+ Konuya Cevap Yaz
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 6 ve 6

Konu: Ruhul Furkan Tefsİrİ Fatİha Suresİ

  1. #1
    RABITA
    Gast

    Standart Ruhul Furkan Tefsİrİ Fatİha Suresİ

    FATİHA SURESİ

    Mekke'de nazil olmuş (inmiş) tir. 7 ayettir.

    Sure ve ayetlerin inişlerinin Mekke veya Medine'ye nisbet edilmesi hakkında Üstadımız Hacı Ali Haydar Efendi (Kuddise Sırruhu) Hazretleri Kur’an-ı Keri*m’inin kenarına, "fayda" (buna dikkat edilsin büyük fayda vardır), olarak şunu yazmıştır. Hicretten önce inenler: Mekke'nin dışında da inmiş olsalar "Mekkî" (Mekke'de inmiş) ismini alırlar. Hicretten sonra inenler ise: Medine'nin dışın*da da inseler "Medenî" (Medine'de inmiş) ismine sahip olurlar.[1]

    Fatiha’yı Şerifenin, Medine'de nazil olduğu (indiği) de söylenıniştir. Esah (en doğru) olan hem Mekkî, hem Medenî oluşudur. Namaz farz edildiğinde Mekke'de nazil olmuş sonra, kıble Kabe'ye döndürüldüğünde, Medine'de tekrar indirilmiştir.

    Hatta bir rivayete göre Fatiha’yı şerife Mekke-i Mükerreme'de inen ilk suredir. Nitekim Ebi Meysere Amr îbn-i Şurahbil (RadıyALLAHu Anh) den rivayet edilmiştir ki, Resulullah (SallALLAHu Aleyhi ve Sellem), Hatice (RadıyALLAHu Anha) validemize söyle buyurdu :

    "Ben yalnız kaldığım zaman bir ses duyuyorum. VALLAHi bunun tehlikeli bir iş olmasından muhakkak korkuyorum." buyurdu. Bunun üzerine Hazreti Hatice (RadıyALLAHu Anha) :

    "ALLAH'a sığınırım, ALLAH sana kötü bir şey yapmaz. Al*lah'a yemin ederim ki, şüphesiz sen elbette emanete riayet ediyorsun, rahmi vaslediyor (akrabayı ziyaret ediyor) sun, ve doğru konuşuyorsun." dedi.

    Sonra, Efendimiz (SallALLAHu Aleyhi ve Sellem) yokken, Ebu Bekri's-Sıddik (RadıyALLAHu Anha), Hatice (RadıyALLAHu Anha) validemizin yanına geldi. Hatice valide*miz Efendimizin bu haberini ona anlattı ve:

    "MUHAMMED (SallALLAHu Aleyhi ve Sellem)i al, Varaka'ya götür." dedi. Resulullah (SallALLAHu Aleyhi ve Sellem) gelince, Ebu Bekri's-Sıddik (RadıyALLAHu Anh) onu elinden tutarak:

    "Haydi Varaka'ya gidelim." dedi. Efendimiz (SallALLAHu Aleyhi ve Sellem):

    "Bunu sana kim dedi ?" buyurdu. O da:

    "Hatice bana bazı şeyler anlattı." dedi. Böylece ikisi birlikte Varaka’ya giderek durumu anlattılar. Efendimiz (SallALLAHu Aleyhi ve Sellem) :

    "Ben yalnız kalınca arkamdan Ya MUHAMMED ! Ya MUHAMMED ! diye bir ses duyuyorum ve yer yüzünde (sağa sola) kaçıyorum." buyurdu. Bunun üzeri*ne Varaka:

    "Öyle yapma. Bu ses sana gelince söylenileni iyice duyman için ye*rinde dur. Sonra gel bana haber ver." dedi. Efendimiz (SallALLAHu Aleyhi ve Sellem) bir daha yalnız kaldığında o ses yine kendisine gelerek:

    "Ya MUHAMMED! de."dedi. Kadar okuduktan sonra, de."dedi. Efendimiz (SallALLAHu Aleyhi ve Sellem) hemen Varaka'ya gelerek bu hadiseyi anlattı. Bunu duyan Varaka kendisine :

    "Sana tekrar tekrar müjde olsun ! Zira ben şahitlik ederim ki, şüphesiz sen, Meryem oğlu (Isa)nın müjdelediği kişisin ve şüphesiz sen Musa'nın namu*su üzeresin (ona gelen Cibril-i Emin sana da, gelmiştir).Ve muhakkak sen gön*derilmiş bir peygambersin."dedi. [2]

    Diğer bir rivayette de, Fatiha-yı şerife Kur’an'dan en son inen suredir. Ni*tekim Abdullah İbn-i Cabir (RadıyALLAHu Anh) şöyle dediği rivayet edilmiştir.

