'a SAHİP ÇIKIN.!
Gençler; "Ben bekarım, gencim. Ne olacak.?" demesinler. Bir tek şeriatçı gencin yüzünden kainat ayakta durur. Bir tek şeriatı muhafaza etmeyen gericin yüzünden kainat yıkılır.
Rabbimizin emirlerini yerine getirmemektense vallahi ölüm bizim için daha hayırlıdır. Vasıtalara bindiğinizde peçe takmıyor musunuz.? Mutlaka takın. Ehlullahın emridir.
Şeriatı muhafaza etmek için ailesiyle harbeden can gibi kıymetli gençlerimiz var. İşte bizler onların hürmetine yaşıyoruz. Ben istiyorum ki hepiniz onlar gibi olun .Onlar gibi şeriatı muhafaza etmeye söz verirseniz şeriat bize uça uça gelir.
Rıza-i Şerif üzere ilerleyelim şimdi neyi arayalım.? Biliyor musunuz.? Burada veya başka yerde okuduğumuz yada dinlediğimiz ilimlerin kendimizde tatbikini bulmayı arayalım, öğreniyoruz dinliyoruz da niçin okuduğumuz gibi olmuyor.? Onun illetini arayalım. Sonra bize ahirette de derler. Sen böyle biliyordun da niye böyle yapmadın.?
Medine-i Münevvere de bize buyruldu ki:
Çok tevbe istiğfara devam edin.
Gıybet kesinlikle yapılmayacak.
Söz taşımak yapılmayacak. Kuran-ı Kerim çok okunacak.
Nafile ibadetlere çok devam edilecek.
Emr-i bil maruf neyh-i anil münkere devam edilecek, boş konuşmalar bizi emr-i bil maruftan men eder. Aramızda hiç buğz olmayacak. Tarikat dersleri illa tamamlanacak.
Hatice validemiz buyurdu ki "Benim elim onların yani çarşaflarının üzerindedir."
Meymune validemiz de buyurdu ki: "Madem ki bir iş göreceksiniz sakala sarığa şalvara cübbeye çarşafa örtünmeye dikkat edin."
Burnun görünürse asıl en güzel yerin gözüktü demektir, sabredin. Cennette gizlenme yok. Bundan sonra kendimizde neyi arayacağız, dinlediklerimiz gibi olmayı arayacağız. Çocukluğu bırakalım. Çarşaflı eğer çarşafın kıymetini bilirse, cihan ona dokunamaz. Eli dokunsa cihan yıkılır. ALLAH(c.c.)'ın bir veli kuluna dokunmak ne demek.?
Hadis-i kutsi de ALLAH-u Teala şöyle buyuruyor; "Kim benim veli kuluma düşmanlık ederse muhakkak ben ona harp ilan ederim, onu yere sererim."
Çarşafı bozup nereye gidiyorsunuz.? Dikkat edin çarşaf tek parça olacak. İki ayrı parça olmaz. Rahibeler öyle çarşaf giyiyorlar. Eğer sizde yaparsanız çarşafı terk ediyorsunuz demektir.
Korkarım çarşaf sizi terk eder. Çarşafı iki parça yapmak arkası kesik bırakmak yavaş yavaş çıkarmak demektir, hemen çarşafları düzeltelim, düzeltmeyenleride bana haber verin buna münafıklık değil çarşafa kayırıcılık diyeceğiz.
Aklıma gelmişken söyleyeyim. Bizim çarşaflılarımızın ayakkabıları da değişti. Çarşafın altında topukluklu ayakkabı giyiyorlar. O kimse daha islamın bilincine ulaşmamış demektir. Onların şekillerine giriyorlar Onlara meyl ediyorlar. Hud süresi113. ayetinde buyruluyor ki ''sakın onlara meyil etmeyin heybetiniz gider size ateş yapışır"
Kafirler neden onlara benzememizi istiyorlar.? Onlar islam kiyafetlerinden korkuyorlar da ondan. Çünkü heybetli görünüyorsunuz.
Eyvah Eyvah! Yarabbi Sen
Rasülullah(s.a.v.)in taraftarlarını onlara zerre kadar bile benzemekten muhafaza eyle. Amin.
Efendi babam ''Cehalet ala vezni rezalet" derdi, çarşaf giyenlerin içlerine islam sevgisi yerleşmemiş. Elinde olsa o çarşafı soyacak kot pantolon giyecek. İnce çoraplar topuklu ayakkabılar.
Bu olurmu bir hanıma yakışırmı üst tarafı bir hanımsın hanımlık büyük şereftir sen niye o şerefi ayaklar altına alıyorsun.? Üst tarafı müslüman alt tarafı hiristiyan. Apartman içinde çarşafsız gezilmez. Merdiven sokak gibidir. Birbirimizi fitneye düşürmeyelim. "Ben çabucak gidiyorum." denilmesin. Zira göz sizden daha çabuk gider bunu bilin.
Erkeklere "takke takın sarık sarın" dediğimde kimisi "Sarığı çöz tak zor oluyor. Kafamızı terletiyor" diyor. Ben de onlara diyorum ki "peki ya neden dünyaya geldin? Kaval çalmaya mı.? Kaval gibi olmaya mı.? Şeriat ne emrediyorsa yapacaksın.?''
Nefse zor gelen bir takım şeylere sabredeceksin, işte çarşafta böyledir. Apartman içinde giy çıkar zor gelebilir. Yazın sıcaklarda terletebilir. Sabredeceksin.
Önceden hoca bulmak zor idi. Elhamdülillah şimdi kolay. Şimdi ise ilmi ile amel eden hoca bulmak zor. Hele bunun yanı sıra ihlaslı hoca bulmak daha da zor.
Bir hoca kızı, cahil adama vermek bir beşi birliği öküzün boynuna takmaya benzer. Amel etmeyen kimsedeki ilimde öküzün boynundaki beşi birlik gibidir.
Çarşaflarınızı muhafaza edin. Yüzünüzü güzel kapatın.
Hoca olan ağırbaşlı olmalı, öyle fırıldak gibi olmamalı. Hocalara fırıldaklık yakışmaz. Türkiye bizim vatanımız. Onun muhafazası size bırakılmıştır. Bizler şeriatın muhafaza ettiğimizde vatanımızı da muhafaza etmiş oluruz.
Sizler diyeceksiniz ki '’Bana bu ilim verilmekle ben büyük adam yerine konulmuş oldum. Haddimi bilmeliyim."
İlahi okumak istiyorsunuz. Ben darılıyorum, İmam-ı Rabbani hazretlerinin darılmasından. Düzgün okuyun da ne okursanız okuyun.
Zuhuratta görüldü; "Bu medreseler cehaleti yenecek, piyeste bu medreseleri yenecek''
Ne insafsız haindir o kimse ki bunu bildiği halde o piyesi yapar. Ben razı değilim. Piyes yapanlara ben hakkımı helal etmiyorum.
Acizane birde şunu tembih ediyorum size, sebat edelim kaymayalım medreselerde salihat içinde olduğunuz için kaymıyorsunuz. Ama evinize giderseniz orayı salihat yapmaya çalışırsanız ne güzel.
Sizler ALLAH(c.c.)'ın ayetlerini kalbinize indirdiniz. İçinizde hikmetler var. Kuran köşküsünüz. Sabredelim, az sabredelim.
Sizler şeriat köprüsünün, ayağısınız, sağlam durun ki köprü ayakta durabilsin Üzerinden geçilebilsin.
Bunları unutmayın, ince anlayışlı olun Sizlere yapılan bu tembihatları unutmayın.! Çok rica ediyorum.
Bu sözlerimi tutarsanız büyük adam olasınız inşaallah. Mahmud'dan(k.s.) söylemesi.
Ya Rabbi! Kullarına bir takım tembihlerde bulundum. Birde dua ediyorum, onlara tembihatları tutmayı nasip eyle.!
Ya Rabbi! Sana emanet.! Ya Rabbi.! Sana emanet.!
Modern Müslüman
Eşarbı vakkodan alınmış bone
İnanması çok zor ALLAH'IM bu ne
Altında pantolon modaymış gene
Giyinmek manası örtünmek inan
Bu fetvayı kimden aldın Müslüman?
Daracık pardösü yırtmaç yarısı
Tamamen ortada vücut yarısı
Başları döndürür parfüm kokusu
İnsanın ziyneti hayadır inan
Bu fetvayı kimden aldın Müslüman?
Ten rengi çoraplar görmez setreni
Madada geçecek alman Ketreni
Eli kolu kuyumcu vitrini
İslami yaşayış bu değil inan
Bu fetvayı nerden aldın Müslüman?
Moda diye bizi soydular
Örtümüzü alıp bir kenara koydular
Bizi öyle görüp sevinç duydular
Bizim dinimizde bu yoktur inan
Bu fetvayı nerden aldın Müslüman?
Modern Müslüman'ın işi pratik
Evinde eşyası hep otomatik
Dokun parmağını bütün işler bitik
Bu rahatlık bizi bizden aldı Müslüman
Sadece mutluluk bu değil inan
Bu fetvayı nerden aldın Müslüman?
Sabah gezmesinde kahveler fallar
Çarsı pazarlarda aşındı yollar
Oğlum kızım diye yığıldı mallar
Hayatın gayesi bu değil inan
Bu fetvayı nerden aldın Müslüman?
Kimisi avamdan kimisi derviş
Gözleri sürmeli topuk bir karış
Modern Müslümanlar böyle giyermiş
İslam'ın özünde bu yoktur inan
Bu fetvayı nerden aldın Müslüman?
Üstünde pantolon kılarsın namaz
Ne olur sözümü dinlesen biraz
Rasulullah seni böyle tanımaz
Sünneti yaşamış olmazsın inan
Bu fetvayı nerden aldın Müslüman?
Zamanı çaldı dizi filmler
Rafları süsledi cilt cilt ilimler
Bizi görse kahrolurdu alimler
İslami yaşayış bu değil inan
Bu fetvayı nerden aldın Müslüman?
Süslenir püslenir gezer düğünde
Yeri baş köşedir paralı günde
ALLAH için nefes tüket bir günde
İslami yaşayış bu değil inan
Bu fetvayı nerden aldın Müslüman?
Bir de deriz Müslüman'ız hepimiz
Kötülük düşünmem, kalbimiz temiz
Namaz borcumuzdur elbet bir gün öderiz
Gerçek Müslümanlık bu değil inan
Bu fetvayı nerden aldın Müslüman?
Sen böyle değildin ne oldu sana
Kaygı duymuyorsun dininden yana
Sıyrıldın özünden döndün yabana
Gerçek hassasiyet bu değil inan
Bu fetvayı nerden aldın Müslüman?
Sormayın dertliyim bunlardan yana
Şanlı tarihine dönüp bir baksana
Üzülmez mi görse Fatıma ana
ALLAH seni konu yaptı Kurân'a
Nisa suresinde geçiyor inan
Neden açıp okumuyorsun Müslüman?
Modern Müslüman
Eşarbı vakkodan alınmış bone
İnanması çok zor ALLAH'IM bu ne
Altında pantolon modaymış gene
Giyinmek manası örtünmek inan
Bu fetvayı kimden aldın Müslüman?
Daracık pardösü yırtmaç yarısı
Tamamen ortada vücut yarısı
Başları döndürür parfüm kokusu
İnsanın ziyneti hayadır inan
Bu fetvayı kimden aldın Müslüman?
