PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : SÜnnetİn Önemİ Ve Terketmenİn BÜyÜk Tehlİkelerİ



faran10
03.04.2007, 20:41
Rahman ve Rahim Olan ALLAH'ın Adıyla"
"Resule itaat eden, ALLAH'a itaat etmiş olur" (Nisa,80)

"ALLAH ve Rasulü bir işe karar verdiği zaman, gerek inanan bir erkeğin gerek inanan bir kadının kendilerine ait bir işte TERCİH hakları olamaz. Her kim ALLAH'a ve peygamberine asi olursa açık bir sapıklık etmiş olur" (Ahzâp-36)

" ...Peygamber size ne verdiyse onu alın (ne emrettiyse onu yapın). Size ne yasak ettiyse ondan da sakının (ona muhalefet etmeyin). ALLAH'tan korkun; çünkü, (Peygamber'e muhalefet edenlere karşı) ALLAH'ın azâbı çetindir. " (Sûre-i Haşr,7)
"O kendi arzusu ile söylemez. O (nun söylediği) kendisine vahyedilenden başka birşey değildir." (Necm,3-4)

Al-i İmrân Sûresi
32-De ki: ALLAH'a ve peygambere itaat edin! Eğer aksine giderlerse, şüphe yok ki ALLAH kafirleri sevmez. 132-ALLAH'a ve peygambere itaat edin ki, rahmete erdirilesiniz.

Nisa Sûresi
13-İşte bütün bu hükümler, ALLAH'ın çizdiği sınırlardır. Her kim ALLAH'a ve O'nun peygamberine itaat ederse, ALLAH onu içlerinde sonsuza dek oturmak üzere, altından ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. Bu ise büyük kurtuluştur!
59-Ey iman edenler, ALLAH'a itaat edin, peygambere de itaat edin, sizden olan yetkililere de.
64-Biz herhangi bir peygamberi gönderdikse, sadece ALLAH'ın izniyle itaat edilsin diye gönderdik. Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelip günahlarına mağfiret dileselerdi, peygamber de onların bağışlanması için dua ediverseydi, elbette ALLAH'ı tevbeleri kabul eden ve merhametli bulacaklardı.
65-Yok, yok! Rabbine yemin ederim ki onlar aralarında çıkan çapraşık işlerde seni hakem yapıp, sonra da verdiğin hükümden nefislerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın tam bir teslimiyetle teslim olmadıkça iman etmiş olmazlar.
69-Her kim ALLAH'a ve peygambere itaat ederse, işte onlar ALLAH'ın kendilerine nimet ihsan ettiği peygamberler, dosdoğru kişiler, şehitler ve salihlerle birliktedirler. Bunlar ise ne güzel arkadaştır!
80-Kim peygambere itaat ederse, ALLAH'a itaat etmiş olur, kim de yan çizerse, kendilerine seni gözcü de göndermedik!

Ey iman edenler, ALLAH'a ve Resulüne itaat edin. İşitip durduğunuz halde ondan yan bükmeyin!
Enfal/20

Nur Sûresi
52-Kim ALLAH'a ve Resulüne itaat eder, ALLAH'tan korkar ve O'na sığınırsa, işte murada erecek olanlar bunlardır.
54-De ki: "ALLAH'a itaat edin, peygambere itaat edin!" Eğer yine dinlemezseniz artık onun yükümlülüğü, kendisine yükletilen görevi yapmak, sizin üstünüze düşen de size yükletilen görevleri yerine getirmektir. Eğer ona itaat ederseniz doğru yola erersiniz. Peygamberin görevi ise yalnızca açık bir tebliğdir.
56-Bir de namazı kılın, zekatı verin ve peygambere itaat edin ki rahmete erdirilesiniz.

"O gün yüzleri ateşte çevrilirken: "Ah ne olurdu bizler ALLAH'a itaat etseydik, peygambere itaat etseydik!" derler. Ahzap/66

"Ey iman edenler, ALLAH'a itaat edin, peygambere de itaat edin de yaptıklannızı boşa çıkarmayın! Muhammed/33

İman edin de ALLAH'a itaat edin, peygambere de itaat edin. Eğer aksine giderseniz bilin ki Resulümüzün görevi açık bir tebliğden ibarettir. Tegabün/12
Hadis Şerifler ; (Hadis Şerifler Sahihtir, kaynakları aşağıda belirtilmiştir.)
Ben sizi serbest bıraktığım müddetçe siz de beni bırakınız. Zira, sizden öncekileri, suallerinin çokluğu ve peygamleri üzerindeki ihtilâfları helâk etmiştir. Öyle ise sizi, bir şeyden nehy mi ettim ondan kaçının ; bir şey emrettiğim zaman da, onu elinizden geldiğince yapmaya çalışın. Soru sormayın. (Müslim,Hacc,73,1337)
"Haberiniz olsun, rahat koltuğunda otururken kendisine benim bir hadisim ulaştığı zaman kişinin: "Bizimle sizin aranızda ALLAH'ın kitabı vardır. Onda nelere helâl denmişse onları helâl biliriz.Nelere de haram denmişse onları haram Addederiz" diyeceği zaman yakındır. Bilin ki, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın haram kıldıkları da tıpkı ALLAH'ın haram ettikleri gibidir" Ebu Dâvud, Sünne, 6, (4604); Tirmizî, İlm 60, (2666); İbnu Mace, Mukaddime 2, (12).

"Bana Kur'ân ve onunla beraber onun gibisi (sünnet) verildi. Yakında karnı tok, koltuğuna yaslanmış birisi , 'Size bu Kur'ân yeter ; onda neyi helâl bulursanız , onu helâl kabul ediniz; onda neyi haram bulursanız, onu'da haram biliniz' diyecek. Şunu iyi biliniz ki, Resulullah'ın haram kıldığı da ALLAH'ın haram kıldığı gibidir..." (S. Ebû Davûd, c.5,s.11)
"Size kendilerine sarıldığınızda hiç sapıtmayacağınız iki şeyi bırakıyorum: ALLAH'ın Kitâbı ve Nebi'sinin sünneti." (Muvatta',Kader,3)
"Eğer siz ALLAH'u Teâlâ'yı C.C. seviyorsanız Bana uyun ki ALLAH'u Teâlâ'da C.C. sizi sevsinr30;" Hadis'i Şerif
"Bıyığı iyice kısaltınız, sakalı uzatınız. Bıyığı iyice kısaltınız, sakalı uzatınız böylece yahudilere benzemeyiniz
ALLAH'a ortak koşanlara muhalefet ediniz, sakalı bol bırakınız bıyığı kısaltınız." (Hadis Şeriflerin kaynağı: Buhari K. Libas BI'fail-lihâ C. Sağir 1/13)
Bıyığı kısaltmayan bizden değildir. (Tirmizi K. Edeb B.16 Hn 2762)
Bıyıklarınızı kısaltınız İsrailoğulları bıyıklarını kısaltmadıkları için (bazı) kadınları zina ettiler. C.Sağir 2/87 Levmiûl-Ukul 3/562
Kisra'nın elçileri, Efendimizi (SAV) yemen'e götürmek için ve kisranın tehditlerini içeren bir mesajla huzura çıktıklarında. Efendimiz (SAV) bu iki kişinin bıyıklarını uzatıp ,sakallarını kısalttıklarını gördü ve onlara bakmak istemedi ve buyurdu: "Yazıklar olsun size! Bunu size kim emretti?" Onlar "Rabbimiz (kisra) emretti" deyince, Efendimiz(SAV) :"Lakin benim Rabbim bana sakalımı uzatıp bıyığımı kısaltmamı emretti." Buyurdular. İbni Kesir, Ebu Nuaym, İbnül Cevzi
Mecusilerden sakalını kazımış bıyığını uzatmış bir adam Efendimiz'in (SAV) huzuruna geldiğinde, Efendimiz (SAV) sordular: "Bu ne haldir?", o kişi "Bizim dinimizde böyledir" diye cevap verince "Lakin bizim dinimizde, bıyık kısaltılıp, sakal uzatılır" buyurdu. İbni Ebi Şeybe, Süyuti, Dürül Mensur
"On şey fıtrattandır: Bıyığı kısaltmak, sakalı uzatmak,misvak kullanmak,buruna su çekmek, tırnak kesmek, parmak mafsallarını yıkamak, koltuk altını yolmak,kasıkları traş etmek, su ile taharetlenmek
"Bıyıkları son derece kesin (makasla) , sakalları bırakın" Buhari, Libas:63
"Bıyıkları kesin,sakalları salın, Mecusilere (ateşperest) muhalefetedin" Müslim, Taharet:16
"Bıyıkları kesin, sakalları bırakın, yahudilere benzemeyin" Tahavi Meânil-âsâr:4/230 , Ali el müttaki, Kenzül Ummal
"Erkekleri sakallarıyla, kadınları saç örgüleriyle süsleyen ALLAH'ı C.C. tesbih ederim" el Acluni,Keşfu'l-Hafa:1447
"Halik'e (Yaratıcıya) isyan hususunda, hiçbir mahlukata itaat yoktur." İbni Ebi Şeybe
"Sünnetimden dönen benden değildir." Buhari, Müslim
"Bıyığı almak dindendir." Beyhaki, Şuabul İman:6452
"Bıyığını uzatanın ALLAH-u Teâlâ duasını kabul etmez" Deylemi, Müsned'i Firdevs:5648
"Bıyığını kısaltan bir adam gördüğünüzde, işte o sizin en hayırlılarınızdandır. Bıyığını uzatan bir adam gördüğünüzde, o da sizin en şerlilerinizdendir." Deylemi, Ahkamul Mezahib fi etvaril Liha veşşevarib:90
"On haslet vardır ki Lut kavmi onlar sebebiyle helak oldular. Benim ümmetimde onlara bir huy ilave edecektir. Erkeklerin birbirleriyle livata etmesi, çamurdan yapılmış küçük yuvarlak cisimleri atmak, sapan atmak, güvercin uçurtmak, def çalmak, içki içmek, sakal kesmek,bıyığı uzatmak, ıslık çalmak, alkış yapmak ve ipek giymektir. Ümmetimin bunlara ilave edeceği bir haslet ise, kadınların birbirleriyle ilişki kurmalarıdır." Ali el Muttaki, Kenzül Ummal,13014

Hanefi Mezhebine göre sakalı traş etmenin hükmü "HARAM" dır. Şafii mezhebinde Tahrimen mekruh (harama yakın) denilse de imam Şafii'nin "Ümm" isimli eserinde haramlığına fetva verdiği bildirilmiştir. Ayrıca Maliki ve Hanbeli mezheblerinde haram olduğu bildirilmiştir.
(İmam-ı Azam Ebû Hanefi'nin hükmü için "Mezahib-u Erbaa ve Dürrül Muhtar" ) (Harama helal diyen , helal'e haram diyen kafir olur. Resulullah'ın Emirlerini ve Sünnetini inkar etmenin tehlikeleri için yukarıdaki ayetleri okuyunuz.)
Bazı melekler aralarında yemin ederken "Ademoğlunun yüzünü sakal ile ziynetlendiren ALLAH'a C.C. yemin olsun" derler.
Sakal hilkatin tamamındandır . "Hilkatte dilediğini ziyade eder" 35- Fâtır: 1 Ayeti Kerimesinde murâd sakaldır denilmektedir. (Garibut Te'vil)
İbrahim b. Edhem duaların kabul edilmemesindeki sekiz sebepten biri olarak şunu göstermiştir; "Peygamberi SAV sevdiğinizi iddia ettiniz fakat sünneti ile amel etmediniz".
Bir rivayete göre mevta kabire indirildiğinde Münker ve Nekir melekleri sorguya geldiğinde kimin ümmeti olduğunu soracak ölü "Hz Muhammed SAV in ümmeti olduğunu söyleyecek" Meleklerde benzemiyorsun diye inanmayacaklar ve mevta zorlu bir sorguya çekilecektir. Bu melekleri ikna etmekte insanları ikna etmeye benzememektedir.
Sakalı traş eden "FISK" ve "HARAM" işlemektedir. Ümmetin sünneti terketmesi arkasından farzları terketmeyi getirmiştir. Farzları terketmenin ardından ise dinin terkinin gelmesinden korkulur.
Sakala buğz etmek (kin gütmek) çok tehlikelidir. Buğzettiğiniz sakalın sahibi bunu Resulullah'ın emrini yerine getirmek için bırakmıştır. Sakala kin gütmenin sonucu; Sünnet olan sakala kin güden dolayısıyla Sünnetin sahibine yani farkına bile varmadan Resulullah 'a SAV kin gütmüş olur (Bu Kur'an'a buğzeden kişinin direk ALLAH'a C.C. buğzetmesi gibidir.) . Ahirette şefaatten mahrum kalabileceği gibi, Ümmetin içindeki cennetlik olduğu bildirilmiş Fırka-i Naciyeden (Ehl-i Sünnet ve'l Cemaat) irtihal etmiş olur.
Peygamberimizin (SAV) Ashabının ve Sahabelerinin (RA) içersinde sakal traş eden bir tek erkek yoktur.
Ayrıca "Tabiîn" denilen ve Peygamberimizin (SAV) Ashabını (RA) gören mü'min erkeklerden de sakalını traş eden bir tek kişinin haberi ulaşmamıştır.
Peygamberimiz (SAV) kafirlere benzemeyi menetmiştir. ("Kim bir kavme benzerse onlardandır" buyurdular. Ebû Davud,Ahmed İbni Hanbel)Kalpteki
muhabbet, zahirde benzemeyi gerektirdiği gibi görünüşte benzemekte kalbe bir nevi dostluk ve sevgi getirir.
Bazıları sakalsız bazı alimleri delil gösterirler, oysaki Peygamberinin (SAV) sünnetine uymayanın ameli şeriat'ı garrâ'da nasıl huccet (delil) olabilir.
"İslam şekil dinimi" diye de soru soranların ise,Mekke'de bütün hacıların neden ihrama büründüklerini açıklaması gerekir.
Temizlik imandandır ben temizlik için traş oluyorum diyen, Efendimiz'in (SAV)sakal bırakma emriyle alay etme, haramı temizlik ve vacibi pislik saydığından küfür tehlikesine düşmüştür.

Sakalı kesip bıyıkları uzatmak kimlerin adeti idi: Kisra âli (acem hükümdarının hane halkı), acem mecusileri (ateşperestler), lut Kavmi,Hind yahudileri, kendilerini kadınlara benzetenleri, eşcinsellerin, yahudi ve hristiyanların, şii ve Alevilerin , v.s.
Sakal için hanımdan izin almak kesinlikle gerekmemektedir. Hanım razı olmasa da bırakmak mecburiyetindedir. Ayette "Erkekler kadınlar üzerine ziyadesiyle hakimdirler". Erkek hanımına saçını traş etmesini emretse kadının itaat etmesi gerekmez(Erkeğin sakalı kesmesi menedildiği gibi kadınında saçlarını traş etmesi menedilmiştir zira erkeğin sakalı ve kadının saçı fıtrattandır, kesilmesi fıtrata müdahaledir. ). (Ayrıca İslâmda çok mukaddes olan anne ve baba dahi sakalı kesmeni emretse hükmen sakalı kesemezsin , (ALLAH C.C. ve Resulünün SAV hakkı anne ve babadan üstündür.)
Sakalın Mekruhları;
1-Siyaha boyamak (Ahir zamanda güvercin kursağı gibi sakalını siyaha boyayan bir takım insanlar gelecek bunlar cennet kokularını tadamayacaklardır. -Hadis Şerif- Ebu Davud ve Nesei İbn'i Abbas'dan nakil)
2-Kükürt ile siyaha boyamak
3-Sakalı yolmak
4-Ağaranları yolmak. "O mü'minin nurudur" Hz Muhammed SAV
5-Sakalı kısaltmak
6-Sakalı uzatmak (bir tutamdan fazla)
7-Gösteriş için süslemek
8-Güya zahid olduğunu göstermek için sakalını karmakarışık ve toz içinde bırakmak
9-Siyahlığına bakıp gençliği ileövünmek, aklığına bakıp yaşlılığı ile böbürlenmek
10-Gerçek salihlerden olmadığı halde kendisini onlardan göstermek için kırmızı veya sarıya boyamak. "Sarı boya müslümanların, kırmızı mü'minlerin boyasıdır. Hz Muhammed SAV (Sarı hâluk otu ile, Kırmızı kına ile yapılır)
"Dinin zayıf düştüğü zamanda bir sünnetimi yaşatana 100 şehit sevabı vardır."
"Benim sünnetimi yaşatan beni yaşatmıştır, beni yaşatan beni sevmiştir, beni seven Cennet'te bana komşu olacaktır."
Hz Muhammed (SAV)

faran10
05.04.2007, 20:49
Bir çok insan sarık sarmayı, şalvar ve cübbe giymeyi sünnetten saymıyor. Biz Efendimiz S.A.V giydiklerini değil özünü almaya çaşlışıyoruz diyorlar.Ama hiç bir zaman bilmezler ki Efendimiz S.A.V giyinimden yaptıklarına kadar tüm hareket ve davranışlarında bir hikmet var.Ve onun her yaptığını yaparak ve onun giydiklerini giyerek ALLAH C.C biraz daha yaklaştığımızı bilmemiz gerekir. Bir işi hiç bir zaman keyfiyetten yapmayan Hz. Fahr-i Kainat Aleyhi Ekmelüttahiyyat (SAV) Efendimiz’e uymamak büyük bir cahilliktir. ALLAH C.C dostlarının neden sırtı hiç yumuşak yatak görmez neden oturarak ve zikr halinde uyurlar? Hasır üstünde uyumak neden sünnettir. Bu konuya bir misal vermek istiyorum. İnşa'ALLAH faydalı olur.

Hasan Basri r.a. diyorki: Basra camisinde bir meclise katıldım. Ashabı kiramdan bazılarının oturup Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer’in yaşamlarından bahsetmekte olduklarını gördüm. Hasan Basri dediki. İçlerinde olanlara baktım ve Ahnef b. Kaysı gördüm ve o şöyle diyordu: Hz. Ömer hAlife olduğu dönemde Fetih için bizi Irak’a gönderdi. Yüce ALLAHın inayetiyle Irak diyarını fethettik. Yanımızda en güzel elbiseler ve kumaşlarla birlikte medineye geldik. Doğruca Hz. Ömerin yanına girdik ancak o bizi görünce yüzünü çevirdi ve bizimler konuşmadı. Bizde durumun ne olduğunu öğrenmek için oğlu Abdullah b. Ömerin yanına gittik. Ve Hz. Ömerin bize karşı aldığı tavırı ve bize yaptığı muameleden dolayı ona şikayetçi olduk. Abdullah b. Ömer bize şöyle dedi: O sizin üzerinizde Ne Rasulullahın ve nede HAlifesi Hz. Ebubekirin giymediği yünlü ve yumuşak kumaşlı elbiseleri gördüğü için sizden yüz çevirmiştir. Ahnaf şöyle devam etti: Evlerimize döndük üzerimizdeki elbiselerimizi çıkardık ve yırtık ve toz içerisinde olan savaş elbiselerimizi giyerek tekrar Hz. Ömerin yanına döndük. Yanına vardığımızda bizleri ayakta karşıladı. Herbirimize teker teker sarıldı. Sanki bizi öncesinde hiç görmemiş gibiydi. Kendisine ganimetleri takdim ettik O da ganimetleri eşit olarak aramızda paylaştırdı. Ganimetleri arasında çok güzel tatlılar vardı onlardan biraz tattı ve tadının ve kokusunun çok güzel oduğunu söyledi ve onları yemekten vazgeçti. Sonra bize dönerek şöyle dedi: Ey Muhacir ve Ensar; şu dünya zevki için oğul babayı kardeş kardeşi öldürmesin. Daha sonra önündeki tatlıların fakir ve yetimlere dağıtılmasını emretti. Daha sonra kalktı ve arkasında sahabeden bir kaçı olduğu halde yürümeye başladı. İçlerinden bazısı bazısına şöyle dedi: Şu önümüzde yürüyen adamın imanına bakın Yüce ALLAH onun eliyle Kisra ve Kaysarı, doğunun ve batının kapılarını açtırdı. Ancak o Sırtında yamalı cübbesi olduğu halde arap kabilelerinden misafirler geliyor keşke ona yakışır güzel görünümlü yeni bir cübbe giyse. Yediği ucuz ve basit yemek yerine daha hoş ve lezzetli yemekler yese….
Daha sonra bu meseleyi ancak Hz. Alinin kalkıp Hz.. Ömere söyleyebileceğini düşündüler ve doğruca ona gittiler. Ancak Hz. Ali bu konuyu söylemekten sakındı ve bunu ancak Efendimizin hanımlarından Hz. Hafsa ve Hz. Aişenin söyleyebileceğini dile getirdi.
Ahnaf b. Kays Şöyle devam etti: Hz. Hafsa ve Hz. Aişe annelerimizin bir arada olduğu bir zamanda meseleyi onlara açtık. Hz. Hafsa Hz. Ömerin bu konuya olumlu cevap vereceğini ve kabul edeceğini zannetmiyorum dedi. Daha sonra Hz. Ömerin yanına girdiler. Hz. Aişe şöyle dedi: Sana bir meseleyi arzetmemize müsade edermisin. Hz. Ömer Buyur Ey müminlerin annesi dedi: Hz. Peygamber yaşadı ve Rabbine kavuştu. Geride hiç bir şey bırakmadı. Aynı şekilde Hz. Ebubekirde bu dünyada yaşadı. Rasulullahın sünnetini ihya etti. Yalancı Peygamberle savaştı. Herkese adaletli ve eşit olarak muamelede bulundu. Ve ALLAH ondan razı olmuş olarak Rabbine kavuştu. Geride hiç bir şey bırakmadı. Ve sen Ey müminlerin emiri… ALLAH senin elinle Kisra ve Kaysarın Hazinelerini açtı. Ve sana doğuyu ve batıyı fethettirdi. ALLAHtan senin ve Müslümanlar için fazlasını isteriz. Senin üzerinde yamalı bir cübbe olduğu halde arap hayetleri ve yabancı elçiler sana geliyorlar. Dileriz ki sen üzerindeki bu yamalı cübbeyi değiştir ve onların karşısına daha yeni ve şık bir elbise ile çıkasın. Ve taşıdığın görev ve sorumululuk gereği en güzel görünümde olasın.
Daha Hz. Aişe sözlerini bitirmemişti ki Hz. Ömer Hıçkırarak ağlamaya başladı ve Dediki: Ey Aişe; sen bilmezmisin ki Rasulullahın bir ekmek parçasını üçgün yetirdiğini veya birgünde öğle ve akşam yemeğini birleştirdiğini ve bu halde Rabbine kavuştuğunu…. Dedi ki: Hayır. Ey Aişe: sen Rasulullahın yünden bir elbise giydiğini gördün mü ki ve asıl giydiği elbise onun vücudunda bazen kaşıntı yapardı. Sizler bunu biliyorsunuz değil mi? Evet dediler: Dediki: Ey Aişe; sen çok iyibiliyorsun onun giydiği cübbe geceleri ona yatak ve üstüne örttüğü örtü olurdu. Ve seni biliyorsunki Kullandığınız O deri parçası gündüzleri minder geceleri ise yatak olurdu. Ve bizler onun yanına girdiğimizde hasırın vücudundabıraktığı izleri görürdük.
Hz. Ömer daha sonra Kızı Hafsaya dönerek şöyle dedi: Ey Hafsa sen değilmiydin bana anlatan, günlerden bir gün Rasulullahın yatması için altına cübbesini koyduğunu ve daha sonra Rasulullahın onun yumuşaklığından uyuyakalıp Hz. Bilalin ezanı ile uyandığını. Ve daha sonra sana Ey Hafsa bu cübbeyi benim altıma gecemin yok olup gitmesi için mi serdin dediğini… Rasulullahın siz bu cübbenin yumuşaklığı ile benim rabbime münacatımı mı engelliyorsunuz dediğini… Hz. Ömer Daha sonra Kızı Hafsaya şöyle dedi: Ey Hafsa sen bilmezmisin ki Rasulullahın geçmiş ve gelecek tüm günahları aff olunmuş olmasına karşın onun aç yattığını sürekli ALLAHı zikrettiğini gecenin karanlığında ve günün ortasında rabbine sürekli olarak yalvardığını ve ona secde ettiğini ve bu hal üzere Rabbine kavuştuğunu….
Şunu bilin ki Ömer hiç bir zaman güzel bir şey yemeyecek ve güzel elbise giymeyecektir. Benim örneğim tıpkı üç arakdaşın aynı yolu takip etmesi gibidir. Birincisi o yolun en zirvesine ulaşmış ve dünyadan göçmüş, ikincisi onu takip ederek dünyadan göçmüş ve ona dost olmuş, üçüncüsü şayet onların yolunda giderse onlara dost olacak, şayet yolunu değiştirirse onlardan ayrı kalıp onlarla birlikte olmayacaktır.