+ Konuya Cevap Yaz
2. Sayfa - Toplam 5 Sayfa var BirinciBirinci 1 2 3 4 ... SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 11 ile 20 ve 49

Konu: Hangi Burçtansınız?

  1. #11
    Istikamet Özel Üye CAN-I CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    18.08.2007
    Bulunduğu yer
    Dersaadet...
    Mesajlar
    2.360

    Standart

    Erzurumlu İbrahim hakkı efendinin marifetname kitabından bir bölüm...

    10-BÖLÜM:


    İKİNCİ BÖLÜM


    Burçlar sahibi göğü; burçların şekillerini ve isimlerini; burçların

    katlarını ve sabit yıldızları; ayın menzillerini; gök cisimlerinin

    uzaklıklarını dört madde ile bildirir.



    Birinci Madde


    Sekizinci feleği bildirir.



    Ey aziz, malum olsun ki, astronomlar demişlerdir ki: Feleklerin ve

    unsurların üç tabakası birbirini kuşatıp, biri birine bir derece teğet ve

    çakışır olmuştur ki, feleklerde ve unsurlarda zerre kadar boşluk kalmayıp,

    her tarafı dopdoludur. Hepsinin dönüşü başka türlü olup, kuşakları

    kendilerine kabuk ve zarf olmuştur. Şimdi, en dışta olan kuşak, yukarıda

    anlatıldığı gibi büyük felektir. Onun içinde bulunan kuşak, sekizinci

    felektir ki, burçlar feleği ve sabit yıldızlar feleği namıyle meşhurdur.

    Büyük felek boşluğunda durması ve sabit olması ile anılmıştır. Merkezi,

    âlemin merkezi olup; kutbu, âlemin kutbundan bir tarafa 23,5 derece

    eğilimli olup, paralel iki yüzüyle kuşatılmış bir kürevî cisimdir. Yumru

    sathının üzerinde olan büyük feleğin dip yüzeyine teğettir. Dip yüzeyinde

    olan boşluğunda, zühal feleğinin yumru yüzeyine teğet olmuştur. Sayısız

    sabit yıldızlarla işlenmiş ve süslenmiştir. Hayallerde şekillenen on iki

    burçla nakışlanmış ve renklenmiştir. Umumi eksen olan felekler feleği

    (büyük felek) ile âlemin merkezi çevresinde doğudan batıya hareket eder,

    bütün uydularıyla yirmi dört saatte bir devresini tamamladığından başka,

    kendine has hareketiyle âlemin kutbundan başka olan kutbu üzere ve

    güneşitleyiciden gayri iki tarafa kutbu kadar eğilmiş olan kuşağı üzere,

    batıdan doğuya yavaş yavaş döner. Aheste hareketiyle altında dikilmiş olan

    sabit yıldızları toptan o tarafa alıp gider. Yetmiş güneş senesinde kendi

    kuşağı yörüngesinde ancak bir derece yol alır. O halde ikibinyüz senede

    bir, bir burcu geçer ve yirmibeşbin ikiyüz senede bir devresini tamam eder.

    Filozoflar: Bu süre tamamında, denizlerin ve karaların yer

    değiştirmesinden, bütün âlemin işleri, sırları en iyi bilen Allah'ın

    takdiri ile baştan ayağa değişir, demişlerdir. Bu feleğin dahi altında,

    küçük felekler varsaymaya hacet kalmayıp, ancak büyük dairelerden burçlar

    dairesi; bu feleğin çevresinde, iki kutbu arasında farzolunup, oniki burcun

    şekilleri bu kuşağının bizzat kendinde olarak belirlenmiştir. Altı büyük

    daire dahi, bu feleğin iki kutbu üzerinde kesişir farzolunup, sekizinci

    felek, bu altı daire ile kavun ve karpuz üzerindeki çizgiler şeklinde oniki

    kısım olup; her bir kısmına bir isim ile burç adı verilip: Meselâ, koç

    burcu, kova burcu vs. denilmiştir.



    İkinci Madde


    Belirlenmiş yıldızlar ile bulunan şekilleri ve burçlar semasının dört

    katını bildirir.



    Ey aziz, malum olsun ki, astronomlar demişlerdir ki: Oniki burcun her

    birinde, mesela karpuzun her dilimi ortasında yani sekizinci feleğin oniki

    diliminin her birinin yarısında; belirlenmiş yıldızların toplu görünümü,

    bir şekle benzer olarak gözetlenip, o burçların isimleri görüntülerine

    göredir. Mesela koç burcu, sekizinci feleğin sahasında bir dilimdir ki,

    onun dilimlerinde gözlenen yıldızlar, birer çizgi ile birbirlerine

    bağlansa, ondan koç şekli görünür. Öteki burçlar da böyledir ve

    görünüşlerine göre isim alırlar. Bu feleğin tamamen boşluğunu dolduran

    sayısız yıldızlardan, eski filozofların gözlemleri gereğince; binyirmiiki

    ışıklı yıldızı içeren hayvan ve eşyaya benzer kırksekiz suret hayal

    edilmiştir. Üçyüzkırkaltı gözetlenmiş yıldızın şekillenmesiyle oniki şekil

    belirlenmiş ve oniki burç adıyla isimlendirilmiştir. Bu suretlerin

    yirmibiri kuşağın kuzeyinde bulunup, onlarla üçyüzaltmışaltı yıldız

    zat olunmuştur. Kırk sekiz suretin kalanı olan onbeş suret, kuşağın

    güneyinde bulunup; gözetlenmiş yıldızlardan üçyüzonaltı yıldız dahi

    bunların sahasında belirlenip, sayılan binyirmiiki yıldız tamamıyla tesbit

    edilmiştir.

    Ek: Malûm olsun ki, merhum yazarın (İbrahim Hakkı) saydığı üzere, yıldızlar

    iki kısma ayrılıp; bir kısmına sabit yıldızlar ve diğerine gezegen adı

    verilir. Bir kısmına sabit adı verilmesinin sebebi: Birbirlerine olan

    uzaklığın miktarı daima eşit olup; fazlalaşıp, eksilmediklerine dayanır.

    Onlar, bu bahiste anlatılan sabit feleklerdir. Öteki kısmına gezegen

    denilmesinin sebebi: Bunlar başka başka yürüyüp hareket ettikçe,

    birbirlerine kâh uzak kâh yakın olduklarına binaendir. Bunlar yedi

    gezegendir ki, her biri bir felekte bulunur. Bu gezegenler, bazen bir yerde

    toplanıp kümelenerek, ufuk dairesinin birbirine karşı derecelerinde karşı

    karşıya bulunurlar. Sabit yıldızların miktarı, sonraki filozofların sözüne

    göre; binyüzoniki adet yıldız olup, ışıklı cisimler oldukları

    belirlenmiştir. Birbirlerinden ayrılmak ve her birine bir isim konulmak

    imkânsız olmakla: Bilginler toplu görünümlerini altmışa bölüp, her birine

    bir şekil üzere isimler vermeyi uygun görüp ve her bir şekle, eski

    filozoflar arasında şöhret yapmış kimselerin isminden, bazı hayvan, bitki,

    cisim ve âlet isimlerinden birer isim koymuşlardır ki, aşağıya konulan

    felekler şeklinde görülmektedir.

    Adları geçen seksen şeklin her biri, birkaç yıldızdan bir topluluk olarak

    düşünülüp, onların onikisi, burçlar kuşağındadır. Bu yıldızlardan ayılan

    üçyüzkırkaltı yıldızı içine alır. Oniki burcun isimleri şunlardır: 1- Koç,

    2- Boğa, 3- İkizler, 4- Yengeç, 5- Aslan, 6- Başak, 7- Terazi, 8- Akrep,

    9- Yay, 10- Oğlak, 11- Kova, 12- Balık.

    Burçlar kuşağının kuzeyinde üçyüzaltmış yıldız gözlenmiş olup, yirmi bir

    surete tatbik edilmiştir. İsimleri şunlardır: Küçük ayı, büyük ayı,

    Keykavuş, kuş... Güneydeki dörtyüzaltı yıldıza, yirmiyedi surete benzeyip,

    isimleri böyledir: Kitas, cebbar, tilki, köpek, gemi... Bütün bunlar sadece

    gözetlenebilen yıldızlardır. (Bugünkü bulgularla bu sayı seksensekiz olarak

    tesbit edilmiştir). Mesela kehkeşan (samanyolu) da bulunan yıldızların henüz

    sayıları tesbit edilememiştir. Öte yandan yıldızların, yere uzaklığı ve

    yakınlığından mı küçük veya büyük göründükleri henüz meçhuldür. Doğrusunu

    ancak Allah Taâlâ bilir.