Ten rengi çoraplar görmez setreni
Madada geçecek alman Ketreni
Eli kolu kuyumcu vitrini
İslami yaşayış bu değil inan
Bu fetvayı nerden aldın Müslüman?
Moda diye bizi soydular
Örtümüzü alıp bir kenara koydular
Bizi öyle görüp sevinç duydular
Bizim dinimizde bu yoktur inan
Bu fetvayı nerden aldın Müslüman?
Modern Müslüman'ın işi pratik
Evinde eşyası hep otomatik
Dokun parmağını bütün işler bitik
Bu rahatlık bizi bizden aldı Müslüman
Sadece mutluluk bu değil inan
Bu fetvayı nerden aldın Müslüman?
Sabah gezmesinde kahveler fallar
Çarsı pazarlarda aşındı yollar
Oğlum kızım diye yığıldı mallar
Hayatın gayesi bu değil inan
Bu fetvayı nerden aldın Müslüman?
Kimisi avamdan kimisi derviş
Gözleri sürmeli topuk bir karış
Modern Müslümanlar böyle giyermiş
İslam'ın özünde bu yoktur inan
Bu fetvayı nerden aldın Müslüman?
Üstünde pantolon kılarsın namaz
Ne olur sözümü dinlesen biraz
Rasulullah seni böyle tanımaz
Sünneti yaşamış olmazsın inan
Bu fetvayı nerden aldın Müslüman?
Zamanı çaldı dizi filmler
Rafları süsledi cilt cilt ilimler
Bizi görse kahrolurdu alimler
İslami yaşayış bu değil inan
Bu fetvayı nerden aldın Müslüman?
Süslenir püslenir gezer düğünde
Yeri baş köşedir paralı günde
ALLAH için nefes tüket bir günde
İslami yaşayış bu değil inan
Bu fetvayı nerden aldın Müslüman?
Bir de deriz Müslüman'ız hepimiz
Kötülük düşünmem, kalbimiz temiz
Namaz borcumuzdur elbet bir gün öderiz
Gerçek Müslümanlık bu değil inan
Bu fetvayı nerden aldın Müslüman?
Sen böyle değildin ne oldu sana
Kaygı duymuyorsun dininden yana
Sıyrıldın özünden döndün yabana
Gerçek hassasiyet bu değil inan
Bu fetvayı nerden aldın Müslüman?
Sormayın dertliyim bunlardan yana
Şanlı tarihine dönüp bir baksana
Üzülmez mi görse Fatıma ana
ALLAH seni konu yaptı Kurân'a
Nisa suresinde geçiyor inan
Neden açıp okumuyorsun Müslüman
:-046:-046:-046
ping_pong
08.07.2009, 10:16
Efendi Hazretlerimizin K.s. Hanım Hocalara Sohbeti
Hocalarımız..! Sizler benim sözümü tutmazsanız başkası hiç tutmaz.
Dışarıdan (telefon kulübelerinden ve kontörlü telefonlardan ve postanelerden) telefon etmeyiniz. Telefon etmezseniz ne olur.? Dünya mı batar.? Dünya batsa ne olacak.?
Eğer zorunlu bir durum olursa arkadaşlarınızın babalarına telefon ettirirsiniz. Dışarıdan telefon etmemek gerektiğini bütün hoca ve talebe kızlarımıza bildirin. Bu emaneti size yükleniyorum.
Bizler bu yola hangi ayeti rehber edinerek girdik.? "Sizden iman edipte salih ameller işleyenlere ALLAH(c.c.) şöyle vaad buyurdu: 'Yemin olsun ki kendilerinden evvel gelen İsrailoğullarını nasıl kafirlerin yerine getirdiyse, onları da kafirlerin arazisine getirecek(hakim kılacak)ve onlara kendileri için seçtiği dinlerini (islam) kuvvetlendirip icra imkanı verecek onları korkularının arkasından muhakkak emniyete kavuşturacaktır. Böylece bana hiçbir şeyi ortak koşmayarak hep bana ibadet edecekler, kim de bundan sonra nankörlük ederse işte onlar asıl fasıklardır."
Okumuş olduğumuz Sure-i Nurun 55. Ayeti celilesini rehber edinerek girdik. Peki geri dönmek var mı.?
Mahmut hepinizi bekleyebilir mi.? Bekleyemez. Amma Rabbi'si sizi bekler. O yapmış, olduğunuz her harekete vakıftır. İçimiz de çok nane molla olanlar var.
Medreseleri yıkan biziz. Tekkeleri yıkan biziz. Camileri kapatan biziz.
Bizlerde hiç sabır yok. Sizlere bu dünyanın on para etmediğini söylemedim mi.? Sure-i Hadid'in 20. Ayetini okuyup bu dünyanın geçici olduğunu gökten inen yağmuru sebebiyle yer yüzünde oluşan yeşilliğin kısa bir müddet sonra kuruyup yok olduğu gibi bu dünya da olunan gelinliğin, damatlığında kısa olacağını bir gün biteceğini anlatmadım mı.?
Bu kadar kısa olan dünya hayatı için ebedi olan Ahiret hayatımızı bozuyoruz. Eşek 9 türlü yüzgeç bilirmiş ama suya düşünce hepsini unuturmuş. Bizlerin hali de ona benzemesin. Vermiş olduğum misal ağır geldi ise misalde zikredilen eşek ben olayım. Yeter ki siz işi anlayın. ŞERİAT'a SAHİP ÇIKIN.!
Gençler; "Ben bekarım, gencim. Ne olacak.?" demesinler. Bir tek şeriatçı gencin yüzünden kainat ayakta durur. Bir tek şeriatı muhafaza etmeyen gericin yüzünden kainat yıkılır.
Rabbimizin emirlerini yerine getirmemektense vallahi ölüm bizim için daha hayırlıdır. Vasıtalara bindiğinizde peçe takmıyor musunuz.? Mutlaka takın. Ehlullahın emridir.
Şeriatı muhafaza etmek için ailesiyle harbeden can gibi kıymetli gençlerimiz var. İşte bizler onların hürmetine yaşıyoruz. Ben istiyorum ki hepiniz onlar gibi olun .Onlar gibi şeriatı muhafaza etmeye söz verirseniz şeriat bize uça uça gelir.
Rıza-i Şerif üzere ilerleyelim şimdi neyi arayalım.? Biliyor musunuz.? Burada veya başka yerde okuduğumuz yada dinlediğimiz ilimlerin kendimizde tatbikini bulmayı arayalım, öğreniyoruz dinliyoruz da niçin okuduğumuz gibi olmuyor.? Onun illetini arayalım. Sonra bize ahirette de derler. Sen böyle biliyordun da niye böyle yapmadın.?
Medine-i Münevvere de bize buyruldu ki:
Çok tevbe istiğfara devam edin.
Gıybet kesinlikle yapılmayacak.
Söz taşımak yapılmayacak. Kuran-ı Kerim çok okunacak.
Nafile ibadetlere çok devam edilecek.
Emr-i bil maruf neyh-i anil münkere devam edilecek, boş konuşmalar bizi emr-i bil maruftan men eder. Aramızda hiç buğz olmayacak. Tarikat dersleri illa tamamlanacak.
Hatice validemiz buyurdu ki "Benim elim onların yani çarşaflarının üzerindedir."
Meymune validemiz de buyurdu ki: "Madem ki bir iş göreceksiniz sakala sarığa şalvara cübbeye çarşafa örtünmeye dikkat edin."
Burnun görünürse asıl en güzel yerin gözüktü demektir, sabredin. Cennette gizlenme yok. Bundan sonra kendimizde neyi arayacağız, dinlediklerimiz gibi olmayı arayacağız. Çocukluğu bırakalım. Çarşaflı eğer çarşafın kıymetini bilirse, cihan ona dokunamaz. Eli dokunsa cihan yıkılır. ALLAH(c.c.)'ın bir veli kuluna dokunmak ne demek.?
Hadis-i kutsi de ALLAH-u Teala şöyle buyuruyor; "Kim benim veli kuluma düşmanlık ederse muhakkak ben ona harp ilan ederim, onu yere sererim."
Çarşafı bozup nereye gidiyorsunuz.? Dikkat edin çarşaf tek parça olacak. İki ayrı parça olmaz. Rahibeler öyle çarşaf giyiyorlar. Eğer sizde yaparsanız çarşafı terk ediyorsunuz demektir.
Korkarım çarşaf sizi terk eder. Çarşafı iki parça yapmak arkası kesik bırakmak yavaş yavaş çıkarmak demektir, hemen çarşafları düzeltelim, düzeltmeyenleride bana haber verin buna münafıklık değil çarşafa kayırıcılık diyeceğiz.
Aklıma gelmişken söyleyeyim. Bizim çarşaflılarımızın ayakkabıları da değişti. Çarşafın altında topukluklu ayakkabı giyiyorlar. O kimse daha islamın bilincine ulaşmamış demektir. Onların şekillerine giriyorlar Onlara meyl ediyorlar. Hud süresi113. ayetinde buyruluyor ki ''sakın onlara meyil etmeyin heybetiniz gider size ateş yapışır"
Kafirler neden onlara benzememizi istiyorlar.? Onlar islam kiyafetlerinden korkuyorlar da ondan. Çünkü heybetli görünüyorsunuz.
Eyvah Eyvah! Yarabbi Sen
Rasülullah(s.a.v.)in taraftarlarını onlara zerre kadar bile benzemekten muhafaza eyle. Amin.
Efendi babam ''Cehalet ala vezni rezalet" derdi, çarşaf giyenlerin içlerine islam sevgisi yerleşmemiş. Elinde olsa o çarşafı soyacak kot pantolon giyecek. İnce çoraplar topuklu ayakkabılar.
Bu olurmu bir hanıma yakışırmı üst tarafı bir hanımsın hanımlık büyük şereftir sen niye o şerefi ayaklar altına alıyorsun.? Üst tarafı müslüman alt tarafı hiristiyan. Apartman içinde çarşafsız gezilmez. Merdiven sokak gibidir. Birbirimizi fitneye düşürmeyelim. "Ben çabucak gidiyorum." denilmesin. Zira göz sizden daha çabuk gider bunu bilin.
Erkeklere "takke takın sarık sarın" dediğimde kimisi "Sarığı çöz tak zor oluyor. Kafamızı terletiyor" diyor. Ben de onlara diyorum ki "peki ya neden dünyaya geldin? Kaval çalmaya mı.? Kaval gibi olmaya mı.? Şeriat ne emrediyorsa yapacaksın.?''
Nefse zor gelen bir takım şeylere sabredeceksin, işte çarşafta böyledir. Apartman içinde giy çıkar zor gelebilir. Yazın sıcaklarda terletebilir. Sabredeceksin.
Önceden hoca bulmak zor idi. Elhamdülillah şimdi kolay. Şimdi ise ilmi ile amel eden hoca bulmak zor. Hele bunun yanı sıra ihlaslı hoca bulmak daha da zor.
Bir hoca kızı, cahil adama vermek bir beşi birliği öküzün boynuna takmaya benzer. Amel etmeyen kimsedeki ilimde öküzün boynundaki beşi birlik gibidir.
Çarşaflarınızı muhafaza edin. Yüzünüzü güzel kapatın.
