Hadimül harameyn
11.07.2010, 11:14
Mescid-i Aksa'nın bulunduğu Kudüs ve etrafı: Mübarek, mukaddes topraklardır
Muhterem okuyucu! Kudüs, Milâdî 637 yılında, Hz. Ömer (R.A.)'in hilâfeti zamanında İslâm cengâverlerince fethedilmiş ve bizzat Hz. Ömer (R.A.) tarafından teslim alınmıştır. Hz. Ömer (R.A.) Kudüs-ü Şerife girince, ilk önce Mescid-i Aksa'yı ziyaret etmiş, Hz. Davud (A.S.)'ın mihrabına vararak; Kur'an-ı Kerim'deki O'nun Yüce ALLAH'a şükrünü ifade eden ayet-i kerimeleri okuyarak Secde-i Şükrana kapanmıştır. Hz. Ömer, Kudüs'te bulunduğu günlerden birinde, Hz. Bilal (R.A.)'in ezan okumasını ve Müslümanları Mescid-i Aksa'da namaza çağırmasını rica etmişti. Hz. Bilal (R.A.), Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimizin vefatından sonra ezan okumamaya ahdetmiş olmasına rağmen Halife Hz. Ömer (R.A.)'in emrine itaatla ezan okumuş, O'nun güzel sesi ile okuduğu ezan duyulduğu zaman, dinleyen bütün Müslümanların gözleri yaşlarla dolmuş, hayallerinde Resûlullah (S.A.V.) Efendimizin sağ olduğu günler canlanmıştı. Hz. Bilal (R.A.)'in ezanı, büyük sahâbi Hz. Muaz b. Cebel (R.A.)'i kendisinden geçirmiş, Hz. Ömer (R.A.)'in uzun süre istiğrak halinde kalmasına sebep olmuştu.
Kudüs ve Mescid-i Aksa, İslâm inancı açısından işte böylesine manevî, dini ve göz yaşartıcı olaylara sahne olmuştur. Bu sebeple: İslam tarihinin her devrinde Müslümanların elinde kalmasına bütün Müslümanlarca büyük önem verilmiştir. Bilhassa bizim atalarımız Türkler, Kudüs ve Mescid-i Aksa için nice şehitler vermişlerdir. Tarihte çok el değiştiren Kudüs, sırasıyla: Eyyubi, Selçuklu, Memlük ve nihayet tam 401 yıllık hâkimiyet dönemi ile Osmanlı Türklerinin kılıcı sayesinde hep Müslüman ülkesi olarak kaldı.
Ne hazin bir tecellidir ki, bu gün Kudüs ve Mukaddes Mescid-i Aksa, asırlardır süregelen yolsuzlukları yüzünden ALLAH Teâlâ'nın lanetine uğramış bir milletin elinde bulunuyor. Dün Müslüman dedelerimizin koruyucu şemsiyesi altında bütün dinlerin mensupları bu mukaddes yerlerde ibadetlerini hür vicdanlarının emrettiği şekilde yerine getiriyorlardı. Fakat bugün, İsrail askerleri Mescid-i Aksa'da namaz kılanlara rast gele ateş açıyor. Müslümanları hedef alan ve katliam niyetiyle sahneye konulan bu cinayetlerin bir siyonizm taassup ve çılgınlığı olmaktan öte bir manası bulunmadığını bütün dünya biliyor. Bu cinayetler, tarihin tekerrürlerinden yeni bir halkayı daha teşkil ediyor. Devir devir görüldüğü gibi; İsrail milleti yolsuzluklarıyla dünya insanlığı önünde bir defa daha baş kaldırıyor.
Muhterem okuyucu!
Sizleri mukaddes Kudüs ve Mescid-i Aksa'da cereyan etmekte olan insanlık dışı olaylar karşısında manevî uyanışa çağırıyorum. Bu manevî uyanışla yapacağınız dualarla Siyonizm zulmü altında canlarını ve mallarını kaybeden Müslüman kardeşlerimiz için şimdilik yapacağımız dualarla yardıma çağırıyorum.
İnsanlığın yüzünü karartan olayları devir devir sahneye koymakta mahir bulunan İsrail milletine, bu yolsuzlukları karşısında sessiz kalınamayacağını, sizlere tembih ediyorum...
Tek umudumuz ALLAH Teâlâ'nın güçlü kullarının Mescid-i Aksa'ya yeniden girecekleri konusundaki vaadinin, öteki vaadleri gibi doğru çıkacağı yolundaki kesin inancımızdır. ALLAH Teâlâ şöyle buyurdu:
"Biz, Kitap'ta İsrailoğullarına: Sizler, yeryüzünde iki defa fesat çıkaracaksınız ve azgınlık derecesinde bir kibre kapılacaksınız, diye bildirdik, hüküm verdik ."
Bu haber ve hüküm, yüce Allah'ın ilahi ilmine dayanarak onların geleceğini, akıbetlerini daha önceden haber vermesidir. Yoksa bu hüküm onların fiillerinin kendisinden kaynaklanacağı onları mecbur kılan bir hüküm değildir. Çünkü yüce Allah hiç kimsenin bozguncu olmasına karar vermez. "Allah kötülük işlemeyi emretmez." Yalnız, yüce Allah olup-biteni bildiği gibi meydana gelecek olan şeyleri de bilir. Meydana gelmemiş olan şeyler, insanların bilgisine göre olmamış ve perdeleri henüz kalkmamış da olsa, Allah'ın ilmine göre olmuş-bitmiş şeyler gibidir
Muhterem okuyucu! Kudüs, Milâdî 637 yılında, Hz. Ömer (R.A.)'in hilâfeti zamanında İslâm cengâverlerince fethedilmiş ve bizzat Hz. Ömer (R.A.) tarafından teslim alınmıştır. Hz. Ömer (R.A.) Kudüs-ü Şerife girince, ilk önce Mescid-i Aksa'yı ziyaret etmiş, Hz. Davud (A.S.)'ın mihrabına vararak; Kur'an-ı Kerim'deki O'nun Yüce ALLAH'a şükrünü ifade eden ayet-i kerimeleri okuyarak Secde-i Şükrana kapanmıştır. Hz. Ömer, Kudüs'te bulunduğu günlerden birinde, Hz. Bilal (R.A.)'in ezan okumasını ve Müslümanları Mescid-i Aksa'da namaza çağırmasını rica etmişti. Hz. Bilal (R.A.), Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimizin vefatından sonra ezan okumamaya ahdetmiş olmasına rağmen Halife Hz. Ömer (R.A.)'in emrine itaatla ezan okumuş, O'nun güzel sesi ile okuduğu ezan duyulduğu zaman, dinleyen bütün Müslümanların gözleri yaşlarla dolmuş, hayallerinde Resûlullah (S.A.V.) Efendimizin sağ olduğu günler canlanmıştı. Hz. Bilal (R.A.)'in ezanı, büyük sahâbi Hz. Muaz b. Cebel (R.A.)'i kendisinden geçirmiş, Hz. Ömer (R.A.)'in uzun süre istiğrak halinde kalmasına sebep olmuştu.
Kudüs ve Mescid-i Aksa, İslâm inancı açısından işte böylesine manevî, dini ve göz yaşartıcı olaylara sahne olmuştur. Bu sebeple: İslam tarihinin her devrinde Müslümanların elinde kalmasına bütün Müslümanlarca büyük önem verilmiştir. Bilhassa bizim atalarımız Türkler, Kudüs ve Mescid-i Aksa için nice şehitler vermişlerdir. Tarihte çok el değiştiren Kudüs, sırasıyla: Eyyubi, Selçuklu, Memlük ve nihayet tam 401 yıllık hâkimiyet dönemi ile Osmanlı Türklerinin kılıcı sayesinde hep Müslüman ülkesi olarak kaldı.
Ne hazin bir tecellidir ki, bu gün Kudüs ve Mukaddes Mescid-i Aksa, asırlardır süregelen yolsuzlukları yüzünden ALLAH Teâlâ'nın lanetine uğramış bir milletin elinde bulunuyor. Dün Müslüman dedelerimizin koruyucu şemsiyesi altında bütün dinlerin mensupları bu mukaddes yerlerde ibadetlerini hür vicdanlarının emrettiği şekilde yerine getiriyorlardı. Fakat bugün, İsrail askerleri Mescid-i Aksa'da namaz kılanlara rast gele ateş açıyor. Müslümanları hedef alan ve katliam niyetiyle sahneye konulan bu cinayetlerin bir siyonizm taassup ve çılgınlığı olmaktan öte bir manası bulunmadığını bütün dünya biliyor. Bu cinayetler, tarihin tekerrürlerinden yeni bir halkayı daha teşkil ediyor. Devir devir görüldüğü gibi; İsrail milleti yolsuzluklarıyla dünya insanlığı önünde bir defa daha baş kaldırıyor.
Muhterem okuyucu!
Sizleri mukaddes Kudüs ve Mescid-i Aksa'da cereyan etmekte olan insanlık dışı olaylar karşısında manevî uyanışa çağırıyorum. Bu manevî uyanışla yapacağınız dualarla Siyonizm zulmü altında canlarını ve mallarını kaybeden Müslüman kardeşlerimiz için şimdilik yapacağımız dualarla yardıma çağırıyorum.
İnsanlığın yüzünü karartan olayları devir devir sahneye koymakta mahir bulunan İsrail milletine, bu yolsuzlukları karşısında sessiz kalınamayacağını, sizlere tembih ediyorum...
Tek umudumuz ALLAH Teâlâ'nın güçlü kullarının Mescid-i Aksa'ya yeniden girecekleri konusundaki vaadinin, öteki vaadleri gibi doğru çıkacağı yolundaki kesin inancımızdır. ALLAH Teâlâ şöyle buyurdu:
"Biz, Kitap'ta İsrailoğullarına: Sizler, yeryüzünde iki defa fesat çıkaracaksınız ve azgınlık derecesinde bir kibre kapılacaksınız, diye bildirdik, hüküm verdik ."
Bu haber ve hüküm, yüce Allah'ın ilahi ilmine dayanarak onların geleceğini, akıbetlerini daha önceden haber vermesidir. Yoksa bu hüküm onların fiillerinin kendisinden kaynaklanacağı onları mecbur kılan bir hüküm değildir. Çünkü yüce Allah hiç kimsenin bozguncu olmasına karar vermez. "Allah kötülük işlemeyi emretmez." Yalnız, yüce Allah olup-biteni bildiği gibi meydana gelecek olan şeyleri de bilir. Meydana gelmemiş olan şeyler, insanların bilgisine göre olmamış ve perdeleri henüz kalkmamış da olsa, Allah'ın ilmine göre olmuş-bitmiş şeyler gibidir