    Efendimiz (SallALLAHu Aleyhi ve Sellem) bana:

    "Ey Abdullah İbn-i Cabir !.. Ben sana Kuran'dan en son (inen) sureyi ha*ber vereyim mi?" buyurdu. Kendisi anlatıyor. Ben:

    "Tabi buyur ya ResulALLAH!" dedim. Bunun üzerine:

    "(Kur’an’dan en son inen sure) Elhamdü lillâhi Rabbilâlemin (süresidir)." buyurdu.[3]

    Diğer bir rivayette de Peygamberimiz (SallALLAHu Aleyhi ve Sellem) :

    "Onda (Fatiha suresinde) her derdin devası vardır." buyurdu.[4]

    Demek oluyor ki, Fatiha-yı şerife Mekke'de Kuran'ın başında, Medine'de de Kur’an'ın sonunda inen çok mübarek bir suredir.

    Şeyhzade ve Alusî tefsirlerinde zikredildiğine göre: Cumhur'un ittifakı (ulema cemaatının ekserisinin birlik üzere kararı) ile Fatiha-i Şerife yedi ayettir. Ancak Cumhur'un bir kısmı cümlesini müstakil (başlıbaşına) bir ayet saymayıp Besmele'yi birinci ayet saymışlardır, İmam-ı Şafiî (Rahimehullah) bu görüştedir, biz de elimizdeki Kuran hattına (yazılışına) uyarak, Besmele-i Şerife'yi birinci ayet cümlesini ikinci ayet kabul ettik. cümlesini müstakil bir ayet saymadık. Lâkin Cumhur ulemadan bir kısmı, bunun aksi olan görüşe zahip olmuşlar (gitmişler) dir. Şöyle ki: Onlar Besmeleyi birinci ayet kabul etmeyip cümlesini müstakil bir ayet kabul ederek, Fatiha suresinin 7 ayet olduğunu söylemişlerdir. Nitekim Hanefî ashabımız (büyüklerimiz Rahimehumullah) da bu görüş üzeredirler.

    Tefsirlerde zikredildiğine göre, Fatiha-i Şerife'ye bir çok isimler verilmiş*tir. Bunların bir kısmını yeri gelmişken burada zikredelim:

    Fatiha-i Şerife'ye "Ümmü’l-Kuran" ismi verilir. Zira, Ubade Ibn-i Samit (RadıyALLAHu Anh) dan rivayete göre, Efendimiz (SallALLAHu Aleyhi ve Sellem ) :

    "Ümmü'l-Kuran’ı (Kur’an’ın anası, aslı mesabesinde olan Fatiha'yı) oku*mayanın namazı yoktur." buyurdu.[5]

    Ayrıca Fatiha-i Şerife, Kur’an-ı Kerim’deki bütün manalara şamil olduğu (bütün manaları içine aldığı) için bu ismi almıştır. Bu yüzden O'na: "El-Vâfiye" ve " El-Kâfiye" (tam manasıyla bol ve yeterli) isimleri de verilmiştir.

    Fatiha-ı Şerife "Sure-i Kenz" (Hazine Suresi) diye de isimlendirilmiştir. Zira: Hazreti Ali (RadıyALLAHu Anh) den nakledilen bir hadis-i şerifte Peygamberi*miz (SallALLAHu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Fatihatü'l-Kitap (Kur’an-ı Ke*rimin başı olan Fatiha suresi) Arş'ın altındaki bir hazineden indirilmiştir." [6]

