Cennet Ehline İlk İkram
Müslim Sahih'inde Sevban'dan şunu rivayet etmiştir:
Sevban dedi ki:
"Rasulullahın Sallallahu Aleyhi ve Sellem yanında ayakta bulunuyordum. Yahudi alimlerinden bir alim geldi. Esselamü aleyke ya Muhammed dedi.
Onu öyle bir ittim ki neredeyse yere düşecekti.
"Beni niçin ittin, dedi."
"Ey Allah'ın Rasülü diyemez miydin" dedim.
Yahudi, "biz onu, ailesinin ona verdiği isimle anarız" dedi.
Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem de, "ailemin bana vermiş olduğu isim, doğru, Muhammed'dir." dedi.
Yahudi, "sana sormaya geldim" dedi.
Rasulullah, "sana anlatsam bir faydası olacak mı" dedi.
Yahudi, "kulağım duymuş olur." dedi.
Rasulullah yanındaki değnekle yere bir şeyler çiziktirerek, "sor" buyurdu.
Yahudi, "yer değiştirilip başka bir yer haline getirildiğinde insanlar nerede olacak" dedi.
Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "köprüden (sırattan) beride karanlıkta" buyurdu.
Yahudi, "kıyamet günü köprüyü kim ilk olarak geçecek" dedi.
Rasulullah, "muhacirlerin fakirleri" buyurdu.
Yahudi, "Cennet e girdikleri zaman onlara ikram (hediye) ne olacak" dedi.
Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "balık ciğeri pürçüğü (ziyadesi)" buyurdu.
Yahudi, "peşinden gıdaları ne olacak" dedi.
Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "onlara cennetin uçlarında beslenen cennet öküzü boğazlanacak" buyurdu.
Yahudi, "peki üstüne ne içecekler" dedi.
Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "selsebil denen (coşkun akan veya suyu yumuşak olan) oradaki bir pınardan" buyurdu.
Yahudi "doğru söyledin, bir de sana şeyi sormaya gelmiştim" dedi, "yeryüzünde peygamberden veya bir iki kişiden başka kimsenin bilmediği bir şeyi"
Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "söylesem sana bir faydası olacak mı" buyurdu.
Yahudi, kulağım duymuş olur dedi. "Sana, çocuğu (dölü) sormaya gelmiştim" dedi.
Rasulullah, "erkeğin suyu beyaz, kadının suyu sarı olur, ikisi birleşirde erkeğin menisi kadının menisine yeğin gelirse biiznillah erkek olur. Yok eğer kadının menisi erkeğin menisine yeğin gelirse biiznillah kız olur" buyurdu.
Yahudi, "doğru söyledin ve şüphesiz sen bir peygambersin" dedi.
Sonra ayrıldı. Rasulullah bunun üzerine buyurdular ki:
"Bana öyIe şeyler sordu ki o anda onlar hakkında hiçbir bilgim yoktu, ta ki onları Allah bana (o anda) bildirdi." (Müslim, 315, Hayız kitabının, erkek ve kadın menilerinin özelliğini ve çocuğun ikisindan yaratıldığını beyan babı.)
Buharinin Sahih'inde Enes Radıyallahu Anhu den şu rivayet edilmiştir. Enes dedi ki:
"Abdullah b. Sellam, bir yerde sonbahar geçirirken Rasulullah'ın Sallallahu Aleyhi ve Sellem Medine'ye geldiğini işitti. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelip dedi ki:
Sana üç şey soracağım ki onları Peygamberden başka kimse bilmez söyle;
- kıyamet alametlerinin ilki nedir?
- Cennet ehlinin ilk yemeği nedir?
- Çocuk babasına veya anasına niye çeker?
Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem;
"onları bana az önce Cebrail haber verdi" buyurdu.
Abdullah, Cebrail mi, dedi.
"Evet" buyurdu.
Abdullah, bu meleklerden yahudilerin düşman (kabul ettikleri melek) dir, dedi. Bunun üzerine (Rasulullah);
"De ki: Kim Cibril'e düşman olursa (bilsin ki), O, senin kalbine (Kur'an'ı), Allah'ın izniyle indirmiştir." (Bakara, 97) ayeti okudu, (sonra buyurdu ki;)
- Kıyamet alametlerinin ilki bir ateştir ki insanları doğudan batıya toplar.
Cennet ehlinin yiyeceği ilk yemek, balık ciğerinin ziyadesi (pürçüğü) dür.
- Erkeğin suyu kadının suyunu geçerse çocuk babaya çeker, kadının suyu erkeğin suyunu geçerse kadına çeker."
Abdullah, dedi ki:
Allah'dan başka ibadete layık ilah olmadığına ve senin Allah rasülü olduğuna şehadet ederim. Ya rasûlallah, yahudiler yalancı - iftiracı bir toplumdur, eğer onlar, sen beni onlara sormadan önce, müslüman olduğumu bilirlerse bana iftira atarlar. (Onun için onlar bunu bilmeden beni onlara sor)
Az sonra yahudiler geldi. (Peygamber);
"içinizde Abdullah'ı kim bilirsiniz" dedi.
Hayırlımızdır, hayırlımızın oğludur, efendimizdir, efendimizin oğludur, dediler, Peki buyurdu;
"müslüman olduysa ne düşünürsünüz?"
Allah onu bundan korusun dediler.
Abdullah (saklandığı yerden) çıktı ve şehadet ederim ki Allah'dan başka ibadete layık ilah ilah yoktur, yine şehadet ederim ki Muhammed Allah'ın Resulüdür, dedi.
