nur_yazar
24.08.2011, 22:41
İslam harflerinin bir İslam şiarı olması (http://risaletahkik.com/islam-harfleri-islam-siari-midir.html), onun yerine getirilecek, tebdil edilip yerine konulmaya çalışılacak tüm alfabelerin bid’a olması sonucunu intaç eder.
Bid’at, Hz.Muhammed (s.a.v)’in sünnetine, Kur’ân’ın açık hükümlerine tamamen aykırı olarak ortaya çıkan hal, davranış ve işler demektir.[1] Yani bir manada, Peygamber Efendimiz tarafından kemale erdirilmiş dinimizi haşa nakıs görmek, eksik görmek, ve bu eksiği tamamlamak için yeni yeni icatlar ve davranışlar üretmektir.
Arapça ezanın değiştirilip Türkçe okutulması nasıl bir bid’a ise, İslam’ın harflerinin değiştirilmesi ve kabul edilmesi de bid’adır. Yani latin hurufu bid’adır. Bunu Bediüzzaman Hazretleri de şu şekilde belirtir: “Risale-i Nur zındıkaya karşı hakaik-i imaniyeyi muhafazaya çalışması gibi, bid’ata karşı da huruf ve hatt-ı Kur’an‘ı muhafaza etmek bir vazifesi…” [2]
Bediüzzaman Hazretleri bu sözünde bidata karşı hatt-ı Kur’an’ı göstermektedir. Bidata karşı onun korunması ve savunulması gerektiğini vurgulamıştır. Burada bidattan kastedilen şeyin latin harfleri olduğu şüphesizdir.
Yine Bediüzzaman Hazretleri, “Sünnet-i Seniyenin meratibi var” diyerek başladığı, Sünnet-i seniyenin mertebelerini anlattığı bir sözünde şöyle demektedir: “Bir kısım, ibadete tâbi’ Sünnet-i Seniye kısımlarıdır. Onlar dahi şeriat kitablarında beyan edilmiş. Onların tağyiri bid’attır.”[3]
“Ahkâm-ı ubudiyette yeni icadlar bid’attır. Bid’atlar ise, اَلْيَوْمَ اَكْمَلْتُ لَكُمْ دِينَكُمْ sırrına münafî olduğu için, merduddur(Reddolunmuş).”[4]
Hatt-ı Kur’an’ın ibadete tâbi’ bir Sünnet-i Seniye olmasındandır ki, Bediüzzaman Hazretleri yazı mektubu namıyla maruf risalesinde, hatt-ı Kur’an ile Risale-i Nur’u yazmanın önemini anlatırken “Bid’aların ve dalaletlerin istilâsı zamanında Sünnet-i Seniye’ye ve hakikat-ı Kur’aniyeye temessük edip hizmet eden, yüz şehid sevabını kazanabilir.” Hadis-i Şerif’ini aktarmaktadır.
Hz. Ali (k.v.)’nin asırlar öncesinden haber verdiği bu dehşetengiz hadisenin bir meyvesi olan latin hurufu, elbette bid’a olsa gerektir. Çünkü üstadımızın da dediği gibi “Hem uzak yerde taşlar görünmez, dağlar görünür.” Asırlarca mesafe uzaktan haber verilen Hatt-ı Kur’an’ın kaldırılması hadisesi, demek ki bir dağ olsa gerektir.
“Hazret-i İmam Ali Radıyallahü Anh huruf-ı ecnebiyi (ecnebî harflerini) İslâmlar içinde kabul ettirmek hadisesi ile ulemaü’s-su’un bid’alara yardımlarından teessüfle bahsedip o iki hadise ortasında irşadkârane bazılarından bahsediyor ki, o Sekine olan İsm-i Âzam ile ecnebi hurufuna karşı mukabele ediyor. Ve hem ulemaü’s-su’a karşı muhalefet ediyor.
[1] Wikipedia, bid’at.
[2] Bediüzzaman Said NURSİ, Kastamonu Lahikası.
[3] Bediüzzaman Said NURSİ, Lem’alar, Onbirinci Lema, Altıncı Nükte.
[4] Bediüzzaman Said NURSİ, Lem’alar, Onbirinci Lema, Dokuzuncu Nükte.
