Onur-61
25.01.2007, 15:15
Nice küçük ameller vardır ki, niyetler onları büyütür. Nice büyük görünen ameller vardır ki, niyetler onları küçültür. Niyet halis olmadıktan sonra yapılacak en büyük amellerin bile zerre kadar değeri yoktur.
Yüce Mevlâ’nın kendisine hem ilim, hem mal, hem de salih amel nasip ettiği sayısız insan bulunmaktadır. Bu kişiler Allah’ın rızasına uygun olarak helalinden kazanmayı ve kazançlarını meşru yerlerde harcamayı prensip edinmişlerdir. Bazı kişiler de var ki, Allah onlara ne ilim, ne de servet vermiştir. Ancak o kişiler, “keşke benim de ilmim ve malım olsaydı da, ben de Allah‘ın ilim ve servet verdiği kişiler gibi yaşasaydım” derler. İşte bunların her ikisi de Allah katındaki mükâfatta beraberdir.
Yüce Allah, kullarından bir kısmına da mal vermiş, fakat ilim vermemiştir. Bu kişiler cahilce hareket edip, mal biriktirme konusunda helal ve harama pek aldırış etmezler. Bazıları da bunlara özenerek, “eğer ben de böyle servet sahibi olsaydım, bu adam gibi har vurur harman savururdum” şeklinde düşünmektedirler. İşte bu durumda onların her ikisi de günahta beraberdir.
Hz. Peygamber s.a.v Efendimiz buyuruyor ki: “Müminin niyeti amelinden hayırlıdır.” (Taberanî)
“Şüphesiz ki Allah, kulunu niyetine göre cezalandırır veya mükafatlandırır.” (Nesaî, Enes b. Malik, Ahmed b. Hanbel)
İnsanın yapmış olduğu amellerin Allah katında kabul veya reddedilmesinde kişinin niyeti büyük önem arzeder. Amelin iyi veya kötü sonuç vermesi de niyete bağlıdır. Niyet iyi ise sonuç mutluluk ve kurtuluş, kötü ise hüsran ve pişmanlıktır.
Bu husus, Sevgili Peygamberimiz s.a.v.’in şu hadislerinde ne güzel dile getirilmiştir:
“Ameller niyet iledir ve herkes için sadece niyet ettiği şey vardır. Kişinin niyeti Allah ve Rasulü yolunda hicret etmekse, hicreti gerçekten Allah ve Rasulü’nedir. Şayet hicret etmekteki maksadı dünyalık bir iş içinse onun da hicreti niyet ettiği şeyedir.” (Buharî, Müslim, Ebu Davud, Tirmizî)
Yüce Mevlâmız, ahireti bırakıp yalnızca dünyaya yönelme niyet ve arzusu içinde olan kişilerin, aslında ne kadar aciz ve muhtaç olduklarını kendilerine hatırlatır ve en çok istedikleri şeylerden daha bu dünyada iken onları mahrum bırakabilir. Bunun yanında dünya ve ahiretini dengeleyen ve devamlı Allah rızasına uygun yaşamaya çalışan kişilerin de kalbine cömertlik, zenginlik yerleştirir ve korktukları şeylerden muhafaza eder.
İnsan bir şey yapmadan önce nasıl niyet edileceğini öğrenmelidir. Zira niyetsiz yapılan ameller hiçbir kıymet ifade etmez. Bunun içindir ki Hz. Peygamber s.a.v.: “Niyeti olmayan kişinin ameli de olmaz” (Beyhakî) buyurmuşlardır. Yani yapılan işin kıymeti niyete bağlıdır.
Buradan çıkan bir sonuç da şudur: Allah’a kulluk ve insanlara iyilikle meşgul olmalı, gücümüzün yetmediği, imkan bulamadığımız zamanlarda ise bunları ileride yapmaya niyet etmeliyiz. Çünkü Hz. Peygamber s.a.v. Efendimiz bizlere, insanların niyetleri üzere haşrolunacağını (Buharî, Müslim) haber veriyor. Dolayısıyla kişi hayra niyet ettiği sürece devamlı hayır işlemiş ve niyeti sayesinde her saatini ibadetle geçirmiş olur.
İnsanın işlediği amelin küçük veya büyük olması onun niyetine bağlıdır. Nice küçük ameller vardır ki, niyetler onları büyütür. Nice büyük görünen ameller vardır ki, niyetler onları küçültür. Niyet halis olmadıktan sonra yapılacak en büyük amellerin bile zerre kadar değeri yoktur.
Bu hususun daha iyi anlaşılması için, Salim b. Abdullah’ın Ömer b. Abdülaziz’e yazdığı mektupta geçen şu ifadeler bize yardımcı olacaktır:
“Bilmiş ol ki, Yüce Allah’ın kuluna yardımı, niyeti nisbetindedir. Kimin niyeti tam olursa, Allah’ın ona yardımı da tam olur. Niyeti ne nisbette bozulursa, Allah’ın yardımı da o nisbette azalır.”