    Fatiha-i Şerifeye "Suretü'ş-Şifa" (Şifa Suresi)ve "Şâfiye" (şifa verici) ismi de verilmiştir. Nitekim Ebu Saidi'l-Hudri (RadıyALLAHu Anh)ın şöyle buyurduğu ri*vayet edilmiştir: Resulullah (SallALLAHu Aleyhi ve Sellem) bizi otuz atlıdan müte*şekkil (meydana gelen) bir müfreze (küçük askerî birlik) olarak gönderdi, araplardan bir kavmin yanına konduk ve bizi misafir etmelerini istedik. Onlar ise misafir etmeyi kabul etmediler. Sonra onların efendileri (reisleri) ısırıldı. Yani onu akrep soktu, hemen bize gelerek: "İçinizde akrep sokmasını okuyup iyi ede*cek bir kimse var mı?" dediler. Bende: "Evet ben varım, ancak otuz koyun al*madan bu işi yapmam." dedim. Onlarda: "Biz size otuz koyun veririz." dediler. Ben de ona yedi kere Fatiha okudum hemen iyileşti. Koyunları aldık fakat içi*mize bir şüphe geldi onun için koyunlara hiç dokunınadan Efendimiz (SallALLAHu Aleyhi ve Sellem) e geldik ve hadiseyi aynen kendisine anlattık. Bunun üzerine : "Sen onun (Fatihanın) bu kadar etkili bir dua olduğunu nasıl bilebildin ? O koyunları bölüşün sizinle beraber bana da bir hisse ayırın." buyurdu.[7]

    Böylece Efendimiz (SallALLAHu Aleyhi ve Sellem) alınan koyunların helâl ol*duğunu anlatmak için onlara bir lâtife yapmış oldu.

    Ebu Süleyman (RadıyALLAHu Anh) in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir : Resulullah (SallALLAHu Aleyhi ve Sellem) in ashabı bir muharebelerinde saralı bir adama rastladılar, içlerinden biri onun kulağına Fatiha-yı şerife okur oku*maz adam hemen iyileşti. Bunun üzerine Efendimiz (SallALLAHu Aleyhi ve Sellem): "Fatiha her derde devadır," buyurdu.[8]

    Haric İbn-i Salt Et-Temîmî (RadıyALLAHu Anh) amcasının şöyle anlattığını ri*vayet etti: Bir kere Efendimiz (SallALLAHu Aleyhi ve Sellem) e uğradım. Yanından ay*rıldıktan sonra bir kavme rastladım, aralarında zincirle bağlı zırdeli bir adam vardı. Onun yakınları bana: "Yanında şu deliyi tedavi edecek bir ilâcın var mı ? Zira sizin sahibiniz (peygamberiniz) muhakkak bir hayır getirmiştir." dediler. Bende o hastaya üç gün Fatiha okudum, sabah akşam olmak üzere her gün iki kere okuyordum (okurken biriken) tükürüğümü yutmayıp topluyor üfleyerek ona saçıyordum. Hasta iyileşince bana yüz koyun verdiler, bende hemen Efen*dimize dönerek bu meseleyi anlattım. Bunun üzerine Efendimiz (SallALLAHu Aley*hi ve Sellem): "(Aldığın koyunları) Ye ! Yemin ederim ki, yanlış şeyler okuyup karşı*lığında aldıklarını yiyenler var. Sen ise, doğru okuyup yedin."buyurdu.[9]

    Abdü'l-Melik İbn-i Umeyr (RadıyALLAHu Anh) dan rivayete göre, Efendimiz (SallALLAHu Aleyhi ve Sellem): "Fatihatü'l-Kitapta, her derde şifa vardır." buyurmuş*tur.[10]

    Ve her namazda tekrar edildiğinden "Suretü'l-Mesanî" (tekrarlanan su*re) ve "Suretü's- Salât" (namaz suresi) diye de isimlendirilmiştir.

    "Ebu Said İbni'l-Muallâ (RadıyALLAHu Anh) Hazretlerinin şöyle buyurduğu ri*vayet edilmiştir: Ben bir kere namaz kılıyordum, Efendimiz (SallALLAHu Aleyhi ve Sellem) beni çağırdı, ben namazda olduğum için hemen icabet edemedim, (gide*medim namazdan sonra huzuruna vardım ve): "Ya ResulALLAH ben namaz kılı*yordum (onun için geciktim)." dedim. Efendimiz (SallALLAHu Aleyhi ve Sellem) buyur*du ki: ALLAH-u Tealâ: "ALLAH'a icabet edin ve Resulü sizi çağırdığında ona da icabet edin (koşun)." buyurmadı mı? dedi.(Enfal: 8/24) (Bununla hemen namazı bozup gelmeliydin demek istedi). Sonra: "Dikkat et ! Sana mescitten çıkmadan Kurandaki en büyük sureyi öğreteceğim." dedi. Ve elimden tuttu, mescitten çıkarken ben: Ya ResulALLAH bana; "dikkat et ! Sana Kurandaki en büyük sureyi öğreteceğim, buyurmuştunuz." dedim. O zaman: yani Fatiha suresi varya, işte o: Seb’u’l-Mesanî (namazın her rekâtında tekrar edilen yedi ayet) tir. Ve bana verilen büyük Kuran (eşsiz bir sure) dir, buyurdu."[11]

    Bu sure hamde şamil olduğundan (hamdi içine aldığından): "Suretü'l-Hamd" (Hamd Suresi) Kuranın esası (temeli) olduğundan; "Esas" (temel) diye de adlandırılmıştır. Nitekim îbn-i Abbas (RadıyALLAHu Anhuma) :

    "Hasta olduğun veya bir yerinden şikayelendiğin zaman Esas (Kuranın temeli olan Fatiha'y) a sarıl." buyurmuştur".[12]

    Ebu Umame (RadıyALLAHu Anh)den rivayet edildi ki, Efendimiz (SallALLAHu Aley*hi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Dört şey Arşu'r-Rahman (ALLAH-u Tealâ'nın bütün kâinatı kaplayan tahtın) ın altındaki hazineden indirilmiştir. Bunlarda Fatiha-i şerife, Ayetü'l-Kürsi, Sure-i Bakara'nın sonu ve Kevser süresidir.[13]

    Ebu'd-Derda (RadıyALLAHu Anh) dan rivayete göre. Efendimiz (SallALLAHu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Fatiha-i Şerife, Kuran'dan hiç bir şeyin kifayet edemiyeceği şeylere kâfi gelir(hiçbir surenin göremiyeceği işi görür).Ve eğer Fatiha tera*zinin bir gözüne konsa, bütün Kuran da öbür göze konsa, elbetteki Fatiha-i Şe*rife bütün Kurana yedi kere üstün gelir." [14]

    Hasan (Radtyaüaku Anh) dan rivayet edilmiştir ki, Efendimiz (SallALLAHu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Her kim Fatiha-i Şerifeyi okursa sanki Tevratı, İncili, Zeburu Ve Kuran'l okumuş gibidir." [15]

    lmam-ı Mücahid (Rahimehullah) in şöyle buyurduğu rivayet edildi:

    "İblis dört kere bağırdı (ızdırabından feryad etti): 1- Lanetlendiğinde, 2-Yer yüzüne indirildiğinde, 3- MUHAMMED (Aleyhisselam) gönderildiğinde, 4-Fatiha-i Şerife indirildiğinde."[16]

    Atâ (RadıyALLAHu Anh) ın şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir :

    "Bir hacetinin (ihtiyacının) meydana gelmesini istersen, Fatiha-i Şerifeyi sonuna kadar oku, inşaALLAH hacetin görülür (istediğin yerine getirilir)."

    Ebi Kılâbe (RadıyALLAHu Anh) den rivayete göre, Efendimiz (SallALLAHu Aleyhi ve Sellem): "Her kim (hatmin başında) Fatihaya hazır olur (Fatiha okunurken bulu*nur) sa ALLAH yolunda bir fethe (harp kazanınaya) şahit olmuş gibidir.Ve her kim Kuran-ı Kerim'in sonuna kadar hazır olur (hatmin sonuna kadar bulu*nur) sa ganimetler taksim edilirken bulunan gibidir, buyurdu."

    İbn-i Abbas (RadıyALLAHu Anhuma) dan rivayet edilmiştir ki, bir kere Cibril-i Emin, Efendimiz (SallALLAHu Aleyhi ve Sellem) in yanında oturuyorken. Üstten doğru bir ses duydu, hemen başını kaldırıp: "(Ey MUHAMMED ! (SallALLAHu Aleyhi ve Sellem) Bu, gökten bu gün açılan bir kapıdır ki, bu günden önce asla açılmamıştı." dedi. Bunun üzerine ondan bir melek indi. Sonra (Cebrail Aleyhisselâm ): "Bu, yeryü*züne inen bir melektir ki, bu günden evvel hiç inınemişti." dedi. (Böylece o melek gelip), Efendimiz (SallALLAHu Aleyhi ve Sellem) e selâm verdi ve: "İki nurla müjdelen ki, onlar sana verildi. Senden evvel hiç bir peygambere verilme*mişti. Biri Fatiha-i Şerife, öteki de sure-i Bakara'nın sonlarıdır. Sen bunlardan okuduğun her harfe karşılık mutlaka içlerindeki (sevaplara, derece) lere nail olur (kavuşur) sun." dedi.[17]

    Hazreti Enes (RadıyALLAHu Anh) in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştin "Efendimiz (SallALLAHu Aleyhi ve Sellem) bir kere seferde konaklamıştı. Ashabı (adamların) dan bir kişi yanına geldi, Efendimiz (SallALLAHu Aleyhi ve Sellem) hemen ona döne*rek: "Sana Kuranın en üstün (suresi) ni haber vereyim mi ?" buyurdu ve sonra Fatiha'yi okudu.[18]

    (Fatihayı şerifenin ayetlerinin izahı uzun olup, ayet-ayet verilecek mananın arası çok açıldığından, kardeşlerimiz, bu büyük surenin kelime manasını bir arada bulsun diye, önce kısaca kelime manası, sonra da meal ve izahlarıyla beraber tefsir edilmesi uygun görülmüştür).[19]

    Fatiha Suresi Ve Tamamının Kelime Manası

    ALLAH (Tealâ Hazretlerin) in ismi şerifiyle teberrük ederek (bere*ketlenerek okumaya) başlarım. Öyle ALLAH-u Tealâ ki, Rahman sıfatıyla muttasıf (sıfatlanıcı), yani kullarına acımakta nihayete (sona) varan, hakiki (gerçek) nimet verici. Yine öyle ALLAH-u Tealâ ki, Rahim sıfatıyla muttasıf, yani ziya*de ve hakiki nimet verici.

    Hamd, (tazim yolu üzere güzel vasıflarla medh-ü sena olunınak, övülmek) kime mahsustur ? ALLAH (Celle Celâluhu) ya mahsustur. Öyle büyük ALLAH kî, Bütün âlemlerin (varlıkların) Rabbidir yani seyyidi (ulu*su) yetiştiricisi, mütasarrifi (idarecisi) dir. öyle büyük ALLAH ki, Rahman sıfatıyla muttasıf (mahlûkatına acımakta nihayete varan, hakiki nimet vericilikle sıfatlanmış), yine öyle büyük ALLAH ki, Rahim sıfatıyla muttasıf (ziyade ha*kiki nimet vericilikle sıfatlanmış). Daha, öyle büyük ALLAH ki, ceza (kıyamet) gününün maliki (yegane sahibi). (Ya Rabbi!) Yalnız sana ibadet (kulluk) ederiz ve ancak senden yardım isteriz. Hi*dayet et, ulaştır. Kimi ? bizi, neye? yola, öyle yol ki, dosdoğru olucu, yani dosdoğru yol olan din-i mübin-i islâm'a bizi kavuştur. Nedir o doğru yol öyle kulların yoludur ki, inam (iyilik) ettin kime? Onlara, öyle inam ettiğin kullar ki, gazap olunmamış, kimin üzerine onlar üzerine, yani kendilerine gazap edilen (kızılan) Yahudilerden başka olan kullar, daha ? ve dalâlete düşücü sapık (Hristiyan) ların dışında kalan kullar yani bizi, gazap olunmayan ve dalâlete düşmeyen kullarının yoluna hi*dayet et (kavuştur). Âmin ! [20]

    Fatiha Suresinin Meal Ve İzahlarıyla Beraber Kelime Manası Ve Tefsiri

    Kelime Manası

    ALLAH (Tealâ Hazretlerinin) ismi şerifiyle teberrük ederek (bereketlenerek okumaya) başlarım, öyle ALLAH-u Tealâ ki, Rahman sıfatıyla muttasıf (sıfatlanıcı), yani kullarına acımakta nihayete (sona) varan, hakiki ni*met verici yine öyle ALLAH-u Tealâ ki, Rahim sıfatıyla muttasıf (ziyade hakiki nimet verici). [21]