Hoca olan ağırbaşlı olmalı, öyle fırıldak gibi olmamalı. Hocalara fırıldaklık yakışmaz. Türkiye bizim vatanımız. Onun muhafazası size bırakılmıştır. Bizler şeriatın muhafaza ettiğimizde vatanımızı da muhafaza etmiş oluruz.
Sizler diyeceksiniz ki '’Bana bu ilim verilmekle ben büyük adam yerine konulmuş oldum. Haddimi bilmeliyim."
İlahi okumak istiyorsunuz. Ben darılıyorum, İmam-ı Rabbani hazretlerinin darılmasından. Düzgün okuyun da ne okursanız okuyun.
Zuhuratta görüldü; "Bu medreseler cehaleti yenecek, piyeste bu medreseleri yenecek''
Ne insafsız haindir o kimse ki bunu bildiği halde o piyesi yapar. Ben razı değilim. Piyes yapanlara ben hakkımı helal etmiyorum.
Acizane birde şunu tembih ediyorum size, sebat edelim kaymayalım medreselerde salihat içinde olduğunuz için kaymıyorsunuz. Ama evinize giderseniz orayı salihat yapmaya çalışırsanız ne güzel.
Sizler ALLAH(c.c.)'ın ayetlerini kalbinize indirdiniz. İçinizde hikmetler var. Kuran köşküsünüz. Sabredelim, az sabredelim.
Sizler şeriat köprüsünün, ayağısınız, sağlam durun ki köprü ayakta durabilsin Üzerinden geçilebilsin.
Bunları unutmayın, ince anlayışlı olun Sizlere yapılan bu tembihatları unutmayın.! Çok rica ediyorum.
Bu sözlerimi tutarsanız büyük adam olasınız inşaallah. Mahmud'dan(k.s.) söylemesi.
Ya Rabbi! Kullarına bir takım tembihlerde bulundum. Birde dua ediyorum, onlara tembihatları tutmayı nasip eyle.!
Ya Rabbi! Sana emanet.! Ya Rabbi.! Sana emanet.!
:-046:-046:-046:-046:-046:-046:-046:-046
Mollakasım
17.07.2009, 21:56
Allah razı olsun mübarek,yok mu konuya ilmi ekleme yapmak istiyen mübarekler?
Zerre çıkar ağızındaki torbayı..
çarşaf hakkında seninle burda müzakere edelim
Mollakasım
17.07.2009, 22:09
Bismillahirrahmanırrahim...
Çarşaf giymenin farz olduğuna dair deliller nelerdir?Ulemanın ekserisinin görüşü nedir?
Vesselam.
Birde ÇARŞAF'a gerek yok yeri başka şekilde doldurulur diyenler içinde, AHKAM TEFSİRİ'nden Alimlerin Çarşafla birlikte, hanımın yüzünün ve ellerinin hakkındaki hükümlerinden aktaralım inşaALLAH.
1-İbni Cevzi "Dış elbiselerinden üstlerine giymelerini söyle..." ayetinin tefsirinde İbn-i Kuteybe den naklen şöyle der: " Başlarını ve yüzlerini örtünmelerini söyle ki onların hür oldukları bilinsin.Ayetteki "celbib" kelimesindeki maksat da,noral elbiselerin üzerini kapatacak ve yüzün hatlarını göstermeyecek bir örtüdür.
2-Ebussuud Efendi:" Cilbab" tan maksat çok geniş ve uzun bi örtüdür.kadın bununla başını örttüğü gibi göğsünü de örterek ayaklarına kadar salar. Buna göre ayetin manası "kadınlar dışarıya veya yabancı bir erkeğin karşısına çıkacakları zaman bu örtüyle yüzlerini ve bütün vücutlarını örtsünler." Süddi de ayetin tefsirinde "Kadın alnını ve yüzünü örter.Yalnız birtek gözü açık kalır." demiştir.
3-Ebu Hayyan:"...Dış elbiselerinden üstlerine giymelerini söyle." ayeti tepeden tırnağa kadar bütün vücudun örtülmesini emreder. Veya ayetteki "üstteki" kelimesinden maksat yalnız yüzlerdir yani ayet yüzlerin örtülmesini emretmektedir çünkü cahiliyet devrinde hür kadınlar zaten yüzleri hariç bütün vücutlatını (saçları dahil) örtmekteydiler."
4- Cessas:" ...dış elbiselerinden üstlerine giymelerini söyle." ayeti genç kadınların yabancı erkeklere karşı yüzlerini örtmeleri gerektiğine delalet ediyor. Kadınlar dış örtülerine bürünmelidirler ki kötü niyetli kimseler onlardan bişey umarak eziyet etmesinler."
5-Celaleyn : "Celabib" cilbab'ın çoğuludur. Cilbab ise,kadının bütün vücudunu kapatan örtüdür. İbni Abbas (ra). "hür olduklarının bilinmesi ve iffetlerinin korunması için mümin kadınlara bir gözleri hariç bütün baş ve yüzlerini örtmeleri emredilmiştir." demiştir.
6-Taberi,İbni Sirin 'den şöyle nakleder: "Abide es-Selmani (ra) 'den " ...dış elbiselerinden üstlerine giymelerini söyle.." ayetinin manasını sordum. Büyük bir çarşaf alarak onunla vütün vücudunu örttü. Başını ta kaşlarına kadar kapattı. Yüzünü de tamamen kapattı. Yalnız sol gözünü açık bıraktı. Böylece ayeti fiili olarak tefsir etti. Bunun benzeri İbni Abbas (ra)'dan da nakledilmiştir."
Bu ve bunların emsali nakiller ile meşhur müfessirlerin kavilleri, kadınların yabancı erkekler karşısında ve dışarıda yüzlerini örtmelerinin farz olduğuna açıkca delalet etmektedir. Ancak birkaç istisnai durumda yüz açılabilir.
...
şimdi konumuz çarşaf. ve soru şudur: Ayette Allah kadınların cilbablarını üzerlerine almalarını emretmiştir bu kesin bunda ihtilaf yok (h.karaman ve bazı ilahiyatçılar hariç) ancak sorun şudur : Bu cilbab illede çarşaf mı demektir manto da pekala yukardaki tariflere uymaktamıdır..
(manto, pardösü + eşarbı) cilbabın mefhumundan çıkaran delil varmıdır bence asıl bu tartışılmalıdır. geçen gün çarşaf aleyhine yazılmış fikirleri topladım ve toplam 25 fikir çıktı. halil gönenç f.gülen esat coşan ahmet şahin h.hilmi ışık osman ünlü lerde maalesef aleyhte olanlardan..
şimdi konumuz çarşaf. ve soru şudur: Ayette Allah kadınların cilbablarını üzerlerine almalarını emretmiştir bu kesin bunda ihtilaf yok (h.karaman ve bazı ilahiyatçılar hariç) ancak sorun şudur : Bu cilbab illede çarşaf mı demektir manto da pekala yukardaki tariflere uymaktamıdır..
(manto, pardösü + eşarbı) cilbabın mefhumundan çıkaran delil varmıdır bence asıl bu tartışılmalıdır. geçen gün çarşaf aleyhine yazılmış fikirleri topladım ve toplam 25 fikir çıktı. halil gönenç f.gülen esat coşan ahmet şahin h.hilmi ışık osman ünlü lerde maalesef aleyhte olanlardan..
çarşaf aleyhine yazılmış fikirleri topladım ve
toplam 25 fikir çıktı. :-083:-083:-083
Mollakasım
17.07.2009, 22:19
çarşaf aleyhine yazılmış fikirleri topladım ve
toplam 25 fikir çıktı. :-083:-083:-083
maalesef öyle işte.. şu an onları cevaplamakla meşkulum.. tamamlanınca yayınlarım. ancak tamamlanmadan aleyhte olan fikirleri yayınlamak istemiyorum
ancak bütün fikirlerin düğümlendiği nokta: cilbab tamam ancak cilbab eşittir yalnızca çarşaf hayır, başkasıda olur öyleyse manto pardösü + eşarp da olur...gibi
Ene-Zerre
18.07.2009, 13:12
Zerre çıkar ağızındaki torbayı..
çarşaf hakkında seninle burda müzakere edelim
Ne torbası abi,anlamadım?
Vesselam.
Ene-Zerre
21.07.2009, 13:53
hani derler ya çıkar ağızındaki baklayı.. onu kastettim. bakladan daha büyük şeyler sakaldığını düşünerek torba dedim..
evet Zerre buyur anlat bize bildiklerini..
http://istikamet.eu/showpost.php?p=162779&postcount=12
Vesselam.
Tefsir-i Hâzin'de beyan olunduğu veçhile İslâmiyetten sonra cahiliye âdetine tevessül edenlerin bulunacağına âyette işaret vardır. Çünkü; nehyolunan birşey vuku bulacağına binaen nehyolunur. Zira; vuku bulmayacak şeyden nehiyde bir fayda olmaz, zamanımızdaki hal buna pek güzel şahittir. Çünkü; zamammızdaki kadınlar eski çarşafla taşra çıkmazlar; belki çarşaf hem yeni, hem de gayet süslü ve parlak olduğu gibi ekserisi sair ziynetlerini izhar*dan dahî çekinmezler. Büyük şehirlerin ahvaline vakıf olanlar indinde bu hususlar malûmdur. Halbuki çarşaf dâfi' olacak, câlib olmayacak ki çarşaftan maksat hasıl olsun. Şimdi ise emir bilâkistir, hatta çarşafın altında bulunan elbise eski olsa o kadar aranmaz, fakat çarşafın yeni ve parlak olması [şimdikilerin nazarında] herhalde lâzımdır.
Ahzab 33 Tefsiri-Konyalı Mehmed Vehbi,Hulasat-ül Beyan Tefsiri,Syf:4427
.......................................
o linkte bu yazıyo
Ene-Zerre
21.07.2009, 14:00
Tefsir-i Hâzin'de beyan olunduğu veçhile İslâmiyetten sonra cahiliye âdetine tevessül edenlerin bulunacağına âyette işaret vardır. Çünkü; nehyolunan birşey vuku bulacağına binaen nehyolunur. Zira; vuku bulmayacak şeyden nehiyde bir fayda olmaz, zamanımızdaki hal buna pek güzel şahittir. Çünkü; zamammızdaki kadınlar eski çarşafla taşra çıkmazlar; belki çarşaf hem yeni, hem de gayet süslü ve parlak olduğu gibi ekserisi sair ziynetlerini izhar*dan dahî çekinmezler. Büyük şehirlerin ahvaline vakıf olanlar indinde bu hususlar malûmdur. Halbuki çarşaf dâfi' olacak, câlib olmayacak ki çarşaftan maksat hasıl olsun. Şimdi ise emir bilâkistir, hatta çarşafın altında bulunan elbise eski olsa o kadar aranmaz, fakat çarşafın yeni ve parlak olması [şimdikilerin nazarında] herhalde lâzımdır.
Ahzab 33 Tefsiri-Konyalı Mehmed Vehbi,Hulasat-ül Beyan Tefsiri,Syf:4427
.......................................
o linkte bu yazıyo
Bende öyle diyorum.:)
Vesselam.
Kadınların kıyafet şekli
Yalnız Kur’an diyen yalancılar, “Kadının kapanması gerekmez” diyor. “Kadına çarşaf farzdır” diyenler olduğu gibi, “Çarşaf Hıristiyan rahibe kıyafetidir, giyilmez. Nitekim Abdülhamid Han çarşafı yasaklamıştı” diyenler de vardır. Dinimizdeki hükme bakalım:
Kadınların vücut hatlarının belli olmayacak herhangi bir elbise ile örtünmesi farzdır. İslam dini, kapanmayı emretmiş, ama belli bir örtü şekli bildirmemiştir. (Dürer-ül-mültekıte)
Ahzab suresinde bildirilen cilbab, erkeğin de, kadının da giydiği bir elbise, bir gömlektir. Zevacir ve Berika’daki, (Haya cilbabını [örtüsünü] çıkaranın [aleyhinde] söz etmek gıybet olmaz.) [Beyheki] ve (Cilbabı [gömleği] haram olan erkeğin namazı kabul olmaz.) [Bezzar] mealindeki hadis-i şeriflerde cilbabın bir örtü olduğu açıkça görülmektedir. Cilbabın dış elbise olduğu tefsirlerde de yazılıdır:
Cilbab, hımarın [tülbentin] üstüne örtülen ve göğse kadar inerek gömleğin ceybini [yakasını] boynu örten baş örtüsü. (Ebüssüud tefsiri)
Cilbab, tek parça örtü. (Celaleyn)
Cilbab, göğse kadar inen baş örtüsü. (Ruh-ul-beyan)
Cilbab, milhafedir. (Beydavi)
Cilbab, hımardan büyük örtü veya vücudunu örten dış elbise. (Kurtubi)
Cilbab, bedeni baştan aşağı örten çarşaf, ferace, çar gibi dış giysi. (Elmalılı)
Cilbab, dışa giyilen örtü. (Tibyan, A.Fikri Yavuz ve Hasan Basri Çantay’ın meali)
Cilbab, milhafe, entari veya hımar. (El-Envar) [Milhafe = dış örtü ki buna ferace de denir.]
Cilbab, feracedir. (Ö. Nasuhi Bilmen tefsiri)
Nur suresinde, (Kadınlar, hımarlarını [başörtülerini] yakalarına örtsünler) buyuruluyor. Eğer cilbab çarşaf demek olsaydı, hımar denmezdi.
Fıkıh kitapları cilbabın dış örtü olduğunu bildiriyor. Bir örnek: Hanıma verilmesi vacip olan nafaka, yemek, kisve ve meskendir. Kisve, hımar ve milhafedir. (Bahr-ür raık)
Tefsir, hadis ve fıkıhta cilbab dış örtüdür. Çarşafa bid’at denmez; çünkü âdetteki değişiklik bid’at olmaz. Şalvar ve pantolon da böyledir.
Çarşaf kelimesi, Farsça çader-şepten [gece örtüsü] bozularak Türkçe’ye girmiştir; tesettür için ev dışında giyilen üstlüktür. Tanzimatta hacca giden İranlılardan alınan çarşaf, önceleri bid’at sayılıp pek tutulmamışsa da, 1870’ten sonra yaygınlaştı. Daha sonra II. Abdülhamid Han, 4 Ramazan 1309 (2 Nisan 1892) tarihli bir emirle çarşafı yasakladı. (Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi)
Yaşmak ile ferace giyilirken, 1872’de Subhi Paşanın Suriye valiliğinden dönüşünde ailesi Suriye’den getirdikleri çarşafla görününce, İstanbul’da çarşaf moda oldu. (Musahibzade Celal, Eski İstanbul Yaşayışı)
1889’dan sonra açık feraceli iki paşa kızına birkaç külhanbeyi laf atıp feracelerini yırtınca, bu defa çarşafa rağbet arttı. Bid’at diyenler de giydi. (Sermed Muhtar Alus, Aylık Ansiklopedisi sayı 36)
1913’te yüz binlerce Balkan muhacirleri İstanbul’a Ortodoks kadınlarının giydiği siyah çarşafı ile gelmişti. Zamanla bu da İstanbul’a yayıldı. Hükümetin zaten uğraşacak hâli yoktu, çarşafa mani olamadı. (M. Zeki Pakalın, Osmanlı Tarih Deyimler sözlüğü)
3 Ekim 1883’te Şeyh-ül-islamın teklifi ve padişahın emriyle ferace dışında bir şey giymek yasaklandı. Daha sonra çarşaf da giyildi. O zamanki çarşaflar farklı idi. (Vakit. 4.10.1883)
Sual: Bazıları, "Çarşaf hıristiyan rahibelerinden geldiği için giyilmesi caiz olmaz. Şalvar ve pantolon giymek de bid'attir" diyorlar. Bu hususta dinimizin hükmü nedir?
CEVAP
Kadınların vücut hatlarının [kaba avret yerlerinin şekli ve rengi] belli olmayacak herhangi bir elbise ile örtünmesi farzdır. İslam dini, kapanmayı emretmiş, ama belli bir örtü şekli bildirmemiştir. (Dürer-ül-mültekite)
Peygamber efendimizin ve Eshab-ı kiramın mübarek hanımları, çarşafla örtünmemiştir. Hiçbir kitapta çarşaf giydikleri bildirilmiyor. Milhafe, ferace, fistan, entari giydikleri birçok kitapta bildiriliyor. İmam-ı Rabbani hazretleri de, böyle değişik elbise giydiklerini 313. mektubunda bildiriyor. Bu hususlar, Cami-ur-rumuz ve Hidaye kitabında da bildiriliyor.
Kapanması gereken yerleri örtmek ve yukarıda bildirilen vücut hatlarını belli etmemek şartı ile kadınlar, bulunduğu şehrin âdetine uygun giyinir. Çünkü elbise gibi mubahlarda, şehrin âdetine uymamak tahrimen mekruhtur. Zaruret olmadıkça, haramlarda hiçbir yerin âdetine uyulmaz. (Hadika)
Peygamber efendimiz, ayaklarına kadar uzun gömlek, yani entari giymiştir. Şalvar ve pantolon giymemiştir. Bunları giymek âdette bid'attir. Âdette bid'at olan şeyi yapmak günah değildir. Taksiye, uçağa binmek de âdette bid'attir. Bunları yapmak günah değil dinin emridir. Bunun için âdet olan yerlerde, kâfirlerden gelmiş olsa bile, kadınların çarşaf ve erkeklerin bol pantolon veya şalvar giymeleri caizdir, günah olmaz. Elbisenin şekli ibadet değil, âdettir. Çünkü Peygamber efendimiz, papaz ayakkabısı, Rum elbisesi giymiştir. (Redd-ül muhtar)
Peygamber efendimizin böyle âdet olarak yaptığı şeylere Sünnet-i zevaid denir. Bunları terk etmek günah olmaz. (Hadika)
(Bir kavme benzeyen onlardandır) hadis-i şerifi, ibadetlerde benzemenin tehlikesini bildirmektedir. Mesela papaz zünnarı ve haç takmak böyledir.
Dikiş makinesi, daktilo, elbise gibi şeyler ise âdettir. Âdetlerde kâfirlere benzemek günah olmaz. Peygamber efendimiz, her zaman belli bir elbise giymezdi. Bazen Rum, bazen Arap elbisesi giyerdi. Kolları dar Rum cübbesi de giymiştir. (Tirmizi)
Herkesin çarşaf giydiği bir yerde, birkaç kadının manto giymesi fitneye sebep olacağından uygun olmadığı gibi, manto giyilmesi âdet olan yerlerde de çarşaf giyilmesi uygun olmaz. Çünkü bir yerde âdet olan şeyler giyilmezse, gösteriş ve şöhret olur, fitneye sebep olur. Hadis-i şerifte (Fitneyi uyandırana lanet olsun) buyuruldu. (Hadika)
Çarşafın yasaklanması
Sual: II. Abdülhamid han, kadınların çarşaf giymesini niçin yasaklamıştır?
CEVAP
Bu husustaki emrin özeti şöyledir:
Büyük İslâm devletinin ayakta durması, kadın ve erkek bütün Müslümanların her türlü hal ve hareketlerinde dinin hükümlerine uymalarına bağlıdır. Aksi hal, Allah korusun, gerek fertler, gerek devlet için, maddî ve manevî sonsuz zararlara sebep olacağından, İslam kadınlarının Allah’ın emirlerinden olan örtünme usul ve kaidelerine, fevkalade dikkat ve itina etmeleri gerekir. Bu çarşaflar, İslam kadınlarınca örtünmeye asla münasip ve müsait olmadığı gibi, bazı münasebetsiz erkekler tarafından da, kötü maksatlarla giyilebilir. Dindarlık ve maslahat bakımından meydanda olan zararlarından ötürü, gereği uygun bir şekilde anlatılarak, kadınların çarşaf giymelerinin yasaklanması Padişah emri iktizasındandır. (Yıldız Saray-ı Hümâyûnu Başkitâbet Dairesi 5894; 2 Nisan 1892 Hükümdar Başkâtibi)
Sultan Abdulhamit zamanında adına çarşaf denen ve nasıl ne biçim olduğu bugün bizce malum değil bir giysi bazı suistimalleri önleme kastıyla şeyhülislamın talebiyle yasaklatılmış..
Bugün ise Şeyhülislam Mahmud Efendi Hazretleri manto pardösü ve tunik ve sair avrupai giysileri yasaklattı ve şekli çarşama sokaklarında görüldüğü gibi olan nurlu Kuran kıyafeti Çarşafın giyilmesini emretti..
İtibar sonadır. son fetva bu istikamette. Muvaffakiyet Allahtan
Mollakasım
03.09.2009, 06:47
Çarşaf cilbabtır, manto cilbab değildir.
zira manto kadının başını açık bırakır demekki cilbab değil.
CİLBAB TEPEDEN TIRNAĞA ÖRTÜNMEK OLDUĞU İÇİN ŞİMDİ KİM KALKIP DİYEBİLİRKİ İMAM-İ ŞAFİİ HAZRETLERİ KADININ ÖRTÜNMESİNDE YÜZDE AVRETTİR DİYOR VE TEK GÖZÜNÜ BİLE KAPATMASINI BUYURUYOR SÖZÜ DOĞRU DEĞİLDİR. DEMEKKİ BU KADAR ÖNEMLİDİR CİLBAB VE EN GÜZELİ DE TEK PARÇA OLAN ÇARŞAFTIR Kİ KADIN DIŞARIDA İKEN RÜZGAR ESMESİNE KARŞIN ALİMLER BU ŞEKİLDE KIYAS ETMİŞ VE UYGUN GÖRMÜŞLERDİR. ALLAH ONLARDAN RAZI OLSUN.
Mollakasım
04.09.2009, 09:44
Sultan Abdulhamit zamanında adına çarşaf denen ve nasıl ne biçim olduğu bugün bizce malum değil bir giysi bazı suistimalleri önleme kastıyla şeyhülislamın talebiyle yasaklatılmış..
Bugün ise Şeyhülislam Mahmud Efendi Hazretleri manto pardösü ve tunik ve sair avrupai giysileri yasaklattı ve şekli çarşama sokaklarında görüldüğü gibi olan nurlu Kuran kıyafeti Çarşafın giyilmesini emretti..
İtibar sonadır. son fetva bu istikamette. Muvaffakiyet Allahtan
Çarşaf cilbabtır, manto cilbab değildir.
zira manto kadının başını açık bırakır demekki cilbab değil.
Evet mantol pardösü vs. avrupai tarzlar cilbab olamıyor çünkü yalnızca manto giyinen kadın başını örtmemiş olur. halbuki cilbab kadını bütünüyle örtmesi gerekirdi.. deseler yok cilbab başörtüsüdür şu halde göğüsten aşağısı açık kaldı. geriye şunu demeleri kalıyor: cilbab manto ve başörtüsüdür bu ise kelmenin manasına uygun değil zira cilbab tek kumaştır iki kumaş değildir.
sonuç: Cilbab = çarşaf
Cilbab
a) İbni Abbas'tan(Radıyallâhu anhümâ) rivayet edildiğine göre; baştan aşağı örten dış elbisedir.
b) İbni Cübeyr ve bazı ulemâ'ya göre; "Milhafe" ve "Mikne'a" dır. Bu da yüzle birlikte bütün bedeni örten peçe ve çarşaf anlamındadır.
Diyânet eski reislerinden Ömer Nasûhî Bilmen; Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır, Konyalı Mehmet Vehbî Efendi ve İzmirli İsmâil Hakkı (Rahimehullah) gibi son devrin en büyük müfessirleri cilbâb kelimesine önce "ÇARŞAF" sonra da "Ferace" manâsını vermişlerdir. Dolayısıyla burada örf de nazâr-ı itibara alınacak olursa, şehir kıyâfeti olarak, özellikle de Osmanlı kültürümüzde çarşaf öne çıkmaktadır. Nitekim Elmalılı merhûmun: "Bizler yetiştiğimiz zaman memleketlerimizde vâlidelerimizin tesettür tarzı çarşaftı. Bin üçyüz onda İstanbul'a geldiğim zaman, İstanbul hanımlarının bir peçe ilave edilmek ve elde açık bir şemsiye bulunmak şartı ile tesettür tarları da bu idi!" şeklindeki beyanları bu örfü bize anlatmakta yeterlidir. Ancak Âcem yurdunda ferace ve çarşaf kullanıldığı gibi, Anadolu'da atkı-şalvar, Erzurum yöresinde ihram ve Karadeniz bölgesinde peştamal-dolaylık isti'mal edilmiştir. Şu kadar var ki; bu örflerin her birinin İSLÂM'da kabul görmesi şu şartlara bağlıdır..:
a) Tepeden tırnağa tüm bedeni örtmesi,
b) Hiçbir uvzun şeklini belli etmeyecek derecede bol olması ki; bu iki şart dikkatle düşünülecek olursa; günümüzde gelenek olarak bilinçsizce giyilen atkı-şalvar ve peştamal-dolaylığın bu şartlara hâiz olmadığı ortadadır. Hatta bazı yörelerin uyguladığı dize doğru çekilmiş çarşaflarda uygun değildir.
Dolayısıyla isim takıntısından ziyâde, burada zikredilen şartların aranma zorunluluğu vardır. Ama şu demek değildir ki; "Örtün de, nasıl örtünürsen örtün!", zira burada "Örtünsünler!" buyurulmamış, bilâkis "Cilbâblarını üzerlerine çeksinler!" buyurularak, cilbâb namında bir isim belirtilmiştir. Demek ki; Allâh-u Te'âlâ'nın kadınlara emri, bu şartları barındıran çarşaflara bürünmeleridir.
c) İçindeki şahsı süslü ve cazip göstermemesi,
d) İçini gösterecek şekilde şeffaf olmaması,
e) Yüz avret değilse de, zamanımızın fitnesi göz önünde bulundurularak çene altından değil de burun altından bağlanması,
f) Allı-pullu ve gösterişli renk ve şekillere sahip olmayıp, erkeklerin nazarlarını bertaraf edecek bir özellikte olması ki; bu yüzden siyah renk kullanılmalıdır. Nitekim Ümmü Seleme (r.anha) Vâlidemiz'in:" 'Üzerlerine çarşaflarını çeksinler!' âyet-i kerîmesi inince Ensâr Hanımları dışarı çıkarken sanki başları üzerinde kargalar varmış gibi siyah kisvelere büründüler."
(Abdürrezzak, el-Musannef: 2/123; Ebû Dâvûd, Libâs: 32, No: 4101,2/459; İbn Ebî Hâtîm, No: 17784,10/3154; İbni Kesîr: 6/471; Suyûtî, ed-Dürru'l-mensûr; 12/141; Âlûsî: 22/89) şeklindeki beyânı, bu hususta yeterli bir delildir.
Bu şartlar göz önünde bulundurulduğu takdirde; günümüz MÜSLÜMAN Kadınlarının giydikleri; abâye, manto, etek-bluz, pardösü gibi kıyâfetlerin İSLÂM'la uzaktan yakından alâkası olmadığı açıkça ortaya çıkar. Zirâ bu tür kıyafetler ve üzerlerine atılan süslü-püslü başörtüler, tepeden tırnağa tüm bedeni örtmemekte, örtse de şekli belli etmekte, şekli belli etmese de giyeni cazip göstererek dikkatleri üzerine çekmektedir. Halbûki İSLÂM'ın istediği tesettür şekli; giyenin genç mi yaşlı mı, güzel mi çirkin mi olduğunu belli etmeyecek bir örtünmedir.
Mahmud Efendi hazretleri / Kur-an-ı Mecid ve Tefsirli meal-i alisi
Hay Allah senden razı olsun İsmail kardeşim.Ne iyi akıl ettin de Efendi Hazretlerimizin mealinden nakil yaptın! Son söz ! Var mı daha...
Enver Hasan
22.05.2010, 00:54
s.a. değerli kardeşlerim burada çarşafla ilgili güzel izahlar vardır çarşaf tesettürün en güzelidir eğer bunu giyen her yönüyle onurunu korursa ona layık olursa tesettürün birinci sınıfını eda etmiş olur fakat diğer yapması ve bilmesi farz olan ahkamı islamiyeyi ilmen ve amelen yerine getirmezse sadece bu giyisiyle din adına gerekenleri yapmış sayılmaz lütfen birazda dini mubini islamdan bilmediğimiz yapmadığımız diğer farz olan ilim ve amellerle meşkul olalım bugun sözde dindar sayılan kardeşlerimizin yaptıklarının %90 nı islam hukukuna aykırıdır allahın rızası dışındadır nitekim ayeti kerime vardır allah sizin şeklinize bakmaz sizin kalbinize ve kalbinizde olanlara bakar elbetde müslümanların şekilleri islami olmalıdır fakat sadece şekilde bu işler kalmamalıdır o şekillerin içi islami ilim irfan ve amellerle dolmalıdır bakanlar görenler islama ve müslümanlığa hayran kalmalıdır..Enver hasan.
Dertli el-Halidi el-Kürdi
22.05.2010, 03:55
A.S.
Haklısınız tabiikkide diğer ilimlerde bilinmelidir, zira bugün görülen her çarşaflı hoca sanılmakda, çok şeyler biliyor gözüyle bakılmakda... Sadece çarşaf herşey için yetmeyebilir ama en azından iffet haya için, Rabbimiz emri olan tesettür için fazlasıyla yeter elhamdülillah... Tabiikide diğer ilimlere önem vereceğiz ama çarşafın yeri ayrı.. O ki İffeti korur, O ki cihandan fesadı kaldırır, O ki zinaya engel olur... O Kİ, SESSİZ AMA EN ÇOK SES GETİREN; İSLAM VAR! MİTİNGİ YAPAR....
Mahmud Efendi Hazretleri k.s.. Buyuruyor ki Mübarek; " RUH BEDENE GİRMİŞTİR, BEDEN OLMADAN RUHDA OLMUYOR Kİ.!....
Vesselam...
Enver Hasan
30.05.2010, 00:56
Selamun aleykum çok değerli kardeşlerim çarşaf giymenin farz olduğunu iddia edip burada bazı yorumları delil olarak getirmek 4 mezhep ehli sünnet fıkhına aykırıdır.
Kur,anı kerimdeki cilbab ayetini bir çok eski meşhür tefsir müfessirleri :Fistan,gömlek,vucudun tamamını örten bir elbise olarak yorumlamışlardır,bu itibarla 4 mezhep müctehidleri erkek ve kadınlar için kesin olarak bir kıyafet şekli belirlememişlerdir ,sadece kıyafetde aranan islami ilkeleri söylemekle yetinmişlerdir.
Birşeyin farz olduğunu söyleyebilmek için hakkındaki ayet muhkem olması ve namasında ihtilaf olmaması gerekir.
Çarşafın kadınlar için örtü kıyafeti olarak en ideal olduğunu diyebiliriz,daha ileri gidemeyiz ,müctehidler gidememişlerdir, haddimizi tecavüz etmiş oluruz, yersiz gereksiz tartışmalara sebebiyet vermiş oluruz.
Dertli el-Halidi el-Kürdi
30.05.2010, 10:55
Aleyküm Selam
Kardeşim yazılanları okumuyorsunuz galiba... Tekrar İsmail abinin yazdığı tefsirden alıntı yaparak eklemekde fayda var... :
Cilbab
a) İbni Abbas'tan(Radıyallâhu anhümâ) rivayet edildiğine göre; baştan aşağı örten dış elbisedir.
b) İbni Cübeyr ve bazı ulemâ'ya göre; "Milhafe" ve "Mikne'a" dır. Bu da yüzle birlikte bütün bedeni örten peçe ve çarşaf anlamındadır.
Diyânet eski reislerinden Ömer Nasûhî Bilmen; Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır, Konyalı Mehmet Vehbî Efendi ve İzmirli İsmâil Hakkı (Rahimehullah) gibi son devrin en büyük müfessirleri cilbâb kelimesine önce "ÇARŞAF" sonra da "Ferace" manâsını vermişlerdir. Dolayısıyla burada örf de nazâr-ı itibara alınacak olursa, şehir kıyâfeti olarak, özellikle de Osmanlı kültürümüzde çarşaf öne çıkmaktadır. Nitekim Elmalılı merhûmun: "Bizler yetiştiğimiz zaman memleketlerimizde vâlidelerimizin tesettür tarzı çarşaftı. Bin üçyüz onda İstanbul'a geldiğim zaman, İstanbul hanımlarının bir peçe ilave edilmek ve elde açık bir şemsiye bulunmak şartı ile tesettür tarları da bu idi!" şeklindeki beyanları bu örfü bize anlatmakta yeterlidir. Ancak Âcem yurdunda ferace ve çarşaf kullanıldığı gibi, Anadolu'da atkı-şalvar, Erzurum yöresinde ihram ve Karadeniz bölgesinde peştamal-dolaylık isti'mal edilmiştir. Şu kadar var ki; bu örflerin her birinin İSLÂM'da kabul görmesi şu şartlara bağlıdır..:
a) Tepeden tırnağa tüm bedeni örtmesi,
b) Hiçbir uvzun şeklini belli etmeyecek derecede bol olması ki; bu iki şart dikkatle düşünülecek olursa; günümüzde gelenek olarak bilinçsizce giyilen atkı-şalvar ve peştamal-dolaylığın bu şartlara hâiz olmadığı ortadadır. Hatta bazı yörelerin uyguladığı dize doğru çekilmiş çarşaflarda uygun değildir.