Yahudiler, en kötümüz, en kötümüzün oğlu dediler ve ona eksikler buldular. Abdullah, işte korktuğum bu idi ey ; Allah'ın Rasülü dedi." (Buhari, VllI, 165, Tefsir kitabının, kim Cebrail'e düşman olursa ayeti babı)
Buhari ve Müslim'de Ebu Said el-Hüdri'den gelen Ata b. Yesar hadisinde el-Hudri. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu demiştir:
"Yeryüzü kıyamet günü Cennet ehli için ilk ikram olmak üzere, Cebbar (olan Allah)ın, eliyle beze haline getirdiği (yuvarlakken düz kaldığı) bir çörek olur. Tıpkı sizin yolculukta, bezesini açıp pişirdiğiniz ekmek gibi."
Çok geçmeden bir yahudi gelip, Rahman sana bereketler ihsan etsin ey Ebe'l-Kasim, sana Cennet ehline kıyamet günü ilk ne ikram edileceğini haber vereyim mi, dedi.
Peygamber, "evet" buyurdu.
Yahudi, Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in söylediği gibi, yeryüzü tekbir çörek olacak, dedi.
Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem bize bakıp sonra öyle güldü ki azı dişleri güründü, sonra (Yahudi), sana azıklarını haber vereyim mi dedi.
"Evet" buyurdu, "haber ver".
Dedi ki: Azıkları lam ve nun iledir (Yani öküz ve balık ile azıklanacaklar.)
(Peygamber), "o da nedir" dedi:
(Yahudi), öküz ve balıktır, eyle bir öküz ve balık ki ciğerlerinin ziyadesinden (pürçüğünden) yetmişbin kişi yer."
(Buharî, XI, 372, Rikak kitabının, Allah kıyamet günü yeryüzünü kabzasına alır babı; Müslim, 2792. Münafıkların sıfatları ve hükümleri kitabının, Cennet ehline ilk ikram babı)
Abdullah b. Mübarek der ki. Bize İbn Lehia anlattı... Ka'b der ki;
"Allah Azze ve Celle Cennet ehline, cennete girin, şüphesiz her konuğa iyi bir deve kesilir ve bugün size ben keseceğim ve bir öküz bir balık, getirir, Cennet ehli için keser."
(İbn el-Mübarek, Ziyadat. ez-Zühd, s. 130. Bunun isnadında Abdullah İbn Lehia vardır, İbn Main, onun hakkında zayıftır hüccet olmaz, ibn el-Medini, İbn Lehıa'nın hiçbir hadisini aktarmam, Nesai ve Yahya, zayıftır, demişlerdir, bk. Mizan el-İ'tidal, II, 475-483)alıntı
Allah Teâlâ şöyle buyurur:
"Zakkum ağacı; günahkarların yemeğidir, erimiş madenler gibidir, sıcak suyun kaynaması gibi karınlarında kaynar"(Duhan: 43-46),
"Cennet gibi konak mı hayırlı, yoksa zakkum ağacı mı? Biz, o ağacı zalimler için fitne yaptık. O, cehennemin dibinde çıkan bir ağaçtır. Tomurcukları, şeytanın başı gibidir. İşte cehennemlikler bundan yer ve karınlarını bununla doldururlar. Sonra, bu yemeğin üzerine kaynar su katılmış içki onlar içindir. Sonra dönüşleri yine cehennemedir." (Saffat: 62-68),
"Sonra siz, ey sapık yalanlayıcılar, Size kesinlikle Zakkum ağacının meyvası yedirilecektir. Onunla karınlarınız doldurulacaktır. Üzerine de kaynar su içeceksiniz. Onu, . içtikçe susayan develer gibi içeceksiniz. Sizleri yaratan biziz, bunu onaylasanıza. Onlar hesap günü işte böyle ağırlanacaklardır" (Vakia: 51-57),
" (O gece) sana gösterdiğimiz görüntüleri ve Kur'an'da adı geçen lanetlenmiş ağacı da sırf insanlara bir sınav konusu olsun diye ortaya koyduk. Onları korkutuyoruz ama bu korkutmalarımız azgınlıklarını arttırmaktan başka bir işe yaramıyor." (İsra: 60).
Tirmizî, İbni Mace, İbni Hibban "Sahih"inde, İbni Abbas Radıyallahu Anhu hadisinde Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in:
"Ey müminler, Allah'tan gerektiği gibi korkunuz ve mutlaka Müslüman olarak ölünüz." (Ali İmran: 102) ayetiyle ilgili şöyle dediğini bildirdiler:
"Eğer zakkum ağacından bir damla dünyaya damlatılmış olsa tüm dünya ehlinin hayatını alt üst eder. Onu tadanın hali nasıl olur?".
Tirmizî Hadisin İbni Abbas'tan mevkuf olarak geldiğini ve sahih olduğunu söyledi.
İbni İshak dedi ki:
"Bana Hakim b. Hakim, İkrime'den, İbni Abbas Radıyallahu Anhu'nun şöyle dediğini bildirdi:
"Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Zakkum ağacından söz edince Ebu Cehil şöyle dedi:
"Bizi onunla korkutuyor. Ey Kureyş topluluğu Muhammed'in sizi kendisiyle korkuttuğu zakkum ağacının ne olduğunu biliyor musunuz?
Dediler ki: Hayır. Dedi ki:
O yağla karıştırılmış bir çeşit hurma ezmesidir. Vallahi onu bulduğumuzda çiğnemeden yutarız",
Bunun üzerine Allah Teâlâ:
"Zakkum ağacı; günahkarların yemeğidir"(Duhan: 41,42) - yani senin dediğin gibi değil -
"Kur'an'da adı geçen lanetlenmiş ağacı da sırf insanlara bir sınav konusu olsun diye ortaya koyduk. Onları korkutuyoruz ama bu korkutmalarımız azgınlıklarını arttırmaktan başka bir işe yaramıyor."(İsra: 60) ayetlerini indirdi.
Abdurezzak, Ma'mer'den, Katâde'nin "Biz, o ağacı zalimler için fitne yaptık"(Saffat: 63) ayetiyle ilgili olarak şöyle dediğini bildirdi:
"Onlara ateşte bir ağacın olduğunu söyleyince bu onların inkarlarını daha da artırdı, çünkü Allah Teâlâ ateşte bir ağaç olduğunu bildirdi halbuki ateş ağacı yakar, aynı şekilde o ağacın ateşten beslendiğini bildirdi."
Rivayet edildiğine göre;
İbni Abbas Radıyallahu Anhu;
"Zakkum Ağacının aslının ateşten olduğunu bildirdi. Hasan'dan bildirildiğine göre, kökü Cehennemin derinliklerindedir ve dalları üst taraflarına kadar uzanır."
Selam b. Miskin;
Hasan'ın "Zakkum ağacı, günahkarların yemeğidir, erimiş madenler gibidir, sıcak suyun kaynaması gibi karınlarında kaynar." ayetini okuduğunu ve şöyle dediğinin duydum: "orada sanki üzerinde cehennem kaynar", dedi.
Muğire, İbrahim ve Ebî Razîn'in, " (o) erimiş madenler gibidir, sıcak suyun kaynaması gibi karınlarında kaynar" ayetiyle ilgili olarak; "o kaynayan bir ağaçtır" dediklerini bildirdi.
Cafer dedi ki:
"Ebâ Ümran el-Cûvenî'yi şöyle derken duydum: "Bize ulaştığına göre ondan alınan her lokmanın karşılığında o da aynısını onu alandan geri alır".
Kur'an'ı Kerim onların karınları dolana kadar ondan içtiklerini, erimiş maden suyunun kaynaması gibi karınlarında kaynadığını ve o sıcaklığı doruk noktaya ulaşan bir sıvı olduğunu, insanların ondan yedikten sonra üzerine kaynayan suyu çok susayan develerin susadığı gibi içerler.
İbni Abbas, Ali b. Ebî Talha rivayetinde; "el-hîm'in" aşırı susamış deve olduğunu bildirmektedir.
Sa'dî; el-hîm'in develerin yakalandığı bir hastalık olduğunu ve bu hastalığa yakalanan devenin ölene kadar suya kanmadığını, aynı şekilde kafirlerin Cehennemde kaynamış suya kanmadığını söyledi.
Mucahid'ten de buna benzer bir görüş rivayet edilmiştir.
Dahhâk; "Onu, içtikçe susayan develer gibi içeceksiniz" (Vakıa: 55) ayetiyle ilgili olarak şöyle dedi:
"Araplardan bazıları onun kum, kimi de çok susayan deve olduğunu söyledi.
İbni Abbas Radıyallahu Anhudan iki görüş de rivayet edildi.
"Sonra, bu yemeğin üzerine kaynar su katılmış içki onlar içindir"(Saffat: 67) ayeti kerimesi kaynar suyun karınlarındaki zakkum ağacıyla karıştığını ve yeni bir karışım olduğuna delalet etmektedir.
Ata el-Horasanî bu ayetle ilgili olarak şöyle dedi:
"onların yemekleri kaynar suyla karıştırılır."
Yine Katâde yiyeceklerinin kaynar suyla karıştırıldığını söyledi.
Said b. Cubeyr şöyle dedi:
"Cehennem ehli acıktığında açlıktan bağırırlar, bunun üzerine onlara zakkum ağacı verilir, onu yiyince yüzlerindeki deriler dökülür, öyle ki birisi onların yanından geçse yüzlerindeki derinin üzerindeki işaretlerden onları tanır. Cehennem ehli zakkum ağacından yedikten sonra susar ve onun için talepte bulunur bunun üzerine ona irin gibi bir su verirler, o suyu ağızlarına aldıklarında onun sıcaklığından onların yüzleri pişer. Daha sonra onlara demirden gürzlerle vurulur vuruşların şiddetinden azaları önlerine düşmeye bunun üzerine çığlıklar atmaya başlarlar."
"Sonra dönüşleri yine cehennemedir"(Saffat: 68)
Yani zakkum yedikten ve kaynar su içtikten sonra onları cehenneme geri götürürüz. Ayeti kerime kaynar suyun Cehennemin dışında olduğuna delalet etmektedir ve onlar devenin suya götürülmesi gibi suya götürülürler, daha sonra Cehenneme geri getirilirler, "İşte suçluların yalanladıkları cehennem budur. Cehennem ile kaynar su arasında mekik dokurlar." (Rahman: 43-44) ayeti kerimeleri de buna işaret etmektedir. Cehennem ile kaynar su arasında mekik dokurlardan kasıt ikisi arasında götürülüp gerilirler manasındadır. Bu görüş Katâde, İbni Cureyc ve başkalarından rivayet edilmiştir.
Kurazî, "Cehennem ile kaynar su arasında mekik dokurlar" ayetiyle ilgili olarak şöyle dedi:
"Kaynar su ateşten ayrı yerdedir, cehennem ehli perçemlerinden yakalanıp bu kaynar su içinde geriye kemikleri ve iki gözü kalana kadar sürüklenirler, "Kaynar sudan sonra da ateşte yakılacaklardır"(Mü'min: 72)ayeti de buna delalet etmektedir."