    Oniki burcun altısı, güneşitleyici dairenin kuzeyinde olmakla, bunlara:

    Kuzey burçları derler. Altısı dahi güneşleyicinin güneyinde olduğu için,

    onlara: Güney burçları derler. Kuzey burçları: Koç, boğa, ikizler, yengeç,

    arslan ve başaktır. Güney burçları: Terazi, akrep, yay, oğlak, kova ve

    balıktır. Bu burçların dördüne: Değiştiren derler; dördüne: Sabit ve

    dördüne: Karıştıran derler. Değiştiren burçlar: Koç, yengeç, terazi ve

    oğlaktır. Bunlara değiştiren denmesinin sebebi: Güneş unlardayken bir

    mevsimden bir mevsime geçmiş olur. Ama koçta güneş bulunduğunda, zaman

    kıştan bahara döner. Güneşin yengece girmesiyle zaman, bahardan yaza döner.

    Güneş teraziye girdiğinde, zaman, yazdan sonbahara döner. Güneş oğlağa

    girdiğinde, zaman, sonbahardan kışa döner. Koç burcunun başlangıcına,

    ilkbahar noktası; yengeç burcunun başlangıcına, yaz dönümü; terazi burcunun

    başlangıcına, sonbahar noktası; oğlak burcunun başlangıcına, kış dönümü

    derler. Sabit burçlarsa: Boğa, aslan, akrep, kova burçlarıdır. Bunlara

    sabit denmesinin sebebi: Ne değiştirenler gibi değişme noktasında kalır, ne

    karıştıranlar gibi iki surette belirirler. Karıştıranlar: İkizler, başak,

    yay ve balıktır. Bunlara bu ismin verilmesinin sebebi: Güneş bu burçların

    paralelinde iken, her birinde zaman, bulunduğu durumla diğer durum arasında

    karışmıştır. İkizlerde, zaman, ilkbahardayken, yaza dönüp yazla karışır;

    Başakta zaman, yazdayken sonbaharla karışır; yazdayken, zaman,

    sonbahardayken kışla karışır. İkizlerde, zaman, kıştayken ilkbaharla

    karışır.

    Sonraki filozoflar, nazarında oniki burçla yedi gezegen, tıpkı dört unsur

    gibi değişik tabiatlar üzeredirler. Onlar, her üç burcu bir tabiatta bulup,

    burçlar tirigonometresi adını vermişlerdir Koç, aslan ve yay burçlarına

    ateş üçlüsü derler ki,her birinin tabiatı, sıcaklık ve kuruluktur. Boğa,

    başak ve oğlak, toprak üçlüsüdürler ki, her birin tabiatı; soğukluk ve

    kuruluktur. İkizler, terazi ve kova, hava üçlüsüdürler ki, her birinin

    tabiatı, sıcaklık ve rutubettir. Yengeç, akrep ve balık, su üçlüsüdürler

    ki, her birinin tabiatı, rutubet ve soğukluktur. Şimdi sırasıyla bu

    burçlara: Ateşsel burç, topraksal burç, havaî burç ve susal burç derler.

    Oniki burcu bu minval üzere sayarlar. Öte yandan oniki burcun bazısını

    erkek, bazısını dişi tabiatte bulup, bazılarını gündüze, bazılarını geceye

    nispet etmişlerdir ki: Altı burç erkek, altısı dişidir. Erkek olanlar: Koç,

    ikizler, aslan, terazi, yay ve kova burçlarıdır ki, bunlar tekil

    burçlardır. Dişiler0 Boğa, yengeç, başak, akrep, oğlak ve balıktır ki,

    bunlar ikildir. Şimdi, koç burcundan başlayıp, sırasıyla burçları, bir

    erkek, bir dişi sayarlar ve oniki burcun tamamına değin giderler. Ateşî ve

    havaî üçlerde erkek burçlar bulunup; topraksal ve susal üçlülerin tümü

    dişi bulunup: Gündüzsel erkek ve gecesel dişi olmuştur.

    Burçlarla ilgili tablolar aşağıdadır.

    Burcun durumları İlkbahar Yaz Sonbahar Kış

    Değiştirenler Koç Yengeç Terazi Oğlak

    Sabitler Boğa Aslan Akrep Kova

    Karıştıranlar İkizler Başak Yay Balık



    Üçüncü Madde



    Sabit yıldızlardan olan ayın konaklarını isimleri ve şekilleriyle; burçlar

    feleğinde olan mekanlarıyla ve kırk enlemde doğuş ve batışlarını yerleri ve

    vakitleriyle bildirir.



    Ey aziz, malum olsun ki, Hak Taala Kelam-ı Kadim'inde: "Ay için de konaklar

    tayin etmişizdir," (36/39) buyurduğu ayın konakları yirmi sekizdir ki, bu,

    burçlar feleğinde sabit olan gözlenmiş yıldızlardan burçlar kuşağının

    yakınında bulunup; ay, kendi feleği kuşağında batıya hareketiyle koç

    burcunun yarısında güneş ile karşılaştıkça; her gece bir yıldız beraberine

    geldikçe, o yıldız bir konak itibar olunmuştur. Ay, süratli hareketiyle

    oniki burcu yirmisekiz günde kat edip ve devredip, yine yerine döndüğünden,

    yirmisekiz konak bulunmuştur. İlk konak şeratin, son konak ise reşa olarak

    isimlendirilmiştir. Her iki konak arası oniki derece elliiki saniye

    olmakla; oniki burcun her biri yirmisekiz konaktan iki konak ve üçtebir

    konağı yaklaşık olarak içermiştir. Bu durum, altı sene önce yazılmış olan

    şu manzumede anlatılmıştır.

