PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Şehit Alimlerimizi Tanıyalım



sahabeseyyid
07.04.2007, 22:24
Fatih'te İsmailağa Camii'nin emekli imamı Şehit Bayram Ali Öztürk, 1952'de Trabzon'nun Of İlçesi'nde doğdu. Çocukluğu Adapazarı'nda geçen Öztürk, Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nden mezun oldu.





Şehit Bayram Ali Öztürk, 1952'de Trabzon'nun Of İlçesi'nde doğdu. Çocukluğu Adapazarı'nda geçen Bayram Hoca, Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nden mezun oldu. Farsça, Arapça, Osmanlıca, İngilizce ve Fransızca bilen Bayram Hoca, hukuk eğitimi de aldı. Büyük İslam alimlerinden İmam Rabbani'nin mektuplarından oluşan 'Mektubat-ı Rabbani' kitabını ezbere bilen ve her pazar sabahı İsmailağa Camii'nde sohbet veren Şehit Bayram Ali Öztürk'ün bir oğlu, iki de kızı bulunuyor.

Bayram Hoca, muhakkik, muttaki bir ilim adamıydı. “Büyük hocalardan” ders okumuştu. Yıllarca Mahmud EfendiHz. Sadreddin Yüksel, Halil Günenç ve Mehmet Savaş gibi kudema bezmine ahirde gelen allamelerin ilim halkalarında bulunmuştu.

Bayram Hoca’nın ibare ve ifade vukûfiyeti ilim ehli tarafından takdirle karşılanırdı. “Kem aletle kemâlât olmayacağını” bilenler, Onda ders okumayı Allah Teala’nın bir ihsanı olarak telakki ederlerdi.

Muhterem Mahmut Efendi Hz.öğrencileri arasında Ona ayrı bir alaka gösterirdi. Yıllarca ders olarak okuttuğu İmam-ı Rabbani Hazretleri’nin “Mektubat”ını okuyup, şerhetme görevini Ona vermişti. Sultan Selim Camii’nde Pazar sabahları, namazdan sonra akdedilen sohbet programının bir bölümünde gür sesi ve geniş müktesebatıyla yıllarca mektupları tercüme ve şerh etti. Bir ara haftanın her günü sabah namazlarından sonra İsmailağa Camii’nde de “Mektubat” dersleri vermişti.

Bayram Hoca, İmam-ı Rabbani Hazretleri’nden bahsederken kendisini, Onun adını ağzına almaya layık görmez, ismini telaffuz etme yerine “Sultan” kelimesini kullanırdı. Mektubat derslerinde zamanla o derece uzmanlaştı ki bir çok hocanın okumaya dahi cesaret edemediği mektupları kürsüde şerhetti. Bu yönü “Mektubatçı Bayram Hoca” diye tanımasına yol açtı.

Bayram Hoca “Mektubat” dışındaki kitapları okutma noktasında da “müşarun bi’l-benan/parmakla gösterilen” bir ilim adamıydı. Zira İstanbul medreselerinde takip edilen klasik eserlerin yanı sıra doğu-batı medreselerinde okutulan bir çok kitabıda okutmaktaydı. Yıllar önce Arapça kitap satan bir dükkanda karşılaştığım bir öğrencisine “hocanız akaitte ne okutuyor?” diye sorduğumda talebesi şöyle demişti: “Said Ramazan el-Buti’nin Kübra’l-yakîniyyâti’l-kevniyye’sini henüz bitirdik, nasip olursa Seyyid Şerif Cürcani’nin Şerhu’l-Mevakıf’ine başlayacağız.” Ne oldu, başladılar mı, başladılarsa ne kadar devam ettiler bilemiyorum. Fakat bildiğim bir şey var ki o da bu devirde Şerhu’l-Mevakıf gibi kitapları okutabilecek hocaların sayısının iki elin parmaklarını geçmeyeceğidir.

Bayram Hoca etraflı bir literatür bilgisine de sahipti. O, neyi, nerede bulabileceklerini araştıran hoca ve öğrencilerin müracaat kaynağıydı. Ömrünü kitaplara vakfeden muasır bir İsmail Saib Sencer’di. Devlet kütüphanelerinin bir çoğundan daha büyük bir kütüphaneye sahipti. Buna rağmen durmaz, sık sık Sultanahmet’teki İrşad Kitapevi’ni ziyaret ederdi. Kitapevinde Onunla birkaç defa karşılaşmıştım. Yeni gelen kitaplara iştiyakla bakar, ilgisini çekenleri bir tarafa ayırırdı. Orada bulunan diğer kitap taliplileri, eserlerle alakalı istifsari sorular sorduklarında sözü alır, kitabın muhtevasından, tab’ eden yayınevlerine kadar ayrıntılı bilgiler verirdi.

Bayram Hoca iyi bir vaiz olmasının yanı sıra tahkik ehli bir ilim adamıydı. Seçiciydi; her bulduğu kitabı okutmaz, her gördüğü meseleyi anlatmazdı. Bu yüzden muhatapları sözlerini senet gibi güvenilir kabul ederdi. Söylenmesi gereken hakikatleri anlatmaktan da çekinmezdi. Bu yüzden son yılları hayli sıkıntılı geçmişti. Takdir belgeleriyle onurlandırılması gerekirken cami cami sürüldü.

Bir gün Fatih’te ikibinden fazla kişinin hazır bulunduğu bir camide teravih öncesinde vaaz ediyordu. O geceki konuşmasında Osmanlı Devleti’nden bahsediyor, Çanakkale başta olmak üzere diğer cephelerde tahakkuk eden Allah Resulü (sallallahu aleyhi ve selem)in manevi yardımlarını anlatıyordu. Konuşurken ifadeler boğazında düğümleniyor, belli bir süre sonra kendini toparlayıp gür sesiyle “Cemaat! Bu topraklara sahip çıkın!” ifadesini tekrar ediyordu.

Ulemanın kıt olduğu nasibsiz bir asırda yaşadığından omuzlarında büyük sorumluluk taşımaktaydı. Eşine az rastlanır bir ilim ve gönül eriydi. Büyük adamdı. Dünyaya “elveda” derken de büyük adamlar gibi gitti.

Kitapseverler, müşkili olan öğrenciler, vaazlarını takip eden cemaat Bayram Hoca’yı unutamayacak. Daha şimdiden özlediklerini söylüyorlar. “Sultan buyuruyor ki” deyişini, kürsüdeki celalli sesini, müeddep duruşunu, en zor metinleri rahat bir şekilde çözüşünü, siyonizme kafa tutuşunu ve istikametini özleyecekler…

Bayram Hoca etraflı bir literatür bilgisine de sahipti. O, neyi, nerede bulabileceklerini araştıran hoca ve öğrencilerin müracaat kaynağıydı. Ömrünü kitaplara vakfeden muasır bir İsmail Saib Sencer’di. Devlet kütüphanelerinin bir çoğundan daha büyük bir kütüphaneye sahipti. Buna rağmen durmaz, sık sık Sultanahmet’teki İrşad Kitapevi’ni ziyaret ederdi.
İlim Hayinesiydi,son derece mütevazi bir kişiliği vardı.

Onun yokluğu bizler için büyük kayıp, zira onun gibi korkusuzca, göğsünü gere gere şeriat, hakikat diye haykıran osmanlı aşığı nadir bulunur.



Ona,Sohbetlerine, bize verdiği öğütlere sahip çıkalım...
Allah(c.c ) bizi onun Şefaatine nail eylesin.(amin )

sahabeseyyid
07.04.2007, 22:26
Bayram hocayı düşündükçe içim yanıyor....