Yüce Mevlâ’nın kendisine hem ilim, hem mal, hem de salih amel nasip ettiği sayısız insan bulunmaktadır. Bu kişiler Allah’ın rızasına uygun olarak helalinden kazanmayı ve kazançlarını meşru yerlerde harcamayı prensip edinmişlerdir. Bazı kişiler de var ki, Allah onlara ne ilim, ne de servet vermiştir. Ancak o kişiler, “keşke benim de ilmim ve malım olsaydı da, ben de Allah‘ın ilim ve servet verdiği kişiler gibi yaşasaydım” derler. İşte bunların her ikisi de Allah katındaki mükâfatta beraberdir.
Yüce Allah, kullarından bir kısmına da mal vermiş, fakat ilim vermemiştir. Bu kişiler cahilce hareket edip, mal biriktirme konusunda helal ve harama pek aldırış etmezler. Bazıları da bunlara özenerek, “eğer ben de böyle servet sahibi olsaydım, bu adam gibi har vurur harman savururdum” şeklinde düşünmektedirler. İşte bu durumda onların her ikisi de günahta beraberdir.
Hz. Peygamber s.a.v Efendimiz buyuruyor ki: “Müminin niyeti amelinden hayırlıdır.” (Taberanî)
“Şüphesiz ki Allah, kulunu niyetine göre cezalandırır veya mükafatlandırır.” (Nesaî, Enes b. Malik, Ahmed b. Hanbel)
İnsanın yapmış olduğu amellerin Allah katında kabul veya reddedilmesinde kişinin niyeti büyük önem arzeder. Amelin iyi veya kötü sonuç vermesi de niyete bağlıdır. Niyet iyi ise sonuç mutluluk ve kurtuluş, kötü ise hüsran ve pişmanlıktır.
Bu husus, Sevgili Peygamberimiz s.a.v.’in şu hadislerinde ne güzel dile getirilmiştir:
“Ameller niyet iledir ve herkes için sadece niyet ettiği şey vardır. Kişinin niyeti Allah ve Rasulü yolunda hicret etmekse, hicreti gerçekten Allah ve Rasulü’nedir. Şayet hicret etmekteki maksadı dünyalık bir iş içinse onun da hicreti niyet ettiği şeyedir.” (Buharî, Müslim, Ebu Davud, Tirmizî)
Yüce Mevlâmız, ahireti bırakıp yalnızca dünyaya yönelme niyet ve arzusu içinde olan kişilerin, aslında ne kadar aciz ve muhtaç olduklarını kendilerine hatırlatır ve en çok istedikleri şeylerden daha bu dünyada iken onları mahrum bırakabilir. Bunun yanında dünya ve ahiretini dengeleyen ve devamlı Allah rızasına uygun yaşamaya çalışan kişilerin de kalbine cömertlik, zenginlik yerleştirir ve korktukları şeylerden muhafaza eder.
İnsan bir şey yapmadan önce nasıl niyet edileceğini öğrenmelidir. Zira niyetsiz yapılan ameller hiçbir kıymet ifade etmez. Bunun içindir ki Hz. Peygamber s.a.v.: “Niyeti olmayan kişinin ameli de olmaz” (Beyhakî) buyurmuşlardır. Yani yapılan işin kıymeti niyete bağlıdır.
Buradan çıkan bir sonuç da şudur: Allah’a kulluk ve insanlara iyilikle meşgul olmalı, gücümüzün yetmediği, imkan bulamadığımız zamanlarda ise bunları ileride yapmaya niyet etmeliyiz. Çünkü Hz. Peygamber s.a.v. Efendimiz bizlere, insanların niyetleri üzere haşrolunacağını (Buharî, Müslim) haber veriyor. Dolayısıyla kişi hayra niyet ettiği sürece devamlı hayır işlemiş ve niyeti sayesinde her saatini ibadetle geçirmiş olur.
İnsanın işlediği amelin küçük veya büyük olması onun niyetine bağlıdır. Nice küçük ameller vardır ki, niyetler onları büyütür. Nice büyük görünen ameller vardır ki, niyetler onları küçültür. Niyet halis olmadıktan sonra yapılacak en büyük amellerin bile zerre kadar değeri yoktur.
Bu hususun daha iyi anlaşılması için, Salim b. Abdullah’ın Ömer b. Abdülaziz’e yazdığı mektupta geçen şu ifadeler bize yardımcı olacaktır:
“Bilmiş ol ki, Yüce Allah’ın kuluna yardımı, niyeti nisbetindedir. Kimin niyeti tam olursa, Allah’ın ona yardımı da tam olur. Niyeti ne nisbette bozulursa, Allah’ın yardımı da o nisbette azalır.”