    Meal-i Şerifi

    Rahman (çok acıyıcı) ve rahim (son derece esirgeyici) olan ALLAH’ın (Celle Celâluhu) ismi (şerifi) yle (teberrük ederek, bereketlenerek) başlarım. [22]

    İzahat

    Surelerin başındaki besmelenin ayet olduğunda ittifak (görüşbirliği) var*dır. Ancak başında bulunduğu surelerden, bir ayet olup olmadığı hususunda ihtilâf (görüş ayrılığı) vardır. Şöyleki; Hanefîlere göre Besmele müstakil (başlı başına) bir ayet olup surelerin arasını ayırmak için bir kere indirilmiş ve her su*renin başında tekrarlanmıştır. O surelerden bir ayet değildir. Şafiîlere göre ise, her surenin başındaki Besmele o surenin ayetidir ve 114 sureyle beraber 114 ke*re inmiştir. Nitekim Nesefî tefsirinde zikredildiğne göre, Medine, Basra ve Şam, kurrası (Kıraat alimleri) ve fukahası, (fıkıh alimleri) Besmele'nin, ne Fatiha'dan, ne de diğer surelerden ayet olmadığına ittifak etmişler (birleşmişler) dir. Neml suresinin otuzuncu ayet-i kerimesindeki Besmele müstesna, zira oradaki besmele o sureden bir ayettir.

    Ancak surelerin başlarındaki Besmele-i şerifeler, sureleri birbirinden ayır*sın ve kendileriyle başlanarak teberrük edilsin (bereketlenilsin) diye yazılmış*tır, İmam-ı Azam efendimiz ve ona uyanların mezhebi budur. (Rahimehumullah) bundan dolayıdır ki, onlara göre namazda, Besmele cehrî (sesle) okunmaz.

    Mekke ve Küfe kurrası ise, Besmele'nin Fatiha'dan ve her sureden ayet olduğu görüşü üzeredirler. Imam-ı Şafiî ve ashabı (Rahimehumullah) bu görüş üzeredirler, bunun içindir ki, onlar namazda Besmele'yi cehrî (sesli) okurlar.

    Onlar bu hususta şöyle delil getirmişlerdir. Kuran-ı Azimü'ş-şan'ın ken*disinden olmayan şeylerden tecrit edilmesi (soyulması) emrolunduğu hâlde, Selef-i Salihin (geçmiş büyükler) mushaf'ta Besmele'yi sabit kıldılar (yazdılar). Böylece Besmele'nin Kurandan olduğu anlaşılmıştır.

    İbn-i Abbas (RadıyALLAHu Anhuman) ın da: "Besmele'yi terkeden ALLAH-u Tealâ-nın kitabından 114 ayeti terk etmiş olur." buyurduğu rivayet edilmiştir.

    Biz Hanefîler içinse, Ebu Hureyre (RadıyALLAHu Anh) den rivayet edilen şu hadis-i şerif delil olmaktadır.

    Ebu Hureyre (RadıyALLAHu Anh) nin "ben Peygamber (Efendimiz SallALLAHu Aley*hi ve Sellem) in şöyle buyurduğunu işittim." dediği rivayet edilmiştir: "ALLAH-u Tealâ Hazretleri buyurdu ki, ben namazı (Fatihayı) kendimle, kulum arasında ikiye böldüm,kulum için istediği vardır. Kul: dediği zaman, ALLAH-u Tealâ, kulum bana hamdetti (beni medhetti) buyurur. Kul: dediği zaman, ALLAH-u Tealâ kulum bana sena etti (beni övdü) buyurur. Kul: dediği zaman, ALLAH-u Tealâ kulum bana 'tazim etti (beni büyük tuttu) diğer bir kere de: Kulum işini bana havale etti buyurur. Kul: dediğinde, ALLAH-u Tealâ bu, benimle kulum arasında*dır, kulum için istediği vardır, buyurur. Kul: dediğinde, ALLAH-u Tealâ Hazretleri, bu, kulum içindir ve kulum için istediği vardır." buyurur. [23]

    Bu hadis-i şerifte, Efendimiz (Saüailahu Aleyhi ve Sellem) in Fatiha-i Şerifeye ile başlaması, Besmele'nin Fatiha'dan bir ayet olmadığına delildir. Fati*hadan olmayınca icmaen (ulemanın söz birliğiyle) diğer surelerden de olmaz.