İnsan Boğazından Geçmez Yiyecekler Ayetinin Tefsiri
Allah Teâlâ Kur'an'ı Kerim'de şöyle buyurur:
"Çünkü bizim yanımızda ağır zincirler ile (donatılmış) cehennem, insan boğazından geçmez yiyecekler ile acıklı azap vardır" (Muzemmil: 12-13)
"Onlar için kuru dikenden başka yiyecek yoktur, o ne besler, ne de açlığı giderir"(Mü'min: 6-7)
Ahmed b. Hanbel kendi isnadıyla, İkrime'den, İbni Abbas Radıyallahu Anhu'ın;
"İnsan boğazından geçmez yiyecekler" ayetini tefsir ederken şöyle dediğini bildirdi:
"O insanın boğazına takılan bir dikendir, ne aşağı gider ne de geri çıkar".
Ali b. Ebî Talha, İbni Abbas Radıyallahu Anhu'nun:
"kuru dikenden (darî'ten)" ayetini tefsir ederken şöyle dediğini bildirdi:
" O Cehennemde bir ağaçtır".
Mücahid, onun kuru bir "şebrik-bir çeşit bitki-" olduğunu söyledi. Yine İkrime, Katâde ve Ufî'den gelen bir rivayete göre İbni Abbas şöyle dedi:
Şebrik; yere yapışık yetişen dikenli bir bitkidir, büyüdüğünde ona darî' denilir.
Katâde dedi ki: "O yiyeceklerin en iğrenci ve en kötüsüdür".
Said b. Cubeyr: "Darî'in" taş manasına geldiğini söyledi, ondan gelen başka bir rivayette ise; zakkum olduğunu söylediğini bildirildi.
Ebî el-Hivarî, "Darî", "Gözünüzün önünde büyüyen hurma ağacındaki dikenlerdir" dedi.
Tirmizî, Ebu Derda yoluyla Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'ın şöyle dediğini bildirdi:
"Cehennem ehli acıkınca azaplandırılmaları durdurulur ve yemek isterler, onlara dikenden ne doyuran ne de besleyen bir yemek verilir, sonra tekrar yemek isterler bu defa onlara boğaza takılıp geçmeyen bir yiyecek verilir. Bunun üzerine dünyadayken böyle durumlarda su içtiklerini hatırlarlar ve su isterler, onlara demir çubuklarda kaynayan su verilir, bu su yüzlerine yakınlaştırdığında yüzleri pişer, karınlarına ulaşınca karınlarındakileri koparır...".
Hadis, Ebu Derda'dan mevkuf olarak nakledildi.
Allah Teâlâ şöyle buyurur:
"Bugün onun için ne candan bir dost, ne de irinden (ğislîn'den) başka bir yiyecek vardır. Onu (bile bile) hata işleyenlerden başkası yemez." (Hakka: 35-38)
Ali b. Ebî Talha, İbni Abbas'ın "ğislîn" hakkında şöyle dediğini bildirdi: "O ateş ehlinin yarasından akan sarı sudur".
Yine Şubeyb b. Bişr, İkrime'den, İbni Abbas'ın "ğislîn" le ilgili şöyle dediğini bildirdi:
"O onların etlerinden akan kan ve sudur ve bu onların yiyeceğidir."
Rivayet edildiğine göre Mukatil şöyle dedi:
"Kan ve irin akmaya başlayınca ateş onu yakıp yok etmeden Cehennem ehli onları içmek için koşuşurlar."
Ebu Cafer, Rebi' b. Enes'in şöyle dediğini bildirdi:
"Ğislîn; Cehennemde bir ağaçtır",
Aynı görüş Dahhak'tan da rivayet edilmiştir. Huseyf, Mucahid yoluyla İbni Abbas'ın şöyle dediğini bildirdi:
"Ğislîn'in ne olduğunu bilmiyorum, ancak zakum oluğunu zannediyorum."
Ebû Hilal, Katâde'nin şöyle dediğini bildirdi:
"O Cehennemin en kötü yiyeceklerinden bir yiyecektir."
Yahya b. Selam; onun Cehennem ehlinin bağırsaklarındaki artık olduğunu söyledi.
İbni Kuteybe şöyle dedi: "Ğesele" fiilinden gelmektedir, yani o mide artığı gibidir, manasına gelir"
Şureyh b. Ubeyd, Ka'b'ın şöyle dediğini bildirdi:
"Eğer 'ğislîn'den bir kova güneşin doğduğu yere dökülse onun sıcaklığından batıdakilerin beyinleri kaynar."
Hadisi Ebu Hatim rivayet etti.
Rivayet edildiğine göre Cehennem ehlinden bazısı kendi etini yer, bu hadisi daha sonra zikredeceğiz.
Allah Teâlâ şöyle buyurur:
"Yetimlerin mallarını haksız biçimde yiyenler, midelerini ateşle doldurmaktan başka bir şey yapmıyorlar. Zaten kudurmuş alevlerin içine atılacaklardır." (Nisa: 10)
Rivayet edildiğine göre Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem:
"Faiz yiyenler ağızlarında ateş tutuşturulmuş bir şekilde dirilirler" dedi, daha sonra bu ayeti okudu.
Hadisi İbni Hibban "Sahih"inde Ebu Berze yoluyla Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den rivayet etti.