    MANZUME

    Allah adıyle başlarız haberi

    Kıldı takdir şems ile kameri

    Hamd lillah Habibine salavat

    Şems ve mah eyledikçe hoş harekât

    Badehü Hakkı der ey ehl-i hitab

    Ehl-i hey'et ysözüncedir bu kitab

    Nazm kıldım kitab-ı muteberi

    Dedim ismin menâzil-i kameri

    Oldu ebyatı cümle yüz doksan

    Binyüz altmışbeş idi sâl ey cân

    Çarh-ı Sâmin ki oniki bölünür

    Her bölükte otuz sehm bulunur

    Oniki burcu oniki ay olur

    Üç bahar olur dahi yay olur

    Üç harif olur üç dahi kıştır

    Çâr fasl oniki ay olmuştur

    Evvel azar ikinci nisandır

    Ü eyyar râbi hazirandır

    Hâmis oldu temmuz ve sâdisi âb

    Oldu eylül sâbii behesab

    Sâmin ve tâsi oldu teşrineyn

    Kış dü kânun ve yek şubat ey zeyn

    Gelmeden gün bürûc âvâiline

    On gün akdem şuhur-ı rum biline

    Oniki burca bunlar esmâdır

    Bir hamel iki sevr ve cevzâdır

    Seretân ve esedle sünbüledir

    Burc-u mîzan ve akrabî biledir

    Kavs ile cedî ve delv ve hût eğilir

    Yılbaşı ol hamel sayılır

    Çünkü şeş burc otuz pâyı geçmiştir

    Bil yıl eyyâmın üçyüz altmışbeş

    Çarh-ı Sâmindedir bu kısm-ı rüsum

    Ondadır cümle sâbitan-ı nücum

    Devr-i şarkî seri' seyrandır

    Hep tulu ve gurup o devrandır

    Oniki burc yirmidört saat

    İçre bir devri hatm eder râhat

    Çün döner nısf-ı burc bir saat

    Saat onbeş derecedir âdet

    Çarh-ı çaremde gün musana'dır

    Üstünde zemin murassa'dır

    Ol felek devr eder güneş seyri

    Onda yok necm ü şemsten gayri

    Garbdan şarka gün gider her gün

    Üçyüz altmışbeşinde biri göğün

    Seyr eder şems günde bir derece

    Ayda bir burcu kat' eder böylece

    çün tahavvül eder her ay birine

    Yıl tamamında hem gelir birine

    Ruz-u şeb hatt-ı üstüvada sevâ

    Arzı kırk cüz' olan mekânda ola

    Ol cedîye gelse gün rahşân

    Zemherîr ibtidasıdır o zaman

    Saat-ı şeb o gece onbeş olur

    Gündüzün saatı dokuzu bulur

    Pes gece günden altı saat alır

    Üç gün üç gece bir karara kalır

    Badehü gün be gün etval olur

    Ta hamel evvelin bu şems bulur

    Nakledende gün ol hamele

    Gece gündüz beraberine gele

    Gün doğandan bitene dek o zaman

    Oniki saat ola bî noksan

    Gün bitenden doğana dek gece hem

    Oniki saat oa olmaya kem

    Hem yine gün be gün etval olur

    Seratan evvelin güneş ki bulur

    Saat-i ruz o günde onbeş olur

    Ol şebin saatı dokuzu bulur

    Pes gündüz şebden altı saat alır

    Üç gün üç gece ol karara kalır

    Badehü gün be gün şeb etval olur

    Ta ki mîzanın evveline gelir

    Gelse mîzanın ibtidasına gün

    Ruz ve şeb hem beraber olur o gün

    Çün hamel evvelile bu birdir

    Şark ve garb ikisine bir yerdir

    Pes yine gün be gün şeb etval olur

    Ta güneş cedînin evveline gelir

    Yılda bir yol bu devr-i dâimdir

    Arz-ı mimde bu tavrı kâimdir

    Çarh-ı çaremde şems her nicedir

    Hem kamer bu felekte öylecedir

    Çarh-ı evveldedir kamer mirât

    Ol musaykal-ı kesiftir bizzat

    Cerm-i şemsir ziyası daimdir

    Şems ile nur-u mah kaimdir

    Cerm-i mah muzlem ve müdavverdir

    Ol güneşten yana münevverdir

    Câyî çün günle arzın arasıdır

    Arza doğru muhak karasıdır

    Ertesi gece çün hilal görünür

    Nurlu yandan bize hayal görünür

    Gün be gün ay güneşten olup ırak

    Arza doğru yüzü olur berrak

    Çarde menzilin mah eylese seyr

    Şems ve mah beynine karib ola yer

    Şems ile mah hoş mukabil olur

    Görünür nur-u bedr kâmil olur

    Çünki mir'at-ı şemsdir bu kamer

    Zulmet-i leyli nur mahz eyler

    Şemse oldukça mukarreb hem ay

    Azar azar görüne nursuz cây

    Çün bulur hem o şems-i tâbânı

    Bize doğru döner donuk yanı

    Ayda bir yol bu devr-i daimdir

    Bu muhak ve bu bedri kaimdir

    Oniki burcu gün keser bir yıl

    Kat' eder meh bir ayda cümleyi bil

    Garbdan şarka hem kaber dolaşır

    Günde onüç derece yol yer oluşur

    Şems ile çün kamer muhak bulur

    ertesi gece ay mukaddem olur

    Günde oniki cüz'ü o şems geçer

    Oniki burc bist heşt ölçer

    Pes menâzil yirmi sekiz olur

    Her birine nişanı yıldız olur

    Her nişanın bir ismi resmi var

    Say müretteb yeriye bil ey yar

    Şeratin ve betin ve pervin şâ'

    Debran hak'a hen'a ile zira'

    Nesre ve tarafa cebhe ve zîre

    Sarafa ava semak ve pes gafera

    Hem zebânen ve badehü eklil

    Kalb ve şol niayimi hoş bil

    Belde zâbin bel'-ı suud ihya

    Pes mukaddem muahhar oldu reşa

    Gökyüzünde menâzil-i kameri

    Bilmek istersen eyle şeb nazarı

    Gözle hem âfıtab-ı tâbânı

    Çün bulur ibtida-yı mîzanı

    Ol gün oldukta şems ufukta ayan

    Nokta-i maşrık oldur eyle nişan

    Hem edende o gün ufukta gurub

    Nokta-i mağrib ol yeri bil hub

    İki yandan dü nokta evsatı al

    Kıl nişan nokta-i cenub ve şimal

    Kıl bu dört nokta evsatın tahmin

    Heşt nokta ufuktan et tayin

    Ufku farzet üçyüz altmış ay

    Pes ul ve gurubu ondan say

    Kırk derece arzda menâzil ede zuhur

    Nokta-i maşrıkın şimalinden

    Hem yirminci cüz'ü hilalinden

    Şeratin iki necm-i âlidir

    Bir cenubî biri şimalîdir

    Bir zirâ ikisi arasını say

    Bist ve heşt hameldir onlara cây

    Ol cenubî yanında râsıhtır

    Bir küçük yıldız ismi bâtıhtır

    Şeratinden muahhar olan berah

    Hem betîn ol ikinci menzil-i mah

    Nokta-i maşrıkın şimaline bak

    Noktadan doğa kırk derece ırak

    Üç küçük nemedir müselles var

    Burc-u sevrin önünde buldu karar

    Çün iki saat ol şeb ede ubur

    Ülker üçüncü menzil ede zuhur

    Nokta-i maşrıkın şimalinden

    Hem otuz derece kemalinden

    Hûşe şeklinde altı kevbdir.

    Sevrin yirmi dördü munsabdir

    Ol şeb üç saat ve rubu'da heman

    Doğa dördüncü menzil debran

    Noktadan on sekiz derece şimal

    Berk urur necm-i hâmisi fi'l-hal

    Dal şeklinde penç yıldızdır

    Burc-u cevzada câyı sekizdir dört

    Buçuk saat ol şeb etme hücum

    Menzil-i hâmis ede huka tulu'

