PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : CENNET'in 8 KAPISI HAKKINDA GENiS BiLGi



safahat
21.09.2007, 12:55
CENNETiN KAPILARI

Şüphesiz ki, kıyamette yollar ayrılacak insanların bir grubu Cennet’e, diğer bir grubu da Cehennem’e gidecek cennet ve cehennem yaratılmış olup şu anda mevcutturlar. Hazreti Adem cennetten kovulmuş, Kur’an’daki (viddet lil kafirin - kafirler için hazırlandı” veya “muttakiler için hazırlandı” gibi lafızlar Cennet ve Cehennem’in halihazırda mevcut olduğunu gösterir. Bu noktada mirac hadisinin de ayrı bir yeri vardır.

“Cennette yüz derece vardır. Her derecenin arası sema ile arzın arası gibidir. Firdevs en yüksek derecedir. Onda dört cennetin nehirleri fışkırır. (Firdevsin) üstünde de Rahman’ın arşı bulunur. Allah’tan isterken firdevsi isteyiniz.” (Tirmizi-2533)

Cennetin Kapıları:

“Cennette sekiz kapı vardır. Onlardan birine reyyan denilir. Oruçlulardan başkası giremez.” (Buhari-2084, Müslim-1152)

Ahmet bin Hanbel, Muaz bin Cebel’den nakleder: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Cennetin anahtarı Allah’tan başka ilah olmadığına şehadet etmektir.” buyuruyor.

Gölgeler:

Sıcağın alnında yanan bir kişi için rahatlığı ne ile anlatabilirsiniz? Ona serin bir gölgelikten bahsedersiniz. Şöyle yüksek bir yerde rüzgarın hafif estiği söğüt ağacının altı gibi kutuplarda titreyen bir müslümana serin bir yerden bahsetsen belki dinlemez bile. Rahmetin lapa lapa kar gibi yağdığını bahsetseniz, bizler için bir anlamı olabilir ama Afrika’da yaşayanlara rahmet sağanak halde inen bir yağmur gibi anlatılırsa kulaklar kabarır.

“Önceki resullerden sana bahsettiklerimiz olduğu gibi, bahsetmediklerimizde oldu.” (Nisa, 164)

Kur’an’da bahseden 25 Peygaberden önce de Peygamberler indi. Çin’e, Endenozya’ya, uzaklardaki bir adaya gidip görülme imkanı bulunmayan ülkelerdeki Peygamberlerden bahsetmek, belki dinleyenler için bir ütopyadan ileri gitmeyebilirdi. Ama bir İbrahim (a.s.), İsmail (a.s.), İshak (a.s.), Musa (a.s.), Süleyman (a.s.), Yakub (a.s.)... Ortadoğu’ya gidip bu insanların yaşadıkları yerleri, yaptıkları binaları görmek mümkün. Muhatabımıza anlatılan şeylerin umumun ve onun aklına uygun olması, aklından uzak olsa da diğer gerçeklerin varlığı onu inanmaya itecektir.

Bizler, Türkçe’de güzel ve iri gözü temsil için “sıpa gözlü” tabirini kullanırız. Belki de adada yaşayıp balıkçılıkla geçinen bir toplum için “uskumru gibi bir göz” makbuldur velhasıl...

Hadislerde: “Hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın duymadığı ve hiçbir kalbin (aklın)de tasavvur edemeyeceği” bir cennet insanlara anlatılır. Belki de cennette ifade edilen külgeler, meyveler, ırmaklar ve huriler bizlerin bu dünyadaki zevk anlayışımız bunlar olduğu için temsil edilmiştir.

Evet cennet vardır.

Evet ırmaklar, külgeler, huriler vardır, ama biz bunların keyfiyetini idrak edemeyiz. Bekleyip göreceğiz inşaallah.

“Kimin kalbinde zerre kadar iman varsa cennete girecektir.” (Buhari-ilim)

Şu kesindir ki: “Razı oldunuz mu (kullarım)?” diye sual buyurunca, cennet ehli: “Hiçbir yarattığına vermediğin şeyleri bize verdin. Bizlere ne oluyor da razı olmayalım.” diyecekler. (Buhari-6183, Müslim-2829)

Cennet ehli yiyecek, içecek ama tuvalet ihtiyacı olmayacak. Bunlar misk kokusu gibi bir koku ile vücuttan çıkacak. Cennet, güzel hurilerinden tek bir tanesi yeryüzüne indirilse yer ve sema onun ışığıyla aydınlanıp, onun güzel kokusuyla dolacak (Buhari ve Müslim). Unutmayın ne kadar güzel düşünürseniz düşünün, hiç bir kalp onu tasavvur edemeyecek.

Yedi adet (kat) cennet vardır. Firdevs, Adn, Huld, Naim, Me’va, Darusselam, Darulcelal. Bazıları ise dört tane olduğunu, bazısının bazısına bağlantısı olduğunu söyledi. Emekli ve ihtiyarların cennete giremeyeceğini de unutmayalım. Çünkü kaç yaşında olursanız olun orada otuz yaş civarında, güzel, has, parlak bir cemalde olacağız.

Hepimizi Alacak mı?

Geçmiş insanlara nazaran kıyamete daha yakın olduğumuzu, şu zamanlarda insan, çevresindeki İslam düşmanlarına bakıp, “cehennem bunlar ve bunlardan önceki Firavunlar, Nemrutlar ve ateşe lâyık olan herkes cehenneme sığacak mı” diye düşünürken, Hazreti Allah cehenneme sorar: “Doldun mu?” (helimtele’ti). Cehennem cevaben: “Daha var mı ya Rab?” (hel min mezid) diyecek.

Mustazaflar, üzülmeyiniz cehennem pek geniş.

Ateş:

Dünya ateşi gibi bir ateş değil. Bin sene kızartılmış, bin sene beyazlamış ve bin sene de kararmış bir ateş (hadislerdeki tabir). Kafiri sıkıca saracak bir azap. Allah’ın, zalimi zulmuyle bırakması makul müdür?

Buhari, Müslim ve Tirmizi rivayetinde Numan bin Beşir Efendimizden şöyle duyduğunu söyler:

“Kıyamet gününde ateş ehlinden bir insan için en hafif azap topuklarına konan ufak bir parça ateşten dolayı beyninin kanaması.” İçecek olan irin, kan vesair şeylerden bahsetmeye tahammülüm kalmadı.

Cebinde taşıdığı çakmakla bir haram gördüğünde elinin altına tutup pek de sıcakmış diye haramdan imtina eden akıllı insanlar gördüm. İnsan bütün ciddiyetiyle kendini haramlardan muhafaza etmeye çalışmalıdır. Zira bu işin şakası yok.

Ölen Çocuklar:

Müslümanların büluğa ermeden ölen çocuklarının cennete gireceği, cehennemi görmeyeceği söylenilir. Zirâ onlar mükellef değildirler. Kafirlerin büluğa ermeden ölen çocukları konusunda ise uzun tartışmalar olmutur. En iyi hüküm veren ise Hazreti Allah’tır.

Arş:

Büyük bir cisimdir ve Allah’ın yaratması ile var olmuştur. Üzerine oturmak için yaratılmamıştır. “Ve o arşı azimin de rabbidir.” Keyfiyetini en iyi yaratan bilir.

Kürsü:

Büyük bir cisimdir. Ama arş kadar büyük değildir. Kürsi de üzerine oturulmak için yaratılmamıştır. Keyfiyetini en iyi Yaratan bilir.

Kalem:

Allah’ın yarattığı diğer bir cisimdir. İbni Abbas (Allah ondan razı olsun) der ki: “Allah ilk önce kalemi yaratmış ve ‘yaz’ demiştir. ‘Ne yazayım’ sorusuna ‘kaderi yaz’ denilmiş ve kalem kıyamete kadar olacak şeyleri yazmıştır.” “Nun, kaleme ve yazdıklarına yemin olsun.”

Levh:

Allah’ın yarattığı bir cisimdir ki, kalem ona, Allah’ın kudretiyle meleklerin vasıtası olmadan yazar. Keyfiyetini en iyi bilen O’dur.

Allah Azze ve Celle, Cenneti, cehennemi arşı kürsüyü, kalemi, levhi ihtiyacı olduğu için yaratmamıştır. Muhakkak ki, onun hiçbir şeye ihtiyacı olmadığı gibi herşeyin de ona ihtiyacı vardır. Bunları yaratmasının sebebini ise en iyi Yaratan bilir.

Ey kulu olmakla iftihar ettiğimiz Rabbim! Görmediğimiz halde Senin ve elçinin bize bildirmesinden dolayı cennete, cehenneme levh’e, arşa, kürsüye, kaleme tam bir kalp mutmainliği ile iman eyledik. Bizler, hakkındaki rahmetinden de ümitvarız. Rahmetini bizden eksik eyleme. (Amin)

ZeVRaK
21.09.2007, 13:51
Orjinal Yazarı SaFaHaT


:-007CENNETiN KAPILARI :-007



Ey kulu olmakla iftihar ettiğimiz Rabbim! Görmediğimiz halde Senin ve elçinin bize bildirmesinden dolayı cennete, cehenneme levh’e, arşa, kürsüye, kaleme tam bir kalp mutmainliği ile iman eyledik. Bizler, hakkındaki rahmetinden de ümitvarız. Rahmetini bizden eksik eyleme. (Amin)

Amin abi insallah

Paylasiminiz icin Allah razi olsun.

safahat
24.09.2007, 18:48
Amin ecmain kardesim, bilmedigimiz o kadar cok ilmi konular varki...
kardeslerimde okurlar insaALLAH...

Mevlam cümlemizi bu kapIlardan gecirsin insaALLAH...amin...

Artemistr
15.11.2008, 17:48
:-046

HaKKaNiYeT
16.11.2008, 20:23
:-046

Rasule özlem
16.11.2008, 21:08
ALLAH razi olsun.Emeginize saglik.

ARAL
16.11.2008, 22:52
SEKİZ CENNETİN SEKİZ KAPISI VARDIR

Birincisi beş vakit namaz kılan müminlerin imanıdır
İkincisi Besmele-i şerife dir.
Diğer altı sı da Fatiha-i Şerife nin içinde dahildir.

Sekiz cennet’in
1. dâri-celal
2. Dâri-karar
3. Dâri-selam
4. Cennetül huld
5. Cennetül mevâ
6. Cennetül adn
7. Cennetül firdevs
8. Cennetü naim dir.

Dâri celal : Beyaz nurdan dır
Dâri karar : Kırmızı yakuttan dır
Dâri selam : Yeşil zebercetten dir
Cennetül huld : Mercandan dır
Cennetül mevâ : Gümüşten dir
Cennetü adn : Altından dır
Cennetül firdevs : Hem altından hem de gümüşten dir
Cennetü naim : Kırmızı yakuttan dır.

Cennette dört ırmak akar .Bu ırmakların baş tarafı bir dir, dip tarafı ise başka başkadır.Her birinin lezzeti bir birine uymaz.
Bu ırmakların biri saf sudur.ikincisi saf süttür.üçüncüsü cennet şarabıdır.dördüncüsü de saf baldan dır.

Cennette yüksek köşkler vardır ve köşk eğilir,mümin o köşke biner ve istediği yere gider.Bu köşk’ün dünyadaki benzeri devedir.

Cennete Tuğbâ ağacı vardır ve bu ağacın gövdesi yukarda,dalları ise aşağıda dır.Bu ağacın dünyada ki benzeri ise Ay ve Güneş tir.

Cennet ehli yer,içer fakat hacet gidermezler.Böyle bir ihtiyaç olmaz.
Allah-u tealâ cennete ki kullarına seslenir “Benden daha başka ne istersiniz? Vereyim,zevk ve sefâ da olun.” Kullar da ;Yarabbi bizi cehennem den azât eyledin ve cennetine girdirdin, bu kadar huri ve gilman verdin,akla gelmeyen,gözle görülmeyen ve kulakların işitmediği bu kadar nimetler verdin artık bir şey istemeye utanırız derler.
Rabbül Âlemin yeniden hitap eder “Kullarım bunların dışında benden isteyeceğiniz bir şey var.”dediğinde kullar; Yarabbi artık bizim bir şey istemeye yüzümüz yoktur ve hem de ne isteyeceğimizi bilmiyoruz .derler

Rabbül Âlemin “kullarım sizin dünyada bir meseleniz olduğunda ne yapardınız?
Kullar Ulemâ ya danışırdık meselemiz hallolurdu
Hak Teâlâ Hazretleri “öyleyse gidin Ulemâ ya danışın haber alın,ne haber alırsanız size onu vereyim”
Kullar Ulemâ ya danışırlar
Ulemâ __sizler CEMALULLAH’ı unuttunuz mu?dünyada iken derdiniz ki Rabbimiz cennette,mekandan münezzeh olduğun halde cemalini bize gösterse diye arzu ederdiniz.Onu isteyin der.

Kullar da rukyet-i Cemâlullah-ı istediklerinde ,Allah-u Azimüşşan mekandan münezzeh olduğu halde cemâli bâ kemâli ni gösterir.
Kullar Mevlâ Teâlâ nın Cemal –ini gördüklerinde nice bin yıl hayran kalsalar gerektirrr…inşallah inşallah…inşallahhh…

uKKAŞe
17.11.2008, 15:41
:-046:-055:-055:-055