Ateş Ehlinin İçeceği
Allah Teâlâ Kur'an'ı Kerim'de şöyle buyurur:
"Üzerine de kaynar su içeceksiniz"(Vaki'a: 54),
"Bunların durumu, ateşte temelli kalan ve bağırsaklarını parça parça edecek kaynar su içirilen kimselerin durumu gibi olur mu?"(Muhammed: 15),
"Orada ne bir serinlik ne de içilecek bir şey tadarlar. Yalnız kaynar su ve irin içerler" (Nebe: 34-35),
"İşte bu kaynar su ve irindir, artık onu tatsınlar. Ve daha başka çeşit çeşit azap vardır"(Sad: 57-58),
"Ayrıca her birinin önünde cehennem vardır, orada kendisine irinli su içirilecektir. Bu irinli suyu yutkunarak içer, normal biçimde içemez"(İbrahim: 16-17),
"Eğer feryad edip yardım isteseler, erimiş maden gibi yüzleri haşlayan bir su ile cevap verilir. O ne kötü bir içecek ve ne kötü bir dayanma yeri!."(Kehf: 29)
Cehennem ehlinin bu dört içeceğini Allah Teâlâ kitabı Kur'an'ı Kerim'de bildirmiştir:
Birincisi; "el-Hamîm"dir";
Abdullah b. İsa el-Herâz, Davud b. İkrime yoluyla İbni Abbas'ın şöyle dediğini bildirdi:
"El-Hamîm; Yakıcı kaynar sudur".
Hasan ve Süddî: "El-Hamîm; sıcaklığı doruğa ulaşan kaynar sudur" dediler.
Cubeyr, Dahhak'ın şöyle dediğini bildirdi: "el-Hamîm; Allah Teâlâ'nın yer ve gökleri yarattığı günden beri kaynayan sudur, Cehennem ehli ondan içene kadar bu su kaynar, ondan içirilirler ve bu su onların başlarına dökülür."
İbni Vehb, İbni Zeyd'in şöyle dediğini bildirdi: "El-Hamîm; Cehennem ehlinin ateş havuzlarında biriken göz yaşlarıdır ve bu su onlara içirilir, Allah Teâlâ şöyle buyurur: "Onlar, cehennemle kaynar su arasında dolaşır dururlar." (Rahman: 44).
Muhammed b. Ka'b: "Hamim'in en"; hazır bulunan kaynar su demektir" dedi. Ancak cumhur bu görüşü kabul etmemiştir, cumhura göre "ân"; sıcaklığı doruğa ulaşan sudur.
Şubeyb, İkreme'den İbni Abbas'ın şöyle dediğini bildirdi: "Hamimin ân"; aşırı kaynayan sudur."
Said b. Beşir, Katâde'nin şöyle dediğini bildirdi: "Ân', yer ve göğün yaratılışından buyana kaynamaya delalet eder."
Allah Teâlâ şöyle buyurur: "Kızgın (eniye) bir kaynaktan içirirler" (Gaşiye: 5).
Mücahid: "O, gereken sıcaklığa ulaşan ve içme vakti gelen sudur" dedi.
Hasan şöyle dedi: "Araplar bir şey çok sıcak olduğunda ve ondan daha sıcak bir şey kalmadığında 'âne harruhu' derlerdi, "Kızgın (eniye) bir kaynaktan içirirler" ayeti de buna işaret etmektedir. Allah Teâlâ Cehennemi yarattığı günden beri onun ateşiyle bu suyu ısıtmaktadır. Bundan dolayı suyun sıcaklığı son haddine ulaşmıştır."
Yine başka bir rivayette: "Yer ve gökler yaratıldığı günden beri bu su kaynamaktadır" dedi.
Süddî şöyle dedi: "Öyle bir sıcaklığa ulaştı ki artık ondan öte bir sıcaklık yoktur." Onlara demir çubuklarla kaynar su verildiğine dair Ebu Derda'nın hadisi daha önce geçmişti.
İkincisi; "el-ğesâk" tır;
İbni Abbas Radıyallahu Anhu şöyle dedi:
"O, kafirin derisi ve eti arasından akan şeydir".
Diğer bir rivayette ise şöyle dediği bildirildi:
"O, aşırı dondurucu soğuktur."
Abdullah b. Amr Radıyallahu Anhu şöyle dedi:
"Çok pis bir iltihabtır. Şayet ondan bir damla batıya dökülse doğudakiler kötü kokusunu alırlardı. Şayet doğuya dökülse idi batıdakiler onun kötü kokusunu alırlardı."
Mücahid şöyle dedi: "Ğesâk"; aşırı soğukluğundan dolayı tadına bakılamayan sudur".
Atiye şöyle dedi: "O Cehennem ehlinin derisinden akan sudur".
Ka'bşöyle dedi: "Ğesâk"; Cehennemdeki akrep, yılan gibi öldürücü hayvanların içinde bulunduğu, biriken bir kaynaktır. İnsan ona getirilir ve içine bir kez batırılır. Çıkarıldığında derisi ve eti kemikten ayrılarak aşağı düşer ve topuğuna asılır kalır. Böylece insanın elbisesini sürüklemesi gibi derisini sürükleyerek gider".
Süddî şöyle dedi: "Ğesâk"; Cehennem ehlinin gözlerinden akan yaşlardır, onlara kaynamış suyla birlikte içirilir".
Derrâc, Ebî Heysem'den, Ebî Said'den Peygamber'in Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle dediğini bildirdi:
"Eğer ğasâk'tan bir kova dünyaya dökülse dünya ehlinin hepsi onun kötü kokusunu alır"
Hadisi; İmam Ahmed, Tirmizî, Hakim rivayet etti ve sahih olduğunu bildirdi.
Bilal b. Sa'd şöyle dedi: "Eğer "ğesâk'tan" bir kova yeryüzüne dökülse onun üzerindeki her canlıyı öldürür". Ondan gelen başka bir rivayette ise şöyle der: "Ondan bir damla yeryüzüne dökülse yeryüzündeki her şeyi bozar."
Hadisi Ebu Naim rivayet etti.
İbni Abbas bir rivayetinde Mücahid şöyle dediler:
"Burada ki el-ğesâk çok aşırı olan soğuktur. Şu ayeti kerime de buna delalet etmektedir: "Orada ne bir serinlik ne de içilecek bir şey tadarlar. Yalnız kaynar su ve irin(ğesâk) içerler."(Nebe: 24-25) Dikkat edilirse ayeti kerimede soğuktan el-ğesâk'ı, içecekten ise kaynar suyu istisna etmiştir."
Denildi ki: "Gesâk" pis kokulu soğuktur ve Arapça bir kelime değildir. Yine denildi ki o Arapça bir kelimedir ve "ğasake" kökünden olup gece karanlığının basması manasına gelmektedir, el-ğâsik ise gece manasına gelmektedir. Aşırı soğuk olduğu için böyle adlandırılmıştır.
Üçüncüsü; "es-Sadîd"tir;
Allah Teâlâ şöyle buyuruyor:
"Kendisine irinli su içirilecektir."(İbrahim: 16)
Bu ayetle ilgili olarak;
Mücahid şöyle dedi: "O, irin ve kandır",
Katâde ise şöyle dedi: "O, Cehennem ehlinin eti ve derisi arasından akan sudur".
"Onu yudumlamaya çalışacak, fakat boğazından geçiremeyecek" (İbrahim: 17)
Katâde bu ayetle ilgili şöyle dedi: "Ya bu dini yaşarsınız ya da bu azaba sabredersiniz, ey insanlar! Allah'a itaat sizin için daha kolaydır, Allah'a ve Rasûlune itaat edin."
Ahmed b. Hanbel ve Tirmizî Ebî Umame yoluyla Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellemin;
"Orada kendisine irinli su içirilecektir. Onu yudumlamaya çalışacak"(İbrahim: 16-17)ayetleriyle ilgili şöyle dediğini bildirdi:
"Bu suyu ağzına yaklaştırır ve yudumlar, suyu yaklaştırınca su onun yüzünü kavurur ve başının derisi düşer. Suyu içince bağırsaklarını param parça ederek makatından çıkar. Allah Teâlâ şöyle buyurur:
"Onlara, bağırsakları parça parça eden kaynar su içilir"(Muhammed: 15),
"Eğer feryad edip yardım isteseler, erimiş maden gibi yüzleri haşlayan bir su ile cevap verilir. O ne kötü bir içecek ve ne kötü bir dayanma yeri!" (Kehf: 29).
Ebu Yahya, Mucahid yoluyla İbni Abbas Radıyallahu Anhu'nun şöyle dediğini bildirdi:
"Cehennemde irinden vadiler vardır, ondan bardaklarla alınır ve Cehennem ehlinin ağzına dökülür"
Sahihi Müslim'de Cabir Radıyallahu Anhu'dan gelen bir rivayette Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:
"Allah Teâlâ sarhoş edici şeyleri içenlere "tînetu'l-hibâl"dan içireceğini vaat etti", dediler ki:
"Ya Rasûlullah "tînetu'l-hibâl" nedir? buyurdu ki:
"O Cehennem ehlinin teri veya onlardan akan sulardır".
İmam Ahmed, Nesaî, İbni Mace ve İbni Hibban "Sahih"inde; Ebullah b. Amr b. As yoluyla Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bunu dört kez tekrarladığını bildirdiler. Bazı rivayetlerde "hibâl kuyusu" olarak geçer.
Yine Tirmizî, Abdullah b. Ömer yoluyla buna yakın bir rivayette bulunmuştur. Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem dedi ki:
"hibâl nehrinden" içecektir.
Dediler ki:
"Ya Rasûlullah "hibâl nehri" nedir". Dedi ki:
"Ateş ehlinin irininden olan bir nehirdir".
Tirmizî hadisin hasen olduğunu bildirdi.
Ebu Davud, İbni Abbas yoluyla Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle dediğini bildirdi:
"...tînetu'l-hibal" dan, denildi ki ya Rasûlullah:
"tînetu'l-hibal" nedir?, buyurdu ki:
"O ateş ehlinden gelen irindir".
Başka bir rivayette ise:
"Ateş ehlinden gelen irin ve kokuşmuş etlerinden gelen şeylerdir".
İmam Ahmed'de aynı şekilde Ebî Zer ve Esma Binti Yezid'den bu manada bir hadis rivayet etmiştir.
Ahmed b. Hanbel, İbni Hibban "Sahih"inde Ebî Musa yoluyla Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle dediğini bildirdiler:
"Kim alkole müptelâ olmuş bir şekilde ölürse Allah Teâlâ ona "ğevta" nehrinden su içirecektir."
Denildi ki: "Gevta nehri" nedir? Buyurdu ki:
"O zinakar kadınların edep yerleri akıntısından oluşan bir nehirdir, edep yerlerinin kokusu kafirlere eziyet verir"
Amr b. Şuayb, dedesi yoluyla, Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den riva; yet ettiği, kibirli insanlarla ilgili hadisi daha önce geçmişti:
"Onlar Cehennem ehlinin bedenlerinden akan suları içerler."
Dördüncüsü; "muhl"gibi olan sudur;
İmam Ahmed ve Tirmizî, Derrâc yoluyla, Ebî Heysem'den, Ebi Said yoluyla Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle dediğini bildirdiler:
"Muhl gibi; yani.yağ tortusu gibidir, yüzüne yaklaştırdığında yüzünün derisi içine düşer".
Atiyye, İbni Abbas'ın "muhl gibi" kelimesinin manasıyla ilgili olarak şöyle dediğini bildirdi:
"Yağ tortusu gibi katıdır. Ali b. Ebi Talip, İbni Abbas'ın şöyle dediğini bildirdi: "Yağ tortusu gibi siyahtır".
Dahhak dedi ki: İbni Mesud Radıyallahu Anhu Beyt'ul-Mal'dan bir gümüş alarak eritti ve camideki insanlara gönderdi ve şöyle dedi: "Muhl'e bakmak isteyen şuna baksın".
Mucahid dedi ki: "O irin ve siyah kan gibi yağ tortusuna benzer".
Taberânî, Temmâm b. Nuceyh yoluyla, Hasan'ın Enes'ten Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu bildirdi:
"Eğer Cehennemin kaynar suyundan bir kova alınsa ve dünyanın ortasına konulsa onun kötü kokusu ve sıcaklığı doğu ve batı arasındaki her şeyi etkileyecektir."
Evzaî, Halife Mansur'a tavsiyesinde şöyle dedi:
"Bana ulaştığına göre Cebrail Aleyhisselam Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e şöyle dedi:
"Eğer Cehennem içeceğinden bir kova dünya suyuna dökülseydi, suyu tadan herkes ölürdü".
Denildiğine göre birisi "Tîzu-nâbâd" denilen köyden geçti. -Sanki içinde üzümden içkinin yapıldığı bir yerdi- şöyle demiş:
"Tîzu-nâbâd'ta üzümlerin yanından Geçince su içenlere hayret ettim"
Dediğinde ona cevap veren bir ses işitir:
"Cehennemde öyle sular var ki yuttuğunda Keser ve midenin içine oturur kalır".
Cehennem Ehlinin Yiyeceği Anıldığında Selefin Üzüntüden Yeme ve İçmeyi Bırakmaları
Seleften birçoğu Cehennem ehlinin yemeği anıldığında üzüntüden yeme ve içmeyi bırakırlardı.
İmam Ahmed şöyle derdi:
"Cehennem korkusu benim yeme ve içmeyi bırakmama ve iştahımın kesilmesine sebep oluyor."
Şu'be, Said b. İbrahim'in şöyle dediğini bildirdi:
"Abdurrahman b. Avf oruçlu olduğu bir gün iftar yemeğiyle birlikte geldi ve şu ayeti okudu:
"Çünkü bizim yanımızda ağır zincirler ile cehennem, insan boğazından geçmez yiyecekler ile acıklı azap vardır"(Müzemmil: 12-13)ve ağlamaya başladı. Oruçlu olduğu halde yemeğini yemeden kaldırdı."
Hadisi Curcani rivayet etti.
İbni Ebî Dünya, Yunus yoluyla Hasan'ın şöyle dediğini bildirdi:
"İki adam bir biriyle karşılaştılar, biri diğerine:
"Rengin kaçmış ve seni zayıflamış görüyorum" başka bir adam da:
"Evet ben de aynı şeyi fark ettim" dedi, adam onlara:
"Üç günden beri oruçluyum iftarımı açmak isterken şu ayetler aklıma geliyor:
"Ayrıca her birinin önünde cehennem vardır, orada kendisine irinli su içirilecektir, onu yutkunarak içer, normal biçimde içemez"(İbrahim: 16-17)daha sonra iftarımı tekrar açmak isterken bu ayetleri bana okundu, bundan dolayı üç gündür yemek yiyemiyorum, işte bana bunu yapan bu ayetteki sözlerdir," dedi.
Halid b. Hassan el-Hicrî dedi ki:
"Hasan geceleyin yemek yemeden oruç tuttu, ertesi akşam iftar açmak üzereyken kendisine şu ayet okundu:
"Ayrıca her birinin önünde cehennem vardır, orada kendisine irinli su içirilecektir, onu yutkunarak içer, normal biçimde içemez" bunu duyunca elleri kasılmaya başladı ve "yemeği kaldırın" dedi, ikinci gün yemek gelince ona tekrar aynı ayetti okudular yine "yemeği kaldırın" dedi, oradakiler dediler ki:
"Ya Eba Said bu üçüncü gün oldu kendini helak edeçeksin", oğlu, Yahya Bukaî, Sabit el-Bunânî ve Yezid ed-Dabî'ye gitti durumu bildirdi ve onlara babam helak olacak dedi. Sonra çok ısrar etmelerine rağmen ancak ona biraz buğday çorbası içirebildiler.
Salih b. Merrî şöyle dedi:
"Ata Sülemî vücudu fazla zayıflayana kadar yemekten uzak durdu, ona dedim ki;
"Sen nefsine oldukça zulmettin, ben sana bir şeyler ikram etmek istiyorum lütfen beni geri çevirme",
"tamam" dedi.
Ona bulabildiğim en iyi undan ve yağ aldım sonra onunla güzel bir çorba yaptım, bir küp suyla birlikte oğlumla verip kendisine gönderdim ve oğluma dedim ki:
"İçene kadar ondan ayrılma", döndü ve dedi ki içti:
"İkinci gün aynısını yaptım ve oğlumla gönderdim ancak içmeden gönderdi" kendisine gittim ve azarladım ve dedim ki:
"Subhanallah benim ikramımı geri mi çeviriyorsun! Halbuki o sana yardım eder, seni namaz ve Allah'ı zikir için güçlendirir" benim bunları söylediğimi görünce şöyle dedi:
"Ebâ Bişr üzülme, vallahi ilk gönderdiğinde ben onu yedim, ikinci gün de yemek istedim ancak başaramadım, onu ne zaman içmek istesem,
"Bu irinli suyu yutkunarak içer, normal biçimde içemez. Her yandan ölümün saldırısına uğradığı halde ölemez. Önünde çetin bir azap vardır" (İbrahim: 17)ayetini hatırlarım, Salih bunu duyunca ağladı ve kendi kendisine şöyle söylendi: "O başka bir vadide ben ise başka bir vadideyim".
Ahmed b. Hanbel, Salih b. Merrî yoluyla Ata Sülemî'nin şöyle dediğini bildirdi:
"Cehennemi andığım zaman boğazımdan ne yiyecek ne de içecek geçer".
Abdullah b. İmam Ahmed, Mürecca b. Vedâ'ın şöyle dediğini bildirdi:
"Salih el-Merrî'yle birlikte Ata Süllemi'ye gittik ve dedik ki:
"Ya Ata yeme ve içmeyi bırakmışsın" dedi ki:
"Cehennem ehlinin içtiği irini anınca boğazımdan hiç bir şey geçmiyor".
İbni Ebî Dünya, Abdulmumin Sâyiğ'in şöyle dediğini bildirdi:
"Rabah Kaysî'yi bir akşam evime davet ettim, bana sahur vaktinde geldi, yemeye oturdu sadece bir kaç lokma aldı, ona dedim ki:
"Doyduğunu zannetmiyorum biraz daha ye" aniden öyle bağırdı ki sesinden irkildim sonra dedi ki:
"Günahkarların yiyeceği olan Zakkum ağacı varken ben dünya hayatında nasıl doyabilirim?"
Sâyiğ dedi ki:
"Önündekileri kaldırdım ve dedim ki:
"Sen bir yerdesin biz ise başka bir yerdeyiz."
Ebu Said şöyle dedi:
"Ubeydullah b. el-Velid et-Teymî, Hababe et-Teymî'ye biraz yağ, ekmek, bal götürdü ve şöyle dedi:
"Bundan sonraki yiyeceğimizin Cehennem otu olmasından korkmaz mısın?"
bunun üzerine ikisi de ağlamaya başladılar ve hiç bir şey yemeden kalktılar."
Sevâr b. Abdullah Kariî şöyle dedi:
"Bir keresinde Ömer b. Dirhem'le bazı sahurları birlikte yerdik. O sadece sahurdan sahura yemek yerdi. Yemeği getirdik ve lokmayı ağzına götürdüğünde teheccüt namazı kılan bazılarını şu ayeti okurken duydu:
"Zakkum ağacı, günahkarların yemeğidir, tıpkı erimiş madenler gibidir ve kaynar suların kaynaması gibi kaynar" (Duhan: 43-46) bunun üzerine bayıldı, elindeki lokma yere düştü ve güneş doğana kadar kendisine gelmedi.
Bu şekilde altı gün hiç bir şey yiyip içmedi, ne zaman yemek istese aynı ayeti kerimeyi hatırlardı. Arkadaşları toplandılar ve dediler ki:
"Böyle devam edersen helak olursun" saatlerce uğraştıktan sonra ona ancak az bir şey yedirebildiler.
Rivayet edildiğine göre Muhammed b. Süveyd şöyle dedi:
"Tavus'un mescide gelirken kullandığı iki yol vardı, bu yolların birinde kafatasları vardı, akşam namazlarını kıldığında eve giderdi, eğer kafataslarının olduğu yoldan gitse akşam yemeğini yemezdi, ona bunun sebebi sorulduğunda şöyle dedi:
"Dişleri çıkmış başları gördüğümde yemek yiyemiyorum".
Malik b. Enes bu olayı rivayet ettikten sonra şöyle dedi:
"Orada ateş yüzlerini yalar, bu yüzden dudakları kasılacağı için dişleri sırıtır" (Mu'minun: 104) ayetini kastetmiştir".
İbni Ebî Dünya'nın rivayet ettiğine göre, Abdullah b. Ömer Radıyallahu Anhu bir keresinde soğuk su içince ağlamaya başladı, birisi "sana ne oldu?", dedi ki:
"Kendileriyle, arzuladıkları şeyler arasına artık engel konur"(Sebe: 54) ayetini hatırladım ve anladım ki Cehennem ehli hiç bir şeye iştahlanmazlar onların istedikleri sadece soğuk sudur, Allah Teâlâ şöyle buyuruyor:
"Bize biraz su ya da Allah'ın size sunduğu rızktan biraz bir şeyler ikram ediniz?"(A'raf: 50)
Selam b. Ebi Muti' şöyle dedi:
"Hasan'a iftarını açması için bir küp su verildi, suyu ağzına yakınlaştırınca ağlamaya başlayarak şöyle dedi:
"Cehennem ehlinin dileklerini ve şu sözlerini "Bize biraz su ya da Allah'ın size sunduğu rızktan biraz bir şeyler ikram ediniz?" ve onlara verilen cevabı hatırladım, ancak "Allah her ikisini de kâfirlere haram kıldı" (A'raf: 50)
Rivayet'edildiğine göre Ebulmelik b. Mervan soğuk su içti ancak ağlayarak yarıda bıraktı, ona denildi ki:
"Seni ağlatan nedir ey Mu'minlerin emiri?" dedi ki:
"Kıyamet günü susuzluğun aşırılığını ve Cehennem ehline soğuk suyun yasaklanışını hatırladım" dedi ve şu ayeti okudu:
"Bu irinli suyu yutkunarak içer, normal biçimde içemez" (İbrahim: 17)
Abdullah b. İmam Ahmet, İbrahim en-Nehaî'nin şöyle dediğini bildirdi:
"Şu ayeti her okuduğumda soğuk suyu hatırlarım:
"Kendileriyle, arzuladıkları şeyler arasına artık engel konur" (Sebe: 54)
Bir keresinde Muhammed b. Mus'ab el-Abid su istedi, soğuk su lafzını duyunca çığlık attı ve kendi kendine şöyle dedi:
"Ateşte soğuk suyu nerede bulacaksın" ve şu ayeti okudu:
" (O ateşe atılanlar) Eğer feryad edip yardım isteseler, erimiş maden gibi yüzleri haşlayan bir su ile cevap verilir." (Kehf: 29)
vBulletin v4.0.3, Copyright ©2000-2012, Jelsoft Enterprises Ltd.