    Nokta-i maşrıkın şimali hemin

    Cüz-ü sâminde şekl nokta-i şin

    Re's-i cebbar adı seh necm-i nihan

    Burc-u cevzada bistemde ayan

    Beş buçuk saat ol şeb etse mürur

    Hüna altıncı nokta ede zuhur

    Nokta-i maşrıkın şimaline bak

    Noktadan onsekiz derece ırak

    İki yıldız şimal ve garbı kebir

    Seretan cüz'-ü hâmisinde münir

    bekle beş saat ol şeb ile nigâh

    Göresin tâ zıra'-ı heftem mâh

    Nokta-i maşrıkın şimaline git

    Noktadan kırk derece tahmin et

    İki rûşen sitâredir be akab

    Garbı şuara-yı Şâmi4dir bel'akab

    Oldur ol şimali bir yıldız

    Seretandan beridir on sekiz

    Olsa saat yedi o şeb-i kâmil

    Görünür nesre heştem menzil

    Nokta-i şarkın şimaline gel

    Her yirmibeşinci cüzünü al

    Hurde encümden öbür paresidir

    Çâr necm murabba arasıdır

    İsmi şura-yı yemanîdir bil

    Hem eset evvelindedir hasıl çün

    sekiz saat ol şeb etse güzar

    Görünür tarafa tâsi ile nazar

    Nokta-i maşrıkın şimalinden

    Hem otuzuncu cüzü kemalinden

    İki yıldız biri eseddendir

    Esedin onbeşinde rûşendir heşt

    Ve nîm saat ol şeb etse mürur

    Aşır-ı mah cebhe ede zuhur

    Nokta-i maşrıkın şimalini al

    Ta yirmibeşinci cüzüne gel

    Bir muavvec hat üzere dört kevkeb

    Ol cenuhu azim ve ruşen hep

    Oldu kalb'ül-esed büyük yıldız

    Hem esedden biri yirmisekiz

    olsa saat dokuçbuçuk o seher

    Zîredir onbirinci doğa meğer

    Nokta-i maşrıkın şimaline var

    Kıl yirmibeşinci cüzde karar

    Koşa yıldız cenubîdir ruşen

    Sünbüle onbeşi ona mesken

    Çün doğar gün onunla bir doğa

    Noktadan sarfa kırk şimal iva

    Sarfa ol necmi ol kadarın

    On ikinci menazil-i kamerin

    Horde encüm muhit oldu nişan

    Sünbüle âhiridir ona mekan

    Oldu iva beş encüm ruşen

    Tuttu mizanın onbeşinde vatan

    Çün menazilden onüçüne heman

    Maşrıkından o şeb bilindi mekan

    Bâkisin mağrib ile bil o zaman

    Mağribe bak o şeb hem eyle nişan

    Çünkü bir saat ol şeb ede güzar

    Menzil-i çâr hem ufukta gider

    Nokta-i mağribe nazar hoş kıl

    Batar onda ysemak eazli bil

    ismidir fahz-ı sünbüle ey can

    Resmidir bîst-i pençem mizan tâ kim

    Üç saat ol şeb ede duhul

    Panzed hem gufre ancak ede nüzul

    Nokta-i mağribin şimalini al

    Her yirmisekiz derecede kal

    Bir mukavves hat üzere üç kevkeb

    Yeridir cüz-ü evvel akreb

    Hem bir ismi samek ramıh'dır

    Üstü ramh ve kendi çârıhdır

    Çâr menzil ala't-tevali ol

    On beşinden evvel ede nüzul pes

    Rübue saat olsa ol şeb hub

    Şânezd hem zebane ede gurub

    Nokta-i mağribin gurubuna var

    Ondan ondokuzuncu cüzüde biter

    İki yıldız mukabil ve berrak

    İkinin arası bir mızrak

    Hem bir ismi de pele-i mizan

    Burc-u akreb önüdür ona mekan

    Çün iki saat ola ol şeb târ

    Oldum eklil on yedinci batar

    Nokta-i mağribin cenubuna bak

    Noktadan otuz derece ırak

    Yer var bî hat üzere üç kevkeb

    Ruşeni oldu cebhe'tül-akreb

    Akreb oldu bir ismi hem ey yar

    Burc-u akrebde cây-ı bist çıhar

    Bekle saat ikibuçuk ola tâ

    Hejde hem kalb-i akreb onda bata

    Nokta-i mağribin cenubunu bul

    Otuzüçüncü cüzü garbını bul

    Bir mukavves hat üzere üç kevkeb

    Sâdis burc-u kavs ona matlub

    Kalb-i akreble bile şöyle varıb

    Nokta-i mağribin cenubuna bak

    Noktadan kırk dokuz derece ırak

    Koca yıldızdır ikisi berrak

    Buldu kavsin yirmisinde durak

    Bekle dört saat ol gece oturup

    Bîstemdir niayim ide gurup

    Nokta-i mağribin cenubunu bul

    Otuzüçüncü cüzüdür ona yol

    Çâr necmi sağar ve çârı kibar

    Tuttular cedî evailinde karar

    Dahi beş saat ol şeb uyuma tâ

    Kim yirmi birinci belde bata

    Nokta-i mağribin cenubunu al

    Ta yirmisekiz dereceye gel

    Kıta-i Çarhdir ki sâde olur

    Encüm etrafına kılade olur

    her bir adı kıladedir ey can

    Evsat-ı cedî burcun etti mekan

    Ger yedi saat olsa şeb-i rayih

    Bata bist ve düm adı zâbih

    Nokta-i mağribin cenubunu al

    Ondan ensekizinci cüzde kal

    İki yıldız şimalidir a'zam

    Bir küçük necm anında adı ganem

    Zâbih anı eder gibi kurban

    Ol devl üçüne oldu mekan

    Heft ü nîm saat ol şeb olma melül

    Bîst ve sevm belidir ede nüzul

    Nokta-i mağribin cenubunu nice

    Noktadan say yirmiüç derece

    iki ruşen sitaredir ki karib

    Bir küçük yıldız aralıkta garib

    Ol küçük yıldız ol şimale yakın

    Delvin ondördüdür mekanı hemin

    Ger dokuz saat ol şeb etse güzar

    sit ü çârem suud o demde gider

    Nokta-i mağribin cenubuhu bul

    Cüz-ü sâmin ufuktadır ona yol

    Bir mukavves hat üzere üç yıldız

    Delv burcunda cây onsekiz

    Onbuçuk saat ol şebeyle nazar

    Ahbih ü bist ü pençemine seher

    Nokta-i mağribe garib ve cenub

    Çâr kevkeb üçü müselsel olup

    Râbii sa'd ve hem redif ana nâm

    Hâmisi burc-u hutu kıldı makam

    Şarka bak hem o akşam et tevfik

    İrtifaiyle her birin tahkik

    Kim mukaddem dahi muahhar hem

    Doğalar şems batmadan akdem

    Birbuçuk saat akşama var iken

    İkisi dahi doğmuş ola maan

    Nokta-i maşrıkın şimalinden

    Bist-ü pençem cüz' kelalinden

    Doğa fer'i mukaddem onda ayan

    Aslı bir necmdir cenubu heman

    İkisinin arası bir mızrak

    Hatdan panzdehem o ferğa durak

    Nokta-i maşrıkın şimaline git

    Her otuzbir derece tahmin et

    Onda doğmuş ola muahhar nur

    Ferği aslından akdem ede zuhur

    İki yıldız ki suudu bir mızrak

    Ferği hut âhirinde hoş burak

    Şarka bak bul o şeb mahall-i ışa

    Doğmuş yirmisekizinci raşa

    Kalmış iken guruba bir saat

    Şarktan doğmuş ola ol rahat

    Nokta-i maşrıkın şimalinden

    Hem otuzuncu cüz kemalinden

    İki yıldız ki şarkı ve garbı

    Saf-ı encümledir sefine gibi

    Şekl-i ehlilcidir ol güya

    Hem hamel onbeşindedir hâlâ

    Nıfs-ı burc-u hamelde olsa muhak

    Meh güneşten bu resme ola ırak

    Menzil-i ûla olur şeratin

    Hem bu tertib ile raşaye değin

    Çün yirmisekiz gün içre kamer

    Bu menazilden ede cümle güzar

    Ol yirmisekiz günüyle gece

    Hem geçer şems ügünde bir derce

    Çün yirmidokuzbuçuk gün olur

    Şems ile hem kamer muhakı bulur

    Ol sebebden bir ay yirmidokuz

    Gün hesap olunur öbür ay otuz

    Badehü her ne şeb kılınsa murad

    Bu menazil tamam olur tâdad

    Olduğun gece şemse bir derece

    Kim ne burcun kaçındadı o gece

    Kıl hesab ibtida-yı mizandan

    Bil ne miktarı geçti şems ondan

    Geçe bir burcu iki saat o dem

    Hep menazil doğup batar akdem

    Pes her onbeş gecede bir saat

    İleri sâbitan eder sürat

    kim güneş her gün iki kursu kadar

    Seyr edip şarka geç guruba gider

    Her ne geçse buna kıyas olunur

    Bu hesab üzere cümlesi bulunur

    Çün geçer şems evvel ol hamele

    Emr ber aks olur kolaylı gele

    Maşrıktan ayan olan kevkeb

    Mağribiyle bilinmek olur hep

    Mağribinden beyan olan el'ân

    Maşrıkından bilinmeli o zaman

    Nereden doğa karşısında batar

    Kande batsa mukabilinde doğar

    Çün menazil bilindi bi't-tayin

    Oniki burcu bundan et tahmin

    Ta ki seyyar ve sâbit ola ayan

    Kim ne kevkeb ne burcu kıldı mekan

    Hoş bilindi kevakib ey Hakkı

    Seyr et eflâkı fikr kıl Hak'kı.

    (Haberi, Allah adıyla başlarız. Güneş ile ayı takdir kıldı. Hamd Allah

    için, salavat Habibine: Güneş ve ay hoş hareketler eyledikçe. Sonra hakkı,

    ey sözümü dinleyenler, der, bu kitab, astronomlar sözüncedir. Muteber

    kitabı nazm kıldım. Ay menzillerinin ismini dedim. Bütün beyitleri yüz

    doksan oldu. Ey can, sene binüçyüz altmışbeş idi. Sekizinci felek ki, oniki

    bölünüyor. Her bölükte otuz pay bulunuyor. Oniki burcu, oniki ay olur. Üç

    bahar olur, dahi yay olur. Üçü güz olur, üçü dahi kıştır. Dört mevsim,

    oniki ay olmuştur. Birinci mart, ikinci nisandır. Üçüncü mayıs, dördüncü

    hazirandır. Beşinci temmuz, altıncı ağustostur. Eylül yedinci, sekizinci ve

    dokuzuncu, teşrin-i evvel, teşrin-i sani oldu. Kış iki kanun ve bir de

    şubat oldu. Burçlar ortasına gün gelmeden, on gün önce rumî aylar biline.

    Oniki burca isimler bunlardır: Koç, boğa, ikizler, yengeç, aslan, başak,

    terazi, akrep, yay, oğlak, kova, balık. Koç, yılbaşı sayılır. Çünkü altı

    burç, otuz payı geçmiştir. Yılın günlerini üçyüz altmışbeş bil. Sekizinci

    felektedir resimler parçası. Bütün sabit yıldızlar ondadır. Doğuya dönüşü

    hızlıdır. Hep doğuş ve batış o dönüştür. Oniki burç, yirmidört saat içre

    bir dönüşü rahat tamamlar. Burcun yarısı yarım saat döner. Saat onbeş

    derecedir. Dördüncü felekte gün süslenmiştir. Yer üstünde kıymetli

    taşlardır. O felek, güneş seyrini devreder. Onda yıldız ve güneşten gayri

    yoktur. Batıdan doğuya gün gider her gün. Göğün, üçyüz altmışbeş

    derecesinden bir derece güneş günde seyr eder. Böylece ay da bir burcu

    kat eder. Her ay birine geçer. Yıl tamamında yerine gelir. Eşitlik

    çizgisinde, gece ile gündüz eşittir. Enlemi kırk olan yerde ola bu. Oğlağa

    gelse, gün aydındır. O zaman en soğuk günler başlangıcıdır. Gecenin saati o

    zaman onbeş olur. Gündüzün saati, dokuzu bulur. O zaman gece, günden altı

    saat alır. Üç gün üç gece bir karara kalır. Sonra gün, yavaş yavaş uzar. Ta

    koç evvelini bu güneş bulur. Gün koça nakledende, gece gündüz eşitliğine

    gele. O zaman gün doğandan bitene dek, noksansız oniki saat ola. Gün

    bitenden doğana dek gece de, oniki saat ola, eksik olmaya. Hem yeni gün

    gün uzar. Yengeç evvelini güneş ki bulur. Günün saati o günde onbeş olur.

    Gecenin saati dokuzu bulur. O zaman gündüz, geceden altı saat alır. Üç gün

    üç gece o kararda kalır. Sonra gün gün gece uzar. Ta ki terazinin evveline

    gelir. Terazinin başlangıcına gün gelse, gece ve gündüz de beraber olur o

    gün. Çünkü koç evveliyle bu, birdir.

    Doğu ve atı, ikisine bir yerdir. O halde yine gün gün gece uzar. Ta güneş

    oğlağın evveline gelir. Bu yılda bir yol daimi dönüştür. Mim enleminde bu

    halde durmaktadır. Dördüncü felekte güneş her nicedir? Ay da bu felekte

    öylecedir. Birinci felekte ay, aynadır. o bizzat parlak ve yoğundur.

    Güneşin ziyasi süreklidir. Güneş ile ayın nuru kaimdir. Ay, karanlık ve

    yuvarlaktır. O güneşten yana münevverdir. Yeri çünkü yerle güneşin

    arasıdır. Yere doğru çakışma, karasıdır. Ertesi gece, hilal görünür. Nurlu

    yandan bize hayal görünür. Gün gün ay, güneşten ırak olup, yere doğur yüzü

    berrak olur. Dördüncü menzilini ay seyr eylese, güneş ve ay arasına yakın

    la yer. Güneş ile ay hoş mukabil olur. Ondördü görünür, olgun olur. Çünkü

    güneşin aynasıdır bu ay. Gece karanlığını salt nur eder. Ay da güneşe yakın

    oldukça, azar azar görünür nursuz yer. Parlak güneşi bulduğunda, bize doğru

    donuk yanı döner. Bu, ayda bir yol sürekli devirdir. Bu çakışma ve bu

    bedridir. Gün oniki burcu bir yıl keser, ay bir ayda hepsini kateder.

    Batıdan doğuya ay da dolaşır. Günde oniki derece yer oluşur. Güneş ile ay

    çakışmayı bulur, ertesi gece ay önce olur. Günde oniki cüzü o güneş geçer.

    Oniki burç, yirmisekiz ölçer. O halde menziller yirmisekiz olur. Her birine

    nişanı, yıldız olur. Her nişanın bir ismi ve resmi var. Ey dost,

    tertiplenmiş say, yeriyle bil. (Burada tali yıldızların adları sayılıyor.)

    Gökyüzünde ayın menzillerini bilmek istersen, geceye bak. Gözle hem parlak

    güneşi. Terazinin başlangıcını bulduğunda, güneş ufukta göründüğü gün, doğu

    noktası odur, nişan eyle. Hem o gün ufukta batanda, batı noktası o yeri

    bil. İki yandan iki nokta ortasını al, güney ve kuzey noktalarını nişan

    kıl. Bu dört nokta ortasını tahmin kıl, ufuktan ekiz nokta belirle. Ufku

    üçyüz altmış ayak farzet. O halde doğu ve batıyı ondan say. Kırkıncı

    enlemde menziller, o ufuktan bu resme doğru doğa bata. Yarım saat evvel

    gece geçe, menzillerin başlangıcı ortaya çıka. Doğu noktasının kuzeyinden,

    hem yirminci cüzü hilalinden, iki parlak yıldız yüksektir; biri güneyde,

    biri kuzeydedir. İkisi arasını bir zira ay, yirmi sekiz; koştur, onlara

    yer. O güneydeki sabittir. Bir küçük yıldız, ismi batındır. İki parlak

    yıldızdan geri ola biraz. Batın da ayın ikinci menzili. Doğu noktasının

    kuzeyine bak. Noktadan kırk derece ırak doğa. Üç küçük yıldız, üçgen var.

    Boğa burcunun önünde karar kıldı. Çünkü o gece iki saat geçe, üçüncü

    menzilde ülker ortaya çıkar. Doğu noktasının kuzeyinden, otuz derece

    bitiminden huşe şeklinde altı yıldızdır. Boğanın yirmidördü bellidir. O

    gece üç saat ve çeyrekte heman, dördüncü menzile zebran doğa. Noktadan on

    sekiz derece kuzey, o durumda beşinci yıldızı doğar. Dal şeklinde beş

    yıldızdır, ikizlerde yere sekizdir. O gece dört buçuk saat, hücum etme,

    beşinci menzil huka doğa. Doğu noktanın kuzeyi, sekizinci cüzde, şının

    noktası şeklidir. Başı cebbar, adı üç gizli yıldız. İkizler burcunda gözle;

    o gece beş buçuk saat geçse, hüna altıncı nokta zuhur ede. Doğu noktasının

    kuzeyine bak; noktadan onsekiz derece ırak, kuzey ve batısı büyük iki

    yıldız, yengecin beşinci cüzünde parlak. Beş saat bekle o gece ile uyanık,

    yedi arşında ayı göresin. Doğu noktasının kuzeyine git, noktadan kırk

    derece tahmin et, iki parlak yıldızdır hemen sonra. Batısı, Şam şairlerinin

    sanıdır.

    Odur, o kuzeyli bir yıldız. Yengeçten beridir onsekiz, olsa saat yedi o

    gece tam görünür sekiz seçkin konak. Doğu noktasının kuzeyine gel, her

    yirmibeşinci cüzünü al, küçük yıldızlardan bulut parçasıdır. Dört yıldız

    karenin arasıdır. İsmi Yemen şairleridir, bil. Hem aslan evvelindedir

    hasıl çünkü, sekiz saat o gece geçse, görünür tarafa dokuz kere bak. Doğu

    noktasının kuzeyinde, hem otuzuncu cüzü bitiminden iki yıldız; biri

    aslandandır, aslanın onbeşinde parlaktır; sekiz ve yarım saat o gece

    geçse, ayın onuncu yüzü ortaya çıkar. Doğu noktasının kuzeyini al, ta

    yirminci cüzüne gel. İniş-çıkışlı bir çizgi üzere dört yıldız, güneyi büyük

    ve ışıklı hep oldu aslanın yıldızı büyük yıldız. Hem aslandan beri

    yirmisekiz olsa saat dokuz buçuk o seher, ziredir onbirinci doğa meğer,

    doğu noktasının kuzeyine var, kıl yirmibeşinci cüzde karar. Koşa yıldız,

    güneylidir parlak, başak onbeşi ona mesken. Çünkü doğar onunla gün bile.

    Noktadan şarka kuzeye farkı iva, sarfa o yıldızı, o kadarını ayın onikinci

    menzili küçük yıldız kuşattı, nişan başak sonudur ona mekan. Oldu iva beş

    yıldız parlak. Terazinin onbeşinde mekan tuttu. Menzilden onüçüne hemen

    doğuşundan o gece bulundu mekan. Kalanını batı ile bil o zaman. Batıya bak

    o gece, hem de nişan eyle. Çünkü o gece geçe, dört menzil de ufukta gider.

    Batı noktasına iyi bak. Betar onda semak silahsız bil. İsmi başak fahzı ey

    can. Resmi yirmibeş terazidir ta ki, üç saat o gece gire. Hem gufre onbeşte

    ancak iner. Batı noktasının kuzeyini al, her yirmisekiz derecede kal. Bir

    kavisli çizgi üzere üç yıldız, akrepin birinci cüzü yeridir. Bir ismi semek

    ve bir ismi ramıhdır. Üçtü mızrak ve kendi yaralayıcıdır. Dört menzil,

    burçlar sırası üzere, onbeşinden evvel ine. İşte zeyrek saat o gece, güneş

    parlayarak batar. Batı noktasının güneyine var, ondan ondokuzuncu cüzde

    batar. İki yıldız karşılıklı ve berrak, ikinin arası bir mızrak, bir cüzde

    batar. İki yıldız karşılıklı ve berrak, ikinin arası bir mızrak, bir ismi

    de terazi pelesi, akrep burcu önüdür ona mekan. O gece iki saat karanlık

    olur. Tac oldum, onyedinci batar. Batı noktasının güneyine bak, noktadan

    otuz derece ırak yer var. Aynı çizgide olmayan üç yıldız, ışıklısı akrebin

    cephesi oldu. Ey dost, bir ismi de akrep oldu. Akrep burcunda yirmidört

    yer, bekle saat ikibuçuk ola ta onsekiz, hem akrebin kalbi onda bata. Batı

    noktasının güneyini bul. Otuzüçüncü cüzünün batısını bul. Kavisli bir

    çizgi üzere üç yıldız. Altıncı yay burcu ona tâlibtir. Akrebin kalbiyle

    birlik şöyle varıp, batı noktasının güneyine bak, noktadan kırkdokuz derece

    ırak koca yıldızdır, ikisi berrak, buldu ayın yirmisinde durak. O gece

    oturup dört saat bekle. Yirmidir ay durağı bata. Batı notasının güneyini

    bul, otuzüçüncü cüzüdür ona yol. Dört yıldızı küçük, dördü büyüktür. Oğlak

    evvelinde karar tuttular. O gece beş saat daha uyuma, ta ki yirmibirinci

    belde bite. Batı noktasının güneyini al, ta yirmisekiz dereceye gel, felek

    kuşağıdır ki sâde olur, yıldız etrafına gerdanlık olur. Ey can, herbir adı

    gerdanlıktır, oğlak burcunun ortasını etti mekan, Şayet gece yedi saat

    gidici olsa, bata yirmi iki, adı zebayih.

    Batı noktasının güneyini al. Ondan onsekizinci cüzde kal. Kuzeyde iki

    yıldız büyüktür. Bir küçük yıldız, adı koyun. Zebayih onu kurban eder

    gibidir... Kova burcu üçüne mekan oldu. O gece yedibuçuk saattir, üzülme.

    Yirmiüç inince yutucudur. Batı noktasının güneyini nice noktadan say

    yirmiüç derece. İki aydınlık yıldızdır ki yakın, bir küçük yıldız aralıkta

    garip. O küçük yıldız kuzeye yakın, yeri kovanın ondördüdür. Eğer o gece

    dokuz saat geçse, yirmidördüncü yükseliş o demde gider. Batı noktasının

    güneyini bul. Sekizinci cüz, ufukta ona yoldur. Kavisli bir çizgi üzre üç

    yıldız, kova burcunda yer onsekiz. Onbuçuk saat o geceyle bak, ehbib

    yirmibeşine seher batı noktasına yakın ve güney dört yıldız, üçü üçgen

    olup, dördüncü saad ve de redif ona isim. Beşincisi balık burcunu kıldı

    mekan. Doğuya bak hem o akşam tevfik et yükselişiyle her birin incele ki,

    önceki dahi gecikmiş hem doğalar güneş batmadan önce. Akşama birbuçuk saat

    varken, ikisi birlikde doğmuş ola. Doğu noktasının kuzeyinden, yirmibeşinci

    cüzün bitiminden doğa önce bir kolu açıkça. Aslı bir yıldızdır, güneyi

    hemen ikisinin arası bir mızrak, balıktan panzede hem o şubeye durak. Doğu

    noktasının kuzeyine git, hem otuzbir derece tahmin et, onda gecikmiş nur

    doğmuş ola. Kolu aslından önce ortaya çıka. İki yıldız ki uzaklığı bir

    mızrak. Kolu balık sonunda hoş burak. Doğuya bak, yatsı yerini bul, doğmuş

    yirmisekizinci serpinti, guruba bir saat kalmış iken. Doğudan doğmuş ola o

    rahat. Doğu noktasının kuzeyinden, hem otuzuncu cüz bitiminden iki yıldız

    ki, doğu ve batısı gemiler gibi dizili yıldızlarladır. Şekilleri sanki

    yumurta biçimindedir. Hâlâ hem koç onbeşindedir. Koç burcunun yarısında

    çakışsa ay, güneşten bu resme ırak ola. İlk menzil şeratin olur. Bu tertip

    ile raşaya deği, yirmisekiz ygün içre ay bu menzillerden hep geçe. O

    yirmisekiz günüyle geçer güneş de geçer günde bir derece. Çün

    yirmidokuzbuçuk gün olur, güneş ile ay çakışır. O sebebden bir ay

    yirmidokuz gün hesap olunur, öbür ay otuz. Sonra her ne gece istense, bu

    menzilin sayılışı tamam olur. Güneşe bir derece olduğun gece ki, ne burcun

    kaçındadır o gece, hesap kıl terazinin başlangıcından. Güneş ondan ne

    miktarı geçti bil. Bir burcu iki saat geçe o dem hep menziller önce doğup

    batar. Şu halde her onbeş gecede bir saat ileri, sabit yıldızlar hızlanır

    ki, güneş her gün iki kursu kadar seyredip doğuya, batıya geç gider. Her ne

    geçse buna kıyas olunur, bu hesap üzere hepsi bulunur. Ne zaman güneş koçun

    evveline geçer. İş ters olur, kolaylı gelir. Doğudan çıkan yıldız,

    batısıyla bilinmek olur hep, olur, kolaylı gelir. Doğudan çıkan yıldız,

    batısıyla bilinmek olur hep, batısından açıklanan el'an doğusundan bilinmeli

    o zaman. Nereden doğa, karşısında batar. Kande batsa karşısında doğar.

    Menziller belirlemeyle bilindi. Oniki burcu, bundan tahmin et. Ta ki

    gezegen ve sâbit ola ayân. ne yıldız, ne burcu mekan kıldı? Yıldızlar hoş

    bilindi ey Hakkı, felekleri seyret, Hak'kı fikir kıl.)



    Dördüncü Madde



    Burçlar feleğinin ve onda olan sabit yıldızların uzaklık ve cisimlerini

    bildirir.



    Ey aziz, malûm olsun ki, rasatçılar, geometriciler ve matematikçiler;

    yıldızların ve feleklerin cisim ve uzaklıklarını kesin kanunlar ile

    hesaplarında görüş birliğine varmışlardır. Büyük feleğin yüzeyinin

    uzunluğunun mesafesini ki, burçlar feleğinin yüzey yumruluğunun

    uzaklığıdır, âlemin merkezinden takriben otuzüçbin kere bin ve

    beşyüzyirmibeşbin sekizyüz seksenbir fersah bulmuşlardır. Her bir fersahı

    üç mil ve her bir milli üçbin zera ve her bir zeraı, otuziki parmak

    genişliği kadar farz ve takdir kılmışlardır. Her bir parmağı, altı arpa eni

    kadar ve her bir arpayı, atın altı kılı miktarı itibar edip; cisimler

    âleminin uzaklığının hesabını bilmişlerdir. Burçlar feleğinin dip

    yüzeyinin bu merkezden uzaklığını takriben otuzüç kere bin ve beşyüzonbin

    dörtyüzelli fersah ve burçlar feleğinin kalınlığını takriben onbeşbin

    dörtyüzotuzbir fersah bulmuşlardır. Sabit yıldızları altı ayrı kısım bulup;

    birinci değer, ikinci değer, üçüncü değer, dördüncü değer, beşinci değer ve

    altıncı değer diye isimlendirmişlerdir. Birinci değerin tabakalarını,

    burçlar feleğinin kalınlığına mutabık ve eşit onbeşbin dörtyüz otuzbir

    fersah bulup; yıldızların cisimlerinin miktarını yerküreye oranla

    açıklamışlardır. Birinci değerin cisimlerini takriben altıbuçuk yer cismi

    kadar ölçüp ve farzedip; ikinci değerin cisimlerini beşbuçuk yer cismi

    miktarı; üçüncü değerin cisimlerini dörtbuçuk yer cismi miktarı; dördüncü

    değerin cisimlerini üçbuçuk yerküre gibi ve beşinci değerin cisimlerini üç

    buçuk yerküre kadar; altıncı değerin cisimlerini birbuçuk yeryuvarlağı

    miktarı bulmuşlardır. Bunları geometrik delillerle ispat edip, hesabını

    almışlardır. Bütün sabit ve gezegenleri, kendi yerlerinde belirli bir

    hareket ile merkezleri çevresinde hareket eder ve döner görüp: "Feleklerde

    duran hiçbir şey yoktur," mazmununca işin sırrına ermişlerdir.

    Yaratıcı, hakîm ve kudretli olan Allah münezzehtir. Büyüklüğünün celaletine

    ve kudretinin illetine aklın idraki erişemez...
    Konu .::TuFeYL::. tarafından (09.12.2012 Saat 21:57 ) değiştirilmiştir.

  2. #12
    Istikamet Özel Üye CAN-I CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    18.08.2007
    Bulunduğu yer
    Dersaadet...
    Mesajlar
    2.360

    Standart

    Burç adını verdiğimiz sistem, Samanyolu Galaksisi içinde bulunan, dairevi olarak dizilmiş on iki adet takım yıldızdan oluşmaktadır. Esasında bunların sayısı 14 olmakla birlikte iki tanesi diğer ikisinin arkasında kaldığı için (Akrep ile Yay burçlarının) kesişmektedir. Bu takım yıldızlar farklı sayılarda yıldızları ihtiva etmektedir. Kimisi 1 milyar, kimisi 400 ya da 600 milyon yıldızdan oluşmuştur.

    Kur’an’da Büruc adında bir Sûre vardır. (Büruc, burç kelimesinin çoğuludur.) Bu Sûrenin birinci Âyeti, meâlen şöyledir;

    “Burçlar sâhibi gökyüzüne...”

    Ruhul Beyân tefsirinde, ünlü mutasavvıf İsmail Hakkı Bursevi yukarıdaki Âyeti şöyle açıklamaktadır; “Burçlardan maksat, en yüksek felekte bulunan on iki burçtur. Bu yıldızlara burç denmesi, köşklere benzemesinden ötürüdür. Zira, Ay oralarda konaklamaktadır. Ayrıca Araplara çölde gözükmelerinden dolayı da burç denmiştir. Çünkü burç, bir şeyin güzellikleriyle ortaya çıkmasını ifâde eder. Kadın teberrüc etti, dendiğinde güzelliklerini ortaya koymada burç gibi oldu denmiş olur. Fakat bu burcların çıplak gözle herkese gözükmesi mümkün değildir, Güneş, her sene, gökyüzünün yirmi sekiz yerine taksim edilmiş olan bu on iki burcun tamamından geçer, Ay ise her ay uğrar. Bu burçlarda pek çok faydalar ve insanlar için nice yararlar vardır



    Ay, Güneş ve diğer gezegenlerin yansıtmış olduğu mânâların, günün saatleri üzerinde de etkili olduklarını biliyor muydunuz? Arzu edenler,gereken bilgileri Erzurumlu İbrahim Hakkı’nın tam metin tercümesi olan Marifetname isimli eserinde bulabilirler. Bu bilgileri yaşamınıza tatbik edebildiğiniz oranda her şeyin ne kadar olurunda gittiğini bizzat kendiniz tespit edebilirsiniz. Ayrıca Ay’ın burçlarda dolandığı 2,5 günlük süre içerisinde, hangi burçta iken neler yapılması gerektiği de özet olarak aynı eserden bulunabilir.
    Konu öMeR_FaRuK tarafından (10.08.2008 Saat 15:04 ) değiştirilmiştir.

  3. #13

    Standart

    Marifet namede gecen burçlar mevzu hakkında az çok malumatımız vardı uzun ama burada konunun anlaşılması için hayırlı olmuş.
    Burçları işin eğli olan kişilerce incelenip (islami açıdan) değerlendirmelerde bulunulması faydalı olabilir Ancak her önüne gelenin burçlar konusunda uzman kesilip insanları değerlendirirken burcuna göre değerlendirme yapması bana sakat geliyor
    Arakadaşlar doğumu öne alan çiftler var burç u beyenme diği için
    Eş seçimini buna göre yapanlar var.
    Konu öMeR_FaRuK tarafından (11.11.2008 Saat 21:39 ) değiştirilmiştir.
    Ayasofya’nın ışığa susamış şerefelerinin hakikatin aydınlığına ve sesine kavuşturulması,umudun uzayan gün ışığı altında mahyalarla donatılması bir zaruret haline gelmiştir. İlerisine geçilmez ve geri dönülmez bir zaruret haline…. Ayasofya’yı açar açmaz Batı’nın bir haçlı seferi düzenleyerek üzerimize yürüyeceğinden mi çekinmekteyiz. Öyleyse sırf bu korkuyu yenmek için Ayasofyayı açmalıyız…

    Sezai Karakoç

  4. #14
    BaZeK
    Gast

    Standart

    Burç adını verdiğimiz sistem, Samanyolu Galaksisi içinde bulunan, dairevi olarak dizilmiş on iki adet takım yıldızdan oluşmaktadır. Esasında bunların sayısı 14 olmakla birlikte iki tanesi diğer ikisinin arkasında kaldığı için (Akrep ile Yay burçlarının) kesişmektedir. Bu takım yıldızlar farklı sayılarda yıldızları ihtiva etmektedir. Kimisi 1 milyar, kimisi 400 ya da 600 milyon yıldızdan oluşmuştur.

    Kur’an’da Büruc adında bir Sûre vardır. (Büruc, burç kelimesinin çoğuludur.) Bu Sûrenin birinci Âyeti, meâlen şöyledir;

    “Burçlar sâhibi gökyüzüne...”

    Ruhul Beyân tefsirinde, ünlü mutasavvıf İsmail Hakkı Bursevi yukarıdaki Âyeti şöyle açıklamaktadır; “Burçlardan maksat, en yüksek felekte bulunan on iki burçtur. Bu yıldızlara burç denmesi, köşklere benzemesinden ötürüdür. Zira, Ay oralarda konaklamaktadır. Ayrıca Araplara çölde gözükmelerinden dolayı da burç denmiştir. Çünkü burç, bir şeyin güzellikleriyle ortaya çıkmasını ifâde eder. Kadın teberrüc etti, dendiğinde güzelliklerini ortaya koymada burç gibi oldu denmiş olur. Fakat bu burcların çıplak gözle herkese gözükmesi mümkün değildir, Güneş, her sene, gökyüzünün yirmi sekiz yerine taksim edilmiş olan bu on iki burcun tamamından geçer, Ay ise her ay uğrar. Bu burçlarda pek çok faydalar ve insanlar için nice yararlar vardır



    Ay, Güneş ve diğer gezegenlerin yansıtmış olduğu mânâların, günün saatleri üzerinde de etkili olduklarını biliyor muydunuz? Arzu edenler,gereken bilgileri Erzurumlu İbrahim Hakkı’nın tam metin tercümesi olan Marifetname isimli eserinde bulabilirler. Bu bilgileri yaşamınıza tatbik edebildiğiniz oranda her şeyin ne kadar olurunda gittiğini bizzat kendiniz tespit edebilirsiniz. Ayrıca Ay’ın burçlarda dolandığı 2,5 günlük süre içerisinde, hangi burçta iken neler yapılması gerektiği de özet olarak aynı eserden bulunabilir.


    Bu tesbitler bir bakıma doğru olabilir lakın Osmanlıdan kalma burçname görmüştüm...Hatta okudum...bunun açıklanması bıraz zor ... Bende burçları günlük olmasa da bilirim ve az çok kişilerin kişilikleri ile örtüştüğü düşüncesindeyim... İslami bakımdan iş fal boyutuna geldiğinde tehlike oluşturdugu kanısındayım...
    Konuyu dıkkatle takip ediyorum vesselam....
    Konu öMeR_FaRuK tarafından (10.08.2008 Saat 15:04 ) değiştirilmiştir.

  5. #15

    Standart

    "Allah'u ekber kebira, velhamdü lillahi kesira, sübhani bükreten ve esila"

  6. #16
    Istikamet Özel Üye SiNa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    10.02.2009
    Bulunduğu yer
    KOCAELİ
    Mesajlar
    10.407
    Blog Girişleri
    4

    Standart

    Burçların karaktere etki ettiğine inanıyorum..En azından benim burcum birebir örtüşüyor...Güvenliklerden rica,yazı boyutlarını küçültsenizde okurken gözlerimiz pörtlemese..:D

  7. SiNa mesajına Allah razı olsun dendi, ve diğer diyenler:

    ÇARE (10.12.2012)

  8. #17

    Standart

    Üçüncü Vecih: Eski Kozmoğrafya nazarında Güneş gezer. Güneş'in her otuz derecesini, bir burç tabir etmişler. O burçlardaki yıldızların aralarında birbirine rabtedecek farazî hatlar çekilse, birtek vaziyet hasıl olduğu vakit, bazı esed (yani arslan) suretini, bazı terazi manasına olarak mizan suretini, bazı öküz manasına sevr suretini, bazı balık manasına hut suretini göstermişler. O münasebete binaen o burçlara o isimler verilmiş. Şu asrın Kozmoğrafyası nazarında ise, Güneş gezmiyor. O burçlar boş ve muattal ve işsiz kalmışlar. Güneş'in bedeline Küre-i Arz geziyor. Öyle ise o boş, işsiz burçlar ve yukarıdaki muattal daireler yerine, yerde Arz'ın medar-ı senevîsinde küçük mikyasta o daireleri teşkil etmek gerektir. Şu halde buruc-u semaviye, Arz'ın medar-ı senevîsinde temessül edecek. Ve o halde Küre-i Arz her ayda buruc-u semaviyenin birinin gölgesinde ve misalindedir. Güya Arz'ın medar-ı senevîsi bir âyine hükmünde olarak, semavî burçlar onda temessül ediyor.

    İşte bu vechile Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, sâbıkan zikrettiğimiz gibi bir defa عَلَى الثَّوْرِ, bir defa عَلَى الْحُوتِ demiş. Evet mu'ciz-ül beyan olan lisan-ı nübüvvete yakışır bir tarzda gayet derin ve çok asır sonra anlaşılacak bir hakikata işareten bir defa عَلَى الثَّوْرِ demiş. Çünki Küre-i Arz, o sualin zamanında Sevr Burcu'nun misalinde idi. Bir ay sonra yine sorulmuş, عَلَى الْحُوتِ demiş. Çünki o vakit Küre-i Arz, Hut Burcu'nun gölgesinde imiş.

    İşte istikbalde anlaşılacak bu ulvî hakikata işareten ve Küre-i Arz'ın vazifesindeki
    Lem'alar ( 93 )
    İMAN MUHABBETİ ,İSLAMİYETTE UHUVVETİ İSTİLZAM EDER.

  9. #18

    Standart

    hareketine ve seyahatına imaen ve semavî burçlar, Güneş itibariyle muattal ve misafirsiz olduklarına ve hakikî işleyen burçlar ise, Küre-i Arz'ın medar-ı senevîsinde bulunduğuna ve o burçlarda vazife gören ve seyahat eden Küre-i Arz olduğuna remzen عَلَى الثَّوْرِ وَالْحُوتِ demiştir. وَاللّٰهُ اَعْلَمُ بِالصَّوَابِ

    Bazı kütüb-ü İslâmiyede sevr ve huta dair acib ve haric-i akıl hikâyeler, ya İsrailiyattır veya temsilâttır veya bazı muhaddislerin tevilâtıdır ki, bazı dikkatsizler tarafından hadîs zannedilerek Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'a isnad edilmiş.

    رَبَّنَا لاَ تُؤَاخِذْنَا اِنْ نَسِينَا اَوْ اَخْطَاْنَا
    سُبْحَانَكَ لاَ عِلْمَ لَنَا اِلاَّ مَا عَلَّمْتَنَا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلِيمُ الْحَكِيمُ
    Lem'alar ( 93 - 94 )
    İMAN MUHABBETİ ,İSLAMİYETTE UHUVVETİ İSTİLZAM EDER.

  10. #19
    Site İmamı Hakkani - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    02.10.2008
    Bulunduğu yer
    ...
    Mesajlar
    1.624
    Blog Girişleri
    57

    Standart

    Yıldızların insanlar üzerinde tesiri olduğuna inanmak şirktir.

    "okudum burcumun özellikleri tıpatıp bana uyuyor" diyenler dikkat: hadise psikolojiktir. bir tür akıl yanılgısı, şartlı yorumlamadır.

    Çünkü nefislerin özelliği herkeste aynıdır: nefis, emmartün bissu'dür. niza, ibae, tuğyan ve inkar hastalıkları ile maluldür.
    bunlar herkeste vardır. eğer nefisler herkeste aynı sıfatlara haiz olmasaydı aynı Şeriat ile mesul olmaz aynı emir ve yasaklardan sorumlu olmazdık.

    mesela burç yorumcusu ne der: filan burcun insanı tembeldir." bunu okuyan herkes kendinde gördüğü az ama çok olan tembelliğe bakarak aa beni anlatıyor der ve o yorumları doğru zanneder. ve hakeza
    Dünyaya Allahı tanımaya geldik, Habibine ittiba etmeye geldik.
    Bir cemaat azami takvaya riayet etmezse cümle müslümanlar mesuldür.

    Yek nazar eylese Ârif-i Billah.. Aslı kemharayı, mücevher eyler..

  11. #20

    Standart

    Kardeşim ben sana yıldızların var olduğunu ve peygamberimizin asm bir keresinde balık şeklinde bir keresindede öküz şeklinde görüp sahabeye söylediğine dair rivayet var olduğunu söylüyorum hemen itiraz etme taassubunu yen artıık sizler ehli ilim kişilersiniz iyi oku ve anla.&Birincisi: Hamele-i Arş ve Semavat denilen melaikenin birinin ismi "Nesir" ve diğerinin ismi "Sevr" olarak dört melaikeyi, Cenab-ı Hak arş ve semavata saltanat-ı rububiyetine nezaret etmek için tayin ettiği gibi, semavatın bir küçük kardeşi ve seyyarelerin bir arkadaşı olan Küre-i Arz'a dahi iki melek, nâzır ve hamele olarak tayin etmiştir. O meleklerin birinin ismi "Sevr" ve diğerinin ismi "Hut"tur. Ve o namı vermesinin sırrı şudur ki: Arz iki kısımdır: Biri, su; biri toprak. Su kısmını şenlendiren balıktır. Toprak kısmını şenlendiren insanların medar-ı hayatı olan ziraat, öküz iledir ve öküzün omuzundadır. Küre-i Arz'a müekkel iki melek, hem kumandan, hem nâzır olduklarından, elbette balık taifesine ve öküz nev'ine bir cihet-i münasebetleri bulunmak lâzımdır. Belki, وَالْعِلْمُ عِنْدَ اللّٰهِ o iki meleğin âlem-i melekût ve âlem-i misalde sevr ve hut suretinde temessülleri var. {(Haşiye): Evet Küre-i Arz, bahr-i muhit-i havaîde bir sefine-i Rabbaniye ve nass-ı hadîsle âhiretin bir mezraası, yani fidanlık tarlası olduğundan, o camid ve şuursuz büyük gemiyi o denizde emr-i İlahî ile, intizam ile, hikmet ile yüzdüren, kaptanlık eden melaikeye "Hut" namı ve o tarlaya izn-i İlahî ile nezaret eden melaikeye "Sevr" ismi ne kadar yakıştığı zahirdir.}İşte bu münasebete ve o nezarete işareten ve Küre-i Arz'ın o iki mühim nevi mahlukatına imaen lisan-ı mu'ciz-ül beyan-ı Nebevî, َاْلاَرْضُ عَلَى الثَّوْرِ وَالْحُوتِ demiş, gayet derin ve geniş bir sahife kadar mes'eleleri havi olan bir hakikatı, gayet güzel ve kısa birtek cümle ile ifade etmiş.

    İkinci Vecih: Meselâ nasılki denilse: "Bu devlet ve saltanat hangi şey üzerinde duruyor?" Cevabında: عَلَى السَّيْفِ وَ الْقَلَمِ denilir. Yani "Asker kılıncının şecaatine, kuvvetine ve memur kaleminin dirayetine ve adaletine istinad eder." Öyle de: Küre-i Arz madem zîhayatın meskenidir ve zîhayatın kumandanları da insandır ve insanın ehl-i sevahil kısmının kısm-ı a'zamının medar-ı taayyüşleri balıktır ve ehl-i sevahil olmayan kısmının medar-ı taayyüşleri, ziraatle öküzün omuzundadır ve
    Lem'alar ( 92 )
    İMAN MUHABBETİ ,İSLAMİYETTE UHUVVETİ İSTİLZAM EDER.

+ Konuya Cevap Yaz
2. Sayfa - Toplam 5 Sayfa var BirinciBirinci 1 2 3 4 ... SonuncuSonuncu

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok