Orijinalini görmek için tıklayınız : KELİME-İ TEVHİD'İ NASIL ANLAMALIYIZ
M. Fethullah Gülen Hocaefendi, Küresel Barışa Doğru adlı eseri Sh.131'de, şu cümleleri sarfetmektedir: 'Herkes kelime-i tevhidi esas alarak çevresine bakışını yeniden gözden geçirmeli ve islah etmelidir. Hatta Kelime-i Tevhidin ikinci bölümüne, yani 'Muhammed Allah'ın Resulüdür' kısmını söylemeksizin ikrar eden kimselere de merhamet nazarıyla bakılmalıdır...'
Hocam bu söz ehl-i sünnet anlayışına uyuyor mu?
karaşahin
26.08.2009, 11:39
BİSMİHİ TEALA
Kelime-i tevhid'in fazileti ve değeri tartışılmaz. Zira insanın müslüman olup olmadığını mihenk taşıdır. Dolayısıyla ulema insanın kelime-i tevhid'i tam olarak söylemeden yani '' لا اله الا الله محمد ر سول الله'' demeden müslüman olmasının mümkün olmadığını beyan etmişlerdir. Yani bir insan sadece '' لا اله الا الله'' diyerek ''ALLAH'tan (Celle celalühü) başka hiç bir ilah yoktur'' demek suretiyle tevhidi beyan etse, bunun yanında '' محمد ر سول الله'' cümlesini söylemese müslüman olması mümkün değildir.
Nitekim bir gün İmam-ı Azam'a (rahmetullahi aleyh) gelerek:
'' Ya imam, bir kimse ALLAH'a (Celle celalühü) inansa da MUHAMMED'e (Sallallahu aleyhi ve sellem inanmasa bu kişinin durumu nedir?'' şeklin de bir soru sordular. İmam-ı Azam (rahmetullahi aleyh) şöyle cevap verdi:
''Böyle bir şeyin olması mümkün değil. Zira ALLAH'a (Celle celalühü) inanan mutlaka onun peygamberine de (Sallallahu aleyhi ve sellem) inanır. Ancak faraza böyle bir şey oldu da bir kimse ALLAH'a (Celle celalühü) inandığı halde MUHAMMED'e (Sallallahu aleyhi ve sellem) inanmadı. O zaman biz o kimsenin ALLAH'a da (Celle celalühü) inanmadığına hükmederiz.''
ALLAH'ın (Celle celalühü) peygamberine (Sallallahu aleyhi ve sellem) inanmamak ALLAH'a (Celle celalühü) inanmamakla eş değerdedir.
Kelime-i tevhid hakında ki bu kısa bilgiden sonra soruda ki duruma geçmeden önce usül dersi görenlerin çok iyi bildikleri bir kural vardır: '' Özellikle fıkıh kitabların da bir hüküm gördüğünüz zaman onun öncesini ve sonrasını okumadan ''bu şekildedir'' demeyin. Zira olabilir ki müellif o sözden önce veya sonra konu hakkında daha detaylı bir şey söylemiştirde orasını okumadan insanları yanıltacak bir şey söylemeyin.''
Nitekim Kur'an-ı Kerim'in metodlarından birisi de bir ayeti kerimeyi başka bir ayetle izah etmektir. F.Gülen hocaefendinin de bu sözüne bakarak yanlış fikirlere sapmak doğru bir davranış olmasa gerektir. Zira bizim bilmeyip onun bildiği bir husustan dolayı bu ifadeyi kullanmış olabilir. Nitekim peygamber'in (Sallallahu aleyhi ve sellem) hayatına baktığımızda Ahmed b. Hanbel'in (rahmetullahi aleyh) ''Müsned''in de ve bazı kanaklarda Rebia b. abbad'an (radıyallahu anh) şu şekilde bir olay anlatılır:
'' ALLAH resulunü (Sallallahu aleyhi ve sellem) zu'l mecaz panayırında gördüm insanların arasında dolasıp onları ALLAH'a (Celle celalühü) inanmaya çağırıyor ve durmadan tekrar ederek ''kûlû la ilahe illah tuflihu'' (ALLAH'tan (Celle celalühü) başka ilah yok deyin kurtulun) diyordu. İnsanlar da sukûnetle dinliyorlardır. Yanlız ALLAH resulunün (Sallallahu aleyhi ve sellem) arkasında saçları örülü gözü şaşı birisi vardı ki, ALLAH resulünü (Sallallahu aleyhi ve sellem) susturmaya çalışıyor, etrafındakilere '' Bu adama inanmayın, (haşa) o bir yalancıdır; sizi atalarınızın dininden döndürmek istiyor!'' deyip duruyordu. Ordakilere adamın kim olduğunu sordum Amcası Ebû lehep dediler''
Nitekim hocaefendinin farklı kitablarına baktığımız zaman bu konuda şunları söylediği görülmektedir:
“La ilahe illallah” diyenler “Muhammedun Resûlullah” da demeli. Artık bugün eşya ve hâdiseleri didik didik eden pek çok kimse mutlak hakikat olan ALLAH’a (Celle celalühü) ulaşma yolunda, buna karşılık pozitivizm ve rasyonalizmin getirmiş olduğu “inkâr-ı ulûhiyet” anlayışı da yavaş yavaş yıkılıyor. Batı âlemindeki ferdi hâdiselerle başlayan, yani James Jean, Eddington, Einstein gibi kimselerin dine yönelişi, şimdilerde kitlevî hüviyet kazanmak üzere.. Fakat ben ne kadar arzu ederdim, “La ilahe illallah” diyen bu insanlar, “Muhammedun Resûlullah” desin ve tam kurtuluşa ersin! Meselâ, Jean deli gibi âşık bir insan. Ama Muhammedî vapura binememiş. Eddington, astro-fizikçi. James Jean Pakistanlı bir dostundan “ALLAH’tan (Celle celalühü) hakkıyla korkan âlim kullardır.” ayetini duyunca “Bu başka değil, bu bir ALLAH (Celle celalühü) kelâmı...” itirafında bulunur; bulunur ama bu Hz. Peygamber’i (Sallallahu aleyhi ve sellem) de ikrar anlamına gelir mi? Bunu bilemeyeceğim; ama Einstein bu kâinâtı, içinde işleyen müthiş nizam ve ahengi görüp de ALLAH’ı (Celle celalühü) kabul etmemeyi aptallık sayar. Fakat o da Hz. MUHAMMED'in (Sallallahu aleyhi ve sellem) kaptanlığını yaptığı gemiye binemeyenlerden biri. (Fasıladan fasıla, 2 /155,56)
''İslâm dininde, inanç ve amel adına mükelleflere teklif edilen hususlar “usûl” ve “fürû” diye iki ayrı bölümde mütalâa edilir. Bunlardan hayatî ehemmiyet arz eden esaslar, usûl kategorisine giren hususlardır. Diğerleri bu usûl üzerine bina edilir. Buna göre “Lâ ilâhe illallah; Muhammedün Resûlullah” başta olmak üzere, sair iman esasları akidede usûldür. İman esasları, muhakkikîn yaklaşımı ile dört asla irca edilebilir ki, bunlar; ALLAH’a (Celle celalühü), âhirete, peygamberlere iman; bir de ubudiyet veya adalettir. Namaz, oruç, hac, zekât veya diğer ibadetler, bu asıllar üzerine bina edilen ve asla göre fürûât sayılan amellerdir. Ancak fürûât demek, “olmasa da olur” gibi bir mefhumu akla getirmemelidir. Bunların fürûât olması, asıl ile olan münasebet ve mukayeseleri neticesi ve tamamen yukarıdaki taksim ve tasnif itibarıyladır. Yoksa ibadetsiz imanın tam olmayacağı izahtan varestedir. (Prizma, 2 /162)
Usül dersi görenlerin çok iyi bildikleri bir kural vardır: '' Özellikle fıkıh kitabların da bir hüküm gördüğünüz zaman onun öncesini ve sonrasını okumadan ''bu şekildedir'' demeyin. Zira olabilir ki müellif o sözden önce veya sonra konu hakkında daha detaylı bir şey söylemiştirde orasını okumadan insanları yanıltacak bir şey söylemeyin.''
Nitekim Kur'an-ı Kerim'in metodlarından birisi de bir ayeti kerimeyi başka bir ayetle izah etmektir. F.Gülen hocaefendinin de bu sözüne bakarak yanlış fikirlere sapmak doğru bir davranış olmasa gerekir. Zira bizim bilmeyip onun bildiği bir husustan dolayı bu ifadeyi kullanmış olabilir.
Fethullah Hocaefendi'ye karşı ilminden dolayı saygı duyuyorum fakat sanki O'na karşı karalama çalışmaları var gibi geldi bana, neyse...
Ayrıca, "karaşahin" adlı hocam, fevkalade boyutta bir tespit yapmışsınız, sizin tespitlerinizi, yorumlarınızı, olaylara karşı göstermiş olduğunuz hassasiyetinizi hakikaten hayranlıkla takip ediyorum desem yeridir. Ağzına, ellerine, yüreğine sağlık...
Bu yorumda da Hocaefendi'nin, Kelime-i Tevhid'i tam manasıyla söylediği aşikarane bir biçimde vuku bulmuştur...
HOCAM SİZCE HOCAEFENDİ DEDİKLERİ ZAT BURDA DİNLER ARASI DİYALOGU DESTEKLEYİP EHL-İ KİTAPTAN OLAN İNSANLARA BİR DERECE FETVA VERMİYOR MU? BEN YANLIŞ SÖYLEMEKTEN ALLAH CC SIGINIRIM. BİR HRİSTİYAN'DA VE BİR YAHUDİ DE ALLAH CC İNANMAKTADIR. O ZAMAN HRİTSTİYAN OLAN KİŞİ RASULULLAH EFENDIMIZI KABUL ETMESE DE OLUR GİBİ BİR ANLAM CIKMIYOR MU SÖZLERİNDEN? FASILDAN FASILA KİTABINDA ONLARI YAZMAKTADIR AMA DİGER TARAFDAN DİYALOG CALIŞMALARINA YUZDE YUZ DESTEK VERDIGINI KENDI SÖYLEMEKTEDİR. PAPA'YA ''HAZRET'' KELİMESİNİ KULLANMAKTA VE YAPTIGINIZ CALIŞMALARIN BİR MİSYONU OLMAK İSTİYORUZ DEMEKTEDİR. BEN KIMSEYİ KARALAMAK GİBİ BİR NİYETİM YOKTUR. KENDİ GAZETEDEKİ CIKAN HABERLERİN LİNKLERİ NE AŞAĞDAN BAKABİLİRSİNİZ
OYSA AYET-İ KERİME DE MEVLA CC ŞÖYLE BUYURMAKTADIR; “Ey Peygamber! Kâfirlerle ve münâfıklarla cihad et, onlara karşı sert davran. Onların varacağı yer cehennemdir. O gidilecek yer ne kötüdür! ” (Tevbe: 73)
http://arsiv.zaman.com.tr/1998/02/09/guncel/politika/20.html (http://arsiv.zaman.com.tr/1998/02/09/guncel/politika/20.html)
karaşahin
26.08.2009, 14:38
BİSMİHİ TEALA
Muhterem kardeşim müslüman hüsnü zan ile amel etmek zorundadır. Dinler arası diyalog islamın kabul etmediği ancak mesele bakan neresinden bakarsa o tarafından nalıncı keseri gibi kendine doğru yontmaya müsait bir hadise olduğu için bu konuda yorum yapmak (en azından bizim gibi cahiller için) havanda su dövmeye benzer.
Ayrıca fıkıh kitablarına baktığımızda şu şekilde bir ibare görürüz: '' Alime karşı emri bi'l maruf nehyi ani'l münker yapılmaz'' Zira bu ondaki ilmi hafife almak gibi değerlendirilir. Bu onların her yaptığı veya söylediği her şey doğrudur gibi bir anlayıştan dolayı olmayıp sadece işin ehli alimlerin onları tenkid etmesi içindir. Bizim gibi cahil insanların işi değil bu.
Ayrıca bir müslümana niyet okuyuculuğu yapmak yakışmaz. Eğer hocaefendi o sözü bu niyet ile söyledi ise onun hesabını ALLAH'a (Celle celalühü) verir. Onu tenkid etmek ise onun seviyesin de veya ondan ileri seviyede olan alimlerin işidir.
ANLADIM HOCAM. BEN BUNU GENEL HALK'A HİTAB EDİLEN BİR SÖZ OLARAK GÖRDÜĞÜM İCİN SÖYLÜYORUM SADECE. YANİ EHL-İ SÜNNETİ İLGİLENDİRİYOR O YÜZDEN. GENE DE BEN ARAŞTIRMA YAPTIGIM İÇİN BUNLARI SÖYLÜYORUM.
Ayrıca fıkıh kitablarına baktığımızda şu şekilde bir ibare görürüz: '' Alime karşı emri bi'l maruf nehyi ani'l münker yapılmaz'' Zira bu ondaki ilmi hafife almak gibi değerlendirilir. Bu onların her yaptığı veya söylediği her şey doğrudur gibi bir anlayıştan dolayı olmayıp sadece işin ehli alimlerin onları tenkid etmesi içindir. Bizim gibi cahil insanların işi değil bu.
hocamız güzelce acıklamıs :-046
Nurun Ala Nur
27.08.2009, 07:34
:-046
mustmust
31.08.2009, 04:29
:-046:-046:-046
vBulletin v4.0.3, Copyright ©2000-2012, Jelsoft Enterprises Ltd.