Orijinalini görmek için tıklayınız : iSTikametin KoNusu
http://img253.imageshack.us/img253/6880/besmelebw6.gif (http://imageshack.us)
ISTIKAMETIN KONUSU
islâmda darginlik ve küskünlükler
Hz. Peygamber de şöyle buyurur:
"Bir kişinin kardeşini üç günden fazla küs bırakması helâl değildir. İki mümin karşılaştıkları zaman birisi yüzünü şu tarafa, öbürü öte tarafa çevirir. Halbuki bu iki mü'minin hayırlısı önce selâm vermeye başlayandır."
http://img184.imageshack.us/img184/5379/gulyw2.jpg (http://imageshack.us) http://img184.imageshack.us/img184/5379/gulyw2.jpg (http://imageshack.us) http://img184.imageshack.us/img184/5379/gulyw2.jpg (http://imageshack.us)
Ebû Eyyûb el-Ensari (r.a.)'den; Resûlullah (s.a.v.):
«— Hiç bir müslümana, din kardeşini üç günden fazla terkedip küs durması helâl olmaz. Onlar karşılaştıkların*da biri yüzünü bir tarafa, diğeri de diğer tarafa çevirir. On*ların en hayırlısı, önce selam vererek barışandır» buyurdu.[12]
Enes b. Malik (r.a.)'den: Resûlullah (s.a.v.): «Birbirinize buğzetmeyiniz, birbirinize hased etmeyiniz ve birbirinize sırt çevirmeyiniz. Ey Allah'ın kulları, birbirinizle kardeş olunuz. Hiç bir müslümana, din kardeşini üç günden fazla terkedip küs durması helâl olmaz.» buyurdu.[13]
imam Malik der ki: Hadiste geçen "tedâbir", müslüman kardeşinden yüzçevirmek demektir. Ondan yüzçevirmenle olur.
Ebû Hüreyre (r.a.)'den: Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: «Sû-i zandan (müslümana yersiz töhmetten) sakınınız. Zi*ra sû-i zan, sözlerin en yalanıdır. Birbirinizin gizli hal ve kusurunu araştırmayın. Kötülükte yarışmayın, birbirinizi kıskanmayın, birbirinize buğzetmeyin, birbirinize arka çevirmeyin. Ey Allah'ın kulları, kardeş olunuz.»[14]
Ebû Müslim oğlu Ata Abdullah el-Horasânî'den: Resûlul*lah (s.a.v.): «Musafaha ediniz (tokalaşınız), aranızdaki kin gider. Birbirinize hediye veriniz ki, sevişirsiniz ve aranız*daki düşmanlık gider» buyurdu.[15]
Ebû Hüreyre (r.a.)'dan: Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: «Cennetin kapıları, pazartesi ve perşembe günü açılır. Al*lah'a hiç bir şeyi eş koşmayan her müslüman kul affedilir. Ancak kendisiyle (din) kardeşi arasında düşmanlık olan affedilmez. Bu iki kişiyi anlaşıncaya kadar bekletiniz, ba-rışmcaya kadar bekletiniz, denilir.»[16]
Ebû Hüreyre (r.a.) şöyle dedi: «İnsanların amelleri her haf*ta iki defa, pazartesi ve perşembe günü Allah'a arzedilir. Her mü'min kul affedilir. Ancak (din) kardeşiyle arasında düşmanlık olan affedilmez. Bu iki kişiyi düşmanlıklarından dönünceye ka*dar bırakınız; bu iki kişiyi düşmanlıklarından dönüp barışıncaya kadar bekletiniz denilir.»[17]
--------------------------------------------------------------------------------
[1] Bu, Muvatta'dan başkasında nıevsul olarak bulunmayan dört hadisten biri*dir. Sufyan b. Uyeyne'nin hakkında şu sözleri söylediği Malik'e bu durum zarar vermez: Belag sözcüğüyle Malik'in naklettiği hadis, sahih hadistir. "Belaganî" (bana geldi) dediğinde, bu sahih, bir isnaddır. Sonrakilerin bu hadisin mevsul olduğunu görmeyişleri ona zarar vermez. Belki de onlara ulaşmayan kitaplarda mevsuldür.
[2] Buharı, Menakıb, 61/23; Müslim, Fedail, 43/20, no:77.
[3] Malik1 in ravilerine göre, mürseldir.
Hadis, hasendir, hatta sahihtir. Zührî-Ebu Seleme-Ebu Hureyre senediyle rivayet edilmiştir: Tirmizî, Zühd, 34/11; İbn Mace, Fiten, 36/12; Şeybanî, 949.
[4] Sufyan b. Uyeyne - Muhammed b. Munkedır - Urve - Aişe senediyle rivayet edilmiştir: Buharı, Edeb, 78/8; Müslim, Edeb, 45/22, no:73.
[5] Ebu Davud, 40/7.
[6] Malik'in bütün ravilerine mevkuftur.
[7] Ibn Abdiiber der ki: Ebu Hureyre ve başkalarından çeşitli yollarla sahih-muttasıldır.
[8] îbn Abdilber der ki: Malik'in çoğu ravileri mürsel olarak rivayet eder. Şeybanî, 950.
[9] Buharı, îman, 2/16; Müslim, İman, 1/12, no:59. Şeybanî, 950.
[10] Çoğunluğa göre mürseldir. Buharı, Edeb, 78/76.
[11] Buharı, Edeb, 78/76; Müslim, Birr, 45/30; no:107.
[12] Müslim, Bir, 45/8, no:25.
[13] Buharı, Edeb, 78/62; Müslim, Bir, 45/7, no:23.
[14] Buharı, Edeb, 78/58; Müslim, Bir, 45/9, no:28.
[15] İbn Abdilber der ki: Bu hadis çeşitli yollarla muttasıldır ve hepsi de basen*dir.
[16] Müslim, Bîr, 45/11, no:34.
[17] Müslim, Bir, 45/11, no:36.
Dargınların arasını düzeltmeye çalışmak. Bir müslüman, iki din kardeşi arasında her nasılsa bir dargınlık olduğunu görünce aralarını bulmaya ve küskünlüğü gidermeye çalışır. Bir hadis-i şerifde buyurulmuştur:
"Sadakanın en faziletlisi, dargınların aralarını bulup düzeltmektir."
Dargın olana, üç günden önce gidip barışmak, daha iyidir. Güçlük olmaması için, üç gün izin verilmiştir. Daha sonra günah başlar ve gün geçtikçe artar. Günahın artması, barışıncaya kadar devam eder. Hadis-i şerifte, (Sana darılana git, barış! Zulüm yapanı affet. Kötülük yapana iyilik et!) buyuruldu.(İbni Ebiddünya)
_-HaSBiHaL-_
01.08.2007, 12:26
KARADAŞ OLMAYINIZ.
KARDEŞ OLUNUZ.
KARDEŞ;KIRMAYAN,
KIRILMAYAN,
KIRILSA BİLE YIKILMAYANDIR...
DargInlIk ve küskünlükler
Toplumda bireyler arasında karşılaşılan kural hatta hak ihlâlleri veya fikrî çatışmalar sonucunda, kişiler birbirleriyle olan ilişkilerini ya askıya almakta ya da tamamen kesmektedirler.
Başka bir ifade ile birbirlerine küsmekte, darılmaktadırlar. Bu durum hemen her toplum için geçerli bir olgudur. Âyet ve hadislerde değişik vesilelerle kardeşler topluluğu olarak nitelendirilen İslâm toplumunda elbette ilişkilerin çok sıcak ve kardeşçe olması beklenir.
Ama müslümanlar da nihayet insandır. Çok farklı sebeplerle birbirlerine kırılmış, küsmüş olabilirler. Bu durumda asl olan, söz konusu kırgınlığın ya da dargınlığın, daha ileri boyutlara taşınması değil, kardeşlik anlayışı ve hukukunun yeniden tesisi için her bireyin çaba sarfetmesidir.
Nitekim İslâm, bu tür istenmeyen hadiselerin ortadan kaldırılması için bir dizi tedbirler almış ve bazı yollar göstermiştir. Dargınlık hâlinin bir vakıa olduğunu kabul eden dinimiz İslâm, müminler arasında vukû’ bulacak dargınlığın, fazla büyütülmemesini bu hâlin, üç günü geçmemesini tavsiye etmiştir.
(3) Eğer küskünlük meydana gelmiş, nefislere uyulmuşsa, Allah'ın şu emri tatbik edilir: "Eğer müminlerden iki grup birbirleriyle vuruşurlarsa aralarını düzeltin. fiayet biri ötekine saldırırsa, Allah’ın buyruğuna dönünceye kadar saldıran tarafla savaşın (mücadele edin). Eğer dönerse artık aralarını adaletle düzeltin ve (her işte) adaletli davranın. şüphesiz ki Allah, âdil davrananları sever.
Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah'tan korkun ki, size rahmet edilsin."(4) Bu âyet, toplumu teşkil eden bireyler arasında vukû bulacak fizikî, sosyal, kültürel ve psikolojik çatışmalar sonucunda meydana gelecek anlaşmazlıklarda takip edilecek prosedüre işaret etmektedir. Anlaşmazlık vukû bulan tarafların arası öncelikle ıslaha çalışılır.
Barışa yanaşmayan, aradaki anlaşmazlığı sürdüren tarafa karşı, toplumsal müeyyideler devreye sokulur. Başka bir ifade ile onunla olan bireysel bazdaki ilişkinin kesilmesi, kitlesel bir boyuta dönüştürülür.
Her konuda olduğu gibi insanlar arasında vukû bulan anlaşmazlıkların çözümünde de adalet değişmez ilke ve emirdir. Hz. Peygamber de: "Bir kişinin kardeşini üç günden fazla terkedip küs durması helâl değildir. İki müslüman karşılaşırlar biri bir tarafa, öteki öbür tarafa döner. Halbuki bu iki mü'minin hayırlısı önce selâm vermeye başlayandır."(5) buyuruyor.
Yine Hz. Peygamber dargınlığın dinî açıdan tasvip edilmediğine ve bu durumun manevî boyutuna şu sözüyle işaret etmiştir: “Her Pazartesi ve Perşembe günü ameller Allah’a arzolunur. Din kardeşi ile arasında düşmanlık bulunan kişi dışında, Allah’a şirk koşmayan her kulun günahları bağışlanır. (Meleklere) siz şu iki kişiyi birbiriyle barışıncaya kadar tehir edin, buyurulur.”(6) Bu hadis, ilişkiyi kesen ve birbirine küsen müslümanların ilâhî huzurda tâbi tutuldukları bir muameleyi dile getirmekte ve dolayısıyla müslümanları sürekli barışık olmaya çağırmaktadır.
Yüce Peygamberimizin hadiste dile getirmiş olduğu müeyyide, af ve mağfiret beklentisi içinde olan ki her müslüman bu duygu ile yaşar bir müslüman için hiç de yabana atılamayacak türden bir yaptırımdır. Ayrıca “yüz çevirme” şeklinde nitelendirilen bir dargınlık türü de vardır ki, bu, âsî, fâsık, zâlim kimselere karşı sergilenen bir tutumdur, toplumsal yaptırımdır.
Bunun örneğini, Resûlullah’ın şu uygulamasında görüyoruz. şöyle ki, Tebük gazasına katılmayıp geride kalan Kâ'b b. Mâlik, Mürâre b. Rebî' ve Hilâl b. Ümeyye adlarındaki üç sahabî ile Hz. Peygamber'in emriyle elli gün hiçbir müslüman konuşmamış, onlara selâm dahi verilmemiş ve selâmları alınmamış, onlara güleryüz gösterilmemiş, tamamen toplumdan dışlanmışlardı. Savaştan geri kalan bu üç kişiden Kâ’b, bizzat, yaşadığı o acıklı durumu şöyle dile getirmektedir: "...sonra Resûlullah müminlerin bizimle konuşmasını yasakladı.
Savaşa katılmamış olan üçümüzle de kimse konuşmuyordu. Herkesten ayrı kalmıştık. Yeryüzü bana çok dar ve mânâsız gelmişti o zaman..." Bunlar toplum içinde yapayalnız kalınca çok pişman olmuş ve yaptıklarına tevbe etmişlerdi. Nihayet Yüce Allah, onları affedip haklarında şu âyeti indirdi: "Ve Allah savaştan geri kalan o üç kişinin de tevbelerini kabul buyurdu. Bütün genişliğiyle beraber yeryüzü başlarına dar gelmiş canları kendilerini sıktıkça sıkmış ve Allah’a sığınmaktan başka çare olmadığını anlamışlardı...”(7) Bu âyet indikten sonra, kendilerinden yüz çevrilen üç sahâbî büyük bir sevinçle ümmetle bütünleşmişlerdi.(8)
Bu örnek, müslümanların hemen her konuda yek vücût olmalarının gereğine işaret eden temel dinamiklerden birisini teşkil etmektedir. Onlar, birlik ve bütünlük içinde topluca Allah'ın dinine sarılırlar, toplumsal birlikteliğe ve genel anlayışa aykırı düşenler, hemen bu cemiyetin dışına itilirler. Ka'b ve arkadaşlarının başına gelen olay, ayrıca müslümanlardan teşekkül eden toplumun, samimi bir iletişim düzeni kurmasının önemini; Allah rızası için dostluk, kardeşlik bağı ile bağlı olan müminlerin cemâat anlayışında bulunması gereken açıklık ve netliği:
Mükellefiyetlere göğüs germe, verilen emirlere değer verme ve meşrûiyet çerçevesinde itirazsız itaat etmenin ehemmiyetini; müslümanlardan ayrı düşüldüğünde nasıl pişman olunduğunu da anlatmaktadır. Kâinatın Efendisi (s.a.s.), “Birbirinizle ilginizi kesmeyiniz, sırt dönmeyiniz, kin tutmayınız ve hased etmeyiniz. Ey Allah’ın kulları! Kardeş olunuz. Bir müslümanın, din kardeşini üç günden fazla terkedip küs durması helal değildir”(9) sözüyle, müslümanların birbirlerine buğz etmelerini, sırt çevirmelerini, hased etmelerini ve birbirleriyle küs durmalarını yasaklamıştır .
Ayrıca Allah’ın Resûlünün, “Kim, din kardeşini bir yıl terkedip küs durursa, onun kanını dökmüş gibi günaha girer.”(10), “Müslümanın din kardeşine üç günden fazla küs durması helal değildir. Kim müslüman kardeşini üç günden fazla terkeder ve o hâl üzere ölürse cehenneme girer.”(11) hadisleri de dargın durmanın dinî açıdan tasvip edilmediğini vurgulayan türden argümanlardır.
Resûlullah (s.a.s.), İslâm toplumunda da insanlar arasında türlü geçimsizliklerin çıkacağını bilerek, müminlere kesinlikle üç günden fazla birbirlerini terketmemelerini emretmiştir. Müminlerin birbirlerine üç günden fazla küs durmalarının, onları kin, nefret, buğz duygularıyla donatacağına ve doğal olarak zıtlaşmanın çatışmalara dahi yol açacağına dikkat çekmiştir. Gerçekten de bazen haklı, bazen de dikkate alınmayacak derecede basit bir nedene dayanan kırgınlıklar, zaman uzadıkça kine hatta düşmanlığa dönüşebilmektedir.
Her konuda dengeyi öneren dinimiz İslâm, dostluk ve düşmanlıkta, sevgi ve nefrette de ölçülü olmayı tavsiye etmektedir. Nitekim, “İyilikle kötülük bir olmaz. Sen kötülüğü en güzel şekilde sav. O zaman aranızda düşmanlık bulunan kimse, sanki samimi bir dost gibi oluverir.”(12) âyeti, sevgi ve nefrette, dostluk veya düşmanlıkta, izlenecek yolu ve takınılacak tavrı gayet veciz bir şekilde ifade buyurmaktadır.
Kaynaklar:
1- Buharî, Salât, 88; Müslim, Birr, 65.
2- Müslim, Birr, 18.
3- Buhârî, Edep, 57, 62; Müslim, Birr, 23, 25.
4- Hucurât, 9-10.
5- Buhâri, Edeb, 62, İsti’zan, 9; Müslim, Birr, 23, 24, 28.
6- Müslim, Birr, 36. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Edeb, 47.
7- Tevbe, 118.
8- Buharî, Meğâzî, 79.
9- Buhârî, Edep 57, 58, 62;Müslim, Birr, 23, 24, 28.
10- Ebû Dâvûd, Edeb, 47.
11- Ebû Dâvûd, Edeb, 47.
12- Fussilet, 34.
Rasûlullah, İslâm toplumunda da insanlar arasında türlü geçimsizliklerin çıkacağını bilerek müminlere kesinlikle üçgünden fazla birbirlerini bırakmamalarını emretmiştir. Rasûlullah, müminlerin birbirlerine üç günden fazla küs durmalarının onları kin, nefret, buğz duygularıyla donatacağını ve doğal olarak zıtlaşmanın çatışmalara bile yol açacağını haber vermiştir.Küskünlükler, bir münakaşada kızgınlık sebebiyle ve sarfedilen kelimelerle eline, beline, diline sahip olmayan şuursuz müminler arasında görülebileceği gibi, bir başkası tarafından taşınan sözler sebebiyle, karşılıklı vuruşma, sövme gibi sebeplerle meydana gelmektedir. Netîce itibariyle her kim Rasûlullahın en güzel yoluna uymuşsa, cahilî, ilkel, kaba yobaz, ham softâ tavır ve tutumları bırakmak zorundadır. Buna riayet eden müslümanlar asla dargın kalmazlar.
vBulletin v4.0.3, Copyright ©2000-2012, Jelsoft Enterprises Ltd.