OguzMahmud
14.06.2007, 05:37
Degerini milletce bilemedik Rabbimde elimizden aldi. Yeri dolmayacak bir alim daha gitti. Zaman onun ögütlerinden, eserlerinden ve sohbetlerinden ders alma zamani ve bizzat kendisinden ders alip faydalamadigimiz icin yanma zamani. Allah-u Teala (c.c) sefaatindan mahrum eylemesin (Amin).

AlikaN
14.06.2007, 09:11
amin allah raziolsun kardeş paylaşım için

mahmuddd
14.06.2007, 09:16
Orjinal Yazarı OguzMahmud
Degerini milletce bilemedik Rabbimde elimizden aldi. Yeri dolmayacak bir alim daha gitti. Zaman onun ögütlerinden, eserlerinden ve sohbetlerinden ders alma zamani ve bizzat kendisinden ders alip faydalamadigimiz icin yanma zamani. Allah-u Teala (c.c) sefaatindan mahrum eylemesin (Amin). ALLAH ( C.C ) razı olsun.

Zeynelabidin
14.06.2007, 11:36
Es Selam

Allah (cc) razı olsun paylaşım için. Cennet Mekan bu alimimiz gibi alimler hediye eder inşaAllah Rabbim milletimize. Her zamankinden fazla ihtiyaç halindeyiz bu konu da millet olarak. Allah (cc) var olanlardan faydalanmayı ve onların kadrini bilip dünya da iken göstermeyi de nasib eylesin bize. İnşaAllah

H@FIZ
14.06.2007, 21:10
Orjinal Yazarı Zeynelabidin

Allah (cc) razı olsun paylaşım için. Cennet Mekan bu alimimiz gibi alimler hediye eder inşaAllah Rabbim milletimize. Her zamankinden fazla ihtiyaç halindeyiz bu konu da millet olarak. Allah (cc) var olanlardan faydalanmayı ve onların kadrini bilip dünya da iken göstermeyi de nasib eylesin bize. İnşaAllah




Amin. Allah razı olsun kardeşlerim. Mevlam şefaatlerine nail eylesin...

safahat
02.07.2007, 05:44
Allah c.c. rahmet eylesin, mekânI Cennet olsun, görünen odurki
Islâm davasI cin cIrpInmIs ve geride bIraktIklarIna bence su
vasiyyeti bIrakmIstIr:

Bu topraklara sahib cIkIn, birlik beraberlik icinde islâma hizmet edin!

Sahabeseyyid kardesim Allah razI olsun...

Dertli el-Halidi el-Kürdi
19.08.2008, 11:40
Allah c.c. rahmet eylesin, mekânI Cennet olsun, görünen odurki
Islâm davasI cin cIrpInmIs ve geride bIraktIklarIna bence su
vasiyyeti bIrakmIstIr:

Bu topraklara sahib cIkIn, birlik beraberlik icinde islâma hizmet edin!

Sahabeseyyid kardesim Allah razI olsun...

Ve Abicim,Hocamızın masasındaki son not ise çok manidar ;

İNSAN DAVASINA ANA HASRETİYLE SARILMALI,BÜLBÜL GİBİ ŞAKIMALI VE DAVASI İÇİN CANINI ÖYLE ATMALI Kİ;RUHU ONA YETİŞEMEMELİ.."

Böyle büyük bir dava adamını kaybetti dünya..Rabbim şefaatlerine nail eylesin hocamızın..--amiin..--

Paylaşım için teşekkürler sahabeseyyid hocam..

vesselam..

Vahdet_1
23.04.2009, 11:14
ALLAH RAZI OLSUN BU PAYLAŞIM İÇİN

Kıyâmet gününde 3 sınıf şefaat edecek: Peygamberler, sonra âlimler, sonra şehidler..."

"Şehidleri kanları ile sarın. Zira Allah yolunda açılan bir yara kıyâmet günü mahşere geldikte, o yara, rengi kan rengi, kokusu misk kokusu olarak kanar..."