PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Haftanin konusu KiYaMeT alametleri



SuDeKa
12.06.2007, 15:53
Selamun Aleyküm

bu haftaki konumuz KIYAMET ALAMETLERI

http://img260.imageshack.us/img260/4756/bismillah011td6ybdy9.gif (http://imageshack.us)



"Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: "Ben Kıyamet'in kopacağı aynı saatte gönderildim. Ancak, şunun şunu geçmesi gibi ben Kıyamet saatini geçip biraz evvel geldim!" buyurdular ve orta parmağı ile şehadet parmağını gösterdiler."
Tirmizi, Fiten 39, (2214)

http://img505.imageshack.us/img505/4606/6723880e28b47626183c648pf3.gif (http://imageshack.us) http://img505.imageshack.us/img505/4606/6723880e28b47626183c648pf3.gif (http://imageshack.us)

MuH@©i®
13.06.2007, 10:50
(Eşrâtu's-Saa), âhir zamanda (zamanın sonları) ortaya çıkarak Kıyâmet'in yaklaştığını, kopmak üzere olduğunu gösteren belirtiler. Bu belirtiler genellikle Küçük Alametler (Alâmât-ı Suğra) ve Büyük Alametler (Alâmât-ı Kübrâ) olmak üzere iki bölüm halinde incelenir.

Kur'an, Kıyâmet'in zamanını Allah'tan başka kimsenin bilemeyeceğini belirtir (el-A'raf, 7/187; Lokmun 31/34; el-Ahzab, 33/63). Buna karşılık yaklaştığını (el-Zümer, 54/1), yakın olduğunu (en-Nahl, 16/77), ansızın geleceğini (el-A'raf, 7/187) bildirir. Kıyâmet alametlerinin belirdiğini (Muhammed, 47/18) ifade etmekle birlikte bunlar hakkında bilgi vermez. Ancak, "Saat yaklaştı, ay yarıldı yarılacak" (el-Kamer, 54/1) âyetinin ikinci bölümünün "ay yarılacak" biçimde anlaşılması durumunda, bu olay Kur'an'da anılan tek Kıyâmet alameti olma özelliği kazanır.

Hadis külliyâtları ise Kıyâmet'ten önce ortaya çıkacak alametlerden söz eden çok sayıda hadis ihtiva eder. İslâm bilginleri hadislerde dile getirilen alametleri nitelikleri açısından değerlendirerek bunları Küçük Alametler (Alâmât-ı Suğrâ) ve Büyük Alametler (Alâmât-ı Kübrâ) olmak üzere iki başlık altında toplamışlardır. Âhir zaman olarak tanımlanan Kıyâmet öncesi donemde dini duygu, düşünce ve davranışların zayıflaması, dini kurallara gereken önemin verilmemesi, ibadetlerin terkedilmesi, ahlaksızlığın çoğalması biçiminde kendini gösteren Küçük Alametler'in başlıcaları şu şekilde sıralanabilir:

a) İnsanların bina yapmakta birbiriyle yarışmaları (Buhârî, Fiten, 25; bk. Tecrid-i Sarih Terc; 1/58).

b) İnsanların ölümü temenni etmeleri (Buharî, Fifen, 25; Müslim, Fiten, 53-54)

c) Câriyenin efendisini doğurması (Müslim, İmân, 1).

d) Hicaz'da bir ateşin çıkarak Busra'da (Şam yakınlarında bir yer) develerin ayaklarını aydınlatması (Buhârî, Fiten, 24; Müslim, Fiten, 42).

e) Fırat nehrinin sularının çekilerek, nehir yatağından altın çıkması (Müslim, Filen, 29-31).

f) İkisi de hak iddiasında bulunan iki büyük İslâm ordusunun birbiriyle savaşması (Buhârı, Fiten, 25; Müslim, Fiten, 17).

g) İslâmî ilimlerin ortadan kalkması, cehaletin artması (Buhârî, Fiten, 4).

h) Depremlerin çoğalması (Buhârî, Fiten, 25).

ı) Zamanın yaklaşması, gece ile gündüzün eşit olması (Buhârî, Fiten, 25).

i) Cinâyetlerin çoğalması, fitnelerin zuhur etmesi (Buhârî, Fiten, 4; Müslim, Fiten, 18).

j) Yahudilerle Müslümanların savaşmaları, Müslümanların Yahudileri öldürmesi (Tecrid-i Sarih Tercümesi, VIII, 341; Müslim, Fiten, 79-82).

k) Zinanın açıkça işlenmesi, içki tüketiminin artması, kadınların çoğalıp erkeklerin azalması (el-Ali en-Nâsif Tac, 5/335).

l) Kahtân'dan bir kişinin çıkarak, insanları asâsı ile sevketmesi Buhârî, Fiten, 23).

Kıyâmetin büyük alâmetleri ise şu hadis-i şerifte toplu olarak zikredilir: Huzeyfetu'l-Gifarı (r.a)'den rivayet edilmiştir: Biz bir gün kendi aramızda konuşurken, Hazreti Peygamber yanımıza çıkageldi. Bize "Ne konuşuyorsunuz?" dedi. Biz de "Kıyâmet gününden konuşuyoruz" diye cevap verdik. Hazreti Peygamber" Şüphesiz on alâmet görülmedikçe kıyamet kopmayacaktır" dedi ve "Deccâl'i, dumanı(duhan), Dâbbetü'l-arz'ı, güneşin batıdan doğmasını, İsa (a.s.)'ın yere inmesini, Ye'cûc ve Me'cuc'u, doğuda, batıda ve Arap yarımadasında olmak üzere üç yer çöküntüsünü, son olarak da Yemen'den çıkarak insanları Mahşere sürecek ateşin vuku bulacağını söyledi" (Müslim, Fiten, 39).

Kıyâmetin bu on büyük alameti başka hadislerce ya da İslâm bilginlerince şu şekilde açıklanır:

1. Deccal'in ortaya çıkışı: Deccâl, kıyâmette zuhur edecek yalancı bir kişidir, İslâm Dini'ni ve müslümanları ifsad edip, kötülüğe ve bozgunculuğa sevketmek isteyecektir. Deccal'in sağ gözünün kör olduğu, iki gözünün arasında "kâfir" yazdığı, çocuğunun olmadığı, Medine'ye ve Mekke'ye giremeyeceği, ortaya çıktıktan sonra yeryüzünde kırk gün kalacağı, bu süre içerisinde istidrac türünden bazı olağanüstü olaylar göstereceği, daha sonra da yine kıyâmetin büyük alametlerinden olan Hz. İsa'nın yeryüzüne inmesiyle onun tarafından öldürüleceği sahih hadislerde belirtilmiştir (Buhârı, Fiten, 26; Müslim, Fiten, 37, 39, 40, 91, 101, 110, 112).