    Şafiî'lerin zikrettiği deliller ise, bizi bağlamaz, zira bize göre Besmele-i şerife, surelerin arasını ayırmak için indirilen müstakil (başlı [23]

    Bu hadis-i şerifte, Efendimiz (Saüailahu Aleyhi ve Sellem) in Fatiha-i Şerifeye ile başlaması, Besmele'nin Fatiha'dan bir ayet olmadığına delildir. Fati*hadan olmayınca icmaen (ulemanın söz birliğiyle) diğer surelerden de olmaz.

    Şafiî'lerin zikrettiği deliller ise, bizi bağlamaz, zira bize göre Besmele-i şerife, surelerin arasını ayırmak için indirilen müstakil (başlı başına) bir ayettir. Fahru'l-lslâm Mebsut'ta böyle zikretmiştir.[24]

    ALLAH ismi şerifi: Cenab-ı Hakkın Zatını, sıfatlarını, fiillerini cami olan (içine alan, hepsini birden ifade eden) Lâfza-i Celâl'dir. Bütün kemal (yük*sek) sıfatlar ondadır. Hak ve batıl mabut (tapınılan şey) lere itlâk edilen (kul*lanılan) ve cemilenen 'Tanrı" kelimesi "ALLAH" lâfzının yerini tutamaz. Çün*kü ALLAH lâfzı cemilenınez (çoğaltılmaz), zira "ALLAH'a mahsus bir isimdir." (Celle Celâluhu) birdir, tesniyesi, cemisi (hiç bir türlü çoğulu yoktur).

    Burada yeri gelmişken, Besmele-i şerife hakkında geçen bazı hadis-i şerif*leri ve büyüklerin sözlerini beyan'a çalışalım :

    İbn-i Ömer (RadıyALLAHu Anhuma) den rivayet edilmiştir ki, Efendimiz (SallALLAHu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Cibril-i Emin bana vahiy getirdiği zaman ilk olarak derdi."[25]

    îbn-i Abbas'ın (RadıyALLAHu Anhuma) şöyle dediği rivayet edilmiştir :

    "Müslümanlar (asr-ı saadette bulunan sahabe-i kiram) Besmele inmeden bîr sure'nîn bittiğini bilmezlerdi. Besmele-i şerife indiği zaman (surelerin arası*nı ayırdığı için bir surenin bittiğini ve diğer surenin başladığını) anlardılar."[26]

    İbn-i Abbas (RadıyALLAHu Anhuma) dan rivayet edilmiştir ki, Hazreti Osman (RadıyALLAHu Anh), Efendimiz'e (SallALLAHu Aleyhi ve Sellem ) Besmele'den sordu. Resullullah (SallALLAHu Aleyhi ve Sellem) de şöyle buyurdular: "O (Besmele), ALLAH-u Tealâ’nın isimlerinden bir isimdir. O'nunla Al*lah'ın en büyük ismi (İsm-i A'zam) arasında ancak, gözün siyahıyla beyazı ara*sındaki kadar mesafe vardır. Yani o kadar yakındırlar." [27]

    İbn-i Abbas (RadıyALLAHu Anhuman)ın şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "ALLAH'ın en büyük ismi "ALLAH" ismi şerifidir."[28]

    Cabir îbn-i Abdullah'tan (RadıyALLAHu Anh) rivayet edildi ki:

    "Besmele-i şerife inince bulut şarka (doğuya) kaçtı, rüzgar sakin oldu (dindi),deniz dalgalandı, bütün hayvanlar kulak verdiler. Şeytanlara da semadan taşlar yağdı. Ve ALLAH-u Tealâ Besmele-i Şerife hangi şey üzerine okunursa mu*hakkak o şeyde bereket yaratacağına dair İzzet ve Celâl'ine (ululuğuna ve büyüklüğüne) yemin etti."[29]

    İbn-i Mesut (RadıyALLAHu Anh) un şöyle buyurduğu rivayet edildi:

    "Her kim, ALLAH-u Tealâ'nın ondokuz zebaniden kendisini kurtarmasını istiyorsa, Besmele okusun ki, ALLAH-u Tealâ onun için Besmelenin her bir har*finden ondokuz meleğin herbirine karşı bir kalkan yapsın."[30]

    İbn-i Abbas (RadıyALLAHu Anhuman)ın merfu'an (Efendimiz (SallALLAHu Aleyhi ve Sellem e isnadederek) şöyle dediği rivayet edilmiştir :

    "Şübhesiz bir muallim (hoca) bîr sabiye (küçük çocuğa): "Besmele oku." dediği zaman, o hocaya da, çocuğa da, onun anne ve babasına da, cehennemden beraat (kurtuluş) yazılır."[31]

    Hazreti Ali (RadıyALLAHu Anh) den rivayet edilmiştir ki o, (Efendimiz SallALLAHu Aleyhi ve Sellem 'e isnat ederek) şöyle buyurdu :

    "Bir tehlikeye düştüğünde: de. Zira bunun sebebiyle ALLAH-u Tealâ, dilediği çeşit-çeşit belâları geri çevirir."[32]

    Safvan İbn-i Selim'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir :

    "Cinler insanların eşya ve elbisesini kullanırlar. Sizden hanginiz bir el*bise alır veya koyarsa Besmele çeksin zira ALLAH'ın ismi mühürdür. "[33]

    Hazreti Aişe (RadıyALLAHu Anhan) nin şöyle buyurduğu rivayet edildi :

    Besmele-i şerife inince dağlar inim inim inledi. O kadar ki, Mekke ehli dağların uğultusunu duydular ve: "MUHAMMED (SallALLAHu Aleyhi ve Sellem) dağları da büyüledi." dediler. Bundan dolayı ALLAH-u Tealâ bir duman gönderdi taki, Mekke ehlinin başına çöktü. Bunun üzerine Resulullah (SallALLAHu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: "Her kim yakinen (şüphesiz) inanarak Besmele-i şerifeyi okur*sa, dağlar onunla beraber teşbih eder. Ancak dağların bu teşbihi duyulmaz."

  2. #2

    Standart RE: Ruhul Furkan Tefsİrİ Fatİha Suresİ

    RABITA hocam Allah razı olsun,Emeğinize sağlık

  3. #3

    Standart

    paylaşım için emeğine sağlık.


    mes´ul olduğun şeyle meşgul ol.

  4. #4
    İSTİKAMET GÜVENLİK ARAL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    26.12.2007
    Bulunduğu yer
    İSTANBUL
    Mesajlar
    10.124

    Standart

    güncelleme

  5. #5
    İSTİKAMET GÜVENLİK ARAL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    26.12.2007
    Bulunduğu yer
    İSTANBUL
    Mesajlar
    10.124

    Standart

    güncel

  6. #6

    Standart

    Hem Fatiha ile başlamak, yani bir şeye yaramayan ve yerinde olmayan nâkıs, fakir mahlukları medih ve minnettarlığa bedel, bir Kâmil-i Mutlak ve Ganiyy-i Mutlak ve Rahîm-i Kerim olan Rabb-ül Âlemîn'i medh ü sena etmek; hem اِيَّاكَ نَعْبُدُ hitabına terakki etmek, yani küçüklüğü, hiçliği, kimsesizliği ile beraber, ezel ve ebed sultanı olan Mâlik-i Yevmiddin'e intisabıyla şu kâinatta nazdar bir misafir ve ehemmiyetli bir vazifedar makamına girip, اِيَّاكَ نَعْبُدُ وَ اِيَّاكَ نَسْتَعِينُ demekle bütün mahlukat namına kâinatın cemaat-ı kübrası ve cem'iyet-i uzmasındaki ibâdât ve istianatı ona takdim etmek; hem اِهْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَقِيمَ demekle, istikbal karanlığı içinde saadet-i ebediyeye giden, nuranî yolu olan sırat-ı müstakime hidayeti istemek.Sözler ( 46 )
    İMAN MUHABBETİ ,İSLAMİYETTE UHUVVETİ İSTİLZAM EDER.

+ Konuya Cevap Yaz

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok