Orijinalini görmek için tıklayınız : AnneBabanın En Başta Gelen Vazifesi
Bilal-i Habeş
03.08.2009, 14:13
Çocuklarına Kur'ân-ı Kerîm'i okumayı öğretmek, anne-babanın en başta gelen vazifelerindendir. Bu aynı zamanda anne-babanın da lehine olan bir durumdur. Çünkü Ebû Hureyre (R.A.)den rivayete göre Hz. Peygamber (S.A.V.)Efendimiz:
"Dünyada çocuğuna Kur'ân-ı Kerîm'i öğreten kimseye, kıyamet günü cennette bir taç giydirilir ki, cennet ehli onu, bu taç ile bu şahıs çocuğuna dünyada Kur'ân-ı Kerîm'i öğreten kimse diye tanıyacaklardır" buyurdu.1 Enes b. Malik (R.A.)den rivayete göre Hz. Peygamber (S.A.V.)Efendimiz:
"Çocuğuna Kur'ân-ı Kerîm'i yüzüne okumayı öğreten kimsenin geçmiş ve gelecek günahı mağfiret edilir. Çocuğunu hafız yapan kimseyi de Cenâb-ı Hakk, kıyamet gününde ayın ondördü gibi parlak bir surette diriltir. Çocuğuna: "Oku" denilecek. Çocuğu bir ayet okudukça ALLAH Teâlâ'da babasının makamını bir derece yükseltir. Bu durum ezberlediği Kur'ân-ı Kerîm'i sonuna kadar okuyuncaya devam eder" buyurdu.2
Sehl b. Muaz el-Cühenî'nin babası Muaz (R.A.)den rivayet ettiği diğer bir hadis-i şerifte de Hz.Peygamber (S.A.V.)Efendimiz:
"Kur'ân-ı Kerîm'i okuyan ve hükümleriyle amel edenin anne ve babasına kıyamet günü bir taç giydirilir ki, bu tacın ışığı -güneşi evlerimizin içinde farzetseniz- dünya evlerindeki güneş ışığından daha güzeldir. O halde Kur'ân-ı Kerîm'i bizzat öğrenen hakkında ne düşünürsünüz? Onun sevabını da siz takdir ediniz" buyurdu.3
Evet, işte Kur'ân-ı Kerîm'i bu şekilde okuyup gereğince amel edenlerin ana ve babalarına, çocuklarına bu güzel hasleti kazandırmalarına bir mükafat olarak kıyamet günü bir taç giydirilecektir. Hadis-i şerifteki Hz. Peygamber (S.A.V.)Efendimizin ifadesine göre bu taç çok parlak olacaktır. Efendimiz (S.A.V.) bu parlaklığı şu şekilde temsil buyurmuştur: Şayet güneş gökyüzünde değil de bir evin içinde olsa, bu tacın ışığı güneşin o eve vereceği ışıktan daha güzel, daha aydınlık olacaktır. Taçlar genellikle zümrüt, yakut v.s. gibi mücevherlerle süslü olacağı için Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz bu benzetmeyi yaparken "Daha parlak, daha aydınlık veya daha nurlu" gibi ifadeler kullanmamıştır. "Daha güzel" sözünü tercih buyurmuştur.
Hz. Peygamber (S.A.V.)Efendimiz, Kur'ân-ı Kerîm'i okuyup içindekilerle amel edenin ana-babasına verilecek mükafatı beyan etmekle birlikte, bizzat okuyanın kendisine verilecek mükafatı açıkça ortaya koymamış, sadece, "Bu işi yapanın kendisi hakkında ne düşünürsünüz? Onun mükafatını da siz takdir edin" buyurmakla iktifa etmiştir. Bu ifade Kur'ân-ı Kerîm'i okuyup, Kur'ân-ı Kerîm'le amel edene verilecek mükafaatın üstünlüğünü ifade yönünden, mükafaatı ismen söylemekten çok daha beliğdir.
Kur'ân-ı Kerîm, İslâmî hayatın temel kaynağı olarak inanan insanlara bir takım sorumluluk ve görevler yüklemektedir. O'nun bize yüklediği temel görevleri beş madde hâlinde hülâsa etmek mümkündür:
1- Kur'ân-ı Kerîm'in Hak katından gelmiş ilâhi bir kelâm olduğuna inanmak: Müslümanların Kur'ân-ı Kerim'e karşı en temel görevi budur. Diğerleri hep bunun üzerine kurulmuş hususlardır. Bu inanç olmadan Kur'ân-ı Kerîm'e bakışımızın, Kur'ân-ı Kerîm'in istediği ölçüde olması mümkün değildir.
1- Heysemi, Mecmeü'z-Zevaid, 7/166, Taberani, El-Mu'cemü'l-Evsat, 1/100, No: 96
2- Heysemi, Mecmeü'z-Zevaid, 7/165-166, Taberani, El-Mu'cemü'l-Evsat, 2/557, No: 1956
3- Ebu Davud, Vitr: 14, Ahmed b. Hanbel, 3/440, Hakim, Müstedrek, 1/567
Bilal-i Habeş
03.08.2009, 14:14
2- Kur'ân-ı Kerîm'in lâfzını tanımak ve okumak: Kur'ân-ı Kerîm, okunuşuyla insanları ibadet sevabına ulaştıran bir kitaptır. Bu yüzden Kur'ân-ı Kerîm bağlısının, Kur'ân-ı Kerîm'le tanışarak O'nu lâfzıyla okuyabilecek bir konuma gelmesi beklenir. Kulu ALLAH'a en çok yaklaştıran ibadetlerden biri namazdır. ALLAH Resûlünün gözümün nuru diye övdüğü4 namazın temel rükunlarından biri kıraat; yani Kur'ân-ı Kerîm okumaktır. Mazerete mebni diğer farzlar düşse bile sağırların dışında namazda Kur'ân-ı Kerîm okuma görevi, hiç kimseden düşmez. Bu durum, bu farzın önemini gösterir.
3- Kur'ân-ı Kerim'in mânâsını ve mesajını anlamaya çalışmak Kur'ân-ı Kerîm'le tanışan; O'nu orijinal harfleriyle okumayı öğrenen bir Müslümanın O'nun ilâhi nasihatlarını ve öğütlerini de anlayıp öğrenmesi gerekir. Çünkü Kur'ân-ı Kerîm anlaşılsın; tebligatı bilinsin diye indirilmiştir.
Hattâ Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimizin üsve-i hasene ve tebliğci olarak en büyük fonksiyonu Kur'ân-ı Kerîm'in daha iyi anlaşılmasını sağlamaktır. Nitekim şu âyet-i kerime bu konuya işâret etmektedir.
"Ve sana da Kur'ân-ı Kerîm'i indirdik ki insanlara, kendilerine ne indirildiği açıkça anlatasın ve onlar da düşünüp öğüt alsınlar. Belki düşünürler."5
Kur'ân-ı Kerîm'i anlamak için tefsirini okumak, sünnetteki uygulamalarını görmek ve İslâmî tatbîkattan haberdar olmak gerekir. Mushafı okumak, meâlini mütâlaa ve ardından tefsir ve sünnet bilgisi bu işin en kestirme yoludur.
Hz. Osman (R.A)nun şu sözü Kur'ân-ı Kerîm ile olan ilgiyi teşvik etmektedir. "Seven, sevgilisinin kelâmından doymaz." Kur'ân-ı Kerîm, sevgiliden gelen bir mektupsa O'nu okumak kadar anlamak, anlamak kadar istenileni yapmak da önemlidir. Bu yüzden Kur'ân-ı Kerîm'i anladıktan sonra üzerimize düşen, emredilene uymak; yâni onu yaşamaktır.
4- Kur'ân-ı Kerîm'in emir ve tavsiyeleri istikametinde Müslüman-ca yaşamak: Kur'ân-ı Kerîm'in insanlar için kurmayı hedeflediği güzel dünyanın model insanı Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimizdir. Kur'ân-ı Kerîm nizâmını, O'nun uyguladığı üslup ile rahmet ve şefkat unsurlarıyla yaşamak gerekir. Kur'ân-ı Kerîm:
"Ve muhakkak Sen, elbette yüce bir ahlâk üzeresin"6 âyet-i kerimesiyle O'nun ahlâkını övdüğü gibi, Hz. Aişe (R.Anha) validemiz kendisine O'nun ahlâkını soranlara:
"O'nun ahlâkı Kur'ân-ı Kerîm'di"7 sözüyle, O'nun canlı Kur'ân-ı Kerîm olduğunu anlatmak istemiştir. ALLAH Teâlâ, O'nun uygulamalarının model olduğunu, dolayısıyla emir ve yasaklarına uyulması gerektiğini vurgulamaktadır:
"Peygamber size ne verirse onu alın; size neyi yasakladıysa ondan da sakının, geri durun."8
Kur'an-ı Kerîm, bu model ile uygulanarak ahkâmı hayata geçirilecektir. Çünkü Mâide Sûresinde, 44, 45 ve 47. âyet-i kerimelerde: "ALLAH'ın indirdikleriyle hükmetmeyenler kâfir, zâlim ve fâsık" olarak nitelenmektedir. Kur'an ne ölü kitaptır. Ne de ölüler kitabı. O dipdiri, mesajları ile bir hayat kitabıdır. Nitekim merhum Akif:
"Kâh açar bakarız Nazm-ı celîlin yaprağına
Kâh üfler geçeriz bir ölünün toprağına
İnmemiştir hele Kur'an şunu hakkıyla bilin
Ne mezarlıkta okunmak ne de fal bakmak için"
İfadeleriyle bu gerçeği anlatır.
Kur'an-ı Kerim bir deryâdır; herkes O'ndan elindeki kap kadar istifâde eder. Kur'an-ı Kerm bir güneştir; her toprak O'ndan kabiliyeti ölçüsünde yararlanır.
4- Nesâi, Nisa: 1, A.b.Hanbel, 3/128-129
5- Nahl Sûresi: 44
6- Kalem (Nûn) Sûresi: 4
7- Müslim; Müsafirun: 139, A.b.Hanbel, 216 No:25286
8- Haşr Sûresi: 7
Bilal-i Habeş
04.08.2009, 09:47
5- Kur'an-ı Kerim'in Mesajını İnsanlık Alemine Duyurmak.
İnanan insanların Kur'ân-ı Kerîm'e karşı en önemli görevlerinden biri de insanlığı, O'nun gerçekleriyle tanıştırmaktır. Kur'ân-ı Kerîm'in korunması, aslında ALLAH'ın teminat altına aldığı bir husustur. Ancak O'nun mesajının insanlığa ulaştırılması insâni bir görevdir. ALLAH Teâlâ bu görevi öncelikle Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimizin omuzlarına yüklemiştir.
"Biz sana bu kitabı, hakkında ayrılığa düştükleri şeyleri onlara açıkça anlatman için ve iman edecek bir topluma da doğru yol rehberi ve rahmet olarak indirdik."10
Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimizin açıklama, anlatma ve tebliğ görevi, Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimizden sonra Peygamber varisi olma özelliğini haiz ulema ve ehlullah topluluğuna aittir. Nitekim:
"Sizden hayra çağıran, iyiyi ve güzeli emreden ve fenâlıktan, kötülükten sakındıran bir topluluk bulunsun."11 Âyet-i kerimesi ile "Müminlerin hepsinin topluca savaşa katılmaları uygun değildir. Onların her kesiminden bir grup, dini iyice öğrenmeleri ve toplumları savaştan dönüp kendilerine geldiklerinde, onları uyarmaları için geride kalmalıdır. Umulur ki sakınırlar."12 Âyet-i kerimesi, bunu emretmekle bu işin müesseseleşmesini istemektedir.
Kur'ân-ı Kerîm'e dil uzatanlar her dönemde olmuştur. Bunlar Kur'ân-ı Kerîm'in hakikatine asla gölge düşüremez. Çünkü güneş balçıkla sıvanamaz. Kur'ân-ı Kerîm'in kalıcı ve kuşatıcı mesajına zarar veremez. Çünkü herşeye rağmen dünya dönüyor.
Kur'an-ı Kerim; en doğru, en sağlam bir yola kavuşturucudur. Rabbü'l-Alemin şöyle buyurur:
"Şüphe yok ki, bu Kur'ân-ı Kerîm, kendisine uyanları en doğru olan dine veya yola hidayet eder, kavuşturur ve salih amellerde bulunan mü'minlere çok müjde verir ki, onlar için muhakkak büyük bir mükafat vardır.13
Rabbimiz ALLAH Teâlâ Hazretleri bu ayet-i celilesinde Kur'ân-ı Kerîm'in en doğru ve en sağlam bir yola kavuşturduğunu haber vererek bizi Kur'ân-ı Kerîm'in gösterdiği yola davet etmektedir. Biz Müslümanlar atalarımız gibi bu davete icabet ederek, uyarak, en kuvvetli olacağımız yerde, bu davete icabetteki gevşekliğimiz yüzünden, bugün dünyada âciz, güçsüz bir hâle düştük. Biz herkese ışık tutup, onları hayra sevkedeceğimiz yerde, onlar bizi şerre doğru çekmekte ve bizi mağlup etmektedirler. Öyleyse: "Zararın neresinden dönersen kârdır" kabilinden en kısa zamanda, hep beraber Kur'ân-ı Kerîm'e sarılarak bu zararımızı telâfi etmemiz lazımdır.
Kur'ân-ı Kerîm, tek kurtarıcıdır...
Rabbü'l-Alemin şöyle buyurur:
"Elif, Lâm, Râ. Bu büyük bir kitaptır ki, insanları Rablerinin izniyle karanlıklardan, türlü türlü sapıklıklardan nura, hidayete o Aziz, yegane galib; hamid, ziyade hamde layık olan ALLAH-u Teâlâ Hazretleri'nin yoluna çıkarman için onu sana indirdik."14
Bu ayet-i celileden anlaşılıyor ki; Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz bile bütün insanları karanlıklardan nura, bu Kur'ân-ı Kerîm vasıtasıyla çıkarmakla memur olduğuna göre, dünya yıkılıncaya kadar, insanları kurtarmanın tek çaresi Kur'ân-ı Kerîm'i öğrenip-öğretmek ve hükümleri emir ve yasaklarıyla amel edip, ettirmektir. O halde âlimler, insanları karanlıklardan nur'a neyle çıkaracaklarını da bu ayet-i celileden anlasınlar. Avam alim olmayan diğer insanlar da karanlıklardan, darlıklardan ve sapıklıklardan neyle kurtulacaklarını anlasınlar da dertlerine derman arasınlar ve bulsunlar.
10- Nahl Sûresi: 64
11- Âl-i İmran Sûresi: 104
12- Tevbe Sûresi: 122
13- İsra Sûresi: 9
14- İbrahim Sûresi: 1
Bi Öncekileri Kardeşlerim;
2:http://istikamet.eu/showthread.php?t=42980
1:http://istikamet.eu/showthread.php?t=42979
Bismihi Teala
''Annebabann en başta gelen vazifesi III'' başlığı altındaki bu konu aslında
islam toplumuna ve onlara ilmen, manen hizmet eden ve hizmeti amaçlayanlarada hitab ediyor..
Roma rakamı ile III belirtisine bakılırsa bu konunun I ve II side olması lazım,
sanırım orada Anne ve Babalara yönelik ağırlıklı bilgiler ve uyarılar vardır Revan kardeşim..
Çalışmayı hazırlayandan ve sendende Mevla Teala razı olsun..
(yazı boyutu zor okunacak şekilde, zorlandım biraz..)
Bilal-i Habeş
04.08.2009, 11:00
Ecmain Olsun Safahat Abim Yanlız Safahat Abi Bunu 1,2 Si Bi Öceki Konularında Var Sitede Mehmet Talu Beyfendinin
Ecmain Olsun Safahat Abim Yanlız Safahat Abi Bunu 1,2 Si Bi Öceki Konularında Var Sitede Mehmet Talu Beyfendinin
Peki anlaşıldı Revan, bilgilendirdiğin için Mevla Teala razı olsun..
Gel sen onlarıda bul ve linklerini bu konunun altına bir dip notla ekleyiver..
Eminim derli toplu olacak ve aramalar ortadan kalkacaktır..
Tekrar teşekkürler Revan..
Bilal-i Habeş
04.08.2009, 11:08
....
Ömer'ül Faruk
04.08.2009, 11:12
:-046
Bilal-i Habeş
06.08.2009, 13:18
Kur'an ile amel, her türlü bereket kaynağıdır. Rabbü'l-Alemin şöyle buyurur: "Bir de, eğer onlar, ehl-i kitap Tevrat'ı, İncil'i ve Rablerinden kendilerine indirilen Kur'ân-ı Kerîm'in hükümlerini ikame, dosdoğru tatbik ve icra etselerdi, elbette hem üstlerinden, hem de ayaklarının altından yiyecekler, her taraflarından ALLAH'ın nimetlerine gark olacaklar, yer altı ve yer üstü kaynaklarından, servetlerinden istifade ederek refah içinde yaşayacaklardı...15
Bu ayet-i celileden anlaşıldığına göre, Kur'ân-ı Kerîm öyle büyük bir kitaptır ki, O'nun emirlerini tutup, yasaklarını terk ederek yaşayan milletlere, elbette Mevlâ Teâlâ Hazretleri gökten yağdırıp, yerden bitirmekle öyle bereketler ihsan eder ki, hiçbir milletten iktisatçı çağırmaya, hiçbir millete borçlanmaya muhtaç olmazlar ve düştükleri sıkıntılardan, fakirliklerden kurtulmak için faize ve benzeri haramlara bulaşmazlar. Bilâkis onlar diğer milletlere maddî ve manevî yönden imdat, yardım ederler. Dindar olmak ve dini uygulamak, medenî ve iktisadî bakımdan toplumları geri bırakmak şöyle dursun, refah ve mutluluğun zirvesine çıkarır. Dini bırakıp menfaat felsefesine göre hareket edenler, başka milletleri sömürme yoluna gittikleri için gerilik, sefalet, savaş ve kargaşalara sebep olmaktadırlar. ALLAH'ın hükümranlığına boyun eğildiği takdirde yeryüzünde hiçbir kimse zerrece zulme uğramayacak, herkes hakkını alacak, zenginlik, bolluk ve refahı meşru yollarda arayacak ve işte o zaman gökten nimetler yağacak, bolluk ve bereket olacak, yerden de zenginlikler fışkıracaktır.
Kur'ân-ı Kerîm şifadır
Kur'ân-ı Kerîm manevî hastalıklara, ruhi dertlere bir şifadır. Hatta O'nun lafız ve manasının bereketiyle maddi hastalıklara uğramış insanlar, ruhî dirilik kazanarak şifa bulmaktadır. Kur'ân-ı Kerîm, iki ayet-i kerimesiyle kendisinin şifa olma özelliğini şöyle ifade etmektedir:
"Ey insanlar! Rabbinizden size bir öğüt ve kalplerde olana bir şifa, inananlara doğruyu gösteren bir rehber ve rahmet gelmiştir."16 "Biz Kur'ân-ı Kerîm'den, mü'minlere şifa ve rahmet olan şeyler indiriyoruz. Ama Kur'ân-ı Kerîm, zalimlere ziyan artırmaktan başka bir katkıda bulunmaz."17 Bu bakımdan, Kur'an-ı Kerim'e iman etmeyen veya edip de O'na göre hareket etmeyen kimseler, okunmak için geldiklerinde, önce iman tazelenmeli, tevbe-istiğfar etmeli. Ondan sonra kendilerine Kur'an-ı Kerim ve şifa ayetleri okunmalıdır. Yoksa onların hastalığını, sitresini artırmaktan başka bir katkı sağlamaz. İnançları da bozulur. "Kur'an-ı Kerim de okuttuk ama şifa bulamadık" derler.
Kur'ân-ı Kerîm nûrdur ve insanlığı nûra çıkarır. Nitekim:
"Doğrusu size ALLAH'tan bir nûr ve apaçık bir kitap gelmiştir"18 âyet-i kerimesiyle Kur'ân-ı Kerîm'in nûr özelliğine; "Bu, insanları Rablerinin izniyle, küfrün karanlıklarından aydınlığa, nûra; o mutlak galip, övgüye layık olan ALLAH'ın yoluna çıkarman için sana indirdiğimiz Kitaptır"19 ve "Sizi karanlıklardan nûra çıkarmak için kulu Muhammed'e apaçık âyetler indiren O'dur"20 âyet-i kerimesiyle de karanlıklardan nûra çıkarma özelliğine işaret edilmektedir. Nitekim Hz. Ali (R.A.)'den rivayete göre ALLAH Resûlü de: "Kur'ân-ı Kerîm apaçık bir nûr, âşikâr bir zikir ve dosdoğru yoldur"21 buyurur. Kur'ân-ı Kerîm, insanlık tarihinin en büyük inkılâbını gerçekleştirmiş, câhiliyye toplumundan insanlığın mefahiri önderler çıkarmıştır. İnsanlığa insanlık değerini vermiş ve bugünün yükselen değerleri; eşitlik ve hürriyet ilkelerinin ilk seslendiricisi olmuştur.
15- Maide Sûresi: 66
16- Yunus Sûresi: 57
17- İsra Sûresi: 82
18- Maide Sûresi: 15
19- İbrahim Sûresi: 1
20- Hadid Sûresi: 9
21- Darimi, Fezailü'l-Kur'ân: 1, Müslim, İman: 316, Fezailü'l- Sahabe: 1
Bilal-i Habeş
06.08.2009, 13:19
Kur'an, hem yükseltici, hem de alçaltıcıdır...
Nafi b. Abdilharis (R.A.) Usfan'da Hz. Ömer (R.A.)'e rastladı. O sırada Hz. Ömer (R.A.) onu Mekke valisi tayin etmiş idi. Hz. Ömer (R.A.) onu Usfan'da görünce ona:
- Mekke halkı başında, yerine kimi vekil bıraktın? diye sordu. Nafi (R.A.):
- Onların başında İbn-i Ebza'yı kendime vekil bıraktım, diye cevap verdi.Bu kerre Hz. Ömer (R.A.):
- İbn-i Ebza kimdir? diye sordu. Nafi (R.A.):
- İbn-i Ebza bizim azadlı kölelerimizdendir, dedi. Hz. Ömer (R.A.):
- Demek sen Mekke halkının başında bir azadlı köleyi vekil bıraktın ha! der. Nafi (R.A.):
- Ama O adam gerçekten ALLAH Teâlâ'nın kitabını devamlı okur, onunla amel eder, bütün dini farizaları bilir ve hak ile hükmeder, diye cevap verdi. Bunun üzerine Hz. Ömer (R.A.) şöyle dedi:
- Biliniz ki sizin Hz. Peygamber (S.A.V.) şüphesiz şöyle buyurdu:
"ALLAH Teâlâ bu kitap, Kur'ân-ı Kerîm'le bazı toplulukları yüceltir diğer bazı toplulukları da alçaltır."22
Resûlullah (S.A.V.) bu hadiste Kur'an-ı Kerim okuyup O'nunla amel eden kavimlerin ALLAH'ın inayetine mahzar kılınacaklarını ve yükseltileceklerini, Kur'an-ı Kerim'e sırt çevirerek O'nun hükümleri ile amel etmiyen kavimlerin ALLAH tarafından hakir ve alçak kılınacaklarını bildiriyor. Arabistan yarımadasının en önemli merkezlerinden birisi olan Mekke ve dolaylarında yüzlerce köklü aile ve Kureyş'in eşrafı varken; ailesi, mensup olduğu kabile ve memleketi çevresinde pek bilinmeyen hatta ismi dahi Halîfe Hz. Ömer (R.A.) tarafından bilinmeyen bir şahıs Mekke valisine vekalet ediyor. O'nun Kur'ân-ı Kerîm ile amel ettiği, hak ile hüküm verdiği ve dini vecîbelere vakıf olduğu Halife Hz. Ömer (R.A.)'e anlatılınca bu göreve liyakatli olduğu tasdik edilmek üzere Resûlullah (S.A.V.) Efendimizin buyurduğu hadis-i şerif Halîfe tarafından rivayet ediliyor.
Hiç kuşkusuz Hz. Ömer (R.A.) bu sözleriyle, Mekkelilere vali vekili olarak bırakılmış olan İbni Ebzâ'yı tanımamasına rağmen Kur'an-ı Kerim'i bilmesi ve O'nunla amel etmesi ve hüküm vermesinden memnun olduğunu ortaya koymuş ve böyle bir tasarrufta bulunmuş olan Nafı'yi de takdir etmiş olmaktadır. Zira şu bir gerçektir ki Kur'ân-ı Kerîm'e ilgi duyanlar yükselir, ihmal edenler alçalır. Kim Kur'ân-ı Kerîm'i ihlasla okur ve amel ederse, ALLAH onu yüceltir, kim de amel etmeksizin gösteriş olsun diye okursa ALLAH onu alçaltır.
Bu anlamıyla hadisimiz, Müslümanlar için yükselmenin yolunu Kur'an-ı Kerim'i daha iyi bilmek, yaşamak ve O'nunla hükmetmek olarak belirlemektedir. Kur'an-ı Kerim bilgisi yerinde olmayanların, Müslümanların yönetimine talip olması, tek kelime ile haddi aşmak, ve dolayısıyla toplumun başına iş açmaktır.
Evet Kur'ân-ı Kerîm'e iman ederek, şanını yücelten ve O'nunla amel eden insanların ALLAH indindeki mertebeleri yükseltilir. Aksine hareket edenler ise ALLAH tarafından tahkir edilerek alçaltılırlar.
Kur'ân-ı Kerîm'le yükselenler: O'na inanan, şanını yücelten, O'nunla amel eden, hayatlarını Kur'ân-ı Kerîm'in emir ve yasaklarına göre tanzim edenlerdir. ALLAH Teâlâ onlara bu sayede dünyada mutlu bir hayat nasip eder, ahirette de onları kendilerine nimetler ihsan ettiği kullarından kılar. Bunun tersine hareket edenleri ise alçaltır, kemal mertebesinden alaşağı eder.
22- Müslim, Müsafirun: 269, İbn-i Mace, Mukaddime: 16, Darimi, Fezailü'l-Kur'ân: 9
Nurun Ala Nur
06.08.2009, 22:18
Kurani Kerimi kendimize hayatimiza uyguluyarak Kurani Kerimi yasayarak Allah katinda yuksek mertebelere ulasanlardan olalim insaAllah.AMIN...
vBulletin v4.0.3, Copyright ©2000-2012, Jelsoft Enterprises Ltd.