Dolayısıyla isim takıntısından ziyâde, burada zikredilen şartların aranma zorunluluğu vardır. Ama şu demek değildir ki; "Örtün de, nasıl örtünürsen örtün!", zira burada "Örtünsünler!" buyurulmamış, bilâkis "Cilbâblarını üzerlerine çeksinler!" buyurularak, cilbâb namında bir isim belirtilmiştir. Demek ki; Allâh-u Te'âlâ'nın kadınlara emri, bu şartları barındıran çarşaflara bürünmeleridir.
c) İçindeki şahsı süslü ve cazip göstermemesi,
d) İçini gösterecek şekilde şeffaf olmaması,
e) Yüz avret değilse de, zamanımızın fitnesi göz önünde bulundurularak çene altından değil de burun altından bağlanması,
f) Allı-pullu ve gösterişli renk ve şekillere sahip olmayıp, erkeklerin nazarlarını bertaraf edecek bir özellikte olması ki; bu yüzden siyah renk kullanılmalıdır. Nitekim Ümmü Seleme (r.anha) Vâlidemiz'in:" 'Üzerlerine çarşaflarını çeksinler!' âyet-i kerîmesi inince Ensâr Hanımları dışarı çıkarken sanki başları üzerinde kargalar varmış gibi siyah kisvelere büründüler."
(Abdürrezzak, el-Musannef: 2/123; Ebû Dâvûd, Libâs: 32, No: 4101,2/459; İbn Ebî Hâtîm, No: 17784,10/3154; İbni Kesîr: 6/471; Suyûtî, ed-Dürru'l-mensûr; 12/141; Âlûsî: 22/89) şeklindeki beyânı, bu hususta yeterli bir delildir.
Bu şartlar göz önünde bulundurulduğu takdirde; günümüz MÜSLÜMAN Kadınlarının giydikleri; abâye, manto, etek-bluz, pardösü gibi kıyâfetlerin İSLÂM'la uzaktan yakından alâkası olmadığı açıkça ortaya çıkar. Zirâ bu tür kıyafetler ve üzerlerine atılan süslü-püslü başörtüler, tepeden tırnağa tüm bedeni örtmemekte, örtse de şekli belli etmekte, şekli belli etmese de giyeni cazip göstererek dikkatleri üzerine çekmektedir. Halbûki İSLÂM'ın istediği tesettür şekli; giyenin genç mi yaşlı mı, güzel mi çirkin mi olduğunu belli etmeyecek bir örtünmedir.
Mahmud Efendi hazretleri / Kur-an-ı Mecid ve Tefsirli meal-i alisi
3 yıldır Forum sitemizde Sigara konusunda dinen ''Haramdır'' Fetvası veremeyenler bunun vebali olduğunu ve bundan dolayı çekimser kaldıklarını söylemişlerdir.
Oysa Rabbimiz Tealâ Kur'an-ı Kerimde israfın haram olduğunu belirtmiştir ve yine bir çok Ayeti kerime ile Temiz şeylerden yiyiniz içiniz diye emretmiştir. Buna rağmen Sigaranın ''Haram'' olduğuna neden değinmezsiniz?
Çarşaf en güzel tesettürlerden biridir, giyene helal olsun, Allah c.c.kabul etsin. Lakin vücud hatlarını belli etmeden
başka imkanları değerlendiren kapalı kardeşlerimizide kimsenin küçük düşürmeye hakkı yoktur.
Diretmeleri ve bir kalıba kapılmış aynı telden söylemleride bırakıpta Sokaklarda kaybolan, çılgınlıklara kapılmış,
maneviyatını kaybetmiş yüzbinlerce gencimize ve çocuklarımıza nasıl ulaşabiliriz onun çarelerini arayalım Allah aşkına.
Çarşaf la ilgili konularda üç yıldır şu forum sitesinde binlerce saat kaybedilmiştir, bunları diğer sitelerde veya çevremizde
tebliğ amaçlı kullansaydık Allah c.c. katında çok daha fazla sevaba erişir ve verimli hayrda işlemiş olurduk.
Enver Hasan Hocamızın Çarşaf konusundaki yazdıkları dikkatle okunacak olursa ''Çarşaf en güzelidir'' ifadelerine rastlayacaktır.
Kendisini sabrı ve mütevaziliğinden dolayı tebrik ederim, Rabbimiz Tealâ kendisinden razı olsun.
Hocamızın bugüne kadar bu konuda yazmış olduğu bazı satırların tekrarında fayda olduğu gözüküyor.;
Selam, SEvgi ve Dua ile
Fıkıh kitapları ve diğer kitaplarda tesettürle ilgili ifadelerin hepsine baktığımızda özetle müctehidler şü ilkeleri koyuyor:
Erkek ve kadınlar örtülmesi farz olan yerlerini örterken yaşadıkları ülkelerdeki iklim şartlarını ve müslümanların örflerini gözetecekler giydikleri kıyafetler vucud hatlarını belli etmiyecek şekilde geniş olacak şeffaf olmayacak ,papaz ,haham ve rahibelerin ve diğer din mensuplarının dinlerini temsil eden kıyafetleri gibi olmayacak ,kadınları cazibe merkezi haline getirmiyecek şekilde olan kıyafetlerden olacak.
Bu itibarla çarşaf bu özelliklere en uygun kıyafetlerden birisidir,fakat çarşaf giymeye niyeti veya imkanı olmayan bir kadın kardesimiz bahis konusu olan tesettürde aranan özelliklere uygun olarak başka kıyafetlerde giyebilir örneğin geniş ve uzun bir partesü veya ferrace veya bir başkası başını ve göğüslerini örterek Allah katında farz olan tesettürü yerine getirmiş sayılır.Bunun üzerine daha fazla durmadan diğer ahiretde süal olacağımız yapmamız bilmemiz bize farz olan ilim ve amellerle meşkul olmalıyız zira müslümanlar islamın %90nı olan müamelatı islamiyeden nikahtan mirasa kadar olan ahkamdan yeterince ne ilmen nede amelen haberleri vardır yapılanların %90nı islam hukukuna aykırıdır bir an önce bu noksanlarımızı gidermeye çalışalım bizim için çok daha hayırlı olur din sadece ibadet bölümünden ve tesettürden ibaret deyildir..
İllede tesettür çarşafdır başkası olmaz demek hem dinen doğru deyildir hemde faydası olmayan müslüman kadınları daha sakıncalı yollara teşvik eden bu devirde faydası olmayacak bir ısrardır,bizler işin en güzelini tavsiye ederiz başka seçenek isteyenlerede kapıları kapatmayız nitekim müctehidler ilkeleri koymuşdur seçenekleri müslümanlara bırakmıştır.Herkes ameline ve niyetine göre hareket edecekdir onun içindirki cennetinde cehenneminde dereceleri mertebeleri vardır herkes layık olduğu yere girecekdir herkesi tek tip yapamayız bu ne aklen ne mantıkan mümkündür nede islami ilkelere uygundur nede bize bir faydası vardır çok daha ufku geniş kuçaklayıcı düşünmeliyiz biz bize yetmeyiz başkalarınıda saflarımıza katmanın çarelerini aramalıyız islam dini kıyamete kadar devam edecek çağlar üzeri bir dindir.her devre uygun islamı kuralları gözeterek yeni çareler üretmeliyiz zamanın şartlarını ortamı çok iyi analiz etmeliyiz geçmişe belirli anlayışlara takılıp kalmamalıyız müteceddiler bunun için vardır .
Çarşaf tesettürün en güzelidir eğer bunu giyen her yönüyle onurunu korursa ona layık olursa tesettürün birinci sınıfını eda etmiş olur fakat diğer yapması ve bilmesi farz olan ahkamı islamiyeyi ilmen ve amelen yerine getirmezse sadece bu giyisiyle din adına gerekenleri yapmış sayılmaz lütfen birazda dini mubini islamdan bilmediğimiz yapmadığımız diğer farz olan ilim ve amellerle meşkul olalım bugun sözde dindar sayılan kardeşlerimizin yaptıklarının %90 nı islam hukukuna aykırıdır Allahın rızası dışındadır nitekim ayeti kerime vardır Allahsizin şeklinize bakmaz sizin kalbinize ve kalbinizde olanlara bakar elbetde müslümanların şekilleri islami olmalıdır fakat sadece şekilde bu işler kalmamalıdır o şekillerin içi islami ilim irfan ve amellerle dolmalıdır bakanlar görenler islama ve müslümanlığa hayran kalmalıdır..Enver hasan.
çok değerli kardeşlerim çarşaf giymenin farz olduğunu iddia edip burada bazı yorumları delil olarak getirmek 4 mezhep ehli sünnet fıkhına aykırıdır.
Kur,anı kerimdeki cilbab ayetini bir çok eski meşhür tefsir müfessirleri; Fistan, gömlek, vucudun tamamını örten bir elbise olarak yorumlamışlardır,bu itibarla 4 mezhep müctehidleri erkek ve kadınlar için kesin olarak bir kıyafet şekli belirlememişlerdir sadece kıyafetde aranan islami ilkeleri söylemekle yetinmişlerdir.
Birşeyin farz olduğunu söyleyebilmek için hakkındaki ayet muhkem olması ve namasında ihtilaf olmaması gerekir.
Çarşafın kadınlar için örtü kıyafeti olarak en ideal olduğunu diyebiliriz, daha ileri gidemeyiz ,müctehidler gidememişlerdir, haddimizi tecavüz etmiş oluruz, yersiz gereksiz tartışmalara sebebiyet vermiş oluruz.
Dertli el-Halidi el-Kürdi
30.05.2010, 12:36
Evet tekrar bakttımda yine enver hocanın yazısında dünyaca muteber alimlerden kaynak göremedim.. tamam imamlar şöyle diyor vs demiş lakin kaynak gösterilmemiş... Oysaki farz olduğunu iddia edenler kaynak getirmişler...
Sigara konusuna gelince alimlerden haramdır diye bir nakil okumadım ben... Parasına gelince parayı ona ısraf etmek haram olabilir ama bizzatihi sigaranın kendisi haramdır denilebilir mi.? Burada alimlerin görüşü devreye giriyor, sitede kimse kendi başına fetva çıkaramaz... Para kısmına göre fetva verilecek olsaydı o zaman parayla alana haram, eline bedava geçenlere helal mi diyeceğiz...
Abicim sigara konusundaki hassasiyetini anlıyorum, zira bende bundan çokça muzdaribim ve bende direk haram diye söylüyordum ama baktım ki alimler öyle demiyor ama yinede verilen fetvayla haram arasındada bir fark yokda denilebilir...
Zaten yalnış hatırlamıyorsam sigara konusunda tahrimen mekruh denilmişti...
Gençler içinde çalışan çalışıyordur kimse hakkında birşey diyemem, kendi çalışmalarımızıda yayın yapacak değilim...her sitede o siteye göre konuşulur, başka sitelerde gençlerin elinden tutulmaya çalışırken bu sitede elbetteki daha derin konulara değiniliyor, zira buradakiler zaten elhamdülillah hidayet yolu üzereler... Gidipde açık birine direk çarşaf giy demiyeceğiz heraldeki... Ki abi sen başka sitelerde azda olsa nasıl davrandığımı biliyorsun.!
Enver Hasan
07.06.2010, 23:15
Değerli kardeşlerim cilbab ayetini çarşaf olarak yorumlayan alimler vardır fakat başka manada yorumlayanlarda daha fazladır bu itibarla ayetin manası ülema arasında ittifak edilmiş olmadığı için 4 mezhep müctehidleri islam fıkhında giyim bölümünde kadın ve erkekler için kesin tek tip bir kıyafet şekli belirtmemişlerdir sadece giyimde aranan ilkeleri ve dinen yasak olan kıyafetleri belirtmekle yetinmişlerdir.
Bazı alimlerin cilbabdan çarşaf manası çıkarması çarşafın farz olduğununun delili sayılamaz bizim için asıl geçerli olan müctehid olan 4 mezhep kurucularının dedikleridir.
Fakat cilbabdan çarşaf manası çıkaran alimlerin görüşleriyle isteyende amel edebilir ,amma çarşafın farz olduğunu söylemesi doğru olmaz ben 6 sene efendinin yakın çevresinde bulundum çarşafın farz olduğunu söylediğine şahid olmuş deyilim kadınlar için en güzel takva kıyafeti olduğu için ısrarla giyilmesini tavsiye etmekdedir bizde acizane aynı şeyi söylüyoruz.
Selamun aleykum ve rahmetullah.
Dertli el-Halidi el-Kürdi
07.06.2010, 23:18
Fakat cilbabdan çarşaf manası çıkaran alimlerin görüşleriyle isteyende amel edebilir ,amma çarşafın farz olduğunu söylemesi doğru olmaz ben 6 sene efendinin yakın çevresinde bulundum çarşafın farz olduğunu söylediğine şahid olmuş deyilim kadınlar için en güzel takva kıyafeti olduğu için ısrarla giyilmesini tavsiye etmekdedir bizde acizane aynı şeyi söylüyoruz.
Selamun aleykum ve rahmetullah.
aleyküm selam...
Hocam yukarıda Efendinin kendi mealinden aktardık farz olduğunu
nakşi gülü
07.06.2010, 23:31
selamünaleyküm kardeşelrim. daha siteye yeniyim. ve ilk gözüme bu çarşaf konusu değindi. ilk olarak şunu söyleyeym. okuduğum tefsirlerden tabi bölüm olarak elmalılı hamdi yazır, ÖMER NASUHİ BİLME HAZRETLERİ, KONYALI VEHBİ EFENDİ HAZRETLERİ bunlar hep bu cilbab konusunda - bayanların örtünmesi konusunda çarfı söylemişlerdir. Zaten bir kadının vücudunu en iyi örten de çarşaftır. Osmanlı ecdadımızda bayanlar hep çarşaf giymişlerdir.
beninm aklımda olanalr bunlar kardeşlerim. ama iyice kanaat getirmek isteyen bu 3 tefsirinde cilbab ayetlerini okuyabilirler.
ayrıca RUHUL FURKAN tefsirini de mutlaka okumanızı tavse ederim değrli kardeşlerim ve büyüklerim. vesselam.
YORGUNYÜREK
07.06.2010, 23:37
Ey Nebî (Peygamber)! Zevcelerine, kızlarına ve mü'minlerin kadınlarına (mü'min kadınlara) söyle, cilbablarına sarınsınlar (örtünsünler). Bu, onların (cariye olmadıklarının, hür ve iffetli kadın olduklarının) bilinmesi ve onlara eziyet edilmemesi için daha uygundur. Ve Allah, Gafûr'dur (mağfiret eden), Rahîm'dir (Rahîm esmasıyla tecelli eden).
ÇARŞAFI HIÇ OKUMADIM BEN KURANI KERİMDE NERDE GEÇIYOR ÇARŞAF TEK PARÇA DEİLKİ
Dertli el-Halidi el-Kürdi
07.06.2010, 23:39
Ey Nebî (Peygamber)! Zevcelerine, kızlarına ve mü'minlerin kadınlarına (mü'min kadınlara) söyle, cilbablarına sarınsınlar (örtünsünler). Bu, onların (cariye olmadıklarının, hür ve iffetli kadın olduklarının) bilinmesi ve onlara eziyet edilmemesi için daha uygundur. Ve Allah, Gafûr'dur (mağfiret eden), Rahîm'dir (Rahîm esmasıyla tecelli eden).
ÇARŞAFI HIÇ OKUMADIM BEN KURANI KERİMDE NERDE GEÇIYOR ÇARŞAF TEK PARÇA DEİLKİ
konuyu baştan beri takip ederseniz daha faydalı olacaktır... Görüşler yazılmıştır...
YORGUNYÜREK
07.06.2010, 23:42
İbni Cübeyr ve bazı ulemâ'ya göreDEİL KURANDA GEÇIYOMU
nakşi gülü
07.06.2010, 23:43
evet kardeşim. KURAN DA bizzat ÇARŞAF diye geçmiyor ama alimlerimiz çarşaf diye çok güzel tefsir etmişlerdir. bizler ehl-i sünnet alimlerimize tabi olmak zorundayız. şimdi dersiniz RESULULLAH S.A.V. zamanında damı çarşaf vardı? tamam o zaman da SAHABE ANNELERİMİZ R.ANHÜM tesettürlerine çarşaf demiyorlardı ama giyilen örtüleri komple vücutları örtmek zorundadır. yani hiçbir yerleri belli olamamk zorundanır. bu zamanda da bunu en iyi yerine getiren tesettür çarşaf,çar,ferace dirç bunu böyle tefsri eeden ben değilim.ÖMER NASUHİ BİLMEN, ELMALILI HAMDİ YAZIR, KONYALI VEHBİ EFENDİ VEASRIMIZIN KUTBU MAHMUD EFENDİ HAZRETLERİDİR.K.S.
siz de iyi düşünün ki bu giyilen pardesü veya manto gibi şeyler kadının vücut hatlarını bayağı bir belli etmektedir. hakbuki çarşaf kadının hiçbir yerini belli etmemektedir.
vesselam.
Dertli el-Halidi el-Kürdi
07.06.2010, 23:48
İbni Cübeyr ve bazı ulemâ'ya göreDEİL KURANDA GEÇIYOMU
ne demek yani bu...!? onlara göre demek derken onlar zaten kuranın tefsirini yapmışlar.. direk kuranda değil çarşafı , bugün kullandığımız çoğu lafızı bulamazsınız... Kuranda çarşaf diye isim geçmeyecek tabiikide... Kuranda geçen cilbab elbisesi nasıl bir elbisedir bunu sahabe ve alimler açıklıyor ve bunun sonuncunda çıkan elbisenin adının çarşaf olması önemli değil, bahsedilen kıyafet o mudur değil midir, önemli olan bu... Ve bahsedilen kıyafet odur... aynı kıyafete ben çarşaf derim başkası ferace der başkası cilbab der, adı değil şekli önemli... Ve şekilde günümüzde çarşaf adı verilen kıyafettir...
Direk kuranın mealini okuyarak pek birşey öğrenemeyiz, o ayetler niye indi, o ayetler inince sahabe ne yaptı, o ayet neye işaret ediyor, ne zaman indi, kim hakkında indi vs vs.... tefsir okumak lazım ve alimlerin görüşlerini okumak lazım ki ayeti anlayabilelim...
nakşi gülü
07.06.2010, 23:52
dertli kardeşimiz çok iyi yazmışsınız. evet haklısınız. ismi çarşaf olur ferace olur ama alimlerimiz o kıyafeti nasıl tanımlamışlar ve neyi anlaymışlar? bizim için bu önemli ve alimleirmiz bunlardan şu anda ismini zikrettiğimiz işte çarşaf oluyor. ondan gzel tesettür avr mı ?
YORGUNYÜREK
07.06.2010, 23:53
ya hocam kuranın tevsırını beyaz hocada yapıyo hanı yanlış anlama haşa o mübarek in düşüncesı fikri yanı
nakşi gülü
07.06.2010, 23:57
zekereyya beyaz mı diyorsunuz ? herkesin tefsiri okunmaz ki? ilk önce ehl-i sünnet bir alim olması gerekir. mustafa islamoğlu da tefsir yazmıış ama bunalrın şerrinde ALLAH C.C. bizleri korusun. beyazda yazmış olabilir ama tavuk da kurban olur mu hiç? bu adam böyle abuk sabuk fetvalar vermiş birisi. ayrıca beyaz birkere islam ilimleri üzerine okumamış.
Dertli el-Halidi el-Kürdi
07.06.2010, 23:59
ya hocam kuranın tevsırını beyaz hocada yapıyo hanı yanlış anlama haşa o mübarek in düşüncesı fikri yanı
herkesden tefsir okunmaz tabi güzel kardeşim... Ona bakarsan İlahiyatçı prof Bayraktar Bayraklı koca bir eser yazmış tefsir ama kenarlarını doldurmuş incil tevratla.!!!
Ehli sünnet alimlerinin tefsirini okuyacağız... Bu dini oyuncak yapanlarınkini değil...
YORGUNYÜREK
08.06.2010, 00:00
zekereyya beyaz mı diyorsunuz ? herkesin tefsiri okunmaz ki? ilk önce ehl-i sünnet bir alim olması gerekir. mustafa islamoğlu da tefsir yazmıış ama bunalrın şerrinde ALLAH C.C. bizleri korusun. beyazda yazmış olabilir ama tavuk da kurban olur mu hiç? bu adam böyle abuk sabuk fetvalar vermiş birisi. ayrıca beyaz birkere islam ilimleri üzerine okumamış.
katılıyorum kardeşim amin amin amin
karaşahin
08.06.2010, 00:01
ya hocam kuranın tevsırını beyaz hocada yapıyo hanı yanlış anlama haşa o mübarek in düşüncesı fikri yanı
BİSMİHİ TEALA
عَنْ عَائِشَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهَا أَنَّهَا قَالَتْ يَرْحَمُ اللَّهُ نِسَاءَ الْمُهَاجِرَاتِ الْأُوَلَ لَمَّا أَنْزَلَ اللَّهُ
{ وَلْيَضْرِبْنَ بِخُمُرِهِنَّ عَلَى جُيُوبِهِنَّ } شَقَقْنَ أَكْنَفَ قَالَ ابْنُ صَالِحٍ أَكْثَفَ مُرُوطِهِنَّ فَاخْتَمَرْنَ بِهَا
Hz. Aişe’den (radıyallahu anha) rivayet edildiğine göre kendisi şöyle demiştir:
‘’ALLAH (Celle celalühü) muhacirin hanımlarına merhamet etsin. Zira ne zaman ki ‘’Başörtülerini göğüslerinin üzerine salsınlar’’ ayeti kerimesi inzal edildiği vakit kumaşları yırtarak vucüdlarına sardılar.’’ İbn-i Salih (rahmetullahi aleyh) ‘’bütün vucüdlarını boydan ayağa kadar örten kalın kumaşlarla örtündüler.’’ Demiştir. (Ebu davud, 3579)
Ulema bu hadise göre çarşafın farziyetine hükmetmiştir. Zira burada ki ifadeden anlaşılan da budur
nakşi gülü
08.06.2010, 00:04
benim aklımda olan ehl-i sünnet tefsirlerini yazayım kardeşlerim sizler de eklemelerde bulunabilir siniz
1.RUHUL FURKAN
2. RUHUL BEYAN
3. ELMALILI HAMDİ YAZIR
4. ÖMER NASUHİ BİLMEN
5. KONYALI VEHBİ EFENDİNİN HULASATÜL BEYAN
6. İBN-İ KESİR
7. ALUSİ HAZRETLERİNİN TEFSİRİ
8. FAHREDDİN-İ RAZİ HAZRETLERİNİN TEFSİR-İ KEBİRİ
daha 21 tane de var ama şu an aklımda yok. Ha aklıma gelmişken
MAHMUD EFENDİ HAZRETLERİNİN KURAN-I KERİM MECİD VE MEALİ var. Mutlaka alıp okumanızı tavsiye ederim. Küçük tefsirler şeklinde hazırlanmış.