[5] Bediüzzaman Said NURSİ, Sikke-i Tasdik-i Gaybi, On sekizinci Lema, Üçüncü Emare.
İktibas=risaletahkik.com
Bid’at, Hz.Muhammed (s.a.v)’in sünnetine, Kur’ân’ın açık hükümlerine tamamen aykırı olarak ortaya çıkan hal, davranış ve işler demektir.[1] Yani bir manada, Peygamber Efendimiz tarafından kemale erdirilmiş dinimizi haşa nakıs görmek, eksik görmek, ve bu eksiği tamamlamak için yeni yeni icatlar ve davranışlar üretmektir.
Arapça ezanın değiştirilip Türkçe okutulması nasıl bir bid’a ise, İslam’ın harflerinin değiştirilmesi ve kabul edilmesi de bid’adır. Yani latin hurufu bid’adır. Bunu Bediüzzaman Hazretleri de şu şekilde belirtir: “Risale-i Nur zındıkaya karşı hakaik-i imaniyeyi muhafazaya çalışması gibi, bid’ata karşı da huruf ve hatt-ı Kur’an‘ı muhafaza etmek bir vazifesi…” [2]
Bediüzzaman Hazretleri bu sözünde bidata karşı hatt-ı Kur’an’ı göstermektedir. Bidata karşı onun korunması ve savunulması gerektiğini vurgulamıştır. Burada bidattan kastedilen şeyin latin harfleri olduğu şüphesizdir.
Yine Bediüzzaman Hazretleri, “Sünnet-i Seniyenin meratibi var” diyerek başladığı, Sünnet-i seniyenin mertebelerini anlattığı bir sözünde şöyle demektedir: “Bir kısım, ibadete tâbi’ Sünnet-i Seniye kısımlarıdır. Onlar dahi şeriat kitablarında beyan edilmiş. Onların tağyiri bid’attır.”[3]
“Ahkâm-ı ubudiyette yeni icadlar bid’attır. Bid’atlar ise, اَلْيَوْمَ اَكْمَلْتُ لَكُمْ دِينَكُمْ sırrına münafî olduğu için, merduddur(Reddolunmuş).”[4]
Hatt-ı Kur’an’ın ibadete tâbi’ bir Sünnet-i Seniye olmasındandır ki, Bediüzzaman Hazretleri yazı mektubu namıyla maruf risalesinde, hatt-ı Kur’an ile Risale-i Nur’u yazmanın önemini anlatırken “Bid’aların ve dalaletlerin istilâsı zamanında Sünnet-i Seniye’ye ve hakikat-ı Kur’aniyeye temessük edip hizmet eden, yüz şehid sevabını kazanabilir.” Hadis-i Şerif’ini aktarmaktadır.
Hz. Ali (k.v.)’nin asırlar öncesinden haber verdiği bu dehşetengiz hadisenin bir meyvesi olan latin hurufu, elbette bid’a olsa gerektir. Çünkü üstadımızın da dediği gibi “Hem uzak yerde taşlar görünmez, dağlar görünür.” Asırlarca mesafe uzaktan haber verilen Hatt-ı Kur’an’ın kaldırılması hadisesi, demek ki bir dağ olsa gerektir.
“Hazret-i İmam Ali Radıyallahü Anh huruf-ı ecnebiyi (ecnebî harflerini) İslâmlar içinde kabul ettirmek hadisesi ile ulemaü’s-su’un bid’alara yardımlarından teessüfle bahsedip o iki hadise ortasında irşadkârane bazılarından bahsediyor ki, o Sekine olan İsm-i Âzam ile ecnebi hurufuna karşı mukabele ediyor. Ve hem ulemaü’s-su’a karşı muhalefet ediyor.
[1] Wikipedia, bid’at.
[2] Bediüzzaman Said NURSİ, Kastamonu Lahikası.
[3] Bediüzzaman Said NURSİ, Lem’alar, Onbirinci Lema, Altıncı Nükte.
[4] Bediüzzaman Said NURSİ, Lem’alar, Onbirinci Lema, Dokuzuncu Nükte.
[5] Bediüzzaman Said NURSİ, Sikke-i Tasdik-i Gaybi, On sekizinci Lema, Üçüncü Emare.
İktibas=risaletahkik.com