2. Duhan'ın çıkışı: Duman anlamına gelen duhan da kıyâmetin büyük alametlerinden biridir (Müslim, Fiten, 39). Kıyâmetin vukuundan önce dünyayı bir duman bulutu kaplayarak, kırk gün ve kırk gece kalacak, mü'minler nezleye tutulmuş gibi, kâfirler ise sarhoş gibi olacaklardır.

3. Dabbetü'l-arz'ın çıkışı: Kıyâmet'ten önce çıkacağı bildirilen bir yaratıktır. Kelime anlamı "yer hayvanı" demektir. Kur'an-ı Kerim'de "Kendilerine söylenmiş olan başlarına geldiği zaman, yerden bir çeşit hayvan (dâbbe) çıkarırız ki o, onlara, insanların âyetlerimize kesin olarak inanmadıklarını söyler" (en-Neml, 27/82) buyurulmaktadır. Hz. Peygamber Dâbbetü'l-arz hakkında "Çıkacak olan kıyâmet alametlerinden ilki, güneşin batı tarafından doğması ile, bir kuşluk vakti insanlara karşı bir dâbbenin (hayvanın) zuhurudur. Bu iki alametten biri, arkadaşından evvel olur. Akabinde diğeri de onun izi üzerinde yakın olarak meydana gelir" (Müslim, Fiten, 118) buyurmuştur.

4) Güneşin Batıdan doğması: Güneş batıdan doğacak, insanlar topluca iman edecek, ancak daha önce iman etmemiş olanların imanları kendilerine bir yarar sağlamayacaktır (Tecrid-i Sarih Tercümesi, XII 307; Müslim, Fiten, 118).

5. Hazreti İsa (a.s)'ın inmesi: Ehl-i sünnet itikadına göre Kıyâmetin vukuundan önce Hazreti İsa yeryüzüne inecek, hristiyanları İslâm'a davet edecek, Deccâl'i öldürecek, Hazreti Peygamber (s.a.s)'in şerîati ile hükmedecektir (Buhârî, Büyû, 102; Müslim, İmân, 242-247).

6. Ye'cûc ve Me'cûc'ün çıkışı: Kıyâmetin vukuundan önce çıkarak "yeryüzünde bozgunculuk yapacak" (el-Kehf, 18/94) olan asılları ve soyları belirsiz iki insan topluluğudur (Muhammed Hamdi Yazır, Hak Dini Kur'an Dili, IV, 3288). Hz. ZülKarneyn'in önlerine yaptığı seddin yıkılarak (el-Enbiya, 21/96) açılması ile yeryüzüne dağılacaklar insanlara saldıracak, kentleri yakıp-yıkarak harabe haline getireceklerdir. Bazı rivayetlerde bu seddin Çin seddi olduğu zikredilir (Muhammed Hamdi Yazır, a.g.e., IV, 3291, 3374; Buhârı, Enbiyâ, 7; Müslim, Fiten, 1,2).

7.8.9. Doğuda, Batıda, Arap Yarımadasında olmak üzere üç bölgede yer çöküntülerinin meydana gelmesi de Kıyâmet'in büyük alametlerindendir (Müslim, Fiten, 39).

10. Yemen'den çıkacak olan büyük bir ateşin insanları önüne katarak sürmesi (Müslim, Fiten, 39).

Ebu Davud ve Tirmizi'nin Sünen'lerinde yeralan bazı hadislere göre Mehdî'nin çıkması da Kıyâmet'in büyük alametlerindendir (Sünen-i Tirmizî, IV, s.1-93: Sünen-i Ebu Davud, N. Şr. M.Abdul Hamid IV, 100, 106).

Hz. Peygamber (s.a.s), Kıyâmetin kötü insanlar ve kâfirler üzerine kopacağını bildirmiştir. Bu hadislere göre Kıyâmet kopmadan önce mü'minlerin ruhları alınacak ve onların âhirete göçmeleri sağlanacaktır (Buhari, Fiten, 5; Müslim, imare, 53).

nura hasret
13.06.2007, 11:07
http://img263.imageshack.us/img263/8259/5968tm9fnpa5ipio9.gif



http://www.kiyametalametleri.com/




KIYAMETİN BÜYÜK ALÂMETLERİ

Hz. Enes İbnu Ma'lik radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselam buyurdular ki: "Şu altı şeyden önce (ahirete bakan) iyi ameller işlemekte acele edin: "Güneşin battığı yerden doğması, Duhân, dâbbetü'l-arz,Deccâl, herbirinize mahsus olan ölüm ve (sizin salih amelinize mani olacak) âmme hizmeti."

Ebu Katade radıyallahu anh arılatıyor: "Resülullah aleyhissalatu vesselâm buyurdular ki: "(Kıyametin büyük) alâmetleri ikiyüz (senesin)den sonra gelecektir."

Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalatu vesselâm buyurdular ki: "Ümmetim beş tabakadır: İlk kırk yıl, hayır ve takva ehlidir. Bunu takip edenler yüzyirmi yılına kadardır. Bunlar merhamet sahibi, sıla-i rahme değer veren kimseler olacak. Sonra yüzaltmış yılına kadar olanlar birbirlerine sırt çevirirler, aralarındaki (kardeşlik bağlarını) koparırlar. Sonra da birbirlerini öldürme devri gelir. O devirde kurtuluş isteyin, kurtuluş!"

Hz. Enes İbnu Mâlik radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Ümmetim beş tabakadır. Her tabaka kırk yıldır. Benim tabakam ve ashabımın tabakası ilim ve iman ehli insanların tabakasıdır. İkinci tabaka kırk ile seksen yılı arasındaki (insanların) tabakasıdır, bunlar hayır ve takva ehli insanlardır..." (Hz. Enes, sonra hadisi yukarıdaki şekilde tamamladı.)"

Abdullah İbnu Mes'ud radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Kıyametin kopmasına yakın (bazı insanlar günahları sebebiyle) "mesh"e (hayvan süretine çevrilme), "hasf"e (yere batma) ve "kazf'e (taşlanma azabı) uğrayacaktır."

Abdullah İbnu Amr radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Ümmetimde hasf, mesh ve kazf olacaktır."

Zeynelabidin
13.06.2007, 16:29
Es Selam


Muhacir Kardeşime çok teşekkür ediyorum gerçekten güzel ve içerikli bir mesaj ile ele almış konuyu.
Nurahasret kardeşime de teşekkür ederim.



"KIYAMET KÖTÜ İNSANLARIN ÜZERİNE KOPACAKTIR"


Müslim, Enes bin Malik (ra) ten şöyle rivayet etmiştir.
"Resûllullah (sav) şöyle buyurdu:
"Allah Allah diyen birinin üzerine kıyamet kopmaz"


Yine başka bir rivayette
"Yeryüzün de 'Allah Allah' denilmez hale gelinceye kadar kıyamet kopmaz (1)"




Buraya baktığımız da aslın da kıyametin var olan müslümanların çokluğundan çok çok uzun zaman sonrasına işaret edildiğine dair bir fikir her insan oluşur. Mevcut durum da Allah (cc) a şükürler olsun ki hala İslam sayısız kalpler de sönmeyen bir nur olarak parıl parıl parlamakta. Hatta batı Alemin de İslamla Şereflenen insanların sayısın da büyük artışlart olmakta. Her türlü fitne ve kötülüğün tamamen artık açıktan işlenmesine ve kıyametin küçük alametlerinin hepsinin de çıkmış olmasının yanı sıra hala müslümanlar çok çok fazla ve bunlar her an zikir için de Rabblerine dua ve niyaz içindeler. Ancak bir başka Hadis-i Şerif olayı açıklamakta ve bunun nasıl olabileceğini göstermekte. "Kıyamet kötü insanların üzerine kopacak" ancak hala yeryüzün de o kadar müslüman (iyi insan) var ki nasıl olacak bu ? İşte bir başka Hadis-i Şerif konuya açıklama getiriyor ve Kıyametin artık çok yaklaşmış olmasına ilk Hadis-i Şerifin bir yanılgı olmaması için sanki bu Hadis-i Şerife bir Şöyle buyruluyor.




Müslim Ebu Hureyre (ra) den şu şekil de bildirmiştir.

Resûllullah (sav) şöyle buyurdu:

"Allahu Teâla, Yemen tarafından ipekten daha hafif bir rüzgar gönderir. Bu rüzgar, kalbin de bir tane miktarı (zerre kadar) iman bulunan bir tek kişi bırakmaksızın hepsinin canını alır. (2)


Müslim, Abdullah bin Mes'ud (ra) dan rivayet etmiştir.

Resûllullah (sav) şöyle buyurdu
"Kıyamet, ancak fena insanların üzerine kopar" (3)







(1)Müslim (1/130) Kitab-ul İman. 66. Ahir zamanda (kıyamet yakın zamanda) imanın gitmesi babı
(2) Müslim, Kitabul iman (1/109) 50- Kıyametten önce esecek olan ve kalbin de iman bulunanların ruhlarını alacak olan rüzgar ile ilgili bab
(3) Müslim (4/2248) 52- Kitab'ul Fiten ve eşarati's Sa'a 27- Kıyametin yaklaşması babı

MAHMUDHOCA
13.06.2007, 22:35
İmam Buhari'nin, Ebu Hüreyre'den (r.a.) rivayet ettiği hadîs-i şerifte Resûl-i Ekrem (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurmuştur:

1) İki büyük (İslâm) ordusu birbirleriyle harp etmedikçe kıyamet kopmayacaktır.
Bu iki kütlenin ikisi de bir (yani İslâm ve hak) iddia (sın) da (bulundukları) halde aralarında büyük bir harp olacaktır. (Hazreti Ali ile Hazreti Muaviye'nin arasında geçen harbe işarettir. A.K.).
2) — Yine hepsi ben Allah'ın Resulüyüm, peygamberiyim, diye iddia eden otuza yakın yalancı, mel'un deccallar turemedikçe,
3) _ (Hakikî ilim adamlarının ölümleri ile İslâmî) ilimler alınıp kaldırılmadıkça,
4) — Zelzeleler çoğalmadıkça, •
5) — Zaman tekarrub edip gece ile gündüz yaklaştırılmadıkca (İmam Mehdi'nin zamanında yeryüzünde emniyet olup herkes onun adaletiyle dünyanın zevkini tadınca zaman kısalır. Çünkü insanlar uzun olsa bile zevkle geçen günlerini kısa sayar, sıkıntılı geçen günlerini de uzun sayar. Kastalani C. 12/111).
6) —- Birtakım fitneler zuhur etmedikçe.
7) — Hercümerç (yani) adam öldürme vakaları çoğalmadıkça, kıyamet kopmayacaktır.
8) — Keza, aranızda mal, servet çoğalıp sel gibi akmadıkça,
9) _ Mal sahibi malının zekâtını kim kabul eder? diye endişelenmedikçe,
10) — Mal sahibi bazı kimselere malının zekâtını vermeyi isteyip fakat zekâtını arzettiği kimse:
— Benim zekâta ihtiyacım yok, diye red etmedikçe,
11) — Yine, halk yüksek kâşaneler yapmak yarışına çıkmadıkça,
12) —Bir kimse herhangi birinin mezarı başından geçerken (1): _ Keşke bunun yerinde (yatan) ben olsaydım diye temenni etmedikçe, '
13) — Güneş batı tarafından doğmadıkça —ki güneş bata tarafından doğduğunda halk görünce hepsi toptan iman edecekler. Fakat bu İman, önce iman etmemiş olan yahut imanında hayır ve fazilet kazanmamış olan kimselerin imanları kendilerine hiçbir fayda vermediği bir zamandır, (İşte o zaman gelmedikçe)— kıyamet kopmayacaktır.

Yemin ederim ki kıyamet (meselâ) iki kişi (alışveriş için) aralarında elbisesini açıp da alışverişlerini tamamlayamadan ve o elbiseyi durup paket etmelerine zaman bulamadan ansızın kopacaktır.

Yine muhakkak ki kıyamet, kişi sağmal devesinin sütünü sağacak fakat içmek kısmet olmadan (ansızın) kopacaktır.

Vallahi kıyamet, kişi havuzunu sıvayıp tamir edecek fakat havuzun suyundan devesini sulaması kısmet olamadan ansızın kopacaktır.
Keza muhakkak kıyamet, kişi lokmasını ağzına götürdüğü halde onu tatmaya zaman bulamadan birdenbire kopacaktır (i).

İmam Kurtubi der ki:
İşte bu 13 alâmettir ki, onları Ebu Hüreyre (r.a.) tek bir hadîs-i şerifte rivayet etmiştir. Zayıf hadîslerde varid olan muayyen senelerde muayyen olayların olacağını haber veren alâmetleri serdetmeye hacet yoktur. Resûl-i Ekrem (s.a.v.) Efendimizden şöyle rivayet edilmiştir:
— Muhakkak ki 80'inci yılda şu ve şu hadisler olacaktır. 210'uncu yılda şu ve şu olaylar olacaktır. 220'nci senede şu hâdise, 230'da şu olay olacak ve 260 yılında da bir saat güneş tutularak, cinlerle insanların yarısı ölecektir gibi. Bu zamanlar geçtiği halde söylenilen şeyleri hiçbiri olmamıştır. Şayet olsaydı (o hâdiseleri) kendilerinden sonrakilerin anlatmaları insanlara gizli kalmazdı. Keza (hicrî) tarih olarak Hazreti Peygamber'in (s.a.v.) vefatından sonra Hazreti Ömer (r.a.) zamanında ihdas edilmiştir.
Hazreti Huzeyfe'nin sahih hadîs-i şerifinde bu alâmetlerin çoğu geçmiştir. Ancak (itiraz edilen) söz, gününü tayin ve tesbittir başka husus değildir.

Hâsılı kelâm Peygamber'in (s.a.v.) fitneler ve olacak şeylerden haber verdiklerinin hepsi muhakkak olacaktır. Zamanının tayini ise onun en doğrusunu Cenab-ı Hâk bilir.
Alemlerin Rabbi olan Allah'a hamd olsun.
(Şu) hadîs-i şerifin mânâsı ki (Resûl-i Ekrem şöyle buyurmuştur) :

* — insan, bir kimsenin mezarının başına varıp da:
— Ah keşke bunun yerinde yatan ben olsaydım, diye temenni etmedikçe kıyamet kopmayacaktır (1) hadîsinin mânâsı, o zamanda cahillerin büyütülmesi, yüksek makamlara çıkarılması ve onların devlet başkanları olmalarının zuhur etmesi, ilim adamlarının gözden düşmeleri, velilerin aldanmaları, hükümleri bâtılların istilâ etmesi, umumî zulüm olması, alenen günah işlenmesi, halkın malını haram olanların kaplaması ve haksız olarak insanlara, mallara ve namuslara tahakküm edilmesi gibi fenalıkları görmelerinden ve çetin belâlardan dolayı (insan mezar başında bu temenniyi yapacak)tır.

İmam Kurtubi şöyle devam eder:
— Bunların çoğu şu zamanımızda mevcut olmuştur (2).
Yine bize, Ebu Zer'den (r.a.) rivayet olundu ki o, şöyle dermiş:
— Yakında insanlar üzerine öyle (kötü) zaman gelecek ki o zaman da hali hafif olana —yani ailesi ve çocuğu olmayan .kimseye— özenilecek. Bugünde 10 tane evlâdı olan babaya özenildiği gibi. Bugün, halkın işlerini görmek için kişinin devlet ricaline yakın olması arzu edildiği gibi, o zamanda kişinin hükümdardan uzak bulunulması arzu edilecek ve sokakta cenaze geçerken halk başlarını çevirip:
— Keşke birimiz o ölünün yerinde olsaydı diyerek (ölmeyi) temenni edecekler.

Ubâde bin Samit (r.a.):
— Ya Ebâ Zer, hakikaten bu çok büyük bir iştir, dedi. Ebû Zer de:
— Evet iş sandığınızdan daha da büyüktür, dedi.

İmam Kurtubi der ki:
İşte bu öyle bir zamandadır ki o zamanda muhakkak bâtıl olan hak olanı, yanlış olan doğru olanı kaplar, köleler, hizmetçiler, hür efendilere karşı üstün olur, (haklı) hükümleri (paraya karşılık) satarlar, bu satışa da hâkimler razı olduklarından hüküm rüsum, hak ters olur ve hakka ulaşılmaz ona kıymet verilmez hale gelir, insanlar Allah'ın dinini bozarlar, Allah'ın hükmünü değiştirirler. Hâkimler devamlı olarak yalan söz dinlerler ve devamlı haram yerler.
Hadîs-i şerifte (Resûl-i Ekrem Efendimiz):

* — Yemin ederim ki sizler karış karış, arşın arşın sizden önceki milletlerin yollarını takip edeceksiniz. Hatta onlar kertenkele deliğine girseler bile muhakkak sizler de oraya gireceksiniz, buyurdu. Sahabeler:
_ Ey Allah'ın Resulü (onlar) Yahudilerle Hıristiyanlar mıdır?-diye sordular. Resûl-i Ekrem: _ (Onlardan başka) kim var ki? buyurdu.
(Abdullah) bin Mübarek şu şiirinde yemin ederim ki, ne güzel söylemiştir: .
Muhakkak dini, hükümdarlar ve (amelsiz) kötü rahipler bozmuşlardır.
Yine İmam Kurtubi:
Keza Resûl-i Ekrem Efendimizin şu sözü de kıyamet alâmetlerin-dendirr

* _ Ahir zamanda birtakım bilgisiz ibadet edenlerle fasık yani bilgisinin ehli olmayan ilim adamları ve Kurban okuyanlar türeyecek-tfr. (İşte bu zamanda o) iki sıfat mevcut oldn, demigtir.

İmam Kurtubi (r.a.) şöyle derdi:
insanların üzerine öyle bir zaman gelecek ki (o zamanda) onların ilim adamları eşeklerin leşlerinden daha pis ve iğrenç kokulu olacaktır.
Hakim-i Tirmizi'nin «Nevâdirü'1-Usul» adındaki kitapta rivayet ettiği hadîs-i şerifte Resûl-i Ekrem Efendimiz şöyle buyurmuştur: .

* — Ahir zamanda Kur'ân okuyanların birtakım nağme ve makamları olacak. Her kim o zamana yetişirse onların şerlerinden Allah'a sığınsın. Onlar çok iğrenç koku saçarlar. Sonra çizgili kumaştan başlıklar ortaya çıkacak ve o günde riyakârlıktan utanılmayacak ve çekinilmeyecek. O günde dinine sıkı sıkı yapışan kimsenin sevabı elli kişinin sevabı kadar olacak. Sahabeler:
— O (elli kişi) bizlerden mi, yoksa onlardan mı? diye sordular. Resûl-i Ekrem de:
— Sizden (olan elli kişi)dir, diye cevap verdi.

Muâz bin Cebel (r.a.) şöyle derdi:
Peyderpey birbiri ardınca elbise eskiyip düştüğü gibi birtakım milletlerin kalplerinde, Kur'an-ı Kerim eskiyecek ve (onlara) tesir etmeyecektir. Onlar Kur'an-ı Kerim'i okurlar fakat Kur'an'a karşı bir istek, bir lezzet bulamazlar. Kurtların (yırtıcı) kalpleri üzerine koyunların derilerinden elbise giyerler. (Yani koyun postuna bürünmüş kurt olurlar.) îşleri hırstır. Amellerine (Allah) korkusu bulaştırılmaz. Eğer onlar ibadetlerini eksik yaparlarsa:
— Biz (sonra biz onu tamamına) ulaştırırız, derler. Günah işleyince de:
— Bizim için istiğfar edilir (bizim mağfiret edilmemiz için Allah'a istiğfar eden olur). Biz Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmadık ki (biz mü'miniz) derler.
Halbuki yüce Allah'ın:
— Cehennemin yakıtı insanlarla taştır, (1) sözü babında (2) Kur'ân okuyan ve:
— Benden daha güzel okuyan var mı (ve benden - daha iyi bilen var mı?) diye meydan okuyan ve onun, cehennemin ilk yakıp tutuşturacağı kimse olduğunu işaret eden müteaddit hadîsler geçmiştir.

Sonra Muâz bin Cebel arkadaşlarına döndü ve, «Onlarda hiçbir hayır görür müsünüz?» diye sordu. Oradakiler:
— Hayır görmüyoruz, dediler. Muâz bin Cebel de:
— .İşte onlar sizdendir. Onlar bu ümmettendir. Onlar cehennemin yakıtıdırlar, dedi.
* — el-Cehcâh denilen bir zat melik olmadıkça kıyamet kopmayacaktır, (3) buyurulmuştur.
Keza hadîs-i şerifte:

* — Kahtan oğullarından bir kişi çıkıp da insanları asası ile sevfc ve idare etmedikçe kıyamet kopmayacaktır, (4) buyurulmuştur.
Buhari ile Müslim'in rivayet ettikleri hadîs-i şerifte Resûl-i Ekrem Efendimiz şöyle buyurmuştur:

* — Hicaz arazisinden bir ateş çıkarak Busra'daki (5) develerin boyunlarını aydınlatmadıkça kıyamet kopmayacaktır (6).
Tinnizi'nin hadîsinde Allah'ın Resulü şöyle buyurmuştur:

* — Yakın gelecekte Hadramut arazisinden yahut Hadramut tarafından bir ateş çıkacaktır, (7) buyurdu. Oradakiler:
— Ey Allah'ın Resulü bize nasıl hareket etmemizi emredersin? diye sordular. Resûl-i Ekrem:
— Şam'ın yolunu tutmaya ve oradaki fırkaya iltihak etmeye bakınız, buyurdu (»).
Buhari'deki hadîs-i şerifte ise Resûlullah (s.a.v.) Efendimiz:

* — Kıyamet alâmetlerinin ilki, insanları doğu tarafından batı tarafına doğru sürüp toplayacak olan bir ateş olacak, buyurmuştur.
Tirmizi'deki hadîs-i şerifte de, Allah'ın Resulü: . . . '

* — Hayatım kudret elinde olan Allah'a yemin ederim ki sizler hükümet başkanlarınızla harp etmedikçe, kılıçlarınızla deriler yüzme-dikçe ve işlerinizin başına kötüleriniz ve şerlileriniz geçmedikçe kıyamet kopmayacak, (9) buyurmuştur.

Yine hadîs-i şerifte:
_ Canım kudret elinde olan Allah'a yemin ederim ki yırtıcı vahşi hayvanlar insanlarla konuşmadıkça, insanlar (elindeki) kamçısı (nın başı), ayakkabısının tasması konuşup (kendisinden sonra evinde) ev halkının yaptıkları işleri kendisine haber vermedikçe kıyamet kopma-yacaktır, buyurmuştur.

Başka rivayetteki hadîs-i şerifte:
* — Kişi kamçısının bir tarafı ile (yani başı) ve ayakkabının tasması ile konuşmadıkça, mal çoğalıp sel gibi akmadıkça ve kişi malının zekâtını çıkararak kendisinden zekâtı kabul edecek kimseyi bulamadığı bir zaman gelmedikçe kıyamet kopmayacaktır, buyurulmuştur.

Yine hadîs-i şerifte:
* — Lat ile Uzza putlarına tapılmadıkça günler ve geceler gitmeyecek (yani kıyamet kopmayacak) buyurulmuştur.
İmam Kurtubi (r.a.) der ki: Resûl-i Ekrem'in (s.a.v.), «Hicaz arazisinde bir ateş çıkmadıkça kıyamet kopmayacaktır» sözü (zuhur etmiş ve Medine'de) büyük bir ateş zuhur etmiştir. (Şöyle ki:)
Bu ateş büyük bir zelzeleyi müteakip çıkmıştır. Hicrî 654 yılı cumadelahirin üçüncü çarşamba gecesi sabah imsaktan sonra şiddetli yer sarsıntısı başladı. Cuma günü kuşluk vaktine kadar sürdü. Sonra deprem durdu. (Volkan indifaı başladı. Bu feveran) Kurayza mıntıkasında ve Tenim mevkiinin Harra tarafındaki düz sahada ateş tufanı ortaya çıktı. Koca beldenin suratında orayı kuşatan bir sur, üzerinde kaleler, burçlar, gözetleme kuleleri ve ezan okunan şerefeler gibi kütleler ve kuleler görüldü. Ateşi tutuşturmakta olan birtakım kimseler de görüldü. Bu cehennemi ateş hangi dağa rastlarsa muhakkak onu eritip yok ediyordu. Bu ateş tufanından kırmızı ve mavi sel teşekkül edip önüne gelen kayaları ve tepeleri sürükleyerek akmaya başladı. Olayın devamı sırasında da gök gürültüsü gibi korkunç iniltiler duyuldu. Nihayet ateş selinin Rekbi Iraki menziline varıp orada dağ gibi muazzam bir sed teşkil etti. Bu cehennemi ateş Medine-i Münevvere'ye yaklaştı ise de o sırada Resûl-i Ekrem'in hürmetine Medine'de esmeye başlayan serin bir rüzgârın tesiriyle Medine bu âfetten mahfuz kaldı. Fakat ateş tufanı Yemen tarafına akarak Yemen köylerinden birini yaktı. Halk bu ateşin yanışı sırasında tencere kaynaması gibi birtakım kaynamalar görürlerdi.

İmam Kurtubi der ki:
Bazı dostlarımın, beş gün kadar Medine âfâkında bu ateş ziyasını gördüklerini bana zikretmişlerdir, İşte bunlar peygamberlik nişanele-rindendir.

İmam Kurtubi (r.a.) der ki:
Bu ateşten sonra başka bir yer ateşi de Medine-i Münevvere'nin hareminden yayılıp Medine'nin hareminin hepsini yaktı. O derece ki bu ateş (Harem-i Şerif'deki) direklerin bağlantı kurşunlarım erittiğinden direkler düştü ve surlardan başka ayakta hiçbir şey kalmadı.
Bundan sonra İslâmın direği ve hilâfet merkezi olan Bağdad'ı Tatarlar istilâ edip orada bulunanların kimini öldürdüler, kimini de esir ettiler. (Etrafa) muazzam bir korku, sıkıntı, üzüntü yayıldı. Herkes korktu, çök üzüntü çekildi, insanlar halifesiz, başkansız olarak başı boş, şaşkın ve sarhoş vaziyette kaldılar.

Hadîs-i Şerifte Resûl-i Ekrem Efendimiz:
* — Yemin ederim ki bir ateş sizi saracaktır. Ö ateş bugün Berehût denilen vadide sönük vaziyettedir (1). O ateş içinde müthiş azap olduğu halde insanları kaplar. O, ateş insanları, mallan yakıp bitirir. Sekiz gün içinde rüzgâr ile bulut gibi uçarak dünyanın her tarafına yayılır. Geceki sıcağı gündüzki hararetinden daha şiddetlidir. O ateş insanların başının üzerinden arşın altına kadar yaklaşarak yeryüzü ile gökyüzü arasında gökgürültüsü gibi korkunç gürültüsü olur, buyurdu. Bunun üzerine Huzeyfe (r.a.):
— Ya Resûlallah, bu ateş o günde mü'min erkeklerle mü'mine kadınlara karşı (soğuk ve) selâmet midir? diye sordu. Resûl-i Ekrem de:
— Mü'min erkeklerle mü'mine kadınlar nerededir? İnsanlar o gün eşeklerden daha kötüdür. İnsanlar hayvanların çiftleştikleri gibi çiftlesirler de orada onlardan herhangi birine:
—— Dur, dur diye ikaz edecek hiçbir kimse bulunmaz. Bu hadîs-i şerifi Ebu Nuaym rivayet etmiştir.

İmam Kurtubi der ki:
Ola ki bu ateş, Resûl-i Ekrem'in, «Hadramut'tan bir ateş çıkacaktır», sözü ile kasdedilen ateştir.
En iyisini'Allah bilir

SuDeKa
14.06.2007, 00:55
KIYAMET

Ahır zamanda ortaya çıkarak kıyametin yaklaştığım, kopmak üzere olduğunu gösteren belirtilere kıyamet alametleri denilmektedir. Bu alametler iki başlık altında incelenmiştir, Küçük alametler; Alâmet-i Suğra, büyük alametler de Alâmet-i Kübra olarak incelenmiştir.


Küçük Alametler

(Alamat-ı Suğra)

İnsandan izzet, hürmet, muhabbet, şevkat, edep, haya, cömertlik, ahde vefa, doğruluk, safa, dostluk, takva, şeriatin yürürlükten kalkması.

Şehirlerde mescidlerin çoğalması ve cemaatın azalması, binaların yüksek yapılması.

Kadınların ve çocukların hakimiyeti elegeçirmesi.

Kadınların erkeklere, erkeklerin kadınlara benzemesi, es cinsellik, eşyanın bereketinin azalması, akraba ziyaretinin ve şeriata uygun alışverişin kesilmesi.

Kötülerin ve ahlaksızların hürmet görmesi, iyilerin hakir görülmesi.

Cariyelerin efendilerini doğurması, çok kan dökülmesi, fısk ve fücurun artması ve kabirlerin süslenmesi.


Büyük Alametler

(Alâmet-i Kübra)

* Deccal'ın çıkışı.

* Üç gece üst üste Ay tutulması.

* Üç gece boyunca yedi iklimde kıtlık olması.

* Büyük bir dumanın her tarafı kaplaması.

* Resul-i Ekrem'in soyundan mehdi çıkıp, kırk yıl adalet üzere gidip, Hz. İsa Aleyhisselam'ı bulması.

* Dadbetü'l-arz'ın vücuda gelmesi.

* İsa Aleyhisselam'ın Şam'daki beyaz minare üzerine inip, Deccal'i öldürerek, Şeriat-ı Muhammediyye ile amel etmesi.

* Yecüc ve Mecüc'ün İskender Seddi'nden çıkarak, yedi iklimi istila etmesi.

* Hz. İsa Aleyhisselam'ın Mekke-i Münevvere'ye gelip, buradan Ahiret'e gitmesi; bundan sonra da Kabe'nin yıkılması.

* Güneş'in batıdan doğup, orada dolanması. Bu şartların ve alametlerin ortaya çıkmasından sonra misk ve amber kokusu gibi serin ve temiz rüzgar esip, mü'minlerin ruhları bu rüzgarın tatlılığıyla çıkar. Bundan sonra Kur'an-ı Kerim'in hükümleri yeryüzünden kalkar, halkın cümlesi cehalette kalır. Allah Celle Celalühü'nün takdir ettiği zamana kadar böylece sürer. Bütün bunlardan sonra Hak Teala Hazretleri, İsrafil Aleyhisselam'a sur'a üfürmeyi emreder.

safahat
14.06.2007, 02:06
KIYAMET ALÂMETLERI`ile ilgili ayetler ve Yorum:

(Bismillairrahmanirrahim)
Saat (kıyamet saati) yakınlaştı ve Ay yarıldı.
Onlar bir ayet (mucize) görseler, sırt çevirirler ve "(Bu) süregelen bir büyüdür" derler.
Yalanladılar ve kendi hevalarına (istek ve tutkularına) uydular; oysa her iş 'sonunda kendi amacına varıp karar kılacaktır.'
Andolsun, onlara (kendilerini şirkten ve bozulmalardan) caydırıp vazgeçirtecek nice haberler geldi.
(Ki her biri) Doruğunda-olgunlaşmış hikmettir. Fakat uyarmalar bir yarar
sağlamıyor.
Öyleyse sen onlardan yüz çevir. O çağrıcının 'ne tanınmış, ne görülmüş' bir şeye çağıracağı gün…
Gözleri 'zillet ve dehşetten düşmüş olarak', sanki yayılan çekirgeler gibi kabirlerinden çıkarlar.
Boyunlarını çağırana doğru uzatmış olarak koşarlarken, kafirler derler ki: "Bu, zorlu bir gün". (Kamer Suresi, 1-8)


Kıyamet Saati Yakındır
İnsanların büyük bir bölümü kıyamet günü hakkında bilgi sahibidir. Hemen hemen herkes kıyamet saatinin dehşetinden az veya çok haberdardır. Buna rağmen, insanların böylesine hayati bir konuda gösterdikleri ortak bir tepki vardır; kıyamet üzerine düşünmek veya konuşmak istemezler. Kıyamet saati geldiğinde yaşanacak korkuyu akıllarına getirmemek için yoğun bir çaba sarf ederler. Gazetede okudukları bir afet haberinin veya bir felaketi gösteren bir filmin kendilerine kıyameti hatırlatmasına dahi tahammül edemezler.

Bu günün mutlaka karşılaşılacak olan büyük bir gerçek olduğunu düşünmekten kaçınırlar. Bu konudan bahseden kişileri dinlemek, bu büyük günü anlatan yazıları okumak istemezler. Bunlar, kıyamet düşüncesinin neden olduğu korkudan kaçmak amacıyla geliştirdikleri yöntemlerden bazılarıdır.



Bu ifadelerde Allah'a inandığını söyleyen, fakat kıyamet gerçeğini düşünmeyen, üstelik ayetlere zıt iddialar ileri sürenlerin gerçek zihniyetleri gözler önüne serilmektedir.
Başka bir ayette de kıyamet saati ile ilgili olarak kuşkuya kapılan, şüpheye düşen inkarcılardan Allah şöyle söz eder:
"Gerçekten Allah'ın vaadi haktır, kıyamet-saatinde hiçbir kuşku yoktur." denildiği zaman siz: "kıyamet-saati de neymiş, biz bilmiyoruz; biz yalnızca bir zanda (ve tahmin) bulunup zannediyoruz; biz kesin bir bilgiyle inanmakta olanlar değiliz." demiştiniz. (Casiye Suresi, 32)



Çoğu insan da kıyamet saatinin gerçekleşeceğine ciddi anlamda ihtimal vermez. Bunun bir örneğini Kehf Suresi'nde anlatılan zengin bağ sahibinin ifadelerinde de görmekteyiz:
Kıyamet-saatinin kopacağını da sanmıyorum. Buna rağmen Rabbime döndürülecek olursam, şüphesiz bundan daha hayırlı bir sonuç bulacağım. (Kehf Suresi, 36)


Gerçeği öğrenmek amacıyla, bizlere yol gösterecek tek kaynak olan Kuran'a baktığımızda apaçık bir gerçekle karşılaşırız. Kıyamet hakkında kendini kandıran insanlar büyük bir hata yapmaktadırlar. Çünkü Allah ayetlerinde, kıyamet saatinin yakın olduğunu ve bu konuda hiçbir şüpheye yer olmadığını haber vermektedir:
Gerçek şu ki kıyamet-saati yaklaşarak gelmektedir, onda şüphe yoktur... (Hac Suresi, 7)


Biz gökleri, yeri ve her ikisinin arasındakileri hakkın dışında (herhangi bir amaçla) yaratmadık. Hiç şüphesiz o kıyamet-saati de yaklaşarak-gelmektedir... (Hicr Suresi, 85)

Şüphesiz kıyamet-saati yaklaşarak gelmektedir, bunda hiçbir kuşku yok... (Mümin Suresi, 59)


Kuran'ın kıyamet ile ilgili mesajının üzerinden 1400 sene kadar uzun süre geçtiğini, bu sürenin de bir insanın hayatına kıyasla uzun olduğunu düşünenler olabilir. Ancak burada söz konusu olan, Dünya'nın, Güneş'in, yıldızların, kısacası tüm kainatın sonudur. Evrenin milyarlarca senelik geçmişi göz önüne alındığında, on dört yüzyıllık bir zaman diliminin çok kısa olduğu kesindir.
Yakın tarihimizin büyük İslam alimi Bediüzzaman Said Nursi de benzer bir soruya hikmetli bir teşbih ile şöyle cevap vermiştir:
Kuran, "kıyamet yakındır" ferman ediyor. Bu kadar sene geçtikten sonra gelmemesi, yakınlığına zarar vermez. Zira kıyamet dünyanın ecelidir. Dünyanın ömrüne nispeten bin veya iki bin sene, bir seneye nispetle bir iki gün veya bir iki dakika gibidir. Kıyamet saati yalnız insaniyetin eceli değil ki onun ömrüne nispet edilip uzak görülsün.

AlikaN
15.06.2007, 09:56
Hadîs-i şerîfle bildirilen diğer alâmetlerden ba'zıları:

1- Emânete riâyet kalkar.
2- Kötüler söz sahibi olur.
3- İçki ve tefecilik âşikâr olur.
4- Zekât verilmez.
5- Hanıma uyulur, anneye isyân edilir.
6- Kur'ân-ı kerîm tegannî ile okunur.
7- Zararından korunmak için herkese müdâra edilir.
8- Gençler fâsık olur.
9- Sonra gelenler, önceki âlimleri câhillikle suçlar.
10- Bid'atler yayılır.
11- Bilgin denilenlerde, zerre kadar îmân olmaz.
12- İslâma uymak ayıp sayılır, hor görülür.
13- Herkese iyilik edenler ahmak sayılır.
14- İslâma uymak, ateşi elde tutmak gibi zor olur.
15- Mescidlerde fâsıkların sesi yükselir.
16- Emr-i ma'ruf ve nehy-i münker kalkar.
17- Günâha teşvik artar. İyiliğe mâni olunur.

İbni Ömer hazretleri buyuruyor ki: Kıyâmet alâmetleri zuhur edince dine daha çok sarılmalıdır! Bunlardan birkaçı şöyle:
1- Âlimler ilmi, para karşılığı öğretir.
2- Akrabalık münâsebetleri kopar.
3- Ana-babaya isyân edilir.
4- İyiler azalır.
5- Dünya menfaati için din âlet edilir.
6- Binalar yükselip heva-i nefse uyulur.
7- İltimas, rüşvet çoğalır.

ZeVRaK
15.06.2007, 21:01
bende biseyler paylasacaktim ama sanirm yazilmasi gerekenler paylasilmis sizler tarafindan.
Hepinizin emegine saglik.Allah razi olsun ins.

Zeynelabidin
16.06.2007, 21:25
Es Selam

Allah (cc) kardeşlerimizden razı olsun hepsi çok güzel mesajlarla konuyu ortaya koymuşlar.
Bir de baktığımız da açıkça görülür ki bu alametlerin bildirilmesi de bir mucizedir.

AlikaN
21.06.2007, 21:36
Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

"Ayakkabıları kıldan bir kavimle savaşmadıkça Kıyamet kopmaz. Siz, yüzleri kılıflı kalkanlar gibi, gözleri küçük, burunları yassı olan bir kavmle savaşmadıkça Kıyamet kopmaz."

Buhari, Cihad 95, 96, Menakıb 25; Müslim, Fiten 62, (2912); Ebu Davud, Melahim 9, (4303, 4304); Tirmizi, Fiten 40, (2216); Nesai, Cihad 42, (6, 45).

Yine Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "rumlar, A'mak ve Dâbık nam mahallere inmedikçe Kıyamet kopmaz. Onlara karşı Medine'den bir ordu çıkar. Bunlar o gün Arz ehlinin en hayırlılarıdır. Bu ordunun askerleri savaşmak üzere saf saf düzen alınca, rumlar:

"Bizden esir edilenlerle aramızdan çekilin de onları öldürelim!" derler. Müslümanlar da:

"Hayır" Vallahi sizinle, kardeşlerimizin arasından çekilmeyiz" derler. Bunun üzerine (müslümanlar) onlarla harb eder. bunlardan üçte biri inhizama uğrar. Allah ebediyen bunların tevbesini kabul etmez. Üçte biri katledilir, bunlar Allah indinde şehitlerin en faziletlileridir. Üçte biri de muzaffer olur. Bunlar ebediyen fitneye düşmezler. Bunlar İstanbul'u da fethederler. (Fetihten sonra) bunlar, kılıçlarını zeytin ağacına asmış ganimet taksim ederken, şeytan aralarında şöyle bir nida atar:

"Mesih Deccal, ailelerinizde sizin yerinizi aldı!"

Bunun üzerine, çıkarlar. Ancak bu haber bâtıldır. Şam'a geldiklerinde (Deccal) çıkar. Bunlar savaş için hazırlık yapıp safları tanzim ederken, namaz için ikamet okunur. Derken İsa İbnu Meryem iner ve onlara gitmek ister. Allah'ın düşmanı, Hz. İsa'yı görünce, tıpkı tuzun suda erimesi gibi, erir de erir. Eğer bırakacak olsa, (kendi kendine) helak oluncaya kadar eriyecekti. Ancak Allah onu kudret eliyle öldürür; öyle ki onlara, harbesindeki kanını gösterir."

Müslim, Fiten 34, (2897).

Yine Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm (bir gün):

"Bir tarafı karada bir tarafı da denizde olan bir şehir işittiniz mi?" diye sordular. Oradakiler: "Evet!" deyince, şöyle buyurdular:

"İshakoğullarından yetmişbin kişi bu şehre sefer tertiplemedikçe Kıyamet kopmaz. Askerler şehre gelince konaklarlar. Ancak silahla savaşmazlar, tek bir ok dahi atmazlar. "Lâilâhe illallahu vallahu ekber!" derler. Bunun üzerine şehrin denizdeki tarafı düşer. Sonra askerler ikinci kere, "Lâilâhe illallahu vallahu ekber!" derler, şehrin diğer tarafı da düşer. Sonra tekrar "Lâilahe illalllahu vallahu ekber!" derler. Bu sefer onlara (kapılar) açılır. Oradan şehre girerler ve şehrin ganimetini toplarlar. Ganimetleri aralarında taksim ederlerken, yanlarına bir münâdi gelip: "Deccal çıktı!" diye bağırır. Askerler her şeyi bırakıp geri dönerler."

Müslim, Fiten 78, (2920).

İbnu Ömer radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

"Yahudilerle savaşacak ve onları öldüreceksiniz. Öyle ki taş dahi: "Ey müslüman! işte yahudi, arkamda (saklandı), gel, öldür onu!" diyecek."

Buhari, Cihad 94, Menakıb 25; Müslim, Fiten 79, (2921); Tirmizi, Fiten 56, (2237).

Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

"Müslümanlardan iki grup aralarında savaşmadıkça Kıyamet kopmaz. Bunlar aralarında büyük bir savaş yaparlar, fakat dâvaları birdir."

Buhari, Fiten 24, Menakıb 25, İstitabe 8; Müslim, İman 248, (157), Fiten 17, (157).

Hz. Huzeyfe radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

"Nefsim yed-i kudretinde olan Zât-ı Zülcelâl'e yemin olsun! İmamınızı öldürmedikçe, kılıçlarınızı birbirinize kullanmadıkça, dünyanıza şerirleriniz varis olmadıkça Kıyamet kopmaz."

Tirmizi, Fiten 9, (2171).

Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: "Herc artmadıkça Kıyamet kopmaz!" buyurmuşlardı. (Yanındakiler:)

"Herc nedir ey Allah'ın Resûlü?" diye sordular.

"Öldürmek! Öldürmek!" buyurdular."

Müslim, Fiten 18, (157).

Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

"Kıyamet kopmazdan önce gece karanlığının parçaları gibi fitneler olacak. (O vakit) kişi mü'min olarak sabaha erer de kâfir olarak akşama kavuşur. Mü'min olarak akşama erer, kâfir olarak sabaha kavuşur. Birçok kimseler azıcık bir dünyalık mukabilinde dinlerini satarlar."