إسماعيل
15.02.2010, 12:44
A'râf, "arf" ve "arafe"in çoğuludur. "Arf" ise herhangi bir mürtefi' (yüksek, yükseltilmiş) yer demektir ki bu münasebetle atın yelesine, horozun ibiğine "arf" denir. Meşhur kavle göre, "A'râf", cennetle cehennem arasındaki hicab/örtü veya sura da "a'râf" denir. Bu örtü ve sur ise yüksek tepeler anlamındadır.[182]
İbni Abbâs'a göre sıratın şerefeleri; Hasan Basri’ye göre A'râf ma'rifettendir. Cennet ve cehennem ehlini simalarından tanımak için birtakım insanlar var demektir. A'râf'ın tefsirinde iki kavil vardır.
1- İyilik ve kötülükleri eşit olan insanlar.
2- Enbiyâ, şühedâ, ahyar, ulema veya rical (insan) suretinde görünen melâike gibi dereceleri yüksek zevattır. Bunlar cennet ile cehennem arasında bir müddet kalırlar. [183]
İbni Abbâs'a göre sıratın şerefeleri; Hasan Basri’ye göre A'râf ma'rifettendir. Cennet ve cehennem ehlini simalarından tanımak için birtakım insanlar var demektir. A'râf'ın tefsirinde iki kavil vardır.
1- İyilik ve kötülükleri eşit olan insanlar.
2- Enbiyâ, şühedâ, ahyar, ulema veya rical (insan) suretinde görünen melâike gibi dereceleri yüksek zevattır. Bunlar cennet ile cehennem arasında bir müddet kalırlar. [183]