YORGUNYÜREK
08.06.2010, 00:07
ELMALILI HAMDİ YAZIR VAR BENDE KARDEŞİM
ALLAH RAZI OLSUN
9cunuda ben ekleym=keşşaf tefsiri
osmanlıda en çok kullanılan tefsir keşşaf tefsiriymiş
Kesshaf tefsiri ehli sünnet degil ki. mutezili, yazari zemahseridir. bir cok gorüsü sakattir ancak ne hikmetse bizimkilerin ona karsi bir hüsnü kabulu olmus ve tefsirini almis okutmusuz
zemahşerinin ölmeden evvel ehli sünnet itikadina döndüğü söylenmektedir bizimde hüsnü zannımız o
hemde keşşaf tefsiri osmanlıda okutulurken mutezile görüşüne ait olan yerleri çizilmiş ders esnasında oralar hocalar tarafından atlatılırmış kitapta hala çizili yerler bulunduğunu duymuştum bütn bu görüşlere rağmen altı çizilip kitab hala okunuyorsa sizce bu kitabın ne kadar değrli olduğunu gstermz mi??
AMA ben bu tefsiri yapmadım hocamzın bu tefsir hakkında söyledklerni yazdım
karaşahin
05.07.2010, 21:51
BİSMİHİ TEALA
İmam-ı Zemahşeri'nin (rahmetullahi aleyh) yazdığı eserlerin en önemlilerinden olan keşşaf tefsiri özellikle arap dilinin belağat yönünden en çok istifade edilen eseridir.Bu yüzden dilciler onun eserini lugattaki hususiyetleri yüzünden kıymetli olduğunun altını çizmektedirler.
Kendisinin vefatından önce mutezile itikadından rucü ettiği rivayetlerine hüsnü zan olarak inanmak durumundayız. Zira bizim ahlakımız onun döndü haberinden sonra hüsn-ü niyet ve hüsn-ü zan ederek bunu kabul etmek gereği üzeredir. Zira aksi bir şey caiz değildir.
Lugat yönünden meşhur olan tefsirlerin bir çoğun da keşşaf'ın izlerini görmek mümkündür. Nitekim dil yönünden en önemli tefsirlerden olan Nesefi ve Beydavi'de de keşşaf'ın izlerini açıkca görmek mümkündür.
توحيد Eri
05.07.2010, 22:07
Mahmut-efendi-sohbetleri (Çarşaf)
Mahmut efendi ve çarşaf hakkındaki buyrukları..Bakınız Efendi Hazretleri Çarşaf hakkında neelr buyurmuş…Rabbim bu yazıyı okuyan herkesin içini aşk doldursun…
ÇARŞAF DİNİN NİŞANIDIR !
EFENDİ HZ.SOHBETİ
Rabbim memnun etsin sevindirsin sizleri, dünyadada ahirette’de!
Dinin peşine koşuyorsunuz mutlaka bunun nişanıdır bu (çarşaf).
Dünya beş para etmez!
Bu iş için ”islamın emirlerini yerine getirmek” kıymetlidir!
Mevla cümlemizden razı olsun. Sevgili Allah´ımızdır O.
O´ndan başka sevgili yok! Rabbim razı etsin, memnun etsin sizleri.
Herşey Onun elinden (Kudret) gelir. Bu yoldan sakın ayrılmayalım ve milleti bu yola düşürelim.
Rabbimin rızası başka bir şey, en kıymetli şey Allah´ın rızası! O´ndan büyük yok! Mevlam bir başka.
Her yerde milleti İslama, İhlasa davet edelim! İş budur, dünyaya bir defa gelecegiz!
Gelemeyen kardeşlerimize selam deyin.
Onları gelmiş kabul ettim.
Mevla dünyada’da ahirette’de dostlarından ayırmasın!
Bu Çarşaf Mevlanın verdiğidir! Kuvvetli kabul ettiniz! Degilse döndürülürdünüz! Elhamdülillah dönmediniz.
Biz erkekleri de sarık, cübbe-şalvardan ayırmasın Cenab-i Hakk!
Yarabbi, bu cemaatimizi kaymaktan muhafaza et!
Burası Allah´ın evidir. Elhamdülilllah biz de Allah´ın aciz kullarıyız.
Rabbim camiye girme edebini bize ihsan eylesin. Huzurunda bulunma edebini bize ihsan eylesin.
İş Kur-an´da´dır.
Onun söylediklerini tutmaktır. Ahirette para şöhret sökmüyor, zikrullah söküyor.
Radyo, tv bunlar tuzaklardır.
Hocası Aşık Kutlu için buyurdular ki;
- Bana çarşafda yardım et. Ağzımıza Kur´an-i Kerim´e yakıştırdı. Bize çok iyilik etti, yetiştirdi. Sayıları meskur olsun.
- Bu (tarikat) ders mühim.
- Bu yolda uzaklık yakınlık yok (mürşid, mürid arasında)
- Mevla bizi kendi başımıza bırakmasın.
توحيد Eri
05.07.2010, 22:10
«Bin seneden beri çarşaf altında bulunan muhadderat-ı İslâmiye şimdi de çarşaflarını muhafaza ediyorlar.» (Osmanlıca Lem'alar sh: 586)
Ve tesettür ile namahremin iştihasını açmamak ve tecavüzüne meydan vermemek, zaif hilkatı emreder ve kuvvetli ihtar eder. Ve bir siperi ve kal’ası çarşafı olduğunu gösteriyor. Mesmuatıma göre: Merkez ve payitaht-ı hükümette, çarşı içinde, gündüzde, ahalinin gözleri önünde, gayet adi bir kundura boyacısı, dünyaca rütbeten büyük bir adamın açık bacaklı karısına bilfiil sarkıntılık etmesi, tesettür aleyhinde olanların hayasız yüzlerine bir şamar vuruyor!..
«Elhasıl; nasılki kadınlar kahramanlıkta, ihlasta, şefkat itibariyle erkeklere benzemedikleri gibi, erkekler de o kahramanlıkta onlara yetişemiyorlar. Öyle de; o masum hanımlar dahi, sefahette hiç bir vecihle erkeklere yetişemezler. Onun için fıtratlarıyla ve zayıf hilkatleriyle namahremlerden şiddetli korkarlar ve çarşaf altında saklanmağa kendilerini mecbur bilirler.» (Lem'alar sh: 202)
Said Nursi(r.h)
Kur’an (Ahzab Suresi 33:59) âyetinde geçen «“cilbab”, baştan aşağı örten çarşaf, ferace, car gibi dış kisvesinin adıdır. ...Çarşaf ve peçe…» demektir. (Elmalılı Tefsiri 3927)
İbn-i Cerir-i Taberi, İbn-i Sirin’den şöyle dediğini rivayet etmiştir. İbn-i Sirin demiştir ki:
«Ubeyd-es Selmanî’den cilbablarını üzerlerine örtsünler mealindeki âyet hakkında sordum. Hicabın şeklini şöyle tarif etti: “Üzerindeki milhafeyi (car ve çarşaf dedikleri kaftanı) kaldırıp, onunla -baştan aşağıya kadar- bütün vücudunu örttü. Ve çarşafla bütün başını, ta kaşlarına kadar kapattı ve yüzünü de örttü. Yalnız yüzünün sol tarafındaki yerden sol gözünü tek açık bıraktı.» (Taberi Tefsiri, Hazin, Cemel)
Kadınlar tekeşşüften ve tebezzülden ve ricalin (erkeklerin) iştihalı gözlerine, dar örtülerle arz-ı endam etmekten memnu’durlar. Yüzlerini ve ellerini hatta ayaklarını, namazda açık bulundurabilirler. Velâkin zaruret olmadıkça mahrem olmıyana bunları (yani yüzlerini, ellerini ve ayaklarını) dahi gösteremezler. Sokakta yüz açmak ve libasın (yani evde giydiği elbisenin) kolunu veya eteğini örtüden (yani cilbabdan ve çarşaftan) çıkarmak, şeriatın emrine muhaliftir. İhticab (tam örtünmek) emr-i Kur’anîdir.
Onda (örtünmede) tehavünün (yani, örtünmede lâkaydlık ile hassasiyet göstermemenin) vebali büyüktür. Yüz namahrem değildir tabiri, salât (namaz) hakkında olmaktan gayride galattır. (Yani: Yüz, namaz dışında örtülmelidir.)
Sure-i Celile-i Ahzab ile inen hicab (örtünme) âyetinde: Açık-saçıklık, nehiy (haram) ve kadınlar erkekle ihtilattan (karışık bulunmaktan) men’ olunarak örtü altında siyanet kılındılar (yani, muhafaza altına alındılar). Zinetlerinden madud olan libasları (yani, süs eşyası kabul edilen evde giydikleri elbiseleri) dahi erkeklerden örtünmeye mecbur olarak (yani kadınlara emredilerek) bürgü ve çarşaf içinde bulundular ve yüzlerine peçe çekip yalnız gözlerini açık bulundurdular.» (Nimet-ül İslâm III. Kısım 71)
Ömer Nasuhi Efendi, Büyük İslâm İlmihali’nde, kadınların tesettürü hakkında:
«Hürre olanların yüzleri ile ellerinden başka bütün bedenleri avrettir. Yüzleri ile elleri ise, ne namazda, ne de bir fitne korkusu bulunmadıkça, namaz dışında avret değildir» der. (Büyük İslâm İlmihali sh: 99)
Yani, fitne ihtimali ya da fitne varsa, yüz ve elin açılması yasaklanır. İşte Nimet-ül İslâm’dan alınan bir önceki parçada, bu şer’î kaidenin tatbikini gösterip yüz ve elleri de örtmeyi kaydediyor. Büyük İslâm İlmihali’nden alınan parçada ise, “fitne ihtimali” kaydını koymakla, bu mevzuda ikisi de “örtme” hükmünde birleşiyorlar.
Zamanımızda ise, “fitne ihtimali”nin en dehşetli derecede bulunduğu apaçık meydandadır.
«Hasbel’icab taşraya çıkan kadında çarşaf olmayınca süfeha güruhu onları açık görüp tamaa düştükleri gibi şüpheli ve iffetini ihlal eden kadınlardan oldukları zannıyla arkalarına düşerek rahatsız edeceklerine binaen Cenab-ı Hak, kadınların çarşafa bürünüp mesture olmalarını emretmiş ve hikmeti de bürgülü olan kadının kim olduğu bilinmemekle suizandan ve süfehanın takibinden kurtulmaları olduğunu beyan etmiştir.
Hülasa, hatunların bürgü bürünmeleri vacib olduğu ve bürgülü olunca ecanibin o kadının kim olduğunu bilemediklerinden dolayı, taarruzdan vareste olup ezadan kurtuldukları ve hatunların mesture olmalarıyla fitne kapılarının kapanacağı, bu âyetten müstefad olan fevaid cümlesindendir.» (Hülasat-ül Beyan, ci:11, sh:4467-4470, Konyalı Mehmed Vehbi, Üçdal Neşriyat, İstanbul)
vBulletin v4.0.3, Copyright ©2000-2012, Jelsoft Enterprises Ltd.